T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2022/367KARAR NO : 2022/578
KARAR TR : 31/10/2022ÖZET: Davacının satın almış olduğu aracachange olduğu gerekçesiyle el konulmasınedeniyle, aracıntesciline ilişkin hükümlereaykırı davranan idarenin sorumluluğununbulunduğundan bahisle, uğranılan maddi zararıntazmini istemiyle açılan davanın, İDARİYARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı
: M. GVekili
: Av. M. ADavalı
: Antalya ValiliğiVekili
: Av. S. G
I. DAVA KONUSU OLAY 1. Davacı vekili, müvekkilinin.... MJJ ... plakalı Renault Symbol Sedan tipi aracı internet sitesinde gördüğünüve 06/11/2017 tarihinde 30.000 TL bedelle satın aldığını, aracın müvekkili adına tescil edildiğini, 2019 yılı muayenesininyaptırıldığını, müvekkilinin Antalya Valiliği Emniyet Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliğinden aranarak devam eden cezasoruşturması nedeniyle aracın inceleme yapılmak üzere tesliminin istenildiğini, yapılan inceleme neticesinde çalıntı olduğuve şasiye çalıntı olmayan parçalar takılarak satılması nedeniyle araca el konulduğunu, çalıntı aracı trafiğe tescil edenidarenin üzerine düşen dikkat ve özeni göstermeyerek hizmet kusuru işlediğini belirterek, uğradığı 30.000 TL zararındava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yasal faizi ile tahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. İdari Yargıda 2. Antalya 3. İdare Mahkemesi 02/09/2019 tarihli ve E.2019/735, K.2019/775 sayılı kararı ile, davacının 60gün içerisinde davalı idareye başvurması veya dava açması gerekirken bu süre geçirildikten sonra açılan iş bu davanınsüre aşımı nedeniyle reddine karar vermiş, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Konya Bölge İdareMahkemesi 4. İdari Dava Dairesi 23/09/2020 tarihli ve E.2020/1695, K.2020/1414 sayılı kararı ile, 2918 sayılıKanun'un idareye yüklediği tescil sorumluluğundan kaynaklanan iş bu davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğigerekçesiyle istinaf talebinin kabulüne, yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar vermiştir. 3. Antalya 3. İdare Mahkemesi 02/11/2020 tarihli ve E.2020/958, K.2020/839 sayılı kararı ile,uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine karar vermiştir.Karar kesinleşmiştir. Görevsizlik kararının ilgili kısımları şöyledir: “...2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, canve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konulardaalınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ileçalışma usullerini kapsadığı açık olduğundan 2918 sayılı Kanunun idareye yüklediği tescilsorumluluğundan kaynaklanan işbu davanın, 2918 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükmü uyarıncaadli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Benzer mahiyetteki bir olaya ilişkin olarak Uyuşmazlık Mahkemesince verilen 08/07/2019 tarih veE:2019/231, K:2019/424 sayılı karar da bu yöndedir.Açıklanan nedenlerle davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-a. maddesi hükmüuyarınca görev yönünden reddine," 4. Davacı vekili, bu kez aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır. B. Adli Yargıda 5. Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesi 01/12/2021 tarihli ve E.2021/2, K.2021/304 sayılı kararı ile,davacının satın aldığı araçtan dolayı uğradığı zarardan, idarenin kusursuz sorumluluk gereği sorumlu olduğu gerekçesiyle
davanın kabulüne karar vermiş, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi 24/03/2022 tarihli ve E.2022/885, K.2022/431 sayılı kararı ile, davacının, idarenin hizmet kusurusebebiyle zarara uğratıldığını açıklayarak maddi tazminat talep ettiğini, 2577 sayılı Kanun hükümleri uyarınca idarenineylem ve işlemlerine karşı iptal ve tam yargı davalarının idare mahkemelerinde açılması gerektiği, mahkemeninuyuşmazlığı çözmede görevli olmadığı, dava dilekçesinin yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine kararverilmesi gerektiğinden bahisle istinaf isteminin esastan kabulüne kesin olarak karar vermiştir. 6. Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesi 17/06/2022 tarihli ve E.2022/136 sayılı kararı ile, davadilekçesinin yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine, olumsuz görev uyuşmazlığı sebebiyle mahkemekararı kesinleştiğinde yargı yeri belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine,mahkeme esasının kapatılmayıp Uyuşmazlık Mahkemesi kararının neticesine göre işlem yapılmasına, istinaf yolu açıkolmak üzere karar vermiştir. III. İLGİLİ HUKUK 7. T.C. Anayasasının 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekleyükümlü olduğu hükme bağlanmış, 129. maddesinin birinci fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa vekanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü olduklarına, beşinci fıkrasında ise, memurlar ve diğer kamugörevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlarından doğan tazminat davalarının kendilerine rücu edilmek kaydıylave kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabileceğine işaret edilmiştir. 8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin l. fıkrasında; idari işlemler hakkında yetki,şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenlertarafından açılan iptal davaları; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları ile tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerindenbirinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar,idari dava türleri olarak sayılmıştır. 9. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “İçişleri Bakanlığının görev ve yetkileri” başlıklı 5. maddesininilgilihükümleri şöyledir: "a) Araçları, bu Kanuna göre araçlarda bulundurulması gerekli belge ve gereçleri, sürücüleri vebunlara ait belgeleri, sürücülerin ve karayolunu kullanan diğer kişilerin kurallara uyup uymadığını,trafik düzenlemelerinin ve çeşitli tesislerin bu Kanun hükümlerine uygun olup olmadığını denetlemek....f) Araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek....h) Ülke çapında taşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak, bunlara ilişkin teknik ve hukukideğişiklikleri işlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak ve değerlendirmek....k) Ayrıca bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olan yönetmeliklerle verilen diğer görevleriyapmak.Sürücülere ait bilgilerde meydana gelebilecek değişiklikler ve araçlar üzerinde meydana gelebilecekteknik veya hukuki değişiklikler ile haciz, rehin, ihtiyati tedbir ve belge iptali gibi kısıtlayıcı şerhlerin;elektronik ortamda tutulan siciller üzerine işlenmesi ve kaldırılması işlemleri, bu değişiklik veya şerhlerekarar veren yargı ve icra birimleri ile kamu kurum veya kuruluşları tarafından elektronik sistemleyapılabilir. Sürücü belgesi ve tescil işlemlerine esas teşkil edecek bilgiler, İçişleri Bakanlığı tarafındanilgili kamu kurum veya kuruluşlarından elektronik sistemle temin edilebilir veya kanunlardaki istisnalarhariç olmak üzere bu amaçla sınırlı olarak paylaşılabilir. Bu fıkraya ilişkin usul ve esaslar yönetmeliktebelirlenir.Bu maddedeki görev, yetki ve sorumluluklara ait diğer esaslar ile trafik kuruluşlarının, çalışma şekilve şartları, görevlendirilecek personelin nitelikleri, seçimi, çalışma usulleri, görev, yetki vesorumluluklarına ait esaslar İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirtilir." 10. Aynı Kanun'un “Araçların satış, devir ve tescili ile bu işlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk” başlıklı 20.maddesinin ilgili hükümleri ise şöyledir: "Tescil süreleri, satış ve devirler, noterlerin sorumluluğu ile ilgili esaslar şunlardır:a) Araç sahipleri,1- Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçların satın alma veya gümrükten çekme tarihindenitibaren üç ay içinde tescili için; bunların hurda durumuna gelmesi hâlinde ise bir ay içinde tescilinsilinmesi için ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceği kamu kurumveya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine başvurmak,2- Tescilin yapılması veya silinmesi için vergi kimlik numarası ile yönetmelikte belirtilen bilgi vebelgeleri sağlamak,Zorundadırlar....c) Tescil belgesi, aracın başkasına satış veya devrine, hurdaya çıkarılmasına veya araçta,
yönetmelikte belirtilen niteliklerin değişmesine kadar geçerli sayılır.d) Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlutaşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veyakayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esasalınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirlergeçersizdir.Satış ve devir işlemi, siciline işlenmek üzere üç işgünü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ile vergidairesine bildirilir. Bu bildirimle birlikte alıcı adına trafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılır. Satış ve devirtarihi itibariyle, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca eski malikin vergimükellefiyeti sona erer, yeni malikin vergi mükellefiyeti başlar.Yapılan satış ve devir işlemi üzerine noterler tarafından yeni malik adına bir ay süreyle geçerlitescile ilişkin geçici belge düzenlenir.197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alan sorumluluk hükümleri saklı kalmak kaydıyla,anılan maddede ve bu bentte yer alan isteme ve bildirmeleri elektronik ortamda yaptırmaya ve bu konudayükümlülük getirmeye, elektronik bildirmelere ilişkin usul ve esasları belirlemeye Gelir İdaresi Başkanlığıve Emniyet Genel Müdürlüğü yetkili olup, bu kurumlar satış, devir ve tescile ilişkin işlemleringerçekleştirilmesi için gerekli elektronik veri akışını sağlarlar....Satış ve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süre içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşuveya Emniyet Genel Müdürlüğünün uygun gördüğü kamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malikadına tescil belgesi düzenlenerek elden veya posta aracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesinin bir ayiçerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumluluk yüklenemez....Haciz, müsadere, zapt, buluntu, trafikten men gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesimüdürlükleri, milli emlak müdürlükleri ile diğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafından satışıyapılan araçların satış tutanağının bir örneği aracın kayıtlı olduğu trafik tescil kuruluşlarına üç işgünüiçerisinde gönderilir. Aracı satın alanlar gerekli bilgi ve belgeleri sağlayarak ilgili trafik tescilkuruluşundan bir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almak zorundadırlar. Alıcıların tescil belgesi almakiçin süresinde başvurmamaları halinde bu araçları alıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeye EmniyetGenel Müdürlüğü yetkilidir.Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye İçişleri ve Maliye Bakanlıklarıyetkilidir.” 11. Aynı Kanun'un "Belge ve plaka vermeye yetkili kuruluşlar" başlıklı 22. maddesinde, Yönetmeliktegösterilen esaslara göre birinci fıkrada bentler halinde sayılan istisnalar haricinde kalan araçlara ilişkin tescile yönelikişlemlerin Emniyet Genel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescil kuruluşlarınca yapılacağı, Emniyet Genel Müdürlüğünün ilktescili yapılacak araçların tesciline esas teşkil edecek işlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluyla yapacağıdüzenlenmiştir. 12. Aynı Kanun'un "İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu"başlıklı 85. maddesi şöyledir: "(Değişik birinci fıkra: 17/10/1996-4199/28 md.) Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüneveya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsünunvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorluaracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumluolurlar.(Ek: 17/10/1996-4199/28 md.) Motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermiş ise, kazayakarışan aracın başkalarına devir ve temliki veya üzerinde bir hak tesisini önlemek amacıyla olaya elkoyan Cumhuriyet Savcılıklarınca, aracın tescilli olduğu tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerhdüşülmesi için talimat verilir. Kaza anı ile Cumhuriyet Savcılığınca trafik kaydı üzerine şerh düşülmesiarasında geçen süreler içinde kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğutarihten itibaren bir ay içerisinde, şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibrazedilmediği takdirde bu şerh hükümsüz sayılır.İşletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlututulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğukişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesigerekir.(Değişik: 17/10/1996-4199/28 md.) İşleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, hakimin takdirine görekendi aracının katıldığı bir kazadan sonra yapılan yardım çalışmalarından dolayı yardım edenin maruzkaldığı zarardan da sorumlu tutulabilir. Ancak, bu durumda işletici teşebbüs sahibinin sorumlukılınabilmesi için kazadan kendisinin sorumlu olması veya yardımın doğrudan doğruya kendisine veyaaraçta bulunanlara yahut kazaya taraf olan üçüncü kişilere yapılması gerekir.(Değişik: 17/10/1996-4199/28 md.) İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsününveya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." 13. Aynı Kanun'un 11/01/2011 tarihli ve 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile değişik "Görevli ve YetkiliMahkeme" başlıklı 110. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlarailişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.” 14. 2918 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılmış olan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 28. maddesinde“Araçların Tescil Mecburiyeti”; 29. maddesinde “Tescile Yetkili Kuruluşlar, Tescil İçin Müracaat Etme veBildirme Mecburiyeti ile Süreleri”; 30. maddesinde “Tescil İşlemleri Müşterek Hükümleri”;31.maddesinde “YeniKayıt”;32. maddesinde “Tescil Belgesi ve Geçerliliği”; 33. maddesinde “Motorlu araç trafik belgesi ve geçerliliği”;“Tescile Dair Diğer İşlemler” üst başlığı altındaki 36. maddesinde “Satış ve Devirler”; 37. maddesinde “Satış veyadevir işlemi yapılan araçların tescil işlemleri”; 43. maddesinde “Çalınan araçlar hakkında yapılacak işlemler”;44. maddesinde “Çalınan, kaybedilen, kullanılamaz hale gelen, bilgileri değişen belge ve plakalar” ileilgili hususlarayrıntılı olarak düzenlenmiştir. IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 15. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, EyüpSARICALAR, Muharrem ÜRGÜP, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan31/10/2022 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, dosya üzerinde2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, olay kısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu venedeni aynı olan davada; idari yargı yerince adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş bir görevsizlik kararıbulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelen davayı inceleyen adli yargı yerinin sahip olduğu seçenekler ile verdiğikarar bakımından bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.16. 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerinigörevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca (…) ileri sürülebilir.” hükmüne göre,idare mahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine adli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararınkesinleşmesi halinde, olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanında doğmuş bulunan bu uyuşmazlığıngiderilmesi istemi ise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir. 17. 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesindeki “Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veyakesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan biryargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ilegörevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini UyuşmazlıkMahkemesinin karar vermesine değin erteler.(Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008 – 5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin davadosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilir.” hükmüne göre ise, adli yargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlik kararı veren idari yargıyerine ait olduğunu belirten gerekçeli bir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağına sahiptir. Şukadar ki, başvuru kararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilmesine değin işin incelenmesininertelenmesi hususunu da içermesi gerekir. 18. Kanun koyucu, 14. maddeye göre olumsuz görev uyuşmazlığı doğması durumunda her iki yargı merciinceişten el çekilmiş olduğundan başvurma iradesini davanın taraflarına bırakmış iken, bu yönteme oranla daha kısa zamandaçözüme ulaşılmasını amaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciinden sonra davayıinceleyen yargı merciine, işten el çekmeden doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağını tanımıştır. 19. Adli yargı yerince, "yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava dilekçesinin usulden reddine,olumsuz görev uyuşmazlığı sebebiyle mahkeme kararı kesinleştiğinde yargı yeri belirlenmesi için dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığı'na gönderilmesine, mahkeme esasının kapatılmayıp Uyuşmazlık Mahkemesikararının neticesine göre işlem yapılmasına, taraflar aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesine vegerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içindeistinaf yolu açık olmak üzere" şeklinde karar verildiği ancakbunun dosyanın kapatılıp karar numarası alınmak suretiyle yapılmadan, ara kararı ile yapıldığı ve dosyanın bir üst yazıylaUyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği görülmüş, yine idari yargı dosyasının aslı da Mahkemesindentemin edilmiştir. 20. Bu haliyle, her ne kadar 2247 sayılı Kanun'da öngörülen yönteme uymamakta ise de, Asliye HukukMahkemesince re’sen yapılan başvurunun 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi kapsamında olduğunun kabulü ileUyuşmazlık Mahkemesinin önüne gelmiş bulunan görev uyuşmazlığının çözüme kavuşturulması, gerek dava ekonomisinegerekse Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluş amacına uygun olacağından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi B. Esasın İncelenmesi 21. Raportör-Hâkim Arzu ÇETİNDERE ŞAŞI'nın davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki
raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: 22. Dava, davacının satın aldığı araca soruşturma kapsamında change olduğu gerekçesiyle el konulmasıolayında, araçların tesciline ilişkin hükümlere aykırı davranan idarenin kusur ve sorumluluğu bulunduğu iddiası veuğranılan maddi zararın tazmini istemiyle açılmıştır. 23. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. 24. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukukauygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği, sorumluluk ilkelerinin uygulanıpuygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. 25. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnelnitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiçişlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamdahizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan birkusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. 26. Kamu görevlilerinin hizmetin yürütülmesi sırasındaki kusurlu eylemleri, idare yönünden nesnel nitelik taşıyanhizmet kusurunu oluşturmakta, bunun yargısal denetimi ise, kamu hizmetlerinin işleyişinin ve gereklerinindeğerlendirilmesinde uzman olan idari yargı yerine ait bulunmaktadır. 27. Olayda, davacının bedelini ödeyerek satın aldığı aracın, sahte trafik kayıtları oluşturularak kendisinesatışının yapıldığı, söz konusu aracıkanunlara uygun olarak, idare tarafından tutulan trafik tescil kayıtlarına güvenereksatınaldığı, tüm bu nedenlerle zarara uğradığı ve zararının meydana gelmesinde davalı idarenin de kusurlu olduğu ilerisürülerek,tazminatistemiyleaçılan davada; kamu hizmetini yürütmekle yükümlü kılınan davalı idarenin, kamu hizmetiniyöntemine ve hukuk kurallarına uygun olarak yürütüp yürütmediğinin, dolayısıyla hukuki sorumluluğunun bulunupbulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 28. Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin hukuki sorumluluğu bulunupbulunmadığının yargısal denetimi, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca idari yargı yerlerine ait olduğundan, davanınİdari Yargı yerinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
29. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Antalya 12. Asliye HukukMahkemesininbaşvurusunun kabulü ile Antalya 3. İdare Mahkemesinin, 02/11/2020 tarihli ve E.2020/958, K.2020/839 sayılıgörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Antalya 3. İdareMahkemesinin, 02/11/2020 tarihli ve E.2020/958, K.2020/839 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA,31/10/2022 tarihinde, Üyeler Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR ve Muharrem ÜRGÜP'ün KARŞIOYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Doğan
Eyüp
Muharrem
TOPAL
AĞIRMAN
SARICALAR
ÜRGÜP
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN
KARŞI OY Dava, davacının satın aldığı araca soruşturma kapsamında change olduğu gerekçesiyle el konulması olayında,araçların tesciline ilişkin hükümlere aykırı davranan idarenin kusur ve sorumluluğu bulunduğu iddiası ve uğranılan maddizararın tazmini istemiyle açılmıştır.2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi,26/12/2013 tarihli ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararında şu gerekçe ile anılan kuralı Anayasa'ya aykırı görmemişve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir. Uyuşmazlık açısından önem taşıyan kararınilgili kısmı şöyledir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’daadli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özelhukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren biruyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdiryetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idaribir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adliyargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı,idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesisağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasınınolanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridiüzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışmabulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığıgibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasındaözel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralAnayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…”Konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesi kararı gözetildiğinde, 2918 sayılı Kanun'un 110.maddesinin 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarını kapsadığı ve Kanun'un, trafikleilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görevyetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasından doğansorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılanbu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararına sebebiyet veren işlem ya da eylemlerin, dava dışı kişilerinhileli işlemleri yanında, aracın devir, satış ve tescil işlemlerinin hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmesi sebebiyle, idareçalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idari hizmetin kötü işlemesi kapsamında değerlendirilebilecek nitelikteeylemlerinin olduğu iddia edilmekte ise de; davaya konu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanun’un ve buKanun'un uygulanmasına yönelik Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin araçların devir, satış ve tesciline ilişkin hükümlerineaykırı hareket edilmesinden kaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918
sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargı yerinde çözümleneceğinin açıkça belirtildiği; budüzenlemenin, genel idare esaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğer Kanun'lara nazaran özel nitelikteolduğu ve bu nedenle idare ajanlarının eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konu uyuşmazlıkta öncelikli olarakuygulanması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.Bu gerekçelerle uyuşmazlıkta idari yargıyı görevli kabul eden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.31/10/2022
Üye
Üye
ÜyeDoğan AĞIRMAN
Eyüp SARICALAR
Muharrem ÜRGÜP