T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2022/127KARAR NO : 2022/441
KARAR TR : 16/09/2022ÖZET: Davacının satın aldığı araca yurtdışından kaçak olarak ithal edilmiş olmasınedeniyle el konulmasında gümrükdenetimleri yetersiz kalan davalı idareninkusurlu olduğu ileri sürülerek, maddi zararıntazmini istemiyle açılan davanın İDARİYARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiğihk.
K A R A R Davacı
: F.AVekili
: Av. K. T. GDavalı
: Ticaret Bakanlığı (Yeşilköy Gümrük Müdürlüğü)Vekili
: Av. E. K I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, davacı adına kayıtlı .... NK ....plakalı özel araca ceza soruşturması kapsamında 22/10/2018tarihinde el konulduğundan ve Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2014/594, K:2015/240 sayılı kararı ile aracınmüsaderesine karar verilerek e-ihale ile 01/10/2019 tarihinde satıldığından bahisle uğranıldığı öne sürülen maddi zararıntazmini istemiyle idari yargı yerinde tam yargı davası açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda2. İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 08/01/2021 tarihli ve E.2020/1285, K.2021/6 sayılı kararı ile ve"2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği"gerekçesiyle, 2577 sayılı Kanun'un 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca davanın görev yönünden kesin olarak reddinekarar verilmiştir.3. Davacı vekili, bu kez aynı taleple adli yargı yerinde maddi tazminat davası açmıştır.B. Adli Yargıda4. Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/10/2021 tarihli ve E:2021/243, K:2021/699sayılı kararı ile ve "davacının maliki olduğu otomobilin kaçak ithal edilmesi ile davacının kullanımındaykenmüsadere edilmesiyle oluşan zararın davalı idarenin hizmet kusuruna dayanılarak tazmini talebine dayanandavada 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi (b) bendi uyarınca idari yargının görevli olduğu" gerekçesiyle davanınyargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Bu karar, 28/12/2021 tarihinde istinafedilmeksizin kesinleşmiştir.5. Davacı vekili, Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dilekçesiyle görev uyuşmazlığınıngiderilmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.6. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca 2247 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca Danıştay Başsavcılığı ileYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından görüş istenilmiştir.III. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCELERİA. Danıştay Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi7. Danıştay Başsavcısı, davanın görüm ve çözümünün idari yargı yerine ait olduğu yönünde görüş bildirmiştir.Yazılı düşüncenin ilgili kısmı şu şekildedir:"...Dava; yurt dışından ülkeye kaçak eşya sokulmasını önleme, izleme ve araştırmakla yükümlüidarelerin aracın yurt dışından ithal edilerek trafik siciline kaydının yapılması öncesinde üzerine düşendikkat ve özeni göstermeyerek, hizmeti kusurlu işlettikleri, davacının aracın kaçak olarak yurdagetirilmesinde bir ilgisi ve kusuru bulunmadığı, gümrük idaresince işlemler tamamlanarak ithal edilenaracı satın alıp trafik siciline tescil ettiren iyi niyetli üçüncü kişi durumunda bulunduğu, ithalatıgerçekleştiren kişilerin sahte belgelerle bu aracı ithal ettiklerinden bahisle aracına el konularak satılmasınedeniyle uğradığı zararın tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülerek, tazminat talebinde bulunulmasından
kaynaklanmakta olup, tazminat talebi, davalı idarenin mevzuatla kendisine verilen denetim görevinigereği gibi yerine getirip getirmediğinin incelenmesini gerekli kılmakta, idarenin kayıtlarına güvenerektasarrufta bulunan kişilerin zarara uğramasına sebebiyet verilmesi durumunun, ancak idare hukuku ilkeve kurallarına göre belirlenebilmesi dolayısıyla açılacak tam yargı davalarının da idari yargı yerindeçözümlenmesi gerekmektedir.Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin hukuki sorumluluğubulunup bulunmadığının yargısal denetimi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2'inci maddesiuyarınca idari yargı yerlerine ait olduğundan, davanın İdari Yargı yerinde görülmesi gerektiği sonucunavarılmaktadır."
B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi
8. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı da davada oluşan uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevliolduğuna dair yazılı düşünce göndermiştir. Görüşün ilgili kısmı şöyledir:
"...İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminleyükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde,hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Bu kapsamda, önceliklezarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi, olayınoluşumu ve zararın niteliği, sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminatahükmedilirken de sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindekinesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötüişlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünündoğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşaraknesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayısorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.Kamu görevlilerinin hizmetin yürütülmesi sırasındaki kusurlu eylemleri, idare yönünden nesnel niteliktaşıyan hizmet kusurunu oluşturmakta, bunun yargısal denetimi ise, kamu hizmetlerinin işleyişinin vegereklerinin değerlendirilmesinde uzman olan idari yargı yerine ait bulunmaktadır.Olayda, davacının bedelini ödeyerek satın aldığı aracın, gayri resmî yollarla yurda sokulduğu, sözkonusu aracı kanunlara uygun olarak, idare tarafından tutulan trafik tescil kayıtlarına güvenerek satınalması nedeniyle zarara uğradığı ve zararının meydana gelmesinde davalı idarenin de kusurlu olduğuileri sürülerek tazminat istemiyle açılan davada; kamu hizmetini yürütmekle yükümlü kılınan davalıidarenin, kamu hizmetini yöntemine ve hukuk kurallarına uygun olarak yürütüp yürütmediğinin,dolayısıyla hukuki sorumluluğunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.Bu durumda, davalı idarenin kamu hizmetini yürüttüğü sırada hizmet kusuru ya da başka bir nedenleidarenin hukuki sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetimi, 2577 sayılı Kanun'un 2.maddesi uyarınca idari yargı yerlerine ait olduğundan, söz konusu davanın çözümünde 2577 sayılıKanun'un 2/1.(b) maddesi gereğince idari yargı yerlerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır."III. İLGİLİ HUKUK 9. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Araçların satış, devir ve tescili ile bu işlemlerle ilgili yetkive sorumluluk" başlıklı 20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "Tescil süreleri, satış ve devirler, noterlerin sorumluluğu ile ilgili esaslar şunlardır:a) Araç sahipleri,1-Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçların satın alma veya gümrükten çekme tarihindenitibaren üç ay içinde tescili için; bunların hurda durumuna gelmesi hâlinde ise bir ay içinde tescilinsilinmesi için ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceği kamu kurumveya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine başvurmak,2-Tescilin yapılması veya silinmesi için vergi kimlik numarası ile yönetmelikte belirtilen bilgi vebelgeleri sağlamak zorundadırlar.a) Araçların giriş işlemlerini yapan gümrük idareleri bu durumu 15 gün içinde araç sahiplerininbeyan ettikleri tescil kuruluşuna bildirmekle yükümlüdürler.c) Tescil belgesi, aracın başkasına satış veya devrine, hurdaya çıkarılmasına veya araçta,yönetmelikte belirtilen niteliklerin değişmesine kadar geçerli sayılır.d) Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlutaşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veyakayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esasalınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirlergeçersizdir.Satış ve devir işlemi, siciline işlenmek üzere üç işgünü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ile vergidairesine bildirilir. Bu bildirimle birlikte alıcı adına trafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılır. Satış ve devirtarihi itibariyle, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca eski malikin vergimükellefiyeti sona erer, yeni malikin vergi mükellefiyeti başlar.Yapılan satış ve devir işlemi üzerine noterler tarafından yeni malik adına bir ay süreyle geçerlitescile ilişkin geçici belge düzenlenir.
197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alan sorumluluk hükümleri saklı kalmak kaydıyla,anılan maddede ve bu bentte yer alan isteme ve bildirmeleri elektronik ortamda yaptırmaya ve bu konudayükümlülük getirmeye, elektronik bildirmelere ilişkin usul ve esasları belirlemeye Gelir İdaresi Başkanlığıve Emniyet Genel Müdürlüğü yetkili olup, bu kurumlar satış, devir ve tescile ilişkin işlemleringerçekleştirilmesi için gerekli elektronik veri akışını sağlarlar. Satış ve devir işlemlerini yapanlar, buişlemler sırasında edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirde Türk Ceza Kanununun 239 uncu maddesiuyarınca cezalandırılırlar.Satış ve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süre içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşuveya Emniyet Genel Müdürlüğünün uygun gördüğü kamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malikadına tescil belgesi düzenlenerek elden veya posta aracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesinin bir ayiçerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumluluk yüklenemez.(...) Haciz, müsadere, zapt, buluntu, trafikten men gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesimüdürlükleri, milli emlak müdürlükleri ile diğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafından satışıyapılan araçların satış tutanağının bir örneği aracın kayıtlı olduğu trafik tescil kuruluşlarına üç işgünüiçerisinde gönderilir. Aracı satın alanlar gerekli bilgi ve belgeleri sağlayarak ilgili trafik tescilkuruluşundan bir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almak zorundadırlar. Alıcıların tescil belgesi almakiçin süresinde başvurmamaları halinde bu araçları alıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeye EmniyetGenel Müdürlüğü yetkilidir.Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye İçişleri ve Maliye Bakanlıklarıyetkilidir. ..." 10. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na dayanılarak çıkarılmış olan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 28.maddesinde “Araçların Tescil Mecburiyeti”; 29. maddesinde “Tescile Yetkili Kuruluşlar, Tescil İçin MüracaatEtme ve Bildirme Mecburiyeti ile Süreleri”; 30.maddesinde “Tescil İşlemleri Müşterek Hükümleri”;31.maddesinde “Yeni Kayıt”;32. maddesinde “Tescil Belgesi ve Geçerliliği”; 33. maddesinde “Motorlu araç trafikbelgesi ve geçerliliği”; “Tescile Dair Diğer İşlemler” üst başlığı altındaki 36. maddesinde “Satış ve Devirler”; 37.maddesinde “Satış veya devir işlemi yapılan araçların tescil işlemleri”; 43.maddesinde “Çalınan araçlar hakkındayapılacak işlemler”; 44. maddesinde “Çalınan, kaybedilen, kullanılamaz hale gelen, bilgileri değişen belge veplakalar” ileilgili hususlar ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 11. 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun "Temel Tanımlar"ın düzenlendiği 3. maddesinde, "Gümrük gözetimi"deyimi, gümrük mevzuatına ve gereken hallerde gümrük gözetimi altındaki eşyaya uygulanacak diğer hükümlereuyulmasını sağlamak üzere gümrük idareleri tarafından genel olarak uygulanan işlemleri; “Gümrük kontrolü” deyimi deTürkiye Gümrük Bölgesi ile diğer ülkeler arasında taşınan eşyanın giriş, çıkış, transit, nakil ve nihai kullanımını ve serbestdolaşımda bulunmayan eşyanın durumunu düzenleyen gümrük mevzuatı ve diğer mevzuatın doğru uygulanmasınısağlamak için gümrük idareleri tarafından yürütülen; eşyanın muayenesi, beyanname verileri ile elektronik veya yazılıbelgelerin varlığının ve gerçekliğinin doğrulanması, işletmelerin hesap ve diğer kayıtlarının incelenmesi, taşıma araçlarınınkontrolü, bagajların ve kişilerin yanlarında ya da üstlerinde taşıdıkları diğer eşyanın kontrolü ile resmi araştırmalar vediğer benzeri uygulamaları, ifade etmektedir. 12. Aynı Kanun'un 10/A maddesinin birinci fıkrasının ilgili birinci cümlesi şöyledir: "Gümrük idareleri, mevzuatın belirlediği şartlar çerçevesinde, Türkiye Gümrük Bölgesi ile diğer ülkelerarasında taşınan eşyanın giriş, çıkış, transit, aktarma ve nihai kullanımını ve serbest dolaşımdabulunmayan eşyanın durumunu düzenleyen gümrük mevzuatı ve diğer mevzuatın doğru uygulanmasınısağlamak için gerekli görülen gümrük kontrollerini yerine getirir." 13. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı”başlıklı 2. maddesinin değişik 1 numaralı bendi şöyledir: "İdari dava türleri şunlardır:a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları,c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamuhizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasındaçıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar" IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 14. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL’ın başkanlığında, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ,Doğan AĞIRMAN, Nurdane TOPUZ, Ahmet ARSLAN ve Mahmut BALLI'nın katılımlarıyla yapılan 16/09/2022tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, 2247 sayılı Kanun'un 14.
maddesindekiusule uygun başvuruda bulunulduğu ve usule ilişkin bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görevuyuşmazlığınınesasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 15. Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU' nun davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: 16. Dava, davacının satın aldığı aracın yurda kaçak sokulduğundan bahisle müsaderesine karar verilerek e-ihale ile satılması üzerine aracın yurda kaçak sokulmasında davalı idarenin kusuru olduğu belirtilerek, uğranıldığı ilerisürülen maddi zararın tazmini istemiyle açılmıştır.17. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlemveya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği, sorumlulukilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesigerekmektedir. 18. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnelnitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiçişlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamdahizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan birkusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.Kamu görevlilerinin hizmetin yürütülmesi sırasındaki kusurlu eylemleri, idare yönünden nesnel nitelik taşıyan 'hizmetkusuru'nu oluşturmakta, bunun yargısal denetimi ise, kamu hizmetlerinin işleyişinin ve gereklerinin değerlendirilmesindeuzman olan idari yargı yerine ait bulunmaktadır. 19. Olayda, davacının söz konusu aracı, idare tarafından tutulan trafik tescil kayıtlarına güvenerek satınaldığı,tüm bu nedenlerle zarara uğradığı ve zararının meydana gelmesinde davalı İdare'nin de kusurlu olduğu ilerisürülerek,tazminatistemiylesöz konusu davanın açıldığı nazara alındığında; kamu hizmetini yürütmekle yükümlü kılınandavalı idarenin, kamu hizmetini yöntemine ve hukuk kurallarına uygun olarak yürütüp yürütmediğinin, dolayısıyla hukukisorumluluğunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 20. Davalı, kamu tüzel kişiliği olup; işlem ve eylemleri kural olarak idari nitelik taşır. Somut olayda, davalıidarenin mevzuatla kendisine verilmiş bulunan görevleri gereği gibi yerine getirmediği ileri sürülmüştür. Gümrük gözetimive kontrolleri ile devamındaki araç tesciline ilişkin olarak yapılan işlemler idari nitelikte olup, hiç yapılmaması, geçyapılması ya da gereği gibi yapılıp yapılmadığı hususunun idari yargı yerinin denetimine tabi bulunmasına göre, görevin hiçveya gereği gibi yerine getirilmemesi de hizmet kusuru niteliğindedir. İdarenin hizmet kusurundan doğan zararlardandolayı, 2577 sayılı Kanun’un 2/1-b maddesi gereğince İdare’ye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılmasıgerekir. 21. Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin hukuki sorumluluğu bulunupbulunmadığının yargısal denetiminin 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca idari yargı yerinde görülmesi gerektiğisonucuna varılmıştır. 22. Belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 08/01/2021 tarihli veE.2020/1285, K.2021/6 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 08/01/2021 tarihli ve E.2020/1285, K.2021/6 sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 16/09/2022 tarihinde, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ ve Doğan AĞIRMAN'ın KARŞI OYLARI ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Birol
Nilgün
Doğan
TOPAL
SONER
TAŞ
AĞIRMAN
Üye
Üye
Üye
Nurdane
Ahmet
Mahmut
TOPUZ
ARSLAN
BALLI
KARŞI OY Dava, davacının satın aldığı araca ceza soruşturması kapsamında change (çalınmış, şasi numarası değiştirilmiş)olduğu gerekçesiyle el konulmasıolayında, araçların tesciline ilişkin hükümlere aykırı davranan idarenin kusur vesorumluluğu bulunduğu iddiası ve uğranılan maddi zararın tazmini istemiyle açılmıştır. 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi,26/12/2013 tarihli ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararında şu gerekçe ile anılan kuralı Anayasa'ya aykırı görmemişve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir. Uyuşmazlık açısından önem taşıyan kararınilgili kısmı şöyledir: “… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişimeparalel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümündeidare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanınagiren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Budurumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden vekamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusukural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkinolmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarındagörülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargıyolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretlekısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceğiyolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılıKanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özelhukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyirçizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasınıgerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” Konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesi kararı gözetildiğinde, 2918 sayılı Kanun'un 110.maddesinin 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarını kapsadığı ve Kanun'un, trafikleilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görevyetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasından doğansorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılanbu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararına sebebiyet veren işlem ya da eylemlerin, dava dışı kişilerinhileli işlemleri yanında, aracın devir, satış ve tescil işlemlerinin hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmesi sebebiyle, idareçalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idari hizmetin kötü işlemesi kapsamında değerlendirilebilecek nitelikteeylemlerinin olduğu iddia edilmekte ise de; davaya konu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanun’un ve buKanun'un uygulanmasına yönelik Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin araçların devir, satış ve tesciline ilişkin hükümlerineaykırı hareket edilmesinden kaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargı yerinde çözümleneceğinin açıkça belirtildiği; budüzenlemenin, genel idare esaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğer kanunlara nazaran özel nitelikteolduğu ve bu nedenle idare ajanlarının eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konu uyuşmazlıkta öncelikli olarakuygulanması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Bu gerekçelerle uyuşmazlıkta idari yargıyı görevli kabul eden sayın çoğunluğun görüşünekatılmıyoruz.16/09/2022
Üye
Üye
Üye
Birol SONER
Nilgün TAŞ
Doğan AĞIRMAN