T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2022/145KARAR NO : 2022/206
KARAR TR : 18/04/2022ÖZET: Ceza soruşturması sırasında gözaltısüresince kötü muameleye maruz kaldığı ilerisürülerek uğranılan zararın giderilmesiistemiyle açılan manevi tazminat davasının,ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesigerektiği hk.
K A R A R Davacı
: İ.ADavalı
: Maliye HazinesiVekili
: Av. İ. İI. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı, 15/07/2016 tarihinde hükümete yönelik olarak hain darbe girişiminde bulunulması üzerine yürütülensoruşturma kapsamında, 22/07/2016 tarihinde Gölbaşı/Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına kendiliğinden giderek teslimolması üzerine gözaltına alınarak Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerineteslim edildiğini, gözaltında bulunduğu 22/07/2016 - 25/07/2016 tarihleri arasında, Ankara Emniyet Müdürlüğündegörev yapan emniyet personelinin kötü muamelesine maruz kaldığını, haksız ve hukuksuz olarak gerekmediği haldekelepçe uygulaması yapıldığını, bulunduğu nezarethaneye kapasitesinden çok daha fazla kişi konulduğunu, yeterlimiktarda yiyecek ve içecek verilmediğini, tuvalet ve temizlik ihtiyacının tam olarak karşılanmadığını, bazı eşyalarınagereksiz yere el konulduğunu, havalandırma yapılmadığını, günlük doktor muayenelerinin usule uygun yapılmadığını,hakaret ve işkence olarak nitelendirebileceği davranışlar sergilendiğini, itirafçı olma yönünde baskı ve yönlendirmeyapıldığını, avukatıyla baş başa görüştürülmediğini, adliyeye elleri kelepçeli olarak üç defa getirildiğini, katlar vekoridorlar arasında gezdirilerek haksız yere teşhir edilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, idareninpersonelini iyi seçememesi, iyi eğitememesi veya yanlış motive etmesi, organizasyonun gerektiği gibi yapılamaması, eksikve yanlış iş planlaması yapılması gibi nedenlerden kaynaklandığını değerlendirdiği bu idari eylemlere dayalı hususların,hizmetin geç işlemesi, hiç işlememesi ve kötü işlemesi biçiminde ortaya çıkan hizmet kusurunun oluşmasına ve manenzarar görmesine sebebiyet verdiğini açıklayarak100.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasalfaiziyle birlikte ödenmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda2. Ankara 13. İdare Mahkemesi 22/01/2019 tarihli veE.2017/3233,K.2019/218 sayılı kararı ile,öncelikle davacının tazminat isteminin dayanağı olan kolluk kuvveti faaliyetinin, idari veya yargısal fonksiyon içerisindeyer aldığının açıklığa kavuşturulması gerektiği, idarenin hukuki sorumluluğunun kendi işlem ve eylemleriyle sınırlıbulunduğu, yargı mercilerinin ise, idari işlevin dışında yer alan ve yargı yetkisi kullanan bağımsız organlar olup, bu haliylehakim ve savcıların yargılama etkinlikleri kapsamında yaptıkları görev nedeniyle idarenin ajanı sayılmalarının hukukenmümkün olmadığı, fonksiyonel bakımdan, yasama ve yürütmeden ayrı olup, bağımsız bir organ olan yargının, yargılamasüreci ile ilgili faaliyetlerinin Anayasa'nın 125. maddesinde öngörülen "idari eylem ve işlemler" kapsamına girmediği,hakim ve savcıların ceza soruşturması ve yargılaması kapsamında yaptıkları faaliyetlerin yargılama fonksiyonu içerisindeyer aldığı, bu bağlamda, hazırlık soruşturması sırasında savcıların talimatı üzerine kolluk kuvvetlerince tesis edilen veyargısal faaliyetten ayrılamayan işlemlerin de yargılamanın bir parçası olduğu konusunda bir duraksama bulunmadığı,buna göre, kolluk kuvvetlerince, Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine tesis edilen gözaltına alma, gözaltı süresininuzatılması ve salıverme işlemlerin yargılama faaliyetine bağlı adli kolluk hizmeti kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği,bu süreç nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmininde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda "KorumaTedbirleri Nedeniyle Tazminat" başlıklı bölümde gösterilen esas ve usullerin izleneceği, gözaltı kararı nedeniyle uğranıldığıileri sürülen manevi zararın tazmini isteminden kaynaklandığı anlaşılan davanın görüm ve çözümünün adli yargı yerine aitolduğu sonucuna varıldığını belirterek, davanın görev yönünden reddine karar vermiş, verilen karara davacı tarafındanyapılan istinaf başvurusu Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 18/09/2019 tarihli ve E.2019/1355,K.2019/1384 sayılı kararı ile kesin olarak reddedilmiştir.3. Davacı, bu kez aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır.B. Adli Yargıda4. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi 24/01/2022 tarihli ve E.2019/528, K.2022/28 sayılı kararı ile,davacı tarafından ileri sürülen manevi tazminat talebine dayanak olarak, gözaltı sürecinde emniyet personelinin kendisineyönelik olarak kusurlu ve hukuka aykırı eylemlerinin gösterildiği, talebin dayanağını oluşturan ve dava dilekçesinde
davacı tarafından tek tek belirtilen eylemlerin konuları itibarıyla "Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat" istemine dairCeza Muhakemesi Kanunu'nun 141/1. maddesinde ayrı ayrı bentler halinde sayılan ve bu kapsamda tazminatistenilebilecek hallerden birisine uymadığı, sayılan bu hallerin dışında tazminat istemine dair genel düzenlememahiyetindeki 141/3. maddesinde de birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması, kovuşturması sırasında kişiselkusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve savcıların verdikleri kararlar veyayaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davalarının Devlet aleyhine ağır ceza mahkemesinde açılacak dava ile talepolunabileceği düzenleme altına alınmış olduğu halde, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü manevi tazminat talebinindayanağının belirtildiği üzere gözaltı sürecinde emniyet personelinin kendisine yönelik olarak kusurlu ve hukuka aykırıeylemleri olarak gösterilmiş olması karşısında, manevi tazminat talebinin bu madde kapsamında dadeğerlendirilemeyeceğini belirterek, davanın çözümünün idari yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararıvermiş, ayrıca görevli yargı yerinin belirtilmesi için dava dosyasının Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine de kararvermiş, verilen karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir.III. İLGİLİ HUKUK5. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesi şöyledir:"(1) Bu Kanunun uygulanmasında;…………e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianameninkabulüne kadar geçen evreyi,………….İfade eder."6. “Yakalama ve yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemler” başlıklı 90. maddesi şöyledir:“(1) Aşağıda belirtilen hâllerde, herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir:a) Kişiye suçu işlerken rastlanması.b) Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğinibelirleme olanağının bulunmaması.(2) Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren vegecikmesinde sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağıbulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.(3) Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya akıl hastalığı,malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstühallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı değildir.(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/7 md.) Kolluk, yakalandığı sırada kaçmasını, kendisine veyabaşkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirleri aldıktan sonra, yakalanan kişiye kanunî haklarınıderhal bildirir.(5) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/7 md.) Birinci fıkraya göre yakalanıp kolluğa teslim edilen veyaikinci fıkra uyarınca görevlilerce yakalanan kişi ve olay hakkında Cumhuriyet savcısına hemen bilgiverilerek, emri doğrultusunda işlem yapılır.(6) Yakalama emrine konu işlemin yerine getirilmesi nedeniyle yakalama emrinin çıkarılma amacınınortadan kalkması durumunda mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından yakalama emrininderhâl iadesi istenir.”7. “Gözaltı” başlıklı 91. maddesi şöyledir:"(1) Yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanıntamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. (Değişik ikinci cümle: 25/5/2005 – 5353/8 md.)Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç,yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez.(Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/8 md.) Yakalama yerineen yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz.(2) Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediğişüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır.(3) Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğunedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyleuzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğedilir.(4) (Ek: 27/3/2015-6638/13 md.) Suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi hakkında aşağıdakibentlerde belirtilen suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri tarafından yirmi dört saatekadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecektoplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınmakararı verilebilir. Gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması hâlinde veya işlemlerin tamamlanmasıüzerine derhâl ve her hâlde en geç yukarıda belirtilen sürelerin sonunda Cumhuriyet savcısına, yapılanişlemler hakkında bilgi verilerek talimatı doğrultusunda hareket edilir. Kişi serbest bırakılmazsayukarıdaki fıkralara göre işlem yapılır. Ancak kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak işlenen suçlardadört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Bu fıkra kapsamında kolluk tarafından gözaltına alınan kişilerhakkında da gözaltına ilişkin hükümler uygulanır..........”8. “Gözaltı işlemlerinin denetimi” başlıklı 92. maddesi şöyledir:
"(1) Cumhuriyet başsavcıları veya görevlendirecekleri Cumhuriyet savcıları, adlî görevlerinin gereğiolarak, gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri, varsa ifade alma odalarını, bukişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden ve sürelerini, gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleridenetler; sonucunu Nezarethaneye Alınanlar Defterine kaydederler."9. “Yönetmelik” başlıklı 99. maddesi şöyledir:"(1) Gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethanelerin maddî koşulları, bu kişinin hangigörevlinin sorumluluğuna bırakılacağı, sağlık kontrolünün nasıl yapılacağı, gözaltı işlemlerine ilişkin kayıt vedefterlerin nasıl tutulacağı, gözaltına alınmanın başlangıcında ve bu tedbire son verildiğinde hangi tutanaklarıntutulacağı ve gözaltına alınan kişiye hangi belgelerin verileceği ile kolluk tarafından gerçekleştirilen yakalamaişlemlerinin yürütülmesinde uyulacak kurallar, yönetmelikte gösterilir."10. 1.6.2005 tarih ve 25832 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Yakalama, GözaltınaAlma ve İfade Alma Yönetmeliğinin""Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir:"Bu Yönetmeliğin amacı, bütün adlî kolluk görevlileri ile gerektiğinde veya Cumhuriyet savcısınıntalebi üzerine adlî kolluk görevini ifa eden diğer kolluk görevlilerinin, Cumhuriyet savcılarının bilgi veemirleri doğrultusunda yürütecekleri adlî soruşturma sırasında kolluk tarafından gerçekleştirilenyakalama, gözaltına alma, muhafaza altına alma ve ifade alma işlemlerinin yürütülmesinde uyulacak usulve esasları düzenlemektir."11. "Tanımlar" başlıklı 4. maddesi şöyledir:"Bu Yönetmelikte geçen;.....Gözaltına alma: Kanunun verdiği yetkiye göre, yakalanan kişinin hakkındaki işlemlerintamamlanması amacıyla, yetkili hâkim önüne çıkarılmasına veya serbest bırakılmasına kadar kanunî süreiçinde sağlığına zarar vermeyecek şekilde özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanıp alıkonulmasını,Muhafaza altına alma: Kanunun yetki verdiği hâllerde yetkili merci önüne çıkarılması gerekenkişilerin ilgili kurumlar veya kişilerce teslim alınana kadar sağlıklarına zarar vermeyecek şekilde vezorunlu olduğu ölçüde özgürlüklerinin kısıtlanıp alıkonulmasını,.....ifade eder."12. "Nezarethane işlemleri" başlıklı 11. maddesi şöyledir:"Üst araması yapılan kişinin nezarethaneye girişi, bu Yönetmeliğe ekli "Nezarethaneye AlınanlarınKaydına Ait Defter"e (EK-B) kaydedilerek sağlanır.Nezarethane işlemlerinde;.....g)Gözaltına alınan kişilerin yaşama haklarını koruyucu gerekli önlemler alınarak, bu amaçla ilgiligözetlenebilir. Gözetleme işlemi teknik imkânlar ölçüsünde kayda alınabilir.h)Gözaltındaki kişinin beslenme, nakil, sağlığının korunması ve gerektiğinde tedavisi,yakalandığının yakınlarına haber verilmesi giderleri ilgili birimin bağlı olduğu Bakanlığın bütçeödeneklerinden karşılanır. "13. 5271 sayılı Kanun'un “Tazminat İstemi” başlıklı 141. maddesi şöyledir:".....Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur,haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarınınverdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir......"14. “Tazminat isteminin koşulları” başlıklı 142. maddesi şöyledir:“ (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kararveya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır cezamahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakınyer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır..….”IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme15. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL’ın başkanlığında, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ,Doğan AĞIRMAN, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 18/04/2022 tarihlitoplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, olay kısmında belirtildiği üzeretarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada; idari yargı yerince adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş vekesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelen davayı inceleyen adli yargı yerinin sahipolduğu seçenekler ile verdiği karar bakımından bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.16. 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin tarafları konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini
görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir. Bu uyuşmazlığıngiderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilir.” hükmüne göre, idari yargı yerinin kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine adliye mahkemesince de görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde,olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanında doğmuş bulunan bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi ise, ancakdavanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.17. 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesindeki “Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veyakesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan biryargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ilegörevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini UyuşmazlıkMahkemesinin karar vermesine değin erteler.” hükmüne göre ise, adli yargı yeri, davaya bakma görevinin daha öncegörevsizlik kararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirten gerekçeli bir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvuru kararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince kararverilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir.18. Kanun koyucu, 14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görev uyuşmazlığı doğması halinde her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurma iradesini davanın taraflarına bırakmış iken, bu yönteme nazaran dahakısa zamanda çözüme ulaşılmasını amaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciinden sonradavayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmeden doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağını tanımıştır.19. Olayda, adli yargı yerince, görevsizlik kararı verildikten sonra bununla yetinilmemiş ayrıca görevli merciinbelirtilmesi için dava dosyasının re’sen Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine de karar verilmiştir.20. Bu haliyle, her ne kadar 2247 sayılı Kanun'da öngörülen yönteme uymamakta ise de, davanın taraflarıncabaşvuruda bulunulmadığı gözetilerek, Ağır Ceza Mahkemesince re’sen yapılan başvurunun 2247 sayılı Kanun'un 19.maddesi kapsamında olduğunun kabulü ile Uyuşmazlık Mahkemesinin önüne gelmiş bulunan görev uyuşmazlığınınçözüme kavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerek Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluş amacına uygun olacağındangörev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi21. Raportör-Hâkim Gülten Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuyolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet SavcısıHalil İbrahim ÇİFTÇİ’ nin adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra; gereği görüşülüp düşünüldü:22. Dava, ceza soruşturması sırasında, gözaltında bulunduğu süre içinde maruz kaldığı kötü muamele, haksız vehukuka aykırı eylemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın giderilmesi amacıyla manevi tazminat ödenmesi istemiyleaçılmıştır.23. Anayasa'nın Başlangıç kısmında öngörülen Kuvvetler ayrımı ilkesi ile yargı ile ilgili 9. ve 138. maddeleridikkate alındığında, bağımsız bir erk olan yargının yargılama faaliyeti ile ilgili işlemlerinin, Anayasa'nın 125. maddesindeöngörülen idari işlemler kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayıp, bu yargısal işlemler nedeniyle idari yargı yolunabaşvurulabilmesine imkân yoktur. Esasen bu durum, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tabii bir sonucudur. Yukarıda işaretedildiği üzere, Cumhuriyet Savcılarıyla onlar adına işlem yapan kolluk personelinin yargılamadaki fonksiyonu genişçerçevede bir kamu hizmeti olarak değerlendirilse de, somut olarak, ifa edilen yargı faaliyetinin bir parçası olduğunda veyargısal işlem mahiyetini taşıdığında kuşku bulunmamaktadır. Yargılama sürecine katkıda bulunan kararlar ile yargılamasonucunda verilen kararlar nedeniyle Devletin sorumlu tutulmasında da bu sorumluluğun denetiminin aynı yargı düzeniiçinde yapılması gerektiği açıktır.24. Dosyanın ve ilgili mevzuatın bir bütün olarak incelenip değerlendirilmesinden, somut olayda, Cumhuriyetsavcısının talimatıyla yürütülen ceza soruşturması nedeniyle gözaltına alınan ve bu süreçte nezarethanede tutulan davacınınişlemlerinin Cumhuriyet savcısı sorumluluğunda sürdürüldüğü, bu sırada uğradığını ileri sürdüğü kötü muamele iddialarıylaaçıldığı anlaşılan tazminat davasının görüm ve çözümünün adli yargı yerine ait olduğu, ancak Uyuşmazlık Mahkemesininadli yargı içerisinde hangi yargı merciinin bu davalara bakmakla görevli olduğu hususunda karar verme yetkisibulunmadığı, bu belirlemenin ilgili yargı kolunun kendi içerisinde yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.25. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi kapsamındayapıldığı kabul edilen başvurunun reddi ile ayrıca Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24/01/2022 tarihli veE.2019/528, K.2022/28 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi kapsamında yapıldığı kabul edilen BAŞVURUNUN REDDİ ile ayrıcaAnkara 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24/01/2022 tarihli ve E.2019/528, K.2022/28 sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA,18/04/2022 tarihinde Üyeler Nilgün TAŞ ile Ahmet ARSLAN'ın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Birol
Nilgün
Doğan
TOPAL
SONER
TAŞ
AĞIRMAN
Üye
Üye
Üye
Aydemir
Nurdane
Ahmet
TUNÇ
TOPUZ
ARSLAN
KARŞI OYDavacı, 15.07.2016 tarihinde hükümete yönelik hain darbe girişiminde bulunulması üzerine yürütülensoruşturma kapsamında, 22.07.2016 tarihinde Gölbaşı/Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına kendiliğinden giderek teslimolması üzerine gözaltına alınarak Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerineteslim edildiğini, gözaltında bulunduğu sürede emniyet personelinin kötü muamelesine maruz kaldığını, haksız ve hukuksuzolarak gerekmediği halde kelepçe uygulaması yapıldığını, bulunduğu nezarethaneye kapasitesinden çok daha fazla kişikonulduğunu, yeterli miktarda yiyecek ve içecek verilmediğini, tuvalet ve temizlik ihtiyacının tam olarak karşılanmadığını,bazı eşyalarına gereksiz yere el konulduğunu, günlük doktor muayenelerinin usulüne uygun yapılmadığını, hakaret veişkence olarak nitelendirilebilecek davranışlar sergilendiğini, itirafçı olma yönünde baskı ve yönlendirme yapıldığını,idarenin personelini iyi seçmemesi, iyi eğitmemesi veya yanlış motive etmesi, organizasyonun gerektiği gibi yapılmaması,eksik ve yanlış iş planlaması yapılması gibi nedenlerden kaynaklandığını değerlendirdiği bu idari eylemlere dayalıhususların hizmetin geç işlemesi, hiç işlememesi ve kötü işlemesi biçiminde ortaya çıkan hizmet kusurunun oluşmasına vemanen zarar görmesine sebebiyet verdiğini açıklayarak manevi tazminat isteminde bulunmuştur.Davacı tarafından ileri sürülen ve manevi tazminat talebine dayanak yapılan eylemlerin konuları itibariyle"Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat" istemine dair Ceza Muhakemesi Kanununun 141/1. maddesinde ayrı ayrıbentler halinde sayılan ve bu kapsamda tazminat istenebilecek hallerden birisine uymadığı, sayılan bu hallerin dışındatazminat istemine dair genel düzenleme mahiyetindeki 141/3. maddesinde de "birinci fıkrasında yazılan hâller dışında, suçsoruşturması, kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dahil olmak üzere hâkimlerve savcıların verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davalarının Devlet aleyhine ağır cezamahkemesinde açılacak dava ile talep olunabileceği" düzenleme altına alınmış olduğu halde; davacının tazminat talebinindayanağı gözaltı işleminin haksız olduğu değil, bu işlem sürecindeki emniyet görevlilerinin davranışları ve idari eylemlerdenkaynaklı hizmetin işleyişinin yetersiz, eksik ve kötü olduğuna dair iddiasıdır. Bu haliyle iddianın dayanağı eylemler idareninhizmet kusuru olduğu iddiası olup CMK'nun 141. maddesi, kapsamına girmez. Uyuşmazlığın çözümünde idari yargıyerinin görevli olduğunu düşündüğümüzden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 18/04/2022
Üye
Üye
Nilgün TAŞ
Ahmet ARSLAN