T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2019/836KARAR NO : 2019/861
KARAR TR : 23/12/2019 ÖZET: Davacı şirketin yapmış olduğu "lisanssızelektrik üretimi" için bağlantı başvurularının reddineilişkin davalı şirket işleminin iptali ve tazminatistemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDEçözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı
: A. Enerji Sistemleri ve İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi
Vekilleri
: Av. F.B.Ş.Av. S.B.
Davalı
: Meram Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi
Vekilleri
: Av. M.Ş.Ş.Av. A. Ö.
O L A Y
:Davacı vekili dava dilekçesinde; Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimineİlişkin Yönetmelik kapsamında lisanssız olarak (güneş enerjisi ile) elektrik üretimi ve ticareti yapmak amacıyla davalıKurum ile bağlantı anlaşması yapmak üzere başvuruda bulunan davacı şirketin başvurusunun hat kapasitesi nedeniylereddine ilişkin 04/12/2015 tarihli davalı işleminin; hukuka aykırı olduğu, gerekli şartları sağladığı, işlemin gerekçesininmevzuata aykırı olduğu iddialarıyla iptali istemiyle 02/02/2016 tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır.
Konya 1. İdare Mahkemesi: 11.02.2016 gün, E:2016/149, K:2016/155 sayılı dosyada "6446 sayılıElektrik Piyasası Kanununun 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli veçevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine görefaaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasadabağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanmasıdır." hükmüne yer verilmiş, 3. maddesinde; "Bağlantıanlaşması"; "Bir üretim şirketi, dağıtım şirketi ya da tüketicinin iletim sistemine ya da dağıtım sistemine bağlantı yapmasıiçin yapılan genel ve özel hükümleri içeren anlaşma" olarak tanımlanmış, 4. maddesinde; Kanun kapsamında yürütülecekpiyasa faaliyetleri arasında üretim ve dağıtım faaliyetleri de sayılmış, 14. maddesinde lisanssız elektrik üretim faaliyetlerineyer verilmiş, bu son maddenin uygulanmasının teminen de Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkinYönetmelik çıkarılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelikkapsamında lisanssız olarak (güneş enerjisi ile) elektrik üretimi ve ticareti yapmak amacıyla davalı Kurum ile bağlantıanlaşması yapmak üzere davacı şirketin davalı Kuruma müracaat ettiği, bağlantı başvurusunun hat kapasitesi nedeniylereddine dair Kurum işlemin iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Bakılan davada, davaya konu edilen işlemin mahiyetinin yukarıda aktarılan mevzuat çerçevesindedeğerlendirilmesi gerekmektedir.
Öncelikle, idari yargıda bir işlemin iptal davasına konu edilebilmesi için o işlemin "idari işlem" niteliğinihaiz olması gerektiği hususunda tartışma bulunmamaktadır. İdari işlem ise diğer vasıflarının yanısıra ve her şeyden önce"bir kamu idaresinin işlemi" olmak durumundadır. Olayımızda ise işlemi tesis eden Kurum olan MEDAŞ, faaliyetleri özelhukuk hükümlerine tabi bir özel hukuk tüzel kişisi olup, kamu idaresi niteliğinde bulunmadığı açıktır. Dolayısıyla anılanKurumun işlemlerinin idari işlem niteliğinde sayılması hukuken mümkün değildir.
Öte yandan, yukarıda aktarılan 6446 sayılı Yasa hükümlerine bakıldığında da, üretim ve dağıtım da dahilolmak üzere elektrik piyasası faaliyetlerinin tamamen özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, üretim/dağıtım şirketleriyle(olayda MEDAŞ'la) bu doğrultuda yapılacak bağlantı anlaşması ve diğer anlaşmaların da özel hukuk sözleşmesiniteliğinde olduğu, idari sözleşme vasfının bulunmadığı, olayda bağlantı anlaşması için tarafların yaptığı başvuru veişlemlerin de söz konusu bağlantı anlaşması öncesindeki değerlendirme sürecine ilişkin bir tür "icap" veya "icaba davet"mahiyetinde olduğu, dolayısıyla bu süreçteki işlemlerinin bir özel hukuk sözleşmesi olan bağlantı anlaşmasından müstakilolarak değerlendirilemeyeceği gibi, bu kapsamdaki dava konusu işlemin de idarilik vasfının da bulunmadığı açıktır.
Bu durumda, özü ve sonucu itibariyle tamamen borçlar hukuku çerçevesinde değerlendirilecek bir özelhukuk sözleşmesi niteliğinde olan söz konusu bağlantı anlaşmasına ilişkin davacı şirket talebinin reddi yönündeki (bir özelhukuk tüzel kişisi olan) davalı Kurum işleminin idari işlem özelliği taşımadığı açık olup, davacı şirketin bu işleme ilişkinolarak açtığı işbu davanın görüm ve çözüm yerinin de adli yargı mahkemeleri olduğu sonuç ve kanaatine varılmaktadır"gerekçesiyle "2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1-a bendi hükmü uyarınca davanın görevyönünden reddine" karar vermiş karar temyiz edilmiştir.
Danıştay 13. Dairesi: 09/05/2016 gün, E:2016/1468, K:2016/1524 sayılı ilamıyla "Dağıtım bölgelerininözelleştirilmesinde "işletme Hakkı Devri"ne dayalı "Hisse Satış Modeli" uygulanmakta olup, bu modele göre yatırımcı,özelleştirilen dağıtım şirketinin bulunduğu bölgedeki elektrik dağıtım lisansına sahip tek şirket olmaktadır. Ancak,yatırımcının işletme hakkını devraldığı dağıtım tesisleri ve bu tesislerin işletilmesinde varlığı zorunlu unsurların mülkiyeti
TEDAŞ'ın uhdesinde kalmaya devam etmektedir. Yatırımcı, dağıtım şirketinin hisselerinin sahibi olarak, TEDAŞ ileimzalanmış olan işletme hakkı devir sözleşmesi çerçevesinde dağıtım varlıklarının işletme hakkını elde etmektedir. Başkabir anlatımla, "hisse satış modeli"nde, mevcut varlıklar ile özelleştirme sonrası yatırımcı tarafından gerçekleştirilecekyatırımlar sonucu oluşacak yeni varlıkların mülkiyeti TEDAŞ'ta kalırken, yatırımcı, dağıtım tesislerinin ve bu tesislerinişletilmesinde varlığı zorunlu diğer unsurların işletme hakkı ile birlikte tüm yeni yatırımları gerçekleştirme yükümlülüğünüüstlenmektedir. Ayrıca yatırımcı, işletme hakkı çerçevesinde vereceği hizmeti ve üstlendiği yükümlülükleri, 4628 sayılıKanun ve ilgili alt düzenlemeler uyarınca ve EPDK'nın denetimi altında gerçekleştirmektedir.
Davalıdağıtım şirketinin de belirli bölgeler dâhilinde bölgesel tekel olarak elektrik enerjisinin dağıtımıyla görevli olduğu sözkonusu kamusal hizmet kapsamında, lisanssız elektrik üretimine ilişkin bağlantı başvurularının 02.10.2013 tarih ve 28783sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik ve Yönetmelikuyarınca çıkarılan Tebliğ çerçevesinde dağıtım şirketlerine yapılacağı belirtilmiştir. Yönetmeliğin "Bağlantı ve SistemKullanımına İlişkin Hükümler" başlıklı bölümünde, bağlantı esasları, bağlantı başvuru süreci, bağlantı başvurularınındeğerlendirilmesi ve sonuçlandırılması ve bağlantı ve sistem kullanımı süreci, bu süreçte dağıtım şirketinin yetki vesorumluluğu, her aşamada hangi idari işlemlerin nasıl tesis edileceği ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Olayda, davacı şirketin yapmış olduğu bağlantı başvurusu bahse konu Yönetmelik uyarınca yapılanteknik değerlendirme sonucunda, hat kapasitesi nedeniyle olumsuz sonuçlandırılmış, bunun üzerine söz konusu işlemininiptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Bu itibarla, her ne kadar temyize konu Mahkeme kararında, uyuşmazlığın esasının özel hukukhükümlerine göre icra edilen ticari bir faaliyet olan elektrik dağıtım faaliyetinden kaynaklandığı, bahse konu davalı şirketinözel hukuk tüzel kişisi ve dava konusu işlemin de icaba davet mahiyetinde özel hukuk işlemi olduğu ifade edilmişse de,özel faaliyetler için söz konusu olamayacak üstün ayrıcalıklara sahip olan, yükümlülükler rejimine tabi tutulan vesorumluluğu ile denetimi son tahlilde bir kamu otoritesi tarafından üstlenilen kamu hizmeti niteliğindeki elektrik dağıtımfaaliyetini yürüten davalı ile davacı şirket arasındaki ilişkinin ticari bir ilişki olarak değerlendirilemeyeceği, bu kapsamdakamu gücü kullanılarak tek yanlı irade açıklamasıyla tesis edilen dava konusu işlemin yargısal denetiminin idari yargımerciine ait olduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargı yerlerince yapılacağındanbahisle davanın görev yönünden reddine ilişkin temyize konu mahkeme kararında usul hükümlerine uygunlukgörülmemiştir" gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulmasına hükmederek dosyayı mahalline iade etmiştir.
KONYA 1. İDARE MAHKEMESİ: 10.04.2017 gün, E:2017/358, K:2017/778 sayılı dosyada "Davadosyasının incelenmesinden; Enerji Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik kapsamında, lisanssızolarak (güneş enerjisi ile) elektrik üretimi ve ticareti yapmak amacıyla davalı şirket ile bağlantı anlaşması yapmak isteyendavacı şirket tarafından, hat kapasitesinin dolu olması nedeniyle 30/09/2015 tarih ve 220761 sayılı başvurunun reddinedair, 04/12/2015 tarihli davalı Kurum işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle 02/02/2016 tarihinde bakılan davanınaçıldığı anlaşılmıştır.
İdari yargıda bir işlemin iptal davasına konu edilebilmesi için o işlemin "idari işlem" niteliğini haiz olmasıgerektiği hususunda tartışma bulunmamaktadır. İdari işlem ise diğer vasıflarının yanısıra ve her şeyden önce "bir kamuidaresinin işlemi" olmak durumundadır.
Bu durumda, dava konusu işlemi tesis eden MEDAŞ'ın, dava tarihinde kamu kuruluşu niteliği taşımayanve faaliyetleri özel hukuk hükümlerine tabi bir özel hukuk tüzel kişisi olması karşısında, idari yargı yetkisi kapsamındaaçılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmek olanaksız olduğundan; uyuşmazlığın, özel hukuk hükümlerine göre görümve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; 6446 sayılı yasa hükümlerine bakıldığında da üretim ve dağıtım da dahil olmak üzereelektrik piyasası faaliyetlerinin tamamen özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, üretim/dağıtım şirketleriyle (uyuşmazlıkkonusu olayda MEDAŞ'la) bu doğrultuda yapılacak bağlantı anlaşması ve diğer anlaşmalarında özel hukuk sözleşmesiniteliğinde olduğu, idari sözleşme vasfının bulunmadığı, olayda bağlantı anlaşması için tarafların yaptığı başvuru veişlemlerinde söz konusu bağlantı anlaşması öncesindeki değerlendirme sürecine ilişkin bir tür "icap" veya "icaba davet"mahiyetinde olduğu, dolayısıyla bu süreçteki işlemlerin bir özel hukuk sözleşmesi olan bağlantı anlaşmasından müstakilolarak değerlendirilemeyeceği gibi, bu kapsamdaki dava konusu işleminde idarilik vasfının bulunmadığı açıktır.
Benzer bir uyuşmazlığa dair Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü'nün 28/11/2016 tarih veE:2016/103, K:2016/531 sayılı kararında özetle; davacı şirket tarafından; güneş enerjisinden elektrik elde etmek üzere,Gaziantep İli Yavuzeli İlçesinde bulunan taşınmazda güneş enerjisi santrali kurmak için izin başvurusunda bulunulduğu,söz konusu başvurunun T.Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından, hat kapasitesi yetersiz olduğu gerekçesiyle reddine dairişlemin iptali istemiyle idari yargı yerinde 23/12/2014 tarihinde dava açıldığı, davalı şirketin 01/10/2013 tarihi itibariylekamu kurumu yani idare olma vasfını kaybettiği ve özel bir şirket statüsüne dönüştüğü, dava tarihinde davalı mevkiindekamu kuruluşu niteliği taşımayan T.Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin olması karşısında, idari yargı yetkisi kapsamında açılmış biridari dava bulunduğundan söz etmek olanaksız olduğundan; uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre görüm veçözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu belirtilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; 11/02/2016 tarih ve E:2016/149, K:2016/155 sayılı kararımızda ısrar edilmesine,davanın görev yönünden reddine" dair verdiği kararın aleyhe istinaf başvurusunda bulunulmaması üzerine 09/06/2017tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili aynı taleple 13/06/2017 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.
KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ: 24/05/2019 gün, ve E:2017/435 sayılı ara kararında"Davalar lisanssız güneş enerjisi santrali bağlantı başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali ve olumlu bağlantı görüşüverilmesi talebine yöneliktir.
6100 sayılı HMK'nın 114. maddesine göre davaya ilişkin adli yargı yolunun caiz olup olmadığı,mahkemenin davaya bakmakla görevli olup olmadığı hususları mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilmesigereken dava şartlarındandır.
Her ne kadar Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü'nün 28/11/2016 tarih 2016/103 Esas - 2016/531Karar sayılı kararında bu tür uyuşmazlıklarda adli yargı yerinin görevli olduğuna karar verilmişse de, dava konusu işlemin
özelleştirme nedeniyle devredilen kamusal bir yetkinin kullanılmasından kaynaklanması, davalı şirketin kamu hizmetiveren tekel niteliğinde bir tüzel kişi olması, davaya konu işlerde tam bir sözleşme serbestisine sahip olmaması, bağlantıbaşvurularının ne şekilde yapılacağının ve hangi usullerle değerlendirilip ne şekilde sonuçlandırılacağının bu husustaçıkarılmış yönetmelik ve tebliğlerle belirlenmiş olması hususları göz ardı edilerek, sırf dava konusu işlemi tesis eden tarafınbir özel hukuk tüzel kişisi olması nedeniyle uyuşmazlığın adli yargının görev alanına girdiğinin kabulü mümkün değildir.
Bir uyuşmazlığın adli yargıda dava konusu edilebilmesi için o davanın sonucunda olumlu veya olumsuz,gerekirse kamu gücüyle infazı kabil bir karar verilebilir olması gerekir. Bu ve benzer davalarda davacıların davalı dağıtımşirketinin red kararının iptali ile kendilerine olumlu bağlantı görüşü verilmesini talep ettikleri görülmektedir. Davacıtarafların haklı olduğuna kanaat getirilerek davanın kabulü yönünde karar verilecek olması halinde bu kararın kamugücüyle infazı kabil olmayacaktır. Ayrıca, adli yargı mahkemelerinin özel hukuk tüzel kişilerini başkalarıyla sözleşmeyapmaya icbar edecek bir karar vermeleri de hukuken mümkün değildir. Sadece varsa hukuka aykırılığın tespitinin,davacının hukuken sahip olduğu bir hakkı kullanabilmesi sonucunu temin etmeyeceği de izahtan varestedir. Ancak sözkonusu işlemin idari nitelikte bir işlem olduğunun kabulü halinde tam anlamıyla yargısal denetiminin yapılması ve hukukaaykırılığın tespiti halinde hukuka uygun işlem tesisi mümkün olacaktır.
Aksi düşüncenin kabulü halinde, haklı bir gerekçe olmaksızın kendisiyle sözleşme yapmaktan kaçındığıgerekçesiyle gerçek kişilere ve diğer özel hukuk tüzel kişilerine karşı açılacak davalarda nasıl bir yol izlenecektir?Örneğin franchising sözleşmesi yoluyla ulusal çapta bir restoran zincirinin şubesini açmak yahut bir ticari işletmeninbayiliğini almak için yaptığı başvuru reddedilen gerçek veya tüzel bir kişinin açacağı davada, başvurunun reddi için haklıbir gerekçe olmadığının anlaşılması halinde davalıyı davacı ile sözleşme yapmaya icbar edecek bir karar verilebilecekmidir? Serbest piyasa ekonomisinin uygulandığı ülkemizde bu soruya olumlu cevap vermek mümkün değildir. Ticarifaaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişileri yahut gerçek kişiler hiçbir haklı gerekçeleri olmasa dahi yapmak istemedikleribir sözleşmeyi yapmaya zorlanamazlar. Ancak, kamu hizmeti niteliğindeki idari işlemler için böyle bir keyfiyet söz konusudeğildir. Örneğin tekel niteliğinde hizmet veren elektrik, su veya doğalgaz dağıtımı ya da perakende satışı yapan birşirketin istemediği kişiyle abonelik sözleşmesi yapmamak, ona bu hizmeti vermemek gibi bir serbestiyetibulunmamaktadır. Bu şekilde keyfi bir işlemin tesisi halinde bunun iptali ve gereğinin davalı tarafından ifası 2577 sayılıİYUK'nun 28. maddesi kapsamında mümkün olacaktır.
Tüm bu izahattan sonra, mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamındaki delillerinbirlikte değerlendirilmesi sonucunda, ülke genelinde elektrik dağıtım faaliyetinin önceleri bir kamu kurumu olan TürkiyeElektrik Dağıtım Anonim Şirketi (TEDAŞ) tarafından gerçekleştirilmekte iken, 4628 sayılı kanunla bu hizmetinoluşturulacak bölgesel tekeller tarafından yürütülmesinin öngörüldüğü; bu kapsamda Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun2004 yılında adı geçen kurumu özelleştirme programı kapsamına aldığı ve dağıtım bölgelerinin şirketleştirilerek TEDAŞbünyesinde bölgesel tekel niteliğinde 20 ayrı şirketin oluşturulduğu; 2005 yılında bu şirketlerin blok satış yöntemiyleözelleştirilmesi sonucunda, faaliyetlerini EPDK'nın gözetim ve denetimi altında yürütmek üzere, aralarında davalı şirketinde bulunduğu dağıtım şirketlerinin ortaya çıktığı; bu şirketler her ne kadar birer özel hukuk tüzel kişisi olsalar dayürüttükleri faaliyetin kamusal nitelikte olduğu ve bu şirketlerin diğer özel hukuk tüzel kişileri gibi sözleşme serbestiyetinesahip şirketler olmadığı; lisanssız elektrik üretimine ilişkin bağlantı başvurularının nasıl yapılıp sonuçlandırılacağının02/10/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelikledüzenlendiği: davacının yaptığı bağlantı başvurularının geçersizliğine dair dava konusu işlemi yapan davalı MEDAŞ'ın özelbir şirket olmasına rağmen, işlemlerin kendisinin kamusal bir hizmetin yürütülmesine yönelik olarak tek taraflı iradeaçıklamasıyla gerçekleşen ve yürütülmesi zorunlu birer işlem olması nedeniyle söz konusu işlemlerin idari işlem niteliğindeolduğu ve yargısal denetimlerinin idari yargı yolunun görev alanına girdiği; bu nedenle eldeki dava yönünden adli yargıyolunun caiz olmadığı; söz konusu davalar hakkında daha önce Konya 1. İdare Mahkemesi’nin 2017/358 E. -2017/778 K„ 2017/360 E. -2017/766 K, 2016/869 E. - 2017/961 K. 2017/397 E. - 2017/797 K. ve 2017/391 E. -2017/801 K. sayılı dosyalarında uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğuna dair oy çokluğuylakarar verilmiş olması karşısında, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19.maddesi uyarınca görevli yargı yolunun belirlenmesi bakımından dosyaların ve her birinin içerisindeki idare mahkemesidosyasının re’sen Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiği" kanaati ile "davanın yargılamasının durdurulmasına;görevli yargı yolunun belirlenmesi hususunda dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesine" karar vererek, her ikidava dosyasını, 13/11/2019 tarih ve E:2017/435 sayılı yazı ile Mahkememize göndermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER, MehmetAKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 23.12.2019günlü toplantısında:
I-İLK İNCELEME:
Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; Asliye TicaretMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, adli yargı dosyasının,kesinleşmiş idari yargı kararı ve dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU'nun davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacı şirketin yapmış olduğu "lisanssız elektrik üretimi" için bağlantı başvurularının reddine ilişkindavalı şirket işleminin iptali ve tazminat istemiyle açılmıştır.
Davalı Meram Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (MEDAŞ), tüm hisseleri Türkiye Elektrik DağıtımAnonim Şirketi (TEDAŞ)' ne ait iken Özelleştirme Yüksek Kurulunca özelleştirme kapsamına alınmıştır. Bu doğrultudaMEDAŞ’ın TEDAŞ’a ait olan %100 oranındaki hissesinin Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 30.04.2009 tarih ve2009/16 sayılı kararı uyarınca, satışına ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile Alcen Enerji Dağıtım ve Perakende Satış
Hizmetleri A.Ş. arasında 30.10.2009 tarihinde imzalanan Hisse Satış Sözleşmesi ile özelleştirildiği, şirketin aynı isimaltında ("MERAM ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş.") olarak faaliyetlerini sürdürdüğü belirlenmiştir. Bu itibarla davalışirketin özel hukuk tüzel kişisi sıfatında bir tereddüt yoktur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı”başlıklı 2. maddesinin değişik 1 numaralı bendinde:
“a) (Değişik : 8.6.2000-4577/5 md.) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptaldavaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları,
c) (Değişik: 18.12.1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerindendoğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayıtaraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar” idari dava türleri olarak sayılmış olup; kural olarak, idari yargıdaancak Devlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılan davalara bakılabilir.
Buna göre, davanın açıldığı tarihte davalı mevkiinde kamu kuruluşu niteliği taşımayan Meram ElektrikDağıtım Anonim Şirketi (MEDAŞ) ’nin olması karşısında, idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari davabulunduğundan söz etmek olanaksız olduğundan; uyuşmazlığın, özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adliyargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girdiğinden, Konya 2. AsliyeTicaret Mahkemesi’nin 24/05/2019 gün, ve E:2017/435 sayılı ara kararına istinaden yaptığı başvurusunun reddigerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Konya 2. AsliyeTicaret Mahkemesi’nin 24/05/2019 gün, ve E:2017/435 sayılı ara kararına istinaden yaptığı BAŞVURUSUNUNREDDİNE, 23.12.2019 gününde Üyeler Ahmet ARSLAN ve Aydemir TUNÇ'un KARŞI OYLARI ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Hicabi
Şükrü
Mehmet
Birol
DURSUN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
Üye
Aydemir
Nurdane
Ahmet
TUNÇ
TOPUZ
ARSLAN
KARŞI OY Dava. Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik kapsamında lisanssız olarak (güneşenerjisi ile) elektrik üretimi ve ticareti yapmak amacıyla davalı Kurum ile bağlantı anlaşması yapmak üzere başvurudabulunan davacı şirketin başvurusunun hat kapasitesi nedeniyle reddine ilişkin 04/12/2015 tarihli davalı idare işlemininiptali ve uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın tazmini istemiyle açılmıştır.2577 sayılı Kanun'un 2.1.a maddesinde; İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptaldavaları İdarî dava türleri arasında sayılmış olup, idare tarafından, bir kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla kamu gücükullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda İdarîyargı yeri görevli bulunmaktadır.Elektrik enerjisine ilişkin faaliyetleri, temel olarak “üretim”, “iletim”, “dağıtım” ve “ticaret” başlıkları altındatoplamak mümkündür. Hizmetin kesintiye uğramasının alternatif maliyetleri çok yüksek olduğu için bütün bu faaliyetlerinbir koordinasyon içinde yürütülmesi şarttır. Bu amaçla, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile, 2001 yılında kamu tüzelkişiliğini haiz, İdarî ve mali özerkliğe sahip ve bu Kanun ile kendisine verilen görevleri yerine getirmek, enerji piyasasınıdüzenlemek ve denetlemek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) kurulmuştur.Elektrik piyasası faaliyetleri, 4628 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatında detaylı olarak düzenlenmiş, 4628 sayılıKanun'un mülga 2. maddesi, elektrik piyasası faaliyetlerini: “piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin üretim, iletim,dağıtım, toptan satış, perakende satış, perakende satış hizmeti, ticaret, ithalat ve ihracat faaliyetleri” olarak sıralamıştır.Kanun'da elektrik enerjisi “iletim” faaliyetinin ancak tekel niteliğinde ve Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafındanyürütülebileceği düzenlenmiştir. Diğer faaliyetlerde ise, kamu tüzel kişilerinin yanında, özel hukuk tüzel kişilerinin dehizmetlerin yürütülmesine katılabileceği öngörülmüştür. Elektrik piyasası faaliyetlerinin yürütülmesinde kamu-özel ayrımıyapılmaksızın, kural olarak, lisans alınması zorunluluğu getirilmiştir. Belirtilen yaklaşım, 30.3.2013 tarih ve 28603 sayılıResmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile de sürdürülmüştür.Bu itibarla, elektrik piyasası faaliyetlerinin, arz güvenliğini ve kamu hizmeti gerekliliklerini sağlayacak bir uyumiçinde yürütülmesi için düzenleme, denetleme ve kolluk faaliyetlerinde bulunma işlevlerinin kamu gücüyle yerine getirildiğibir kamu hizmeti faaliyeti olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.Öte yandan, elektriğin kamu hizmeti özelliği, "dağıtım" faaliyeti açısından ele alındığında, 6446 sayılı Kanun'un"Dağıtım Faaliyeti" başlıklı 9. maddesi, dağıtım şirketlerinin lisanslarında belirtilen bölgelerdeki tesislerde yenileme, ikameve kapasite artırım yatırımlarını yapma, dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan tüm sistem kullanıcılarına, eşittaraflar arasında ayrım gözetmeksizin elektrik enerjisi dağıtımı ve bağlantı hizmeti sunma yükümlüğü getirmiştir. Kanun'dave ilgili yönetmeliklerde "dağıtım" faaliyetini yerine getirecek işletmelerin uyması gereken yükümlülükler açıkçadüzenlenmiştir.Elektrik dağıtım piyasasının en temel aktörü Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ); tüzel kişiliğe sahip, özelhukuk hükümlerine tabi, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesi ile sınırlı, elektrik dağıtımıyla, elektriğintüketicilere perakende satışı ve tüketicilere perakende hizmeti verilmesiyle iştigal eden bir iktisadi devlet teşekkülüdür.Doğal tekel niteliğindeki elektrik dağıtım faaliyeti 4628 sayılı Kanun öncesinde TEDAŞ tarafından gerçekleştirilmekteiken, 4628 sayılı Kanun uyarınca, dağıtım sektörünün, EPDK tarafından verilen dağıtım lisanslarıyla bölgesel tekellerolarak işletilmesi öngörülmüştür. 17/03/2004 tarihinde Yüksek Planlama Kurulu'nun 2004/3 sayılı kararıyla onaylanarakyürürlüğe giren "Elektrik Enerjisi Sektörü Reformu ve Özelleştirme Stratejisi Belgesi" (Strateji Belgesi) ile elektrikdağıtım ve üretim alanları için özelleştirme girişimi başlatılarak özelleştirme uygulamalarına dağıtım sektöründenbaşlanacağı belirtilmiş; Strateji Belgesi'ndeki eylem planına uygun olarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 02.04.2004tarihli ve 2004/22 sayılı kararıyla TEDAŞ özelleştirme programına alınmıştır. Bu kapsamda, söz konusu YüksekPlanlama Kurulu kararı ekinde yer alan dağıtım bölgelerinin şirketleştirilmesinin tamamlanarak TEDAŞ'ın hissedarıolduğu ve dağıtım ve perakende satış hizmeti yürüten 20 dağıtım şirketi oluşturulmuştur. 4628 sayılı Kanun'un 14.2.maddesinde yer verilen, "TEDAŞ'ın faaliyet alanında yer alan ve dağıtım faaliyeti için gerekli olan işletme ve varlıklarüzerinde, mülkiyeti saklı kalmak kaydı ile TEDAŞ ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermek üzere kurulanelektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi düzenlenebilir." kuralı uyarınca, TEDAŞ ile % 100hisselerine sahip olduğu 20 elektrik dağıtım şirketi arasında dağıtım varlıklarının işletilmesine yönelik İdarî sözleşmeniteliğine sahip "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi" imzalanmış ve Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 7.11.2005 tarihli ve2005/125 sayılı kararıyla da; sermayesinin % 100'ü TEDAŞ'a ait olan ve elektrik
dağıtım
bölgelerinde dağıtım lisansı ile TEDAŞ'ın uhdesinde bulunan dağıtım sisteminin işletme hakkına sahip olanveya ileride sahip olacak dağıtım şirketlerinin hisselerinin blok olarak satış yöntemi ile özelleştirilmesine karar verilmiştir.Öte yandan, 14/02/2018 günlü, 30332 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. AnaStatüsünün 5. maddesinde, TEDAŞ’ın tüzel kişiliğe sahip faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesiyle sınırlı biriktisadi devlet teşekkülü olduğu hükmüne yer verilmiştir.Dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesinde "İşletme Hakkı Devri"ne dayalı olarak uygulanan "Hisse Satış Modeli"negöre yatırımcı, özelleştirilen dağıtım şirketinin bulunduğu bölgedeki elektrik dağıtım lisansına sahip tek şirket olmaktadır.Ancak, yatırımcının işletme hakkını devraldığı dağıtım tesisleri ve bu tesislerin işletilmesinde varlığı zorunlu unsurlarınmülkiyeti TEDAŞ'ta kalmaya devam etmektedir. Yatırımcı, dağıtım şirketinin hisselerinin sahibi olarak TEDAŞ ileimzalanmış olan işletme hakkı devir sözleşmesi çerçevesinde dağıtım varlıklarının işletme hakkını elde etmektedir. Yani,"hisse satış modeli"nde, mevcut varlıklar ile
özelleştirme sonrası yatırımcı tarafından gerçekleştirilecek
yatırımlar sonucu oluşacak yeni varlıkların mülkiyeti TEDAŞ'ta kalırken, yatırımcı, dağıtım tesislerinin ve bu tesislerinişletilmesinde varlığı zorunlu diğer unsurların işletme hakkını kazanmakta ve tüm yeni yatırımları gerçekleştirmeyükümlülüğünü üstlenmektedir. Yatırımcı ayrıca, işletme hakkı çerçevesinde vereceği hizmeti ve üstlendiği yükümlülükleri,4628 sayılı Kanun ve ilgili alt düzenlemeler uyarınca ve EPDK'nın denetimi altında gerçekleştirmektedir. Davalı dağıtımşirketinin de belirli bölgeler dâhilinde bölgesel tekel olarak elektrik enerjisinin dağıtımıyla görevli olduğu söz konusukamusal hizmet kapsamında, lisanssız elektrik üretimine ilişkin bağlantı başvurularının 02/10/2013 tarihli ve 28783 sayılıResmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik ve Yönetmelikuyarınca çıkarılan Tebliğ çerçevesinde dağıtım şirketlerine yapılacağı belirtilmiştir. Yönetmeliğin "Bağlantı ve SistemKullanımına İlişkin Hükümler" başlıklı bölümünde, bağlantı esasları, bağlantı başvuru süreci, bağlantı başvurularınındeğerlendirilmesi ve sonuçlandırılması ve bağlantı ve sistem kullanımı süreci, bu süreçte dağıtım şirketinin yetki vesorumluluğu, her aşamada hangi idari işlemlerin nasıl tesis edileceği ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.Her ne kadar davalı şirketin özel hukuk tüzel kişisi ve dava konusu işlemlerin de özel hukuk işlemi olduğu ifadeedilmişse de, özel faaliyetler için söz konusu olamayacak üstün ayrıcalıklara sahip olan, yükümlülükler rejimine tabitutulan ve sorumluluğu ile denetimi son tahlilde bir kamu otoritesi tarafından üstlenilen kamu hizmeti niteliğindeki elektrikdağıtım faaliyetini yürüten davalı şirket ile davacı şirket arasındaki ilişkinin ticari bir ilişki olarak değerlendirilemeyeceği,bu kapsamda kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade açıklamasıyla tesis edilen dava konusu işlemlerin yargısal denetiminiyapma ve bu işlemlerden doğan tazminat istemini (ve diğer istemleri) karara bağlama görevinin idari yargı merciine aitolduğu açıktır.Bu itibarla, davacı tarafından yapılan söz konusu başvurunun reddine ilişkin işlemden doğan uyuşmazlığınçözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevlikabul eden çoğunluğun kararına katılmıyoruz.ÜyeAydemirTUNÇÜyeAhmetARSLAN