T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2019/848KARAR NO : 2019/908
KARAR TR : 23/12/2019 ÖZET: Karayolunda meydana gelen trafik kazasındasigortalı aracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigortaşirketinin, zararın idarece giderilmesi istemiyle açtığıdavanın, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde, ADLİYARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı
: A. Sigorta Anonim Şirketi
Vekilleri
: Av.Y.Y. Av. K. T.Av. Serkan Turhan
Davalı
: Karayolları Genel Müdürlüğü
Vekilleri
: Av. E.C.Av. A.S. Av. M.A.Ü.Y.
O L A Y
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı sigorta şirketi tarafından sigortası yapılan21 E... plaka numaralı araçta, 06.02.2010 tarihinde İpekyolu Nusaybin istikametinde meydana gelen tek taraflı maddihasarlı trafik kazasında oluşan zarara karşılık sigortalısına ödenen 2.640,00.TL maddi hasar bedelinin yoldan sorumluolan davalı idarenin kusurundan kaynaklandığı iddia edilerek yasal faizi ile birlikte tahsili istemiyle davalı idare aleyhineidari yargı yerinde dava açmıştır.MARDİN İDARE MAHKEMESİ: 04.03.2011 gün, E:2011/336, 2011/342 sayılı dosyasında"...19.01.2011 gün ve 27820 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesi iledeğiştirilen Karayolları Trafik Kanunu'nun "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesinde, "İşleteni veya sahibiDevlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araçkazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesiniyapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde deaçılabilir." hükmüne yer verilmiştir.Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, 06.02.2010 tarihinde, davacı sigorta şirketi tarafından sigortasıyapılan 21 E... plaka numaralı aracın İpekyolu Nusaybin istikametinde tek taraflı olarak maddi hasarlı trafik kazasıgeçirdiği, araçta oluşan 2.640,00 TL maddi hasarın davacı şirketçe sigortalısına ödendiği, daha sonra, meydana gelenkazanın yoldan sorumlu olan davalı idarenin kusurundan kaynaklandığı iddia edilerek davalı idareden oluşan zararınödenmesinin istenildiği, davalı idarenin 12.01.2011 tarih ve 0203 sayılı işlemi ile bu talebin reddedildiği, bunun üzerine14.02.2011 tarihinde kayda giren dilekçe ile görülmekte olan davanın açıldığı, ancak, görülmek olan davanın açıldığıtarihten önce 19.01.2011 gün ve 27820 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 14.maddesi ile, Karayolları Trafik Kanunu'ndan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğinin hükme bağlandığıanlaşılmaktadır.Bu durumda yukarıda anılan kanuni düzenlemeler uyarınca, Karayolları Trafik Kanunu'ndan doğan sorumlulukdavalarında adli yargının görevli kılınması karşısında, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde Mahkememizin görevlibulunmadığı sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1 -a. maddesi hükmü uyarıncagörev yönünden reddine" dair verdiği karar, yasal süresinde taraflarca itiraz edilmemesi üzerine 14/04/2011 tarihindekesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez benzer istemle adli yargıda dava açmıştır.Kızıltepe Sulh Hukuk Mahkemesi: 04/06/2015 gün, 2011/218 Esas, 2015/390 Karar sayılı dosyada "DavanınKabulüne" karar vermiş, karar aleyhine temyiz yoluna başvurulmuştur.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi: 03/12/2018 gün, 2018/5422 esas, 2018/11576 karar sayılı ilamıyla "Kamu hizmetigörmekle yükümlü davalı idareye 2918 sayılı KTK'nun 7/a maddesinde, karayollarında mal ve can güvenliği yönündengerekli işaretlemeleri yaparak önlemleri alma ve aldırma görevleri verilmiştir. Bu görevin 2918 sayılı Yasa'da verilmişolması bunun ihlali nedeniyle oluşacak zarardan dolayı idarenin Özel Hukuk hükümlerine tabi olacağı sonucunudoğurmayacaktır. Hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar yönünden idare aleyhine açılacak tam yargı davasının idariyargı yerinde açılması gerekmektedir. Davaya konu olay yönünden Mardin İdare Mahkemesi'ne açılan davada2011/336 Esas, 211/342 Karar sayılı karar ile adli yargı yolunun görevli olduğu gerekçesi ile davanın görev yönündenreddine karar verilmiştir. Eldeki dava bakımından idari yargı yolunun görevli olduğu gözetilerek, derdest bulunan davadosyasındaki yargılamanın durdurulması suretiyle (UMK m. 19/1), dosyanın kül halinde yargı yolu uyuşmazlığınınçözümlenmesi açısından Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesi, bu mahkemece verilecek kararı bekleyip sonucuna
göre karar verilmesi gerekir" gerekçesiyle bozma kararı vererek dosyayı mahalline iade etmiştir.KIZILTEPE SULH HUKUK MAHKEMESİ: 28.03.2019 gün, E:2019/67, K:2019/332 sayılı dosyada"Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin kaldırma kararındaki gerekçe doğrultusunda" Görevsizlik kararı vermiş, istinaf edilmeyenkararın 21/06/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Davacı vekili idari ve adli yargı yerlerince verilmiş olan kesinleşmiş görevsizlik kararları nedeniyle oluştuğunu ilerisürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle 15/11/2019 tarihli dilekçe ile Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurulmasını talep etmiş olmakla, dava dosyası Kızıltepe Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.11.2019 tarih ve E:2019/67esas sayılı üst yazı ile Mahkememize gönderilmiş olup, 26.11.2019 tarihinde kayda girmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Başkan Hicabi DURSUN, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER,Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 23.12.2019 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME :
Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; adli ve idari yargı yerleriarasında 2247 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, adli yargı dosyasıile idari yargı dosya bilgilerinin 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerine adli yargıyerince Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU'nun davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava; davalı Karayollarının sorumluluk alanındaki yolda meydana gelen maddi hasarlı kaza sebebiyle davacışirket tarafından ödenen hasar bedelinin, davalı kurumun tam kusurlu olduğu ileri sürülerek rücuen tahsili istemiyleaçılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu;“Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasınıve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı vebu kanunun karayollarında uygulanacağı belirtilmiştir.
Aynı Kanunun, “Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri” başlıklı 7. maddesinde; “Karayolları GenelMüdürlüğünün bu Kanunla ilgili görev ve yetkileri şunlardır:
a) Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme veişaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak,
b) Tüm karayollarındaki işaretleme standartlarını tespit etmek, yayınlamak ve kontrol etmek,
d) Trafik ve araç tekniğine ait görüş bildirmek, karayolu güvenliğini ilgilendiren konulardaki projeleri incelemek veonaylamak,
e) Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında, İçişleri Bakanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle,yönetmelikte belirlenen hız sınırlarının üstünde veya altında hız sınırları belirlemek ve işaretlemek,
f) Trafik kazalarının oluş nedenlerine göre verileri hazırlamak ve karayollarında, gerekli önleyici teknik tedbirlerialmak veya aldırmak,
g) Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında trafik güvenliğini ilgilendiren kavşak, durak yeri,aydınlatma, yol dışı park yerleri ve benzeri tesisleri yapmak, yaptırmak veya diğer kuruluşlarca hazırlanan projeleri tetkikve uygun olanları tasdik etmek,
h) Yetkili birimlerce veya trafik zabıtasınca tespit edilen trafik kaza analizi sonucu, altyapı ve yolun fiziki yapısı ileişaretlemeye dayalı kaza sebepleri göz önünde bulundurularak önerilen gerekli önlemleri almak veya aldırmak,
j) (Değişik: 17/10/1996 - 4199/5 md.) Trafik zabıtasının görev ve yetkileri saklı kalmak üzere Bu Kanunun13,14,16,17,18,47/a ve 65 inci maddeleri hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında suç veya ceza tutanağıdüzenlemek; 47 nci maddenin (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen kural ihlallerinin tespiti halinde, durumu bir tutanaklabelirlemek ve gerekli işlemin yapılması için en yakın trafik kuruluşuna teslim etmek,
k) Bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır” hükmüne yerverilmiştir.
Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunandavalara uygulanmaz” denilmiştir.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının
görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda,2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’ninişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarınıngörüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargıyerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girdiğinden, Kızıltepe Sulh HukukMahkemesinin 28/03/2019 gün ve E:2019/67, K:2019/332 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, Kızıltepe Sulh HukukMahkemesinin 28/03/2019 gün ve E:2019/67, K:2019/332 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 23/12/2019 gününde üye Ahmet ARSLAN'ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİNOLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Hicabi
Şükrü
Mehmet
Birol
DURSUN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
Üye
Aydemir
Nurdane
Ahmet
TUNÇ
TOPUZ
ARSLAN
KARŞI OY İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım,bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğununidare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukuki sorumluluğundandeğil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurluişletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması karşısında uyuşmazlığınçözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevlikabul eden çoğunluğun kararına katılmıyorum. 23.12.2019 ÜYE
Ahmet ARSLAN