T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2019/807KARAR NO
: 2019/807KARAR TR
: 23.12.2019 ÖZET: 4703 sayılı Ürünlere İlişkin TeknikMevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına DairKanun uyarınca verilen idari para cezası-nın iptaliistemiyle açılan davanın, ürünlerin “piyasaya arzınınyasaklanması, toplatılması ve bertaraf edilmesinev.s” ilişkin olarak verilen karar hakkında idari yargıyerinde dava açılmış olsa dahi, KabahatlerKanunu’nun 3 ve 27/1. maddesi hükümleri uyarıncaADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiğihk.
K A R A R Davacı
: S.S. Davalı
: Gümrük ve Ticaret BakanlığıVekili
: Av. M.D. O L A Y
: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü’nün 24.07.2015 gün ve 97344757/590-8591453 sayılı idari yaptırım konulu yazısı ile, davacıya ait firma tarafındanüretilen/ithal edilen “gri örme t-shirt”den numune alınarak “Bazı Tüketici Ürünlerinin Tehlikeli Kimyasal Madde İçeriğineYönelik Piyasa Gözetimi ve Denetimine İlişkin Tebliğ” kapsamında Ekoteks Laboratuar ve Gözetim Hizmetleri Ltd.Şti.’ne test ve muayenesi yaptırılan ürünlerin test raporunun incelenmesi sonucu, alınan numunenin içerdiği tehlikelikimyasal madde miktarının adı geçen Tebliğde izin verilen limitlerin üzerinde olması suretiyle temel gerekleri sağlamamasıve tüketicilerin sağlığına yönelik ciddi risk taşıması sebebiyle güvenli olmadığının anlaşılması üzerine, söz konusu ürünhakkında 4703 sayılı Kanun’un 11. maddesinde belirtilen önlemlerin alınmasına ve 12. maddesinin birinci fıkrasının (b)bendindeki idari para cezasının uygulanmasına karar verildiği;Bu doğrultuda 4703 sayılı Kanun, Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimine Dair Yönetmelik ile Gümrük veTicaret Bakanlığı Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliğinin ilgili hükümleri uyarınca;4703 sayılı Kanun’un 11. maddesi kapsamında adı geçen ürünün piyasaya arzının durdurulması, piyasadakiürünlerin toplatılması ve ürünün güvenli hale getirilmesi mümkün ise bunu ispat eden belgeler ve hazırlanan düzelticifaaliyet planı ile birlikte, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde Bakanlığa başvurulması, güvenli hale getirilmeyenya da güvenli hale getirilmesi mümkün olmayan ürünlerin tebliğ tarihinden itibaren en geç altı ay içinde davacı firmatarafından piyasadan toplatılıp bertaraf edilmesine ilişkin faaliyet planı hazırlanarak Bakanlığa sunulması, güvensiz ürüneilişkin verilen piyasaya arz yasağı, toplatma ve bertaraf kararlarının uygulanması ve risk altındaki tüketicilerinbilgilendirilmesi amacıyla, İl Basın İlan Kurumu şubesi aracılığıyla iki ulusal gazetede birer kere sayfanın dörtte biribüyüklüğünde, firmanın adı, unvanı ve adresini içeren,ürünün adı, markası, modeli, cinsi, fotoğrafı, seri ya da lot numarasıveya ürünü net şekilde tanıtan, ürünün geri çağrılma nedeni, güvensiz olduğu ve alınan önlemler hakkında bilgi veren,ürünün iade edileceği yerler veya üründeki sorunun giderilmesini teminen gönderilebileceği adresleri içeren, ürününtaşıdığı risk, riskten sakınmak veya sorunu gidermek için önerilen yöntemler hakkında bilgileri içeren ilanın yapılarakgazete örneklerinin Bakanlık idari işleminin tebliğinden itibaren on gün içinde Bakanlığa gönderilmesi, belirtilen şartlarauygun olarak hazırlanan ilanın, ulusal karasal TV kanallarından iki tanesinde 07:00-22:00 saatleri arasında yazılı ve sesliolarak açık ve anlaşılır biçimde 30 saniyeden az olmamak şartıyla birer kere yayınlatılıp TV kanalının logosunun, tarih vesaatinin görüldüğü yayın kayıtlarının ve yayına ilişkin TV kanalıyla yapılan sözleşme örneğinin tebliğ tarihinden itibaren ongün içinde Bakanlığa gönderilmesi, güvensiz ürünü satın alan risk altındaki kişilerin yerel yayın yapan gazete ve televizyonkanalları vasıtasıyla bilgilendirilmesinin mümkün olduğu durumlarda, bu duyuru yerel basın ve yayın organları yoluyla, riskaltındaki kişilerin tespit edilebildiği durumlarda ise bu kişilerin doğrudan bilgilendirilmesi yoluyla yapılabileceği;4703 sayılı Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca adına 14.651,00 TL idari para cezasıverildiği davacıya bildirilmiştir. Davacı, idari para cezasının iptali istemiyle adli yargı yerine başvuruda bulunmuştur.ADANA 1. SULH CEZA HÂKİMLİĞİ: 15.09.2015 gün ve D.İş No:2015/3191 sayı ile, 5326 sayılıKabahatler Kanunu’nun 27/8. maddesi uyarınca idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgiliolarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde, idari yaptırım kararına ilişkin hukukaaykırılık iddialarının bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği belirtildiğinden, itiraz edilen karardahem idari para cezasına, hem de idari işlem niteliğinde bir takım müeyyidelere yer verildiği görüldüğünden başvurunungörüm ve çözümünün idari yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle başvurunun görev yönünden reddine karar vermiş, verilenkarar itiraz edilmeden kesinleşmiştir.
Davacı, bu kez, idari yaptırım kararının iptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.ANKARA 8. İDARE MAHKEMESİ: 07.03.2019 gün ve E:2016/2565, K:2019/451 sayı ile, 4703 sayılıKanun uyarınca uygulanan işlemin, idari para cezası ve idari tedbir niteliğinde yaptırımlar olduğunda duraksamabulunmadığı, söz konusu idari yaptırımların, 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde sözü edilen ilgili kanunlarda yer alantedbirler kapsamında olduğu, ancak 5326 sayılı Kanun’un 19. maddesi ve 27. maddesinin sekizinci fıkrası kapsamınagiren idari işlemlerden de olmadığı, dolayısıyla, 4703 sayılı Kanun’da kanun yolu gösterilmediği dikkate alındığında, idaritedbir niteliği taşıyan yaptırımlara, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun genel hükümlerinin uygulanması gerektiğiaçıklanarak, davanın çözümünün adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiş,davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 12.09.2019 gün veE:2019/2477, K:2019/1841 sayılı kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesinin Hicabi DURSUN’un başkanlığında, Üyeler Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, BirolSONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 23.12.2019 tarihlitoplantısında:I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;Adli ve idari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, idari yargı dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacının istemi üzerine songörevsizlik kararını veren Mahkemece, adli yargı dosyası da temin edilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından “ idari para cezasının iptaliistemiyle açılan dava yönünden oluşan” görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Gülten Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın adli yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, 4703 sayılı Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca verilen idari para cezasınınkaldırılması istemiyle açılmıştır.29.6.2001 gün ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’un5. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Üretici, piyasaya sadece güvenli ürünleri arz etmek zorundadır. Teknik düzenlemelereuygun ürünlerin güvenli olduğu kabul edilir. Teknik düzenlemenin bulunmadığı hallerde, ürünün güvenli olup olmadığı;ulusal veya uluslararası standartlara; bunların olmaması halinde ise söz konusu sektördeki iyi uygulama kodu veya bilimve teknoloji düzeyi veya tüketicinin güvenliğe ilişkin makul beklentisi dikkate alınarak değerlendirilir.” denilmiş, 12.maddesinin birinci fıkrasında “Bu Kanunun; ..… (b) 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı hareket eden üreticilerhakkında on dokuz bin Türk Lirasından yirmi beş bin Türk Lirasına kadar…… idari para cezası uygulanır” denilerekidari para cezaları düzenlenmiş; “Ürünün piyasaya arzının yasaklanması, toplatılması ve bertarafı” başlıklı 11. maddesindeise, “İlgili teknik düzenlemeye uygunluğu belgelenmiş olsa dahi, bir ürünün güvenli olmadığına dair kesin belirtilerinbulunması halinde, bu ürünün piyasaya arzı, kontrol yapılıncaya kadar yetkili kuruluşça geçici olarak durdurulur.
Kontrol sonucunda ürünün güvenli olmadığının tespit edilmesi halinde, masrafları üretici tarafından karşılanmaküzere, yetkili kuruluş;a) Ürünün piyasaya arzının yasaklanmasını,b) Piyasaya arz edilmiş olan ürünlerin piyasadan toplanmasını,c) Ürünlerin, güvenli hale getirilmesinin imkânsız olduğu durumlarda, taşıdıkları risklere göre kısmen ya datamamen bertaraf edilmesini,d) (Değişik: 18/6/2017-7033/69 md.) (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen önlemler ve ürünün içerdiği risklerhakkındaki bilgilerin, üretici tarafından etkili olacak şekilde duyurulmasını, üretici tarafından yapılan duyuru veya duyuruşekli uygun bulunmaz veya yetersiz görülürse, ülke genelinde dağıtımı yapılan iki gazete ile ülke genelinde yayın yapan ikitelevizyon kanalında ilanı suretiyle risk altındaki kişilere duyurulmasını,Sağlar.Risk altındaki kişilerin yerel yayın yapan gazete ve televizyon kanalları vasıtasıyla bilgilendirilmesinin mümkünolduğu durumlarda, bu duyuru yerel basın ve yayın organları yoluyla, risk altındaki kişilerin tespit edilebildiği durumlardaise bu kişilerin doğrudan bilgilendirilmesi yoluyla yapılır.(Ek fıkra: 18/6/2017-7033/69 md.) İkinci fıkrada yer alan hükümler, yetkili kuruluş tarafından 4 üncü maddeninikinci fıkrasında belirtildiği şekilde hazırlanarak yürürlüğe konulan teknik düzenlemede yer alan diğer önlemlerin alınmasınıengellemez.Bu madde kapsamında alınacak önlemler, gerektiğinde Komisyona iletilir.” hükmü yer almış; 13. maddesinde, buidarî para cezalarına karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceğiöngörülmüşken, 23.1.2008 gün ve 5728 sayılı Kanun’un 496. maddesi ile 13. madde, ”Bu Kanunda yer alan idarî paracezaları, yetkili kuruluşlar tarafından verilir” şeklinde değiştirilmiş; 5728 sayılı Kanun, 8.2.2008 tarihinde yürürlüğegirmiştir.4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’da idari para cezasınave idari tedbirlere karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir.Öte yandan, 30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesini değiştiren 6.12.2006 günlü,5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesinde, “ (1) Bu Kanunun;a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmamasıhalinde,b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller
hakkında,uygulanır” denilmiş; Kanunun 16. maddesinde, kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımların idaripara cezası ve idari tedbirlerden ibaret olduğu, idari tedbirlerin ise, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yeralan diğer tedbirler olduğu hükme bağlanmış; “Başvuru yolu” başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise “idari para cezasıve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren engeç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idariyaptırım kararı kesinleşir.” ; 27. maddesine, 5560 sayılı Kanun ile eklenen sekizinci fıkrasında ise; idari yaptırımkararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmişolması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargımerciinde görüleceği kurala bağlanmış, bu maddenin gerekçesinde de bu hükümle, Kabahatler Kanunu’ndakidüzenlemelerin ortaya çıkardığı bağlantı sorununa çözüm getirilmesinin amaçlandığı ifade edilmiştir. 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren bu düzenlemeye göre, Kabahatler Kanunu’nun; idari yaptırım kararlarınakarşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğerkanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı ancak; idari yaptırım kararının verildiğiişlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idariyaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceğianlaşılmaktadır.Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nce, idari para cezası yönünden oluşan olumsuz görev uyuşmazlıklarınınçözümünde, idari para cezasına konu işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararında verilmiş olması ve dosya içeriğinden bu kararın idari yargı yerinde dava konusu edildiğinin anlaşılması halinde; idaripara cezasına ilişkin kararın hukuka aykırılığı iddiasının da, idari yargı yerinde görüleceği sonucuna varılarak, idari yargıyerince verilen görevsizlik kararlarının kaldırılmasına karar verilmiştir. Somut olayda, idari para cezasına konu işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak mülkiyetin kamuya geçirilmesiamacıyla “ürünlerin piyasaya arzının yasaklanması, masrafların üreticisi tarafından karşılanmak üzere piyasada bulunanürünlerin üreticisi tarafından toplanması, güvenli hale getirilmesi mümkün olan ürünlerin tespit edilen uygunsuzluklarınındüzeltilerek güvenli hale getirilmesi ve güvenli hale getirildiği kanıtlanmadan piyasaya sunulmaması, güvenli halegetirilemeyen veya getirilmesi mümkün olmayan ürünlerin bertaraf edilmesi, alınacak önlemlere ilişkin bilgilerin riskaltındaki kişilere duyurulması amacıyla mevzuata uygun olarak gerekli ilan, duyuru ve çağrıların yapılmasına” da kararverildiği, bu kararın iptali istemiyle idari yargı yerinde dava açıldığı anlaşılmış ise de; yukarıda anlatıldığı şekilde, sözkonusu yaptırımın kabahatler karşılığında uygulanacak olan mülkiyetin kamuya geçirilmesi amacıyla yapılanyaptırımlardan biri olduğu ve bu karara karşı 4703 sayılı Kanunda kanun yoluna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediğigözetildiğinde, oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının çözümünde, “ürünlerin piyasaya arzının yasaklanması, masraflarınüreticisi tarafından karşılanmak üzere piyasada bulunan ürünlerin üreticisi tarafından toplanması, güvenli hale getirilmesimümkün olan ürünlerin tespit edilen uygunsuzluklarının düzeltilerek güvenli hale getiril-mesi ve güvenli hale getirildiğikanıtlanmadan piyasaya sunulmaması, güvenli hale getirilemeyen veya getirilmesi mümkün olmayan ürünlerin bertarafedilmesi, alınacak önlemlere ilişkin bilgilerin risk altındaki kişilere duyurulması amacıyla mevzuata uygun olarak gerekliilan, duyuru ve çağrıların yapılmasına” ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargı yerinde açılan davanın bir önemininbulunmadığı, davanın adli yargı yerinde görüleceği açıktır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı;bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanınaçıldığı anda görevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesigerekeceği; ancak, yeni yasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerinin varlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme odava için görevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için)davaya bakmaya devam etmesi gerekir.İncelenen uyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idariyaptırım türlerinden biri olduğu, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına DairKanun’da idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, KabahatlerKanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yolunailişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle, görevli mahkemeninbelirlenmesinde 5326 sayılı Yasa hükümleri dikkate alınacağından, dava konusu idari yaptırım kararına karşı açılandavanın görüm ve çözümünde, anılan Kanunun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Adana 1. Sulh Ceza Hâkimliğince verilen 15.09.2015 gün ve D.İş No:2015/3191 sayılıgörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, Adana 1. Sulh CezaHâkimliğince verilen 15.09.2015 gün ve D.İş No:2015/3191 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 23.12.2019 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanHicabiDURSUNÜyeŞükrüBOZERÜyeMehmetAKSUÜyeBirolSONER
ÜyeAydemirTUNÇÜyeNurdaneTOPUZÜyeAhmetARSLAN