T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2022/130KARAR NO : 2022/165
KARAR TR : 21/03/2022 ÖZET: Davacının paydaşı olduğu taşınmazın imarplanında "doğal ve ağaçlık karakteri korunan alan"olarak ayrılmasından sonra davalı idarenin eylemsizkalmasından ibaret hukuki müdahalesine ilişkinolarak açılan davanın İDARİ YARGI YERİNDEgörülmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı : M..B..N..BVekili
: Av. S.BDavalı
: İzmir Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. Z.E.BDavalı
: Bornova Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. N.Y.BI. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, Davacının hisseli maliki olduğu İzmir İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazakamulaştırma işlemi yapılmaksızın el atıldığından bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TLkamulaştırmasız el atma tazminatının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile taşınmazın davalı idare adına tescili istemiyleadli yargı yerinde dava açmıştır.2. Davalı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili; dava konusu taşınmaza idarenin fiili el atmasının sözkonusu olmadığını, uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini ileri sürerek yargı yolu itirazında bulunmuştur.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda3. İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi E.2021/230 sayılı dosyada 28/12/2021 tarihli duruşmada "Davalı İBB vekilinin yargı yolu itirazının reddine" karar vermiştir.4. Davalı idare vekili tarafından, süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiylebaşvuruda bulunulması üzerine dilekçe, dava dosyası ile birlikte Danıştay Başsavcılığına gönderilmiştir.B. Olumlu Görev Uyuşmazlığı Çıkarılmasına İlişkin Danıştay Başsavcılığı Talebi5. Danıştay Başsavcısı, "davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin l'incifıkrasının (b) bendinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklan doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları," hükmü gereğince" davada idari yargı yerinin görevli olduğu görüşüyle, 2247sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına karar vererek dosyayı UyuşmazlıkMahkemesine göndermiştir. Olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ilişkin talebin ilgili kısmı şu şekildedir:
"...Dosyanın incelenmesinden; dava dilekçesinde, imar planında "Doğal ve Ağaçlık KarakteriKorunan Alan" olarak ayrılan taşınmaza kamulaştırmasız el atılması nedeniyle taşınmazın değerininödenmesi ve taşınmazın tapu kaydının davalı idare adına tescil edilmesinin istenildiği, taşınmazınkamulaştırılmasına ilişkin olarak alınmış olan bir karar bulunmadığı, davalı idarelerce fiili el atmanınbulunmadığı anlaşılmaktadır.11/06/2013 günlü, 28674 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6487 sayılı Kanun’un 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu'nun geçici 6'ncı maddesinde değişiklik yapan 21 'inci maddesinde yer alan"Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgilikanunların uygulanmasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılıİmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda davaaçılabilir." hükmü 07/09/2016 günlü, 29824 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6745sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesiyle kaldırılmış, aynı kanunun 33. maddesi ile 2942sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1. maddede, "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere veresmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken
kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllıksüre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde butaşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkiledecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilenişlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6’ncı maddesindekiuzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktansonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir." hükmügetirilmiştir.2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun, 24/05/2013 günlü, 6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375 SayılıKanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 21. maddesiyle değiştirilengeçici 6. maddesinin yedinci, on birinci ve on üçüncü fıkralarının iptali istemiyle Anayasa Mahkemesineyapılan itiraz başvurusunda; Anayasa Mahkemesi 25/09/2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”... Davacının mülkü üzerinde tasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bir eylemindendeğil, idari bir işlem niteliğinde olduğu tartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır. Olayda,idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemi henüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahür eden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi ve taşınmazın fiilenkamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olaydaolduğu gibi imar kısıtlamalarında taşınmaz zilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızcamalikin ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kalması söz konusu olmaktadır. Sonuçolarak, davacının taşınmazının imar planlarında “dere mutlak koruma alanında” bırakılması nedeniyle,tasarruf hakkının kısıtlanmasının kamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarruf hakkınınkısıtlanması sebebiyle doğan zararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargı davasına konuedilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusunda bulunanmahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim, Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeriyargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili kılınanUyuşmazlık Mahkemesinin istikrar bulmuş içtihatları da bu yöndedir...” gerekçesiyle, yapılan itirazbaşvurusu reddedilmiştir.Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 günlü, E: 2016/181, K: 2018/111 sayılı kararıyla; 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu’na eklenen Ek 1. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi dışında kalanbölümünün, Anayasa’nın 2., 35. ve 46. maddelerine aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiştir.Dava dilekçesinde mülkiyet hakkına getirildiği söylenen kısıtlamanın, taşınmazın malikleri yönündenzarar doğurucu sonuçlarının olabileceğinde kuşku yoktur. Ancak bu sonuç ya da sonuçlar, genel vedüzenleyici nitelikte bir idari işlem olan imar planında taşınmaza yönelik belirlemeden, bu plandaöngörülen kamulaştırma programlarının zamanında yapılmamasından ve imar uygulamalarından; başkaanlatımla da idari işlemlerden ve davalı idarelerin imar planı gereği yapılması gereken kamulaştırmalarkonusundaki hareketsizliği şeklinde ortaya çıkan idari eylemlerden kaynaklanmaktadır.İdari işlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin ise, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 12 ve 13'üncü maddeleri uyarınca, İdari Yargı yerlerinde açılacak tam yargıdavalarına konu edilmeleri, anılan yasa hükümlerinin gereğidir.Bu bakımdan, hukuka uygunluklarının denetimi ve zarar doğurucu sonuçlarının giderilmesi İdariYargı'nın görev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukuk düzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, "fiili el atma" olarak nitelendirilmesine ve bu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerininadli yargı yerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine, hukuken olanak bulunmamaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.10.2013 tarih ve E.2013/603, K.2013/1503 sayılı kararıyla daimar planındaki kısıtlamalardan kaynaklanan 'hukuki el atmalardan’ kaynaklanan tazminat istemlidavaların idari yargının görevinde olduğu hüküm altına alınmıştır.Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 günlü, E: 2016/181, K: 2018/111 sayılı, 2942sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi dışında kalanbölümünün iptali yolundaki kararı ile maddede yer alan, "Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerinyapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından... taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idarealeyhine idari yargıda dava açılabilir." cümlesi de iptal edilmişse de, anılan kararla sonuç olarak, ek 1.maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi dışında kalan kısmında yer alan düzenlemeler gereğisüresinde kamulaştırma yapılmaması hâlinde taşınmaz malikleri ilgili idare aleyhine dava açma hakkınıelde etmekle birlikte, Kanun'un geçici 6. maddesindeki malik aleyhine olan hükümlerin sürekli nitelikteuygulanmasının bu davalarda kamulaştırma için Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen güvencelerietkisiz bırakacağı, maddenin bu bölümünün Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren sürekliuygulanmasının, idarelerin özel mülkiyete kamulaştırmasız el atma yoluyla müdahalesinin de sürekli hâlegelmesine sebep olabilecek nitelikte olduğu, idareler kural ile kamulaştırma yapmak yerine kamulaştırmaiçin Anayasa’da belirtilen ilkelere aykırı olarak taşınmazları elde edebilme imkânına sahip olabilecekleri,böyle bir durumda devletin hukuka bağlılığı ilkesi zedeleneceği gibi bireyler açısından hukuki güvenlikve öngörülebilirliğin de ortadan kalkacağı, bir hukuk devletinde kanunların hukuka aykırı uygulamalarıteşvik etmesinin kabul edilemeyeceği gerekçesine yer verildiği, düzenlemenin taşınmaz maliklerinin idariyargıda dava açabileceğine ilişkin bölümünün Anayasa'ya aykırılığı yönünde herhangi bir belirlemeyapılmadığı göz önünde bulundurulduğunda, kararın idari işlemden kaynaklanan tazminat davasınailişkin uyuşmazlığın yargı yolunun değişmesini gerektirmediği sonucuna varılmıştır.”6. Emsal dosyalarda benzer yöndeki görüşü bilinmekle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görüşüalınmamıştır.
III. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat7. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b)bendinde de, tam yargı davaları, idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan davalar olarak tanımlanmıştır.8. İdari işlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin, 2577 sayılı idari Yargılama UsulüKanunu'nun 12. ve 13. maddeleri uyarınca, idari yargı yerlerinde açılacak tam yargı davalarına konu edilmeleri, anılanKanun hükümlerinin gereğidir. B. Yargı Kararları9. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11/02/1959 tarihli, E.1958/17, K.1959/15 sayılı kararının, III.bölümü şöyledir:
“İstimlâksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlâk Kanununa uygun hareket etmeden ferdinmalını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdandava Medeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesindemeydana gelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.
Bundan başka, bir amme teşekkülü tarafından bir tesisin yaptırılması sırasında Devlet malıolmayan yerlerden toprak alınması veya böyle yerlere toprak veya moloz yığılması neticesinde meydanagelen zararların tazmini davası da başkasının malına amme teşekkülünün dilediği gibi el atma hakkıbulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelere başkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesinigerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiilden doğan bir tazminat davası sayılır.
Yapılan işlerin plan veya projeye aykırı olarak yapılması hali de idari karara aykırı bir hareketbulunması itibariyle yine idari kararın tatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan bu iddia ile açılmışbir dava haksız fiilden doğan bir davadan ibaret olacaktır.
Bu bentte anılan davalar, içtihadı birleştirme kararının dışında kaldıklarından kararın bunlaraşümulü yoktur”IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme10. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL’ın başkanlığında, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ,Doğan AĞIRMAN, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 21/03/2021 tarihlitoplantısında, başvuru yazısı ve dava dosyası üzerinde 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeyegöre, davalı vekilinin, anılan Kanun'un 10/2. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazınınreddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısınca, 10. maddedeöngörülen biçimde, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.B. Esasın İncelenmesi 11. Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU’nun, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:12. Dava, davacının paydaşı olduğu taşınmaza kamulaştırma bedeli ödenmeksizin, davalı idare tarafından fiilenel atıldığı iddiası ve tazminat istemiyle açılmıştır.13. Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlığa konu ... İlçesi, ... Mahallesi, ... sayılı parselin imar planında, doğalve ağaçlık karakteri korunan alan olarak belirlendiği, olumlu görev uyuşmazlığı çıkaran davalı İzmir Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı tarafından herhangi bir fiili el atma durumunun olmadığının bildirildiği tespit edilmiştir. 14. Uygulama ve öğretide, kamu idarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında, kamu gücü kullanarak tekyanlı irade açıklamalarıyla yapmış oldukları işlemler, "idari işlem"; herhangi bir işlem ya da karara dayanmaksızıngerçekleştirdikleri maddi faaliyetleriyle, görevleriyle ilgili hareketsizlikleri de, "idari eylem" olarak tanımlanmaktadır.15. Her ne kadar davacı vekili dava ve cevap dilekçelerinde, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen ek1. maddesinin ikinci cümlesinin Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarih ve 2016/181-2018/111 sayılı kararıyla iptaledildiğini ileri sürerek adli yargı yerinde dava açmış ise de; Anayasa Mahkemesi kararının adli yargıyı bütünüyle görevlikılmadığı, davalı idarelerin söz konusu taşınmaza fiilen el atılmadığına dair cevap dilekçeleri ve dosya kapsamından,uyuşmazlığın imar planı ve bu kapsamda idarece verilen kamulaştırma kararından sonra idarenin eylemsiz kalmasından
ibaret hukuki müdahaleye ilişkin olduğu, kamu gücüne dayanılarak, resen ve tek yanlı olarak tesis edilen bir idari işlembulunduğu anlaşılmaktadır.16. Belirtilen nedenlerle, Danıştay Başsavcısı'nın başvurusunun kabulü ile İzmir 13. Asliye HukukMahkemesince verilen 28/12/2021 tarihli ve E.2021/230 sayılı görevlilik kararının kaldırılması gerektiği sonucunavarılmıştır.V. HÜKÜMAçıklanan nedenlerle;
A. Davanın çözümünde İDARİ YARGI YERİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Danıştay Başsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen28/12/2021 tarihli ve E.2021/230 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA,21/03/2022 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. BaşkanMuammerTOPALÜyeBirolSONERÜyeNilgünTAŞÜyeDoğanAĞIRMAN
ÜyeAydemirTUNÇÜyeNurdaneTOPUZÜyeAhmetARSLAN