T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2021/701KARAR NO : 2022/411
KARAR TR : 16/09/2022ÖZET: Mevzuat hükümlerininidarece yanlışyorumlanması nedeniyle davacıya yapılanödemelerde, davacının hilesi veya gerçek dışıbeyanının olmadığı gözetilerek, yersiz olaraködenen tutarın geri istenilmesine ilişkin idariişlemin hukuka uygun olmadığının saptanmasıkarşısında yersiz ödemenin geri alınması içinidarece açılan alacak davası sonunda,davanınkabulüne ilişkin Adli Yargı yerinceverilen kararın KALDIRILMASINA, hukukve usule uygun bulunan İdari Yargı yeriKARARININ KABULÜ ile HÜKÜMUYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNEkarar verilmesi hk.
K A R A R Hüküm UyuşmazlığınınGiderilmesini İsteyen(İdari yargıda DavacıAdli Yargıda Davalı)
: A.OVekili
: Av. M. F. OKarşı Tarafİdari Yargıda
: Iğdır ValiliğiAdli Yargıda
: Sağlık Bakanlığı Van İl Sağlık Müdürlüğü I. İDARİ YARGIDA DAVA SÜRECİA. Dava Konusu Olay1. Davacı A.O'ın vekili; Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başhekim yardımcısı olarak görev yapanmüvekkilinin, Iğdır İI Sağlık Müdürü olarak görev yaptığı dönemde, ek ödeme ve ücret/maaş bordrosunda kümülatifmatrahın yanlış hesaplandığını, ücret ya da maaşına ait gelir vergisi matrahlarının ek ödemelere ilişkin kümülatif matraha,ek ödeme matrahlarının da ücret ya da maaşlara ilişkin kümülatif matraha dahil edilmemesi nedeniyle ek ödeme veücret/maaşların daha düşük gelir dilimlerinde kaldığını, dolayısıyla daha düşük oranlarda vergiye tabi tutulduğunu ve bunedenle tarafına 9.745,05 TL yersiz ödeme yapıldığından bahisle; fazla ödenen miktarın, Kamu Zararlarının Tahsilineİlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca kendisinden tahsiline ilişkin olarak düzenlenen, IğdırValiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 23/12/2010 tarih ve 15515 sayılı yazısı ekinde bildirilen borç bildirim belgesinin;22/12/1973 tarihli Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararına göre, idarenin kendi hatası nedeniyle ortaya çıkan vergifarkını personelden istemesinin mümkün olmadığını, olayda müvekkilinin gerçek dışı beyanı ve hilesinin bulunmadığını ilerisürerek iptali istemiyle Iğdır Valiliğine karşı idari yargı yerinde dava açmıştır.B. Yargılama Aşamaları2. Erzurum 1. İdare Mahkemesi 30/11/2011 tarihli ve E.2011/220, K.2011/1823 sayılı kararı ile, davakonusu işlemin iptaline karar vermiş ve bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:"...Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ile dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerin birliktedeğerlendirilmesinden; davacıya, 209 sayılı Kanun ve Sağlık Bakanlığı'na Bağlı Sağlık Kurum VeKuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermaye Gelirlerinden Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelikuyarınca ödenen döner sermaye ek ödemesinden fark tazminatın ne şekilde mahsup edileceği ve dönersermaye ek ödemesinin hangi aşamada vergilendirileceğine ilişkin davalı idarenin yorumu sonucunda2005-2009 tarihleri arasında yapılan sözkonusu ödemelerin hatalı olduğunun basit bir inceleme ile farkedilmeyip, üzerinden yaklaşık 1-5 yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra muhasebat kontrolü tarafından2010 yılında yapılan hesapların denetimi sonucu ortaya çıkarıldığı ve anılan mevzuat hükümlerinde açıkolarak hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde sağlık personeline yapılması gereken gelir vergisikesintisinin, söz konusu personele fark tazminatı adı altında ödenen meblağın, bu personele ay sonlarıitibariyle ödenen döner sermaye miktarından mahsup edildikten sonra mı, yoksa fark tazminatının dönersermaye miktarında mahsup edilmeksizin hesaplanan brüt miktar üzerinden mi yapılması gerektiğihususunda açık bir hükmün bulunmadığı hususu dikkate alındığında, bu ödemenin açık hata kapsamındadeğerlendirilmesine hukuken olanak bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.Bu durumda, 2005- 2009 tarihleri arasındaki dönemde, davacıya yapılan ek ödemede, fark
tazminatın vergilendirmeden önce brüt ödemeden düşülmesi nedeniyle, vergi ziyaı doğduğu gerekçesiyle,9.745,05.-TL tutarında zimmet çıkarılmak suretiyle davacıdan geri istenilmesinin, davacının herhangi birhilesi veya gerçek dışı beyanı veya açık hata olmadığı da dikkate alındığında, ancak dava açma süresiiçerisinde istenilebileceğinden, bu süre geçirildikten çok sonra yapılan söz konusu ödemelerin yersizyapıldığından bahisle, bu ödemelerin tahsili yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka, mevzuathükümlerine ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Nitekim Danıştay 2. Dairesinin 04.12.2009 tarih ve E:2009/2030, K:2009/4474 sayılı kararı ileDanıştay 8. Dairesi'nin 27.04.2007 tarih ve E:2005/4558, K:2007/2512 sayılı kararı da bu yöndedir." II. ADLİ YARGIDA DAVA SÜRECİA. Dava Konusu Olay3. Davacı Sağlık Bakanlığı vekili; davalının Iğdır İl Sağlık Müdürlüğünde, İl Sağlık Müdürü olarak görev yaptığı2005-2006-2007 yılları arasında, almış olduğu ek ödeme ve ücret/maaşından eksik gelir vergisi kesildiği için kendisineyersiz olarak ödeme yapıldığını,bu durumun Muhasebe Denetmeninin 23/07/2010 tarih ve 2010/7 sayılı raporu ileanlaşıldığını,davalının yersiz olarak aldığı ve kendisinden kesilmesi gereken gelir vergisi farkının 9.745,05 TL olduğunuifade ederek; davanın kabulü ileyersiz olarak ödenen toplam 9.745,05 TL’ye ödendiği tarihler dikkate alınarak faizişletilmesine karar verilmesi istemiyle, A.O'a karşı adli yargı yerinde dava açmıştır.B. Yargılama Aşamaları4. Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 04/12/2012 tarihli ve E.2011/165, K.2012/398 sayılı kararı ile, davayakonu olan idari işlem Erzurum 1. İdare Mahkemesinin kararı ile iptal edildiğinden, davacı kurumun bu idari işlemi esasalarak davalıdan yersiz alındığı bildirilen ödemelerin tahsilini talep etmekte herhangi bir hukuki yararının bulunmadığıgerekçesiyledavanın reddine karar vermiş, bu karar temyizedilmiştir. 5. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 30/09/2013 tarihli ve E.2013/10794, K.2013/13472 sayılı kararı ile, somutolaydaidarenin herhangi bir şart tasarrufunun bulunmadığını, mahkemece, herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salthatalı ödemenin, Borçlar Hukukunun sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde istenebileceği gözetilerek hasıl olacaksonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediğigerekçesiyle, temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasınakarar vermiştir. 6. Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 19/06/2014 tarihli ve E.2013/465, K.2014/245sayılı kararı ile, sebepsizzenginleşen ve iyiniyetli olan davalının geri vermekle yükümlü olduğu miktarın, geri isteme zamanında elinde kalan miktarile sınırlı olduğu, 2005-2009 yılları arasında davalıya ödenenfazla miktarın o dönem içerisinde maaşla beraber peyderpey harcandığı ve davalının elinde iade etmesi gereken meblağın bulunmadığının kabulü gerektiğinden bahisle,davanınreddine kararvermiş,bu karar temyizedilmiştir. 7. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Başkanlığı 22/10/2014 tarihli ve E.2014/16926, K.2014/13852 sayılı kararı ile,davalının almış olduğu paranın yararlanma dışında elinden çıkmış olduğunu isbat edemediğini, bu nedenledava konusuedilen yersiz ödenen miktarı iade ile mükellef olduğunu, bu durumda, mahkemece; davalıya yapılan yersiz ödememiktarının tespiti ile sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine kararverilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, temyiz isteminin kabulü ilehükmün bozulmasınakarar vermiştir. 8. Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 19/03/2015 tarihli ve E.2015/15, K.2015/191 sayılı kararı ile,Yargıtay bozma ilamına uymuş ve davanın kabulü ile, 9.745,04TL'nin 04/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. Temyizedilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk DairesiBaşkanlığının 20/03/2018 tarihli ve E.2017/14639, K.2018/2721 sayılı kararı ile onanan kararkesinleşmiştir.Mahkemekararının ilgili kısımları şöyledir: "TBK. m.77/1'e göre zenginleşen başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebepolmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı;TBK. m. 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi"ne göre düzenlenmiştir.Sebepsiz Zenginleşmeyi düzenleyen TBK 77/1 maddesinde; “Haklı bir sebep olmaksızın, birbaşkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş birsebebe dayanması durumunda doğmuş olur.” hükmünü içermekte olup, sebepsiz zenginleşme içinkötüniyet koşulu aranmamıştır.TBK.nun 79.maddesinde; “Sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elindençıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür.Zenginleşen, zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken ileride gerivermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekleyükümlüdür.” olduğu bildirilmiştir. Kendisine ödeme yapılan kimse bu ödemeden dolayı bir yararsağlamışsa, bunu elinden çıkmış bir sarfiyat olarak düşünmemek gerekir. Buradaki elden çıkmış olmasözleri yararlanma dışındaki durumları ifade eder. Davalı almış olduğu paranın yararlanma dışındaelinden çıkmış olduğunu isbat edememiştir. Hal böyle olunca, dava konusu edilen yersiz ödenen miktarıiade ile mükelleftir.23/07/2010 Tarihli denetim raporu ve 14/10/2011 tarihli bilirkişi raporuna göre davalıya yersizolarak ödenen miktarın 9.745,05TL olduğu, bu miktara ödeme yapıldığı tarihten itibaren faiz talebinin
bulunduğu, 9.745,05TL nin davalı tarafından ödenmesine ilişkin borç bildirim belgesinin 04/01/2011tarihinde davalıya tebliğ edildiği, sonrasında davalıya ait borcunun yapılandırılarak 7.111,89 TLdavalıdan talep edildiği, davalının da masraflarla birlikte 7.111,89TL'yi 29/04/2011 tarihinde idareyeödediği, ancak daha sonra bu paranın davalı tarafından geri alındığı, 7.111,89TL davalı tarafından gerialındığından borcun yeniden yapılandırılmasının idarenin takdiri olduğu, 9.745,05TL nin ödenmesineilişkin tebligatın davalıya 04/01/2011 tarihinde yapıldığı anlaşılmakla bu tarihten itibaren 9.745,05TL'ninyasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur." III. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK9. İdari yargı yerinde davacı, adli yargı yerinde davalı olan A.O'ın vekili, 12/10/2021 havale tarihli dilekçe ile,Erzurum 1. İdare Mahkemesinin 30/11/2011 tarihli ve E.2011/220, K.2011/1823 sayılı kesinleşmişkararı ile Van 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/03/2015 tarihli ve E.2015/15, K.2015/191 sayılı kesinleşmiş kararı arasında doğanhüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi istemiyle, Uyuşmazlık Mahkemesine başvuruda bulunmuştur. 10. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca adli ve idari yargı dosyalarının aslı Mahkemelerinden temin edilmiş,dahasonra 2247 sayılı Kanun'un 24. ve 16. maddelerine göre ilgili Başsavcıların yazılı düşünceleri istenilmiştir. IV. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCELERİ A. Danıştay Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi 11. Hüküm uyuşmazlığına konu edilen kararlar ile dava dosyalarının ayrıntılı özetlerine yer verildikten sonra;“Usule İlişkin İnceleme” başlığı altında; 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi HakkındaKanun'un 24. maddesi kapsamında, hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden ortada, adli veidari yargı yerlerince verilmiş ve Kanun yollarına başvurularak kesinleşmiş kararlar oldukları; her iki kararda da davanınesasının hükme bağlandığının anlaşıldığı hususlarına yerverdikten sonra; anılan kararlar arasındaki çelişki nedeniyle yersizödenentutarın iadesinin olanaksız hale gelmesi karşısında, anılan adli ve idari yargı kararları arasında hüküm uyuşmazlığıbulunduğunun kabulü gerektiği belirtilmiş;“Hüküm Uyuşmazlığının Esasının İncelenmesi” başlığı altında ise;parasal hak ödemesini düzenleyenmevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının 657 sayılıDevlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesikapsamında sayılıp sayılamayacağı yönünden değerlendirilmesi yapılmış; kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alımında 5018 sayılı Kanun öncesinde olduğu gibi Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiği belirtilerek; sonuçta Van 3. Asliye HukukMahkemesinin kararının kaldırılmasına, Erzurum 1. İdare Mahkemesinin kararının kabulüne karar verilerek hükümuyuşmazlığının giderilmesinin uygun olacağı yolunda yazılı düşünce verilmiştir. Yazılı düşüncenin gerekçe ve sonuçkısımları şöyledir:“Olayda; davacıya yersiz ödendiği tespit edilen tutarın hatalı yapıldığından bahisle geri alınmakistenildiği, bu durumun denetim sonucunda ortaya çıktığı dikkate alındığında, söz konusu ödemeninödenmesinde, davacının hilesi veya gerçek dışı beyanının da olmadığı açıktır.Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararının uygulanmasıgerektiği sonucuna ulaşılmakla, mevzuat hükümlerinin davalı idarece yanlış yorumlanması nedeniyledavacıya yapılan ödemelerde, davacının hilesinin, gerçek dışı beyanı olmadığından davacıya yersizödendiği tespit edilen döner sermaye ek ödemesi tutarının altmış günlük dava açma süresiningeçirilmesinden sonra talep edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilen kararınhukuka uygun olduğu kanısına varılmıştır.SONUÇ:1-Erzurum 1. İdare Mahkemesi'nin 30/11/2011 gün ve E:2011/220, K:2011/1823 sayılı kararı ileVan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/03/2015 gün ve E:2015/15, K:2015/191 sayılı kararı arasındahüküm uyuşmazlığı bulunduğuna;2-Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/03/2015 gün ve E:2015/15, K:2015/191 sayılı kararınınkaldırılmasına;3-Erzurum 1. İdare Mahkemesi'nin 30/11/2011 gün ve E:2011/220, K:2011/1823 sayılı kararınınkabulüne..." B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi 12. Hüküm uyuşmazlığına konu edilen kararların özetine yer verildikten sonra;“Mevzuat Yönünden İnceleme” başlığı altında; 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun'un 24/1. maddesi kapsamında hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden;ortada, adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve Kanun yollarına başvurularak şeklen kesinleşmiş, taraflarından en azbirinin aynı olduğu kararların bulunduğu ve tüm kararlarda da davanın esasının hükme bağlandığı ve Kanun yollarınıntüketildiğinin anlaşıldığı; konuyla ilgili iki karar arasında oluşan çelişki nedeni ile hakkın yerine getirilmesinin olanaksız halegeldiği, bu duruma göre, söz konusu adli ve idari yargı kararları arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabul edilmesigerektiği belirtilmiş;
İşin esasına yönelik ise; parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlarafazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesi ile 5018sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesi kapsamında sayılıp sayılamayacağı yönündendeğerlendirilme yapılmış, kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alımında Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiği belirtilmiş ve Van 3. AsliyeHukuk Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, Erzurum 1. İdare Mahkemesinin kararının benimsenmesine kararverilmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesinin mümkün olduğu yolunda yazılı düşünce verilmiştir. Yazılıdüşünceningerekçe ve sonuç kısımları şöyledir:“Olayda, davacıya yersiz ödendiği tespit edilen döner sermaye ek ödemesinin mevzuatın yanlışyorumlandığından bahisle geri alınmak istenildiği dikkate alındığında, davacının söz konusu ödemeninyapılması konusunda hilesi veya gerçek dışı beyanının bulunmadığı, bu sebeple idarenin açık hatayadüştüğünden söz edilemeyeceği anlaşılmaktadır.Bu itibarla, kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun yukarıda zikredilen kararının uygulanması gerektiği, bu sebeplemevzuat hükümlerinin davalı idare tarafından yanlış yorumlanması sebebiyle davacıya yapılanödemelerde, davacının hilesi ve gerçek dışı beyanı olmadığından, yersiz ödendiği tespit edilen dönersermaye ek ödeme tutarının en son ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60 günlük süreningeçirilmesinden sonra talep edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilen kararınhukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır.SONUÇ:1)Erzurum 1. İdare Mahkemesinin 30.11.2011 tarihli ve E.2011/220, K.2011/1823 sayılı kararı ileVan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.03.2015 tarihU ve E.2015/15, K.2015/191 sayıh kararı arasındahüküm uyuşmazlığının bulunduğunun kabulüne,2)Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli ve E.2015/15, K.2015/191 sayılı kararınınkaldırılmasına;3)Erzurum 1. İdare Mahkemesinin 30.11.2011 tarihli ve E.2011/220, K.2011/1823 sayılı kararınınbenimsenmesine..." V. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat13. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişisel sorumluluk ve zarar” başlıklı 12. maddesi şöyledir: “(Değişik: 12/5/1982 - 2670/5 md.) Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmekve kendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak içingerekli tedbirleri almak zorundadırlar.Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararınilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiğitarihte en alt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brüt aylığının yarısını geçmeyen zararlar,kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.” 14. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71. maddesi şöyledir: “(Değişik birinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veyaihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağındaartışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.Kamu zararının belirlenmesinde;a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,Esas alınır.(Değişik üçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlamaveya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatınagöre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat,onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bufiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.(Değişik son fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararının, bu zarara neden olan kamugörevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Maliye Bakanlığınınteklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” (2/7/2018 tarihli ve 703
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 213 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “Maliye Bakanlığınınteklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak” ibaresi “Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan”şeklinde değiştirilmiştir.) 15. 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları İle Esenlendirme (Rehabilitasyon) TesislerineVerilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun'un 5 inci maddesine dayanılarak hazırlanıp, 12/05/2006 tarih ve 26166sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/04/2006 tarihinde yürürlüğe giren Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurum veKuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermaye Gelirlerinden Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 21.maddesinde; ek ödemenin, aylık dönemler halinde yapılacağı, döner sermaye komisyonunca dağıtılmaya karar verilen eködeme tutarının, o dönemin bitiminden sonraki yirmi gün içinde hak sahiplerine ödeneceği, ancak, döner sermayegelirlerinin tahsilatında gecikme olması halinde ilgili ödeme dönemini takip eden altıncı ayın sonunu aşmamak şartıylatahsilat yapıldığı zaman ödeme yapılabileceği, 23. maddesinde; ek ödemeden, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı GelirVergisi Kanununda belirtilen vergi dilimleri ve personele daha önce ödenen aylık ve döner sermaye ek ödemelerineilişkin süregelen gelir vergisi matrahı da dikkate alınarak, gelir vergisi ve damga vergisi kesintisinin yapılacağıdüzenlemelerine yer verilmiş bulunmaktadır. B. Yargı Kararları 16. Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8 K.1973 /14 sayılı kararında özetle;İdarenin, hatalı terfi veya intibak işlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına, bir mahkeme kararına lüzum olmadankarar verilebileceği ve bu karara karşı açılacak davaların çözümünün Danıştay’ın görevi içinde olduğu; İdarenin, yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın terfi veya intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği; belirtilen istisnalar dışında kalan ödemelerin istirdadının, hatalı ödemenin yapıldığıtarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve dava açma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğikabul edilmiştir. Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılan haksız ödemelerin dava açmasüresi içerisinde istenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veyahilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabul edilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da bu doğrultuda istikrarbulmuştur. 17. Benzer konudaki bir Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararına da değinmekte yarar görülmektedir.27/01/1973tarih ve E.1972/6, K.1973/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının sonuç kısmı şöyledir: “ 1- Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile de sebebiyetvermemiş olmak kaydıyla idarenin yanlış şart tasarrufunu (özellikle yanlış intibak işlemini), ancak iptaldavası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa bu süre içinde yahut iptal davası açılmışsa davasonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine,2-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriye yürür şekilde geri alınamayacağına,3-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geri alınması halinde geri alma gününe kadar doğmuşdurumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiğine,4-Bu nedenle yanlış işlemin (intibakın) bu süreler geçtikten sonra geri alınması durumunda, gerialma gününe kadar ödenmiş bulunan fazla paraların (aylıkların) hukuken geçerli bir nedenle ödenmişbulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, artık sebepsiz zenginleşme söz konusu olamayacağından,sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceğine ve içtihadların bu yoldabirleştirilmesine…” 18. Anılan kararın gerekçesinde, şu değerlendirmelerde bulunulmaktadır:“… Yukarıdan beri yapılanaçıklama ve incelemelerden anlaşılacağı gibi, yanlış bir şart tasarrufun idare tarafından geri alınmasındandolayı ödenmiş fazla paraların geri istenmesi davalarında, kamu yararı ile kişisel yararı uzlaştıracak, kamu vehukuk düzenini sarsmayacak, aksine, bunlara güven ve devamlılık sağlayacak nitelikte en adil ve hukuki birnorm olarak iptal davası süresini, genel olarak yanlış şart tasarrufu, geriye yürür şekilde geri almak için birsınır olarak kabul etmek, bu süre geçtikten sonra tasarrufun ancak ilerisi için hüküm ifade edecek şekilde gerialınabileceği, daha doğrusu ilerisi için değiştirilebileceği, tarzında bir sonuca varmak gerekir. Belirtilen sürelergeçtikten sonra idare yanlış tasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlar artık kazanılmış durum niteliğindeolacağından, yanlış işleme dayanılarak yapılmış ödemelerin sebepsiz olduğu da ileri sürülemeyecek ve geriistenmesi mümkün olmayacaktır…” VI. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 19.Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, ÜyelerBirol SONER, Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 18/04/2022 tarihlitoplantısında, dosyanın usul yönünden incelenmesi sonunda; 20. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un “Mahkemenin görevi”başlığını taşıyan 1. maddesi şöyledir:
“Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargımercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunlakurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir.(…) ” 21. Aynı Kanun’un "Hüküm Uyuşmazlığı" başlıklı24. maddesi şöyledir: "(Değişik birinci fıkra: 21/1/1982 - 2592/7 md.) 1 nci maddede gösterilen yargı mercileritarafından,görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir.(Mülga ikinci fıkra: 2/7/2018 – KHK-703/183 md.)İlgili kişi veya makam Uyuşmazlık Mahkemesine başvurarak hüküm uyuşmazlığının giderilmesiniistiyebilir. Bu halde olumsuz görev uyuşmazlığının çıkarılması ile ilgili 15 ve 16 ncı maddelerdeki usulkuralları uygulanır."22. Aynı Kanun’un "Hüküm uyuşmazlıklarında uygulanacak inceleme kuralları" başlıklı 25. maddesişöyledir: "Hükümuyuşmazlıklarında Uyuşmazlık Mahkemesi, Danıştay Yargılama usulünün bu kanuna aykırıolmayan hükümlerini uygulamak suretiyle anlaşmazlığın esasını da karara bağlar.(Mülga ikinci fıkra: 2/7/2018 – KHK-703/183 md.)
Uyuşmazlık Mahkemesi hüküm uyuşmazlıklarını dosya üzerinde inceleyerek karara bağlar.Gerekli gördüğü hallerde veya istek üzerine tarafları dinleyebilir." 23. 2247 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen 24. maddesi hükmüne göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idari yargı mercileri tarafından verilmesi,b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,d) Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır. 24.Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen idari yargı ve adli yargı kararlarının incelenmesinden; ortada idari(Erzurum 1. İdare Mahkemesinin 30/11/2011 tarihli ve E.2011/220, K.2011/1823 sayılı ) ve adli (Van 3. Asliye HukukMahkemesinin 19/03/2015 tarihli ve E.2015/15, K.2015/191 sayılı) yargı yerlerince verilmiş ve kesinleşmiş kararlarbulunduğu; davanın taraflarının, (Valiliğin, Bakanlığın ildeki temsilcisi olduğu gözetildiğinde) aynı olduğu anlaşılmıştır.
25. Dava ilk olarak, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde başhekim yardımcısı olarak görev yapan A.O'ın,Iğdır İl Sağlık Müdürü olarak görev yaptığı 2005-2009 tarihleri arasında, ek ödeme ve ücret/maaş bordrosundakümülatif matrahın yanlış hesaplandığı, ücret ya da maaşına ait gelir vergisi matrahlarının ek ödemelere ilişkin kümülatifmatraha, ek ödeme matrahlarının da ücret ya da maaşlara ilişkin kümülatif matraha dahil edilmemesi nedeniyle ek ödemeve ücret/maaşların daha düşük gelir dilimlerinde kaldığı, dolayısıyla daha düşük oranlarda vergiye tabi tutulduğunun,böylelikle yersiz olarak aldığı ve kendisinden kesilmesi gereken gelir vergisi farkının/kamu zararının toplam 9.745,05 TLolduğunun tespit edildiğinden bahisle, yersiz yapılan bu ödemenintahsiline yönelik Iğdır Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün23/12/2010 tarih ve 15515 sayılı yazısı ekinde bildirilen borç bildirim belgesinin iptali istemiyle açılmıştır. 26. A.O'ın vekilince, fazla ödenen miktarın geri istenmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargıda davaaçılırken, idare vekilince, fazla ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili istemiyle adli yargıda davaaçıldığı görülmektedir. 27. Dava sebebi; talep sonucunu haklı göstermeye yarayan maddi vakıalar iken dava konusu; netice-i taleptir.Olayımızda her iki davanın sebebi il sağlık müdürü olarak görev yapan A.O'a 2005-2009 yılları arasında sehven fazlaverilen toplam 9.745,05 TL'nin hukuka aykırı olarak ödenip ödenmediğine ilişkindir. Bir taraf söz konusu ödemeninhukuka uygun olarak yapıldığı iddiası ile geri istenemeyeceği iddia ve savunmasında bulunurken diğer taraf tam aksineyapılan ödemenin hukuka aykırı olduğundan geri istenebileceği iddia ve savunmasında olduğundan, her iki dava sebebiyani maddi vakıalar aynıdır. 28. Dava konusuna gelince; idari yargıda davanın konusu, yapılan ödemeleriniadesine ilişkin idariişleminiptaliolarak belirlenirken, adli yargıda da haksız yapıldığı iddiası ile yapılan ödemenin idareye geri ödenmesineilişkin olması nedeniyle hüküm uyuşmazlığı olduğu iddia edilen kararlar arasında dava konuları da aynıdır.
29. A.O'ın vekili tarafından idari yargıda açılan dava sonunda, olayda davacının herhangi bir hilesi veya gerçekdışı beyanı veya açık hata olmadığı da dikkate alındığında, dava konusu tutarın ancak dava açma süresi içerisindeistenilebileceği, bu süre geçirildikten çok sonra yapılanödemelerin tahsili yolunda tesis edilenişlemde hukuka, mevzuathükümlerine ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığıgerekçesiyle iptaline karar verildiği; Sağlık Bakanlığı vekili tarafından adliyargıda açılan dava sonunda da; herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemenin, borçlar hukukununsebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde istenebileceği gözetilerek, davanın kabulü ile, 9.745,04 TL'nin 04/01/2011tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiğianlaşılmaktadır.Bu durumda her iki kararda da işin esasının hükme bağlandığı açıktır.
30.
Hüküm uyuşmazlığının kabul edilebilmesi için öngörülen bir diğer husus ise; kararlar arasındaki çelişkinedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunmasıdır. İdari yargıda yapılan yargılama sonucu idari işlemin iptalinekarar verilirken, adli yargıda idari işlemin hukuka uygun olduğu ve idarece istenen alacağın tahsiline karar verilmiş,busuretle kararlar arasındaki oluşan çelişki hakkın yerine getirilmesini olanaksız hale getirmiştir. Bu durumda, 2247 sayılıKanun’un 24. maddesinde açıklandığı üzere; tarafları, konusu ve dava sebebi aynı olan ve kesinleşmiş kararlar arasındahüküm uyuşmazlığı doğduğu ve kararlar arasında çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğideğerlendirilmiştir. 31. Belirtilen nedenlerle, Erzurum 1. İdare Mahkemesinin 30/11/2011 tarihli ve E.2011/220, K.2011/1823sayılı kararı ile Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/03/2015 tarihli ve E.2015/15, K.2015/191 sayılı kararı arasında,2247 sayılı Kanun’un 24. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiği anlaşıldığından hüküm uyuşmazlığı bulunduğuna, 32.2247 sayılı Kanun'un 25. maddesi hükümleri uyarınca:a) İdari Yargılama Usulü Kanunu gözetilerek Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçe veeklerinin 30 gün içinde cevap verilmek üzere Sağlık Bakanlığı vekiline bildirilmesine, verilen cevapların karşı tarafa tebliğisuretiyle dosyanın tekemmülünün sağlanmasına,b) Usulü işlemler tamamlandıktan ve esas hakkındaki rapor yazıldıktan sonra Başkanlıkça belirlenecek gündeişin esasının görüşülmesine oy birliği ilekarar verilmiştir. 33. Bunun üzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçe karşı tarafa tebliğ edilmiş; yasalsüresi içerisinde Sağlık Bakanlığı(Iğdır Valiliği, İl Sağlık Müdürlüğü) vekilince verilen cevap dilekçesinde, hükümuyuşmazlığı talebinin reddine karar verilmesitalep edilmiştir.B. Esasın İncelenmesi34. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, ÜyelerBirol SONER, Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Nurdane TOPUZ, Ahmet ARSLAN ve Mahmut BALLI'nın katılımlarıyla yapılan 16/09/2022 tarihlitoplantısında; başvuru dilekçesi ve ekleri, uyuşmazlığa konu edilen kararlara ilişkin dava dosyaları, ilgili Başsavcılarındüşünce yazıları, dayanılan Kanun kuralları, taraflarca verilen dilekçe ve ekleri ile Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’inhazırladığı rapor okunup incelendikten ve ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın sözlü düşünceleri doğrultusundaki açıklamaları alındıktan sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:35. Hüküm uyuşmazlığına ilişkin olayın, Muhasebe Denetmeni tarafından düzenlenen 23/07/2010 tarihli raporsonucunda, 2005-2009 tarihleri arasında kümülatif matrahın yanlış hesaplanması ve maaşa ait gelir vergisi matrahlarınınek ödeme bordrolarında yer alan kümülatif matraha dahil edilmemesi nedeniyle kamu zararının meydana geldiğinin tespitedildiği, bu suretle, belirtilen dönemde Iğdır İl Sağlık Müdürü olarak görev yapan A.O'a yersiz yapılan 9.745,05-TL'ninödenmesinin istenilmesinden kaynaklandığıanlaşılmaktadır.36. Dava dosyalarının incelenmesinden, idari yargıda davacı adli yargıda davalı olan A.O'a Mayıs 2005 -Kasım 2007 tarihleri arasında hataya düşülerek yersiz ödeme yapıldığı, adıgeçenin söz konusu ödemelerin yapılmasıkonusunda hilesi veya gerçek dışı beyanının bulunmadığı anlaşılmıştır. 37. Bu bakımdan,parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazlaödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesi ile 5018 sayılıKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesi kapsamında sayılıp sayılamayacağı yönündendeğerlendirilmesi gerekmektedir. 38. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesindeki düzenleme ile, devlet memurlarının görevlerisırasında sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı sorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceği açıklanmış olmakla birlikte;mali hakları düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilen zararın tahsilini düzenleyen bu madde ile çözümlenmesi mümkünbulunmamaktadır. 39. Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücret farkıödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususunagelince; 5018 sayılı Kanun'un yukarıda açıklanan 71. maddesinde öncelikle kamu zararının tanımı yapılmış, sonrasındakamu zararının belirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somut uyuşmazlığa bakıldığında ise, bu maddekapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmek mümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan bir ödemeninyapılması değil mevzuatta öngörülen bir ödemenin yapılması sırasında idarece hataya düşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi mümkün değildir. 40. Bu durumda kamu görevlilerine sehven yapılan ödemelerin geri alımında 5018 sayılı Kanun öncesindeolduğu gibi Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararınınuygulanması gerektiği açıktır. 41. Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla beraber getirdiği ilkelerinidari işlemlerin geri alınmasına dair genel ilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk, açık hata, memurun
gerçek dışı beyanı veya hilesinin olması hallerinde süre aranmaksızın hatalı işlemini her zaman geri alabilecek, ancakbunun dışında kalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresi içinde geri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idariistikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır. 42. Olayda; davacıya yersiz ödendiği tespit edilentutarınmevzuat hükümlerinin yanlış yorumlandığından bahislegeri alınmak istenildiği dikkate alındığında, idarenin açık hataya düştüğünden söz edilemeyeceği gibi, sözkonusuödemenin yapılmasında, davacının hilesi veya gerçek dışı beyanının da olmadığı görülmektedir. 43. Bu itibarla: kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiği sonucunaulaşılmakla, mevzuat hükümlerinin davalı idarece yanlış yorumlanması nedeniyle davacıya yapılan ödemelerde, davacınınhilesi veya gerçek dışı beyanı olmadığından davacıya yersiz ödendiği tespit edilentutarın idari dava açma süresiningeçirilmesinden sonra talep edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilen kararın hukuka uygun olduğusonucuna varılmıştır. 44. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak; Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/03/2015tarihli ve E.2015/15, K.2015/191 sayılı kararının kaldırılmasına, Erzurum 1. İdare Mahkemesinin 30/11/2011 tarihli veE.2011/220, K.2011/1823 sayılı kararının benimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmiştir. VII. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle:A. Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/03/2015 tarihli ve E.2015/15, K.2015/191 sayılı kararınınKALDIRILMASINA,B. Erzurum 1. İdare Mahkemesinin 30/11/2011 tarihli ve E.2011/220, K.2011/1823 sayılı KARARININKABULÜNE,Bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE, 16/09/2022 tarihinde, Üyeler Birol SONER,Nilgün TAŞ ve Doğan AĞIRMAN'ın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Birol
Nilgün
Doğan
TOPAL
SONER
TAŞ
AĞIRMAN
Üye
Üye
Üye
Nurdane
Ahmet
Mahmut
TOPUZ
ARSLAN
BALLI
KARŞI OY Uyuşmazlık, Muhasebe Denetmeni tarafından düzenlenen 23/07/2010 tarihli rapor sonucunda, 2005-2009tarihleri arasında kümülatif matrahın yanlış hesaplanması ve maaşa ait gelir vergisi matrahlarının ek ödeme bordrolarındayer alan kümülatif matraha dahil edilmemesi nedeniyle kamu zararının meydana geldiğinin tespit edildiği, bu suretle,belirtilen dönemde Iğdır İl Sağlık Müdürü olarak görev yapan A.O'ayersiz yapılan 9.745,05-TL'ningeri istenilmesineilişkindir.Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun benzer konuda verdiği kararında "İdarenin, yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıödediği meblağı her zaman geri alabileceği,bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açmasüresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup; anılan kararıngerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idare edilenleringerçek dışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise,hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdaretmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler içinsüre düşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalı ödemeler için memuruniyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalıödemelerin ancak dava süresi içinde geri alınabileceği" vurgulanmıştır (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 22.12.1973tarih ve E., 1968/8, K. 1973/14).Daha önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benzer bir davada vermiş olduğu kararında; "Burada çözüme
bağlanan sorun; intibak ve hatalı terfi işlemi gibi bir şart tasarrufun sonradan idare tarafından geri alınması halinde, dahaönce bu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılmış olan fazla ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geriistenmesinin idare hukuku ilkelerine göre mümkün olup olmadığı konusu ile ilgili olup, sonuçta yokluk ile mutlak butlandurumları ayrık olmak ve kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile sebebiyet vermemiş olması kaydıyla, idarenin yanlış şarttasarrufu (özellikle yanlış intibak işlemini) ancak iptal davası süresi içinde geriye yürür şekilde geri alabileceği, bu süregeçtikten sonra yanlış tasarrufun geri alınması halinde geri alma gününe kadar doğmuş durumların, parasal sonuçları dadâhil olmak üzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınması gerektiği, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarakgeri istenemeyeceği içtihat edilmiştir. Bu içtihadı birleştirme kararının, idare tarafından yapılan bütün ödemelereuygulanması halinde, idarenin haksız iktisap kurallarından hiçbir zaman yararlanamaması ve memurların yapmış olduklarıbütün hatalı ödemelerin idare tarafından gerek Ödeme yapılan kişilerden gerekse ödemeyi yapan görevlilerden gerialınamaması gibi bir sonuç doğurur ki, idareyi işlemez ve iş göremez bir duruma sokacak olan böyle bir sonucunhukukça savunulması mümkün değildir. Bu nedenle içtihadı birleştirme kararının kapsamı dışında kalan ve herhangi birşart tasarrufa ayartmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafından Borçlar hukukunun haksız iktisap kurallarına dayanılarakgeri istenebileceğinin kabulü gerekir" gerekçesiyle direnme ukmunün bozulmasına karar vermiştir (Yargıtay Hukuk GenelKurulu 5.12.1984 tarih ve 1982/ 13 - 387 E, 1984/997 Karar sayı ilamı).Yine benzer konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği emsal kararında; "Dava konusu fazla ödemenin, idareninbir şart tasarrufuna dayanmadığı, salt hatalı ödemeden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. TBK. m. 77/1' e göre; zenginleşen başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebep olmaksızın eldeettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80' de "aynengeri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir.Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçluolunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluylagerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır.Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Yanlışlıkeda ile ilgili olup, edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren bir yanılmadır.HGK' nun 05.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E. - 1984/997 K.sayılı kararı ile herhangi bir salt tasarrufadayanmayan salt hatalı ödemenin idare tarafından BK' nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenebileceğiaçıklanmıştır.…………. İdare Mahkemesinin ………….. tarihli ve ………. esas, ………….. sayılı kararı ile idare işlemiödeme tarihinden itibaren 60 günlük yasal süre geçtikten sonra istenemeyeceği gerekçesiyle iptal edilmiş olup, yukarıdayazılı olduğu üzere şart tasarrufa dayanmayan dava konusu ödeme için sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarıncaaraştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddi doğrugörülmemiştir" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 18.5.2017 tarih, EsasNo: 2016/458, Karar No: 2017/7568).Sebepsiz zenginleşme hükümleri Borçlar Kanununda düzenlenmiştir.Uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 61. maddesine göre;"Madde 61 - Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur.Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebemüsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır".Bu maddenin karşılığı olarak düzenlenmiş 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 77. maddesine göre;"Madde 77 - Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, buzenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebedayanması durumunda doğmuş olur".Bu maddelere göre, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşmeye"sebepsiz zenginleşme" denir. Sebepsiz zenginleşen kimse, bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiği kimseye geri vermekzorundadır. Dolayısıyla sebepsiz zenginleşme bağımsız bir borç kaynağıdır (Fikret Eren - Borçlar Hukuku GenelHükümler - Ankara 2018 - Sayfa 864 vd., Haluk. N. Nomer - Borçlar hukuku Genel Hükümler - İstanbul 2013 -Sayfa 201 vd.).Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa baktığımızda, idarece yapılan yersiz ödemenin Borçlar Hukukuçerçevesinde sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddüt bulunmamaktadırBuna göre 2005-2009 tarihleri arasında, yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinin aksine, ek ödeme ve maaşmatrahınınhesaplanmasından kaynaklanan ödemenin hataen yapıldığı konusunda tereddüt bulunmadığından, ödenenmiktarın geri istenilmesinin koşullarının mevcut olduğu görülmektedir.Açıklanan tüm bu nedenlerle,Iğdır İl Sağlık Müdürü olarak görev yaptığı dönemde A.O'ayersiz olarak yapılanödemenin geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olduğunun saptanması karşısında; yersiz ödemenin gerialınmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın sonunda işlemin iptaline karar veren Erzurum 1. İdareMahkemesinin kararının kaldırılmasına; hukuk ve usule uygun bulunan Adli Yargıya ait Van 3. Asliye HukukMahkemesinin kararının kabulü ve bu surette hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiylesayın çoğunluğun idari yargı kararının benimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi yolundaki kararınakatılmıyoruz.16/09/2022
Üye
Üye
Üye
Birol SONER
Nilgün TAŞ
Doğan AĞIRMAN