T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2022/126KARAR NO : 2022/168
KARAR TR : 21/03/2022 ÖZET: Davacının usta öğretici olarak16/10/1989 - 27/12/2012 tarihleri arasındadavalı idare nezdinde fiilen çalıştığı günler karşılığıödenmediğini ileri sürdüğü kıdem tazminatınıntahsiline karar verilmesi istemiyle açtığı davanınADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiğihk. K A R A R Davacı
: S..YVekili
: Av. A.TDavalı
: Çarşamba KaymakamlığıVekili
: Av. S.Ü.TI. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, Samsun İli, Çarşamba Kaymakamlığı Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde 16/10/1989 -27/12/2012 tarihleri arasında usta öğretici olarak çalışan müvekkilinin, söz konusu işinden ayrıldıktan sonra kıdemtazminatının ödenmesi istemiyle davalı idareye başvurduğu, bu talebin 15/10/2021 tarihli ve 34716603 sayılı işlemlereddedilmesi üzerine, ödenmeyen kıdem tazminatının yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesine karar verilmesiistemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.2. Davalı idare vekili süresi içinde verdiği savunma dilekçesinde; davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiğigörüşüyle davanın görev yönünden reddini talep etmiştir.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda3. Samsun 1. İdare Mahkemesi, E.2021/1027 sayılı dosyada, 08/12/2021 tarihinde verdiği görevlilikkararı ile talebi reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:“…davacının ders ücreti karşılığında 16.10.1989- 27.12.2012 tarihleri arasında davalı idarebünyesinde ilgili mevzuat uyarınca yapılan görevlendirmelere binaen usta öğretici olarak çalıştığı,ücretlerinin 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 89. maddesine uygun olarak Bakanlar Kuruluncaçıkarılan kararlar uyarınca Maliye Bakanlığınca belirlenen ücretler üzerinden ödendiği, taraflararasında iş sözleşmesi bulunmadığı, davacı ile idare arasında kamu görevlileriyle ilgili mevzuathükümleri kapsamında bir statü hukuku oluştuğu, dolayısıyla idare ve kamu personel hukukukapsamında uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idare mahkemesinin görevinde bulunduğu...”4. Davalı vekili tarafından olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle başvuruda bulunulması üzerine, dilekçedava dosyası ile birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir.
B. Olumlu Görev Uyuşmazlığı Çıkarılmasına İlişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Talebi5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, "Uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre çözümünde adli yargıyerinin görevli olduğu" görüşüyle, 2247 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasınakarar vererek dosyayı 28/02/2022 tarih ve 2021/162301 sayılı görüş yazısı ile Uyuşmazlık Mahkemesine göndermiştir.Olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ilişkin talebin ilgili kısmı şu şekildedir:“(…) Bilindiği gibi, 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2. maddesinde “Bir hizmet akdinedayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar...”hükmüne, 134. maddesinde, “Bu kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar, yetkili işmahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görülür” hükmüne yer verilmiş; 506sayılı Kanun hükümleri 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu'nun 106. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. 5510 sayılı Kanun'un 3.maddesinde; kısa ve/veya uzun vadeli sigorta kolları bakımından adına prim ödenmesi gereken veyakendi adına prim ödemesi gereken kişi sigortalı olarak tanımlanmış; 79. madde ile başlayan DördüncüKısmında, primlere ilişkin hükümlere yer verilmiş; 101. maddesinde ise “Bu kanunda aksine hükümbulunmayan hallerde, bu kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İşMahkemelerinde görülür” denilmiştir.Öte yandan, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanun'un amacının, işverenler ile bir işsözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak vesorumluluklarını düzenlemek olduğu belirtilmiş; Kanun’un 8 vd. maddelerinde iş sözleşmesi, türleri ve
feshi hususları düzenlenmiş, diğer bölümlerinde ise kıdem tazminatı, ücretli izin ve bildirim süresindenkaynaklanan yükümlülük ve haklara ilişkin hususlara yer verilmiştir.Diğer taraftan; 12.10.2017 tarihli ve 30221 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren,7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; “îş mahkemeleri, Hâkimler ve SavcılarKurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hakimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığıncalüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı AdlîYargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri HakkındaKanun hükümlerine göre belirlenir. / İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde iş mahkemelerinin birdenfazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. İhtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelenişlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler curasındaki iş dağılımı Hâkimler ve SavcılarKurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalarabakmak zorundadır. / İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren davave işlere, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince, bu Kanundaki usul ve esaslara göre bakılır”, 3/1.maddesinde; "Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatıile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır...", 5. maddesindeise; "İş mahkemeleri; / a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemi adamları,22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk BorçlarKanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işverenveya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukukuyuşmazlıklarına, / b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesikapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumununtaraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, / c) Diğer kanunlarda işmahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar." hükümleri yeralmıştır.Dosya kapsamında yapılan incelemede; davacının Çarşamba Halk Eğitim Merkezi bünyesinde ustaöğretici olarak görev yaptığı 16.10.1989-27.12.2012 tarihleri arasındaki döneme ilişkin iş sonutazminatının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davacının, idareyle arasında bir hizmet ilişkisi kurulduğu, talep edilen görevlendirmenin iptalitalebiyle parasal ve özlük haklarının İş Kanunu'ndan kaynaklanan haklardan olduğu dikkatealındığında, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğusonucuna varılmıştır.Uyuşmazlık Mahkemesinin 21.10.2019 tarihli ve E.-K.2019/669-677 sayılı, 05.04.2021 tarihli ve E.-K.2021/106-221 sayılı kararı ile benzer bir çok kararında da aynı hususların vurgulandığıgörülmektedir.Açıklanan nedenlerle, açılan davanın adli yargı yerinde çözümü gerekmektedir.” III. İLGİLİ HUKUK6. 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2. maddesinde “Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaçişveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar…” denilmiş, aynı Kanun'un “UyuşmazlıklarınÇözüm Yeri” Başlıklı 134. maddesinde, “Bu kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar, yetkili işmahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görülür” hükmüne yer verilmiş; 506 sayılıKanun hükümleri 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu'nun 106. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. 5510 sayılıKanun'un3.maddesinde;kısa ve/veya uzun vadelisigorta kolları bakımından adına prim ödenmesi gereken veya kendi adına prim ödemesi gereken kişi sigortalı olaraktanımlanmış; 79. madde ile başlayanDördüncü Kısmında, primlere ilişkin hükümlere yer verilmiş; 101. maddesinde “Bukanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür” denilmiştir.7. Öte yandan, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanun'un amacının,işverenler ile bir iş sözleşmesinedayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemek olduğubelirtilmiş; aynı zamanda, bakılan davanın da konusunu oluşturan “İş Sözleşmesi, Türleri ve Feshi” hususuna Kanun'un8.maddesi ve devamında, kıdem tazminatı,ücretli izin, bildirim süresinden kaynaklanan yükümlülük ve haklara ilişkinhususlara ise Kanun'un değişik maddelerinde yer verilmiştir.8. Diğer taraftan; 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi ise şu şekildedir:“İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve Efıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdindenveya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ilegörevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.Bu mahkemeler:B) İşçi Sigortaları Kurumu ile sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındakiuyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalara da bakarlar.İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerdeki bu davalara o yerde görevlendirilecek mahkemetarafından, temsilci üyeler alınmaksızın, bu kanundaki esas ve usullere göre bakılır.Fiili ve hukuki imkânsızlıklar dolayısıyla iş mahkemesinin toplu olarak görevini yapamadığı hallerdede yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.Birden fazla iş mahkemesi bulunan yerlerde, sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan davaların
görüleceği iş mahkemeleri, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir.”IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme9. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL’ın başkanlığında, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 21/03/2022 tarihlitoplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27.maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı vekilinin, anılan Kanun'un10/2. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süreiçinde başvuruda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca, 10. maddede öngörülen biçimde, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığı ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliğiyle karar verildi. B. Esasın İncelenmesi10. Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU’nun, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ'nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:11. Dava, davacının 1989-2012 yılları arasında usta öğretici sıfatıyla davalı idare nezdinde fiilen çalıştığı günlerkarşılığı ödenmediğini ileri sürdüğü kıdem tazminatının tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.12. Dosya kapsamı ve yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile idarearasında bir hizmet ilişkisi kurulduğu, talep edilen kıdem tazminatının İş Kanunu'ndan kaynaklanan haklardan olduğudikkate alındığında, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğusonucuna varılmıştır.13. Yukarıda belirtilen hususlar nazara alındığında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın başvurusunun kabulü ileSamsun 1. İdare Mahkemesince verilen 08/12/2021 tarihli ve E.2021/1027 sayılı görevlilik kararının kaldırılmasıgerektiği sonucuna varılmıştır.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGI YERİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Samsun 1. İdare Mahkemesinceverilen 08/12/2021 tarihli ve E.2021/1027 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA,21/03/2022 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. BaşkanMuammerTOPALÜyeBirolSONERÜyeNilgünTAŞÜyeDoğanAĞIRMAN
ÜyeAydemirTUNÇÜyeNurdaneTOPUZÜyeAhmetARSLAN