T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2021/662KARAR NO : 2021/669
KARAR TR : 27/12/2021ÖZET: Davacıların hissedarı olduğu taşınmazınkısmen kamulaştırılarak kalan kısmın yararlanmayaelverişsiz olduğundan bahisle zararın tazminiistemiyle açılan davanın ADLİ YARGI yerindegörülmesi gerektiği hk. K A R A R Davacılar: 1- B.D. 2- S.P.Vekili
: Av. M.O.D.Davalı
: Nilüfer Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. S.Ş. I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacıların hissedarı olduğu taşınmazın kısmen kamulaştırma ve birleştirme yapılması sonucu kalan kısmınyararlanmaya elverişli olmadığından bahisle tazminat istemiyle adli yargı yerinde dava açılmıştır.2. Davalı Belediye Başkanlığı, dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığından bahisle uyuşmazlığın idari yargıyerinde görülmesi gerektiğini ileri sürerek yargı yolu itirazında bulunmuştur.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda3. Bursa 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02/07/2021 tarihli ve E.2020/240 sayılı ara kararı ile, yargıyolu itirazının yerinde olmadığına ve mahkemenin davaya bakmakta görevli olduğuna karar verilmiştir.4. Davalı idare tarafından süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiylebaşvuruda bulunulması üzerine dilekçe, dava dosyası ile birlikte Danıştay Başsavcılığına gönderilmiştir.B. Olumlu Görev Uyuşmazlığı Çıkarılmasına İlişkin Danıştay Başsavcılığı Talebi5. Danıştay Başsavcılığınca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin l. fıkrasının (b) bendihükmü gereğince idari işlem olan imar planındaki hukuki el atmalardan kaynaklanan tazminat istemli davalarda idari yargıyerinin görevli olduğu görüşüyle, 2247 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasınakarar vererek dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.6. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığının emsal dosyalardaki görüşü bilinmekle, 2247 sayılı Kanun'un 13.maddesine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının yazılı düşüncesi istenilmemiştir. III. İLGİLİ HUKUK A. Mevzuat 7. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Kısmen kamulaştırma" başlıklı 12.maddesi şöyledir:"Kısmen kamulaştırılan taşınmaz malın değeri;a) Kamulaştırılmayan kısmın değerinde, kamulaştırma sebebiyle bir değişiklik olmadığı takdirde, omalın 11 inci maddede belirtilen esaslara göre takdir edilen bedelinden kamulaştırılan kısma düşenmiktarıdır.b) Kamulaştırma dışında kalan kısmın kıymetinde, kamulaştırma nedeniyle eksilme meydanageldiği takdirde; bu eksilen değer miktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendinde belirtilenesaslar dairesinde tayin olunan kamulaştırma bedeline eksilen değerin eklenmesiyle bulunan miktardır.c) Kamulaştırma dışında kalan kısmın bedelinde kamulaştırma nedeniyle artış meydana geldiğitakdirde ise, artış miktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendinde belirtilen esaslardairesinde tayin edilen bedelinden artan değerin çıkarılmasıyla bulunan miktardır.Şu kadar ki, (c) bendi gereğince yapılacak indirme, kamulaştırma bedelinin yüzde ellisinden fazlaolamaz.(b) ve (c) bentlerinde sözü edilen bedelin düşüş ve artış miktarları, 11 inci maddede belirtilenesaslara göre bedel takdiri suretiyle tespit olunur.Kamulaştırma dışında kalan kısım, imar mevzuatına göre yararlanmaya elverişli olduğu takdirde;kesilen bina, ihata duvarı, kanalizasyon, su, elektrik, havagazı kanalları, makine gibi tesislerden malsahiplerine kalacak olanlarının eski nitelikleri dairesinde kullanılabilecek duruma getirilebilmeleri için
gereken gider ve bedel, belirlenerek kamulaştırma bedeline ilave olunur. Bu masraf ve bedeller (b)bendinde yazılı kıymet düşüklüğü miktarının belirlenmesinde gözönünde tutulmaz.Bir kısmı kamulaştırılan taşınmaz maldan artan kısmı yararlanmaya elverişli bir durumda değilise, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda dava açılmayan hallerde mal sahibinin en geçkamulaştırma kararının tebliğinden itibaren otuz gün içinde yazılı başvurusu üzerine, bu kısmın dakamulaştırılması zorunludur.Baraj inşası için yapılan kamulaştırmalar sonunda kamulaştırma sahasına mücavir taşınmazmallar, kamulaştırma işleminin tamamlandığına ilişkin ilanın indirildiği tarihten itibaren bir yıl içindesahiplerinin yazılı başvurusu üzerine çevrenin sosyal, ekonomik veya yerleşme düzeninin bozulupbozulmadığı, ekonomik veya sosyal yönden yararlanılmasının mümkün olup olmadığı yönlerinden ilgilivalilikte kurulan komisyon tarafından incelenir. Komisyonca yapılan inceleme sonucunda çevreninsosyal, ekonomik veya yerleşme düzeninin bozulduğuna ve taşınmaz maldan yararlanılmasının mümkünolmadığına karar verilmesi halinde taşınmaz mal kamulaştırmaya tabi tutulur. Taşınmaz mal sahibininbu kapsamda açacağı davalarda ilgili valilik komisyonuna başvurulması dava şartıdır. Bu fıkranınuygulanmasına ilişkin hususlar Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir. Busuretle kamulaştırılan mücavir taşınmaz mallar hakkında 22 nci ve 23 üncü maddeler uygulanmaz.İdare, bu taşınmaz mallar üzerinde imar mevzuatı hükümlerini de göz önünde tutarak dilediği gibitasarrufta bulunabilir ve gerektiğinde Hazineye bedelsiz olarak devredebilir.Kısmen kamulaştırılan paylı mülkiyete konu taşınmaz mal, evvelce paydaşlar arasında fiilenbölünerek bir veya birkaç paydaşın tasarruf ve yararlanmasına bırakılmış ve yapılan kısmikamulaştırma bu yerin tamamını veya bir kısmını kapsıyor ise, bu durumda kamulaştırmaya ilişkinişlemler sadece bu paydaş veya paydaşlar hakkında yürütülerek kamulaştırma bedeli payları oranındakendilerine ödenir. Pay veya paydaşların sadece bu kısım için dava hakları vardır.Taşınmaz malın kamulaştırılmayan kısmı üzerinde hakları kalmaz ve adları paydaşlar arasındançıkarılır. Kamulaştırılan bu yerler tapu sicilinde idare adına tescil olunur.Bu maddenin uygulanmasından doğacak anlaşmazlıklar adli yargıda çözümlenir."B. Yargı Kararları
8. Uyuşmazlık Mahkemesinin 05/04/2021 tarihli, E.2021/93, K.2021/151 sayılı kararında, özetle; "2942sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 12. maddesi kapsamında bulunduğu ve maddenin uygulanmasıyla çözümekavuşturulacağı anlaşılan uyuşmazlığın, anılan Kanun maddesinin son fıkrasının açık hükmü karşısında adliyargı yerinin görevine girdiği sonucuna varılmış" ve davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuna kararverilmiştir (benzer uyuşmazlara ilişkin: Uyuşmazlık Mahkemesi, 23/11/2020, E.2020/624, K.2020/713; 29/01/2018,E.2017/761, K.2018/6). IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme9. Uyuşmazlık Mahkemesinin Celal Mümtaz AKINCI'nın başkanlığında, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ,Doğan AĞIRMAN, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 27/12/2021 tarihlitoplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı vekilinin anılan Kanun'un10/2. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süreiçinde başvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısınca, 10. maddede öngörülen biçimde, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliğiyle karar verildi.B. Esasın İncelenmesi 10. Raportör-Hâkim Murat UÇUR'un davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ'nin davada adli yargı ve Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:11. Dava, Bursa İli, Nilüfer İlçesi, Özlüce Mahallesi, 4577 ada ve 2 parsel sayılı taşınmazın 500,02 m²'likkısmının 20/04/2015 tarihinde davalı belediye adına kısmen kamulaştırma ve birleştirme yoluyla tescil edildiği, taşınmazınarta kalan kısmının proje bütünlüğü kapsamında kullanılamaz hale geldiğinden bahisle uğranılan zararın tazmini istemiyleaçılmıştır.12. Somut olay ve mevzuat hükmü birlikte değerlendirildiğinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 12.maddesi kapsamında bulunduğu ve maddenin uygulanmasıyla çözüme kavuşturulacağı anlaşılan uyuşmazlığın, anılanKanun maddesinin son fıkrasının açık hükmü karşısında adli yargı yerinin görevine girdiği sonucuna varılmıştır.13. Belirtilen nedenlerle; Danıştay Başsavcısının başvurusunun reddi gerekmiştir. V. HÜKÜM Açıklanan nedenlerle;
A. Davanın çözümünde ADLİ YARGI YERİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Danıştay Başsavcısının BAŞVURUSUNUN REDDİNE,
27/12/2021 tarihinde, Üye AHMET ARSLAN'ın KAŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU ile KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Celal Mümtaz
Birol
Nilgün
Doğan
AKINCI
SONER
TAŞ
AĞIRMAN
Üye
Üye
Üye
Aydemir
Nurdane
Ahmet
TUNÇ
TOPUZ
ARSLAN
KARŞI OY Dava, Bursa İli, Nilüfer İlçesi, Özlüce Mahallesi, 4577 ada, 2 parsel sayılı, davacıların paydaşı olduğutaşınmaza kamulaştırmasız el atıldığından bahisle taşınmazın değerine karşılık 10.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikteödenmesi istemiyle açılmıştır.Kamu idarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında, kamu gücü kullanarak tek yanlı irade açıklamalarıylayapmış oldukları işlemler, "idari işlem"; herhangi bir işlem ya da karara dayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddifaaliyetleriyle, görevleriyle ilgili hareketsizlikleri de, "idari eylem" olarak tanımlanmakta, idarelerin 3194 sayılı İmarKanununun 8'inci maddesi uyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesis ettikleri, genel ve düzenleyici imar planları ve buplanlara dayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma, ruhsat gibi bireysel işlemler, "idari işlem"; bu imar planıuyarınca yapmak zorunda oldukları program ve uygulamaları bunun için gerekli zamanda gerçekleştirmemeleri; yani, bukonudaki hareketsizlikleri de, idari eylem niteliği taşımaktadır.Dosyanın incelenmesinden; Bursa İli, Nilüfer İlçesi, Özlüce Mahallesi, 4577 ada, 2 parsel sayılı, davacılarınpaydaşı olduğu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "Spor Alam"nda kaldığı, Bursa 11. Asliye HukukMahkemesince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda imar planında spor alanıolarak belirlenmiş olan uyuşmazlığa konu taşınmazın boş alan olduğu, fiili el atma durumunun bulunmadığının belirtildiğianlaşılmaktadır.11.06.2013 günlü, 28674 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6487 sayılı Kanun'un 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu'nun geçici 6'ncı maddesinde değişiklik yapan 21'inci maddesinde yer alan "Uygulama imar planlarında umumihizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulanmasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlarhakkında, 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonraidari yargıda dava açılabilir." hükmü 07.09.2016 günlü, 29824 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanunun 34. maddesiyle kaldırılmış, aynı kanunun 33. maddesi ile 2942 sayılı KamulaştırmaKanununa eklenen Ek 1. maddede, "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiylemülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarınınyürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânlarıdâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecekkısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmamasıhâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmarKanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idarealeyhine idari yargıda dava açılabilir." hükmü getirilmiştir.2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun, 24.5.2013 günlü, 6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı KanunHükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 21. maddesiyle değiştirilen geçici 6. maddesininyedinci, onbirinci ve onüçüncü fıkralarının iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda; AnayasaMahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılı kararında"... Davacının mülkü üzerinde tasarruf etmehakkının kısıtlanması, idarenin bir eyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğu tartışmasız olan imar planındankaynaklanmaktadır. Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemi henüz bulunmamakta, aksine kanunenyapması gereken kamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahür eden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi ve taşınmazın fiilen kamu hizmetinetahsis edilmiş olması gerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğu gibi imar kısıtlamalarındataşınmaz zilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikin ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalaramaruz kalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak, davacının taşınmazının imar planlarında “dere mutlak koruma alanı”nda bırakılması nedeniyle, tasarruf hakkının kısıtlanmasının kamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarruf hakkınınkısıtlanması sebebiyle doğan zararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargı davasına konu edilebileceği sonucunaulaşılmaktadır. Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusunda bulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir.Nitekim, Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarınıkesin olarak çözümlemeye yetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrar bulmuş içtihatları da bu yöndedir...”gerekçesiyle, yapılan itiraz başvurusu reddedilmiştir.Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 günlü, E: 2016/181, K: 2018/111 sayılı kararıyla; 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi dışında kalan bölümünün, Anayasa’nın2., 35. ve 46. maddelerine aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiştir.Davacıların taşınmazının imar planında spor alanına ayrılması nedeniyle mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamanın,taşınmazın malikleri yönünden zarar doğurucu sonuçlarının olabileceği, bu sonuç ya da sonuçların, genel ve düzenleyicinitelikte bir idari işlem olan imar planında taşınmaza yönelik belirlemeden, bu planda öngörülen kamulaştırmaprogramlarının zamanında yapılmamasından ve imar uygulamalarından; başka anlatımla da, idari işlemlerden ve davalıidarelerin imar planı gereği yapılması gereken kamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortaya çıkan idarieylemlerden kaynaklanmadığından, idari işlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin ise, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve 13'üncü maddeleri uyarınca, İdari Yargı yerlerinde açılacak tam yargı davalarınakonu edilebileceğinden, hukuka uygunluklarının denetimi ve zarar doğurucu sonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nın görevalanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukuk düzeninde yaratmış oldukları etki ve sonuçların, "fiili el atma" olaraknitelendirilmesine ve bu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargı yerlerinde açılacak tazminat davalarınakonu edilmelerine, hukuken olanak bulunmadığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.10.2013 tarih veE.2013/603, K.2013/1503 sayılı kararıyla da, imar planındaki kısıtlamalardan kaynaklanan ‘hukuki ei atmalardan’kaynaklanan tazminat istemli davaların idari yargının görevinde olduğu hüküm altına alınmıştır.Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 günlü, E:2016/181, K:2018/111 sayılı, 2942 sayılıKamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi dışında kalan bölümünün iptaliyolundaki kararı ile maddede yer alan, "Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleritarafından... taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir." cümlesi de iptaledilmişse de, anılan kararla sonuç olarak, ek 1. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi dışında kalan kısmında yer alandüzenlemeler gereği süresinde kamulaştırma yapılmaması hâlinde taşınmaz malikleri ilgili idare aleyhine dava açmahakkını elde etmekle birlikte, Kanun’un geçici 6. maddesindeki malik aleyhine olan hükümlerin sürekli nitelikteuygulanmasının bu davalarda kamulaştırma için Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen güvenceleri etkisiz bırakacağı,maddenin bu bölümünün Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren sürekli uygulanmasının, idarelerin özel mülkiyetekamulaştırmasız el atma yoluyla müdahalesinin de sürekli hâle gelmesine sebep olabilecek nitelikte olduğu, idareler kuralile kamulaştırma yapmak yerine kamulaştırma için Anayasa’da belirtilen ilkelere aykırı olarak taşınmazları elde edebilmeimkânına sahip olabilecekleri, böyle bir durumda devletin hukuka bağlılığı ilkesi zedeleneceği gibi bireyler açısındanhukuki güvenlik ve öngörülebilirliğin de ortadan kalkacağı, bir hukuk devletinde kanunların hukuka aykırı uygulamalarıteşvik etmesinin kabul edilemeyeceği gerekçesine yer verildiği, düzenlemenin taşınmaz maliklerinin idari yargıda davaaçabileceğine ilişkin bölümünün Anayasa'ya aykırılığı yönünde herhangi bir belirleme yapılmadığı gözönündebulundurulduğunda, kararın idari işlemden kaynaklanan tazminat davasına ilişkin uyuşmazlığın yargı yolunun değişmesinigerektirmediği sonucuna varılmıştır.Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 08/07/2019 günlü, E:2019/213, K:2019/416 sayılı kararı da bu yöndedir.Açıklanan nedenlerle, davacının taşınmazında belediye adına yapılan kamulaştırmadan sonra taşınmazın artakalan kısmının kullanılmaz hale gelmesi yani 2942 sayılı Kanunun 12. maddesi uyarınca açılan bir dava değil taşınmazınkamulaştırılmasız el atıldığından bahisle açılan bir dava niteliğinde olduğundan, anılan davanın idari yargı yerindegörülmesi sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevli kabul eden çoğunluğun kararınakatılmıyorum.
Üye
Ahmet ARSLAN