T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2021/710KARAR NO : 2021/654KARAR TR : 27/12/2021 ÖZET: İmar planında ilköğretim tesis alanıolarak belirlenen ve bir kısmına fiilen el atılantaşınmazın mülkiyet hakkının kısıtlandığıiddiasıyla tazminat ödenmesi istemiyle açılandavanın ADLİ YARGI YERİNDE görülmesigerektiği hk.
K A R A R Davacılar
: 1- T. K., ve diğ.Vekilleri
: Av. N. B., Av. A.A.Davalı
: Samsun İl Özel İdaresi(Adli Yargı yerinde)Vekili
: Av. T.K.Davalı
: Milli Eğitim Bakanlığı(İdari Yargı yerinde)Vekilleri
: Av. S.Ü. T., Av. E.Y. I. DAVA KONUSU OLAY 1. Davacılar vekili, müvekkillerinin müşterek malik oldukları Samsun İli, İlkadım İlçesi, Kalkancı Mahallesi,2428 ada, 2 parselde tapuya kayıtlı taşınmazın, 1/1000 ölçekli imar planında “İlköğretim Alanı” olarakayrıldığını;1996 yılından bugüne kadar taşınmaz üzerinde okul yapılmadığını,222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunuhükümleri gereğince taşınmazın davalı idarenin yetki ve sorumluluğunda bulunduğunu; davalı idarenin,taşınmazıkamulaştırma seçeneği varken yıllarca bu konuda bir girişimde bulunmadığını, taşınmazın vasfının da değiştirilmediğini, budurumun müvekkilinin Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkını ihlal ettiğinibelirterek;fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL kamulaştırmasız el atma bedelinin, davatarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle 19/11/2012tarihindeadli yargı yerinde dava açmış; davacı vekili daha sonra davasını 212.692 TL olarak ıslah etmiştir. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. Adli Yargıda 2. Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 24/05/2013 tarihli ve E.2012/682, K.2013/308 sayılı kararı ile,uyuşmazlığın esasını inceleyerek davanın kabulüne karar vermiş; temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi10/04/2014 tarihli ve E.2013/27496, K.2014/10406 sayılı kararı ile, davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğindenbahisle hükmün bozulmasına karar vermiştir. 3. Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 13/11/2014 tarihli ve E.2014/237, K.2014/402 sayılı kararıile, davanın idare mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı vermiştir. Temyiz edilmesi üzerineYargıtay 5. Hukuk Dairesi 02/04/2015 tarihli ve E.2015/1350, K.2015/6792 sayılı kararı ile hükmün onanmasına kararvermiş ve Mahkeme kararı kesinleşmiştir. Görevsizlik kararının ilgili kısımları şöyledir: "YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ'NİN 10/04/2014 TARİH 2013/27496E.-2014/10406 K. SAYILIİLAMIYLA; "Dava konusu taşınmaz imar planında ilköğretim alanı olarak ayrılmış ise de; mahallindeyapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarına göre, taşınmazlara DAVALI İDARECE FİİLEN ELATILMADIĞI ANLAŞILMIŞTIR.11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı yasanın 21. maddesi ile KamulaştırmaKanununun geçici 6. maddesinde yapılan değişiklik ile; “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlereve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanantaşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru veişlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamışveya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.” hükmü getirilmiştir.Öte yandan Anayasa Mahkemesi’nin 25.09.2013 gün 2013/93 Esas, 2013/101 Karar sayılıilamındada; “Kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerektiği; imar kısıtlamalarında taşınmazınzilyetliğinin malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgilimevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kaldığı, bu nedenle imar kısıtlamalarındankaynaklanan tazminat davalarının idari yargıda açılabileceği” kabul edilmiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden, dava dilekçesiningörev yönünden reddi yerine, yazılı şekilde hüküm kurulması, doğru görülmemiştir." gerekçesiyle
mahkememizin kararını bozmuştur.Mahkememiz tarafından Yargıtay bozma ilamına uyulmuştur.GEREKÇE:Tüm dosya kapsamı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 10/04/2014 Tarih 2013/ 27496 E.-2014/10406 K sayılı bozma ilamıda dikkate alınarak, taşınmaza davalı idarece fiilen el atılmadığıanlaşıldığından. Davanın İdare Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden mahkememizin görevsizliğine,dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir." 4. Davacılar vekili bu kez, aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır. B. İdari Yargıda 5. Samsun 2. İdare Mahkemesi 18/11/2015 tarihli ve E.2015/901, K.2015/1743 sayılı kararı ile, uyuşmazlığınesasını inceleyerek davanın kabulüne karar vermiş; temyiz edilmesi üzerine Danıştay Altıncı Dairesi, 19/11/2016 tarihli veE.2016/1192, K.2016/7065 sayılı kararı ile, 2942 sayılı Kanunun 6745 sayılı Kanunla değiştirilmesi sonrasında ortayaçıkan yeni yasal durum uyarınca bu aşamada hukuken uyuşmazlığın esası hakkında karar verme olanağıbulunmadığından, İdare Mahkemesince bu hususlar göz önünde bulundurularak yeniden bir karar verilmesi gerektiğindenbahisle Samsun 2. İdare Mahkemesince verilen kararın bozulmasına, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesinekarar vermiş; kararın düzeltilmesi istemi de aynı Dairenin 29/09/2017 tarihli ve E.2017/2346, K.2017/6752 sayılı kararıile reddedilmiştir. 6. Samsun 2. İdare Mahkemesi 28/12/2017 tarihli,E.2017/1915, K.2017/2215 sayılı kararı ile, DanıştayAltıncı Dairesinin bozma kararına uyarak, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiş; temyizedilmesi üzerine Danıştay Altıncı Dairesi, 21/11/2018 tarihli ve E.2018/3983, K.2018/9556 sayılı kararı ile, 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu'nun Geçici 11. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması karşısında, İdareMahkemesince uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiğinden bahisle Samsun 2. İdareMahkemesince verilen kararın bozulmasına, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir. 7. Samsun 2. İdare Mahkemesi 11/06/2020 tarihli ve E.2019/840, K.2020/642 sayılı kararı ile, DanıştayAltıncı Dairesinin bozma kararına uyarak uyuşmazlığın esasını incelemiş ve davanın kısmen kabulüne, kısmen kararvermiş; temyiz edilmesi üzerine Danıştay Altıncı Dairesi 03/12/2020 tarihli ve E.2020/8218, K.2020/12094 sayılı kararıile, davanın çözümünde adli yargı yerlerinin görevli olduğu, öte yandan bakılan dava Asliye Hukuk Mahkemesindengörevsizlik kararı verilmesi üzerine açıldığından 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesinin uygulanması gerektiğinden bahisleSamsun 2. İdare Mahkemesinin kararının bozulmasına, dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir. 8. Samsun 2. İdare Mahkemesi 23/09/2021 tarihli ve E.2021/681 sayılı kararı ile, Danıştay AltıncıDairesinin bozma kararına uyarak, davanın çözümünde adli yargı yerlerinin görevli olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılıKanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için ilk görevsizlik kararını veren Samsun 1. AsliyeHukuk Mahkemesi'nin dava dosyasının ilgili mahkemeden getirtilmek suretiyle işbu dosya ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadarertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "Uyuşmazlığa konu taşınmazın 1/1.000 ölçekli uygulama imar planında kısmen ilköğretim alanına,kısmen trafo alanına, kısmen de yola ayrıldığı ve anılan taşınmazın trafo olarak ayrılan 146,33 m2'likkısmına kamulaştırma kararı alınmadan trafo yapılmak suretiyle fiili el atma oluştuğununMahkememizce yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda sabitolduğu, bir bütün olan taşınmazın tamamı açısından fiili el atmanın varlığı kabul edilerekdeğerlendirmenin bu şekilde yapılması gerektiği, fiili el atmadan doğan zararın tazminine yönelikdavanın ise özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerlerinin görevli olacağısonucuna varılmaktadır." III. İLGİLİ HUKUK A. Mevzuat 9. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b)bendinde de, tam yargı davaları, idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan davalar olarak tanımlanmıştır. 10. 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen Ek Madde 1'inbirinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir: "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyethakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imarplanlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imaruygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veyaher hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı
değişikliği yapılır/yaptırılır." B. Yargı Kararları
11. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 11/02/1959 tarihli, E.1958/17, K.1959/15 sayılıkararının III. bölümü şöyledir: “...III-İstimlâksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlâk Kanununa uygun hareket etmedenferdin malını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bubakımdan dava Medeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiilneticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesiiçindedir.Bundan başka, bir amme teşekkülü tarafından bir tesisin yaptırılması sırasında Devlet malıolmayan yerlerden toprak alınması veya böyle yerlere toprak veya moloz yığılması neticesindemeydana gelen zararların tazmini davası da başkasının malına amme teşekkülünün dilediği gibi elatma hakkı bulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelere başkasının malına ihtiyaca göre elatılabilmesini gerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiilden doğan bir tazminat davasısayılır.Yapılan işlerin plan veya projeye aykırı olarak yapılması hali de idari karara aykırı bir hareketbulunması itibariyle yine idari kararın tatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan bu iddia ile açılmışbir dava haksız fiilden doğan bir davadan ibaret olacaktır.Bu bentte anılan davalar, içtihadı birleştirme kararının dışında kaldıklarından kararın bunlaraşümulü yoktur ...”12. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin bazı fıkralarının iptali yönündeki talepleAnayasa Mahkemesine yapılan itiraz (somut norm denetimi) başvurusunda Anayasa Mahkemesi 25/09/2013 tarihli veE.2013/93, K.2013/101 sayılı kararıyla; yapılan itiraz başvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniylereddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Türk hukukunda 'fiili yol'un en karakteristik örneği, 'kamulaştırmasız el atma'lardır.Kamulaştırmasız el atma, idarenin, bir kişiye ait taşınmazı bilerek veya bilmeyerek kamulaştırmayailişkin usul ve kurallarına uymaksızın ve bir bedel ödemeksizin işgal ederek kamu hizmetine tahsisetmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Buna göre, kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için, kişiyeait gayrimenkulün idarece (kamu hizmetinde kullanılmak amacıyla) işgal edilmiş olması ve bu işgalinkanunda öngörülen usul ve esaslara uyularak tesis edilmiş bir kamulaştırma işlemine dayanmadangerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Bu şekilde, idarenin hukuk dışı eyleminden kaynaklanan fiili elatmaların, özel kişilerin haksız fiil teşkil eden eylemlerinden hiçbir farkının bulunmadığı, bu nedenle butip eylemlerden doğan zararların da özel kişilerin haksız fiilinden doğan zararlarda olduğu gibi adliyargıda dava konusu edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.Başvuran Mahkemede görülen davaya konu olayda, davacıya ait taşınmaz, imar planlarıyla'deremutlak koruma alanı'sınırları içine alınmış ve bu nedenle davacının taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisikısıtlanmıştır. Davacının tasarruf yetkisinin kısıtlanmasının, davacının mamelekinde azalma meydanagetirebileceği tartışmasızdır. Ancak, davacının mülkü üzerinde tasarruf etme hakkının kısıtlanması,idarenin bir eyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğu tartışmasız olan imar planındankaynaklanmaktadır. Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemi henüz bulunmamakta,aksine kanunen yapması gereken kamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahür eden bireylemsizliği söz konusudur.Öte yandan, kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareyegeçmesi ve taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerekmektedir. Oysa, Mahkemedegörülen davaya konu olayda olduğu gibi 'imar kısıtlamaları'nda taşınmaz zilyetliği malikte kalmayadevam etmekte olup yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgili mevzuattan kaynaklanan bazıkısıtlamalara maruz kalması söz konusu olmaktadır.Sonuç olarak, davacının taşınmazının imar planlarında 'dere mutlak koruma alanı'nda bırakılmasınedeniyle tasarruf hakkının kısıtlanmasının kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirilemeyeceği,bunun, idari bir işlem olan imar planlarının zorunlu bir sonucu olduğu ve tasarruf hakkınınkısıtlanması sebebiyle doğan zararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargı davasına konuedilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusunda bulunanMahkemenin görev alanına girmemektedir.Nitekim, Anayasa'nın 158. maddesiyle, adlî, idarî ve askerî yargı mercileri arasındaki görev vehüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrarbulmuş içtihatları da bu yöndedir (Örneğin; 4.2.2013 günlü, E.201/107, K.2013/230 sayılı kararı)..." 13. 6745 sayılı Kanun’la 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 1'in birinci fıkrasının "Bu süre içerisindebelirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncımaddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleritamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir."şeklindeki ikinci cümlesi; Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.2016/181, K.2018/111 sayılı kararıyla iptaledilmiştir.
14. Uyuşmazlık Mahkemesinin 08/07/2019 tarihli ve E.2019/213, K.2019/416 sayılı kararında; AnayasaMahkemesinin iptal kararının, Uyuşmazlık Mahkemesinin bu konuda istikrar bulmuş kararları doğrultusunda, yargıyolunun değişmesini gerektirecek bir duruma yol açmadığı belirtilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...İptal edilen bölüm içerisinde kalan 'Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlindetaşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazınkamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.' cümlesi kapsamında, bakılangörev uyuşmazlığında yargı yolunun değişip değişmeyeceği hususu irdelendiğinde; davacılarıntaşınmazları üzerinde tasarruf etme hakkının kısıtlanmasının, idarenin bir eyleminden değil, idari birişlem niteliğindeki imar planından kaynaklanması; davacıların bu işlem sebebiyle doğduğunu iddiaettikleri zararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargı davasına konu edilebileceğinin tartışmasızolmasının yanında; Anayasa Mahkemesinin belirtilen kararının gerekçesinde; bu konuya ilişkinuyuşmazlıkların adli yargıda görülmesinin gerektiği, diğer bir anlatımla taşınmazın malikleritarafından idari yargıda dava açılabileceğinin hukuka aykırı olduğu yönünde herhangi bir irdelemeyeyer verilmediği gözetildiğinde; Mahkememizin bu konuda istikrar bulmuş kararları doğrultusunda,yargı yolunun değişmesini gerektirecek bir durum bulunmadığı sonucuna varılmıştır...." IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 15. Uyuşmazlık Mahkemesinin Celal Mümtaz AKINCI'nın başkanlığında, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ,Doğan AĞIRMAN, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 27/12/2021 tarihlitoplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdare Mahkemesince, anılanKanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Mahkemece idari yargı dosyasının ekinde adli yargıdosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 16. Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK'in davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendiktensonra gereği görüşülüp düşünüldü: 17. Dava, Samsun ili, İlkadım ilçesi, Kalkancı Mahallesi, 2428 ada, 2 parsel sayılı taşınmazın imar planında"ilköğretim okul alanı" olarak ayrılmasına rağmen kullanım amacı doğrultusunda kamulaştırılmaması nedeniyle mülkiyethakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığından bahisle taşınmazın değerine karşılık 212.692,00 TL (ıslah edilmişhaliyle)tazminatın faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.18. İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan veprojeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımısırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargıyerine ait olduğu; idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu; özel mülkiyete konu taşınmazakamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men'i ve meydanagelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerinegöre adli yargı yerince çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.19. Dava dosyalarının incelenmesinden; Samsun ili, İlkadım ilçesi, Kalkancı Mahallesi, 2428 ada, 2 sayılıparselinde davacılar; T. K.'nin 711/57600 (135.80m2) oranında, M. K.'nin 711/57600 (135,80m2) oranında. M.K.i'nin 474/57600 (90.53m2) oranında hissedar oldukları ve hisse paylarını N. Ç.’in 21/7200 (32,09m2) oranındahissedarı oldukları taşınmazdaki hisse paylarını tapunun 08/12/2010 tarih ve 17974 yevmiye sayılı intikal işlemi ileedindikleri, diğer davacı N. B.'ın 111/7200 (169,60m2) oranında hissedar olduğu ve hissesini 26/12/2007 tarih ve17434 yevmiye nolu imar işlemi ile edindiği, taşınmazın ilk olarak İlkadım Belediye Meclisinin 26/12/1996 tarih ve 20/2sayılı Meclis Kararıyla "ilköğretim alanı" olarak ayrıldığı, Samsun Büyükşehir Belediye Meclisinin 16/06/2006 tarih ve12/209 sayılı kararıyla da 1/5000 ölçekli nazım imar planında da "ilköğretim alanına" ayrıldığı, davacıların, taşınmazınplanda ilkokul alanı olarak ayrılmasının üzerinden uzun bir süre geçmesine karşın kamulaştırılmaması nedeniyle mülkiyethakkinin kısıtlandığından bahisle taşınmaz bedelinin ödenmesi istemiyle adli ve idari yargı yerlerinde dava açıldığıanlaşılmaktadır.20. Uyuşmazlığın çözümü amacıyla Samsun 2. İdare Mahkemesinin keşif ve bilirkişi incelemesi kararısonrasında düzenlenen 14/02/2020 tarihli Bilirkişi Heyeti Raporunda; dava konusu 11.001,30 m2 yüzölçümlü taşınmazınmülkiyet sınırlarının imar planı ile çakıştırılması sonucunda; taşınmazın imar planında kısmen ilköğretim, alanına, kısmentrafo alanına, kısmen de yola ayrıldığı ve anılan taşınmazın trafo olarak ayrılan 146,33 m2'lik kısmına kamulaştırma kararıalınmadan trafo yapılmak suretiyle fiili el atıldığının tespit edildiği belirtilmiştir.21. Bu durumda son durumu göstermesi açısından itibar edilen 14/02/2020tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda,dava konusu taşınmazın bir kısmına kamulaştırılma yapılmaksızın trafo binası yapıldığından ve bir bütün olan taşınmazın
tamamı açısından fiili el atmanın varlığı kabul edilerek değerlendirmenin bu şekilde yapılması gerekeceğinden, davanın,haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümü, adli yargı yerinin görevine girmektedir.22. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Samsun 2. İdare Mahkemesinin başvurusununkabulü ile Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2014/237, K.2014/402 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGI YERİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Samsun 2. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Samsun 1. Asliye HukukMahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2014/237, K.2014/402 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA,27/12/2021 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Celal Mümtaz
Birol
Nilgün
Doğan
AKINCI
SONER
TAŞ
AĞIRMAN
Üye
Üye
Üye
Aydemir
Nurdane
Ahmet
TUNÇ
TOPUZ
ARSLAN