T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2021/690KARAR NO : 2022/361
KARAR TR : 20/06/2022ÖZET: Başvuru anında, gerçek kişi başvurucununölmüş olduğunun anlaşılması nedeniyle, 2247 sayılıKanun'un 24. maddesinde öngörülen "İlgili kişiveya makam Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurarak hüküm uyuşmazlığının giderilmesiniistiyebilir" koşulunu taşımayan BAŞVURUNUNREDDİ gerektiği hk. K A R A R Hüküm UyuşmazlığınınGiderilmesini İsteyen(İdari yargıda DavacıAdli Yargıda Davalı): Z. Ö(MERHUM)Vekili
: Av. K. AKarşı Taraf
: T.C. Sağlık Bakanlığı (Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu)Vekilleri
: Av. D. T, Av. M. K. D I. İDARİ YARGIDA DAVA SÜRECİA. Dava Konusu Olay1. Davacı Z. Ö'in vekili; Çorum Hitit Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Deri ve Zührevi HastalıklarUzmanı olarak görev yapmakta olan müvekkiline, Şubat 2013 - Haziran 2014 tarihleri arasında yapılan toplam 4.037,18TL döner sermaye ek ödemesinin haksız ve yersiz ödendiğinden bahisle yasal faiziyle birlikte iadesine ilişkin 11/01/2016tarih ve 40600303/E16000584 sayılı işlemin; hatalı ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren dava açma süresi içerisinde geriistenebileceğini, çalışılan hastanenin eğitim onayı almış bir hastane olduğunu, hastaneye ilişkin evrakın hastanebölümlerinin klinik olarak çalıştığını gösterdiğini ileri sürerek iptali istemiyle davalı idareye karşı idari yargı yerinde davaaçmıştır.B. Yargılama Aşamaları2. Çorum İdare Mahkemesi25/02/2016 tarihli ve E.2016/155, K.2016/139 sayılı karar ile, söz konusu idariişlemin idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlem olmadığı, hazırlayıcı ve ön işlemmahiyetinde bir işlem olduğu gerekçesiyle, davanın incelenmeksizin reddine karar vermiş,karara karşı itiraz yolunabaşvurulmuştur.3. Kırıkkale Bölge İdare Mahkemesi 03/05/2016 tarihli ve E.2016/461, K.2016/443 sayılı karar ile, itirazisteminin reddi ile kararın onanmasına karar vermiş, taraflar kararın düzeltilmesini istemiştir. 4. Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi 25/01/2017 tarihli ve E.2017/114, K.2017/72 sayılıkarar ile, ortada kesin ve yürütülebilir nitelikte bir idari işlem olduğunu ve işin esasının incelenmesi gerektiğini belirterek;karar düzeltme isteminin kabulüne, kapatılan Kırıkkale Bölge İdare Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, Çorum İdareMahkemesinin kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine kararvermiştir. 5. Çorum İdare Mahkemesi 06/12/2017 tarihli ve E.2017/282, K.2017/1178 sayılı kararı ile, davakonusu işlemin iptaline karar vermiş; istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari DavaDairesi 29/06/2018 tarihli ve E.2018/431, K.2018/675 sayılı karar ile istinaf isteminin reddine kesin olarak karar vermişve bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: "Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22.12.1973 gün ve E:1968/8, K:1973/14 sayılıkararında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde sürearanmaksızın hatalı ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalıödemelerin istirdadının ise, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içindeolanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup; anılan kararıngerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine,idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecekkadar sakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hatabulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanakbulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler için süre düşünülemeyeceği, bu ödemelerinher zaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrarve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalı
ödemelerin ancak dava süresi içinde geri alınabileceği vurgulanmıştır.Yapılan ödemenin her zaman geri alınabilmesi olanağını tanıyan "açık hata" halinin; yapılanödemede, ödemenin muhatabı olan kişinin (idare edilenin) kolayca anlayabileceği kadar açık bir hatanınmevcudiyetini ifade ettiği kabul edilmektedir. Uygulamada bu çoğu kez ilgili mevzuata aykırı bir şekildeve hiç gereği yokken yapılan ödemeler şeklinde ortaya çıkmaktadır.Dava dosyasının incelenmesinden; iptali istenen 11.01.2016 tarihli davalı idare yazısı ile 2013 Şubat- 2014 Haziran döneminde davacıya ödenen 4.037,18 TL ek ödemenin sehven ödendiğinin Baş Denetçi F.E tarafından hazırlanan 23.07.2014 tarihli rapor ile anlaşıldığı, söz konusu raporda "14.02.2013 tarihlive 28559 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Eködeme Yönetmeliği uyarınca devlethastanesi iken eğitim ve araştırma hastanesine dönüşen sağlık tesislerinin kliniklerinde dekanlıktarafından eğitim onayı alınmış ise net performans puanı hesaplamasının ilgili maddenin (a) bendiuyarınca yapılacağı, aksi halde (b) bendi uyarınca hesaplanması gerektiğinin" ifade edildiği,hastanelerinin kliniklerinin ise dekanlık onayı ile değil hastane yönetimi tarafından açıldığı belirtilerekmevzuatın yanlış uygulanması nedeniyle tarafına fazladan yapılan ek ödemelerin yasal faiziyle birlikteiade edilmesinin istenilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Olayda; davacıya döner sermayenin fazladan ödenmesine davacının hilesinin, gerçek dışı beyanınınneden olmadığı, hatalı ödemenin basit bir inceleme ile fark edilmeyip, 23.07.2014 tarihli denetim raporusonucu ortaya çıkarılmış olduğu, ayrıca davacının kolayca anlayabileceği kadar açık bir hatanınbulunmadığı görüldüğünden; söz konusu ödemelerin, yukarıda yer verilen Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulu Kararı ile belirlenen ilkeler uyarınca idari dava açma süresi içerisinde geri istenmesi mümküniken, anılan ödemelerin bu süre geçtikten sonra geri istenilmesinde hukuka uyarlık olmadığı sonucunavarılmıştır." II. ADLİ YARGIDA DAVA SÜRECİA. Dava Konusu Olay6. Davacı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu vekili; davalının Çorum Devlet Hastanesinde görev yaptığı Ekim2011-Kasım 2014 döneminde, mevzuata aykırı olarak açık bir hata sonucu kendisine ödenen toplam 4.037,18 TL eködemenin geri ödenmesi gerektiğine ilişkin Çorum Devlet Hastanesi'nin 11/01/2016 tarih ve 584 sayılı yazısını22/01/2016 tarihinde tebliğ aldığını fakat gereğini ifa etmediğini, dilekçe ekinde bulunan Bakanlar Kurulu kararındagörüleceği üzere, davalıya uygulanması gereken tazminat oranı 94 olması gerekirken sehven 124 kat sayı üzerindenkendisine ödeme yapılmasının mevzuata açık aykırılık oluşturduğunu, yapılan bu açık hatanın kamunun zararına, davalınınsebepsiz yere zenginleşmesine neden olduğunu, dava konusu edilen yersiz ödemenin daha önce bu yolda alınmış bir idarikarara dayanmadığını,ödemenin hesaplamadaki hata sonucu sehven yapıldığını ve haksız ödemelerin basit bir inceleme iletespit edilebilecek nitelikte olduğunu, dolayısıyla yapılan yersiz ödemelerin açık hatadan kaynaklandığını, söz konusualacağın genel hükümler çerçevesinde Borçlar Kanunu'nun 77. maddesindeki koşullara göre talep edilebileceğini,davalıya fazladan yapılan ödemeleri gösterir liste incelendiğinde idarenin açık hataya düşmüş olduğunun anlaşılacağını,davalı personele her ay fazladan ödeme yapıldığını, bir memurun almış olduğu maaş düşünüldüğünde her ay maaşındakifazladan yatan bir ödemeyi fark edememesinin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını ve memurun kötü niyetinigösterdiğini ifade ederek; davanın kabulü ile fazlaya ilişkin taleplerinin saklı kalınması kaydıyla 4.037,18 TL'nin her birödeme döneminden itibaren ayrı ayrı işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemiyle, Ziya ÖZBİLEN'e karşıadli yargı yerinde dava açmıştır.B. Yargılama Aşamaları7. Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 24/01/2019 tarihli ve E.2016/837, K.2019/23 sayılı kararı ile,davacının davasının kısmen kabulü ile; 3.207,15 TL'nin 22/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktedavalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kesin olmak üzere karar vermiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmı şöyledir: "Dava konusu yapılan ödeme, maaş ödemesi değil, döner sermaye ödemesidir. Döner sermayeler heray doktorun baktığı hasta sayısı, performans, hastanenin gelir vb birçok faktörün bir araya gelerekyapılan bir hesaplama sonucunda ödenmektedir. Buna bağlı olarak her ay döner sermaye miktarıdeğişmektedir. Bu sebeple dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup raporda belirlenen davacıkurumun davalı doktora 14/02/2013 tarih ve 28559sayılı RG'de yayımlanan Ek Ödeme Yönetmeliği ileGenelge hükümlerine aykırı olarak Ekim, Kasım, Aralık 2013 ve Ocak 2014 aylarına ilişkin ek ödemetutarı olan 986,86 TL ödeme yaptığı, yapılan bu fazla ödemenin asıl alacak tutarı olan 4.194,01 TL'dendüşülmesi durumunda 3.207,15 TL'lik sebepsiz zenginleşmenin mevcut olduğu kanaatine varılarakdavacının davasının kısmen kabulü ile 3.207,15 TL'nin 22/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasalfaizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hükümkurulmuştur." III. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK8. İdari yargı yerinde davacı, adli yargı yerinde davalı olan Z. Ö'in vekili, 12/10/2021 havale tarihli dilekçe ile,Çorum İdare Mahkemesi'nin 06/12/2017 tarihli ve E.2017/282, K.2017/1178 sayılı kesin kararı ile Çorum 1. AsliyeHukuk Mahkemesinin 24/01/2019 tarihli ve E.2016/837, K.2019/23 sayılı kesin kararı arasında doğan hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi istemiyle, Uyuşmazlık Mahkemesine başvuruda bulunmuştur. 9. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca adli ve idari yargı dosyalarının aslı Mahkemelerinden temin edilmiştir.
10. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca 2247 sayılı Kanun'un 24. ve 16. maddelerine göre ilgiliBaşsavcıların yazılı düşünceleri istenilmiştir. IV. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCELERİ11. Danıştay Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, hüküm uyuşmazlığına konu edilen kararlara ilişkinolarak yazılı düşünce vermiştir. V. İLGİLİ HUKUK 12. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un “Mahkemenin görevi”başlığını taşıyan 1. maddesinin ilk fıkrası şöyledir:“Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargımercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunlakurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir.”13. 2247 sayılı Kanun'un, 3. Bölümünde, "Hüküm Uyuşmazlığı" üstbaşlığı altındaki 24. maddesi şöyledir: "(Değişik birinci fıkra: 21/1/1982 - 2592/7 md.) 1 nci maddede gösterilen yargı mercileri (1)tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir.(Mülga ikinci fıkra: 2/7/2018 – KHK-703/183 md.)
İlgili kişi veya makam Uyuşmazlık Mahkemesine başvurarak hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesini istiyebilir. Bu halde olumsuz görev uyuşmazlığının çıkarılması ile ilgili 15 ve 16 ncımaddelerdeki usul kuralları uygulanır." 14. 2247 sayılı Kanun'un, "İncelemede izlenecek sıra" başlıklı 27. maddesi şöyledir:
"Uyuşmazlık Mahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önceşekil ve süre açısından inceler; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemlerireddeder." 15. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28. maddesinde, gerçek kişilerin medeni haklardan yararlanmaehliyetinin ölümle sona ereceği belirtilmiştir. 16.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Dokuzuncu Bölümünde "Vekâlet İlişkileri", Birinci Ayırımda ise"Vekâlet Sözleşmesi" konusu düzenlenmiştir. Kanun'un bu bölümünde yer alan"D. Sona ermesi / I. Sebepleri / 1. Tektaraflı sona erdirme"başlıklı 512. maddesi şöyledir: "Vekâlet veren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir. Ancak, uygunolmayan zamanda sözleşmeyi sona erdiren taraf, diğerinin bundan doğan zararını gidermekleyükümlüdür." 17. Aynı Kanun'un"2. Ölüm, ehliyetin kaybedilmesi ve iflas" başlıklı 513. maddesi şöyledir: "Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet vereninölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinintüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır.Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren veyamirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı yada temsilcisi, vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür." VI. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 18.Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 18/04/2022 tarihlitoplantısında, dosyanın usul yönünden incelenmesi sonunda; Çorum İdare Mahkemesinin 06/12/2017 tarihli veE.2017/282, K.2017/1178 sayılı kararı ile Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/01/2019 tarihli ve E.2016/837,K.2019/23 sayılı kararı arasında, 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiğianlaşıldığından hüküm uyuşmazlığı bulunduğuna, bu nedenle 2247 sayılı Kanun'un 25. maddesi hükümleri uyarınca; İdariYargılama Usulü Kanunu gözetilerek Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçe ve eklerinin 30 gün içindecevap verilmek üzere Sağlık Bakanlığına bildirilmesine, verilen cevabın karşı tarafa tebliği suretiyle dosyanıntekemmülünün sağlanmasına, usulü işlemler tamamlandıktan ve esas hakkındaki rapor yazıldıktan sonra Başkanlıkçabelirlenecek tarihte işin esasının görüşülmesine oy birliği ile karar verilmiştir. 19. Bunun üzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçe karşı tarafa tebliğ edilmiş, yasal
süresi içerisinde Sağlık Bakanlığı vekilince verilen cevap dilekçesinde; karşı taraf asil Z. Ö'in 2019 yılında vefat ettiği, budavada taraf sıfatının kalmadığı, vekalet ilişkisinin ölüm nedeniyle sona erdiği ve hüküm uyuşmazlığı isteminin reddiningerektiği ifade edilmiştir. 20. Mahkememizde UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırmada da Z. Ö'in 07/02/2019 tarihinde öldüğüanlaşılmıştır. Bu nedenle idari yargı yerinde davacı, adli yargı yerinde davalı olan Z. Ö'in vekili tarafından hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi istemiyle, Uyuşmazlık Mahkemesine yaptığı başvurunun yenidendeğerlendirilmesi gereği ortaya çıkmıştır. B. Gerekçe 21. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ,Doğan AĞIRMAN, Nurdane TOPUZ, Ahmet ARSLAN ve Mahmut BALLI'nın katılımlarıyla yapılan 20/06/2022tarihli toplantısında; Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK'in, 2247 sayılı Kanun’da öngörülen koşulları taşımayan başvurununreddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Recep KALKAN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın başvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: 22. 2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde, hüküm uyuşmazlığının ortaya çıkabilmesi için aranan koşullarınvarlığı halinde, ilgili kişi veya makamın Uyuşmazlık Mahkemesine başvurarak hüküm uyuşmazlığının giderilmesiniisteyebileceği düzenlemesine yer verilmiştir. 23. 2247 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile, iki ayrı yargı merciinden verilen birbiriyle çelişkili kararlar nedeniylebir kimsenin hakkının yerine getirilmesinin olanaksız bulunması halinde, Uyuşmazlık Mahkemesince bu çelişkiningiderilmesi yoluyla, o kimse hakkında bir çözüme ulaşılması amaçlanmakta olup, bu suretle verilecek kararınuyuşmazlıkla ilgisi bulunmayan özel ve tüzel kişileri etkilememesi gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, "hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız bulunması" durumu; davacı yönünden sübjektif bir nitelik taşımakta ve yargı kararı ilekendisine tanınmış bir hakkın yerine getirilmemesi söz konusu iken, davalı yönünden, ilamı yerine getirmekle yükümlüolması bakımından objektif bir nitelik taşımakta ve davacıya yargı kararı ile tanınmış olan bir hakkın idarece yerinegetirilmesinin olanaksızlığını ifade etmektedir. 24. Olayda, idari yargı yerinde davacı, adli yargı yerinde davalı olan Z. Ö'in vekili tarafından, 27/01/2016tarihinde düzenlenen vekaletname ile, hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi istemiyle UyuşmazlıkMahkemesine12/10/2021 kayıt tarihli dilekçe ile başvuru yapıldığı, ancak adı geçen kişinin 07/02/2019 tarihinde vefatettiği anlaşılmıştır. 25. Mevzuat uyarınca, ölü kişi taraf ehliyetine sahip olmadığından ve müvekkilin ölümü ile vekalet sonaereceğinden, ortada, geçerli bir vekaletnamenin varlığından söz etmek mümkün değildir. Dolayısıyla, ölü kişi adınadüzenlenmiş vekaletnameye istinaden, hüküm uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla 2247 sayılı Kanun'un 24. maddesikapsamında Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması olanağı bulunmamaktadır. 26. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak; 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesinde öngörülen"İlgili kişi veya makam Uyuşmazlık Mahkemesine başvurarak hüküm uyuşmazlığının giderilmesini istiyebilir."koşulunu taşımayan başvurunun reddi gerekmiştir. VII. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; 2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde öngörülen "İlgili kişi veya makam Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurarak hüküm uyuşmazlığının giderilmesini istiyebilir" koşulunu taşımayan BAŞVURUNUN REDDİNE, 20/06/2022 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Birol
Nilgün
Doğan
TOPAL
SONER
TAŞ
AĞIRMAN
Üye
Üye
Üye
Nurdane
Ahmet
Mahmut
TOPUZ
ARSLAN
BALLI