T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2022/628KARAR NO : 2024/341
KARAR TR : 07/10/2024ÖZET: Yersiz olarak ödenen "özel hizmettazminatının" geri istenilmesine ilişkin idari işleminhukuka uygun olmadığının saptanması karşısında;yersiz ödemenin geri alınması için idarece açılan alacakdavası sonunda, davanın kabulüne ilişkin Ankara 35.Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/05/2022 tarihli veE.2021/808, K.2022/262 sayılı kararınınKALDIRILMASINA,hukuk ve usule uygun bulunanAnkara 14. İdare Mahkemesinin 28/02/2019 tarihli veE.2017/1183, K.2019/506 sayılı KARARININKABULÜNE ve bu suretle HÜKÜMUYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE kararverilmesi hk.
K A R A R Hüküm UyuşmazlığınınGiderilmesini İsteyen(İdari yargıda DavacıAdli Yargıda Davalı) : Ş.KVekili : Av. N.AKarşı Taraf : Sanayi ve Teknoloji BakanlığıVekili : Av. Z.Ö I. İDARİ YARGIDA DAVA SÜRECİ
A. Dava Konusu Olay 1. Davacı Ş.K'ın vekili, 04/05/2017 tarihinde açtığı dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı Bakanlıkta hemşireolarak görev yaptığını, 2001 yılında ön lisans mezunu olarak çalışmaya başladığını, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı StratejiGeliştirme Başkanlığınca 17/03/2017 tarih ve ...12876 sayılı işlemle eğitim durumu farkından doğan özel hizmettazminatının fazla ödendiği iddiasıyla 5.239,27 TL borç tahakkuk ettirildiğini, bu borcun temel nedeninin de müvekkilinmezuniyetinin, yapmakta olduğu işle ilgisinin bulunmamasından kaynaklandığının ifade edildiğini, bu borcun açıkcahukuka aykırı olması sebebiyle, 27/03/2017 tarih 12417 sayılı dilekçeyle Bakanlığın ilgili birimine itiraz edildiğini, çünkümüvekkile fazladan yapılan bir ödeme bulunmadığını, tüm ödemelerin yasal olduğunu, böyle bir borcun varlığını kabuletmek anlamına gelmemekle birlikte, farazi olarak bir an için müvekkile fazla ödeme yapıldığı düşünülse dahi, buödemenin idare tarafından iade alınabilmesi için Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli veE.1968/68, K.1973/14 sayılı kararında belirtildiği üzere; yersiz ve fazla ödemeye memurun gerçek dışı beyanı veya hilesiya da idareyi aldatıcı belge ibraz etmesi, idarece yapılan işlemin, işlem yapıldığı tarih itibariyle idare hukuk yönündenyoklukla malul olması ve özel hukuk yönünden de mutlak butlanla sakıt olması, yahut hatanın memurun kolaycaanlayabileceği kadar açık olmasına rağmen idareye bildirmemesi hallerinden en az birinin bulunması gerektiğini, iptalekonu işleme dayanak bulgu paylaşım formunun "neden" başlıklı bölümünden de varsa dahi fazla ve yersiz ödemeninnedeninin "idarece gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi, kontrol sisteminin etkin bir şekilde yürütülmemesi,idarece oranların hatalı olarak belirlenmesi, verilerin bilişim sistemine hatalı olarak girilmesi" olarakbelirtildiğini, Bu sayılan hallerin yukarıda belirtilen, iade alınması için gereken hallerden olmadığı açık olmasına rağmenilgili idari birimin bu temel hususları dikkate almayarak 20/04/2017 tarih ve ...298 sayılı yazısıyla itirazlarını reddettiğini,davalının, 20/04/2017 tarih ve ...298 sayılı yazısında ret sebebi olarak "personelin aylık gelir ve giderlerini gösterenmaaş bordrosuna gerek elektronik sistemler ve internet aracılığıyla gerekse de ilgili tahakkuk personelivasıtasıyla ulaşabileceğini, benzer unvan kadronun elde ettiği maaş ile kendi maaşlarını kolaycakıyaslayabileceğini, dolayısıyla kendisine her ay hataen yapılan fazla ve yersiz ödemeyi tespit edebileceğini veidareyi haberdar edebileceğini" belirttiğini, müvekkilin maaşında, öğrenimini başarıyla tamamlaması sonucunda, eğitimseviyesinin yükselmesi sebebiyle bir artış olması gerektiğini, nitekim müvekkilin de temelde bu artış için lisans diplomasıaldığını ve diplomanın davalı tarafından kabul edilerek müvekkile maaş farkı yansıtıldığını, maaştaki artışın doğru olduğudüşünceleri saklı kalmak üzere, bir an için farazi olarak bu artışın yanlış olduğu kabul edilse dahi ilk olarak herhangi birkurum veya kuruluşta çalışan bir kişiden tüm mesai arkadaşlarının maaşlarını araştırma yaparak, maaş bordrolarınıinceleyerek öğrenmesini beklemenin hukuken ve ahlaken mümkün olmadığını, bir kişinin mesai arkadaşlarının gelirleriniincelemesinin, müvekkilden beklenemeyecek bir durum olmasından da öte malum olduğu üzere normal hayatta ayıpsayılacak bir davranış olarak bile kabul edilebilir nitelikte istisnai bir davranış türü olduğunu, idari birimin müvekkildenyapılmasını beklediği bu incelemenin, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun açıkca saydığı hallerde geçen "hatanın
memurun kolayca anlayabileceği kadar açık" ifadesine uygun düşmediğini, diğer yandan bir an için müvekkilin mesaiarkadaşlarının gelir pusulalarını incelediği, kendisine fazladan yapılan bir ödemenin bulunduğu halde menfaat temin etmekiçin bunu davalı idareye bildirmediği düşünülse dahi, aynı kadroda bulunan, maaşı daha az yattığı kabul edilen ve bundanda kolayca haberdar olduğu varsayılan diğer personelden hiç birinin bu duruma itiraz etmemiş olmasının, davalı idareninmemurların birbirlerinin ücret pusulalarını kolayca kontrol edebilecekleri tezini çürüterek, memurların bu hatayı farketmemesinin ve durumu idareye bildirmemesinin ne kadar doğal bir durum olduğunu gösterdiğini, ifade ederek; Sanayi veTeknoloji Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından, fazla ödenen özel hizmet tazminatına ilişkin olarak çıkarılan5.239,27 TL kişi borcunun tahakkuk ettirilmesine ilişkin 17/03/2017 tarih ve ...12876 sayılı işlem ile bu işlemin dayanağıolan 17/01/2017 tarih ve ...77 sayılı işlemlerin iptali istemiyle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na karşı 04/05/2017tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır. B. Yargılama Aşaması 2. Ankara 14. İdare Mahkemesi 28/02/2019 tarih ve E.2017/1183, K.2019/506 sayılı kararı ile, davakonusu işlemin iptaline kesin olmak üzerekarar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: “Dava dosyasının incelenmesinden; Bakanlık İç Denetim Birimi Başkanlığının Destek HizmetleriDairesi Başkanlığında yaptığı denetimde, davalı idare bünyesinde hemşire olarak görev yapandavacının, maaş hesabında özel hizmet tazminatı ile iş güçlüğü, iş riski, temininde güçlük zam oranlarınınyanlış uygulanması nedeniyle fazla ödeme yapıldığı tespit edildiğinden bahisle adına 5.239,27-TL borççıkarıldığı, yapılan itirazın reddi üzerine de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılıkararının,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 27/1/1973 tarihli ve E.1972/6, K.1973/2 sayılı kararınveMaliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünün 16 Numaralı Genel Tebliği hükümlerinin birlikteyorumlanmasından; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, sürearanmaksızın hatalı ödediği meblağı (genel hükümlere göre zamanaşımı süresi içinde)her zaman gerialabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalı ödemenin yapıldığıtarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdatedilemeyeceği, bu şekilde yapılmış olan ödemlerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geriistenemeyeceği, idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idare edilenlerin gerçek dışı beyanıveya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise, hatalıişlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konudahaberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarakyapılan ödemelerin (genel zamanaşımı süresi içinde)her zaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındakihatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerin dava açma süresi içinde gerialınabileceğianlaşılmaktadır.Bu durumda; davacı adına 15.11.2006 tarihinden itibaren maaş hesabında özel hizmet tazminatı ile işgüçlüğü, iş riski, temininde güçlük zam oranlarının yanlış uygulanması nedeniyle fazla ödemeyapıldığından bahisle borç çıkarıldığı, söz konusu fazla ödemenin, Bakanlığın İç Denetim BirimiBaşkanlığının, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığının yaptığı denetimde tespit edilebildiği, davacıyayapılan yersiz ödemenin, basitbir inceleme ile anlaşılabilecek bir hata olmaması nedeniyle açık hataolarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı gibi, davacının gerçek dışı beyanı veya hilesi bulunduğununda davalı idarece ortaya konulamadığı hususları karşısında idare ve idari yargı yerleri yönündenbağlayıcı nitelikte olan ve yukarıda anılan Danıştay ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararındabenimsenen ilkeler karşısında, söz konusu miktarın davacıdan İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilensüre içindegeri alınması gerekirken,bu süreler geçirildiktensonra15.11.2006 tarihinden itibaren yapıldığıileri sürülen hatalı ödemeden 17.03.2017 tarihliişlemledavacı sorumlu tutularak 5.239,27-TL'nindavacıdantahsili yoluna gidilmesinde, dolayısıyla dava konusu işlemlerde hukuka uygunlukbulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemlerin iptaline...” II. ADLİ YARGIDA DAVA SÜRECİ
A. Dava Konusu Olay 3. Davacı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı vekili dilekçesinde; Bakanlık İç Denetim Birimi Başkanlığınca,Bakanlığın Destek Hizmetleri Daire Başkanlığının maaş, yolluk ve fazla mesai ödeme işlemleri hakkında yapılan denetimneticesinde hazırlanan 29/12/2016 tarih E.48872 sayılı denetim raporunda, davalıya özel hizmet tazminatı kaynaklı5.239,27 TL'nin fazla/haksız olarak ödendiğinin tespit edildiğini; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve KontrolKanunu'nun 60. maddesinin (e) bendi ile ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir vealacakları takip ve tahsil işlemlerini yürütmekle görevli Strateji Geliştirme Başkanlığınca söz konusu alacağa ilişkinborçlandırma işlemi yapıldığını, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığının Onayı ve maaş dönemleri itibariyle hesapladığıtutarlar esas alınarak "Borç Bildirimi ve Tebliğ Belgesi"nin Strateji Geliştirme Başkanlığınca hazırlandığı ve ilgilisinetebliğ edilmek üzere Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığına iletildiğini, tebliğ sürecinin tamamlandığını; davalının, borçbildirimi ve tebliğ belgelerini imzalamasıyla, haksız olarak edinilen ve mal varlığında haksız ve hukuki dayanaktan yoksunşekilde gerçekleşen artışı kabul ettiğini; hataen yapılan fazla ve yersiz ödemenin anlaşılarakidarenin haberdaredilebileceğini, fazla ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili için bu davanın açıldığını ifade ederek;
toplam 5.239,27 TL'nin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyleŞ.K'a karşı 27/06/2018 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır. B. Yargılama Aşamaları 4. Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi 21/05/2019 tarih ve E.2018/429, K.2019/175 sayılı kararı ile,davanın reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısımı şöyledir: "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava dilekçesinin ekinde verilen evraklarda,inceleme raporunda davalının da içinde bulunduğu personel hakkında 2015 yılının tamamı ile 2016 yılınınilk 6 ayına ilişkin memur ve işçilere yapılan ödemelerin denetim kapsamına alındığı, incelemenin27/06/2016 tarihinde başlayıp 30/11/2016 tarihinde tamamlanmış olduğu, raporun 11.sayfasında 2015 ve2016 yıllarında hemşire davalıya 1.254,03 TL özel hizmet tazminatının ödendiği, işlemin hatalı olduğuşeklinde açıklama yapıldığı, ancak bu ödemelerin ne sebeple hatalı olduğu, ne miktarlara ilişkin olduğu,hesaplanan bedelin neye göre hesaplandığına dair bir kaydın dosyaya sunulmadığı gibi davalının da buyapılan hatayı basit bir incelemeyle anlayabileceği şeklinde bir iddianın da mevcut olmadığı, davalınıngerçekdışı bir beyanının veya bir idari yanıltması yönünde bir fiilinin bulunduğuna dair bir delilin veyaiddianın bulunmadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." 5. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. 6. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi 09/07/2021 tarih ve E.2020/139, K.2021/886 sayılıkararı ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin, 21/05/2019 tarih veE.2018/429, K.2019/175 sayılı kararının kaldırılmasına; dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere ilk derecemahkemesine gönderilmesine kesin olmak üzere karar vermiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: "...mahkemece; Ankara 14. İdare Mahkemesinin 2017/1183 E. ve 2019/506 K. sayılı dava dosyası dagetirtilerek, dosyanın dava konusunda uzman (emekli Sayıştay denetçisi) bilirkişiye verilerek raporalınıp, oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken,uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecekölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK.'nun 353/1-a,6maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir." 7. Ankara 35. Asliye Hukuk Mahkemesi 12/05/2022 tarih ve E.2021/808, K.2022/262 sayılı kararıile, davanın kabulü ile 5.239,27 TL’nin temerrüt tarihi olan 25/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktedavalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine miktar itibariyle kesin olmak üzere karar vermiştir. Kararın ilgili kısımlarışöyledir: "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mahkememizce davanın reddine ilişkin kararAnkara BAM 24. HD'nin 2020/139 e., 2021/886 sayılı kararı ile "Dava konusu fazla ödemenin, idareninbir şart tasarrufuna dayanmadığı, salt hatalı ödemeden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.TBK. m.77/1'e göre; zenginleşen başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebepolmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı;TBK. m. 79 ve 80'de"aynen geri verme ilkesi"negöre düzenlenmiştir.Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene yada borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşmebunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafakarşı geri verme borcu altındadır.Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geriisteyebilir. Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığınıgösteren bir yanılmadır.HGK'nun 05.12.1984 tarih ve 1982/13-387 E.-1984/997 K. sayılı kararı ile herhangi bir salttasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemenin idare tarafından BK'nun sebepsiz zenginleşme kurallarınagöre geri istenebileceği açıklanmıştır.Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28/02/2019 gün ve 2017/1183 E. ve 2019/506 K. sayılı kararı ileidare işlemi ödeme tarihinden itibaren yasal süre geçtikten sonra istenemeyeceği gerekçesiyle iptaledilmiş olup,yukarıda yazılı olduğu üzere şart tasarrufa dayanmayan dava konusu ödeme için sebepsizzenginleşme hükümleri uyarınca araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulmasıgerekir.Hal böyle olunca; davacı Bakanlıkta hemşire olarak görev yapan davalıya yapılan fazla ve yersizödeme bulunup bulunmadığı var ise miktarı hususunda yasal mevzuat da irdelenmek suretiyle uzmanSayıştay Denetçisi bilirkişiden rapor alınması suretiyle hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken; bilirkişiincelemesi yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir." şeklindeki kararı ile kaldırılmışolup, istinaf ilamı neticesinde alınan rapor ile 2006 yılında 59,16 TL, 2007 yılında 379,21 TL, 2008yılında 399,53 TL, 2009 yılında 434,48 TL, 2010 yılında 464,16 TL, 2011 yılında 496,25 TL, 2012 yılında558,82 TL, 2013 yılında 598,03 TL, 2014 yılında 605,14 TL, 2015 yılında 643,55 TL, 2016 yılında 600,94TL olmak üzere 5.239,27 TL fazla ödeme yapıldığı anlaşılmış olup davanın kabulü ile 5.239,27 TL'nintemerrüt tarihi olan 25/04/2017 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizle davalıdan alınarakdavacıya ödenmesine..."
III. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK 8. İdari yargı yerinde davacı, adli yargı yerinde davalı olan Ş.K'ın vekili, 02/09/2022 tarihli dilekçe ile; Ankara14. İdare Mahkemesinin kesinleşen kararından sonra, davalı idarenin, tarafları konusu ve sebebi aynı uyuşmazlık ile ilgiliolarak, Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtığını, idare mahkemeleriyle aynı doğrultuda karar veren 12.Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi tarafından kaldırıldığını vebunun üzerine Ankara 35. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın kabulüne kesin olarak karar vermesi üzerine ortayahüküm uyuşmazlığı çıktığını belirterek; İdare Mahkemesi kararı benimsenmek suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesiistemiyle Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmek üzere adli yargı yerine başvuru dilekçesi vermiş, talep üzerine adli yargıyerince başvuru dilekçesi, adli yargı dosyasının aslı ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir. 9. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca Ankara 14. İdare Mahkemesinden ilgili dava dosyasının aslı teminedilmiştir. 10. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca 2247 sayılı Kanun'un 24. ve 16. maddelerine göre ilgiliBaşsavcıların yazılı düşünceleri istenilmiştir. IV. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCELERİ A. Danıştay Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi 11. Danıştay Başsavcısı; kararlar arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ve İdare Mahkemesi kararıbenimsenmek suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi gerektiği yönünde yazılı düşünce bildirmiştir. Başsavcılık yazılıdüşüncesinin ilgili kısmı şöyledir: "...USÛLE İLİŞKİN İNCELEME :2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluşu ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 24. maddesinde; adlîve idarî yargı mercileritarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynıkonuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzündenhakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığının kabul edileceği,ilgili kişiveya makamın Uyuşmazlık Mahkemesine başvurarak hüküm uyuşmazlığının giderilmesiniisteyebileceği kurala bağlanmıştır.Bu kanunî düzenlemeye göre hüküm uyuşmazlığının varlığı için;a)Uyuşmazlık bulunduğu ileri sürülen hükümlerin, adlî ve idarî yargı mercilerince verilmesi,b) Konusu, sebebi ve taraflarından en az birinin aynı olması,c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,d) Davaların esasının hükme bağlanmış bulunması,e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız bulunması şartlarınınbirlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden; ortada adlî ve idarî yargıyerlerince verilmiş ve kanun yollarına başvurularak kesinleşmiş kararlar bulunduğu, davanın konusu,sebebi ve taraflarının aynı olduğu, her iki kararda da davanın esasının hükme bağlandığı, idarî yargıda,Ş.K'a 15/11/2006-14/11/2016 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen özel hizmet tazminatı karşılığıtoplam 5.239,27 TL'nin bir ay içinde geri ödenmesi gerektiğini belirten 17/01/2017 ve 17/03/2017 tarihliişlemlerin iptal edilmesine karşılık; adlî yargıda, söz konusu idarî işleme konututarın temerrüt tarihindenitibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Ş.K'dan alınarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına ödenmesinekarar verildiği anlaşılmakta olup, kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirlmesininmümkün olmaması karşısında, adlî ve idarî yargı kararları arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğusonucuna varılmıştır.HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:Hukukî güvenlik ilkesi, kişilerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin debu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.Hukukî güvenlik ilkesinin bir unsuru olan idarî tasarrufların makable şamil olmaması (geçmişe etkiliolmaması) ilkesi, müesses vaziyetlerle müktesep hakları korumak ve hukukî münasebetlerde istikrarsağlamak ihtiyaç ve zaruretinden doğmuş sosyal bir hayat kaidesidir. (DURAN Lütfi, İdare HukukuMeseleleri, 1964, s. 403).Yerleşmiş (müesses) durumların hataen doğmuş olsalar ve hak teşkil etmeseler bile, her zaman geriyeyürür şekilde ortadan kaldırılabilmeleri, istikrarı ve toplumun güven hissini sarsar, kamu düzeninizedeler. Hukuka aykırı işlemin ilgili kişi lehine doğurduğu hukukî durumların ilelebet tartışma konusuyapılması sakıncalıdır. Dolayısıyla belirli bir süre geçtikten sonra bu hukukî durumların korunmasında,meşrû yararları olan ilgililerin korunmasını, yani hukukî durumların dokunulmazlığını kabul etmekgerekir. (TAN Turgut, İdarî İşlemin Geri Alınması, 1970, s. 60).Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27/01/1973 tarihli ve E.1972/6, K.1973/2 sayılıkararında; idare hukukuna ilişkin anlaşmazlıklara idare hukuku kurallarının uygulanmasının gerekliolduğu, sebepsiz zenginleşmede sebep ile bunun sonuçlarını ayırmak gerektiği, eğer bu sebep idarehukukunu ilgilendiren bir sebep ise muteber olup olup olmadığının idare hukuku ilkelerine göreçözümlendikten sonra sonuçlarının tayin ve tespitinde Borçlar Kanununun uygulanacağı, ancak sebepsiz
zenginleşmenin sonuçlarına Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanabilmesi için idare hukukunda buhükümlerin aksine hüküm bulunmaması gerektiği, başka bir ifadeyle Borçlar Kanunu hükümlerinin idarehukukunda hüküm bulunmadığı hallerde tamamlayıcı hüküm olarak uygulanabileceği, idareninmahkemeye başvurmadan re'sen istirdada kalkması hâlinde Danıştayın anlaşmazlığı çözmek için idarehukuku kurallarını uygulayacağı, idarenin fazla ödemeleri memurun aylığından kesmeyip mahkemeyebaşvurması hâlinde anlaşmazlık aynı olduğu hâlde bu kez idare hukuku kurallarının değil de BorçlarKanunu kurallarının uygulanması ve belki de tamamen aksi sonuca varılmasının adalet ve hukukdüzeninin kabul edemeyeceği bir duruma yol açacağı, hukuk alanında istikrar ve güvenin ise temelilkelerden olduğu, onun için anlaşmazlık sebebi idare hukukunu ilgilendiren bir sebep ise bu çelişkiyiönlemek, ikili sonuca varma ihtimalini ortadan kaldırmak, uygulamada yeknesaklığısağlamak için işleminait bulunduğu hukuk dalı kurallarının uygulanmasının zorunlu olduğu, bu itibarla, idarenin yanlışişlemini geri alması üzerine geri alma tarihine kadar ödediği fazla paraların sebepsiz zenginleşmehükümlerine göre tahsilini istemesi davalarında yanlış işlemin geri alınıp alınamayacağı ve geri alınabilsedahi geçmişteki durumların hukukça tanınması gerekip gerekmediği ve bunun sonucu olarak ödenmişparaların geri istenip istenemeyeceğikonusundaki sorunun idare hukuku kurallarından faydalanılarakçözümlenmesi gerektiği, sebepsiz zenginleşme davasının hakkaniyete dayanan bir dava olduğu, kişiyi(özellikle intibaklarda memuru) ilelebet durumun değiştirilebileceği endişesi içinde bırakmak ve yanlışişlemin doğuşunda hiç bir payı bulunmayan (iyi niyetle zenginleşen) kişiyi aldığını geri verdikten sonra,bu yanlış işlem ve ivazsız kazandırma olmasa idi bulunacağı durumdan daha kötü bir duruma düşürmeninhakkaniyet ilkesi karşısında savunulamayacak bir tutum olacağı, müktesep hak (kazanılmış hak) ilemüesses durum (yerleşmiş, kazanılmış durum) kavramları arasında fark bulunduğu, kazanılmış hakkınhukuka uygun bir işlemden doğacağı ve bu işlem geri alınsa bile ilerisi için de devam edeceği, yerleşmiş(kazanılmış) durum kavramının ise hukuka aykırı bir işlemin belirli bir süre geçtikten sonra geri alınmasıüzerine artık ilerisi için işlemin hüküm ifade etmeyeceğini, fakat geçmişte kalan durumun da tanınmasıgerektiğini ifade ettiği, yani işlemin ilerisi için değiştirildiği, düzeltildiği anlamına geleceği, onun içinhukuka aykırı (yanlış) işlem dava süresi geçtikten sonra geri alınırsa sonrası için kişiye hakbahşetmeyeceği, yalnızca geçmişteki durumun parasal da olsa tanınması sonucunu doğuracağı, bu süregeçtikten sonra idare yanlış işlemini geri alsa bile geçmişteki durumlar artık "kazanılmış durumlar"niteliğinde olacağından, yanlış işleme dayanılarak yapılmış ödemelerin sebepsiz olduğunun ilerisürülemeyeceği ve geri istenmesinin mümkün olmayacağı, fakat, bunun ancak iyi niyetli kişiler içingeçerli olduğu, eğer idarenin yanlış işlem yapmasına kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi sebebiyetvermiş ise, bu yanlış işlemi idarenin her zaman bir süre şartına bağlı olmaksızın geriye yürürşekilde gerialabileceği belirtilmiştir.Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 tarihli ve E:1968/8, K:1973/14 sayılıkararında da; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hâllerinde sürearanmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceğibelirtilmiş olup, anılan kararda "(...) İstikrar, kanunîlik ve kamu yararı kuralları yanında iyi niyet kuralıüzerinde de önemle durulmuştur. İdarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı terfi veya intibak işlemineidare edilenin gerçek dışı beyanı veya hilesi sebep olmuşsa veyahut geri alınan idarî tasarruf yokdenilebilecek bir illetle malûlse yahut bir terfi veya intibakta idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata mevcutsa ve idareyi haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye imkân yoktur.Binenaleyh bu kararlara dayanılarak yapılan kanunsuz ödemeler için süre düşünülemez ve her zamanistirdat olunabilir. Ancak bunun dışında kalan hatalı ödemeler için memurun iyi niyeti istikrar vekanuniyet kadar önemli bir kural olduğundan yukarıda yazılan istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerdava açma süresi içinde istirdat edilebilir." gerekçesine yer verilmiştir.Hatalı idarî işlemlerin geri alınmasına ilişkin olarak Yargıtay ve Danıştayca alınaniçtihadıbirleştirmekararları Devlet memurlarının intibak ve terfi işlemlerine ilişkin olmakla birlikte, bukararlarda belirtilen ilkeler, hatalı idarî işlemlerin geri alınması hususunda kıyasen uygulama alanıbulabilecek genel ilkeler olduğundan, hukuka aykırı idarî işlemlere dayalı olarak elde edilenkazanımların geri alınıp alınamayacağına ilişkin bu ilkelerden somut olayın özellikleri dikkate alınmaksuretiyle yararlanılması mümkündür.Hemşire kadrosunda görev yapan Ş.K'a 15/11/2006-14/11/2016 tarihleri arasında toplam 5.239,27TL fazla ödeme yapıldığından, aylık gelirine oranı oldukça az olan uyuşmazlığa konu fazla ödeme tutarıadı geçenin kolayla anlayabileceği kadar açık bir hata olarak nitelenemeyeceği için idareyi haberdaretmemesi nedeniyle iyi niyetli olmadığından söz edilemeyeceği gibi, bu ödemenin yapılmasında herhangibir hilesi veya idareyi yanıltıcı beyanı bulunmadığından ve Yargıtay İçtihadıBirleştirmeKurulukararındabelirtildiği üzere idare yanlış işlemini geri alsa bile, iyiniyetli memurlar bakımındangeçmişteki durumlar artıkmüesses (yerleşmiş) durum niteliğinde olacağı için yanlış işleme dayanılarakyapılmış ödemelerin sebepsiz zenginleşme teşkil ettiği ileri sürülemeyeceğinden, davacı lehine oluşanmüessesdurumun yok sayılması sonucunu doğuracak şekilde ilk ödeme tarihinden 10 yıl 4 ay sonra geriistenilmesinin hukukî güvenlik ilkesiyle bağdaşır bir yönü bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesince verilen karar sonucu itibarıyla hukuka uygunbulunduğundan, bu gerekçeyle İdare Mahkemesi kararı benimsenmek suretiyle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.SONUÇ :1-Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28/02/2019 tarihli ve E:2017/1183, K:2019/506 sayılı kararı ileAnkara 35. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/05/2022 tarihli ve E:2021/808, K:2022/262sayılı kararıarasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğuna;
2-Ankara 35. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/05/2022 tarihli ve E:2021/808, K:2022/262 sayılıkararınınkaldırılmasına;3- Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28/02/2019 tarihli ve E:2017/1183, K:2019/506 sayılı kararınınbelirtilen gerekçeyle benimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesininuygun olacağı düşünülmektedir." B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi 12. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı; kararlar arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ve idare mahkemesikararının benimsenmesi suretiyle uyuşmazlığın giderilmesi yönünde yazılı düşünce bildirmiştir. Başsavcılık düşüncesininilgili kısmı şöyledir: "...Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinde; ortada, adli ve idari yargıyerlerince verilmiş ve kanun yollarına başvurularak şeklen kesinleşmiş; taraflarından en az birinin aynıolduğu kararların bulunduğu ve tüm kararlarda da davanın esasının hükme bağlandığı ve kanunyollarının tüketildiği anlaşılmıştır.Hüküm uyuşmazlığına konu Ankara 14. İdare Mahkemesi kararında, davacıya yapılan özel hizmettazminatı ödemesinin yasal faiziyle birlikte iade edilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesinekarşın, Ankara 35. Asliye Hukuk Mahkemesi kararında, söz konusu ödemenin yasal faiziyle birliktetahsiline karar verildiği anlaşılmakla, iki karar arasında oluşan çelişki nedeni ile hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız hale geldiği, bu duruma göre, söz konusu adli ve idari yargı kararları arasındahüküm uyuşmazlığı bulunduğu kabul edilmelidir.Dava dosyalarının incelenmesinden; yapılan denetim sonucunda, hemşire olan davacıya özel hizmettazminatı ödemesinin hatalı olarak yapıldığının tespit edildiği, 17.01.2017 ve 17.03.2017 tarihliişlemlerde, 15.11.2006-14.11.2016 dönemini kapsayan özel hizmet tazminatı ödeme işlemlerinde tarafınayersiz ödeme yapıldığı belirtilerek, söz konusu dönemde yersiz ödemenin yasal faiziyle birlikte iadesininistenildiği anlaşılmaktadır. Hüküm uyuşmazlığı oluştuğu anlaşılan adli ve idari yargı kararlarınabakıldığında, Ş.K'a bu dönemde yapılan ek ödemenin yersiz olduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.Her iki yargı kararında da, idarenin zarara uğradığı ve haksız ödeme yapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklı şekillerde çözümlenmiş olması hüküm uyuşmazlığınaneden olmuştur.Bu noktada, kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alımında Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun (İBK) 22.12.1973 tarihli ve 1968/8 E., 1973/14 K. sayılı kararının uygulanmasıgerekmektedir. Anılan kararda, idarenin; yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde süre aranmaksızın kanunsuz ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, belirtilen istisnalardışında kalan hatalı ödemelerin geri alınmasının hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzeredava açma süresi içinde mümkün olduğu, bu süre geçtikten sonra geri alınamayacağı esasa bağlanmıştır.Bu kararla konulan ilkeye göre davacının sebep olduğu bir hata, hile ya da gerçek dışı beyanı sözkonusu olmadığı halde fazla yapıldığı iddia edilen ihtilaf konusu ödemenin, ödendiği tarihten itibarenancak 2577 sayılı Kanun'da dava açma süresi olarak öngörülen 60 gün içinde geri alınabileceği, bu süregeçtikten sonra idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği idarenin bu tutarı geri alamayacağı kabuledilmelidir.Olayda, davacıya yersiz ödendiği tespit edilen özel hizmet tazminatı ödemesinin mevzuatın yanlışyorumlandığından bahisle geri alınmak istenildiği dikkate alındığında, davacının söz konusu ödemeninyapılması konusunda hilesi veya gerçek dışı beyanının bulunmadığı, bu sebeple idarenin açık hatayadüştüğünden söz edilemeyeceği anlaşılmaktadır.Bu itibarla, Danıştay İBK'nın anılan kararı uyarınca, mevzuat hükümlerinin davalı idare tarafındanyanlış yorumlanması sebebiyle davacıya yapılan ödemelerde, davacının hilesi ve gerçek dışı beyanıolmadığından, yersiz ödendiği tespit edilen özel hizmet tazminatı ödeme tutarının en son ödemeninyapıldığı tarihten itibaren 60 günlük sürenin geçirilmesinden sonra talep edildiği gerekçesiyle davakonusu işlemin iptali yönünde verilen kararın hukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır.SONUÇ:1-) Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28.02.2019 tarihli ve 2017/1183 E., 2019/506 K. sayılı kararı ileAnkara 35. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.05.2022 tarihli ve 2021/808 E., 2022/262 K. sayılı kararıarasında hüküm uyuşmazlığının bulunduğunun kabulüne,2-) Ankara 35. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.05.2022 tarihli ve 2021/808 E., 2022/262 K. sayılıkararının kaldırılmasına;3-) Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28.02.2019 tarihli ve 2017/1183 E., 2019/506 K. sayılıkararının benimsenmesine,Karar verilmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesinin mümkün olduğu düşünülmektedir."
V. İLGİLİ HUKUK A. Mevzuat 13. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişisel sorumluluk ve zarar” başlıklı 12. maddesi şöyledir:
“(Değişik: 12/5/1982 - 2670/5 md.) Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmekve kendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak içingerekli tedbirleri almak zorundadırlar.Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararınilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiğitarihte en alt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brüt aylığının yarısını geçmeyen zararlar,kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.” 14. Aynı Kanun'un, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesi ile "Zam ve Tazminatlar" başlığıaltında yeniden düzenlenen, 152. maddesinin (II) "Tazminatlar" başlıklı fıkrasında; görevin önem, sorumluluk ve niteliği,görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar göz önüne alınarak buKanunda belirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarının bu maddede belirtilen oranlarıaşmamak üzere Bakanlar Kurulunca(2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 ncimaddesiyle “Bakanlar Kurulunca” ibareleri “Cumhurbaşkanınca” şeklinde, “Bakanlar Kurulu” ibaresi“Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.) belirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde tazminat olarak ödeneceğiöngörülmüş, ödenecek tazminatlar, farklı adlar altında ve farklı kapsamdaki personele ödenebilecek şekilde ayrı ayrıbelirtilmiş; bunlar arasında özel hizmet tazminatıile diğer zam ve tazminatlarada yer verilmiştir. 15. Anılan Kanun maddesi uyarınca 05/05/2006 tarihli ve 26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin 17.4.2006 günlü, 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu Kararının "Bazı özel durumlara ilişkin esaslar"başlıklı 4. maddesinde, Karara ekli I, II ve III sayılıcetvellerde yer alan zam ve tazminatların ödenmesinde uyulacak esasların neler olduğugösterilmiş; "Cetvellerin kontrol,onay ve dağıtım usulü" başlıklı 5. maddesinde ise, belirtilen usule göre hazırlanan zam ve tazminatların, belirtilenmerciler tarafından kontrol edilen cetvellere ve dağılım listelerine göre ödeneceğine ilişkin hususlara yer verilmiştir. 16. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71. maddesi şöyledir: “(Değişik birinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veyaihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağındaartışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.Kamu zararının belirlenmesinde;a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,Esas alınır.(Değişik üçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlamaveya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatınagöre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat,onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bufiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.(Değişik son fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararının, bu zarara neden olan kamugörevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Maliye Bakanlığınınteklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” (2/7/2018 tarihli ve 703sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 213 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “Maliye Bakanlığının teklifiüzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak” ibaresi “Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan” şeklindedeğiştirilmiştir.) B. Yargı Kararları 17. Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8 K.1973/14 sayılı kararında özetle;İdarenin, hatalı terfi veya intibak işlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına, bir mahkeme kararına lüzum olmadankarar verilebileceği ve bu karara karşı açılacak davaların çözümünün Danıştay’ın görevi içinde olduğu; İdarenin, yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın terfi veya intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği; belirtilen istisnalar dışında kalan ödemelerin istirdadının, hatalı ödemenin yapıldığıtarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve dava açma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğikabul edilmiştir. Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılan haksız ödemelerin dava açmasüresi içerisinde istenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veyahilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabul edilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da bu doğrultuda istikrar
bulmuştur. 18. Benzer konudaki bir Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararına da değinmekte yarar görülmektedir. 27/01/1973tarih ve E.1972/6, K.1973/2 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının sonuç kısmı şöyledir: “ 1- Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile de sebebiyetvermemiş olmak kaydıyla idarenin yanlış şart tasarrufunu (özellikle yanlış intibak işlemini), ancak iptaldavası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa bu süre içinde yahut iptal davası açılmışsa davasonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine,2-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriye yürür şekilde geri alınamayacağına,3-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geri alınması halinde geri alma gününe kadar doğmuşdurumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiğine,4-Bu nedenle yanlış işlemin (intibakın) bu süreler geçtikten sonra geri alınması durumunda, gerialma gününe kadar ödenmiş bulunan fazla paraların (aylıkların) hukuken geçerli bir nedenle ödenmişbulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, artık sebepsiz zenginleşme söz konusu olamayacağından,sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceğine ve içtihadların bu yoldabirleştirilmesine…” 19. Anılan kararın gerekçesinde, şu değerlendirmelerde bulunulmaktadır: “… Yukarıdan beri yapılan açıklama ve incelemelerden anlaşılacağı gibi, yanlış bir şart tasarrufunidare tarafından geri alınmasından dolayı ödenmiş fazla paraların geri istenmesi davalarında, kamuyararı ile kişisel yararı uzlaştıracak, kamu ve hukuk düzenini sarsmayacak, aksine, bunlara güven vedevamlılık sağlayacak nitelikte en adil ve hukuki bir norm olarak iptal davası süresini, genel olarakyanlış şart tasarrufu, geriye yürür şekilde geri almak için bir sınır olarak kabul etmek, bu süre geçtiktensonra tasarrufun ancak ilerisi için hüküm ifade edecek şekilde geri alınabileceği, daha doğrusu ilerisiiçin değiştirilebileceği, tarzında bir sonuca varmak gerekir. Belirtilen süreler geçtikten sonra idare yanlıştasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlar artık kazanılmış durum niteliğinde olacağından, yanlışişleme dayanılarak yapılmış ödemelerin sebepsiz olduğu da ileri sürülemeyecek ve geri istenmesi mümkünolmayacaktır…” VI. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 20. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN,Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 08/07/2024tarihli toplantısında, dosyanın usul yönünden incelenmesi sonunda; 21. 2247 sayılı Kanun'un24. maddesi hükmüne göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:uyuşmazlık yaratanhükümlerin, adli ve idari yargı mercileri tarafından verilmesi, konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,her iki kararın da kesinleşmiş olması,kararlarda davanın esasının hükme bağlanması, kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesinin arandığını; 22. Bu madde kapsamında, hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen adli ve idari yargı kararlarınınincelenmesinden; ortada, adli ve idari yargı yerlerince davanın esası hakkında verilmiş ve kesinleşmiş kararlar bulunduğu;Ş.K'a 5.239,27 TL özel hizmet tazminatının fazla ödendiğinden bahisle, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Strateji GeliştirmeBaşkanlığı tarafından, fazla ödenen özel hizmet tazminatına ilişkin olarak çıkarılan 5.239,27 TL kişi borcunun tahakkukettirilmesine ilişkin 17/03/2017 tarih ve ...12876 sayılı işlem ile bu işlemin dayanağı olan 17/01/2017 tarih ve ...77 sayılıişlemlerin iptali istemiyle adı geçen tarafından idari yargı yerinde dava açılırken; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca fazlaödeme toplamı 5.239,27 TL'nin tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açıldığı; bu anlamda davaların konu vesebeplerinin yanında, taraflarının da aynı olduğunu; 23. Ankara 14. İdare Mahkemesince, davacı Ş.K'a özel hizmet tazminatının fazla ödendiğinden bahisle5.239,27 TL borç çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verildiğini; 24. Öte yandan, Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından, Ş.K lehine sonuçlanan kararın istinafincelemesi sonucunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesince kaldırılması üzerine, Ankara 35. AsliyeHukuk Mahkemesi tarafından yeniden hüküm kurularak verilen kararda; davalıya (Ş.K'a) fazladan ödenen özel hizmettazminatının toplam tutarı olan 5.239,27 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya (Sanayi ve TeknolojiBakanlığına) ödenmesine karar verildiğini; 25. Buna göre; özel hizmet tazminatı ile ilgili Ankara 14. İdare Mahkemesindeyapılan yargılama sonucu idariişlemin iptaline karar verilirken, Ankara 35. Asliye Hukuk Mahkemesinde idari işlemin hukuka uygun olduğuna veidarece istenilen alacağın tahsiline karar verilmiştir. Böylelikle adli ve idari yargı yerlerindeki çelişkili kararlar nedeniylehakkın yerine getirilmesi olanaksız hale geldiğini;26. Bu durumda, 2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde açıklandığı üzere; fazla ödendiği ileri sürülen toplam
5.239,27 TL özel hizmet tazminatı ile ilgili olarak tarafları, konusu ve dava sebebi aynı olan ve kesinleşmiş kararlararasında hüküm uyuşmazlığı doğduğundan, kararlar arasında çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız halegeldiğini belirterek; "A- Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28/02/2019 tarih ve E.2017/1183, K.2019/506 sayılı kararı ileAnkara 35. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/05/2022 tarih ve E.2021/808, K.2022/262 sayılı kararı arasında,2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiği anlaşıldığından hüküm uyuşmazlığıbulunduğuna,B- 2247 sayılı Kanun'un 25. maddesi hükümleri uyarınca:a) İdari Yargılama Usulü Kanunu gözetilerek Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçeve eklerinin 30 gün içinde cevap verilmek üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bildirilmesine, verilen cevabınkarşı tarafa tebliği suretiyle dosyanın tekemmülünün sağlanmasına,b) Usulü işlemler tamamlandıktan ve esas hakkındaki rapor yazıldıktan sonra Başkanlıkça belirlenecekgünde işin esasının görüşülmesine" oy birliği ilekarar vermiştir. 27. Bunun üzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçe karşı tarafa tebliğ edilmiş; yasalsüresi içerisinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı vekilince verilen cevap dilekçesinde; davalarını sebepsiz zenginleşmeyedayalı olarak açtıkları, davacıya yapılan hatalı ödemenin idarenin bir şart tasarrufuna dayanmadığı; idari yargıda açılandavanın ise fazla ödemenin iadesi yönündeki idari işlemin iptaline ilişkin olduğu, bu nedenle 2247 sayılı Kanun'un 24.maddesinde öngörülen şekildehüküm uyuşmazlığının doğmadığı savunularak, başvurunun reddine karar verilmesitalepedilmiştir. B. Esasın İncelenmesi 28. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, EyüpSARICALAR, Seyfi HAN Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan07/10/2024 tarihli toplantısında: 29. Başvuru dilekçesi ve ekleri, uyuşmazlığa konu edilen kararlara ilişkin dava dosyaları, ilgili Başsavcılarındüşünce yazıları, dayanılan Kanun kuralları, taraflarca verilen dilekçe ve ekleri ile Raportör-Hakim SüleymanARIDURU'nun hazırladığı rapor okunup incelendikten ve ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet SavcısıHalil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın yazılı düşünceler doğrultusundaki açıklamaları alındıktansonra, gereği görüşülüp düşünüldü: 30. Hüküm uyuşmazlığına ilişkin olay, Sanayi veTeknoloji Bakanlığında hemşire olarak görev yapan Ş.K'a,15/11/2006-14/11/2016 tarihleri arasında, özel hizmet tazminatının fazla ödendiğinden bahisle 5.239,27 TL borççıkarılmasından kaynaklanmaktadır. 31. Davacı Ş.K, 5.239,27 TL kişi borcunun dayanağı 17/01/2017 tarih ve 53496172-020/77 sayılı işleminiptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. Bu işlem 17/03/2017 tarih ve ... E.12876 sayılı yazı ekindegönderilenBorç Bildirimi ve Tebliğ Belgesiyle birlikte 22/03/2017 tarihinde adı geçene tebliğ edilmiş; yukarıda ayrıntılı olarakyazıldığı üzere, Ankara 14. İdare Mahkemesinde yapılan yargılama sonucu idari işlemin iptaline karar verilmiştir. 32. Öte yandan, davacı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından, hataen yapılan fazla ve yersiz ödemeninsebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalı Ş.K'dantahsili amacıyla adli yargı yerinde dava açılmış; Ankara 12.Asliye Hukuk Mahkemesince, idare mahkemesinde verilen iptal kararı da dikkate alınarak davanın reddine kararverilmesine karşın; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırıpdosyanın yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermiş, bunun üzerine Ankara35. Asliye Hukuk Mahkemesi yeniden hüküm kurarak, fazla ödenen 5.239,27 TL’nin davalı kişiden tahsili ile davacıidareye ödenmesine kesin olarak karar vermiştir. 33. Konuya ilişkin mevzuat kapsamında, Bakanlık İç Denetim Birimi Başkanlığının Destek Hizmetleri DairesiBaşkanlığında yaptığı denetimde, idarede hemşire olarak görev yapan Ş.K'ın maaşını oluşturan kalemlerde, 2006-2016yılları arasında özel hizmet tazminatına ilişkin tutarlar hesaplanırken, puan ve oranlarda hata yapıldığı, örneğin 2500yerine 2900 puan; %145 yerine %180 oranı üzerinden hesaplamaya gidilerek ödeme yapıldığıanlaşılmaktadır. Taraflararasında, fazla ödemenin kaynağı olarak gösterilen denetim raporlarında ve yapılan hesaplamalarda hata veya yanlışlıkolduğu konusunda herhangi bir çekişme bulunmamaktadır. 34. Buna karşılık,idari yargıda davacı adli yargıda davalı olan Ş.K'a15/11/2006-14/11/2016 tarihleri arasındahataya düşülerek, maaşındaki özel hizmet tazminatının ödemesinin fazla yapıldığı; adı geçenin söz konusu ödemelerinyapılması konusunda hilesi veya gerçek dışı beyanının bulunmadığı anlaşılmıştır. 35. Bu bakımdan, parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazlaödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesi ile 5018 sayılıKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesi kapsamında sayılıp sayılamayacağı yönündendeğerlendirilmesi gerekmektedir. 36. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesindeki düzenleme ile, devlet memurlarının görevleri
sırasında sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı sorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceği açıklanmış olmakla birlikte;mali hakları düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilen zararın tahsilini düzenleyen bu madde ile çözümlenmesi mümkünbulunmamaktadır. 37. Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücret farkıödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususunagelince; 5018 sayılı Kanun'un yukarıda açıklanan 71. maddesinde öncelikle kamu zararının tanımı yapılmış, sonrasındakamu zararının belirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somut uyuşmazlığa bakıldığında ise, bu maddekapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmek mümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan bir ödemeninyapılması değil mevzuatta öngörülen bir ödemenin yapılması sırasında idarece hataya düşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi mümkün değildir. 38. Bu durumda kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alımında 5018 sayılı Kanun öncesindeolduğu gibi Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 tarihli, E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararınınuygulanması gerektiği açıktır. 39. Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla beraber, getirdiği ilkelerinidari işlemlerin geri alınmasına dair genel ilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk, açık hata, memurungerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı işlemini her zaman geri alabilecek, ancak bunun dışındakalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresi içinde geri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idari istikrar vehukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır. 40. Olayda; İdarece, hemşire Ş.K'a yersiz ödenen özel hizmet tazminatı tutarının mevzuat hükümlerinin yanlışyorumlandığından bahisle geri alınmak istenildiği dikkate alındığında, idarenin açık hataya düştüğünden söz edilemeyeceğigibi, söz konusuödemelerde, davacının hilesi veya gerçek dışı beyanının da olmadığı görülmektedir. 41. Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22/12/1973 gün ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiği sonucunaulaşılmakla, dava açma süresi geçtikten sonra, idarenin ancak yok hükmündeki idari işlemleri ile ilgililerin gerçeğe aykırıbeyanı veya hilesi nedeniyle veya açıkça hataya düşerek tesis ettiği idari işlemlerini geri alabileceği, dava konusu işlemdeise sayılan şartların hiçbirisi bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Ankara 14. İdareMahkemesi kararının hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. 42. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak; Ankara 35. Asliye Hukuk Mahkemesinin12/05/2022 tarih ve E.2021/808, K.2022/262 sayılı kararının kaldırılmasına; Ankara 14. İdare Mahkemesinin28/02/2019 tarih ve E.2017/1183, K.2019/506 sayılı kararının benimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine karar verilmiştir. VII. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Ankara 35. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/05/2022 tarihli ve E.2021/808, K.2022/262 sayılı kararınınKALDIRILMASINA, B. Ankara 14. İdare Mahkemesinin 28/02/2019 tarih ve E.2017/1183, K.2019/506 sayılı KARARININKABULÜNE, C. Bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE, 07/10/2024 tarihinde, Üye Doğan AĞIRMAN'ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Doğan
Eyüp
Seyfi
YAŞAR
AĞIRMAN
SARICALAR
HAN
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN
KARŞI OY Uyuşmazlık, Sanayi veTeknoloji Bakanlığında hemşire olarak görev yapan Ş.K'a, 15/11/2006 - 14/11/2016tarihleri arasında, özel hizmet tazminatının fazla ödendiğinden bahisle,5.239,27 TL'nin geri istenilmesine ilişkindir.Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun benzer konuda verdiği kararında "İdarenin, yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıödediği meblağı her zaman gerialabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalı ödemenin yapıldığı tarihtenbaşlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğibelirtilmiş olup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıylahukuka aykırı işlemine, idare edilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idariişlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeyeolanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler için süre düşünülemeyeceği, bu ödemelerinher zaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar vekanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerinancak dava süresi içinde geri alınabileceği" vurgulanmıştır (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 22.12.1973 tarih veE., 1968/8, K. 1973/14).Daha önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benzer bir davada vermiş olduğu kararında; "Burada çözümebağlanan sorun; intibak ve hatalı terfi işlemi gibi bir şart tasarrufun sonradan idare tarafından geri alınmasıhalinde, daha önce bu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılmış olan fazla ödemelerin sebepsiz zenginleşmehükümleri uyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerine göre mümkün olup olmadığı konusu ile ilgili olup,sonuçta yokluk ile mutlak butlan durumları ayrık olmak ve kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile sebebiyetvermemiş olması kaydıyla, idarenin yanlış şart tasarrufu (özellikle yanlış intibak işlemini) ancak iptal davasısüresi içinde geriye yürür şekilde geri alabileceği, bu süre geçtikten sonra yanlış tasarrufun geri alınması halindegeri alma gününe kadar doğmuş durumların, parasal sonuçları da dâhil olmak üzere, hukuken kazanılmışdurum olarak tanınması gerektiği, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceği içtihatedilmiştir. Bu içtihadı birleştirme kararının, idare tarafından yapılan bütün ödemelere uygulanması halinde,idarenin haksız iktisap kurallarından hiçbir zaman yararlanamaması ve memurların yapmış oldukları bütünhatalı ödemelerin idare tarafından gerek Ödeme yapılan kişilerden gerekse ödemeyi yapan görevlilerden gerialınamaması gibi bir sonuç doğurur ki, idareyi işlemez ve iş göremez bir duruma sokacak olan böyle bir sonucunhukukça savunulması mümkün değildir. Bu nedenle içtihadı birleştirme kararının kapsamı dışında kalan veherhangi bir şart tasarrufa ayartmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafından Borçlar hukukunun haksıziktisap kurallarına dayanılarak geri istenebileceğinin kabulü gerekir" gerekçesiyle direnme hükmünün bozulmasınakarar vermiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 5.12.1984 tarih ve 1982/ 13 - 387 E, 1984/997 Karar sayı ilamı).Yine benzer konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği emsal kararında; "Dava konusu fazla ödemenin,idarenin bir şart tasarrufuna dayanmadığı, salt hatalı ödemeden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.TBK. m. 77/1' e göre; zenginleşen başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebep olmaksızınelde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir.Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya daborçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardanhangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri vermeborcu altındadır.Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren biryanılmadır.HGK' nun 05.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E. - 1984/997 K.sayılı kararı ile herhangi bir salt tasarrufadayanmayan salt hatalı ödemenin idare tarafından BK' nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geriistenebileceği açıklanmıştır.…………. İdare Mahkemesinin ………….. tarihli ve ………. esas, ………….. sayılı kararı ile idare işlemiödeme tarihinden itibaren 60 günlük yasal süre geçtikten sonra istenemeyeceği gerekçesiyle iptal edilmiş olup,yukarıda yazılı olduğu üzere şart tasarrufa dayanmayan dava konusu ödeme için sebepsiz zenginleşmehükümleri uyarınca araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılıgerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 18.5.2017 tarih, Esas No: 2016/458, Karar No: 2017/7568).
Sebepsiz zenginleşme hükümleri Borçlar Kanununda düzenlenmiştir.Uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 61. maddesine göre;"Madde 61 - Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur.Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan birsebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır."Bu maddenin karşılığı olarak düzenlenmiş 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 77. maddesine göre;"Madde 77 - Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, buzenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş birsebebe dayanması durumunda doğmuş olur."Bu maddelere göre, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşmeye"sebepsiz zenginleşme" denir. Sebepsiz zenginleşen kimse, bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiği kimseye geri vermekzorundadır. Dolayısıyla sebepsiz zenginleşme bağımsız bir borç kaynağıdır (Fikret Eren - Borçlar Hukuku GenelHükümler - Ankara 2018 - Sayfa 864 vd., Haluk. N. Nomer - Borçlar hukuku Genel Hükümler - İstanbul 2013 -Sayfa 201 vd.).Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa baktığımızda, idarece yapılan yersiz ödemenin Borçlar Hukukuçerçevesinde sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddüt bulunmamaktadırBuna göre 15/11/2006 - 14/11/2016 tarihleri arasında, yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinin aksine,özelhizmet tazminatının ödemesinin hataen yapıldığı konusunda tereddüt bulunmadığından, ödenen miktarın geri istenilmesininkoşullarının mevcut olduğu görülmektedir.Açıklanan tüm bu nedenlerle, Ş.K'a, 15/11/2006 - 14/11/2016 tarihleri arasında, yersiz olarak ödenenözelhizmet tazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olduğunun saptanması karşısında; yersiz ödemeningeri alınmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın sonunda işlemin iptaline karar veren Ankara 14. İdareMahkemesinin kararının kaldırılmasına; hukuk ve usule uygun bulunanAdli Yargıya ait Ankara 35. Asliye HukukMahkemesinin kararının kabulü ve bu surette hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle,sayın çoğunluğun idari yargı kararının benimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi yolundaki kararınakatılmıyorum. Üye Doğan AĞIRMAN