T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2022/358KARAR NO : 2022/597
KARAR TR : 31/10/2022ÖZET: Kamulaştırmasız el atma bedeliistemiyle açılan davada, taşınmaza fiilen elatıldığı gözetilerek uyuşmazlığın ADLİYARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiğihk.
K A R A R Davacı
: A. KVekili
: Av. M. IDavalı
: Çiğli Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. H. C I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, müvekkilinin, İzmir İli Çiğli İlçesi......Mahallesi....parsel sayılı 168 m2 yözölçümlü arsa vasıflıtaşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın imar planında yol olarak planlandığını ancak kamulaştırılmadığı için zararauğradığını, daha evvel fiili el atma nedeni ile Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/40 esas sayılı dosyası iledava açıpkısmenalacağın hüküm altına alındığını, anılan dosyada dava konusu taşınmazakamulaştırmasız el atma tazminatıolarak 138.600 TL belirlendiğini ileri sürerek, kalan bölüm olan 128.600 TL tazminatın 26/01/2011 tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile 360 TL ecrimisil alacağının tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. Adli Yargıda 2. Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 12/03/2014 tarihli ve E.2012/308, K.2014/112 sayılı kararı ile,kamulaştırmasız el atma tazminatı olan 128.600 TL'nin ve 360 TL ecrimisil alacağı toplamı 128.960 TL'nin dava tarihiolan 26/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermiş, karar davalıtarafından temyiz edilmiştir. 3. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 21/10/2014 tarihli ve E.2014/11246, K.2014/14500 sayılı kararı ile, davacıtarafın mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamanın, dava konusu taşınmazın, genel ve düzenleyici bir işlem olan imar planıylakamu hizmetine özgülenmesinden ve bu planda öngörülen kamulaştırma işlemlerinin zamanında yapılmamasındankaynaklandığının kabulü ile idari işlem ve eylemden doğan zarara ilişkin davanın idari yargı yerinde çözümlenmesigerektiği, davanın usulden reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur. 4. Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 19/03/2015 tarihli ve E.2015/55, K.2015/139 sayılı kararıile, davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle davanın usulden reddine karar vermiş, kararkesinleşmiştir. 5. Davacı vekili aynı istemle idari yargı yerinde tam yargı davası açmıştır.A. İdari Yargıda 6. İzmir 3. İdare Mahkemesi 10/10/2016 tarihli ve E.2015/1057, K.2016/1274 sayılı kararı ile, davanınreddine karar vermiştir. Davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 4. İdareDava Dairesi 07/02/2017 tarihli ve E.2017/132, K.2017/105 sayılı kararı ile, istinaf talebinin reddine karar vermiş, bukarar davacı tarafından temyiz edilmiştir. 7. Danıştay 6. Dairesi 12/03/2020 tarihli ve E.2017/1798, K.2020/3650 sayılı kararı ile, temyiz istemininkabulüne bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: "...2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Ek 1. maddesinin yukarıda açıklanan kısımlarının ve Geçici11. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından yukarıdabelirtilen gerekçeyle iptal edilmiş olmasıkarşısında, İdare Mahkemesince, öncelikle sorumlu idare/idareler belirlenerek, uyuşmazlığa konutaşınmazdaki tasarruf imkanının mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde kısıtlanıp kısıtlanmadığı,kısıtlanmışsa bu kısıtlılığın uygulama imar planından mı yoksa özel kanundan (2863 sayılı Kültür veTabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu gibi) mı kaynaklandığı, taşınmazınhangi tarih itibariyle edinildiği hususları araştırılması, bu araştırma sonucunda uygulama imar planında
belirlenen işlevi nedeniyle mülkiyet hakkının süresi belirsiz bir zaman diliminde kısıtlandığının vetazminatı gerektirir mağduriyetinin oluştuğunun tespit edilmesi halinde ise; aralarında gayrimenkuldeğerleme uzmanının da bulunduğu bir bilirkişi kurulunca, taşınmazın dava tarihindeki cins ve nevi,yüzölçümü, kıymetini etkileyecek bütün nitelik ve unsurları, her unsurun ayrı ayrı değeri, varsa vergibeyanı, varsa resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirleri, taşınmazın mevkii ve şartlarına göre veolduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri, özel amacı olmayan emsal (uyuşmazlığa konutaşınmazın çevresinin imar planındaki kullanım biçimi, yapılaşma koşulları ve konumları açısındanbenzer özellikleri olan taşınmazlar arasından seçilmeli, davaya konu taşınmaz kadastro parseli ise; emsalalınacak taşınmaz da kadastro parseli olmalı ya da emsal parsel imar parseli ise, emsal taşınmazdakesilen düzenleme ortaklık payı oranı ölçüsünde davaya konu taşınmaz bedeli düşülerek taşınmazıngerçek bedeli belirlenmeli) satışlara göre satış değeri, bedele etki eden tüm kanuni veriler, imar verileri,taşınmazın özgün nitelik ve kullanım şekli, değeri etkileyen hak ve yükümlülükleri, gayrimenkul üzerindeayni ve şahsi ittifak hakları ve gayrimenkul mükellefiyetleri vb. bedelin tespitinde etkili olacak diğerobjektif ölçülerin belirlenmesi suretiyle taşınmaz bedeli tespit edilerek uyuşmazlığın esası hakkındayeniden karar verilmesi gerekmektedir." 8. İzmir 3. İdare Mahkemesi 13/07/2021 tarihli ve E.2020/1398, K.2021/1112 sayılı kararı ile, davanınkısmen kabulüne, 287.304,56 TL hukuki el atma bedelinin yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesinekarar vermiştir. Davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. İdare DavaDairesi 27/01/2022 tarihli ve E.2021/1453, K.2022/89 sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun kabulüne karar vermiştir.Kararın ilgili kısımları şöyledir:
"...İdare Mahkemesi tarafından 23.03.2021 tarihinde mahallinde yapılan keşif ve bilirkişiincelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu incelendiğinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanınuygulama imar planında '10 metre genişliğinde yol' olarak belirlendiği ve kısmen parke taşı yapılmasısuretiyle yol yapıldığı, geri kalan alanında da kısmen ağaç dikildiğinin belirlendiği görülmektedir. Budurumda, dava konusu taşınmazın üzerinde fiili el atma söz konusu olduğundan, bu davanın görüm veçözümünün adli yargı mercilerine ait olduğu sonucuna varılmış; İdare Mahkemesince davanın görevyönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına geçilerek karar verilmesinde hukuki isabetgörülmemiştir." 9. İzmir 3. İdare Mahkemesi 03/03/2022 tarihli ve E.2022/471, K.2022/496 sayılı kararı ile, davanıngörüm yerinin adli yargı olduğu gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine karar vermiştir. Karar kesinleşmiştir. III. İLGİLİ HUKUK A. Mevzuat 10. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir: "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." 11. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı"başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"1. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:
a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile;Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenlertarafından açılan iptal davaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tamyargı davalarıc) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerindendoğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdarimahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığıkararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylemve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler."
12. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun "İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali" kenar başlıklı10. maddesi şöyledir: "Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgiliyatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Buprogramlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamukuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları
sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamukuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarınınyıllık bütçelerine konulur.İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulangayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar buyerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder." 13. Aynı Kanun'un“İmar planlarında umumi hizmetlere ayrılan yerler" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"(Birinci fıkra iptal: Ana.Mah.nin 29/12/1999 tarihli ve E.:1999/33, K.:1999/51 sayılı Kararı ile)
İmar programına alınan alanlarda kamulaştırma yapılıncaya kadar emlak vergisi ödenmesidurdurulur. Kamulaştırmanın yapılması halinde durdurma tarihi ile kamulaştırma tarihi arasındatahakkuk edecek olan emlak vergisi, kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödenir. Birinci fıkradayazılı yerlerin kamulaştırma yapılmadan önce plan değişikliği ile kamulaştırmayı gerektirmeyen birmaksada ayrılması halinde ise durdurma tarihinden itibaren geçen sürenin emlak vergisini mal sahibiöder.
(Üçüncü fıkra iptal: Ana.Mah.nin 29/12/1999 tarihli ve E.:1999/33, K.:1999/51 sayılı Kararı ile)
Onaylanmış imar planlarında, birinci fıkrada yazılı yerlerdeki arsa ve arazilerin, bu Kanundaöngörülen düzenleme ortaklık payı oranı üzerindeki miktarlarının mal sahiplerince ilgili idarelerebedelsiz olarak terk edilmesi halinde bu terk işlemlerinden ayrıca emlak alım ve satım vergisi alınmaz." 14. 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen Ek Madde 1'inbirinci fıkrası şöyledir: "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyethakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imarplanlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imaruygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya herhâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planıdeğişikliği yapılır/yaptırılır." B. Yargı Kararları
15. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 11/02/1959 tarihli ve E.1958/17, K.1959/15 sayılıkararının III. bölümü şöyledir: “...III-İstimlâksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlâk Kanununa uygun hareket etmeden ferdinmalını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdandava Medeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesindemeydana gelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.Bundan başka, bir amme teşekkülü tarafından bir tesisin yaptırılması sırasında Devlet malı olmayanyerlerden toprak alınması veya böyle yerlere toprak veya moloz yığılması neticesinde meydana gelenzararların tazmini davası da başkasının malına amme teşekkülünün dilediği gibi el atma hakkıbulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelere başkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesinigerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiilden doğan bir tazminat davası sayılır.Yapılan işlerin plan veya projeye aykırı olarak yapılması hali de idari karara aykırı bir hareketbulunması itibariyle yine idari kararın tatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan bu iddia ile açılmışbir dava haksız fiilden doğan bir davadan ibaret olacaktır.Bu bentte anılan davalar, içtihadı birleştirme kararının dışında kaldıklarından kararın bunlaraşümulü yoktur ...”16. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin bazı fıkralarının iptali yönündeki talepleAnayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesinin 25/09/2013 tarihli ve E.2013/93,K.2013/101 sayılı kararıyla, yapılan itiraz başvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedilmiştir. Kararınilgili kısmı şöyledir:"...Türk hukukunda 'fiili yol'un en karakteristik örneği, 'kamulaştırmasız el atma'lardır.Kamulaştırmasız el atma, idarenin, bir kişiye ait taşınmazı bilerek veya bilmeyerek kamulaştırmaya ilişkinusul ve kurallarına uymaksızın ve bir bedel ödemeksizin işgal ederek kamu hizmetine tahsis etmesişeklinde tanımlanmaktadır. Buna göre, kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için, kişiye aitgayrimenkulün idarece (kamu hizmetinde kullanılmak amacıyla) işgal edilmiş olması ve bu işgalinkanunda öngörülen usul ve esaslara uyularak tesis edilmiş bir kamulaştırma işlemine dayanmadangerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Bu şekilde, idarenin hukuk dışı eyleminden kaynaklanan fiili elatmaların, özel kişilerin haksız fiil teşkil eden eylemlerinden hiçbir farkının bulunmadığı, bu nedenle butip eylemlerden doğan zararların da özel kişilerin haksız fiilinden doğan zararlarda olduğu gibi adliyargıda dava konusu edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Başvuran Mahkemede görülen davaya konu olayda, davacıya ait taşınmaz, imar planlarıyla 'deremutlak koruma alanı' sınırları içine alınmış ve bu nedenle davacının taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisikısıtlanmıştır. Davacının tasarruf yetkisinin kısıtlanmasının, davacının mamelekinde azalma meydanagetirebileceği tartışmasızdır. Ancak, davacının mülkü üzerinde tasarruf etme hakkının kısıtlanması,idarenin bir eyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğu tartışmasız olan imar planındankaynaklanmaktadır. Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemi henüz bulunmamakta,aksine kanunen yapması gereken kamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahür eden bireylemsizliği söz konusudur.Öte yandan, kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesive taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerekmektedir. Oysa, Mahkemede görülendavaya konu olayda olduğu gibi 'imar kısıtlamaları'nda taşınmaz zilyetliği malikte kalmaya devametmekte olup yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır.Sonuç olarak, davacının taşınmazının imar planlarında 'dere mutlak koruma alanı'nda bırakılmasınedeniyle tasarruf hakkının kısıtlanmasının kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirilemeyeceği, bunun,idari bir işlem olan imar planlarının zorunlu bir sonucu olduğu ve tasarruf hakkının kısıtlanmasısebebiyle doğan zararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargı davasına konu edilebileceğisonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemeningörev alanına girmemektedir.Nitekim, Anayasa'nın 158. maddesiyle, adlî, idarî ve askerî yargı mercileri arasındaki görev vehüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrarbulmuş içtihatları da bu yöndedir (Örneğin; 4.2.2013 günlü, E.201/107, K.2013/230 sayılı kararı)..." 17. 6745 sayılı Kanun’la 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 1'in birinci fıkrasının "Bu süre içerisindebelirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncımaddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleritamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir."şeklindeki ikinci cümlesi, Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.2016/181, K.2018/111 sayılı kararıyla iptaledilmiştir. 18. Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 11/04/2016 tarihli ve E.2016/180, K.2016/224 sayılıkararında; "dava konusu taşınmazın bir kısmına fiilen el atıldığıbelirtilmiş ise de, taşınmazın ... tek bir imar planıkapsamında yol ve park olarak ayrıldığı ve bu itibarla tek bir taşınmaza tek bir imar planı kapsamında yapılanel atmanın, taşınmazın tamamı için bir bütün olarak ele alınması ve değerlendirilmesi gerektiği, nitekim davakonusu taşınmaza ilişkin dosyaya yansıyan bir kamulaştırma kararı ya da mahkeme kararı da bulunmadığındanbu yöndeki değerlendirmenin yargılama salahiyeti ve usul ekonomisi ilkelerinin de bunu gerektirdiğisonucuna..." varıldığı gerekçesiyle davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuna hükmedilmiştir. IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 19. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, EyüpSARICALAR, Muharrem ÜRGÜP, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan31/10/2022 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, idari ve adli yargıyerleri arasında anılan Kanun’un 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idari yargı veadli yargı dosyalarının15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacının istemi üzerine son görevsizlik kararınıveren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 20. Raportör-Hakim Arzu ÇETİNDERE ŞAŞI'nın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: 21. Dava, davacının maliki olduğu taşınmaza kamulaştırma bedeli ödenmeksizin, idare tarafından fiilen elatıldığından bahisle oluştuğu ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılmıştır. 22. İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan veprojeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımısırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargıyerine ait olduğu; idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu; özel mülkiyete konu taşınmazakamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men'i ve meydanagelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerinegöre adli yargı yerince çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
23. Dava dosyalarının incelenmesinden davacının,İzmir İli Çiğli İlçesi......Mahallesi....parsel sayılı 168 m2yözölçümlü "arsa" vasıflı taşınmazın imar planında yol olarak planlandığı ancak kamulaştırılmadığı için zarara uğradığını,daha evvel fiili el atma nedeni ile Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/40 esas sayılı dosyası ile davaaçıpkısmen alacağın hüküm altına alındığını, anılan dosyada dava konusu taşınmazakamulaştırmasız el atma tazminatıolarak 138.600 TL belirlendiğini ileri sürerek, kalan bölüm olan 128.600,00 TL tazminatın 26/01/2011 tarihindenitibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile 360 TL ecrimisil alacağının tahsili için adli ve idari yargı yerinde davaaçtığı anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında idare mahkemesince mahallinde keşif yapılmış, keşif sonrası dosyaya ibrazedilen 26/04/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda davaya konu taşınmazın imar planında tamamının "10 metregenişliğinde taşıt kullanım yolu" olarak belirlendiği, keşif günü itibariyle parselde "kısmen parke taş yapmaksuretiyle 33 m2 yol yapıldığı, geri kalan alana kısmen ağaç dikildiğinin" tespit edildiği bu suretle taşınmaza fiilen elatıldığının saptandığı belirtilmiştir.24. Bu durumda, fiilidurumu göstermesi açısından itibar edilenbilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın birkısmının kamulaştırılma yapılmaksızın parke taş yapmak suretiyle yol olarak kullanıldığı, geri kalan alana da kısmen ağaçdikildiği belirtildiğinden, bir bütün olan taşınmazın tamamı açısından fiili el atmanın varlığı kabul edilerek değerlendirmeninbu şekilde yapılması gerekeceğinden, davanın, haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümü adliyargı yerinin görevine girmektedir.25. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak,Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin19/03/2015 tarihli ve E.2015/55, K.2015/139 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/03/2015 tarihli ve E.2015/55, K.2015/139 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 31/10/2022 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Doğan
Eyüp
Muharrem
TOPAL
AĞIRMAN
SARICALAR
ÜRGÜP
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN