T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2022/305KARAR NO : 2022/462
KARAR TR : 31/10/2022ÖZET: Karayolunda meydana gelen trafikkazasında sigortalı aracın uğradığı hasarbedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararınidarece giderilmesi istemiyle açtığı davanın,2918 sayılı Kanun'un110. maddesikapsamında, ADLİ YARGI YERİNDEgörülmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı
: A.S.A.ŞVekili
: Av. F. PDavalı
: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı I. DAVA KONUSU OLAY 1. Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından sigortalı M.K'ya ait .... BSP .... plakalı aracın 28/01/2020tarihinde, İstanbul Bahçelievler İlçesi mevkiinde bulunan Haznedar köprü altından geçiş yaptığı esnada aracın muhtelifkesimlerine köprünün tavan malzemelerinin düşmesi sonucu araçta maddi hasar meydana geldiğini, kazanınyolun gereklibakım ve onarımından sorumlu olan davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ifade ederek, fazlaya ilişkin talepve dava hakları saklı kalmak kaydı ile, sigortalıya ödenen 6.489.77 TL'nin ödeme tarihi olan 26/02/2020 tarihindenitibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden rücuan tahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. İdari Yargıda 2. İstanbul 4. İdare Mahkemesi 15/12/2020 tarih ve E.2020/1250, K.2020/1756 sayı ile, 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanunu'nun 1., 2., 10., 19.1.2011 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıKanun'un 14. maddesiyle değişik 110. ve geçici 21. maddesi hükmüne, ayrıca2918 sayılı Kanun'un 110. maddesininbirinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılanitiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesinin iptal istemini reddettiği 26/12/2013 tarih veE.2013/68, K.2013/165 sayılı kararına yer verdikten sonra; 2577 sayılı Kanun'un 15/1-a. maddesi hükmü uyarıncadavanın görev yönünden reddine kesin olarakkarar vermiş ve bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: "Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, canve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konulardaalınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ileçalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarınıngörüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 13/07/2020 tarih ve E:2020/381, K:2020/479 sayılı kararı ileİstanbul Bölge İdare Mahkemesi 9. İdare Dava Dairesinin 18/06/2020 tarih ve E:2020/642, K:2020/523sayılı ve 03/03/2020 tarih ve E:2020/298, K:2020/302 sayılı kararı da bu yöndedir." 3. Davacı vekili bu kez, aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır. B. Adli Yargıda 4. İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi 13/04/2021 tarih ve E.2021/209, K.2021/216 sayıile, "...Somutolayda meydana gelen zarar idarenin gerekli yol bakımlarını yapmaması sonucu oluşan hizmet kusuruna dayalıolarak meydana gelmiştir. İçtihatlarla geliştirilmiş olan hizmet kusuru kavramı ise, idarenin yürüttüğü birhizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde yada işleyişindeki aksaklık veya bozukluğu ifade eder. 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 12.maddesi "ilgililer haklarını ihlal eden bir işlem dolayısıyla" ibaresi ilebaşlayarak idari işlem dolayısıyla oluşmuş zararlara ilişkin taleplerin idari yargıda ve 2577 sayılı kanun
çerçevesinde görülmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Tüm bu durumlar dikkate alındığında, Yargıtay 17.HukukDairesinin 2016/4721 E 2016/7256 K sayılı kararı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin2020/89 E 2020/109 K sayılı kararı da nazara alındığında, davada idari yargı görevli olduğundan yargı yoluyanlışlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle görevsizlikkararı vermiş, bukarara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. 5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 01/07/2021 tarih ve E.2021/1228, K.2021/1269sayıile, "... yasal düzenlemeler ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları bir arada değerlendirildiğinde; davanınkonusunu oluşturan olayda davalı idarenin, hizmet kusuru bulunup bulunmadığını araştırma görevinin, idariyargının görev alanında bulunduğu sonucu ortaya çıkmaktadır....Somut uyuşmazlıkta bu davadan evvel davacı tarafından aynı konuda davalı idare aleyhine İstanbul 4.İdare Mahkemesinin 2020/250 Esas 2020/1756 Karar sayılı dosyasından açılan tazminat davasında mahkemecedavada adli yargının görevli olduğu yönünde karar verildiği anlaşılmaktadır.Bu durumda mahkemece, aynı konuda acılan davada idare mahkemesi tarafından verilen kesinleşmişgörevsizlik kararı bulunduğu ancak açılan davada idari yargı yolunun görevli olduğu gözetilerek 2247 sayılıUMK'nın 19/1.maddesi gereğince önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek gerekçelibaşvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilerek yargı yolu uyuşmazlığınınçözümlenmesinin talep edilmesi, Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından verilecek karar beklenerek sonucuna görekarar verilmesi gerekirken davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile usulden red kararıverilmiş olması doğru olmamıştır." gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararınınHMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesinegönderilmesine kesin olarak karar vermiştir. 6. İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi 18/06/2022 tarihli ve E.2021/417 sayı ile,Mahkemelerinin13/04/2021 tarih veE.2021/209, K.2021/216sayılı hükmü ile, zararın idarenin gerekli yol bakımlarınıyapmaması sonucu oluşan hizmet kusuruna dayalı olarak meydana geldiği, davada idari yargının görevli olduğugerekçesiyle, yargı yolu yanlışlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiğini,davacı vekilinin kararı istinaf etmesiüzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 01/07/2021 tarih veE.2021/1228, K.2021/1269sayılıilamıylamahkemelerininkararının kaldırılmasına karar verildiğini belirterek, taraflar arasındaki görev uyuşmazlığınıngiderilmesi konusunda gereğinin yapılması amacıyladosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. III. İLGİLİ HUKUK A. Mevzuat 7. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun"Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir: "Bu Kanunun amacı, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak vetrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir." 8. Kanun'un "Kapsam" başlıklı 2. maddesi şöyledir: "Bu Kanun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsar.Bu Kanun, karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;a) Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu veeşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile,b) Erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açıkkesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamuhizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da,Bu Kanun hükümleri uygulanır." 9. Kanun'un "Belediye trafik birimleri, görev ve yetkileri" başlıklı 10. maddesi şöyledir: "(Değişik: 18/1/1985 - KHK 245/3 md.; Aynen kabul: 28/3/1985 - 3176/3 md.)Bu Kanunla belediyelere verilen görevler il ve ilçe trafik komisyonları ve mahalli trafik birimleri ileişbirliği yapılarak yürütülür.a) KuruluşHer belediye başkanlığı bünyesinde, hizmet kapasitesi gözönünde tutularak İçişleri Bakanlığıncatespit edilecek ölçülere ve genel hükümlere göre, belediye trafik şube müdürlüğü, şefliği veya memurluğukurulur.b) Görev ve yetkiler1. Yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumdabulundurmak,2. Gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yerişaretlemeleri yapmak,
3. Karayolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak vedenetlemek,4. Karayolunda trafik için tehlike teşkil eden engelleri gece veya gündüze göre kolaycagörülebilecek şekilde işaretlemek veya ortadan kaldırmak,5. Yol yapısı veya işaretleme yetersizliği yüzünden trafik kazalarının vukubulduğu yerlerde,yetkililerce teklif edilen tedbirleri almak,6. Çocuklar için trafik eğitim tesisleri yapmak veya yapılmasını sağlamak,7. Bu Kanun ve bu Kanuna göre çıkarılan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak.(Ek fıkra: 25/6/1988 - KHK 330/2 md.)"10. Kanun'un “Karayolu trafik güvenliği” başlıklı 13. maddesi şöyledir: "(Değişik birinci fıkra: 25/6/2010-6001/34 md.) Karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli vesorumlu bütün kuruluşlar, karayolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmaklayükümlüdür.Çeşitli kişi, kurum ve kuruluşlar, karayolu yapısında yapacakları ve esasları yönetmelikte belirtilençalışmalarda;a) Yolun yapım ve bakımı ile görevli kuruluştan izin almak,b) Çalışmaları, gerekli önlemleri alarak, aldırarak ve devamlılığını sağlayarak, trafik akımını vegüvenliğini bozmayacak tarzda yapmak,c) Zorunlu nedenlerle meydana gelen arıza, engel ve benzerlerini en kısa zamanda ortadankaldırarak karayolunu kullananlara ve araçlara zarar vermeyecek duruma getirmek,d) Şehiriçi karayolu kenarında çeşitli tesislerin yapımı süresince; kaldırımlarda, tünel, tünelaydınlatılması ve benzerlerini yaparak güvenli geçiş sağlamak ve yaya yollarını trafiğe açıkbulundurmak,Zorundadırlar.Bu çalışmalar sırasında meydana getirilen tehlikeli durum ve engeller bütün sorumluluk, bunlarıyaratan kişilere ait olmak üzere zabıtaca kaldırılır, yapılan masraflar sorumlulara ödetilir.(Dördüncü fıkra mülga: 18/1/1985 - KHK 245/16 md.)(Değişik: 21/5/1997-4262/4 md.) Bu madde hükümlerine uymayanlar fiil başka bir suç oluştursa bileayrıca 7 200 000 lira para cezası ile cezalandırırlar." 11. 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıKanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesi şöyledir: “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlarailişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birindeaçılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir” 12. 2918 sayılıKanun'un Geçici 21. maddesi şöyledir: “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” B. Yargı Kararları 13. Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013 tarihli ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı 27.3.2014 tarih ve 28954sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararının ilgili kısmı şöyledir: “… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişimeparalel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümündeidare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanınagiren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Budurumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden vekamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusukural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkinolmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarındagörülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargıyolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa
sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceğiyolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılıKanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özelhukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyirçizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasınıgerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 14. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, EyüpSARICALAR, Muharrem ÜRGÜP, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan31/10/2022 tarihli toplantısında; dosya üzerinde 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre,Asliye Hukuk Mahkemesince, Kanun'un 19. maddesinde öngörülen durumun aksine, idari yargı kararının kesinleşmedurumu açıklığa kavuşturulmadan ve önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası temin edilmedenUyuşmazlıkMahkemesine başvurulduğu görülmekte ise de, idari yargı kararının kesinleşme durumunu gösteren onaylı bir örneğininMahkemesinden istenilmesiyle yetinildiği ve sonuçta usule ilişkin başka bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 15. Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: 16. Dava, davacı şirketin sigortalamış olduğu aracın uğradığı maddi hasarlı trafik kazasında,kusur vesorumluluğu bulunduğundan bahisle, sigortalıya ödenen hasar bedelinin, faiziyle birlikte, davalı idareden rücuan tazminiistemiyle açılmıştır. 17. 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesive Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi,yukarıda belirtilen gerekçesi ile anılan kuralı Anayasa'ya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir. 18. Anayasa’nın 158. maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındakigörev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesininyukarıda gerekçesine yer verilen kararı, kanun koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tümsorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariylegörev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca, başta Uyuşmazlık Mahkemesi olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar niteliğindedir. 19. Bu durumda, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesinin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşlarıve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın rücuan tazminiistemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. 20. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin18/06/2022 tarihli ve E.2021/417 sayılı başvurusunun reddi gerekmiştir. V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin18/06/2022 tarihli ve E.2021/417 sayılı BAŞVURUSUNUNREDDİNE, 31/10/2022 tarihinde, Üye Ahmet ARSLAN'ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Doğan
Eyüp
Muharrem
TOPAL
AĞIRMAN
SARICALAR
ÜRGÜP
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN KARŞI OY İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yolyapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukukisorumluluğundan değil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülenhizmetlerin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması karşısındauyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyıgörevli kabul eden çoğunluğun kararına katılmıyorum.31/10/2022
Üye
Ahmet ARSLAN