T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2022/332KARAR NO : 2022/425
KARAR TR : 16/09/2022 ÖZET: Davacının yaya yolunda bulunandubaya takılarak düşmesi nedeniyleyaralanmasından dolayı uğranıldığı ilerisürülen zararın tazmini istemiyle açılandavanın, ADLİ YARGI YERİNDEçözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı
: M. ÖVekili
: Av. G. TDavalı
: Derince Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. S. Y I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, müvekkilinin 22/07/2020 tarihinde Kocaeli İli, Derince İlçesi, Postane Caddesi, .... Sokaktanevine doğru yürürken, sokaktaki kaldırımda yarısı sökülmüş veya kırılmış olan dubaya takılarak yüzüstü düşmesisonucunda alın bölgesinin sap tarafında fasyal sinir hasarı ve duyu kaybının oluşmasında meydana gelen cismani zararınıntazminiistemiyleidareyeyapmışolduğubaşvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile 1.000 TL maddi, 15.000 TL manevitazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle idari yargı yerinde davaaçmıştır. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. İdari Yargıda 2. Kocaeli 2. İdare Mahkemesi 16/12/2020 tarih ve E.2020/1625, K.2020/1115 sayı ile, davacınıntazmin istemine dayanak engelin 2918 sayılı Kanun kapsamında yer aldığı, davalı idarenin karayolu, yaya yolu veduraklardaki eksiklik ve kusurlardan dolayı yaya yolunun emniyetle kullanımını sağlama sorumluluğunu yerine getirmediğiiddiasıyla meydana geldiği öne sürülen kazalar neticesinde oluştuğu belirtilen zararların tazmini talebiyle sorumluidare/idareler aleyhine açılan davaların adli yargı merciinde görülmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, 2577sayılı Kanun'un 14/3-a ve 15/1-a maddeleri uyarınca davanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu kararkesinleşmiştir. 3.Davacı vekili bu kez aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır. B. Adli Yargıda 4. Kocaeli 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 22/09/2021 tarih ve E.2021/52, K.2021/190 sayı ile, davada,davalı idarenin hizmet kusuruna dayanılmış olup, kamu hizmeti görmekle yükümlü olan idarelerin, kamu hizmeti sırasındaverdikleri zararlardan dolayı hizmet kusuru nedeniyle sorumlu oldukları, hizmet kusuruna dayalı olarak açılan davalarınise idari yargı yerlerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle, HMK 114/1-b hükmü kapsamında yargı yolunun caizolmaması nedeniyle HMK 115/2 hükmü uyarınca davanın usulden reddine, mahkemelerinin yargı yolu bakımındangörevsizliğine, İdare Mahkemesinin görevsizlik kararı üzerine mahkemelerince de görevsizlik kararı verildiğinden olumsuzgörev uyuşmazlığı olduğundan yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine kararvermiş, bu karar kesinleşmiştir.
III. İLGİLİ HUKUK A. Mevzuat
5. 2918 sayılı Kanun'un “Kapsam” başlıklı 2. maddesi şöyledir:"Bu Kanun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsar.Bu Kanun, karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;a) Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu veeşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile,b) Erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açıkkesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamuhizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da,Bu Kanun hükümleri uygulanır." 6. 2918 sayılı Kanun'un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, bu Kanun'da kullanılan terimlerintanımlarıgösterilmiştir.Bu terimlerden bazıları şöyledir:"Trafik :Yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal ve hareketleridir.Karayolu : Trafik için, kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlardır.Karayolu yapısı : Karayolunun kendisi ile karayolunun üstünde, yanında, altında veyayukarısındaki; ada, ayırıcı, otokorkuluk, istinat duvarı, köprü, tünel, menfez ve benzeri yapılardır.Yaya yolu (Yaya kaldırımı) : Karayolunun, taşıt yolu kenarı ile gerçek veya tüzelkişilere ait mülklerarasında kalan ve yalnız yayaların kullanımına ayrılmış olan kısmıdır."7. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafikdüzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir.8. Öte yandan 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşlarıolan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncumaddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve AskeriYüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmiştir.9. Anayasa’nın 158. maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındakigörev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.B. Yargı Kararları 10. 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesive Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi,26/12/2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararında şu gerekçe ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş veiptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişimeparalel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümündeidare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanınagiren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Budurumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden vekamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusukural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkinolmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarındagörülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargıyolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretlekısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceğiyolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılıKanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özelhukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden
kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyirçizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasınıgerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” 11. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2020 tarihli ve E.2019/3395, K.2020/468 sayılı kararında,özetle; "davalı idarenin bakım ve sorumluluğunda olan karayolunda yeterli tedbir alınmadığından bahislemeydana geldiği ileri sürülen olaydan kaynaklanan zararın ödenmesi isteminden kaynaklanan uyuşmazlıkta ...Anayasa Mahkemesi ve Uyuşmazlık Mahkemesinin özetine yer verilen kararlarında işaret edildiği üzere, davakonusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargının görevine girdiği sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan,yine anılan yüksek mahkeme içtihatları neticesinde uygulamada birlik sağlanması ve benzer uyuşmazlıklardanbir kısmının adli yargıda bir kısmının idari yargıda görülmesinin de önüne geçilmesi gerekmektedir." denilerek,davanın görev yönünden reddi yolunda ısrar kararı veren ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 12. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ,Doğan AĞIRMAN, Nurdane TOPUZ, Ahmet ARSLAN ve Mahmut BALLI'nın katılımlarıyla yapılan 16/09/2022tarihli toplantısında; Olay kısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada; idare mahkemesinceadli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş ve kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup, bunun üzerinekendine gelen davayı inceleyen adli yargı yerinin sahip olduğu seçenekler ile verdiği karar bakımından bir değerlendirmeyapılması gerekmektedir. 13. 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yer alan, “ Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerinigörevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca (…) ileri sürülebilir.” hükmünegöre,idare mahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine adli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bukararın kesinleşmesi halinde, olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanında doğmuş bulunan buuyuşmazlığın giderilmesi istemi ise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir. 14. 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesindeki “Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veyakesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan biryargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ilegörevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini UyuşmazlıkMahkemesinin karar vermesine değin erteler.(Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008 – 5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin davadosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilir." hükmüne göre ise, adli yargı yeri, davaya bakma görevinin idari yargı yerine ait olduğunu belirten gerekçelibir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvuru kararının, görevkonusunda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesi hususunu da ihtiva etmesigerekir. 15. Kanun koyucu, 14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görev uyuşmazlığı doğması halinde her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurma iradesini davanın taraflarına bırakmış iken, bu yönteme nazaran dahakısa zamanda çözüme ulaşılmasını amaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciinden sonradavayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmeden doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağını tanımıştır. 16. Olayda, adli yargı yerince, öncelikle görevsizlik kararı verilmekle birlikte, bununla yetinilmemiş ve görevlimerciin belirtilmesi için re’sen Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurulmasına da karar verilmiştir. 17. Bu haliyle, her ne kadar 2247 sayılı Kanun'da öngörülen yönteme uymamakta ise de, davanın taraflarıncabaşvuruda bulunulmadığı gözetilerek, Asliye Hukuk Mahkemesince re’sen yapılan başvurunun 2247 sayılı Kanun'un 19.maddesi kapsamında olduğunun kabulü ile Uyuşmazlık Mahkemesinin önüne gelmiş bulunan görev uyuşmazlığınınçözüme kavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerek Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluş amacına uygun olacağındangörev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 18. Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: 19. Dava, davalı idarenin sorumluluk sahasında kalan kaldırımda yürürken düşme neticesinde ağır şekilde
yaralanması nedeniyle oluştuğu öne sürülen zararın tazmin edilmesi istemiyle açılmıştır. 20. Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, kanun koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca,başta Uyuşmazlık Mahkemesi olmak üzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. 21. 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’ninişaret edilen kararı ve tazminat istemine ilişkin davanın maddenin yürürlük tarihinden sonra açıldığı hususu gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ileçalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. 22. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Kocaeli 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2247sayılı Kanun'un 19. maddesi kapsamında yapıldığı kabul edilen başvurusunun reddi ile aynı Mahkemece ayrıcaverilen22/09/2021 tarih ve E.2021/52, K.2021/190 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.
V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Kocaeli 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi kapsamında yapıldığı kabuledilen BAŞVURUSUNUN REDDİ ile aynı Mahkemece ayrıca verilen 22/09/2021 tarih ve E.2021/52, K.2021/190sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 16/09/2022 tarihinde, Üye Ahmet ARSLAN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Birol
Nilgün
Doğan
TOPAL
SONER
TAŞ
AĞIRMAN
Üye
Üye
Üye
Nurdane
Ahmet
Mahmut
TOPUZ
ARSLAN
BALLI
KARŞI OY İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yolyapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukukisorumluluğundan değil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülenhizmetlerin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması karşısındauyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyıgörevli kabul eden çoğunluğun kararına katılmıyorum.
Üye
Ahmet ARSLAN