T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2022/117KARAR NO : 2022/388
KARAR TR : 20/06/2022ÖZET: Yersiz ödendiğinden bahisle "denetimtazminatının" iadesine ilişkin idari işlemin idariyargı yerinde iptali karşısında, yersiz ödemenintahsili için açılan alacak davası sonucu adli yargıyerinde verilen kabul kararınınKALDIRILARAK idari yargı yeri kararınınBENİMSENMESİ suretiyle HÜKÜMUYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİ hk.
K A R A R Hüküm UyuşmazlığınınGiderilmesini İsteyen Başvurucu(İdari yargıda DavacıAdli Yargıda Davalı) : D. SVekili
: Av. H. DKarşı Taraf
: 1- Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığıVekili
: Av. R. S
2- Maliye BakanlığıVekili
: Av. F. U I. İDARİ YARGIDA DAVA SÜRECİA. Dava Konusu Olay1. Davacı vekili, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı emrinde uzman olarak görev yapmakta iken davacıya29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasında ödenen özel hizmet tazminatı bedelinden indirim yapılarak denetim tazminatıödemelerinden bir kısmının geri istenmesine ilişkin işlemler ile bu işlemlere yapılan itirazın reddine ilişkin işlemin; Türkiyeİstatistik Kurumu uzmanlarına denetim tazminatı ödenmeyeceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmaması sebebiyle iptali vemahrum kalınan parasal haklarının tazmini talebiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.B. Yargılama Aşamaları2. Ankara 15. İdare Mahkemesinin E.2009/723, K.2010/743 sayılı kararı ile, "dava konusu işlemlerin idaridavaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken işlemler olmadığı" gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddinekarar verilmiştir.3. Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 06/07/2011 tarihli ve E.2011/2724, K.2011/4928 sayılı kararı ile,"heyetle karara bağlanması gerekli uyuşmazlığın tek hakimce çözümlendiği" gerekçesiyle itirazın kabulü ile kararınbozulmasına karar verilmiştir.4. Ankara 15. İdare Mahkemesinin 30/11/2011 tarihli ve E.2011/1773, K.2011/2032 sayılı kararı ile,"denetim tazminatının geri alınması işleminin, 5018 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümlerininuygulanmasının mümkün olmadığı" gerekçesiyle davanın bu kısmı yönünden iptaline, Maliye Bakanlığı yazışmalarınailişkin kısmı yönünden de davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.5. Danıştay Onikinci Dairenin 21/03/2019 tarihli ve E.2018/2918, 2019/2176 sayılı kararı ile, temyize konukararın onanmasına karar verilmiş; bu karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusu da, aynı Dairenin 13/02/2020 tarihlive E.2020/194, K.2020/1285 sayılı kararı ile reddedilmiş ve böylelikle idari yargı yerince verilen karar kesinleşmiştir.II. ADLİ YARGIDA DAVA SÜRECİA. Dava Konusu Olay
6. Davacı idare vekili, Türkiye İstatistik Kurumunda Uzman kadrosunda görev yapmakta olan ve kendisineyersiz denetim tazminatı ödemesi yapılan başvurucunun 3.365,38-TL tutarında hazine borcu bulunduğunu belirterek bututarın tahsili talebiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.B. Yargılama Aşamaları7. Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22/06/2015 tarihli ve E.2009/2030, K.2015/583 sayılı kararıile, "alınmış bir idari karara dayanmaksızın ve hukuki dayanağı olmaksızın şart tasarrufa konu olmayan hatalıödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri alınması icap ettiği" gerekçesiyle davanın kabulüne kararvermiştir.8. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 03/10/2018 tarihli ve E.2016/22368, K.2018/9452 sayılı kararı ile kesin olarakonanmış ve böylelikle adli yargı yerince verilen karar kesinleşmiştir.III. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK9. Başvurucu vekili, 23/12/2021 tarihli dilekçe ile; "adli yargı yerinde aleyhe verilen tahsil kararı nedeniyleidari yargı yerince verilen iptal kararının uygulanamadığı ve etkisiz kaldığını" belirterek hüküm uyuşmazlığıçıkarılması istemiyle idari yargı yerine başvuru yapmış; Ankara 15. İdare Mahkemesinin 06/01/2022 tarihli veE.2011/1773 sayılı ara kararı ile hüküm uyuşmazlığının giderilmesi için adli yargı yeri dava dosyası da istenilerek davadosyalarının Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.10. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca, benzer uyuşmazlıklardaki görüşleri bilinmekle 2247 sayılı Kanun'un24. ve 16. maddelerine göre ilgili Başsavcıların yazılı düşünceleri istenilmemiştir.V. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat11. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişisel sorumluluk ve zarar” başlıklı 12. maddesi şöyledir:“Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devletmalını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararınilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiğitarihte en alt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brüt aylığının yarısını geçmeyen zararlar,kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.”12. Aynı Kanun'un 146. maddesinde sözleşmeli personel ücretlerinin özel kanunlardaki hükümlere tabi olduğudüzenlenirken, Devlet memurlarına ödenecek zam ve tazminatlar aynı Kanun'un 152. maddesinde düzenlenmişbulunmaktadır. Anılan maddenin “II-Tazminatlar” kısmında; "Görevin önem, sorumluluk ve niteliği, görev yerininözelliği, hizmet süresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar göz önüne alınarak bu Kanun'dabelirtilen en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarının, ” ... maddede belirlenen tavannispetlerine “kadar, bu nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecek esas, ölçü ve nispetlerdahilinde" ödenecek tazminatlar, farklı adlar altında ve farklı kapsamdaki personele ödenebilecek şekilde ayrı ayrıbelirlenmiş; bunlar arasında yer alan özel hizmet tazminatı ile denetim tazminatı da bu şekilde farklı tazminatlar olarakdüzenlenmiştir.13.Ödeme ve dava tarihlerinde yürürlükte olan 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu'nun “Personel rejimi vefazla çalışma” başlıklı 45. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:“Sözleşmeli olarak Başkanlıkta fiilen çalışan personele, bu Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde unvanlaritibarıyla yer alan taban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere, Başkan tarafından belirlenecektutarda aylık brüt sözleşme ücreti ödenir. Başbakanlık merkez teşkilâtında sözleşmeli olarak çalıştırılanemsali personelin yararlandığı ücret artışlarından Başkanlıkta çalışan sözleşmeli personel de aynı usul veesaslara göre aynen yararlandırılır. Bu personel T.C. Emekli Sandığı ile ilişkilendirilir. Söz konusupersonele, çalıştıkları günlerle orantılı olarak (hastalık ve yıllık izinleri dahil) ocak, nisan, temmuz veekim aylarında birer aylık sözleşme ücreti tutarında ikramiye ödenir. Bunlardan üstün gayret veçalışmaları sonucunda emsallerine göre başarılı çalışma yaptıkları tespit edilenlere Başkanın teklifi, ilgiliBakanın uygun görüşü üzerine Başbakan onayı ile haziran ve aralık aylarında birer aylık sözleşme ücretitutarına kadar teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile sözkonusu personele yapılacak diğer ödemeler Bakanlar Kurulunca tespit edilir.”14. 5429 sayılı Kanun uyanınca 05/05/2006 tarihli ve 26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin 17/04/2006 tarihli, 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu Kararının "Ödeme yapılmayacak haller" başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, buKarara ekli I sayılı Cetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birinci fıkranın (b) bendinde yer alan zamlar ile II ve III sayılıCetvellerde yer alan tazminatların, her statüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997 tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar KuruluKararı saklı kalmak üzere) ödenmeyeceği kurala bağlanmış; 10/7/2006 tarihli ve 2006/10795 sayılı Bakanlar KuruluKararı eki “Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığında Çalıştırılacak Sözleşmeli Personelin Hizmet SözleşmesiUsul ve Esasları Hakkında Karar”da da, Türkiye İstatistik Kurumunda kadro karşılığı sözleşmeli olarak istihdamedilecek personelin hizmet şartları, vasıfları, görevleri sorumlulukları, ücretleri ve diğer ödemeleri ile özlük işleri
düzenlenmiştir.15. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71. maddesi şöyledir:“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırıkarar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.Kamu zararının belirlenmesinde;a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması, c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,Esas alınır.Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamuzararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerdentahsil edilir.Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat,onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bufiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerdentahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafındançıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”B. Yargı Kararları16. Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli E.1968/8 K.1973/14 sayılı kararında özetle;"İdarenin, hatalı terfi veya intibak işlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına, bir mahkeme kararınalüzum olmadan karar verilebileceği ve bu karara karşı açılacak davaların çözümünün Danıştay’ın görevi içindeolduğu; İdarenin, yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın terfiveya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilen istisnalar dışında kalanödemelerin istirdadının, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde kabil olduğuve dava açma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği kabul edilmiştir. Söz konusu İçtihadı BirleştirmeKararı uyarınca; idarece memura yapılan haksız ödemelerin dava açma süresi içerisinde istenebileceği, bu süregeçtikten sonra ise ancak yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde ödemenin gerialınabileceği" kabul edilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da bu doğrultuda istikrar bulmuştur.17.Benzer konuda27/01/1973 tarihli ve E.1972/6, K.1973/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararınınsonuç kısmı şöyledir:“ 1- Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile de sebebiyetvermemiş olmak kaydıyla idarenin yanlış şart tasarrufunu (özellikle yanlış intibak işlemini), ancak iptaldavası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa bu süre içinde yahut iptal davası açılmışsa davasonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine,2-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriye yürür şekilde geri alınamayacağına,3-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geri alınması halinde geri alma gününe kadar doğmuşdurumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiğine,4-Bu nedenle yanlış işlemin (intibakın) bu süreler geçtikten sonra geri alınması durumunda, gerialma gününe kadar ödenmiş bulunan fazla paraların (aylıkların) hukuken geçerli bir nedenle ödenmişbulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, artık sebepsiz zenginleşme söz konusu olamayacağından,sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceğine ve içtihadların bu yoldabirleştirilmesine…” VI. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme18. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 18/04/2022 tarihlitoplantısında, dosyanın usul yönünden incelenmesi sonunda;19. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un “Mahkemenin görevi”başlığını taşıyan 1. maddesinde, “Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş,adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıkların kesin olarak çözmeye yetkili ve bukanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir” denilmiş; 24. maddesinde ise, 1. maddedegösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı
konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığının kabul edileceği belirtilmiştir.20. Anılan kurala göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:a)
Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,b)
Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,c)
Her iki kararın da kesinleşmiş olması,d)
Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,e)
Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır.21. Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen idari yargı ve adli yargı kararlarının incelenmesinden; ortada idarive adli yargı yerlerince verilmiş ve kesinleşmiş kararlar bulunduğu, davanın taraflarının aynı olduğu anlaşılmıştır.22. Başvurucu vekilince, TÜİK'in ödenen denetim tazminatının geri istenmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargıdadava açılırken; idare vekilince, ödenen denetim tazminatının sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili istemiyle adliyargıda dava açıldığı görülmektedir.23. TÜİK vekili tarafından adli yargıda açılan dava sonunda, davalının davacı kurumda sözleşmeli olarakçalışmakta iken kadrolu personele ödenen Denetim Tazminatının davalıya da ödendiği, davalının sözleşmeli olmasınedeniyle sadece özel hizmet tazminatı alabileceği, denetim tazminatının ödenmesinin yasal dayanağının bulunmadığı,davacı idarenin ödenen bedeli sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince isteyebileceği ve alacağa temerrüt tarihindenitibaren faiz işletilmesi gerektiği anlaşılmakla davanın kabulüne, 3.365,38-TL alacağın yasal faiziyle birlikte davalıdanalınarak davacıya ödenmesine karar verildiği; davacı vekili tarafından idari yargıda açılan dava sonunda da, davacı adınadavaya konu işlemin ihtilaf konusu ödemenin, ödendiği tarihten itibaren ancak 2577 sayılı Kanun'da dava açma süresiolarak öngörülen 60 gün içinde geri alınabilecek iken, bu süre içinde istenilmediği görüldüğünden dava konusu işlemdebu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Budurumda her iki kararda da işin esasının hükme bağlandığı açıktır. 24.
Hüküm uyuşmazlığının kabul edilebilmesi için öngörülen bir diğer husus ise; kararlar arasındaki çelişkinedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunmasıdır. İdari yargı yargılaması sonucu yapılan fazla ödemenintahsiline ilişkin olarak tesis edilen idari işlemin iptaline karar verilirken, adli yargıda idari işlemin hukuka uygun olduğunave idarece istenen alacağın tahsili yönünde karar verilmiştir. İdari yargı yerinde kanuna aykırı bulunarak idari işleminiptaline, adli yargıda ise ödemenin yasal dayanaktan yoksun olduğuna, karar verilerek hakkın yerine getirilmesi olanaksızhale getirilmiştir. Bu durumda, 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesinde açıklandığı üzere; tarafları, konusu ve dava sebebiaynı olan ve kesinleşmiş kararlar arasında hüküm uyuşmazlığı doğmuş ve kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız hale geldiği açıktır.25. Ankara 15. İdare Mahkemesi ile Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin kararları arasında, 2247 sayılıKanun’un 24. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiği anlaşıldığından hüküm uyuşmazlığı bulunduğuna, aynıKanun'un 25. maddesi hükümleri uyarınca;a. İdari Yargılama Usulü Kanunu gözetilerek Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçe veeklerinin 30 gün içinde cevap verilmek üzere TÜİK Başkanlığı vekiline bildirilmesi, verilen cevapların karşı tarafa tebliğisuretiyle dosyanın tekemmülünün sağlanmasına,b. Usul işlemleri tamamlandıktan ve esas hakkındaki rapor yazıldıktan sonra Uyuşmazlık Mahkemesincebelirlenecek tarihte işin esasının görüşülmesine oy birliği ilekarar verilmiştir.26. Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçe karşı taraf vekiline usulüne uygun şekilde tebliğedilmiş; yasal süresi içerisinde gönderilen cevap dilekçesi başvurucuya tebliğ edilmiştir.B. Esasın İncelenmesi27.Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Nurdane TOPUZ, Ahmet ARSLAN ve Mahmut BALLI'nın katılımlarıyla yapılan 20/06/2022 tarihlitoplantısında; başvuru dilekçesi ve ekleri, uyuşmazlığa konu edilen kararlara ilişkin dava dosyaları, ilgili Başsavcılarındüşünce yazıları, taraflarca verilen dilekçe ve ekleri ile Raportör-Hâkim Murat UÇUR'un idare mahkemesi kararınınbenimsenmesi yolundaki raporu okunup incelendikten ve ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet SavcısıRecep KALKAN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın idari yargı yeri kararının benimsenmesi yolundaki yazılıdüşünceleri doğrultusundaki açıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:28. Uyuşmazlık, TÜİK'te uzman olarak görev yapan davacıya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasında3.365,38-TL denetim tazminatının yersiz ödendiği iddiası ile geri istenilmesine ilişkin TÜİK Başkanlığı'nın işlemisonrasında başlamıştır.29. Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler ve yargı kararları ile dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;idarece yapılan yersiz ödemenin 5018 sayılı Kanun kapsamı dışında kaldığı ve yukarıda açıklanan Danıştay İçtihadıBirleştirme Kurulu Kararı çerçevesinde çözümlenmesi gerektiğinde tereddüt bulunmamaktadır. Başvurucuya Kasım2005 - Ocak 2009 tarihleri arasında yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinin aksine denetim tazminatı ödenmiş ise de;söz konusu yersiz ödemelerin idare tarafından Mayıs 2009 tarihinde yani 2577 sayılı İdari Yargılama Kanunu'nun 7.maddesinde belirtilen 60 günlük dava açma süresi geçtikten sonra talep edildiği; yersiz ödeme yapılan davacınınödemelerin yapılması konusunda gerçek dışı beyanı veya hilesinin bulunmadığı, keza mevzuatın mali yetkilileri/sorumluları
yanıltacak mahiyeti itibariyle ortada bir “açık hata” halinin de söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusutazminatların ödenmesi konusunda Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafındantüm bölge müdürlüklerine bildirimde bulunulduğu ve dosyadaki bilgi ve belgelerden Türkiye genelinde bu uygulamanınyapıldığı, hatalı ödeme yapıldığının Maliye Bakanlığının incelemesi sırasında ortaya çıktığı anlaşıldığından ve söz konusuödeme nedeniyle Başvurucunun kolayca anlayabileceği açık bir hata ve kusurdan da söz edilemeyeceğinden, Kasım2005 - Ocak 2009 tarihleri arasında ödenen denetim tazminatının geri istenilmesinin koşullarının mevcut olmadığıgörülmektedir.30. Açıklanan nedenlerle, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı emrinde uzman olarak görev yapandavacıyaKasım 2005 - Ocak 2009 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkinidari işlemin Ankara 15. İdare Mahkemesince hukuka uygun olmadığının saptanması karşısında; yersiz ödemenin gerialınması için idarece açılan alacak davası sonunda davanın kabulüne karar veren Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesikararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.VII. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Ankara 15. İdare Mahkemesinin 30/11/2011 tarihli ve E.2011/1773, K.2011/2032 sayılı KARARININBENİMSENMESİNE,B. Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22/06/2015 tarihli ve E.2009/2030, K.2015/583 sayılı kararınınKALDIRILMASINA,C. Bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE, 20/06/2022 tarihinde, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ ve Doğan AĞIRMAN'ın KARŞI OYLARI ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Birol
Nilgün
Doğan
TOPAL
SONER
TAŞ
AĞIRMAN
Üye
Üye
Üye
Nurdane
Ahmet
Mahmut
TOPUZ
ARSLAN
BALLI
KARŞI OY Uyuşmazlık, TÜİK'te uzman olarak görev yapan davacıya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasında 3.365,38TL denetim tazminatının yersiz ödendiği iddiası ile geri istenilmesi ilişkindir.Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun benzer konuda verdiği kararında "İdarenin, yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıödediği meblağı her zaman gerialabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalı ödemenin yapıldığı tarihtenbaşlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğibelirtilmiş olup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıylahukuka aykırı işlemine, idare edilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idariişlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeyeolanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler için süre düşünülemeyeceği, bu ödemelerinher zaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar vekanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerinancak dava süresi içinde geri alınabileceği" vurgulanmıştır (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 22/12/1973 tarih veE.1968/8, K.1973/14).Daha önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benzer bir davada vermiş olduğu kararında; "Burada çözüme
bağlanan sorun; intibak ve hatalı terfi işlemi gibi bir şart tasarrufun sonradan idare tarafından geri alınmasıhalinde, daha önce bu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılmış olan fazla ödemelerin sebepsiz zenginleşmehükümleri uyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerine göre mümkün olup olmadığı konusu ile ilgili olup,sonuçta yokluk ile mutlak butlan durumları ayrık olmak ve kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile sebebiyetvermemiş olması kaydıyla, idarenin yanlış şart tasarrufu (özellikle yanlış intibak işlemini) ancak iptal davasısüresi içinde geriye yürür şekilde geri alabileceği, bu süre geçtikten sonra yanlış tasarrufun geri alınması halindegeri alma gününe kadar doğmuş durumların, parasal sonuçları da dâhil olmak üzere, hukuken kazanılmışdurum olarak tanınması gerektiği, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceği içtihatedilmiştir. Bu içtihadı birleştirme kararının, idare tarafından yapılan bütün ödemelere uygulanması halinde,idarenin haksız iktisap kurallarından hiçbir zaman yararlanamaması ve memurların yapmış oldukları bütünhatalı ödemelerin idare tarafından gerek ödeme yapılan kişilerden gerekse ödemeyi yapan görevlilerden gerialınamaması gibi bir sonuç doğurur ki, idareyi işlemez ve iş göremez bir duruma sokacak olan böyle bir sonucunhukukça savunulması mümkün değildir. Bu nedenle içtihadı birleştirme kararının kapsamı dışında kalan veherhangi bir şart tasarrufa ayartmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafından borçlar hukukunun haksıziktisap kurallarına dayanılarak geri istenebileceğinin kabulü gerekir" gerekçesiyle direnme ukmunün bozulmasınakarar vermiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 05/12/1984 tarih ve 1982/13 - 387E, 1984/997 Karar sayı ilamı).Yine benzer konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği emsal kararında; "Dava konusu fazla ödemenin,idarenin bir şart tasarrufuna dayanmadığı, salt hatalı ödemeden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.TBK. m. 77/1'e göre; zenginleşen başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebep olmaksızınelde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve80'de "aynen geri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir.Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya daborçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardanhangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri vermeborcu altındadır.Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren biryanılmadır.HGK' nun 05.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E. - 1984/997 K.sayılı kararı ile herhangi bir salt tasarrufadayanmayan salt hatalı ödemenin idare tarafından BK' nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geriistenebileceği açıklanmıştır.…………. İdare Mahkemesinin ………….. tarihli ve ………. esas, ………….. sayılı kararı ile idare işlemiödeme tarihinden itibaren 60 günlük yasal süre geçtikten sonra istenemeyeceği gerekçesiyle iptal edilmiş olup,yukarıda yazılı olduğu üzere şart tasarrufa dayanmayan dava konusu ödeme için sebepsiz zenginleşmehükümleri uyarınca araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılıgerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 18/05/2017 tarih, Esas No: 2016/458, Karar No: 2017/7568).Sebepsiz zenginleşme hükümleri Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiştir.Uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 61. maddesine göre;"Madde 61 - Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur.Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan birsebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır".Bu maddenin karşılığı olarak düzenlenmiş 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77. maddesine göre;"Madde 77 - Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, buzenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş birsebebe dayanması durumunda doğmuş olur".Bu maddelere göre, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşmeye"sebepsiz zenginleşme" denir. Sebepsiz zenginleşen kimse, bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiği kimseye gerivermek zorundadır. Dolayısıyla sebepsiz zenginleşme bağımsız bir borç kaynağıdır (Fikret Eren - Borçlar Hukuku GenelHükümler - Ankara 2018 - Sayfa 864 vd., Haluk. N. Nomer - Borçlar hukuku Genel Hükümler - İstanbul 2013 -Sayfa 201 vd.).Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa baktığımızda, idarece yapılan yersiz ödemenin Borçlar Hukukuçerçevesinde sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddüt bulunmamaktadır.Buna göre Kasım 2005 - Ocak 2009 tarihleri arasında, yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinin aksine, dönersermaye ek ödemesinin hataen yapıldığı konusunda tereddüt bulunmadığından, ödenen miktarın geri istenilmesininkoşullarının mevcut olduğu görülmektedir.Açıklanan tüm bu nedenlerle, TÜİK'te uzman olarak görev yapan davacıya yersiz ödenen denetim tazminatınıngeri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olduğunun saptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınmasınailişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın sonunda işlemin iptaline karar veren Ankara 1. İdare Mahkemesinin kararınınkaldırılmasına; hukuk ve usule uygun bulunan Adli Yargıya ait Ankara 4. Sulh Hukuk Dairesinin kararının kabulü ve busurette hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun idari yargı kararınınbenimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi yolundaki kararına katılmıyoruz.
Üye
Üye
Üye
Birol
Nilgün
Doğan
SONER
TAŞ
AĞIRMAN