T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2022/567KARAR NO : 2022/536
KARAR TR : 31/10/2022ÖZET:Sigortalı aracın uğradığı hasarbedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararınidarece giderilmesi istemiyle açtığı davanın,2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde,ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesigerektiği hk.
K A R A R Davacı
: R. S. A. ŞVekili
: Av. Ö. K. SDavalılar : 1-İzmir Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. O. A
: 2-İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel MüdürlüğüVekili
: Av. M. A. S I. DAVA KONUSU OLAY1.Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından teminat altına alınan dava dışı sigortalıya ait... AKA ....plakalı araçta02/02/2021 tarihinde İzmir ilinde aşırı yağış sebebiyle rögar ve derelerin taşması ve oluşan sel sonucu maddi hasarmeydana geldiğini, oluşan 15.512,01 TL hasar bedelinin ödeme tarihi olan 16/04/2021' den itibaren yasal faizi ile birlikteödenmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.2. Davalı Belediye vekili süresi içinde verdiği savunma dilekçelerinde; davanın idari yargı yerinde görülmesigerektiği görüşüyle davanın görev yönünden reddini talep etmiştir.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda3. İzmir 19. Asliye Hukuk Mahkemesi, 04/03/2022 tarihli ve E.2021/189, K.2022/95 sayılı kararı ile davanınidari yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine hükmetmiş, karar istinaf edilmiştir.4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 16/05/2022 tarihli ve E.2022/739, K.2022/758 sayılıkararı ile, mahkemece davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yargı yolu nedeniyle davanın usulden reddinekarar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, İzmir 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04/03/2022 tarihli veE.2021/189, K.2022/95 sayılı kararının kaldırılmasına ve yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesineiadesine karar vermiştir.5. İzmir 19. Asliye Hukuk Mahkemesi, 02/06/2022 tarihli ve E.2022/210 sayılı tensip zaptı ile,dosyanın esasa kaydedilmesi suretiyle zımnen görevlilik kararı vermiştir.6. Davalı vekili tarafından olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle başvuruda bulunulması üzerine, dilekçedava dosyası ile birlikte Danıştay Başsavcılığına gönderilmiştir.
B. Olumlu Görev Uyuşmazlığı Çıkarılmasına İlişkin Danıştay Başsavcılığı Talebi7. Danıştay Başsavcısı, "uğranıldığı ileri sürülen zarar, 2560 sayılı Kanun uyarınca kamu tüzel kişisiolarak kurulmuş olan İZSU Genel Müdürlüğünün Kanunda belirlenmiş olan kamu hizmeti niteliği taşıyanaltyapı tesisini kurma ve işletme yetkisi kapsamında sunmuş olduğu hizmetin kötü işlemesi, hiç işlememesi ya daeksik işlemesi, bir başka anlatımla hizmet kusuru iddiasına dayandığından uyuşmazlığın görümü ve çözümününidari yargının görevine girdiği" görüşüyle, 2247 sayılı Kanun'un 10.maddesi uyarınca olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına karar vererek dosyayı 07/09/2022 tarihli ve 2022/170 esas sayılı görüş yazısı ile UyuşmazlıkMahkemesine göndermiştir.III. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat8. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 19/01/2011 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesi şöyledir:“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlarailişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin
kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birindeaçılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”9. Aynı Kanun'un geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmışbulunan davalara uygulanmaz.” denilmiştir.B. Yargı Kararları10. 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesive Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi,26/12/2013 tarihli ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararında şu gerekçe ile anılan kuralı Anayasa'ya aykırı görmemişve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir:“… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişimeparalel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümündeidare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanınagiren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Budurumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden vekamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusukural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkinolmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarındagörülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargıyolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretlekısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceğiyolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılıKanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özelhukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyirçizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasınıgerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…”IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme11. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, EyüpSARICALAR, Muharrem ÜRGÜP, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan31/10/2022 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı vekilininanılan Kanun'un 10/2. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısınca 10. maddede öngörülen biçimdeolumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.B. Esasın İncelenmesi12. Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU’nun, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ'nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:13. Dava, davalı Belediyenin ve Genel Müdürlüğün sorumluluk alanındaki yolda meydana gelen yoğun yağışsonrası sigortalı araçta oluşan ve kasko sigortası kapsamında ödenen hasar bedelinin, kusurlu olduğu ileri sürülen davalıidarelerden rücuen tazmini istemiyle açılmıştır.14. Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, kanunkoyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca,başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.15. Bu durumda,2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesinin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve
Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşlarıve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazminiistemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.16. Yukarıda belirtilen hususlar nazara alındığında, Danıştay Başsavcısının başvurusunun reddi gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Danıştay Başsavcısının BAŞVURUSUNUN REDDİNE,31/10/2022 tarihinde, Üye Ahmet ARSLAN' ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Doğan
Eyüp
Muharrem
TOPAL
AĞIRMAN
SARICALAR
ÜRGÜP
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN
KARŞI OY İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yolyapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukukisorumluluğundan değil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülenhizmetlerin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması karşısındauyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyıgörevli kabul eden çoğunluğun kararına katılmıyorum. 31/10/2022
Üye
Ahmet ARSLAN