T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2022/378KARAR NO : 2022/598
KARAR TR : 31/10/2022ÖZET: Davacının maliki olduğu taşınmazınimar planında temel eğitim alanı olarakayrılmasından sonra aynı parselin bir kısmınafiilî el atılmasına ilişkin açılan davanın,taşınmazın tamamının bir bütün olarak elealınması ve ADLİ YARGI yerindegörülmesigerektiği hk.
K A R A R Davacılar : D. T vd.Vekili
: Av. E. B. ÖDavalı
: Milli Eğitim BakanlığıVekili
: Av. T. K I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacılar vekili, müvekkillerinin, Antalya İli, Muratpaşa İlçesi, ...Mahallesi,....ada,....sayılı parselde bulunantaşınmazın maliki olduklarını, bu taşınmazın eğitim alanı olarak kamuya ayrılması nedeniyle mülkiyete müdahaledebulunulduğunu, söz konusu yerin kamulaştırılması ve bedelinin ödenmesinin talep edilmesine karşın, bu talebin uygungörülmediğini, müvekkillerinin zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 30.000 TLtazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsilinekarar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.2. Davalı vekili, süresi içinde verdiği cevap dilekçesinde, davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğindenbahisle görev itirazında bulunmuştur. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. Adli Yargıda 3. Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 21/04/2022 tarihli ve E.2021/887 sayılı kararı ile, yargı yoluitirazının reddine karar vermiştir. 4. Davalı vekili tarafından, süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiylebaşvuruda bulunulması üzerine dilekçe, dava dosyasının örneği ile birlikte Danıştay Başsavcılığına gönderilmiştir. B. Olumlu Görev Uyuşmazlığı Çıkarılmasına İlişkin Danıştay Başsavcılığı Talebi 5. Danıştay Başsavcısı, davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesihükmü gereğinceidari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle, 2247 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına karar vererek dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesine göndermiştir. Olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasınailişkin talebin ilgili kısmı şu şekildedir: "Dava dilekçesinde mülkiyet hakkına getirildiği söylenen kısıtlamanın, taşınmazın malikleri yönündenzarar doğurucu sonuçlarının olabileceğinde kuşku yoktur. Ancak bu sonuç ya da sonuçlar, genel vedüzenleyici nitelikte bir idari işlem olan imar planında taşınmaza yönelik belirlemeden, bu plandaöngörülen kamulaştırma programlarının zamanında yapılmamasından ve imar uygulamalarından; başkaanlatımla da, idari işlemlerden ve davalı idarelerin imar planı gereği yapılması gereken kamulaştırmalarkonusundaki hareketsizliği şeklinde ortaya çıkan idari eylemlerden kaynaklanmaktadır.İdari işlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin ise, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 12 ve 13'üncü maddeleri uyarınca, İdari Yargı yerlerinde açılacak tam yargıdavalarına konu edilmeleri, anılan yasa hükümlerinin gereğidir.Bu bakımdan, hukuka uygunluklarının denetimi ve zarar doğurucu sonuçlarının giderilmesi İdariYargı'nın görev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukuk düzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, "fiili el atma" olarak nitelendirilmesine ve bu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerininadli yargı yerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine, hukuken olanak
bulunmamaktadır." 6. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca, 2247 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre, benzer dosyalardakidüşüncesi bilinmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının yazılı düşüncesi istenilmemiştir. IV. İLGİLİ HUKUK A. Mevzuat7. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun "İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali" kenar başlıklı 10.maddesi şöyledir: "Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgiliyatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Buprogramlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamukuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programlarısınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamukuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarınınyıllık bütçelerine konulur.İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulangayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar buyerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder." 8.
Aynı Kanun'un“İmar planlarında umumi hizmetlere ayrılan yerler" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"(Birinci fıkra iptal: Ana.Mah.nin 29/12/1999 tarihli ve E.:1999/33, K.:1999/51 sayılı Kararı ile)
İmar programına alınan alanlarda kamulaştırma yapılıncaya kadar emlak vergisi ödenmesidurdurulur. Kamulaştırmanın yapılması halinde durdurma tarihi ile kamulaştırma tarihi arasındatahakkuk edecek olan emlak vergisi, kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödenir. Birinci fıkradayazılı yerlerin kamulaştırma yapılmadan önce plan değişikliği ile kamulaştırmayı gerektirmeyen birmaksada ayrılması halinde ise durdurma tarihinden itibaren geçen sürenin emlak vergisini mal sahibiöder.
(Üçüncü fıkra iptal: Ana.Mah.nin 29/12/1999 tarihli ve E.:1999/33, K.:1999/51 sayılı Kararı ile)
Onaylanmış imar planlarında, birinci fıkrada yazılı yerlerdeki arsa ve arazilerin, bu Kanundaöngörülen düzenleme ortaklık payı oranı üzerindeki miktarlarının mal sahiplerince ilgili idarelerebedelsiz olarak terk edilmesi halinde bu terk işlemlerinden ayrıca emlak alım ve satım vergisi alınmaz." 9.
2942 sayılı Kanun'a 6745 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile eklenen ek 1. madde şöyledir:"Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyethakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imarplanlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imaruygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya herhâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planıdeğişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazlarınmalikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmarKanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasındansorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.Birinci fıkra uyarınca dava açılması hâlinde taşınmazın ya da üzerinde tesis edilen irtifak hakkınındava tarihindeki değeri, mahkemece; bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılarak,taşınmazın hukuken tasarrufunun kısıtlandığı veya fiilen el konulduğu tarihteki nitelikleri esas alınmaksuretiyle tespit edilir ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir.Bu madde kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılacak dava ve takiplerde, bu Kanunun geçici6 ncı maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiğitarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara bu maddehükümleri, kesinleşen ancak henüz ödemesi yapılmayan kararlar hakkında ise geçici 6 ncı maddeninüçüncü, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri uygulanır.Bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca ayrılması gereken yüzde ikioranındaki ödenekler, yüzde dört olarak ayrılır. İlave olarak ayrılan yüzde iki oranındaki ödenekler,münhasıran bu ek madde ile geçici 11 inci ve geçici 12 nci maddeler kapsamında yapılacak ödemelerdekullanılır. Yapılacak ödemelerin toplam tutarının ilave olarak ayrılan ödeneğin toplamını aşması hâlinde,ödemeler, en fazla on yılda ve geçici 6 ncı maddenin sekizinci fıkrası hükmüne göre yapılır." 10. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu kurala bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b)bendinde de, tam yargı davaları, idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan davalar olarak tanımlanmıştır.
B. Yargı Kararları11. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11/02/1959 tarihli ve E.1958/17, K.1959/15 sayılı kararının, III.bölümü şöyledir:“İstimlâksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlâk Kanununa uygun hareket etmeden ferdin malınıelinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan davaMedeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydanagelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.Bundan başka, bir amme teşekkülü tarafından bir tesisin yaptırılması sırasında Devlet malı olmayanyerlerden toprak alınması veya böyle yerlere toprak veya moloz yığılması neticesinde meydana gelenzararların tazmini davası da başkasının malına amme teşekkülünün dilediği gibi el atma hakkıbulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelere başkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesinigerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiilden doğan bir tazminat davası sayılır.Yapılan işlerin plan veya projeye aykırı olarak yapılması hali de idari karara aykırı bir hareketbulunması itibariyle yine idari kararın tatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan bu iddia ile açılmışbir dava haksız fiilden doğan bir davadan ibaret olacaktır.Bu bentte anılan davalar, içtihadı birleştirme kararının dışında kaldıklarından kararın bunlaraşümulü yoktur”
12. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin bazı fıkralarının iptali yönündeki talepleAnayasa Mahkemesinin yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesinin 25/09/2013 tarihli ve E.2013/93,K.2013/101 sayılı kararıyla yapılan itiraz başvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedilmiştir. Kararınilgili kısmı şöyledir: "...Türk hukukunda 'fiili yol'un en karakteristik örneği, 'kamulaştırmasız el atma'lardır.Kamulaştırmasız el atma, idarenin, bir kişiye ait taşınmazı bilerek veya bilmeyerek kamulaştırmaya ilişkinusul ve kurallarına uymaksızın ve bir bedel ödemeksizin işgal ederek kamu hizmetine tahsis etmesişeklinde tanımlanmaktadır. Buna göre, kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için, kişiye aitgayrimenkulün idarece (kamu hizmetinde kullanılmak amacıyla) işgal edilmiş olması ve bu işgalinkanunda öngörülen usul ve esaslara uyularak tesis edilmiş bir kamulaştırma işlemine dayanmadangerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Bu şekilde, idarenin hukuk dışı eyleminden kaynaklanan fiili elatmaların, özel kişilerin haksız fiil teşkil eden eylemlerinden hiçbir farkının bulunmadığı, bu nedenle butip eylemlerden doğan zararların da özel kişilerin haksız fiilinden doğan zararlarda olduğu gibi adliyargıda dava konusu edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.Başvuran Mahkemede görülen davaya konu olayda, davacıya ait taşınmaz, imar planlarıyla 'deremutlak koruma alanı' sınırları içine alınmış ve bu nedenle davacının taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisikısıtlanmıştır. Davacının tasarruf yetkisinin kısıtlanmasının, davacının mamelekinde azalma meydanagetirebileceği tartışmasızdır. Ancak, davacının mülkü üzerinde tasarruf etme hakkının kısıtlanması,idarenin bir eyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğu tartışmasız olan imar planındankaynaklanmaktadır. Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemi henüz bulunmamakta,aksine kanunen yapması gereken kamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahür eden bireylemsizliği söz konusudur.Öte yandan, kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesive taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerekmektedir. Oysa, Mahkemede görülendavaya konu olayda olduğu gibi 'imar kısıtlamaları'nda taşınmaz zilyetliği malikte kalmaya devametmekte olup yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır.Sonuç olarak, davacının taşınmazının imar planlarında 'dere mutlak koruma alanı'nda bırakılmasınedeniyle tasarruf hakkının kısıtlanmasının kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirilemeyeceği, bunun,idari bir işlem olan imar planlarının zorunlu bir sonucu olduğu ve tasarruf hakkının kısıtlanmasısebebiyle doğan zararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargı davasına konu edilebileceğisonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemeningörev alanına girmemektedir.Nitekim, Anayasa'nın 158. maddesiyle, adlî, idarî ve askerî yargı mercileri arasındaki görev vehüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrarbulmuş içtihatları da bu yöndedir..." 13. 6745 sayılı Kanun’la 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 1'in birinci fıkrasının "Bu süre içerisindebelirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncımaddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleritamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir."şeklindeki ikinci cümlesi, Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.2016/181, K.2018/111 sayılı kararıyla iptaledilmiştir. .... . Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 11/04/2016 tarihli ve E.2016/180, K.2016/224 sayılıkararında; "dava konusu taşınmazın bir kısmına fiilen el atıldığıbelirtilmiş ise de, taşınmazın ... tek bir imar planıkapsamında yol ve park olarak ayrıldığı ve bu itibarla tek bir taşınmaza tek bir imar planı kapsamında yapılanel atmanın, taşınmazın tamamı için bir bütün olarak ele alınması ve değerlendirilmesi gerektiği, nitekim davakonusu taşınmaza ilişkin dosyaya yansıyan bir kamulaştırma kararı ya da mahkeme kararı da bulunmadığından
bu yöndeki değerlendirmenin yargılama salahiyeti ve usul ekonomisi ilkelerinin de bunu gerektirdiğisonucuna..." varıldığı gerekçesiyle davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuna hükmedilmiştir. V. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme15. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, EyüpSARICALAR, Muharrem ÜRGÜP, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan31/10/2022 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı vekilinin,anılan Kanun'un 10/2. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısınca, 10. maddede öngörülen biçimdeolumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.B. Esasın İncelenmesi16. Raportör-Hakim Arzu ÇETİNDERE ŞAŞI'nın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:17. Dava, davacının maliki olduğu taşınmaza kamulaştırma bedeli ödenmeksizin, idare tarafından hukuken vefiilen el atıldığından bahisle oluştuğu ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılmıştır.18. Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu Antalya İli, Muratpaşa İlçesi, ...Mahallesi,....ada,....sayılıparselde bulunan taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "temel eğitim okulu" olarak belirlendiği, yargılamasırasında mahkemece mahallinde keşif yapıldığı, keşif sonrası dosyaya ibraz edilen 10/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda,"taşınmazın410 m2'lik kısmının Muratpaşa Belediyesine ait ...Üsteğmen Oğuz Kağan Usta Stadının sınırlarıiçinde kaldığının yine 2150 m2'lik kısmının iseçimlendirildiğinin" tespit edildiği, buna göre taşınmaza fiilen elatıldığının anlaşıldığı, bu kapsamda, aynı parsele ilişkin tek bir uygulama imar planı ile gerçekleştirilen el atmalardataşınmazın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği ve hukuken el atılan kısım yönünden dosyanın tefrikinin hukukenve usul ekonomisi yönünden uygun olmadığı değerlendirilmiştir.19. İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeyegöre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasındakişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerineait olduğu; idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu; özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız elatıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men'i ve meydana gelen zararın tazminidavalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinceçözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır. 20. Her ne kadar Danıştay Başsavcısı; mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamanın, davalı idarenin imar planı gereğiyapılması gereken kamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortaya çıkan idari eylemden kaynaklandığı,uyuşmazlığa konu taşınmaza fiili el atmanın gerçekleşmediği gerekçesiyle idari yargı yerinin görevli olduğunu ileri sürerek,Uyuşmazlık Mahkemesine müracaat etmiş ise de, yargılama sırasında ilk derece mahkemesince yapılan keşif sonrasıtanzim olunan ve bilahare Başsavcılık vasıtasıylaintikal ettirilen bilirkişi raporunda da, dava konusu taşınmaza fiili el atmaiddiasının gerçekliği doğrulandığından,yargılamaya adli yargı yerinde devam edilmesi gerekmektedir. 21. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Danıştay Başsavcısının başvurusunun reddigerekmiştır.VI. HÜKÜMAçıklanan nedenlerle;
A. Davada ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNAB. Danıştay Başsavcısının BAŞVURUSUNUN REDDİNE,31/10/2022 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Doğan
Eyüp
Muharrem
TOPAL
AĞIRMAN
SARICALAR
ÜRGÜP
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN