T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2019/853KARAR NO : 2019/909
KARAR TR : 23/12/2019 ÖZET: Davalı Belediyenin sorumluluk alanındakiyolda meydana gelen trafik kazasında uğranılanzararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılıYasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDEçözümlenmesi gerektiği hk
K A R A R
Davacı
: S.G.
Vekili
: Av. Ç.K.
Davalı
: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Vekili
: Av. A.K.
O L A Y
:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili davacının 14.03.2019 tarihinde kendisine ait34 B... plakalı motosikletle, Beşiktaş-Sarıyer bağlantı yolundan Levent istikametine seyir halinde iken yolda bulunançukura ön tekerinin düşmesi sonucu zarar gördüğü gerekçesiyle uğranıldığı öne sürülen zarara karşılık, fazlaya ilişkintalep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 4.200-TL maddi, 3.000-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesiistemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.
İSTANBUL 7. İDARE MAHKEMESİ: 10.06.2019
gün, E:2019/1325 K:2019/1477 sayılıdosyada "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 1. maddesinde; "Kanunun amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendireli tüm konularda alı nacak önlemleribelirlemek olduğu" vurgulanarak, "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde: "Bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartlan, hak veyükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışmausulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı' belirtilmiş, "Tanımlar" başlıklı 3.maddesinde; "Trafik kazası, karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanmave zararla sonuçlanmış olan olay" olarak tanımlanmış. 10. maddesinde de; 'Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yollarıtrafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklıişaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasındaolduğu" hükme bağlanmıştır.
Öte yandan söz konusu 2918 sayılı Kanun'un 19.01.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde; "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşlarıolan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıdagörülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez Hemzemin geçitte meydanagelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğailişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yermahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." hükmüne yerverilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacıya ait 34 B... plakalı motosikletin, 14.03.2019 tarihinde. Beşiktaş-Sarıyer bağlantı yolundan Levent istikametine seyir halinde iken yolda bulunan çukura ön tekerinin düşmesi sonucu hasarmeydana geldiği, olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, 25.03.2019 talihli dilekçeile meydana gelen mağduriyetin giderilmesinin davalı idareden talep edildiği, talebin idarece reddedilmesi üzerine,uğranıldığı öne sürülen zarara karşılık, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 4.200-TLmaddi, 3.000-TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
2918 sayılı Kanunun 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurulan üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: "... AnayasaMahkemesinin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa'da adli ve idariyargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının
görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanundan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari vargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır, öte yandan, 2918 sayılı Kanun'da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışına bulunmamaktadır. İdare aralından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir..." (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68. K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014. Sayı: 28954, s. 136-147.)
Anayasa’nın 158. maddesinin son fıkrasında; "Diğer mahkemelerle. Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi'nin kararı esas alınır.' denilmektedir. Anayasa Mahkemesinin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun, idari yargının görevine giren bir konuyu ad i yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 say ılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun'dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa'ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa'nın 158 inci maddesi uyarınca tüm yargı organları bakımındanda uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. Uyuşmazlık Mahkemesinin muhtelif kararlarında da bj hususadeğinilmektedir.
Buna göre, 2918 sayılı Kanun'un 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi'ninişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin: karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak, önlemleri ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki vesorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarınıngörüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu, meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkin iş bu uyuşmazlığın da adliyargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 15/1-(a.) maddesi hükmü uyarınca davanıngörev yönünden reddine" dair verdiği karar istinaf başvurusunun kesin olarak reddedilmesiyle 12/09/2019 tarihindekesinleşmiştir.
Davacı vekili bu kez 3.000 TL maddi, 3.000 TL manevi tazminat talebiyle adli yargı yerine başvurmuştur.İSTANBUL 25. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 13/11/2019 gün, 2019/208 Esas, sayılı dosyada Kamuhizmeti görmekle yükümlü olan belediyenin hizmet kusurundan kaynaklanan zararları için İdari Yargılama Usulü Kanunu2.maddesine göre; idari yargıda tam yargı davası açılması gerekmektedir. Hizmet kusurundan kaynaklanan zararlarınözel hukuk hükümlerine tabii olarak tazmini istenemez. 2918 sayılı kanunun 85 ve devamı maddelerin de araç işleteninsorumluluğu belirtilmiş olup, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan sorumluluğu bu hükümler dışında tutulmuştur.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun benzer olaylara ilişkin kararlarında da hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar içinidari yargının görevli olacağı kabul edilmiştir.Açıklanan nedenlerle dava, hizmet kusurundan kaynaklanan idari nitelikte bir dava olduğu ve HMK 114/1 -bmaddesi gereğince yargı yolu caiz olmadığından, davanın; HMK 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundanusulden reddine karar verilmelidirAncak İstanbul 7.İdare Mahkemesinin 10/06/2019 tarih ve 2019/1325 Esas - 2019/1477 sayılı kararı ile aynıuyuşmazlık ile ilgili olarak Adli Yargının görevli olacağına karar verilmiştir. Bu karar da İstanbul Bölge İdareMahkemesi'nin 2019/1038 - 654 sayılı kararı ile 12/09/2019 tarihinde verilen kararı ile kesinleşmiş olduğundan İdari veAdli yargı mercileri arasında olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş olmaktadır.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunu'nun 19. Maddesindeki adli, idari,askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeyebaşlayan veya incelemekte olan bir yargı merciinin, davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısınavarması halinde, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvuracağı ve elindekiişin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteleyeceği şeklindeki hüküm gözetilmelidir.Dolayısıyla; İstanbul 7.İdare Mahkemesinin 10/06/2019 tarih ve 2019/1325 Esas- 2019/1477 Karar sayılıkararının kesinleşmiş olması hususu göz önünde bulundurularak, görülmekte olan bu davada yargılamanındurdurulmasına, (2247 sayılı UMK m. 19/1), ve her iki dosyanın kül halinde yargı yolu uyuşmazlığının çözümlenmesiamacıyla Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine" karar vererek, dava dosyalarını 25.11.2019 tarih ve E:2019/208esas sayılı üst yazı ile Mahkememize göndermiş olup, başvuru 29.11.2019 tarihinde kayda girmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Başkan Hicabi DURSUN, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER,Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 23.12.2019 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME :
Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; Asliye HukukMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, adli yargı dosyasının, ekindekiidari yargı dosyası bilgileri ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU'nun davanın çözümünde adli yargının
görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava; davalı idarenin sorumluluk sahasında kalan yolda meydana gelen yaralamalı ve maddi hasarlı trafikkazasında oluşan hasar bedeli ile uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın olayın gerçekleşmesinde kusurlu olduğu ilerisürülen davalı Belediyeden tazmini istemiyle açılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu;“Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasınıve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı vebu kanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhalarıkoymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda,2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’ninişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarınıngörüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargıyerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.11.2019 gün ve E:2019/208 sayılı arakararına istinaden yaptığı başvurunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.
S O N U Ç: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, İstanbul 25. Asliye HukukMahkemesinin 13.11.2019
gün ve E:2019/208 sayılı ara kararına istinaden yaptığı BAŞVURUNUN REDDİNE,23/12/2019 gününde üye Ahmet ARSLAN'ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Hicabi
Şükrü
Mehmet
Birol
DURSUN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
Üye
Aydemir
Nurdane
Ahmet
TUNÇ
TOPUZ
ARSLAN
KARŞI OY İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım,bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğununidare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukuki sorumluluğundandeğil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurluişletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması karşısında uyuşmazlığınçözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevlikabul eden çoğunluğun kararına katılmıyorum. 23.12.2019 ÜYEAhmet ARSLAN