T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS
NO : 2020/642
KARAR NO : 2020/731
KARAR TR:14.12.2020ÖZET: Davalı idarenin sorumluluksahasında kalan yolda meydana gelen kazanedeniyle oluştuğu öne sürülen zararıntazmini istemiyle açılan davanın, ADLİYARGI YERİNDE çözümlenmesigerektiği hk.
KARAR
Davacı
: E.Turizm Tic. ve San. A.Ş.Vekili
: Av. S.H.K.Davalı
: İstanbul Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. E.A.G. O L A Y : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait 34 ... ... plakalı aracın sürücüsünün28.12.2014 tarihinde D-100 Kuzeyden seyir halinde iken, Soğanlık köprü altına geldiği esnada sol şeride saçılmışçöplerden kurtulmak için ani manevra sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüje çarpması sonucunda araçtamaddi hasar meydana geldiğini ileri sürerek, 7.433,54-TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek TC.MerkezBankası Reeskont Faiz oranı üzerinden davalıdan tahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.İSTANBUL 9. İDARE MAHKEMESİ:18.11.2015 gün ve E:2015/1880, K:2015/2023 sayı ile, davanın2918 sayılı Kanun'dan doğan bir sorumluluk davası niteliğinde olduğu anlaşılmakla,Kanunun 110. maddesi uyarıncagörüm ve çözümünde adli yargı mercilerinin görevli olduğu gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu karara karşı taraf vekilleri istinaf istemindebulunmuştur.İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü Kurul: 5.5.2016 gün ve E:2016/2210, K:2016/2075 sayı ile, itirazkonusu İdare Mahkemesi kararında Kanunda sayılan bozma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve itirazdilekçelerinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, itirazlarınreddine karar vermiş, bu karara karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesi : 28.9.2016 gün ve E:2016/182, K:2016/60sayı ile, Danıştay Dava Daireleri ile İdari ve Vergi Dava Daireleri Genel Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ileBölge İdare Mahkemesinin itiraz üzerine verdikleri kararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmesi, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinde yazılı nedenlerin varlığı halinde mümkün olup, bu maddede sayılannedenlerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteminin reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır.İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi: 15.5.2018 gün ve E:2016/452, K:2018/218 sayı ile, Yapılanyargılama ve tüm dosya kapsamına göre; davalı
yargı yolu itirazında bulunmuş ise de, bu itirazının geçerliolmadığı, mahkemelerinin görevli olduğuna, davanın kısmen kabulü ile, 4.545,48-TL. Hasar bedeli ve 1.050.00-TL.değer kaybı olmak üzere toplam 5.595,48-TL. tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktedavalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ve TC.Merkez Bankası Reeskont Faiz oranı üzerinden faiztalebinin reddine karar vermiş, bu karara karşı davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi: 18.10.2018 gün ve E:2018/2567, K:2018/1156 sayı ile,Yapılan değerlendirmede; İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yolda bakım onarım yapmaması ve gerekli levhalarkoymamasından kaynaklı idarenin hizmet kusuru nedeniyle kazanın oluştuğunu ileri sürdüğü, davanın ileri sürülüş biçiminegöre hizmet kusuruna dayalı eylemde yargı yolunun idari yargı olduğu anlaşıldığından yargı yolu yönünden davanınusulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek karar verilmesi yerinde görülmediği gerekçesiyle,davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK.m.353/1-a/4 hükmü uyarıncakaldırılmasına, dosyanın yeniden işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar vermiştir.İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi: 19.2.2019 gün ve E:2018/491, K:2019/38 sayı ile, yenidenyapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; davanın ileri sürülüş biçimine göre hizmet kusuruna dayalı eylemde yargıyolunun idari yargı olduğu anlaşıldığından yargı yolu yönünden davanın usulden reddine karar vermiş, bu karara karşıdavacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi: 19.9.2019 gün ve E:2019/2845, K:2019/3499 sayı ile,eldeki dava bakımından idari yargı yolunun görevli olduğu gözetilerek, derdest bulunan dava dosyasındaki yargılamanındurdurulması suretiyle (UMK m. 19/1), dosyanın kül halinde yargı yolu uyuşmazlığının çözümlenmesi açısındanUyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesi bu mahkemece verilecek kararı bekleyip sonucuna göre karar verilmesigerekirken,., yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararınHMK 353/1-a/6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar vermiştir.
İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 4.2.2020 gün ve E:2019/697, K:2020/83sayı ile, yeniden yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; İdari yargı görevli olduğundan mahkemeleriningörevsizliğine, Yargı
yolu uyuşmazlığı çözümlenmesi için dosyanın uyuşmazlık mahkemesine gönderilmesinekarar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.Davacı vekili idari ve adli yargı yerlerince verilmiş olan görevsizlik kararları nedeniyle oluştuğunu ileri sürdüğüolumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvuruda bulunmuştur.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Burhan ÜSTÜN’ün Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan14.12.2020 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Olay kısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada; idaremahkemesince adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş ve kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmaktaolup, bunun üzerine kendine gelen davayı inceleyen adli yargı yerinin sahip olduğu seçenekler ile verdiği kararbakımından bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.1-2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde yer alan, “ Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesiiçin adli ve idari yargı mercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yoldaverdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca (…) ileri sürülebilir. ” hükmüne göre,idaremahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine adli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararınkesinleşmesi halinde, olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanında doğmuş bulunan bu uyuşmazlığıngiderilmesi istemi ise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.2- 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeki “Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi içinUyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değinerteler.(Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008 – 5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyasıda temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir." hükmünegöre ise, adli yargı yeri, davaya bakma görevinin idari yargı yerine ait olduğunu belirten gerekçeli bir karar ile doğrudanUyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki,başvuru kararının, görev konusunda UyuşmazlıkMahkemesi’nce karar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir.Yasakoyucu, 14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görev uyuşmazlığı doğması halinde her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurma iradesini davanın taraflarına bırakmış iken, bu yönteme nazaran dahakısa zamanda çözüme ulaşılmasını amaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciinden sonradavayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmeden doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurma olanağını tanımıştır.Olayda, adli yargı yerince, öncelikle görevsizlik kararı verilmekle birlikte, bununla yetinilmemiş ve görevli merciinbelirtilmesi için re’sen Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesine, kararın kesinleşmesi ve talep edilmesi halinde deUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.Bu haliyle, İstanbul Anadolu 6. Asliye Mahkemesi’nce re’sen yapılan başvuru, 2247 sayılı Yasa’da öngörülenyönteme uymamaktadır.Ancak, idari ve adli yargı yerleri arasında olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idari yargı mahkeme kararı vekesinleşme şerhi ile birlikte, son görevsizlik kararını veren Mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği vesonuçta usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davalı idarenin sorumluluk sahasında kalan yolda meydana gelen kaza nedeniyle oluştuğu öne sürülenzararın tazmin edilmesi istemiyle açılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu;“Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasınıve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı vebu kanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhalarıkoymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunandavalara uygulanmaz” denilmiştir.Dosyanın incelenmesinden, davacı şirkete ait aracın seyir halindeyken kaza yaptığı, bu kaza neticesinde
oluştuğu önesürülen zararın tazmini talebiyle bakılan bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesive Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda,2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşlarıve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazminiistemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girdiğinden, İstanbul Anadolu 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 4.2.2020 gün ve E:2019/697, K:2020/83 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasıgerekmiştir.S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle
İstanbul Anadolu 6. AsliyeHukuk Mahkemesinin 4.2.2020 gün ve E:2019/697, K:2020/83 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 14.12.2020 gününde Üye Ahmet ARSLAN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİNOLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Burhan
Şükrü
Mehmet
Birol
ÜSTÜN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
Üye
Aydemir
Nurdane
Ahmet
TUNÇ
TOPUZ
ARSLAN
KARŞI OY İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yolyapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukukisorumluluğundan değil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülenhizmetlerin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması karşısındauyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyıgörevli kabul eden çoğunluğun kararına katılmıyorum.
ÜYE
Ahmet ARSLAN