T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2021/750KARAR NO : 2022/275
KARAR TR : 30/05/2022ÖZET: Davacının satın aldıktan sonradevrettiğiaracın yurda yasal olmayan yollarlasokulduğunun anlaşılmasından sonraelkonulması olayında, araçların tesciline ilişkinhükümlere aykırı davranan idarenin kusur vesorumluluğu bulunduğu iddia edilerek,uğranılan zararın tazmini istemiyle açılandavanın, İDARİ YARGI YERİNDEgörülmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı
: M. TVekilleri
: Av. R. I, Av. M. T. I, Av. M. DDavalı
: 1- İçişleri BakanlığıVekili
: Av. H. T
2- Ticaret Bakanlığı(İdari yargıda hasım mevkiine alınarak) I. DAVA KONUSU OLAY 1. Davacı vekili, müvekkilinin ... KYG ... plakalı, 2008 model aracı 02/03/2009 tarihinde noter satışı ile K. G.İ. Taah. Tic. Ltd. Şti'den satın aldığını, daha sonra 26/08/2010 tarihinde V. Ü’a noter satışı ile devrettiğini,aracın alımısatımı sırasında hiçbir kısıtlama ile karşılaşmadığını, yasaya uygun olarak işlemlerini gerçekleştirdiğini; araç yeni malikiadına kayıtlıyken Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/2757 D.İş sayılı kararı ile tedbir kararı verildiğini, aracın yurtdışından ülkeye yasal olmayan yollardan ithal edildiği ve vergisinin eksik ödendiği gerekçesi ile el konularak 18/05/2016tarihinde trafik sicil kaydının silindiğini; aracın yeni malikinin, bu araç ile ilgili olarak eksik ödenen ÖTV bedelini ikmalederek yasal kaydını sağladığını, aracın ayıplı mal olması nedeni ile müvekkili aleyhine Ankara 15. Asliye HukukMahkemesine dava açarak ödediği ÖTV, çekici ve otopark ücretinin bedelini istediğini, Mahkemenin, E.2016/406,K.2017/363 sayılı kararı ile davacı V. Ü’ın taleplerine uygun müvekkili aleyhine hüküm kurduğunu, hükme istinadenmüvekkili aleyhine Ankara 7. İcra Müdürlüğünün dosyası ile takip başlatıldığını, takip nedeni ile müvekkilince 19.809,97TL ödendiğini; müvekkilinin dava konusu aracın satışını trafik tescil kayıtlarına güvenerek iyiniyetli olarak yaptığını ancaksatış sonucu maddi ve manevi zarara uğradığını ifade ederek; idarenin sorumluluğu bulunan trafik tescil işlemlerindekikusurundan dolayı müvekkilinin uğradığı 19.809,97 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın davalı İçişleriBakanlığındantahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmış; İdare Mahkemesi Ticaret Bakanlığı'nın da hasım mevkiinealınmasına karar vermiştir. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. İdari Yargıda 2. Ankara 8. İdare Mahkemesi 28/10/2019 tarih ve E.2018/2258, K.2019/2196 sayılı kararı ile,davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddine kararvermiş ve Mahkeme kararı kesinleşmiştir. Görevsizlik kararının ilgili kısımları şöyledir: “(...) 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “…bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür”Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmek sureti ile 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındankaynaklanan zararların tazmini istemi ile açılacak sorumluluk davalarında adli yargı yerlerinin görevliolacağı ayrıca ve açıkça belirtilmiştir....Olayda, davacının zararına sebebiyet veren eylemler, dava dışı kişilerin hileli işlemleri ile idareyanıltılarak trafiğe tescilleri için gerekli işlemlerin hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmesi sebebiyle,idare çalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idari hizmetin kötü işlemesi kapsamındadeğerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de; davayakonu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılıKanun’un ve bu kanunun uygulanmasına yönelik Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin araçların tescilineilişkin hükümlerine aykırı hareket edilmesinden kaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un 110. Maddesinde
de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargıyerinde çözümleneceğinin açıkça belirtildiği; bu düzenlemenin, genel idare esaslarına ilişkin sorumlulukhükümlerini düzenleyen diğer kanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenle idare ajanlarınıneylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konu uyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğikanaatine ulaşılmıştır.Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesinin 24.12.2018 tarih veE. 2018/394, K. 2018/840 sayılı kararı ilekaçakçılık soruşturması kapsamında el koyma kararı verilerek idareye teslim edilen otomobil sebebiyleuğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğine kararverilmiştir. " 3. Davacı vekili, bu kez aynı olay nedeniyle 19.809,97 TL madditazminatın davalı İçişleri Bakanlığındantahsiliistemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. B. Adli Yargıda 4. Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 21/04/2021 tarihli ve E.2020/165, K.2021/420 sayılı kararıile, uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğugerekçesiyle, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-b ve 115/2 hükmüuyarınca davanın usulden reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: “Benzer bir uyuşmazlıkta Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi'nin 2019/2482 Esas,2021/225 Karar sayılı ve 09/02/2021 tarihli ilamında, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2016/1139 Esas,2016/3625 Karar sayılı ve 21/03/2016 tarihli ilamına atıf yapılarak tescil kayıtlarını tutmakla sorumluidarenin kontrol ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak oluşan sicil kayıtları nedeniyle bu sicile güvenenkişilere karşı sorumlu olacağına ve bu sorumluluğun idarenin bir işlem ve eylemi olduğu için uyuşmazlıkhalinde hallinin idari yargı yerinde sağlanacağına dair karar verildiği, somut uyuşmazlıkta da doğrudanidarenin hizmet kusurundan kaynaklanan zararın dava konusu edildiği, Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 114/1-b hükmü uyarınca yargı yolunun caiz olmasının bir dava şartı olarak düzenlendiğianlaşıldığından davanın dava şartı eksikliği nedeniyle zikredilen Kanun'un 115/2 hükmü uyarıncausulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir."III. İLGİLİ HUKUK 5. T.C. Anayasasının 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekleyükümlü olduğu hükme bağlanmış, 129. maddesinin l. fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa vekanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü olduklarına, 5. fıkrasında ise, memurlar ve diğer kamugörevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlarından doğan tazminat davalarının kendilerine rücu edilmek kaydıylave kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabileceğine işaret edilmiştir. 6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin l. bendinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil,sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenlertarafından açılan iptal davaları; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları ile tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerindenbirinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar,idari dava türleri olarak sayılmıştır. 7. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “İçişleri Bakanlığının görev ve yetkileri” başlıklı 5.maddesininilgilihükümleri şöyledir: "a) Araçları, bu Kanuna göre araçlarda bulundurulması gerekli belge ve gereçleri, sürücüleri vebunlara ait belgeleri, sürücülerin ve karayolunu kullanan diğer kişilerin kurallara uyup uymadığını,trafik düzenlemelerinin ve çeşitli tesislerin bu Kanun hükümlerine uygun olup olmadığını denetlemek....f) Araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek....h) Ülke çapında taşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak, bunlara ilişkin teknik ve hukukideğişiklikleri işlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak ve değerlendirmek....k) Ayrıca bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olan yönetmeliklerle verilen diğer görevleriyapmak.Sürücülere ait bilgilerde meydana gelebilecek değişiklikler ve araçlar üzerinde meydana gelebilecekteknik veya hukuki değişiklikler ile haciz, rehin, ihtiyati tedbir ve belge iptali gibi kısıtlayıcı şerhlerin;elektronik ortamda tutulan siciller üzerine işlenmesi ve kaldırılması işlemleri, bu değişiklik veya şerhlerekarar veren yargı ve icra birimleri ile kamu kurum veya kuruluşları tarafından elektronik sistemleyapılabilir. Sürücü belgesi ve tescil işlemlerine esas teşkil edecek bilgiler, İçişleri Bakanlığı tarafındanilgili kamu kurum veya kuruluşlarından elektronik sistemle temin edilebilir veya kanunlardaki istisnalarhariç olmak üzere bu amaçla sınırlı olarak paylaşılabilir. Bu fıkraya ilişkin usul ve esaslar yönetmeliktebelirlenir.Bu maddedeki görev, yetki ve sorumluluklara ait diğer esaslar ile trafik kuruluşlarının, çalışma şekilve şartları, görevlendirilecek personelin nitelikleri, seçimi, çalışma usulleri, görev, yetki ve
sorumluluklarına ait esaslar İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirtilir." 8. Aynı Kanun'un “Araçların satış, devir ve tescili ile bu işlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk” başlıklı 20.maddesinin ilgili hükümleri ise şöyledir: "Tescil süreleri, satış ve devirler, noterlerin sorumluluğu ile ilgili esaslar şunlardır:a) Araç sahipleri,1- Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçların satın alma veya gümrükten çekme tarihindenitibaren üç ay içinde tescili için; bunların hurda durumuna gelmesi hâlinde ise bir ay içinde tescilinsilinmesi için ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceği kamu kurumveya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine başvurmak,2- Tescilin yapılması veya silinmesi için vergi kimlik numarası ile yönetmelikte belirtilen bilgi vebelgeleri sağlamak,Zorundadırlar....c) Tescil belgesi, aracın başkasına satış veya devrine, hurdaya çıkarılmasına veya araçta,yönetmelikte belirtilen niteliklerin değişmesine kadar geçerli sayılır.d) Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlutaşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veyakayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esasalınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirlergeçersizdir.Satış ve devir işlemi, siciline işlenmek üzere üç işgünü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ile vergidairesine bildirilir. Bu bildirimle birlikte alıcı adına trafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılır. Satış ve devirtarihi itibariyle, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca eski malikin vergimükellefiyeti sona erer, yeni malikin vergi mükellefiyeti başlar.Yapılan satış ve devir işlemi üzerine noterler tarafından yeni malik adına bir ay süreyle geçerlitescile ilişkin geçici belge düzenlenir.197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alan sorumluluk hükümleri saklı kalmak kaydıyla,anılan maddede ve bu bentte yer alan isteme ve bildirmeleri elektronik ortamda yaptırmaya ve bu konudayükümlülük getirmeye, elektronik bildirmelere ilişkin usul ve esasları belirlemeye Gelir İdaresi Başkanlığıve Emniyet Genel Müdürlüğü yetkili olup, bu kurumlar satış, devir ve tescile ilişkin işlemleringerçekleştirilmesi için gerekli elektronik veri akışını sağlarlar....Satış ve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süre içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşuveya Emniyet Genel Müdürlüğünün uygun gördüğü kamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malikadına tescil belgesi düzenlenerek elden veya posta aracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesinin bir ayiçerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumluluk yüklenemez....Haciz, müsadere, zapt, buluntu, trafikten men gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesimüdürlükleri, milli emlak müdürlükleri ile diğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafından satışıyapılan araçların satış tutanağının bir örneği aracın kayıtlı olduğu trafik tescil kuruluşlarına üç işgünüiçerisinde gönderilir. Aracı satın alanlar gerekli bilgi ve belgeleri sağlayarak ilgili trafik tescilkuruluşundan bir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almak zorundadırlar. Alıcıların tescil belgesi almakiçin süresinde başvurmamaları halinde bu araçları alıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeye EmniyetGenel Müdürlüğü yetkilidir.Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye İçişleri ve Maliye Bakanlıklarıyetkilidir.” 9. Aynı Kanun'un "Belge ve plaka vermeye yetkili kuruluşlar" başlıklı 22. maddesinde, "Yönetmeliktegösterilen esaslara göre birinci fıkrada bentler halinde sayılan istisnalar haricinde kalan araçlara ilişkin tescileyönelik işlemlerin Emniyet Genel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescil kuruluşlarınca yapılacağı, Emniyet GenelMüdürlüğünün ilk tescili yapılacak araçların tesciline esas teşkil edecek işlemleri elektronik ortamda bilgipaylaşımı yoluyla yapacağı"düzenlenmiştir. 10. Aynı Kanun'un 11.01.2011 tarih ve 6099 sayılı Kanunun 14. maddesi ile değişik "Görevli ve YetkiliMahkeme" başlıklı 110'uncu maddesinin l. fıkrası şöyledir: “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlarailişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.” 11. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na dayanılarak çıkarılmış olan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 28.maddesinde “Araçların Tescil Mecburiyeti”; 29.maddesinde “Tescile Yetkili Kuruluşlar, Tescil İçin Müracaat Etmeve Bildirme Mecburiyeti ile Süreleri”; 30. maddesinde “Tescil İşlemleri Müşterek Hükümleri”;31.maddesinde “YeniKayıt”;32. maddesinde “Tescil Belgesi ve Geçerliliği”; 33. maddesinde “Motorlu araç trafik belgesi ve geçerliliği”;“Tescile Dair Diğer İşlemler” üst başlığı altındaki 36.maddesinde “Satış ve Devirler”; 37. maddesinde “Satış veya
devir işlemi yapılan araçların tescil işlemleri”; 43. maddesinde “Çalınan araçlar hakkında yapılacak işlemler”;44.maddesinde “Çalınan, kaybedilen, kullanılamaz hale gelen, bilgileri değişen belge ve plakalar” ileilgili hususlarayrıntılı olarak düzenlenmiştir. IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 12. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, ÜyelerBirol SONER, Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 30/05/2022 tarihlitoplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, Adli ve idari yargı yerleri arasındaanılan Yasanın 14. maddesinde öngörülen biçimde, "davalılardan İçişleri Bakanlığı ve maddi tazminat istemiyönünden" olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, adli yargı dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarakdavacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren Mahkemece; idari yargı dosyasının UYAP çıktıları ile birlikteUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği, idari yargı kararının kesinleşme durumunu gösteren onaylı bir örneğininBaşkanlık yazısı ile Mahkemesinden temin edildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından,görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 13. Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK'in davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Recep KALKAN’ındavada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: 14. Dava, davacının satın aldığı aracı devrettikten sonra, aracın yurda kaçak sokulduğundan bahislemüsaderesine karar verildiği, bu sebeple devralan kişi tarafındanaleyhine açılan dava ve yürütülen icra takibisonucundazarara uğradığından bahisle,aracın yurda kaçak sokulmasında davalı idarenin kusuru olduğu belirtilerek, uğranıldığı ilerisürülen 19.809,97 TL zararın tazmini istemiyle açılmıştır. 15. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. 16. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukukauygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği, sorumluluk ilkelerinin uygulanıpuygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. 17. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnelnitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiçişlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamdahizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan birkusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. 18. Kamu görevlilerinin hizmetin yürütülmesi sırasındaki kusurlu eylemleri, idare yönünden nesnel nitelik taşıyan'hizmet kusuru'nu oluşturmakta, bunun yargısal denetimi ise, kamu hizmetlerinin işleyişinin ve gereklerinindeğerlendirilmesinde uzman olan idari yargı yerine ait bulunmaktadır. 19. Olayda, davacınınbedelini ödeyerek satın aldığı daha sonra bir başka kişiye devrettiği aracın, aracın yurtdışından ülkeye yasal olmayan yollardan ithal edildiği ve vergisinin eksik ödendiği gerekçesi ile el konularak 18/05/2016tarihinde trafik sicil kaydının silindiği, davacıdan aracı satın alan kişininaçtığı dava, sonrasında başlatılan icra takibinedeniyle davacınınödeme yapmak zorunda kaldığı;davacının söz konusu aracıkanunlara uygun olarak, idare tarafındantutulan trafik tescil kayıtlarına güvenerek satınaldığı, tüm bu nedenlerle zarara uğradığı ve zararının meydana gelmesindedavalı İdare'nin de kusurlu olduğu ileri sürülerek,tazminatistemiyleaçılan davada; kamu hizmetini yürütmekle yükümlükılınan davalı idarenin, kamu hizmetini yöntemine ve hukuk kurallarına uygun olarak yürütüp yürütmediğinin, dolayısıylahukuki sorumluluğunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 20. Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin hukuki sorumluluğu bulunupbulunmadığının yargısal denetimi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca idari yargı yerlerineait olduğundan, davanın İdari Yargı yerinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. 21. Belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Ankara 8. İdare Mahkemesinin 28/10/2019 tarih veE.2018/2258, K.2019/2196 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,
B. Ankara 8. İdare Mahkemesinin 28/10/2019 tarih ve E.2018/2258, K.2019/2196 sayılıGÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 30/05/2022 tarihinde, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ ve Doğan AĞIRMAN'ın KARŞI OYLARI ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Birol
Nilgün
Doğan
TOPAL
SONER
TAŞ
AĞIRMAN
Üye
Üye
Üye
Aydemir
Nurdane
Ahmet
TUNÇ
TOPUZ
ARSLAN
KARŞI OY Dava, davacının satın aldığı aracı devrettikten sonra, aracın yurt dışından ülkeye yasal olmayan yollardan ithaledildiği ve vergisinin eksik ödendiği gerekçesi ile el konularak trafik sicil kaydının silindiği, davacıdan aracı satın alankişinin açtığı dava sonrasında başlatılan icra takibi nedeniyle davacının ödeme yapmak zorunda kaldığından bahisle;aracın yurda kaçak sokulmasında davalı idarenin kusuru olduğu belirtilerek uğranıldığı ileri sürülen zararın tazminiistemine ilişkindir.2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi,26/12/2013 tarihli ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararında şu gerekçe ile anılan kuralı Anayasa'ya aykırı görmemişve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir. Uyuşmazlık açısından önem taşıyan kararın ilgili kısmı şöyledir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’daadli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özelhukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren biruyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisininbulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıyabırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri
hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarındagörülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veyaadli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığıve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelikolduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araçtrafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır.İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayoluüzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…”Konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesi kararı gözetildiğinde, 2918 sayılı Kanun'un110.maddesinin 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarını kapsadığı ve Kanun'un,trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunlarıngörev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasından doğansorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılanbu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararına sebebiyet veren işlem ya da eylemlerin, dava dışı kişilerinhileli işlemleri yanında, aracın devir, satış ve tescil işlemlerinin hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmesi sebebiyle, idareçalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idari hizmetin kötü işlemesi kapsamında değerlendirilebilecek nitelikteeylemlerinin olduğu iddia edilmekte ise de; davaya konu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanun’un ve buKanun'un uygulanmasına yönelik Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin araçların devir, satış ve tesciline ilişkin hükümlerineaykırı hareket edilmesinden kaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargı yerinde çözümleneceğinin açıkça belirtildiği; budüzenlemenin, genel idare esaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğer kanunlara nazaran özel nitelikteolduğu ve bu nedenle idare ajanlarının eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konu uyuşmazlıkta öncelikli olarakuygulanması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.Bu gerekçelerle uyuşmazlıkta idari yargıyı görevli kabul eden sayın çoğunluğun görüşünekatılmıyoruz.30/05/2022
ÜYE
ÜYE
ÜYE
Birol SONER
Nilgün TAŞ
Doğan AĞIRMAN