T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2019 / 805
KARAR NO : 2019 / 825
KARAR TR
: 23.12.2019 ÖZET: Karayolunda meydana gelen trafik kazasındauğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDEgörülmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacılar
: 1-E. U. Ve diğ.Vekili
: Av. İ. C.Davalı
: Toroslar Belediyesi Başkanlığı MersinVekil i
: Av.S. C. A.Adli Yargıdaİhbar Olunanlar: 1- H. Sigorta Genel MüdürlükVekil i
: Av. Ş. K.
2-Mersin Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVekil i
: Av. S. S.
3-İ. U.
O L A Y : Davacılar vekili dilekçesinde; 21.04.2016 günü saat 20:25 sıralarında İ. U.'ın sevk ve idaresindeki33 … 692 plakalı aracın, Fatih Sultan Mehmet Bulvarının batıdan doğuya gidiş bölümünün araç trafiğine kapatılaraksemt pazarı kurulmuş olması nedeniyle, yolun yapım ve bakımından sorumlu Mersin Büyükşehir Belediyesi veya Pazarkurulmasına karar veren Toroslar ilçe Belediye Başkanlığınca, mobil geçici gerekli trafik işaretlemesi yapılarak bantaktarımı yapılmamış olmasına rağmen, bulvarın doğudan batıya gidiş bölümüne tersten girerek doğu istikametine seyirhalinde Erzincanlılar Sitesi yan tarafına geldiğinde, karşı yönden gelen ve önündeki aracı sollayıp geçmeye çalışan sürücüAdem Uçar'ın idaresindeki 01 … 621 plakalı motosiklet ile karşı karşıya geldiğinde motosiklet sürücüsünün direksiyonhakimiyetini kaybederek devrildiğini ve 8 metre sürüklendikten sonra otomobilin ön kısmına çarptığını, kazada motosikletsürücüsü A. U.’ın öldüğünü, arkasında yolcu olarak bulunan eşi E.U.'ın ise yaralandığını, olayla ilgili soruşturmabaşlatıldığını ve Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalı belediyenin tali kusurlu olduğunu, vefat edenin eşinin veçocuklarının manevi zarara uğradıklarını, eşinin gözü önünde vefatına şahit olan Emine Uçar'ın ve diğer çocukların acısınınhala devam ettiğini belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; şimdilik, müvekkillerden E. U. için 1.000,00-TL, B.U. için 1.000,00-TL, K. U. için 1.000,00-TL, M. H. U. için 1.000,00-TL, T. G. için 1.000,00-TL, toplam5.000,00-TL maddi ve her bir müvekkil için 2.500,00-TL olmak üzere toplam 15.000,00-TL manevi tazminatın tahsiliistemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.MERSİN 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 31.5.2018 gün ve E:2017/140, K:2018/382 sayı ile, "(...)Dava, Toroslar Belediyesi Başkanlığı aleyhine hizmet kusuruna dayalı olarak açılmış rücuan tazminat istemine ilişkindir.Anayasa'nın 125/son maddesine göre; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlüdür.”2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/b maddesi ile; “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhaklan doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davasının idari yargı yerinde açılacağı düzenlenmiştir.”Toroslar Belediye Başkanlığı kamu tüzel kişisi olup, kamu hizmeti görmekle yükümlü bulunmaları nedeniylekamu hizmetleri sırasında verdikleri iddia olunan zararlardan dolayı oluşan sorumlulukları özel hukuk hükümlerine tabideğildir. Kamu tüzel kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşanzararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıyla anılan idarelerekarşı hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun Tın 2. maddesi hükmü uyarınca idariyargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekmektedir. İdari eylem ve işlemlerden doğan uyuşmazlıklarbakımından genel görevli yargı yeri idare mahkemeleridir. Adli yargı yerleri ancak özel düzenlemelerin varlığı halinde,idarenin eylem ve işlemlerinden doğan uyuşmazlıkları çözümlemekle görevlidirler.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi'nin emsal 17/01/2018 tarih, 2017/1310 esas, 2018/23karar sayılı kararında; "2918 Sayılı KTK'nun 10/b-1. maddesinde belediyelerin yapım ve bakımından sorumlu olduğuyolları trafik düzenini ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak zorunda olup, bulundurmaması nedeniyle meydana
gelen zarardan sorumlu olduğu düzenlenmiştir.KTK’dan doğan sorumluluk davaları 85 ve devamı maddelerinde düzenlenen “motorlu aracın işletilmesinin”sonucu doğan zararlar nedeni ile “motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin” sorumlu olduğudavalardır. Yani KTK 106 gereğince Devlet ve diğer kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların işletilmesi nedeniyle araçişleticisi sıfatıyla (KTK 85 gereğince) kamu idareleri ve kuruluşlarına karşı açılacaklar da dahil bütün araç sahibi veişleticilerine karşı açılan davalar adli yargı kolunun görev alanına girmektedir. Buna karşın kamu idareleri ve kuruluşlarınıntrafik güvenliği ve düzenini sağlamak amacıyla gerek kendi kuruluş kanunları gerekse 2918 sayılı KTK’ya göreyürüttükleri hizmetlerin, kamu hizmeti niteliğini taşıması ve yukarıda sözü edilen KTK’da görevlendirilen kamu idare vekuruluşlarının sorumluluklarına ilişkin her hangi bir düzenlemenin ayrıca KTK’da yer almaması dikkate alındığında, trafikdüzeni ve güvenliği hizmetlerinden kaynaklandığı iddia edilen zararların tazmini istemiyle ilgili idarelere karşı açılan davalaridari yargı kolunun görev alanına girmektedir.Aynı ilkeler Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26.02.2015 tarih, 2015/493 Esas, 2015/557 Kararsayılı, 2015/397 Esas, 2015/559 Karar sayılı ilamları ile de benimsenmiş ve idari yargı kolunun görevli olduğudeğerlendirilmiştir." ifadelerine yer verilerek belediyenin trafik düzeni ve güvenliği hizmetlerinden kaynaklandığı iddiaedilen zararın tazmini istemiyle ilgili idarelere karşı açılan davaların idari yargı kolunun görev alanına girdiği belirtilmiştir.Kural olarak idarenin zarar doğuran her türlü eylem ve işleminden doğan zararlar idari yargı yerinde davakonusu yapılmaktadır. Somut olay da bu genel kuralın istisnası niteliğinde olmadığından, hizmet kusuru nedeniyle oluşanzarardan kaynaklanan bu davanın İdare’ye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası olarak açılması gerekirdi. Yargıyolu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1 -b ve 115. maddelerinde düzenlenen ve yargılamanın her aşamasında re'sengözetilecek olan dava şartı olması nedeni ile yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdakihüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;YARGI YOLU NEDENİYLE DAVANIN REDDİNE..." karar vermiş, istinaf yoluna başvurulması üzerineAdana Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesince; 25.12.2018 gün ve Dosya No:2018/1298, K:2018/1391 sayı iledavacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş; temyizyoluna başvurulması üzerine Yargıtay 4.Hukuk Dairesince; 16.5.2019 gün ve E:2019/1034, K:2019/2912 sayı ile,temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün onanmasına kesin olarak karar verilmiş ve Mahkeme kararı kesinleşmiştir.Davacılar vekili bu kez, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydı ile, şimdilik Emine Uçar için 1.000,00-TL,B.U. için 1.000,00-TL, K.U. için 1.000,00-TL, M.H. U. için 1.000,00-TL, T. G.için 1.000,00-TL, toplam 5.000,00-TL maddi ve E. U. için 20.000,00-TL, diğer müvekkiller için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL manevitazminatın ödenmesi istemiyle Toroslor Belediye Başkanlığına karşı idari yargı yerinde dava açmıştır. MERSİN 2.İDARE MAHKEMESİ: 6.9.2019 gün ve E:2019/1011, K:2019/889 sayı ile, 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununun 1., 2.,10., 19.1.2011 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. ve geçici 21. maddesi hükmüne; ayrıca 2918 sayılı Kanunun 110. maddesininbirinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılanitiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesinin iptal istemini reddettiği 26.12.2013 tarih veE.2013/68, K.2013/165 sayılı kararına yer verdikten sonra; "(...) Bu durumda; 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi'nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanunmaddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tümkonularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 11.04.2016 günlü, E:2016/163, K:2016/110 sayılı kararı da aynıyöndedir.Diğer yandan, davanın Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.05.2018 tarih E:2017/140 sayılı"Görevsizlik kararı" üzerine açıldığı görüldüğünden, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi HakkındaKanununun 12. ve 15. maddeleri uyarınca Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleştiği tarihten başlayarakonbeş gün içinde Mahkememize sunulacak iki nüsha dilekçe ile “Olumsuz görev uyuşmazlığı” çıkartılmasınınistenebileceği de açıktır.Açıklanan nedenlerle; davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarıncagörev yönünden reddine...” karar vermiştir.Davacı vekili adli ve adli yargı yerlerince verilen görevsizlik kararları nedeniyle oluştuğu öne sürülen olumsuzgörev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvuruda bulunmuştur.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU,Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 23.12.2019 günlütoplantısında:I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; adlive idari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığıdoğduğu, idari yargı dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerine songörevsizlik kararını veren mahkemece, adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usuleilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile kararverildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, karayolunda meydana gelen trafik kazasında uğranılan zararların davalı idarece giderilmesi istemiyleaçılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleribelirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğuyolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklıişaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasındaolduğu belirtilmiştir.Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunandavalara uygulanmaz” denilmiştir.Dava dosyasının incelenmesinden; 21.04.2016 tarihinde Mersin İli, Toroslar İlçesi, Fatih Sultan MehmetBulvarı, Erzincanlılar sitesi yanında, davacıların yakını olan A. U.'ın sevk ve idaresindeki 01 … 621 plakalı motosiklete,İ. U. sevk ve idaresindeki 33 … 692 plakalı aracın çarpması sonucu Adem Uçar'ın hayatını kaybettiği; kazanın vezararın meydana gelmesinde davalı idarenin kusur ve sorumluluğunun bulunduğu iddia edilerek: uğranılan maddi vemanevi zararlara karşılık tazminat ödenmesi istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesive Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşlarıve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini
istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Mersin 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.5.2018 gün ve E:2017/140, K:2018/382sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Mersin 1.Asliye HukukMahkemesinin 31.5.2018 gün ve E:2017/140, K:2018/382 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 23.12.2019 gününde Üye Ahmet ARSLAN'ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİNOLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Hicabi
Şükrü
Mehmet
Birol
DURSUN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
Üye
Aydemir
Nurdane
Ahmet
TUNÇ
TOPUZ
ARSLAN
KARŞI OY İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım,bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğununidare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukuki sorumluluğundandeğil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurluişletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması karşısında uyuşmazlığınçözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevlikabul eden çoğunluğun kararına katılmıyorum.23.12.2019
ÜYE
Ahmet ARSLAN