T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2022/374KARAR NO : 2022/492
KARAR TR : 31/10/2022ÖZET: Davacıların taşınmazınakamulaştırmasızel atıldığıve mülkiyet hakkınınsüresiz kısıtlandığından bahisle, uğranılanzarara karşılık tazminat ödenmesi istemiyleaçılan davanın ADLİ YARGI YERİNDEgörülmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacılar : M. N. Şvd.Vekili
: Av. Y. A. İDavalılar: Adli Yargıda1-Milli Eğitim Bakanlığı2-Trabzon İl Özel İdaresiVekili
: Av. D. Kİdari Yargıda1-Milli Eğitim BakanlığıVekili
: Av. E. S
2-Trabzon ValiliğiVekili
: Av. E. G
I. DAVA KONUSU OLAY 1. Davacılardan S. B, M. N. Ş vekili müvekkillerinin maliki olduğu Trabzon İli, Merkez ... Mahallesi, .... Ada,... Parselde kayıtlı taşınmazlarının tamamının imar planında 1999 tarihinden itibaren kamu hizmetine tahsisli saha olarakayrıldığını, aradan 23 yıl geçmesine rağmen, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından herhangi bir çalışma yapılmadığını,davacıların ilgili idareye müracaatla taşınmazlarının kamulaştırılmasını ya da okul alanı olmaktan çıkarılmasını talepetmelerine rağmen olumsuz cevap aldıklarını, taşınmazlarının süresiz olarak mülkiyet haklarının kısıtlanmış olduğunu, budurumun taşınmaza el atma olduğunu ileri sürerek, taşınmaza davalı tarafından yapılan el atma nedeniyle davalı kurumadına tescili, taşınmazın değerinin tespiti, el atma karşılığı olan değerin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ilebirlikte davalı idareden tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. Adli Yargıda 2. Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 04/07/2013 tarihli ve E.2013/58, K.2013/363 sayılı kararı ile,dava dosyasının incelenmesinden, davanın devamı sırasında 11/06/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun’ungeçici 6. maddesi gereğince bu tür davalara bakma görevinin idare mahkemelerine ait olduğu ve bu hükmün eldekidavalara da uygulanması gerektiği belirtildiğinden, dava dilekçesinin idari yargı yolu nedeniyle reddine karar vermiş, bukarar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 3. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 25/03/2014 tarihli ve E.2013/24305, K.2014/8208 sayılı kararı ile, tarafvekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanunauygun hükmün onanmasına karar vermiş, bu kararkesinleşmiştir. 4. Davacılardan, F. S, İ. T, E. K, M. M T, M. T vekilleri tarafından aynı istemle adli yargı yerinde davaaçılmıştır. 5. Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 11/01/2013 tarihli ve E.2012/156, K.2013/12 sayılı kararı ile,davanın kabulüne, taşınmazın davacılar adına olan tapu kaydının iptali ile davalı Trabzon İl Özel İdaresi adına tesciline,davacıların payları dikkate alınarak 1.690.537,33 TL kamulaştırmasız el atmadandoğan tazminatın dava tarihindenitibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar vermiş, bu karar davalı idarecetemyiz edilmiştir.
6. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 23/05/2013 tarihli ve E.2013/4782, K.2013/10318 sayılı kararı ile, "gerekçelikararın hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak, davacılardan İsmail Tosun'un payı üzerindeki ipoteğin davacıpayına isabet eden bedele yansıtılarak" cümlesinin eklenmek suretiyle, kararın düzeltilerek onanmasına karar vermiş,davalı idare vekilince kararın düzeltilmesi isteminde bulunulmuştur. 7. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 23/12/2013 tarihli ve E.2013/21564, K.2013/23595 sayılı kararı ile,Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 6. maddesinde yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin E.2013/93 sayılı kararıuyarınca davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden dava dilekçesinin görev yönünden reddi yerine kabulünedair hükmün bozulması gerekirken, düzeltilerek onandığı anlaşıldığından, davalı idare vekilinin karar düzeltme istemininkabulüne, Dairenin onama kararının kaldırılarak, mahkeme kararının bozulmasına karar vermişir. 8. Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 09/04/2014 tarihli ve E.2014/128, K.2014/122 sayılı kararıile, bozma kararına uyarak, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden, dava dilekçesinin görev yönünden reddinekarar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. 9. Davacılar F. S, İ. T, E. K, M. M. T, M. T, S. B, M. N. Ş vekili, taşınmazın imar planında ilköğretim tesisialanı olarak ayrılmasına rağmen, kullanım amacı doğrultusunda kamulaştırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının süresizşekilde kısıtlandığından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere taşınmazın değerine karşılık 4.000.000 TL'ninyasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. B. İdari Yargıda 10. Trabzon İdare Mahkemesi 09/03/2016 tarihli ve E.2015/281, K.2016/302 sayılı kararı ile, davadosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; davacıların, taşınmazıntoplamda 12/24 hissesine sahip oldukları, taşınmazla ilgili olarak yapılan inceleme ve değerlendirme neticesindekamulaştırmasız el atma davası ile ilgili dava konusu taşınmazın arsa m2 bedelinin1.100 TL olduğu, dava açma tarihiitibariyle ilköğretim alanına isabet eden taşınmazın davacıların hisselerine isabet eden bedelinin toplam 2.682.102,50 TLolduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davacıların tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, tazminatisteminin 62.682.102,50 TL'lik kısmının kabulüne; faiz isteminin 5.000 TL'lik kısmının davacılardan S. B ve M. N. Şaçısından 15/05/2012 tarihinden; F. S, İ. T, E. K, M. M. T ve M. T açısından 19/02/2013 tarihinden itibaren,2.677.102,50 TL yönünden ise 18/01/2016 olan ıslah tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarakdavacılara hisseleri oranında ödenmesine, fazlaya
ilişkin 1.317.897,50 TL tazminat isteminin ise reddine kararvermiş, davacılar ve davalı idareler vekillerince bu karar temyiz edilmiştir. 11. Danıştay 6. Dairesi 25/10/2016 tarihli ve E.2016/4508, K.2016/6177 sayılı kararı ile, 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu'na 20/08/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ileBazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 33. maddesi ile eklenen Ek 1.maddeden sözederek, yeni yasal düzenleme uyarınca bu aşamada hukuken uyuşmazlığın esası hakkında karar vermeolanağı bulunmadığından, idare mahkemesince bu hususlar göz önünde bulundurularak yeniden bir karar verilmesigerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar vermiştir. 12. Trabzon İdare Mahkemesi 09/03/2017 tarihli ve E.2017/288, K.2017/323 sayılı kararı ile, bozmakararına uyarak, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiş, bu karar taraf vekillerince temyizedilmiştir. 13. Danıştay 6. Dairesi 22/09/2017 tarihli ve E.2017/2051, K.2017/6609 sayılı kararı ile, verilen karar vedayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından temyiz isteminin reddiile verilen kararın onanmasına karar vermiştir. 14. Davacılar vekili taşınmazın imar planında kamu hizmeti olarak ayrılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. 15. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm 12/12/2018 tarihli ve Başvuru Numarası 2018/878 sayılı kararı ile,mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilir olduğuna, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altınaalınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmak üzere Trabzon İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. 16. Trabzon İdare Mahkemesi 05/02/2019 tarihli ve E.2019/85, K.2019/136 sayılı kararı ile, davacıların4.000.000 TL tutarındaki tazminat isteminin; 62.682.102,50 TL'lik kısmının kabulüne, 1.317.897,50 TL'lik kısmınınreddine, kabul edilen 62.682.102,50 TL tazminat isteminin, 5.000 TL'lik kısmı yönünden davacılardan S. B ve M. N. Şaçısından 15/05/2012 tarihinden; F. S, İ. T E. K, M. M. T ve M. T açısından 19.02.2013 tarihinden itibaren,2.677.102,50 TL yönünden ise 18/01/2016 olan ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıidarelerden alınarak davacılara hisseleri oranında ödenmesine karar vermiş, bu karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 17. Danıştay 6. Dairesi 13/10/2020 tarihli ve E.2019/14241, K.2020/9227 sayılı kararı ile, en az üç kişilikbilirkişi heyetince hazırlanacak rapor değerlendirilerek karar verilmesi gerekmekte iken, yerinde keşif yapılmaksızın, tek
bilirkişinin dosya üzerinde hazırladığı rapora dayanarak verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle,mahkeme kararının bozulmasına karar vermiş, bu kararın taraf vekillerince düzeltilmesi istenmiştir. 18. Danıştay 6. Dairesi 01/11/2021 tarihli ve E.2021/1889, K.2021/11949 sayılı kararı ile, karar düzeltilmesiisteminin reddine karar vermiştir. 19. Trabzon İdare Mahkemesi 24/05/2022 tarihli ve E.2021/1374 sayılı kararı ile, bozma kararınauyarak dava konusu taşınmaza kısmen fiilen el atıldığı tespit edilen işbu davanın adlî yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğisonucuna varıldığı gerekçesiyle, mahkemeleri görevine girmeyen ve Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin04/07/2013 tarihli ve E.2013/58, K.2013/363 sayılı ve Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/04/2014 tarihli veE.2014/128, K.2014/122 sayılı kararları ile görevsizlik kararı verilen bu davada, görevli mahkemenin belirlenmesi içindava dosyasının 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesi uyarıncaUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine, Uyuşmazlık Mahkemesince bir karar verilinceye kadar yargılamanınertelenmesine karar vermiştir. III. İLGİLİ HUKUK A. Mevzuat 20. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir: "...İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." 21. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı"başlıklı 2. maddesi şöyledir: " 1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile;Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenlertarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tamyargı davaları,c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerindendoğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdarimahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığıkararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylemve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.3. (Mülga: 2/7/2018 - KHK-703/185 md.)" 22. 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen Ek Madde 1'inbirinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir: "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyethakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imarplanlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imaruygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya herhâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planıdeğişikliği yapılır/yaptırılır." B. Yargı Kararları 23. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11/02/1959 tarihli ve E.1958/17, K.1959/15 sayılı kararının III.bölümü şöyledir: “İstimlâksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlâk Kanununa uygun hareket etmeden ferdin malınıelinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan davaMedeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydanagelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.Bundan başka, bir amme teşekkülü tarafından bir tesisin yaptırılması sırasında Devlet malı olmayanyerlerden toprak alınması veya böyle yerlere toprak veya moloz yığılması neticesinde meydana gelenzararların tazmini davası da başkasının malına amme teşekkülünün dilediği gibi el atma hakkıbulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelere başkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesinigerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiilden doğan bir tazminat davası sayılır.
Yapılan işlerin plan veya projeye aykırı olarak yapılması hali de idari karara aykırı bir hareketbulunması itibariyle yine idari kararın tatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan bu iddia ile açılmışbir dava haksız fiilden doğan bir davadan ibaret olacaktır.Bu bentte anılan davalar, içtihadı birleştirme kararının dışında kaldıklarından kararın bunlaraşümulü yoktur” 24. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin bazı fıkralarının iptali yönündeki talepleAnayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesinin 25/09/2013 tarihli ve E.2013/93,K.2013/101 sayılı kararıyla, yapılan itiraz başvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedilmiştir. Kararınilgili kısmı şöyledir:"...Türk hukukunda 'fiili yol'un en karakteristik örneği, 'kamulaştırmasız el atma'lardır.Kamulaştırmasız el atma, idarenin, bir kişiye ait taşınmazı bilerek veya bilmeyerek kamulaştırmaya ilişkinusul ve kurallarına uymaksızın ve bir bedel ödemeksizin işgal ederek kamu hizmetine tahsis etmesişeklinde tanımlanmaktadır. Buna göre, kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için, kişiye aitgayrimenkulün idarece (kamu hizmetinde kullanılmak amacıyla) işgal edilmiş olması ve bu işgalinkanunda öngörülen usul ve esaslara uyularak tesis edilmiş bir kamulaştırma işlemine dayanmadangerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Bu şekilde, idarenin hukuk dışı eyleminden kaynaklanan fiili elatmaların, özel kişilerin haksız fiil teşkil eden eylemlerinden hiçbir farkının bulunmadığı, bu nedenle butip eylemlerden doğan zararların da özel kişilerin haksız fiilinden doğan zararlarda olduğu gibi adliyargıda dava konusu edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.Başvuran Mahkemede görülen davaya konu olayda, davacıya ait taşınmaz, imar planlarıyla'deremutlak koruma alanı'sınırları içine alınmış ve bu nedenle davacının taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisikısıtlanmıştır. Davacının tasarruf yetkisinin kısıtlanmasının, davacının mamelekinde azalma meydanagetirebileceği tartışmasızdır. Ancak, davacının mülkü üzerinde tasarruf etme hakkının kısıtlanması,idarenin bir eyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğu tartışmasız olan imar planındankaynaklanmaktadır. Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemi henüz bulunmamakta,aksine kanunen yapması gereken kamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahür eden bireylemsizliği söz konusudur.Öte yandan, kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesive taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerekmektedir. Oysa, Mahkemede görülendavaya konu olayda olduğu gibi 'imar kısıtlamaları'nda taşınmaz zilyetliği malikte kalmaya devametmekte olup yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır.Sonuç olarak, davacının taşınmazının imar planlarında 'dere mutlak koruma alanı'nda bırakılmasınedeniyle tasarruf hakkının kısıtlanmasının kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirilemeyeceği, bunun,idari bir işlem olan imar planlarının zorunlu bir sonucu olduğu ve tasarruf hakkının kısıtlanmasısebebiyle doğan zararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargı davasına konu edilebileceğisonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemeningörev alanına girmemektedir.Nitekim, Anayasa'nın 158. maddesiyle, adlî, idarî ve askerî yargı mercileri arasındaki görev vehüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrarbulmuş içtihatları da bu yöndedir (Örneğin; 4.2.2013 günlü, E.201/107, K.2013/230 sayılı kararı)..." 25. 6745 sayılı Kanun’la 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 1'in birinci fıkrasının "Bu süre içerisindebelirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncımaddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleritamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir."şeklindeki ikinci cümlesi; Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.2016/181, K.2018/111 sayılı kararıyla iptaledilmiştir. 26. Uyuşmazlık Mahkemesinin 08/07/2019 tarihli ve E.2019/213, K.2019/416 sayılı kararında; AnayasaMahkemesinin iptal kararının, Uyuşmazlık Mahkemesinin bu konuda istikrar bulmuş kararları doğrultusunda, yargıyolunun değişmesini gerektirecek bir duruma yol açmadığı belirtilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...İptal edilen bölüm içerisinde kalan 'Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlindetaşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazınkamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.' cümlesi kapsamında, bakılangörev uyuşmazlığında yargı yolunun değişip değişmeyeceği hususu irdelendiğinde; davacılarıntaşınmazları üzerinde tasarruf etme hakkının kısıtlanmasının, idarenin bir eyleminden değil, idari birişlem niteliğindeki imar planından kaynaklanması; davacıların bu işlem sebebiyle doğduğunu iddiaettikleri zararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargı davasına konu edilebileceğinin tartışmasızolmasının yanında; Anayasa Mahkemesinin belirtilen kararının gerekçesinde; bu konuya ilişkinuyuşmazlıkların adli yargıda görülmesinin gerektiği, diğer bir anlatımla taşınmazın malikleri tarafındanidari yargıda dava açılabileceğinin hukuka aykırı olduğu yönünde herhangi bir irdelemeye yerverilmediği gözetildiğinde; Mahkememizin bu konuda istikrar bulmuş kararları doğrultusunda, yargıyolunun değişmesini gerektirecek bir durum bulunmadığı sonucuna varılmıştır...."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 27. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, EyüpSARICALAR, Muharrem ÜRGÜP, Bilal ÇALIŞKAN, Yüksel NAVDAR ve Ali ÖZGÜR’ün katılımlarıyla yapılan31/10/2022 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdareMahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Mahkemece idari yargı dosyasınınekinde adli yargı dosyaları ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 28. Raportör-Hâkim Gülşen AKAR PEHLİVAN'ın davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ'nin ve Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: 29. Davanın, davacıların maliki olduğu taşınmaza kamulaştırma bedeli ödenmeksizin, davalı idare tarafından elatıldığı iddiasıyla, oluştuğu ileri sürülen zararın tazmin edilmesi istemine ilişkin bulunduğu anlaşılmıştır.30. İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan veprojeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımısırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargıyerine ait olduğu; idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu; özel mülkiyete konu taşınmazakamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men'i ve meydanagelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerinegöre adli yargı yerince çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.31. Dava dosyasının incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazla ilgili olarak Trabzon 3. Asliye HukukMahkemesinin E.2018/115 esasına kayıtlı olarak açılan davada yapılan keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda, A ileişaretli kırmızı boyalı 136,49 m² alanın asfalt dökülerek yol ve yaya kaldırımı olarak kullanıldığı, B ile işaretli yeşil boyadökülen yol yapım malzemesinin bulunduğu alan olduğunun belirtildiği; ayrıca Danıştay 6. Dairesinin 13/10/2020 tarihli veE.2019/14241, K.2020/9227 sayılı bozma kararından sonra Trabzon İdare Mahkemesinin bozma kararına uyarakyaptığı keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda da yol ve yaya kaldırımının yapıldığının Google Maps haritaları ile sabitolduğunun, ancak B ile gösterilen alanda yol malzemesinin görülmediğinin bu nedenle hesaplanacak bu hususun dikkatealınacağının belirtildiği anlaşılmıştır.32. Bu durumdafiilidurumu göstermesi açısından itibar edilen bilirkişi raporları doğrultusunda, dava konusutaşınmazın bir kısmına kamulaştırılma yapılmaksızın asfalt yolyapıldığından ve bir bütün olan taşınmazın tamamı açısındanfiili el atmanın varlığı kabul edilerek, değerlendirmenin bu şekilde yapılması gerekeceğinden,davanın, haksız fiillere ilişkinözel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünün adli yargı yerinin görevine girdiği sonucuna varılmıştır. 33. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Trabzon İdare Mahkemesinin başvurusununkabulü ile Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/04/2014 tarihli ve E.2014/128, K.2014/122 sayılı kararı veTrabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04/07/2013 tarihli ve E.2013/58, K.2013/363 sayılıgörevsizlik kararlarınınkaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜM Açıklanan nedenlerle;
A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Trabzon İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin09/04/2014 tarihli ve E.2014/128, K.2014/122 sayılı kararı ve Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04/07/2013tarihli ve E.2013/58, K.2013/363 sayılıGÖREVSİZLİK KARARLARININ KALDIRILMASINA, 31/10/2022 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Doğan
Eyüp
Muharrem
TOPAL
AĞIRMAN
SARICALAR
ÜRGÜP
Üye
Üye
Üye
Bilal
Yüksel
Ali
ÇALIŞKAN
NAVDAR
ÖZGÜR