T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2019 / 842
KARAR NO : 2019 / 821
KARAR TR
: 23.12.2019 ÖZET: Deriner Barajı HES İnşaatı Çevre Yolları İnşaatıkapsamında yapılan karayolu çalışmaları sonucunda sukaynaklarının kaybolması, davacının taşınmazındakiağaçların kuruması, taşınmaza ulaşım imkanıkalmamasından ötürü uğranıldığı ileri sürülen zararlarakarşılık maddi tazminat ödenmesi istemiyle açılandavanın, İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiğihk.
K A R A R Davacılar: 1-C. Ö. ve diğ.Vekili
: Av. İ.V.Davalı
: Devlet Su İşleri Genel MüdürlüğüVekilleri
: Av. F. Ö., Av. A. K., Av. A. V.
O L A Y : Davacılar vekili dilekçesinde; Artvin İli Köseler Köyünde bulunan 127 Ada 25 parsel numaralıtaşınmazın tapuda müvekkilleri adına kayıtlı olduğunu; davalı İdare tarafından Deriner Barajı HES İnşaatı Çevre Yollarıİnşaatı kapsamında yapılan, Gümüşhane-Derinköy Karayolu inşaatı/ yol yapım çalışmaları nedeniyle müvekkillerine aittaşınmaza ulaşılamadığını, su yolları ve arklarının tahrip edildiğini, su kaynaklarının arazi yapısı nedeniyle şevli ve kayganzeminde batarak kaybolduğunu, bir daha kullanılamaz hale geldiğini, taşınmazdaki meyve ağaçlarının kurumayabaşladığını; taşınmazlarda meydana gelen zararın süreklilik ve kalıcılık arz ettiğini; müvekkilinin birçok defa idareyebaşvurarak, zararlarının giderilmesini ve kullanılması mümkün olmayacak taşınmazlarının kamulaştırılmasını istediğiniancak olumlu yanıt alamadığını; taşınmazların, Deriner Baraj Gölü kamulaştırma sahasına mücavir olması, çevreninsosyal, ekonomik veya yerleşim düzeninin bozulması, ekonomik veya sosyal yönden ve de fiilen yararlanılmasınınmümkün olmaması, taşınmaza mevcut hali ile ulaşımın engellenmesi, davalı idarenin yol yapım çalışmaları sırasında sukaynaklarının bir daha kullanılamaz hale gelmesi ve yaşları 50-100 arasında değişen zeytin ağaçlarının kuruması vb.nedenlerle fiilen el konulmuş olması karşısında dava açma zorunluluğu doğduğunu ifade ederek; fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak üzere; taşınmazlara davalı idare tarafından fiilen el konulma tarihi olan 2013 yılının Temmuz ayından buyana işleyecek yasal faizi ile yapılacak keşifle belirlenecek olan taşınmazların bedeli 5.000,00TL'nın tahsiline, taşınmazmülkiyetinin davalı adına tesciline karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.ARTVİN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 10.7.2015 gün ve E:2014/352, K:2015/563 sayı ile,“(…)Davacılar vekili 24/02/2015 havale tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini artırarak 69.469,35 TL'ye yükseltmiştir.Mahallinde yapılan keşif sonrası düzenlenen 16/02/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, davalı idaretarafından dava konusu taşınmaza doğrudan müdahale edilmediği ancak bu taşınmaza ulaşımı sağlayan ulaşım yolu ilesulama suyunun temin edildiği komşu taşınmazda bulunan sulama suyu kaynağı, sulama kanalı ve sulama havuzununtamamen tahrip edildiği bildirilmiştir.Eldeki dava, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 12. maddesine dayanan baraj için yapılan kamulaştırmasonucu çevrenin sosyal, ekonomik ve yerleşme düzeninin bozulması nedeniyle, taşınmazdan ekonomik ve sosyal yöndenyararlanma olanağı kalmadığı iddiasına dayanarak yapılan baraj kamulaştırması nedeniyle taşınmazın kullanılamadığındanbahisle bedelinin tahsili ile davalı idare adına tescili isteğine ilişkindir.Mahkememizce yapılan yargılama sonunda toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ile bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde; her ne kadar davacılar vekili tarafından davalı idarenin Deriner Barajı HES Projesi Çevre Yollarıİnşaatı kapsamında Gümüşhane-Derinköy karayolu yapım çalışmaları nedeniyle müvekkillerine ait dava konusutaşınmaza kamulaştırma kararı almaksızın süreklilik ve kalıcılık arz eder şekilde fiilen el attığı, taşınmazın bu yüzdenkullanılamaz duruma geldiği belirtilerek taşınmazın davalı idare adına tescili karşılığı bedelinin tazmini isteği ile dava açılmışise de, tüm dosya kapsamına göre dava konusu taşınmaza davalı idare tarafından doğrudan el atılmayıp, Deriner Barajıve HES Projesi çevre yolları inşaatı kapsamında yapılan Gümüşhane-Derinköy karayolu yapım çalışmaları sırasında davakonusu taşınmaza ulaşımı sağlayan ulaşım yolu ile sulama suyunun temin edildiği su kaynağı ve sulama kanalının üzerindebulunduğu komşu taşınmazlar üzerine hafriyat dökmek suretiyle ulaşım yolu, sulama kanalı ve havuzu ile su kaynağınıntamamen tahrip edildiği, bu suretle davacılara ait dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının sulama ve
ulaşım imkanını ortadan kaldırarak davacıların ürün kaybı zararına neden olduğu, bu oluş şekline göre davalı idarenineyleminin kamulaştırma sahası dışında bulunan yerde meydana gelen ve kamulaştırmasız el atma niteliğinde olmayan bireylem olduğunun kabulü gerektiği, bu nitelikte taşınmaz davalarına 1l/02/1959 tarih ve 17-15 sayılı İçtihadı BirleştirmeKararı ile bu karar doğrultusunda gelişen Yargıtay yerleşik uygulamasına göre (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin16/12/2013 tarih ve 2013/19544 Esas, 2013/22866 karar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 05/07/2012 tarih ve2012/8995 esas, 2012/15071 karar sayılı kararları) idari yargıda bakılması gerektiği anlaşılmakla eldeki davada yargıyolunun caiz olmadığı değerlendirilmiş, dava şartı noksanlığını sonuçlayan bu durum karşısında davanın HukukMuhakemeleri Kanunu'nun 114/1-b maddesi delaletiyle uygulanacak olan 115/2 maddesi uyarınca usulden reddigerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE(…)”karar vermiş; temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesince, 30.5.2016 gün ve E:2015/24670,K:2016/10803 sayı ile onanan karar kesinleşmiştir.Davacılar vekili bu kez, taşınmazlarında meydana gelen zararlara karşılık olarak, fazlaya ilişkin hakları saklıkalmak üzere 69.469,35-TL tazminatın(ıslah üzerine 74.143,46 TL), adli yargıda açılan dava tarihinden itibarenişleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.Rize İdare Mahkemesi: 5.2.2019 gün ve E:2016/572, K:2019/75 sayı ile, uyuşmazlığın esasını inceleyerekdavanın kabulüne karar vermiş, bu karara karşı davalı idare vekili tarafından istinaf yoluna bulunulmuştur.Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi; 5.7.2019 gün ve E:2019/732, K:2019/1012 sayı ile,HES çalışmaları sırasında plan ve proje kapsamı haricinde, ağaçların zarar gördüğü, sulama kanallarının tahrip edildiği,hafriyat ve kazı çalışmaları sebebiyle toprak, taş ve molozların taşınmaz üzerinde bırakıldığı iddialarıyla, uğranılanzararların tazmini istemiyle açılan davaların adli yargı yerince görüleceği; davacının taşınmazının değerinin tamamını eldeedebilmesinin hukuki yolunun da, kamulaştırmasız el atma davası veya mücavir alan kamulaştırması olup, bu davaların daadli yargı yeri mahkemelerinde karara bağlanacağından, idare mahkemesinde açılan tazminat davalarında ise idareninyürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre meydanagetirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiğizararların tazmini istemiyle açılacak davalarda değer kaybının hesabı suretiyle tazmin yoluna gidileceği, bunun tekistisnasının ise değer kaybının taşınmazın değeri miktarınca oluştuğu durumlar olup bilirkişilerce yapılan hesaplamalarsonucu değer kaybının taşınmazın değerinin altında kaldığı dolayısıyla, idare mahkemesinin görev alanında bulunmayanuyuşmazlıkta daha önce adli yargıda görevsizlik kararı verildiği hususu da gözönüne alınmak suretiyle, 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli mahkemeninbelirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması gerekirken, İdare Mahkemesince uyuşmazlığın esasınınincelenmek suretiyle verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüne, idaremahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine gönderilmesine kararvermiştir.RİZE İDARE MAHKEMESİ: 19.9.2019 gün ve E:2019/469 sayı ile, Bölge İdare Mahkemesince verilenkaldırma kararı uyarınca, görev uyuşmazlığının giderilmesi ve görevli yargı merciinin belirlenmesi için dava dosyasınınUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanunun 19.maddesi uyarınca adli yargı dava dosyasının istenilmesine, görevli yargı yerinin belirlenmesi içindosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesine ve dosya incelemesinin görev konusunda UyuşmazlıkMahkemesi'nce karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU,Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 23.12.2019 günlütoplantısında:I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdareMahkemesince, idari yargı dosyası ile birlikte adli yargı dosyası da temin edilmek sureti ile 2247 sayılı Yasa’nın 19.maddesinde öngörülen şekilde başvurulduğu, adli ve idari yargı yerleri arasında “taşınmaza verilen zararın tazmini istemiyönünden görev uyuşmazlığının doğduğu” ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, adli ve idariyargı yerleri arasında doğan görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacıların Artvin İli, Merkez İlçesi, Köseler Köyünde bulunan 127 ada, 25 parsel sayılı taşınmazınaDeriner Barajı HES İnşaatı Çevre Yolları İnşaatı kapsamında yapılan karayolu çalışmaları sonucunda ulaşım imkanınınkalmaması,
su kaynaklarının kaybolması, taşınmazdaki ağaçların kurumasından ötürü uğranıldığı ileri sürülen zararlarakarşılık maddi tazminat ödenmesi istemiyle açılmıştır.İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeyegöre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasındakişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerineait olduğu; idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu; özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız elatıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men'i ve meydana gelen zararın tazminidavalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinceçözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.Nitekim yukarıda belirtilen genel kabul doğrultusundaki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 11.2.1959
günlü, E:1958/17, K:1959/15 sayılı kararının, III. Bölümünde, “İstimlâksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlâkKanununa uygun hareket etmeden ferdin malını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuşdurumdadır. Ve bu bakımdan dava Medeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiilneticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.Bundan başka, bir amme teşekkülü tarafından bir tesisin yaptırılması sırasında Devlet malı olmayan yerlerdentoprak alınması veya böyle yerlere toprak veya moloz yığılması neticesinde meydana gelen zararların tazmini davası dabaşkasının malına amme teşekkülünün dilediği gibi el atma hakkı bulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelerebaşkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesini gerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiilden doğan birtazminat davası sayılır.Yapılan işlerin plan veya projeye aykırı olarak yapılması hali de idari karara aykırı bir hareket bulunmasıitibariyle yine idari kararın tatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan bu iddia ile açılmış bir dava haksız fiilden doğanbir davadan ibaret olacaktır.Bu bentte anılan davalar, içtihadı birleştirme kararının dışında kaldıklarından kararın bunlara şümulü yoktur”denilmektedir.Dava dosyasının incelenmesinden, davacıların Artvin İli, Merkez İlçesi, Köseler Köyünde bulunan 127 ada, 25 parsel sayılı taşınmazın 1/3’er hisse ile maliki oldukları; davalı idare tarafından yürütülen Deriner Barajı ve HESçalışmaları kapsamında Deriner Barajı’nın 24/02/2012 tarihinden itibaren su tutmaya başladığı; davacıların barajprojesine bağlı yol çalışmaları nedeniyle taşınmazlarına ulaşım imkanının kalmadığı ve üretim yapılamadığından bahisle,taşınmazın kamulaştırılması talebiyle davalı idareye müracaat ettiği, ancak taleplerine olumlu yanıt verilmediği; bununüzerine davacıların vekili tarafından, taşınmazda meydana geldiği ileri sürülen zararlara karşılık olarak maddi tazminat ödenmesi istemiyle, adli ve idari yargı yerlerinde dava açıldığı anlaşılmıştır.Anayasanın 125 inci maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu kurala bağlanmış olup, bununla birlikte idarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişinde nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusurununhizmetin kötü işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleştiği ve bunun idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasınayol açtığında kuşku bulunmamaktadır.Olayda, davacının davacıların Artvin İli, Merkez İlçesi, Köseler Köyünde bulunan 127 ada, 25 parsel sayılıtaşınmazın 1/3’er hisse ile maliki olduğu; kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazın bedelinin ödenmesi gerektiğininiddia edildiği; davanın konusunun, davacılara ait taşınmazda meydana gelen zararların tazminine ilişkin bulunduğuanlaşılmış olup, ilk olarak adli yargı yerinde açılmış olan davada, yapılan keşif sonucu, Teknik ve Mülk Bilirkişileritarafından hazırlanan 16.2.2015 tarihli Kurul Raporunda, keşif günü itibariyle taşınmaza idare tarafından müdahaleedilmediği, ancak ulaşım yolu, sulama yolu ve kaynağının tahrip edildiğinin belirtildiği; teknik bilirkişiler tarafındandüzenlenen 27.3.2015 tarihli raporda da, yol çalışmasından çıkan kazı malzemelerinden dava konusu taşınmazındoğrudan etkilenmediğinin ifade edildiği; ayrıca idare mahkemesinde açılan davada, mahkemece yapılan keşif sonucu, beş kişiden oluşan bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan 7.6.2018 havale tarihli Raporda da, dava konusu taşınmazadavalı idare tarafından fiilen el atılmadığının belirtildiği görülmüştür.Bu durumda davacıların iddiaları ve dosyalarda bulunan bilirkişi raporları dikkate alınarak, davanın, idareningörevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü sıradaki eyleminden veya eylemsizliğinden doğan zararın giderilmesine yönelikolarak açıldığının kabulü gerekir.Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin; kamu yararına uygun şekildeişletilip işletilmediğinin; hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısaldenetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde “idari dava türleri” arasında sayılan “idariişlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası” kapsamında, idari yargı yerlerinceyapılacağı açıktır.Belirtilen durum karşısında, davanın görüm ve çözümü idari yargı yerinin görevine girdiğinden, Rize İdareMahkemesinin 19.9.2019 gün ve E:2019/469 sayılı başvurusunun reddi gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, Rize İdareMahkemesinin 19.9.2019 gün ve E:2019/469 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDINE, 23.12.2019 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Hicabi
Şükrü
Mehmet
Birol
DURSUN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
Üye
Aydemir
Nurdane
Ahmet
TUNÇ
TOPUZ
ARSLAN