T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2021/668KARAR NO : 2022/392
KARAR TR : 20/06/2022ÖZET: Yersiz ödendiğinden bahisle "dönersermaye ek ödemesinin" iadesine ilişkin idariişlemin idari yargı yerinde iptali karşısında, yersizödemenin tahsili için açılan alacak davası sonucuadli yargı yerinde verilen kısmen kabul kararınınKALDIRILARAK idari yargı yeri kararınınBENİMSENMESİ suretiyle HÜKÜMUYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİ hk.
K A R A R
Hüküm UyuşmazlığınınGiderilmesini İsteyen(İdari yargıda DavacıAdli Yargıda Davalı) : A. Y. KVekili
: Av. K.AKarşı Taraf
: Sağlık BakanlığıVekilleri
: Av. D. T, Av. G. A
I. İDARİ YARGIDA DAVA SÜRECİ
A. Dava Konusu Olay 1.Davacı vekili, davacının Hitit Üniversitesi Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesinde nöroloji uzman hekimiolarak çalıştığı Şubat 2013-Haziran 2014 tarihleri arasında yapılan döner sermaye ek ödemelerinin yersiz yapıldığındanbahisle iadesine ilişkin idari işlemin iptali istemiyle idari yargı yerinde iptal davası açmıştır. B. Yargılama Aşamaları 2. Çorum İdare Mahkemesinin 26/02/2016 tarihli ve E.2016/121, K.2016/165 sayılı kararı ile; söz konusuidari işlemin idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlem olmadığı, hazırlayıcı ve ön işlemmahiyetinde bir işlem olduğu gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. 3. Kırıkkale Bölge İdare Mahkemesinin 05/05/2016 tarihli ve E.2016/477, K.2016/485 sayılı kararı ile, itirazisteminin reddi ile kararın onanmasına karar verilmiş,davacı taraf kararın düzeltilmesini istemiştir. 4. Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 25/01/2017 tarihli ve E.2017/100, K.2017/62sayılı kararı ile; "ortada kesin ve yürütülebilir nitelikte bir idari işlem olduğu ve işin esasının incelenmesigerektiği" gerekçesiyle, karar düzeltme isteminin kabulü ile kapatılan Kırıkkale Bölge İdare Mahkemesi kararınınkaldırılmasına, Çorum İdare Mahkemesi kararının bozulmasına ve yeniden bir karar verilmek üzere dosyanınMahkemesinegönderilmesine karar vermiştir. 5. Çorum İdare Mahkemesinin 12/10/2017 tarihli ve E.2017/301, K.2017/975 sayılı kararı ile;"davacıya yapılan ödemenin davacının gerçek dışı beyanından, açık hatası ya da hilesinden kaynaklanmadığıgerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline" kesin olarak karar verilmiştir. 6. Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 25/12/2017 tarihli ve E.2017/1514,K.2017/1355 sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiş ve böylelikle idari yargıyeri ilk derece mahkemesi kararı kesinleşmiştir. II. ADLİ YARGIDA DAVA SÜRECİ A. Dava Konusu Olay 7. İdare vekili, anılan idari işlemin davacı tarafından gereğinin yerine getirilmediği ve yapılan yersiz ödemelerinaçık hatadan kaynaklandığı iddiasıyla, Türk Borçlar Kanunu'nun "sebepsiz zenginleşme" hükümleri kapsamında yersizödendiği ileri sürülen ek ödemenin davalı hekimden tahsili talebiyle adli yargı yerinde alacak davası açmıştır.
B. Yargılama Aşamaları 8. Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17/10/2017 tarihli ve E.2016/1161, K.2017/337 sayılı kararı ile;"şart işlem niteliğindeki işleme dayalı yersiz ödemelerin idari dava açma süresi içinde istenebileceği gerekçesiylebu süre geçirildikten sonra açılan davanın reddine" karar verilmiştir. 9. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 07/03/2018 tarihli ve E.2018/888, K.2018/862sayılı kararı ile; "davalının sebepsiz zenginleşme kapsamında sorumlu olduğu ve davanın süresinde açıldığı"gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanınmahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir. 10. Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/10/2018 tarihli ve E.2018/78, K.2018/253 sayılı kararıile; "davalının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre sorumlu olduğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulünekarar verilmiştir. 11.Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 11/01/2019 tarihli ve E.2019/77, K.2019/169 sayılıkararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiş ve böylelikle adli yargı yeri kararıkesinleşmiştir. III. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK 12. İdari yargı yerinde davacı ve adli yargı yerinde davalı olan başvurucu, idari yargı yerinde verilen "yersiz eködemelerin iadesine ilişkin işlemin" iptaline karar verildiği halde, adli yargı yerinde "yersiz ek ödemelerin sebepsizzenginleşme hükümleri kapsamında" tahsiline karar verildiğini, kararlardan hangisinin uygulanacağı konusundatereddüt doğduğundan ve hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahisle, ortaya çıkan hükümuyuşmazlığının idari yargı yerinde verilen iptal kararının benimsenmesi suretiyle giderilmesi talebinde bulunmuştur. IV. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCELERİ 13. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca 2247 sayılı Kanun'un 24. ve 16. maddelerine göre ilgiliBaşsavcıların yazılı düşünceleri istenilmiştir. A. Danıştay Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi 14. Danıştay Başsavcısı, özetle; "adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve kesinleşmiş kararlar arasındakiçelişki nedeniyle yersiz ödendiği öne sürülen döner sermaye ek ödemelerinin iadesinin olanaksız hale geldiği vehüküm uyuşmazlığının doğduğu, parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesiile Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesi kapsamında sayılıp sayılamayacağı yönündendeğerlendirilmesi yapılarak, kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alımında 5018 sayılıKanun öncesinde olduğu gibi Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8,K.1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiğini" belirterek, sonuçta adli yargı yeri kararının kaldırılmasına veidari yargı yeri kararının benimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesinin uygun olacağı yolunda yazılı düşüncevermiştir. B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi 15. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, özetle; “kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin gerialınmasında Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun zikredilen kararının uygulanması gerektiği, bu sebeplemevzuat hükümlerinin davalı idare tarafından yanlış yorumlanması sebebiyle davacıya yapılan ödemelerde,davacının hilesi ve gerçek dışı beyanı olmadığından yersiz ödendiği tespit edilen döner sermaye ek ödemetutarının en son ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60 günlük sürenin geçirilmesinden sonra talep edildiğigerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilen kararın hukuka uygun olduğunu" belirterek, sonuçta adliyargı yeri kararının kaldırılmasına ve idari yargı yeri kararının benimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesininuygun olacağı yolunda Danıştay Başsavcılığı ile aynı yönde yazılı düşünce vermiştir. V. İLGİLİ HUKUK A. Mevzuat 16. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişisel sorumluluk ve zarar” başlıklı 12. maddesi şöyledir: “Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devletmalını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararınilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.
Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiğitarihte en alt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brüt aylığının yarısını geçmeyen zararlar,kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.”17. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71. maddesi şöyledir: “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırıkarar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.Kamu zararının belirlenmesinde;a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,Esas alınır.Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamuzararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerdentahsil edilir.Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat,onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bufiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerdentahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafındançıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” 18. 14 Şubat 2013 tarihli ve 28559 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Kamu HastaneleriKurumuna Bağlı SağlıkTesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmeliğin “Amaç” başlıklı 1.maddesi şöyledir: “Bu Yönetmeliğin amacı, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunca belirlenen hizmet sunum şartları vekriterleri dikkate alınmak suretiyle personelin unvanı, görevi, çalışma şartları ve süresi, hizmete katkısı,performansı, tetkik, eğitim, öğretim ve araştırma faaliyetleri, yapılan muayene, ameliyat, anestezi vegirişimsel işlemler ile özellik arz eden birimlerde çalışma gibi unsurlar esas alınarak, döner sermayedenyapılacak ek ödemenin oran, usul ve esaslarını belirlemek, sağlık hizmetlerini iyileştirmek, kaliteli veverimli hizmet sunumunu teşvik etmektir.” 19. Aynı Yönetmeliğin “Üçüncü basamak sağlık tesislerinde net performans puanının hesaplanması”başlıklı 10. maddesinde, mesai içi mesai dışı çalışan sağlık personelinden bir kliniğe bağlı olarak çalışıp çalışmadıklarınagöre net performans puanlarının hesaplanma şekilleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. B. Yargı Kararları 20. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararında,özetle; "idarenin, hatalı terfi veya intibak işlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına, bir mahkemekararına lüzum olmadan karar verilebileceği ve bu karara karşı açılacak davaların çözümünün Danıştay’ıngörevi içinde olduğu; idarenin, yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, sürearanmaksızın terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilen istisnalardışında kalan ödemelerin istirdadının, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresiiçinde kabil olduğu ve dava açma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği" kabul edilmiştir. Söz konusuİçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılan haksız ödemelerin idarî dava açma süresi içerisindeistenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindeödemenin geri alınabileceği kabul edilmiş ve yerleşik idarî yargı kararları da bu doğrultuda istikrar bulmuştur. 21. Benzer konudaki Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 27/01/1973 tarihli ve E.1972/6, K.1973/2sayılı kararında, özetle; “yanlış bir şart tasarrufun idare tarafından geri alınmasından dolayı ödenmiş fazlaparaların geri istenmesi davalarında, kamu yararı ile kişisel yararı uzlaştıracak, kamu ve hukuk düzeninisarsmayacak, aksine, bunlara güven ve devamlılık sağlayacak nitelikte en adil ve hukuki bir norm olarak iptaldavası süresini, genel olarak yanlış şart tasarrufu, geriye yürür şekilde geri almak için bir sınır olarak kabuletmek, bu süre geçtikten sonra tasarrufun ancak ilerisi için hüküm ifade edecek şekilde geri alınabileceği, dahadoğrusu ilerisi için değiştirilebileceği tarzında bir sonuca varmak gerektiği; belirtilen süreler geçtikten sonraidare yanlış tasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlar artık kazanılmış durum niteliğinde olacağından,yanlış işleme dayanılarak yapılmış ödemelerin sebepsiz olduğunun da ileri sürülemeyeceği ve geri istenmesininmümkün olmayacağı; sonuç olarak, 1- Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçek dışı beyanı veyahilesi ile de sebebiyet vermemiş olmak kaydıyla idarenin yanlış şart tasarrufunu (özellikle yanlış intibak
işlemini), ancak iptal davası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa bu süre içinde yahut iptal davasıaçılmışsa dava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine, 2-Bu süreler geçtikten sonra yanlıştasarrufun geriye yürür şekilde geri alınamayacağına, 3-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun gerialınması halinde geri alma gününe kadar doğmuş durumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere, hukukenkazanılmış durum olarak tanınması gerektiğine, 4-Bu nedenle yanlış işlemin (intibakın) bu süreler geçtiktensonra geri alınması durumunda, geri alma gününe kadar ödenmiş bulunan fazla paraların (aylıkların) hukukengeçerli bir nedenle ödenmiş bulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, artık sebepsiz zenginleşme söz konusuolamayacağından, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceğine ve içtihadların bu yoldabirleştirilmesine…” karar verilmiştir. VI. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 22. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL’ın Başkanlığında, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ,Doğan AĞIRMAN, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 21/03/2022 tarihlitoplantısında, dosyanın usul yönünden incelenmesi sonunda; 23. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un “Mahkemenin görevi”başlığını taşıyan 1. maddesi şöyledir: “Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargımercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunlakurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir.(…)” 24. Aynı Kanun'un 24. maddesi şöyledir: "1 nci maddede gösterilen yargı mercileri tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmişveya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığınınkabul edileceği belirtilmiştir.Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idari yargı mercileri tarafından verilmesi,b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,d) Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunmasıkoşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır." 25. Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen idari yargı ve adli yargı kararlarının incelenmesinden; ortada idari(Çorum İdare Mahkemesinin 12/10/2017 tarihli ve E.2017/301, K.2017/977 sayılı) ve adli (Çorum 4. Asliye HukukMahkemesinin 09/10/2018 tarihli ve E.2018/78, K.2018/253 sayılı) yargı yerlerince verilmiş ve kesinleşmiş kararlarbulunduğu, davanın taraflarının aynı olduğu anlaşılmıştır. 26. Konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığının incelenmesinden; uyuşmazlığın, Hitit Üniversitesi ÇorumEğitim ve Araştırma Hastanesinde nöroloji uzman hekimi olarak çalıştığı Şubat 2013-Haziran 2014 tarihleri arasındayapılan döner sermaye ek ödemelerinin yersiz yapıldığından bahisle başvurucudan iadesine ilişkin idari işleminbaşvurucuya tebliğ edilmesiyle başlamıştır. 27. Başvurucu vekilince, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna /Sağlık Bakanlığı'na karşı dava konusu işleminiptaline karar verilmesi istemiyle idari yargıda dava açılırken, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu/Sağlık Bakanlığıvekilince, başvurucuya ödenen döner sermaye ek ödemelerinin başvurucudan tahsili istemiyle adli yargıda dava açıldığıgörülmektedir. 28. Olayda her iki davanın sebebi, Çorum Hitit Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde uzman hekimolarak görev yapan başvurucuya Şubat 2013- Haziran 2014 tarihleri arasında yapılan döner sermaye ek ödemesininhukuka aykırı olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Bir taraf, söz konusu ödemenin hukuka uygun olarak yapıldığıiddiası ile geri istenemeyeceği iddia ve savunmasında bulunurken; diğer taraf, tam aksine, yapılan ödemenin hukukaaykırı olduğundan geri istenebileceği iddia ve savunmasında olduğundan, her iki dava sebebi, yani maddi vakıalar aynıdır. 29. Dava konularına gelince; idari yargıda davanın konusu, ek ödemenin geri ödenmesine ilişkin idari işleminhukuka aykırı olduğundan bahisle iptali iken, adli yargıda da haksız ve yersiz yapıldığı iddiasıyla ek ödemenin istirdadınailişkin olması nedeniyle hüküm uyuşmazlığı bulunduğu iddia edilen kararlar arasında dava konuları da aynıdır. 30. Kararlardan işin esasının hükme bağlanmasının incelenmesinden; başvurucu vekili tarafından idari yargıdaaçılan dava sonunda, dava konusu işlemin iptaline; idare vekili tarafından adli yargıda açılan dava sonunda ise davanınkısmen kabulüne kesin olarak karar verildiği ve kararların kesinleştiği, böylelikle her iki kararda da işin esasının hükmebağlandığı anlaşılmaktıdır.
31. Hüküm uyuşmazlığının kabul edilebilmesi için öngörülen bir diğer husus ise; kararlar arasındaki çelişkinedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunmasıdır.İdari yargıda yapılan yargılama sonucu idari işlemin iptalinekarar verilirken, adli yargıda idari işlemin hukuka uygun olduğu ve idarece istenen alacağın kısmen tahsiline kararverilmiştir. İdari yargı yerinde Kanun'a uygun bulunan idari işlemin adli yargıda yasal dayanaktan yoksun olduğuna kararverilerek, kararlar arasında oluşan çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiği değerlendirilmiştir. 32. Belirtilen nedenlerle, Çorum İdare Mahkemesi ile Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi kararları arasında,2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiği anlaşıldığından hüküm uyuşmazlığı bulunduğuna,aynı Kanun'un 25. maddesi hükümleri uyarınca; a. İdari Yargılama Usulü Kanunu gözetilerek Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçe veeklerinin 30 gün içinde cevap verilmek üzere Sağlık Bakanlığına bildirilmesi, verilen cevabın karşı tarafa tebliği suretiyledosyanın tekemmülünün sağlanmasına, b. Usulü işlemler tamamlandıktan ve esas hakkındaki rapor yazıldıktan sonra Başkanlıkça belirlenecek tarihteişin esasının görüşülmesine oy birliği ile karar verilmiştir. 33. Bunun üzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçe karşı tarafa tebliğ edilmiş; yasalsüresi içerisinde Sağlık Bakanlığı vekilince verilen cevap dilekçesinde, hüküm uyuşmazlığı talebinin reddine kararverilmesitalep edilmiştir. B. Esasın İncelenmesi 34. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL’ın Başkanlığında, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ,Doğan AĞIRMAN, Nurdane TOPUZ, Ahmet ARSLAN ve Mahmut BALLI'nın katılımlarıyla yapılan 20/06/2022tarihli toplantısında; başvuru dilekçesi ve ekleri, uyuşmazlığa konu edilen kararlara ilişkin dava dosyaları, ilgiliBaşsavcıların düşünce yazıları, dayanılan Kanun kuralları, taraflarca verilen dilekçe ve ekleri ile Raportör-Hâkim MuratUÇUR'un idari yargı kararının benimsenmesi yönünde hazırladığı rapor okunup incelendikten ve ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Recep KALKAN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın idari yargı kararınınbenimsenmesiyönündeki sözlü düşünceleri doğrultusundaki açıklamaları alındıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: 35. Hüküm uyuşmazlığına ilişkin olayın, Çorum Valiliği ile Hitit Üniversitesi Rektörlüğü arasında 07/01/2012tarihinde imzalanan ve 06/12/2012 tarihinde yürürlüğe konulan Protokol ile Çorum Devlet Hastanesinin, Hitit ÜniversitesiÇorum Eğitim ve Araştırma Hastanesi adıyla üçüncü basamak eğitim ve araştırma hastanesine dönüştürülmesisonrasında; idari yargıda davacı adli yargıda davalı uzman hekim başvurucuya Türkiye Kamu Hastaneleri KurumunaBağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelikkapsamında 2013 Şubat - 2014Haziran aylarını kapsayan ek ödeme işlemlerinde, "bir kliniğe bağlı olarak çalışmayanlar" maddesine görehesaplanması gerekirken, "uzmanlık eğitimine başlayan bölümlerde bir kliniğe bağlı olarak çalışanlar" içinöngörülen formüller üzerinden hesaplanarak ödeme yapıldığının tespit edildiğinden bahisle başvurucuya yersiz ödendiğibelirlenen tutarın yasal faiziyle birlikte ödenmesinin istenilmesinden kaynaklandığı görülmektedir. 36. Dava dosyalarının incelenmesinden; idari yargıda davacı, adli yargıda davalı olan başvurucuya Şubat 2013- Haziran 2014 tarihleri arasında hataya düşülerek döner sermaye ek ödemesinin yapıldığı, başvurucunun söz konusuödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçek dışı beyanının bulunmadığı anlaşılmıştır. 37. Bu bakımdan,parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazlaödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesi ile 5018 sayılıKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesi kapsamında sayılıp sayılamayacağı yönündendeğerlendirilmesi gerekmektedir. 38. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesindeki düzenleme ile, devlet memurlarının görevlerisırasında sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı sorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceği açıklanmış olmakla birlikte;mali hakları düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilen zararın tahsilini düzenleyen bu madde ile çözümlenmesi mümkünbulunmamaktadır. 39. Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücret farkıödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususunagelince; 5018 sayılı Kanun'un yukarıda açıklanan 71. maddesinde öncelikle kamu zararının tanımı yapılmış, sonrasındakamu zararının belirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somut uyuşmazlığa bakıldığında ise, bu maddekapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmek mümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan bir ödemeninyapılması değil mevzuatta öngörülen bir ödemenin yapılması sırasında idarece hataya düşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi mümkün değildir. 40. Bu durumda kamu görevlilerine sehven yapılan ödemelerin geri alımında 5018 sayılı Kanun öncesindeolduğu gibi Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 tarihli, E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararınınuygulanması gerektiği açıktır.
41. Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla beraber getirdiği ilkelerinidari işlemlerin geri alınmasına dair genel ilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk, açık hata, memurungerçek dışı beyanı veya hilesinin olması hallerinde süre aranmaksızın hatalı işlemini her zaman geri alabilecek, ancakbunun dışında kalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresi içinde geri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idariistikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır. 42. Olayda, başvurucuya yersiz ödendiği tespit edilen döner sermaye ek ödeme tutarının mevzuat hükümlerininyanlış yorumlandığından bahisle geri alınmak istenildiği dikkate alındığında, idarenin açık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği gibi, söz konusu ek ödemenin yapılmasında davacının hilesi veya gerçek dışı beyanının olduğundan sözetmek de mümkün değildir.
43. Bu itibarla: kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiği sonucunaulaşılmakla, mevzuat hükümlerinin davalı idarece yanlış yorumlanması nedeniyle davacıya yapılan ödemelerde, davacınınhilesi veya gerçek dışı beyanı olmadığından davacıya yersiz ödendiği tespit edilen döner sermaye ek ödemesi tutarınınidari dava dava açma süresinin geçirilmesinden sonra talep edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönündeverilen kararın hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. 44. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak; Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi kararınınkaldırılarak Çorum İdare Mahkemesi kararının benimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesine kararverilmiştir. VII. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Çorum İdare Mahkemesinin 12/10/2017 tarihli ve E.2017/301, K.2017/977 sayılı KARARININBENİMSENMESİ suretiyle, B. Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/10/2018 tarihli ve E.2018/78, K.2018/253 sayılı kararınınKALDIRILMASINA, C. Bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE, 20/06/2022 tarihinde, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ ve Doğan AĞIRMAN'ın KARŞI OYLARI ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Birol
Nilgün
Doğan
TOPAL
SONER
TAŞ
AĞIRMAN
Üye
Üye
Üye
Nurdane
Ahmet
Mahmut
TOPUZ
ARSLAN
BALLI
KARŞI OY Uyuşmazlık,Çorum Devlet Hastanesinin, Hitit Üniversitesi Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesi adıyla üçüncübasamak eğitim ve araştırma hastanesine dönüştürülmesi sonrasında, başvurucuya 2013 Şubat - 2014 Haziran ayları
arasında Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına DairYönetmelik'e aykırı olarak ödendiği iddia edilen döner sermaye ek ödemesinin geri istenilmesine ilişkindir.Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun benzer konuda verdiği kararında "İdarenin, yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıödediği meblağı her zaman geri alabileceği,bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açmasüresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup; anılan kararıngerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idare edilenleringerçek dışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise,hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdaretmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler içinsüre düşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalı ödemeler için memuruniyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalıödemelerin ancak dava süresi içinde geri alınabileceği" vurgulanmıştır (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 22.12.1973tarih ve E., 1968/8, K. 1973/14).Daha önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benzer bir davada vermiş olduğu kararında; "Burada çözümebağlanan sorun; intibak ve hatalı terfi işlemi gibi bir şart tasarrufun sonradan idare tarafından geri alınması halinde, dahaönce bu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılmış olan fazla ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geriistenmesinin idare hukuku ilkelerine göre mümkün olup olmadığı konusu ile ilgili olup, sonuçta yokluk ile mutlak butlandurumları ayrık olmak ve kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile sebebiyet vermemiş olması kaydıyla, idarenin yanlış şarttasarrufu (özellikle yanlış intibak işlemini) ancak iptal davası süresi içinde geriye yürür şekilde geri alabileceği, bu süregeçtikten sonra yanlış tasarrufun geri alınması halinde geri alma gününe kadar doğmuş durumların, parasal sonuçları dadâhil olmak üzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınması gerektiği, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarakgeri istenemeyeceği içtihat edilmiştir. Bu içtihadı birleştirme kararının, idare tarafından yapılan bütün ödemelereuygulanması halinde, idarenin haksız iktisap kurallarından hiçbir zaman yararlanamaması ve memurların yapmış olduklarıbütün hatalı ödemelerin idare tarafından gerek Ödeme yapılan kişilerden gerekse ödemeyi yapan görevlilerden gerialınamaması gibi bir sonuç doğurur ki, idareyi işlemez ve iş göremez bir duruma sokacak olan böyle bir sonucunhukukça savunulması mümkün değildir. Bu nedenle içtihadı birleştirme kararının kapsamı dışında kalan ve herhangi birşart tasarrufa ayartmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafından Borçlar hukukunun haksız iktisap kurallarına dayanılarakgeri istenebileceğinin kabulü gerekir" gerekçesiyle direnme ukmunün bozulmasına karar vermiştir (Yargıtay Hukuk GenelKurulu 5.12.1984 tarih ve 1982/ 13 - 387 E, 1984/997 Karar sayı ilamı). Yine benzer konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği emsal kararında; "Dava konusu fazla ödemenin, idareninbir şart tasarrufuna dayanmadığı, salt hatalı ödemeden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.TBK. m. 77/1' e göre; zenginleşen başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebep olmaksızın eldeettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80' de "aynengeri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir.Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçluolunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluylagerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır.Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Yanlışlıkeda ile ilgili olup, edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren bir yanılmadır.HGK' nun 05.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E. - 1984/997 K.sayılı kararı ile herhangi bir salt tasarrufadayanmayan salt hatalı ödemenin idare tarafından BK' nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenebileceğiaçıklanmıştır.Çorum İdare Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile idare işlemi ödeme tarihinden itibaren 60 günlük yasal süregeçtikten sonra istenemeyeceği gerekçesiyle iptal edilmiş olup, yukarıda yazılı olduğu üzere şart tasarrufa dayanmayandava konusu ödeme için sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre hükümkurulması gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararıbozulmuştur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 18.5.2017 tarih, Esas No: 2016/458, Karar No: 2017/7568).Sebepsiz zenginleşme hükümleri Borçlar Kanununda düzenlenmiştir.Uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 61. maddesine göre;"Madde 61 - Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur.Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebemüsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır".Bu maddenin karşılığı olarak düzenlenmiş 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 77. maddesine göre;"Madde 77 - Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, buzenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebedayanması durumunda doğmuş olur".Bu maddelere göre, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşmeye"sebepsiz zenginleşme" denir. Sebepsiz zenginleşen kimse, bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiği kimseye geri vermekzorundadır. Dolayısıyla sebepsiz zenginleşme bağımsız bir borç kaynağıdır (Fikret Eren - Borçlar Hukuku GenelHükümler - Ankara 2018 - Sayfa 864 vd., Haluk. N. Nomer - Borçlar hukuku Genel Hükümler - İstanbul 2013 -Sayfa 201 vd.).Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa baktığımızda, idarece yapılan yersiz ödemenin Borçlar Hukukuçerçevesinde sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddüt bulunmamaktadırBuna göre Şubat 2013 - Haziran 2014 tarihleri arasında, yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinin aksine,döner sermaye ek ödemesinin hataen yapıldığı konusunda tereddüt bulunmadığından, ödenen miktarın geri istenilmesinin
koşullarının mevcut olduğu görülmektedir.Açıklanan tüm bu nedenlerle, Hitit Üniversitesi Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Uzman Hekim olarakgörev yapan başvurucuya 2013 Şubat - 2014 Haziran tarihleri arasında yersiz olarak ödenen döner sermaye eködemesinin geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olduğunun saptanması karşısında; yersiz ödemenin gerialınmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın sonunda işlemin iptaline karar veren Çorum İdare Mahkemesi'ninkararının kaldırılmasına; hukuk ve usule uygun bulunan Adli Yargıya ait Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi kararınınkabulü ve bu surette hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun idari yargıkararının benimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi yolundaki kararına katılmıyoruz.
Üye
Üye
Üye
Birol
Nilgün
Doğan
SONER
TAŞ
AĞIRMAN