T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2019 / 806
KARAR NO : 2019 / 826
KARAR TR
: 23.12.2019 ÖZET: Karayolunda meydana gelen trafik kazasındauğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDEgörülmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacılar
: Kendi adına asaleten, oğlu E. E. S.’a velayeten D. S.Vekili
: Av. M.B.-Av. F. A. D.Adli YargıdaDavalı lar
: 1-İstanbul Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. T. T.
2-Sampo Japon Sigorta A.Ş.Vekili
: Av. C.R.
3-Karayolları Genel MüdürlüğüVekili
: Av.M.Ş. A.İdari YargıdaDavalı
: İstanbul Büyükşehir Belediyesi BaşkanlığıVekil i
: Av.P. E.
O L A Y : Davacılar vekili dilekçesinde; 22.07.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında kazatutanağında da belirtildiği üzere “ ..sürücü S. SA. idaresindeki 34 … 7408 plakalı motosiklet ile Barbaros Bulvarınıtakiben Beşiktaş Meydan istikametine sol şeritten seyir halindeyken....yolda bulunan ve yolun kayganlığına sebebiyetveren maddenin de etkisiyle direksiyon hakimiyetini kaybederek sol muhtelif kısımlarının üzerine devrilir...” denildiğini, vebu kazada müvekkillerinin desteği Sinan Saçak'ın vefat ettiğini; bu kazanın meydana gelmesine yolun bakım veonarımından sorumlu olan kuruluşun Karayolları Genel Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi olduğundan bahisle; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile; şimdilik E. E. S. adına 500,00 TL, D. S. adına 500,00 TL olmak üzeretoplamda 1.000.00-TL tutarındaki tazminatın davalıların kusurları oranında müştereken ve müteselsilen temerrüttarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili istemiyle 1- Sampo Japon Sigorta A.Ş., , 2- Karayolları GenelMüdürlüğü ve 3- İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına karşı adli yargı yerinde dava açmıştır.ANKARA 9.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ: 25.2.2016 gün ve E:2015/323, K:2016/114 sayı ile, "(...)Açılan davada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü'nün hizmet kusurununbulunduğunun iddia edildiği, bu nedenle, bu davalılar aleyhine maddi tazminat davası açıldığı tartışmasızdır.Hizmet kusurundan kaynaklanan tazminat davalarına bakmakla görevli mahkemeler idare mahkemeleridir.Buna göre mahkememizce davalı sigorta şirketi aleyhine açılan davanın bu dosyadan tefriki ile başka esasakaydına ve Karayolları Genel Müdürlüğü ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine açılan davaların yargı yoluyönünden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM1-Dava dilekçesinin Karayolları Genel Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden yargıyolu itirazının kabulü ile reddine, görevli yargının idari yargı olduğunun tespitine,2-Davalı sigorta şirketi yönünden yargılamanın tefrik edilen dosya üzerinden devamına...(...)” karar vermiş,temyiz yoluna başvurulmaması üzerine bu karar kesinleşmiştir.Davacılar vekili bu kez fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, meydana gelen trafik kazasında davalıidarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen D.S. için 10.000-TL ve E.E.S. için 5.000-TLolmak üzere şimdilik toplam 15.000- TL “Destekten Yoksun Kalma" tazminatının 28.05.2015 tarihinden itibarenişletilecek avans faizi ile birlikte tazmini istemiyle İstanbul Büyükşehir Belediyesine karşı idari yargı yerinde dava açmıştır.
İstanbul 9.İdare Mahkemesi: 21.11.2018 gün ve E:2017/1637, K:2018/1992 sayı ile, uyuşmazlığın esasınıinceleyerek davanın kabulüne karar vermiş, istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge İdare MahkemesiDokuzuncu İdare Dava Dairesi: 27.6.2019 gün ve E:2019/361, K:2019/495 sayı ile, "(...) 2918 sayılı Karayolları TrafikKanununun 110. maddesinin birinci fıkrasında; işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davalarının, adli yargıda görüleceğihükme bağlanmıştır.Benzer bir uyuşmazlıkta, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinin anılan hükmünün iptaliistemiyle yapılan başvuruyu Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddeden. Anayasa Mahkemesinin 08/12/2011 tarih veE:2011/124, K:2011/160 sayılı kararında: "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunumun 110. maddesinin birincifıkrasında, bu Kanun'dan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceği öngörülmektedir. İtiraz başvurusundabulunan mahkeme ise idare mahkemesi olup davaya bakmakta görevli ve yetkili mahkeme değildir." yolundaki gerekçeside dikkate alındığında, anılan yasada yer alan görev kuralının idarelerin hizmet kusurundan kaynaklanan davaları dakapsadığının kabulü zorunludur.Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 26/11/2018 tarih ve E:2018/801. K:2018/792 sayılı kararı ile de; 2918sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi çerçevesinde, bahsi geçen kanun maddesinin karayollarında, can vemal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemlerikapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini,ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu, meydana gelen zararıntazmini istemiyle açılan davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği yolunda karar verilmiş olup, daha sonraverilen kararlar da aynı mahiyettedir.Dosyanın incelenmesinden; davalı idarenin gözetim ve denetimde, görev ve sorumluluğu içerisinde bulunan yolüzerinde motosikleti ile seyretmekte olan davacıların murisinin yol üzerine dökülen kaygan sıvının etkisiyle direksiyonhakimiyetini kaybederek orta refüje çarpması sonucu vefat etmesi sonrasında, 2918 sayılı kanun hükümlerine yapılanatıfla idarenin sorumluluğuna vurgu yapılarak, SAMPO JAPAN SİGORTA A.Ş., KARAYOLLARI GENELMÜDÜRLÜĞÜ ve İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI aleyhine Ankara 9. Asliye TicaretMahkemesinde dava açıldığı, anılan mahkemenin 25/06/2016 günlü ve E:2015/323. K:2016/114 sayılı kararıyla sigortaşirketi dışında belirtilen idareler açısından davanın hizmet kusuru ilkesi uyarınca açılan bir dava olması hasebiyle görevyönünden reddedildiği, bunun üzerine İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI davalı gösterilerek işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda; yukarıda aktarılan ve kesin olan Uyuşmazlık Mahkemesi kararları ve 2918 sayılı Yasanın19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde. 2918 sayılı kanun kapsamındaki sorumlulukçerçevesinde meydana geldiği belirtilen zararın tazmini istemiyle açılan davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğisonucuna varılmış olup, buna göre davanın görev yönünden reddedilmesi gerekirken işin esasına girilerek kararverilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.Öte yandan; davacılar tarafından bakılmakta olan davadan önce, Asliye Ticaret Mahkemesinde davanın açıldığıve anılan davadaki görevsizlik kararı üzerine bu davanın açıldığı dikkate alınarak. 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesinde yer alan, adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veyakesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargımercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciinbelirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvuracağı ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteleyeceği, yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek,gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderileceği hükmü uyarınca, AsliyeHukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı üzerine idari yargı yerlerinde açılan davalarda, İdare Mahkemesince,uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılması halinde, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerigereğince görevli yargı yerinin belirlenmesi için vereceği ara kararı ile Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyası getirtilmeksuretiyle Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması ve Uyuşmazlık Mahkemesince verilecek karar çerçevesinde kararverileceği de tabiidir.Açıklanan nedenlerle; İstanbul 9. İdare Mahkemesi'nce verilen 21/11/2018 tarih ve E:2017/1637,K:2018/1992 sayılı kararının kaldırılmasına...." kesin olarak karar vermiş ve dosya mahkemesine gönderilmiştir.İSTANBUL 9.İDARE MAHKEMESİ: 1.11.2019 gün ve E:2019/1616 sayı ile, "(...) Dava dosyasınınincelenmesinden, davacı tarafından, aynı istemle açılan davanın Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/09/2019günlü ve E:2015/323, K:2016/114 sayılı kararıyla, idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle görev yönündenreddedilmesi üzerine, Mahkememizde bakılan iş bu davanın açıldığı anlaşılmış ise de, iş bu uyuşmazlığın görüm veçözümünün idari yargının değil, adli yargının konusuna giren bir işlem olduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda, uyuşmazlığı çözmekte adliye mahkemeleri'nin görevli olduğu sonucuna ulaşıldığından, yukarıdametnine yer verilen 2247 sayılı Yasanın 19. maddesi uyarınca görevli mahkemenin belirlenmesi için, UyuşmazlıkMahkemesine başvurulması gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, görev uyuşmazlığı çıkarılması için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine...."karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU,Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 23.12.2019 günlü
toplantısında:I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, adli ve idari yargı yerleriarasında ortak davalı olan “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı yönünden” görev uyuşmazlığı doğduğu ve usuleilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile kararverildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, karayolunda meydana gelen trafik kazasında uğranılan zararın davalı idarece giderilmesi istemiyleaçılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleribelirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğuyolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklıişaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasındaolduğu belirtilmiştir.Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunandavalara uygulanmaz” denilmiştir.Dava dosyasının incelenmesinden; sürücü S. S.’ın, idaresindeki 34 … 7408 plakalı motosiklet ile BarbarosBulvarını takiben Beşiktaş Meydan istikametine sol şeritten seyir halindeyken yolda bulunan ve yolun kayganlığınasebebiyet veren maddenin de etkisiyle direksiyon hakimiyetini kaybederek trafik kazası meydana geldiği, adı geçeninhayatını kaybettiği; olayın meydana gelmesinde davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının kusur vesorumluluğunun bulunduğu iddia edilerek; uğranılan zararın tazmini istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesive Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşlarıve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazminiistemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, İstanbul 9.İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile, Ankara 9.Asliye TicaretMahkemesinin 25.2.2016 gün ve E:2015/323, K:2016/114 sayılı kararının, “davalı İdare yönünden verilen görevsizlikkararına ilişkin kısmının” kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 9.İdareMahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.2.2016 gün veE:2015/323, K:2016/114 sayılı kararının, “DAVALI İDARE YÖNÜNDEN VERİLEN GÖREVSİZLİKKARARINA İLİŞKİN KISMININ” KALDIRILMASINA, 23.12.2019 gününde Üye Ahmet ARSLAN'ın KARŞIOYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Hicabi
Şükrü
Mehmet
Birol
DURSUN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
Üye
Aydemir
Nurdane
Ahmet
TUNÇ
TOPUZ
ARSLAN
KARŞI OY İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım,bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğununidare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukuki sorumluluğundandeğil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurluişletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması karşısında uyuşmazlığınçözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevlikabul eden çoğunluğun kararına katılmıyorum.23.12.2019
ÜYE
Ahmet ARSLAN