T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2018/771KARAR NO
: 2018/796KARAR TR
: 24.12.2018
ÖZET: 1608 sayılı Kanun’un 1. maddesi ve 5326sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. mad-desiuyarınca verilen idari para cezası ile davaya konuTahakkuk Fişinin iptal edilmesi istemiyle açılandavanın, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3.maddesi ve aynı Kanun’un 27. maddesinin sekizincifıkrası hükmü bir arada değerlendirildiğinde İDARİYARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı
: M.Ç.
Davalı
: Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Vekilleri
: Av. S.Ş.
O L A Y
: Sakarya Büyükşehir Belediyesinin 9.11.2017 gün ve 792 sayılı Encümen Kararı ile, Özel HalkOtobüsleri Çalışma Yönetmeliği gereği 16.9.2017- 28.10.2017 tarihleri arasında yapılan denetimler sonucunda,davacının haksız kazanç sağladığı, toplu taşımacılık faaliyetleriyle ilgili usulsüz yöntemlere başvurduğunun (nakit ücretalınması) tespit edildiğinden bahisle, davacının 1.125,00 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş,Sakarya Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Daire Başkanlığınca 11.12.2017 gün ve 34337 sayılı Tahakkuk Fişidüzenlenmiştir.
Davacı, 9.11.2017 gün ve 792 sayılı Encümen Kararı ile verilen idari para cezası ile 11.12.2017 gün ve 34337sayılı tahakkuk fişinin iptali istemiyle idari yargı yerinde ayrı ayrı dava açmış, idari para cezasının iptali istemiyle açılandava Sakarya 1. İdare Mahkemesinin 2018/40, 11.12.2017 gün ve 34337 sayılı tahakkuk fişinin iptali istemiyle açılandava ise, Mahkemenin 2018/39 esas sayısına kaydedilmiştirSAKARYA 1. İDARE MAHKEMESİ; 25.1.2018 gün ve E:2018/40, K:2018/61 sayı ile, idari para cezasınıniptali istemiyle açılan davanın, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3 ve 27. maddeleri gereğince çözümünün adli yargıyerine ait olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddine karar vermiş, verilen karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir.Davacı, bu kez, idari para cezasının iptali istemiyle adli yargı yerine başvuruda bulunmuştur.SAKARYA 2. SULH CEZA HÂKİMLİĞİ; 16.3.2018 gün ve D. İş No:2018/582 sayı ile, başvuruya konuidari para cezasının Kabahatler Kanunu uyarınca verilmediği, Yönetmelik kuralına istinaden encümen kararı ile verildiğianlaşıldığından, itiraz edilen kararın encümen kararı olması nedeniyle, Encümen kararına karşı yapılacak itirazın görüm veçözümünün idari yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle başvurunun görev nedeniyle reddine karar vermiş, ayrıca dosyanıngörev uyuşmazlığının çözümlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine de karar vermiş, verilen karar itirazedilmeden kesinleşmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesinin Hicabi DURSUN’un başkanlığında, Üyeler Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, BirolSONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ’un katılımlarıyla yapılan 24.12.2018 tarihlitoplantısında:I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;Olay kısmında belirtildiği üzere tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada; idari yargı yerince adli yargı yeriningörevli olduğu gerekçesiyle verilmiş ve kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelendavayı inceleyen adli yargı yerinin sahip olduğu seçenekler ile verdiği karar bakımından bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir.1-2247 sayılı Yasanın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesiiçin adli ve idari yargı mercilerinin tarafları konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yoldaverdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.
Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilir.” hükmüne göre, idaremahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine adli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararınkesinleşmesi halinde, olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanında doğmuş bulunan bu uyuşmazlığıngiderilmesi istemi ise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.2- 2247 sayılı Yasanın 19. maddesindeki “Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi içinUyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değinerteler ” hükmüne göre ise, adli yargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlik kararı veren idari yargı yerineait olduğunu belirten gerekçeli bir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağına sahiptir. Şu kadarki, başvuru kararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilmesine değin işin incelenmesininertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir.Yasakoyucu, 14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görev uyuşmazlığı doğması halinde her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurma iradesini davanın taraflarına bırakmış iken, bu yönteme nazaran dahakısa zamanda çözüme ulaşılmasını amaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciinden sonradavayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmeden doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağını tanımıştır.Olayda, adli yargı yerince, görevsizlik kararı verilmekle birlikte, bununla yetinilmemiş, ayrıca görevli merciinbelirtilmesi için dava dosyasının re’sen Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine de karar verildiği anlaşılmıştır.Bu haliyle, her ne kadar 2247 sayılı Yasada öngörülen yönteme uymamakta ise de, davanın taraflarıncabaşvuruda bulunulmadığı gözetilerek, Sulh Ceza Mahkemesince re’sen yapılan başvurunun 2247 sayılı Yasanın 19.maddesi kapsamında olduğunun kabulü ile Uyuşmazlık Mahkemesinin önüne gelmiş bulunan görev uyuşmazlığınınçözüme kavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerek Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluş amacına uygun olacağındangörev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın idari yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacının Özel Halk Otobüsleri Çalışma Yönetmeliğine aykırı davranarak, toplu taşımacılık faaliyetleriyleilgili usulsüz yöntemlere başvurduğunun (nakit ücret alınması) tespit edildiğinden bahisle, Sakarya BüyükşehirBelediyesinin Encümen Kararı ile 1608 sayılı Umuru Belediyeye Müteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında 16 Nisan 1340tarih ve 486 Numaralı Kanunun Bazı Maddelerini Muaddil Kanun ile, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca verildiğianlaşılan idari para cezasının iptali istemiyle açılmıştır. Hangi fiil ve eylemlerin kabahat niteliğinde olduğu, idari yaptırım türleri ve bu türler arasında sayılan İdari ParaCezaları ile İdari Tedbirlerin neler olduğu ve bunlara itiraz yolları 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nda düzenlenmiştir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 2. maddesinde; “Kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında idari yaptırımuygulanmasını öngördüğü haksızlık anlaşılır.” hükmü yer almakta ve bu maddede kabahatin tanımı yapılmaktadır. Kanun’un “Kanunilik İlkesi” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında; “Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu,kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği,idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir.” hükmü, ikinci fıkrasında da “Kabahat karşılığı olanyaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir.” hükmü yer almakta, böylece hangi fiillerin kabahatoluşturduğunun kanunda açıkça tanımlanabileceği hususunun yanı sıra, idarenin de somut olayda olduğu gibi genel vedüzenleyici işlemleriyle tanımlama yapabileceği belirtilmiş, ayrıca işlenen bir kabahatin karşılığı olan yaptırımın türü,süresi, miktarının ancak kanun ile belirlenebileceği de ifade edilmiş olmaktadır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Çeşitli Kabahatler” üst başlığı altında düzenlenen “Emre aykırı davranış”başlıklı 32. maddesinde, “(1) Yetkili makamlar tarafından adlî işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığınkorunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye yüz Türk Lirası idarî para cezasıverilir. Bu cezaya emri veren makam tarafından karar verilir.(2) Bu madde, ancak ilgili kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde uygulanabilir.(3) 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesine diğer kanunlarda yapılan yollamalar,bu maddeye yapılmış sayılır.” denilmiş olup, olayda idari yaptırıma konu eylem bu kapsamda yer almaktadır. Belediye encümenlerinin Kabahatler Kanunu hükümlerine göre idari para cezası ve idari tedbir kararlarıverebileceğine dair hüküm 1608 sayılı Umuru Belediyeye Müteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında 16 Nisan 1340 tarih ve486 Numaralı Kanunun Bazı Maddelerini Muaddil Kanunun 8.2.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 23.1.2008gün ve 5728 sayılı Kanun’un 66. maddesi ile değişik 1. maddesinde, “Belediye meclis ve encümenlerinin kendilerinekanun, nizam ve talimat-namelerin verdiği vazife ve salahiyet dairesinde ittihaz ettikleri kararlara muhalif hareket edenlerlebelediye kanun ve nizam ve talimatnamelerinin men veya emrettiği fiilleri işleyenlere veya yapma-yanlara belediyeencümenince Kabahatler Kanununun 32 nci maddesi hükmüne göre idarî para cezası ve yasaklanan faaliyetin meninekarar verilir. Bu kararda ilgili kişiye bir süre de verilebilir.
Belediye encümeni kararında belli bir fiilin muayyen bir süre zarfında yapılmasını da emredebilir. Emredilen fiilinilgili kişi tarafından yapılmaması hâlinde, masrafları yüzde yirmi zammı ile birlikte tahsil edilmek üzere belediye tarafındanyerine getirilir.
Bu madde hükümleri ilgili kanunda ayrıca hüküm bulunmayan hâllerde uygulanır” denilmek suretiyle belirtilmiştir,somut olayda belediye encümeni tarafından tatbik edilen idari yaptırım kararı da bu kapsamda uygulanmıştır.
Bu haliyle, 1608 sayılı Yasa’da idari para cezasına ve idari tedbirlere karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenlemeyer almamaktadır, ancak olay kısmında bahsedilen 11.12.2017 gün ve 34337 sayılı tahakkuk fişinin idari davaya konu
edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu idari bir işlem olduğu dikkate alındığında; bu işlemin iptali istemiyle açılandavaya bakma görevi idare mahkemesine ait olmaktadır.
Açıldığı anlaşılan bu dava ile ilgili olarak Mahkememizce yapılan yazışmalar sonucu bu davanın derdest olduğu,28.11.2018 günlü ara kararı ile Sakarya 2. Sulh Ceza Hakimliğine yapılan başvuru hakkında karar verilinceye kadarbekletme kararı verildiği anlaşılmıştır.
5326 sayılı Kanun’un 3. maddesini değiştiren 6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesinde ise, “ (1)Bu Kanunun;a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmamasıhalinde,b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiillerhakkında,uygulanır” denilmiş; Kanunun 16. maddesinde, kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımların idaripara cezası ve idari tedbirlerden ibaret olduğu, idari tedbirlerin ise, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yeralan diğer tedbirler olduğu hükme bağlanmış; “Başvuru yolu” başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında , “İdari para cezası vemülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geçon beş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idariyaptırım kararı kesinleşir” hükmü yer almakta olup; 5560 sayılı Kanun ile eklenen sekizinci fıkrada ise; idari yaptırımkararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olmasıhalinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciindegörüleceği kurala bağlanmış, bu maddenin gerekçesinde de bu hükümle, Kabahatler Kanunu’ndaki düzenlemelerinortaya çıkardığı bağlantı sorununa çözüm getirilmesinin amaçlandığı ifade edilmiştir.19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren bu düzenlemeye göre, Kabahatler Kanunu’nun; idari yaptırım kararlarınakarşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğerkanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı ancak; idari yaptırım kararının verildiğiişlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idariyaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceğianlaşılmaktadır.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı;bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanınaçıldığı anda görevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerinin varlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme odava için görevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için)davaya bakmaya devam etmesi gerekir.İncelenen uyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idariyaptırım türlerinden biri olduğu, 1608 sayılı Kanun’da da idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemeningösterilmediği, ancak; idari para cezasının yanı sıra idari yargının görev alanına giren kararın(11.12.2017 gün ve 34337sayılı Tahakkuk Fişi düzenlenmesi) da verildiği ve dava konusu edildiği anlaşıldığından, idari para cezasının hukukaaykırılığı iddiasının da, idari yargı yerinde görüleceği kuşkusuzdur.Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesi ve aynı Kanunun 27. maddesine5560 sayılı Kanun’la eklenen sekizinci fıkra hükmü bir arada değerlendirildiğinde, 1608 sayılı Kanun’un 1. maddesiuyarınca verilen idari para cezası ile bu ceza hakkında düzenlenen tahakkuk fişi düzenlenmesine ilişkin karara karşıaçılacak davanın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Sakarya 2. Sulh Ceza Hakimliğince yapılan başvurunun 2247 sayılı Kanun’un 19. maddekapsamında kabulü ile, Sakarya 1. İdare Mahkemesince verilen 25.1.2018 gün ve E:2018/40, K:2018/61 sayılıgörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç: Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, Sakarya 2. Sulh CezaHakimliğince yapılan başvurunun 2247 sayılı Kanun’un 19. madde kapsamında kabulü ile, Sakarya 1. İdareMahkemesince verilen 25.1.2018 gün ve E:2018/40, K:2018/61 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 24.12.2018 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Hicabi
Şükrü
Mehmet
Birol DURSUN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
ÜyeSüleyman Hilmi
Aydemir
Nurdane
AYDIN
TUNÇ
TOPUZ