T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2022/571KARAR NO : 2022/528
KARAR TR : 31/10/2022ÖZET: Davacının satın aldığı araca cezasoruşturması kapsamında; çalınmış, şasinumarası değiştirilmiş olduğu gerekçesiyle elkonulması olayında, araçların tesciline ilişkinhükümlere aykırı davranan idarenin kusur vesorumluluğu bulunduğu iddiası ve uğranılanmaddi ve manevi zararın tazminiistemiyleaçılan davanın, İDARİ YARGIYERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : A. AVekili
: Av. E. CDavalı
: İçişleri BakanlığıVekili
: Av. F. AI. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, müvekkilinin Kartal 9. Noterliğinin 05/05/2011 gün ve 17389 yevmiye sayılı araç satışsözleşmesi ile satın aldığı aracın, çalıntı olduğunun tespit edilmesi üzerine muhafaza altına alınması sebebiyle, çalıntı aracıntescili sırasında idarenin denetim görevini yerine getirmeyerek ağır hizmet kusuru işlemiş olduğunu ileri sürerek muhafazaaltına alınan araç için ödediği 23.600 TL bedelin araca el konulma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikteödenmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda2. Hatay 1. İdare Mahkemesinin 06/04/2021 tarihli ve E.2021/255, K.2021/507 sayılı kararı ile,"2918 sayılı Kanunun idareye yüklediği tescil sorumluluğundan kaynaklanan davanın, 2918 sayılı Kanunun110.maddesi hükmü uyarınca adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği" gerekçesiyle "davanın 2577 sayılıKanunun 15/1-a maddesi uyarınca görev yönünden reddine” dair verdiği karar istinaf başvurusunun reddedilmesiyle18/12/2021 tarihinde kesinleşmiştir.3. Davacı vekili benzer istemle adli yargı yerinde dava açmıştır.B. Adli Yargıda4. Hatay 6. Asliye Hukuk Mahkemesi, 13/06/2022 tarihli ve E.2021/332, K.2022/191 sayılı kararıyla,"davanın HMK 114/1-d ve 115/2 maddesi gereğincepasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinekarar" karar vermiş, karar istinaf edilmiştir.5. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 28/09/2022 tarihli ve E.2022/2308 sayılıkararıyla, somut olayda davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkilinin satın aldığı ..... ADR ....plaka sayılı aracın,aldıktan uzun süre sonra çalıntı çıkması neticesinde müvekkilinin uğradığı maddi zararların tazminine yönelik davalıdanmaddi tazminat talebinde bulunduğu, buna göre davacının talebinin idari işlemden kaynaklandığı görüşüyle, 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerininbelirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vererek Uyuşmazlık Mahkemesine müracaatetmiştir.III. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat6. T.C. Anayasasının 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekleyükümlü olduğu hükme bağlanmış, 129. maddesinin birinci fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa vekanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü olduklarına, beşinci fıkrasında ise, memurlar ve diğer kamugörevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlarından doğan tazminat davalarının kendilerine rücu edilmek kaydıylave kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabileceğine işaret edilmiştir.7.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin l. fıkrasında; idari işlemler hakkında yetki, şekil,
sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenlertarafından açılan iptal davaları; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları ile tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerindenbirinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar,idari dava türleri olarak sayılmıştır.8. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “İçişleri Bakanlığının görev ve yetkileri” başlıklı 5.maddesişöyledir:"a) Araçları, bu Kanuna göre araçlarda bulundurulması gerekli belge ve gereçleri, sürücüleri vebunlara ait belgeleri, sürücülerin ve karayolunu kullanan diğer kişilerin kurallara uyup uymadığını,trafik düzenlemelerinin ve çeşitli tesislerin bu Kanun hükümlerine uygun olup olmadığını denetlemek....f) Araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek....h) Ülke çapında taşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak, bunlara ilişkin teknik ve hukukideğişiklikleri işlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak ve değerlendirmek....k) Ayrıca bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olan yönetmeliklerle verilen diğer görevleriyapmak.Sürücülere ait bilgilerde meydana gelebilecek değişiklikler ve araçlar üzerinde meydana gelebilecekteknik veya hukuki değişiklikler ile haciz, rehin, ihtiyati tedbir ve belge iptali gibi kısıtlayıcı şerhlerin;elektronik ortamda tutulan siciller üzerine işlenmesi ve kaldırılması işlemleri, bu değişiklik veya şerhlerekarar veren yargı ve icra birimleri ile kamu kurum veya kuruluşları tarafından elektronik sistemleyapılabilir. Sürücü belgesi ve tescil işlemlerine esas teşkil edecek bilgiler, İçişleri Bakanlığı tarafındanilgili kamu kurum veya kuruluşlarından elektronik sistemle temin edilebilir veya kanunlardaki istisnalarhariç olmak üzere bu amaçla sınırlı olarak paylaşılabilir. Bu fıkraya ilişkin usul ve esaslar yönetmeliktebelirlenir.Bu maddedeki görev, yetki ve sorumluluklara ait diğer esaslar ile trafik kuruluşlarının, çalışma şekilve şartları, görevlendirilecek personelin nitelikleri, seçimi, çalışma usulleri, görev, yetki vesorumluluklarına ait esaslar İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirtilir."9. Aynı Kanun'un “Araçların satış, devir ve tescili ile bu işlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk” başlıklı 20.maddesi şöyledir:"Tescil süreleri, satış ve devirler, noterlerin sorumluluğu ile ilgili esaslar şunlardır:a) Araç sahipleri,1- Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçların satın alma veya gümrükten çekme tarihindenitibaren üç ay içinde tescili için; bunların hurda durumuna gelmesi hâlinde ise bir ay içinde tescilinsilinmesi için ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceği kamu kurumveya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine başvurmak,2- Tescilin yapılması veya silinmesi için vergi kimlik numarası ile yönetmelikte belirtilen bilgi vebelgeleri sağlamak,Zorundadırlar....c) Tescil belgesi, aracın başkasına satış veya devrine, hurdaya çıkarılmasına veya araçta,yönetmelikte belirtilen niteliklerin değişmesine kadar geçerli sayılır.d) Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlutaşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veyakayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esasalınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirlergeçersizdir.Satış ve devir işlemi, siciline işlenmek üzere üç işgünü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ile vergidairesine bildirilir. Bu bildirimle birlikte alıcı adına trafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılır. Satış ve devirtarihi itibariyle, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca eski malikin vergimükellefiyeti sona erer, yeni malikin vergi mükellefiyeti başlar.Yapılan satış ve devir işlemi üzerine noterler tarafından yeni malik adına bir ay süreyle geçerlitescile ilişkin geçici belge düzenlenir.197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alan sorumluluk hükümleri saklı kalmak kaydıyla,anılan maddede ve bu bentte yer alan isteme ve bildirmeleri elektronik ortamda yaptırmaya ve bu konudayükümlülük getirmeye, elektronik bildirmelere ilişkin usul ve esasları belirlemeye Gelir İdaresi Başkanlığıve Emniyet Genel Müdürlüğü yetkili olup, bu kurumlar satış, devir ve tescile ilişkin işlemleringerçekleştirilmesi için gerekli elektronik veri akışını sağlarlar....Satış ve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süre içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşuveya Emniyet Genel Müdürlüğünün uygun gördüğü kamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malikadına tescil belgesi düzenlenerek elden veya posta aracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesinin bir ayiçerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumluluk yüklenemez....Haciz, müsadere, zapt, buluntu, trafikten men gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesi
müdürlükleri, milli emlak müdürlükleri ile diğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafından satışıyapılan araçların satış tutanağının bir örneği aracın kayıtlı olduğu trafik tescil kuruluşlarına üç işgünüiçerisinde gönderilir. Aracı satın alanlar gerekli bilgi ve belgeleri sağlayarak ilgili trafik tescilkuruluşundan bir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almak zorundadırlar. Alıcıların tescil belgesi almakiçin süresinde başvurmamaları halinde bu araçları alıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeye EmniyetGenel Müdürlüğü yetkilidir.Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye İçişleri ve Maliye Bakanlıklarıyetkilidir.” 10. Aynı Kanun'un "Belge ve plaka vermeye yetkili kuruluşlar" başlıklı 22. maddesinde, Yönetmeliktegösterilen esaslara göre birinci fıkrada bentler halinde sayılan istisnalar haricinde kalan araçlara ilişkin tescile yönelikişlemlerin Emniyet Genel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescil kuruluşlarınca yapılacağı, Emniyet Genel Müdürlüğünün ilktescili yapılacak araçların tesciline esas teşkil edecek işlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluylayapacağıdüzenlenmiştir. 11. Aynı Kanun'un "İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu"başlıklı 85. maddesi şöyledir: "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zararauğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüstarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi,doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.Motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermiş ise, kazaya karışan aracın başkalarınadevir ve temliki veya üzerinde bir hak tesisini önlemek amacıyla olaya el koyan CumhuriyetSavcılıklarınca, aracın tescilli olduğu tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimatverilir. Kaza anı ile Cumhuriyet Savcılığınca trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi arasında geçen süreleriçinde kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ayiçerisinde, şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmediği takdirde bu şerhhükümsüz sayılır.İşletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlututulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğukişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesigerekir.İşleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, hakimin takdirine göre kendi aracının katıldığı bir kazadansonra yapılan yardım çalışmalarından dolayı yardım edenin maruz kaldığı zarardan da sorumlututulabilir. Ancak, bu durumda işletici teşebbüs sahibinin sorumlu kılınabilmesi için kazadan kendisininsorumlu olması veya yardımın doğrudan doğruya kendisine veya araçta bulunanlara yahut kazaya tarafolan üçüncü kişilere yapılması gerekir.(Değişik: 17/10/1996-4199/28 md.) İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsününveya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." B. Yargı Kararları12. 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesive Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi,26/12/2013 tarihli ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararında şu gerekçe ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemişve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişimeparalel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümündeidare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanınagiren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Budurumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden vekamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusukural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkinolmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarındagörülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargıyolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretlekısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceğiyolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılıKanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özelhukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyirçizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını
gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…”IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme13. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, EyüpSARICALAR, Muharrem ÜRGÜP, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan31/10/2022 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, Bölge AdliyeMahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Mahkemece adli yargı dosyasınınekinde idari yargı dosyası bilgileri ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi14. Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU’nun, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:15. Dava, davacının satın aldığı araca ceza soruşturması kapsamında change başka bir ifade ile çalınmış ve şasinumarası değiştirilmiş olduğu gerekçesiyle el konulmasıolayında, araçların tesciline ilişkin hükümlere aykırı davrananidarenin kusur ve sorumluluğu bulunduğu iddiası ve uğranılan maddi zararın tazmini istemiyle açılmıştır. 16. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. 17. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukukauygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği, sorumluluk ilkelerinin uygulanıpuygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. 18. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnelnitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiçişlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamdahizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan birkusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. 19. Kamu görevlilerinin hizmetin yürütülmesi sırasındaki kusurlu eylemleri, idare yönünden nesnel nitelik taşıyanhizmet kusurunu oluşturmakta, bunun yargısal denetimi ise, kamu hizmetlerinin işleyişinin ve gereklerinindeğerlendirilmesinde uzman olan idari yargı yerine ait bulunmaktadır. 20. Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin hukuki sorumluluğu bulunupbulunmadığının yargısal denetimi, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca idari yargı yerlerine ait olduğundan, davanınİdari Yargı yerinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.21. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. HukukDairesinin başvurusunun kabulü ile Hatay 1. İdare Mahkemesinin, 06/04/2021 tarihli ve E.2021/255, K.2021/507 sayılıgörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan nedenlerle;A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin başvurusunun kabulü ile Hatay 1. İdareMahkemesinin, 06/04/2021 tarihli ve E.2021/255, K.2021/507 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA,31/10/2022 tarihinde, Üyeler Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR ve Muharrem ÜRGÜP'ün KARŞIOYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Doğan
Eyüp
Muharrem
TOPAL
AĞIRMAN
SARICALAR
ÜRGÜP
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN
KARŞI OY Dava, davacının satın aldığı araca ceza soruşturması kapsamında çalıntı ve şasi numarası değiştirilmiş olduğugerekçesiyle el konulmasıolayında, araçların tesciline ilişkin hükümlere aykırı davranan idarenin kusur ve sorumluluğubulunduğu iddiası ve uğranılan maddi zararın tazmini istemiyle açılmıştır. 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi,26/12/2013 tarihli ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararında şu gerekçe ile anılan kuralı Anayasa'ya aykırı görmemişve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir. Uyuşmazlık açısından önem taşıyan kararınilgili kısmı şöyledir:
“… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’daadli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özelhukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren biruyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisininbulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıyabırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askerihizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarındagörülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veyaadli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığıve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelikolduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araçtrafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır.İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayoluüzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” Konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesi kararı gözetildiğinde, 2918 sayılı Kanun'un110.maddesinin 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarını kapsadığı ve Kanun'un,trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunlarıngörev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasından doğansorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılanbu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararına sebebiyet veren işlem ya da eylemlerin, dava dışı kişilerinhileli işlemleri yanında, aracın devir, satış ve tescil işlemlerinin hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmesi sebebiyle, idareçalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idari hizmetin kötü işlemesi kapsamında değerlendirilebilecek nitelikteeylemlerinin olduğu iddia edilmekte ise de; davaya konu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanun’un ve buKanun'un uygulanmasına yönelik Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin araçların devir, satış ve tesciline ilişkin hükümlerineaykırı hareket edilmesinden kaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargı yerinde çözümleneceğinin açıkça belirtildiği; budüzenlemenin, genel idare esaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğer kanunlara nazaran özel nitelikteolduğu ve bu nedenle idare ajanlarının eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konu uyuşmazlıkta öncelikli olarakuygulanması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Bu gerekçelerle uyuşmazlıkta idari yargıyı görevli kabul eden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.31/10/2022
ÜYE
ÜYE
ÜYEDoğan AĞIRMAN
Eyüp SARICALAR
Muharrem ÜRGÜP