T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2022/350KARAR NO : 2022/485
KARAR TR : 31/10/2022ÖZET: Davacıların taşınmazından 3194 ve2981 sayılı Kanunlar uyarınca iki kezdüzenleme ortaklık payı alındığından bahisleaçılan tazminat davasının İDARİ YARGIYERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacılar : Y. T vd.Vekili
: Av. M. ADavalı
: Kocasinan Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. T. Y I. DAVA KONUSU OLAY 1.
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin Kayseri İli, Kocasinan İlçesi, ..... mevki ..... ada, ... parseldekayıtlı taşınmazın hissedarı olduğunu, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesine göre yapılan imar uygulamasında 2981sayılı Kanun uyarınca alınmış olan düzenleme ortaklık payı dikkate alınmaksızın tekrar düzenleme ortaklık payı alınarakikinci kez kesinti yapılması nedeniyle taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığını ifade ederek; fazlaya ilişkin hakları saklıkalmak kaydıyla 10.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesiistemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. 2.
Davalı vekili, süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesinde, yargı yolu itirazında bulunarak, görevli yargıyerinin idare mahkemeleri olduğunu savunmuştur. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. Adli Yargıda 3. Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 04/11/2014 tarihli ve E.2014/305, K.2014/409 sayılı kararıile,idarece kamu gücü kullanılarak, resen ve tek yanlı biçimde tesis edilen uygulama işlemlerinden kaynaklanan zararıntazminine ilişkin bulunan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 2/1-b. maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında imar mevzuatıhükümleri çerçevesinde idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiğinden davaya bakmaya görevli mahkemenin idari yargıolması gerektiğini belirterek, mahkemelerinin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiş, bu karara karşıdavacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 4. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 17/03/2016 tarihli ve E.2016/785, K.2016/5393 sayılı kararı ile, 3194 sayılıİmar Kanunu’nun 17/son maddesine göre bedel takdirleri ve bu bedele itiraz şekillerinin 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu hükümlerine tabi olduğunu, bedele ilişkin değerlendirmenin 2942 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılacağını2942 sayılı Kanun'un 37. maddesi uyarınca adli yargının görevli olduğunu, bu nedenle işin esasına girilerek kararverilmesi gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesinin doğru görülmediğini belirterek, kararın bozulmasınakarar vermiştir. 5. Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 13/06/2016 tarihli ve E.2016/118, K.2016/191 sayılı kararı ile, imarplanından kaynaklanan tazminat davasının idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiğinden direnme kararı vermekgerektiği gerekçesiyle,Uyaşmazlık Mahkemesi kararları nazara alındığında idarece kamu gücü kullanılarak, resen ve tekyanlı biçimde tesis edilen uygulama işlemlerinden kaynaklanan zararın tazminine ilişkin bulunan davanın, 2577 sayılıKanun'un 2/1-b. maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında imar mevzuatı hükümleri çerçevesinde idari yargı yerinceçözümlenmesi gerektiğini belirterek, davaya bakmaya görevli mahkemenin idari yargı olması nedeniyle mahkemeleriningörevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiş, bu karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir. 6. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 06/11/2018 tarihli ve E.2017/5-2019, K.2018/1589 sayılı kararı ile, imaruygulaması neticesinde taşınmazın arazi vasfını yitirerek arsa vasfına dönüştüğü, eldeki davada fiili el koymanınbulunmadığı ancak hukuki el koymanın söz konusu olduğu, 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi hükmü uyarıncaKocasinan Belediye Başkanlığınca tesis edilen dava konusu işlemin kamu gücüne dayalı, re’sen ve tek yanlı idari birişlem niteliğinde bulunduğu, dolayısıyla davanın idari yargıda görülmesi gerektiği, bu yön dikkate alındığında yerel
mahkeme direnme kararının yerinde olduğu ve onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüşün Kurulçoğunluğu tarafından benimsenmediği, yerel mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozmakararına uymak gerekirken önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle direnme kararınınbozulması gerektiği gerekçesiyle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozmakararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılıHUMK'nun 429. maddesi gereğince bozulmasına karar vermiş, davalı idare vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 7. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 17/09/2019 tarihli ve E.2019/5-309, K.2019/880 sayılı kararı ile, HukukGenel Kurulunca verilen bozma kararına karşı karar düzeltme yolunun kapalı olması nedeniyle davalı vekilinin karardüzeltme istemine ilişkin dilekçesinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davalı Kocasinan Belediye Başkanlığıvekili tarafından verilen karar düzeltme istemine ilişkin dilekçesinin Hukuk Genel Kurulunca verilen kararın kesin olmasınedeniyle reddine karar vermiştir. 8. Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 23/01/2020 tarihli ve E.2019/325 sayılı kararı ile, davalıvekilinin yargı yolu itirazının reddine karar vermiştir. 9. Davalı vekilinin, idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkartılması yolunda süresi içinde verdiğidilekçesi üzerine, dava dosyası Danıştay Başsavcılığına gönderilmiştir. B. Olumlu Görev Uyuşmazlığı Çıkarılmasına İlişkin Danıştay Başsavcılığı Talebi 10. Danıştay Başsavcısı, 3194 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasındankaynaklanan uyuşmazlığınçözümünde idari yargı yerlerinin görevli bulunduğu gerekçesiyle,2247 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca, olumlugörev uyuşmazlığı çıkarılmasına ve dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Kararın ilgilikısımları şöyledir: "Uyuşmazlık, davacıların paydaşı olduğu taşınmazı da kapsayan alanda 3194 sayılı İmarKanununun 18. maddesine göre yapılan imar uygulamasında düzenleme ortaklık payının fazla alınmasınedeniyle uğranıldığı öne sürülen zararın tazminine ilişkin olup, uyuşmazlığın çözümünün idari niteliktekibu imar uygulamalarının hukuki denetiminin yapılmasına bağlı olduğu açıktır.Bu durumda, idarece kamu gücü kullanılarak, tek yanlı biçimde yapılan uygulamalar sonucundauğranılan zararın tazminine ilişkin bulunan davanın,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b. maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında imar mevzuatı hükümleri çerçevesinde idari yargıyerince çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle, 2247 sayılı Kanun’un 10. ve 13. maddeleri gereğince,olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına, dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine" III. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCESİ 11. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca 2247 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısının da yazılı düşüncesi istenilmiştir. 12. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, davanın çözümünde idari yargı yerlerinin görevli olduğu sonucunavarıldığından, Danıştay Başsavcılığının 2247 sayılı Kanun’un 10. maddesi gereğince yapmış olduğu başvurunun kabulü ilemahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği yolunda düşünce verilmiştir. Düşüncenin ilgili kısmı şöyledir: "Uyuşmazlık Mahkemesi kararları dikkate alınarak davaya konu olan olay incelendiğinde, idarecekamu gücü kullanılarak, re'sen ve tek yanlı biçimde tesis edilen uygulama işlemlerinden kaynaklananzararın tazminine ilişkin bulunan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1 .bmaddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında imar mevzuatı hükümleri çerçevesinde idari yargıyerince çözümlenmesi gerektiği düşünülmektedir.Uyuşmazlık Mahkemesinin 02.02.2009 tarihli ve E.2008/305, K.2009/24 sayılı kararında da, bu türdavaların çözümünde idari yargı yerlerinin görevli olduğu vurgulanmıştır.Bu nedenle, Danıştay Başsavcılığının 2247 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince yapmış olduğubaşvurunun kabulü ile Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.01.2020 tarihli ve 2019/325 Esas sayılıgörevlilik kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir." IV. İLGİLİ HUKUK 13. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b)bendinde de, tam yargı davaları, idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan davalar olarak tanımlanmıştır. 14. İdari işlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin, 2577 sayılı Kanun'un 12. ve 13. maddeleriuyarınca, idari yargı yerlerinde açılacak tam yargı davalarına konu edilmeleri, anılan Kanun hükümlerinin gereğidir.
15. Uygulama ve öğretide, kamu idarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında, kamu gücü kullanarak tekyanlı irade açıklamalarıyla yapmış oldukları işlemler, "idari işlem"; herhangi bir işlem ya da karara dayanmaksızıngerçekleştirdikleri maddi faaliyetleriyle, görevleriyle ilgili hareketsizlikleri de, "idari eylem" olarak tanımlanmaktadır. 16. 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılıİmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'un "Tapu verme" başlıklı 10. maddesinin (b) bendişöyledir: " b) Üzerinde imar mavzuatına aykırı olarak toplu binalar inşa edilmiş hisseli veya özel parselasyonadayalı arsa veya arazilerde, kişilerin hisse miktarları ve fiili kullanma durumları dikkate alınarak valilikveya belediyelerin talebi üzerine:
1. Henüz kadastrosu yapılmamış yerlerde, kadastro müdürlüklerince bu Kanunda belirtilenmülkiyet tespitine dair hükümler de uygulanarak,
2. Kadastrosu veya tapulaması tamamlanmış yerlerde ise bu Kanunla verilen yetkilerkadastro müdürlüklerince kullanılarak,
Islah imar planlarının yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın: onayların alınmasına ve ilanlarınyapılmasına (askı ilanları hariç), komisyonların kurulmasına lüzum kalmaksızın 2613 sayılı Kadastro veTapu Tahriri veya 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre hak sahipleri tespit veya yeniden tayinedilerek adlarına tescil edilir.
Bu tespit sırasında özel parselasyon planında görülen veya hisseli satışlar sonucu fiilenoluşan yol, meydan, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha vs hizmetlere ayrılan yerler ile bunlara ilişkinhisseler bedelsiz olarak resen tapudan terkin; okul, ibadet yeri ve benzer kamu hizmetlerine ayrılanyerler ise, bedelsiz olarak ilgili idareler adına tespit ve tescil edilir.
Hazine, belediye veya il özel idarelerine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idare ettiğiarsa veya arazileri üzerinde yapıldığı tespit edilen gecekondular hakkında da yukarıdaki fıkralarhükümleri uygulanır.
(Ek : 18/5/1987 - 3366/4 md.) Belediye, hazine, özel idare veya Vakıflar GenelMüdürlüğünün idare ettiği arsa ve araziler üzerine gecekondu yapıldıktan sonra tespit edilerek kirakontratı düzenlenmiş gecekondu hak sahiplerine tapu tahsis belgesi ve tapuları verilir.Hak sahibi olmadığı halde tapu verilen kişilerin tapuları resen iptal edilir." 17. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun; “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8. maddesininilgili kısımları şöyledir:“Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur.a) Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörelhedefleri, faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını, gerekligördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı yapar veya yaptırır.b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölgeplanı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerinnazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisinceonaylanarak yürürlüğe girer. (Yeniden düzenleme dördüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Bu planlaronay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internetsayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilan süresi içinde planlara itirazedilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisionbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planlar valilik veya ilgilisince yapılırveya yaptırılır. Valilikçe uygun görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe girer. (Yeniden düzenlemeüçüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.)Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde veilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresiiçinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilik itirazları ve planları onbeş gün içerisindeinceleyerek kesin karara bağlar......Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir.Kesinleşen imar planlarının bir kopyası, Bakanlığa gönderilir.İmar planları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idarelerin görevidir. Belediye Başkanlığı ve mülkiamirlikler, imar planının tamamını veya bir kısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getirip çoğaltaraktespit edilecek ücret karşılığında isteyenlere verir......c) (Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunundabelirtilen izinler alınmadan tarımsal amaç dışında kullanılmak üzere plânlanamaz …” 18. Aynı Kanun'un davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan "Arazi ve arsa düzenlemesi" başlıklı 18.maddesişöyledir: "İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer haksahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelereait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya,müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemleriniyaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda
belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.
Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasındabunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışlarıkarşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenlemeortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzdekırkını geçemez. (1)
(Değişik üçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tâbitutulan yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan,park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve buhizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz.
Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için,yeniden ayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar belediyeveya valilikçe kamulaştırma yolu ile tamamlanır.
Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenlemeortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır.
Bu fıkra hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payıalınmaz. Ancak, bu hüküm o parselde imar planı ile yeniden bir düzenleme yapılmasına mani teşkil etmez.
Bu düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenleme ortaklık payı alınanlarından, budüzenleme sebebiyle ayrıca değerlendirme resmi alınmaz.
Üzerinde bina bulunan hisseli parsellerde, şüyulanma sadece zemine ait olup, şüyuungiderilmesinde bina bedeli ayrıca dikkate alınır.
Düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapı, ancakbir imar parseli içinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan ve mevzuat hükümlerine göremuhafazası mümkün görülemeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli birveya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibineödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe bu yapılarıneski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur.
Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan yapılar, belediye veya valilikçekamulaştırılmadıkça yıktırılamaz.
Düzenlenmiş arsalarda bulunan yapılara, ilgili parsel sahiplerinin muvafakatları olmadığı veyaplan ve mevzuat hükümlerine göre mahzur bulunduğu takdirde, küçük ölçüdeki zaruri tamirler dışındailave, değişiklik ve esaslı tamir izni verilemez. Düzenlemeye tabi tutulması gerektiği halde, bu maddehükümlerinin tatbiki mümkün olmayan hallerde imar planı ve yönetmelik hükümlerine göre müstakilinşaata elverişli olan kadastral parsellere plana göre inşaatruhsatı verilebilir.
Bu maddenin tatbikinde belediye veya valilik, ödeyecekleri kamulaştırma bedeli yerine ilgililerinmuvafakatı halinde kamulaştırılması gereken yerlerine karşılık, plan ve mevzuat hükümlerine göre yapıyapılması mümkün olan belediye veya valiliğe ait sahalardan yer verebilirler.
Veraset yolu ile intikal eden, bu Kanun hükümlerine göre şüyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunuuygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ilecebri icra yolu ile satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa veparselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz." V. İNCELEME VE GEREKÇE: A. İlk İnceleme 19. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, EyüpSARICALAR, Muharrem ÜRGÜP, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan31/10/2022 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı vekilinin,anılan Kanun'un 10/2. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısınca, 10. maddede öngörülen biçimde,davalı yönünden olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığındangörev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 20. Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN'ın, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğuyolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet SavcısıHalil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: 21. Dava, davacıların maliki olduğu taşınmazın da bulunduğu alanda, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18.maddesine göre yapılan imar uygulamasında, 2981 sayılı Kanun uyarınca alınmış olan düzenleme ortaklık payı dikkatealınmaksızın tekrar düzenleme ortaklık payı alınarak ikinci kez kesinti yapılması nedeniyle taşınmazlara kamulaştırmasız elatıldığından bahisle ve tazminata karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 22. Belediyelerin yukarıda alıntılanan mevzuat hükümleri uyarınca tek yanlı irade açıklaması ile tesis ettiği, genelve düzenleyici ıslah imar planları ve bu planlara dayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma, ruhsat, düzenleme
ortaklık payı alınması gibi bireysel işlemler, "idari işlem"; bu imar planı uyarınca yapmak zorunda
olduğuprogram ve uygulamaları bunun için gerekli zamanda gerçekleştirmemeleri; yani, bu konudaki hareketsizlikleri de, "idarieylem" niteliği taşımaktadır. 23. Dosyanın incelenmesinden, Kayseri ili, Kocasinan İlçesi, Kirişhane mevkii, 620 ada, 18 parsel sayılıtaşınmazı da kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesine göre yapılan imar uygulaması ile söz konusutaşınmazda 4/240 oranında 171 m2'lik hisselerinin karşılığında yeni oluşturulan 3452 ada, 2 parsel sayılı taşınmazda62,23 m2'lik hisse verildiği, % 40'ın üzerinde düzenleme ortaklık payı alındığından bahisle,taşınmazda 2981 sayılı Kanunuyarınca kesinti yapıldıktan sonra ikinci kez kesinti yapılamayacağından bahisle, kamulaştırmasız el atma nedeniyletazminat istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, davalı idare tarafından ise, 2981 sayılı Kanun'un 10/b maddesininuygulanması nedeniyle yapılan kesintilerin düzenleme ortaklık payı olarak değil, Kanun hükmü gereği maddeyedayanılarak oluşan kesintilerin tapudan terkinine yönelik olduğu, dolayısıyla 3194 sayılı Kanun uyarınca alınan düzenlemeortaklık payınınmükerrer olmadığının ileri sürüldüğüanlaşılmaktadır. 24. Bu durumda, idarece tesis edilen parselasyon işlemi sonucu alınan düzenleme ortaklık payı nedeniyleuğranıldığı öne sürülen zararın tazminiistemiyle açılan ve idarece kamu gücü kullanılarak, resen ve tek yanlı biçimde tesisedilen imar uygulama işlemlerinden kaynaklanan zararın tazminine ilişkin bulunan davanın; 2577 sayılı Kanun'un 2/1-b.maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılantam yargı davaları" kapsamında imar mevzuatı hükümleri çerçevesinde idari yargı yerince çözümlenmesigerekmektedir. 25. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Danıştay Başsavcısının başvurusunun kabulü iledavalı idare vekilinin yaptığı görev itirazının reddine ilişkin Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/01/2020 tarihli veE.2019/325 sayılı kararının kaldırılması gerekmiştir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Danıştay Başsavcısının BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalı idare vekilinin yaptığı görev itirazınınreddine ilişkin Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/01/2020 tarihli ve E.2019/325sayılı KARARININKALDIRILMASINA, 31/10/2022 tarihinde, Üye Muharrem ÜRGÜP'ün KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Doğan
Eyüp
Muharrem
TOPAL
AĞIRMAN
SARICALAR
ÜRGÜP
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN
KARŞI OY Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın da bulunduğu alanda, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesinegöre yapılan imar uygulamasında 2981 sayılı Kanun uyarınca alınmış olan düzenleme ortaklık payı dikkate alınmaksızıntekrar düzenleme ortaklık payı alınarak ikinci kez kesinti yapılması nedeniyle uğranıldığı öne sürülen zararın tazminineilişkin davada hangi yargı kolunun görevli olduğuna ilişkindir.Kamulaştırma Kanunu'nun 35 inci maddesi gereğince imar mevzuatına göre düzenlemeye tâbi tutulanparsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmetve tesislerine ayrılan yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakati ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış
bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulması veya bedel istemli dava açılması halinde,davaya bakmaya adlî yargı görevlidir.3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesinde 7181 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra, herhangi birparselden birden fazla düzenleme ortaklık payı alınmaması esas olarak kabul edilmiş ise de; her türlü imar planı kararı ileyapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması halinde artış olan parsellerden, uygulama sonucu oluşan değerinin öncekideğerinden az olmaması kaydıyla, ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını % 45'e kadar tamamlamak üzereilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabileceği kabul edilmiştir.Yapılan bu düzenleme, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 35 ve 37 nci maddeleri ve 3194 sayılı İmarKanunu'nun bedel takdirleri ve bu bedele itiraz şekillerinin 2942 sayılı Kanun hükümlerine tâbi olduğunu düzenleyen17/son maddesinin hükümleri ile birlikte değerlendirildiğinde; taşınmazın aynına ilişkin olan ikinci defa düzenleme ortaklıkpayı kesintisi nedeniyle açılan tazminat istemli davanın adlî yargıda görülmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğungörüşüne katılamıyorum. 31.10.2022
Üye
Muharrem ÜRGÜP