T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2023/360KARAR NO : 2024/343
KARAR TR : 07/10/2024ÖZET: Yersiz olarak ödenen "özel hizmettazminatının" geri istenilmesine ilişkin idari işleminhukuka uygun olmadığının saptanması karşısında;yersiz ödemenin geri alınması için idarece açılan alacakdavası sonunda, davanın kabulüne ilişkin Ankara 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/11/2021 tarih veE.2018/358, K.2021/437 sayılı kararınınKALDIRILMASINA,hukuk ve usule uygun bulunanAnkara 17. İdare Mahkemesinin 17/05/2018 tarih veE.2017/1113, K.2018/1014 sayılı KARARININKABULÜNE ve bu suretle HÜKÜMUYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE kararverilmesi hk. K A R A R Hüküm UyuşmazlığınınGiderilmesini İsteyen(İdari yargıda DavacıAdli Yargıda Davalı) : N.KVekili : Av. N.AKarşı Taraf : Sanayi ve Teknoloji BakanlığıVekili : Av. Z. Ö
I. İDARİ YARGIDA DAVA SÜRECİ
A. Dava Konusu Olay 1. Davacı N.K'nın vekili, 04/05/2017 tarihinde açtığı dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlıktahemşire olarak görev yaptığını, 1998 yılında lise mezunu olarak çalışmaya başladığını ve 2004 yılında lisans diplomasıalıp bunu davalı kuruma ibraz ederek maaş farkı aldığını, müvekkile çalışmakta olduğu Sanayi ve Teknoloji BakanlığıStrateji Geliştirme Başkanlığınca 17/03/2017 tarih ve ...12876 sayılı işlemle eğitim durumu farkından doğan özel hizmettazminatının fazla ödendiği iddiasıyla 19.362,20 TL borç tahakkuk ettirildiğini, bu borcun temel nedeninin de müvekkilinmezuniyetinin, yapmakta olduğu işle ilgisinin bulunmamasından kaynaklandığının ifade edildiğini, bu borcun açıkcahukuka aykırı olması sebebiyle, 27/03/2017 tarih 12417 sayılı dilekçeyle bakanlığın ilgili birimine itiraz edildiğini,öncelikle itiraz dilekçesinde de belirttikleri gibi her şeyden evvel cezaya dayanak hukuki sebeplerin yerinde olmayıp,müvekkile fazladan yapılan bir ödeme bulunmadığını, müvekkile yapılan tüm ödemelerin yasal olduğunu, böyle bir borcunvarlığını kabul etmek anlamına gelmemekle birlikte farazi olarak bir an için müvekkile fazla ödeme yapıldığı düşünülsedahi, bu ödemenin idare tarafından iade alınabilmesi için Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli veE.1968/68, K.1973/14 sayılı kararında belirttiği üzere; yersiz ve fazla ödemeye memurun gerçek dışı beyanı veya hilesiya da idareyi aldatıcı belge ibraz etmesi, idarece yapılan işlemin, işlem yapıldığı tarih itibariyle idare hukuk yönündenyoklukla malul olması ve özel hukuk yönünden de mutlak butlanla sakıt olması, yahut hatanın memurun kolaycaanlayabileceği kadar açık olmasına rağmen idareye bildirmemesi hallerinden en az birinin bulunması gerektiğini; iş buiptale konu işleme dayanak bulgu paylaşım formunun "neden" başlıklı bölümünden de varsa dahi fazla ve yersizödemenin nedeninin "idarece gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi, kontrol sisteminin etkin bir şekildeyürütülmemesi, idarece oranların hatalı olarak belirlenmesi, verilerin bilişim sistemine hatalı olarak girilmesi"olarak belirtildiğini, bu sayılan hallerin yukarıda belirtilen, iade alınması için gereken hallerden olmadığı açık olmasınarağmen ilgili idari birimin bu temel hususları dikkate almayarak 20/04/2017 tarih ve ...298 sayılı yazısıyla itirazlarınıreddettiğini, davalının, 20/04/2017 tarih ve ...298 sayılı yazısında ret sebebi olarak "personelin aylık gelir vegiderlerini gösteren maaş bordrosuna gerek elektronik sistemler ve internet aracılığıyla gerekse de ilgilitahakkuk personeli vasıtasıyla ulaşabileceğini, benzer unvan kadronun elde ettiği maaş ile kendi maaşlarınıkolayca kıyaslayabileceğini, dolayısıyla kendisine her ay hataen yapılan fazla ve yersiz ödemeyi tespitedebileceğini ve idareyi haberdar edebileceğini" belirttiğini, müvekkilin maaşında, öğrenimini başarıyla tamamlamasısonucunda, eğitim seviyesinin yükselmesi sebebiyle bir artış olması gerektiğini, nitekim müvekkilin de temelde bu artış içinlisans diploması aldığını ve aldığı bu diplomanın, davalı tarafından kabul edilerek müvekkile maaş farkı yansıtıldığını,maaştaki artışın doğru olduğu düşünceleri saklı kalmak üzere, bir an için farazi olarak bu artışın yanlış olduğu kabul edilsedahi ilk olarak herhangi bir kurum veya kuruluşta çalışan bir kişiden tüm mesai arkadaşlarının maaşlarını araştırmayaparak, maaş bordrolarını inceleyerek öğrenmesini beklemenin hukuken ve ahlaken mümkün olmadığını, bir kişininmesai arkadaşlarının gelirlerini incelemesinin, müvekkilden beklenemeyecek bir durum olmasından da öte malum olduğuüzere normal hayatta ayıp sayılacak bir davranış olarak bile kabul edilebilir nitelikte istisnai bir davranış türü olduğunu,idari birimin müvekkilden yapılmasını beklediği bu incelemenin, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun açıkca saydığı
hallerde geçen "hatanın memurun kolayca anlayabileceği kadar açık" ifadesine uygun düşmediğini, diğer yandan biran için müvekkilin mesai arkadaşlarının gelir pusulalarını incelediği, kendisine fazladan yapılan bir ödemenin bulunduğuhalde menfaat temin etmek için bunu davalı idareye bildirmediği düşünülse dahi, aynı kadroda bulunan, maaşı daha azyattığı kabul edilen ve bundan da kolayca haberdar olduğu varsayılan diğer personelden hiç birinin bu duruma itirazetmemiş olmasının, davalı idarenin memurların birbirlerinin ücret pusulalarını kolayca kontrol edebilecekleri teziniçürüterek, memurların bu hatayı fark etmemesinin ve durumu idareye bildirmemesinin ne kadar doğal bir durum olduğunugösterdiğini, ifade ederek; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından, fazla ödenen özelhizmet tazminatına ilişkin olarak çıkarılan 19.362,20 TL kişi borcunun tahakkuk ettirilmesine ilişkin 17/03/2017 tarih ve...12876 sayılı işlem ile bu işlemin dayanağı olan 17/01/2017 tarih ve ...77 sayılı işlemlerin iptali istemiyle Sanayi veTeknoloji Bakanlığına karşı 04/05/2017 tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır. B. Yargılama Aşamaları 2. Ankara 17. İdare Mahkemesi 17/05/2018 tarih ve E.2017/1113, K.2018/1014 sayılı kararı ile, davakonusu işlemin iptaline karar vermiş, davalı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7.İdari Dava Dairesi 27/09/2018 tarih ve E.2018/998, K.2018/1095 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddine kesinolarak karar vermiştir. İdare Mahkemesi kararının ilgili kısmı şöyledir: “Dava dosyasının incelenmesinden; davalıBakanlık İç Denetim Birimi Başkanlığının DestekHizmetleri Dairesi Başkanlığında yaptığı denetimde, davalı İdarede hemşire olarak görev yapandavacıya, maaşında özel hizmet tazminatı ile iş güçlüğü, iş riski, temininde güçlük zamlarının fazlaödendiğinin tespit edildiği, bu tespite istinaden davacıya 19.362,20 TL borç çıkarılmasına ilişkin17/03/2017 tarihli ve E.12876 sayılı işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Davalı idarenin savunma dilekçesi ve ekinde gönderilen bilgi ve belgelerin tetkikinden,davacının,davacıya yersiz ve fazla ödenen özel hizmet tazminatı ve yan ödeme aylıklarına ilişkin adliyargıda dava açılmadığı ve icra takibine başlanılmadığı, yersiz olduğu iddia edilen ödemelerin gerialınmasına dayanak olarak Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K:1973/14 sayılıkararından bahsedildiği görülmektedir.Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun yukarıda aktarılan 22.12.1973 gün ve E:1968/8,K:1973/14 sayılı kararından,idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde, süre aranmaksızın hatalı ödediği meblağı (genel hükümlere göre zamanaşımı süresi içinde)her zaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalı ödemeninyapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonraistirdat edilemeyeceği, bu şekilde yapılmış olan ödemlerinsebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarakgeri istenemeyeceği, idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idare edilenlerin gerçek dışıbeyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımaktaise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyibu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanak bulunmadığı ve bu işlemleredayanılarak yapılan ödemelerin (genel zamanaşımı süresi içinde)her zaman geri alınabileceği; ancakbunun dışındaki hatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kuralolduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerin dava açma süresi içindegeri alınabileceğianlaşılmaktadır.Bu durumda, davacının, davalı idarede 15.05.2009 tarihinde göreve başladığı, 15.05.2009tarihinden itibaren maaşında özel hizmet tazminatı ile iş güçlüğü, iş riski, temininde güçlük zamlarınındaha fazla ödenmeye başlandığı, 2009 yılı itibariyle aynı konumda olan kamu görevlilerine, farklıkurumlarda farklı miktarlarda maaş ödemesinin yapıldığı, davaya konuolan fazla ödemenin, Bakanlığınİç Denetim Birimi Başkanlığının, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığında yaptığı denetimde tespitedilebildiği, davacıya yapılan yersiz ödemenin, basitbir inceleme ile anlaşılabilecek bir hata olmamasınedeniyle açık hata olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığı gibi, davacının gerçek dışı beyanı veyahilesi bulunduğunun da davalı idarece ortaya konulamadığı hususları karşısında idare ve idari yargıyerleri yönünden bağlayıcı nitelikte olan ve yukarıda anılan Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulukararında benimsenen ilkeler karşısında, söz konusu miktarın davacıdan İçtihadı Birleştirme Kararındabelirtilen süre içinde geri alınması gerekirken, bu süreler geçirildikten sonra 15.05.2009 -15.10.2016tarihleri arasında yapılan hatalı ödemeden 17.03.2017 tarihli işlemle davacı sorumlu tutularakdavacıdan tahsili yoluna gidilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline...” II. ADLİ YARGIDA DAVA SÜRECİ
A. Dava Konusu Olay 3. Davacı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı vekili dilekçesinde; Bakanlık İç Denetim Birimi Başkanlığınca,Bakanlığın Destek Hizmetleri Daire Başkanlığının maaş, yolluk ve fazla mesai ödeme işlemleri hakkında yapılan denetimneticesinde hazırlanan 29/12/2016 tarih E.48872 sayılı denetim raporunda, davalıya özel hizmet tazminatı, iş riski, işgüçlüğü zamları kaynaklı 19.362,20 TL'nin fazla/haksız olarak ödendiğinin tespit edildiğini; 5018 sayılı Kamu MaliYönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 60. maddesinin (e) bendi ile ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkukettirmek, gelir ve alacakları takip ve tahsil işlemlerini yürütmekle görevli Strateji Geliştirme Başkanlığınca söz konusualacağa ilişkin borçlandırma işlemi yapıldığını, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığının onayı ve maaş dönemleri itibariyle
hesapladığı tutarlar esas alınarak "Borç Bildirimi ve Tebliğ Belgesi"nin Strateji Geliştirme Başkanlığınca hazırlandığı veilgilisine tebliğ edilmek üzere Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığına iletildiğini, tebliğ sürecinin tamamlandığını; davalının,borç bildirimi ve tebliğ belgelerini imzalamasıyla, haksız olarak edinilen vemal varlığında haksız ve hukuki dayanaktanyoksun şekilde gerçekleşen artışı kabul ettiğini; hataen yapılan fazla ve yersiz ödemenin anlaşılarak idarenin haberdaredilebileceğini, fazla ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili için bu davanın açıldığını ifade ederek;toplam 19.362,20 TL'nin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyleN.K'ya karşı 27/06/2018 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır. B. Yargılama Aşamaları 4. Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 30/11/2021 tarih ve E.2018/358, K.2021/437 sayılı kararı ile,davanın kabulü ile 19.362,20 TL’nin temerrüt tarihi olan 22/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktedavalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermiş, davalı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine Ankara Bölge AdliyeMahkemesi 24. Hukuk Dairesi 15/03/2023 tarih ve E.2023/407, K.2023/488 sayılı kararı ile davalı vekilinin istinafbaşvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının ilgili kısımları şöyledir: "Mahkememizde açılan dava fazla yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesindetahsili talebidir.Ankara 17.İdare Mahkemesinin 2017/113 Esas-2018/1014 Karar sayılı ilamı incelendiğindedavacının Nale Köybaşı, davalının Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, davanın davamıza konu olan alacağınödenmesine dair Bakanlık tarafından N.K'na ödenenfazla ödemelerin iadesine dair işlemin iptali olduğuve mahkeme tarafından işlemin iptaline karar verildiği, davalı bakanlık tarafından istinaf yolunabaşvurulduğu ve Ankara Bölge İdare Mahkemesin 7.İdari Dava Dairesinin 2018/998 Esas-2018/1095Karar sayılı ilamı ile kararın kesin olmak üzere onandığı görülmüştür.Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu birlikte incelendiğinde davanın davacı Bilim Sanayi veTeknoloji Bakanlığında hemşire unvan ile çalışmakta bulunan davalı N.K hakkında davacı Bakanlığın İçDenetim Birimi Başkanlığınca düzenlenmiş bulunan 30/11/2016 tarih ve 2016/16 rapor numaralı denetimraporuna göre davalı adına 15/11/2006 - 15/10/2016 tarihleri dahil maaşında yapılmış bulunanfazlaödenenözel hizmet tazminatı ve yan ödeme tutarları toplamı olan 19.362,20 TL'nın tahsili için davaaçılmış olduğu, söz konusu denetim raporunun İç Denetim Birimi Başkanlığınca 29/12/2016 tarih ve48872 sayılı yazıları ile Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığına gönderildiği, Destek Hizmetleri DairesiBaşkanlığınca' 17/01/2017 tarih ve 77 sayılı olurla, "...gerçekleştirilen denetim sonucunda düzenlenen29/12/2016 tarih ve E.48872 sayılı denetim raporunda belirtilen bulgularda yersiz yan ödeme aylığıödenen ...Hemşire N.K....hakkında kişi borcu oluşturulmasına..." şeklinde olur alındığı, kişi borcuna aitborç bildirimi ve tebliğ belgesinin davalıya 22/03/2017 tarihinde tebliğ edildiği, denetim raporundandavalı N.K'ya yapılan fazla ödemelerin tarih ve miktarlarının ise; 15/11/2006 - 15/12/2008 tarihleriarasında 3.093,29 TL ,15/01/2009- 15/12/2010 tarihleri arasında 3.339,98. TL, 15/01/2011 - 15/12/2012tarihleri arasında 3.895,10. Tl,15/01/2013 - 15/12/2014 tarihleri arasında 4.457,27 TL ve 45/01/2015 -15/10/2016 tarihleri arasında 4.579,56.Tl olduğu, davalı hemşireye her ay maaşıyla birlikte ödenen özelhizmet tazminatı oranın % 97 olarak ödendiği, ödenmesi gereken özel hizmet tazminatı oranının ise % 72olması gerektiği, yan ödeme tazminat puanları toplamının ise 1550 puan üzerinden ödendiği, ödenmesigereken yan ödeme tazminat puanı toplamının ise 1200 olması gerektiği ve de dava konusu fazlaödemenin, idarenin bir şart tasarrufuna dayanmadığı, salt hatalı ödemeden kaynaklandığıanlaşılmaktadır.TBK. m.77/1'e göre; zenginleşen başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebepolmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı;TBK. m. 79 ve 80'de"aynen geri verme ilkesi"negöre düzenlenmiştir.Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene yada borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşmebunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafakarşı geri verme borcu altındadır.Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geriisteyebilir. Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığınıgösteren bir yanılmadır.HGK'nun 05.12.1984 tarih ve 1982/13-387 E.-1984/997 K. sayılı kararı ile herhangi bir salttasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemenin idare tarafından BK'nun sebepsiz zenginleşme kurallarınagöre geri istenebileceği açıklanmıştır.Ankara 17. İdare Mahkemesinin 2017/113 Esas- 2018/1014 Karar sayılı ilamı kararı iledavacınındavalı idarede 15/05/2009 tarihinde göreve başladığı, 15/05/2009 tarihinden itibaren maaşında özelhizmet ile iş güçlüğü, iş riski, temininde güçlük zamlarının daha fazla ödenmeye başlandığı, 2009 yılıitibariyle aynı konumda olan kamu görevlilerine farklı kurumlarda farklı miktarlarda maaş ödemesininyapıldığı davaya konu olan fazla ödemenin, Bakanlığın İç Denetim Birimi Başkanlığının, DestekHizmetleri Dairesi Başkanlığında yaptığı denetimde tespit edilebildiği, davacıya yapılan yersiz ödemeninbasit bir inceleme ile anlaşılabilecek bir hata olmaması nedeniyle açık hata olarak nitelendirilmesimümkün olmadığı gibi, davacının gerçek dışı beyanı veya hilesi bulunduğunun da davalı idarece ortayakonulamadığı hususları karşısında idare ve idari yargı yerleri yönünden bağlayıcı nitelikte olan veyukarıda anılan Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararında benimsenen ilkeler karşısında, sözkonusu miktarın davacıdan İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen süre içinde geri alınması gerekirken
bu süreler geçirildikten sonra 15/05/2009 - 15/10/2016 tarihleri arasında yapılan hatalı ödemeden17/03/2017 tarihli işlemle davacı sorumlu tutularak davacıdan tahsili yoluna gidilmesinde hukukauygunluk bulunmadığı gerekçesiyledava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise dedavacınındavakonusu19.362,20 TL yi temerrüte düştüğü tarih olan 22.04.2017 tarihinden ( borcun davalıya22.03.2017 tarihinde tebliğ edildiği ve 1 aylık ödeme süresi tanındığı dikkate alındığında ) itibaren yasalfaiz ile davacıya ödemesi gerektiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir... " III. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK 5. İdari yargı yerinde davacı, adli yargı yerinde davalı olan N.K vekili, 20/04/2023 tarihli dilekçe ile; Ankara17. İdare Mahkemesinin kesinleşen kararından sonra, davalı idarenin,tarafları konusu ve sebebi aynı uyuşmazlık ile ilgiliolarak, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtığını ve mahkemenin davanın kabulüne karar verdikten sonrakararın kesinleşmesi üzerine ortaya hüküm uyuşmazlığı çıktığını belirterek; İdare Mahkemesi kararı benimsenmeksuretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmek üzere adli yargı yerinebaşvuru dilekçesi vermiş, talep üzerine adli yargı yerince başvuru dilekçesi adli ve idari yargı dosyalarının asılları ilebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir. 6. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca 2247 sayılı Kanun'un 24. ve 16. maddelerine göre ilgili Başsavcılarınyazılı düşünceleri istenilmiştir. IV. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCELERİ A. Danıştay Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi 7. Danıştay Başsavcısı; kararlar arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ve İdare Mahkemesi kararıbenimsenmek suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi gerektiği yönünde yazılı düşünce bildirmiştir. Başsavcılık yazılıdüşüncesinin ilgili kısmı şöyledir: "...USÛLE İLİŞKİN İNCELEME :2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluşu ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 24. maddesinde; adlîve idarî yargı mercileritarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynıkonuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzündenhakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığının kabul edileceği,ilgili kişiveya makamın Uyuşmazlık Mahkemesine başvurarak hüküm uyuşmazlığının giderilmesiniisteyebileceği kurala bağlanmıştır.Bu kanunî düzenlemeye göre hüküm uyuşmazlığının varlığı için;a)Uyuşmazlık bulunduğu ileri sürülen hükümlerin, adlî ve idarî yargı mercilerince verilmesi,b) Konusu, sebebi ve taraflarından en az birinin aynı olması,c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,d) Davaların esasının hükme bağlanmış bulunması,e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız bulunması şartlarınınbirlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden; ortada adlî ve idarî yargıyerlerince verilmiş ve kanun yollarına başvurularak kesinleşmiş kararlar bulunduğu, davanın konusu,sebebi ve taraflarının aynı olduğu, her iki kararda da davanın esasının hükme bağlandığı, idarî yargıda,davacıya, 15/11/2006-15/06/2016 tarihleri arasında maaşında yersiz olarak yapılmış bulunan özel hizmettazminatı ve yan ödeme tutarı karşılığı toplam 19.362,20 TL'nin bir ay içinde geri ödenmesi gerektiğinibelirten 17/03/2017 tarihli işlemin iptal edilmesine karşılık; adlî yargıda, söz konusu idarî işleme konututarın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıyaödenmesine karar verildiği anlaşılmakta olup, kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin mümkün olmaması karşısında, adlî ve idarî yargı kararları arasında hüküm uyuşmazlığıbulunduğu sonucuna varılmıştır.MADDÎ OLAY:Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı İç Denetim Birimi tarafından, personelin maaş ve fazla mesai ödemeişlemleri kapsamında gerçekleştirilen denetim sonucunda düzenlenen 30/11/2016 tarihli ve 2016/16 sayılıdenetim raporunda;bazı personele fazla ve yersizözel hizmet tazminatı, yan ödeme aylığı, aile yardımı,yabancı dil tazminatı ve ek gösterge aylığı ödendiği, bu bağlamda Bakanlıkta 1998 yılında lise düzeyindehemşire olarak göreve başlayıp, 2004 yılında Açık Öğretim Fakültesi İktisat Fakültesinden mezun olarakbu görevine devam eden N.K'ya, bitirdiği yükseköğretim programının, sağlık hizmetleri sınıfınaatanılabilecek meslekî bir üst öğrenim sayılmadığı için, "lise ve dengi meslekî sağlık öğrenimi görmüş"olanlar için öngörülenpuanlar üzerinden özel hizmet tazminatı ile iş güçlüğü zammı, iş riski zammı,temininde güçlük zammı ödenmesi gerekirken, "meslekî yüksek öğrenim görmüş" olan personel içinöngörülen puanlar üzerinden ödeme yapılmak suretiylefazla ve yersiz olarak ödeme yapıldığının tespitedilmesi üzerine, 15/11/2006-15/06/2016 tarihleri arasında fazladan yapılan ödeme tutarı olan19.362,20 TL'nin 30 gün içerisinde ödenmesi gerektiğinin 17/03/2017 tarihli yazıyla adı geçenebildirildiği anlaşılmıştır.İLGİLİ MEVZUAT657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesinin "sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık
hizmetleri sınıfı" başlıklı bölümünde sayılan unvanlar arasında "hemşire" unvanına da yer verilmiş, 152.maddesinde; niteliği ve çalışma şartları bakımından güç olan işlerde çalışanlara iş güçlüğü zammı, hayatve sağlık için tehlike arzeden hizmetlerde çalışanlara iş riski zammı, temininde, görevde tutulmasındaveya belli yerlerde istihdam edilmesinde güçlük bulunan elemanlar için temininde güçlük zammıödenebileceği, sağlık hizmetleri sınıfına ait kadrolarda görevli olup da, bu görevleri ile ilgili olmayan birüst öğrenimi bitirenler için, önceki öğrenim durumlarına ait özel hizmet tazminatı oranlarının esasalınacağı kurumların sağlık hizmetleri sınıfına ait kadrolarında bulunanlardan, bulundukları hizmetsınıflarına atanılabilecek meslekî bir üst öğrenimi bitirenlere, cetvellerde ayrıca belirtilen istisnâîdurumlar hariç olmak üzere, kariyerleri (meslekî üst öğrenimleri) esas alınarak zam ve tazminatödeneceği; kadroları sağlık hizmetleri sınıfında bulunanlardan, bulundukları hizmet sınıflarından birkadroya atanılamayacak herhangi bir üst öğrenimi bitirenlere bitirdikleri üst öğrenimden dolayı zam vetazminat ödenmeyeceği, Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 160 seri nolu Genel Tebliğin "E-Uygulamaya ilişkin Ortak Açıklamalar" Bölümünün 3. maddesinde "kadroları sağlık hizmetlerisınıflarında bulunan personelden, bulundukları hizmet sınıflarına atanılabilecek meslekî bir üst öğrenimibitirerek, diploma veya çıkış belgelerini kurumlarına ibraz edenlere, intibak işlemlerinin yapılıpyapılmadığına bakılmaksızın, belgelerin kuruma ibrazını takip eden ay başından geçerli olmak üzere, îtâamirlerinden alınacak ödeme onayı ile, cetvellerde ayrıca belirtilen istisnâî durumlar hariç olmak üzerebitirilen aynı sınıfla ilgili meslekî üst öğrenimin karşılığı olan zam ve tazminatlar ödenecek, bunlar içinayrıca yıl içinde kontrol işlemi yapılmayacaktır." kuralı yer almış, madde sonunda verilen örnekte; lisedengi meslekî sağlık öğrenimi görmüş olup, sağlık hizmetleri sınıfında “hemşire” kadrosunda görevyapan ve Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesine bağlı Sağlık Kurumları İşletmeciliğiProgramından mezun olan personelin, anılan programın Yükseköğretim Kurulu tarafından sağlıkpersoneli önlisans programları statüsünde kabul edilmemesi nedeniyle, meslekî sağlık yüksek öğrenimgörmüş olanlar için öngörülen zam ve tazminatlardan yararlandırılmayacağı belirtilmiştir.HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:Hukukî güvenlik ilkesi, kişilerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin debu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.Hukukî güvenlik ilkesinin bir unsuru olan idarî tasarrufların makable şamil olmaması (geçmişe etkiliolmaması) ilkesi, müesses vaziyetlerle müktesep hakları korumak ve hukukî münasebetlerde istikrarsağlamak ihtiyaç ve zaruretinden doğmuş sosyal bir hayat kaidesidir. (DURAN Lütfi, İdare HukukuMeseleleri, 1964, s. 403).Yerleşmiş (müesses) durumların hataen doğmuş olsalar ve hak teşkil etmeseler bile, her zaman geriyeyürür şekilde ortadan kaldırılabilmeleri, istikrarı ve toplumun güven hissini sarsar, kamu düzeninizedeler. Hukuka aykırı işlemin ilgili kişi lehine doğurduğu hukukî durumların ilelebet tartışma konusuyapılması sakıncalıdır. Dolayısıyla belirli bir süre geçtikten sonra bu hukukî durumların korunmasında,meşrû yararları olan ilgililerin korunmasını, yani hukukî durumların dokunulmazlığını kabul etmekgerekir. (TAN Turgut, İdarî İşlemin Geri Alınması, 1970, s. 60).Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27/01/1973 tarihli, E.1972/6, K.1973/2 sayılıkararında; idare hukukuna ilişkin anlaşmazlıklara idare hukuku kurallarının uygulanmasının gerekliolduğu, sebepsiz zenginleşmede sebep ile bunun sonuçlarını ayırmak gerektiği, eğer bu sebep idarehukukuna ilgilendiren bir sebep ise muteber olup olup olmadığının idare hukuku ilkelerine göreçözümlendikten sonra sonuçlarının tayin ve tespitinde Borçlar Kanununun uygulanacağı, ancak sebepsizzenginleşmenin sonuçlarına Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanabilmesi için idare hukukunda buhükümlerin aksine hüküm bulunmaması gerektiği, başka bir ifadeyle Borçlar Kanunu hükümlerinin idarehukukunda hüküm bulunmadığı hallerde tamamlayıcı hüküm olarak uygulanabileceği, idareninmahkemeye başvurmadan re'sen istirdada kalkması hâlinde Danıştayın anlaşmazlığı çözmek için idarehukuku kurallarını uygulayacağı, idarenin fazla ödemeleri memurun aylığından kesmeyip mahkemeyebaşvurması hâlinde anlaşmazlık aynı olduğu hâlde bu kez idare hukuku kurallarının değil de BorçlarKanunu kurallarının uygulanması ve belki de tamamen aksi sonuca varılmasının adalet ve hukukdüzeninin kabul edemeyeceği bir duruma yol açacağı, hukuk alanında istikrar ve güvenin ise temelilkelerden olduğu, onun için anlaşmazlık sebebi idare hukukunu ilgilendiren bir sebep ise bu çelişkiyiönlemek, ikili sonuca varma ihtimalini ortadan kaldırmak, uygulamada yeknesaklığısağlamak için işleminait bulunduğu hukuk dalı kurallarının uygulanmasının zorunlu olduğu, bu itibarla, idarenin yanlışişlemini geri alması üzerine geri alma tarihine kadar ödediği fazla paraların sebepsiz zenginleşmehükümlerine göre tahsilini istemesi davalarında yanlış işlemin geri alınıp alınamayacağı ve geri alınabilsedahi geçmişteki durumların hukukça tanınması gerekip gerekmediği ve bunun sonucu olarak ödenmişparaların geri istenip istenemeyeceğikonusundaki sorunun idare hukuku kurallarından faydalanılarakçözümlenmesi gerektiği, sebepsiz zenginleşme davasının hakkaniyete dayanan bir dava olduğu, kişiyi(özellikle intibaklarda memuru) ilelebet durumun değiştirilebileceği endişesi içinde bırakmak ve yanlışişlemin doğuşunda hiç bir payı bulunmayan (iyi niyetle zenginleşen) kişiyi aldığını geri verdikten sonra,bu yanlış işlem ve ivazsız kazandırma olmasa idi bulunacağı durumdan daha kötü bir duruma düşürmeninhakkaniyet ilkesi karşısında savunulamayacak bir tutum olacağı, müktesep hak (kazanılmış hak) ilemüesses durum (yerleşmiş, kazanılmış durum) kavramları arasında fark bulunduğu, kazanılmış hakkınhukuka uygun bir işlemden doğacağı ve bu işlem geri alınsa bile ilerisi için de devam edeceği, yerleşmiş(kazanılmış) durum kavramının ise hukuka aykırı bir işlemin belirli bir süre geçtikten sonra geri alınmasıüzerine artık ilerisi için işlemin hüküm ifade etmeyeceğini, fakat geçmişte kalan durumun da tanınmasıgerektiğini ifade ettiği, yani işlemin ilerisi için değiştirildiği, düzeltildiği anlamına geleceği, onun içinhukuka aykırı (yanlış) işlem dava süresi geçtikten sonra geri alınırsa sonrası için kişiye hak
bahşetmeyeceği, yalnızca geçmişteki durumun parasal da olsa tanınması sonucunu doğuracağı, bu süregeçtikten sonra idare yanlış işlemini geri alsa bile geçmişteki durumlar artık "kazanılmış durumlar"niteliğinde olacağından, yanlış işleme dayanılarak yapılmış ödemelerin sebepsiz olduğunun ilerisürülemeyeceği ve geri istenmesinin mümkün olmayacağı, fakat, bunun ancak iyi niyetli kişiler içingeçerli olduğu, eğer idarenin yanlış işlem yapmasına kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi sebebiyetvermiş ise, bu yanlış işlemi idarenin her zaman bir süre şartına bağlı olmaksızın geriye yürürşekilde gerialabileceği, belirtilmiştir.Danıştay içtihatları birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 tarihli ve E:1968/8, K:1973/14 sayılıkararında da; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hâllerinde sürearanmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceğibelirtilmiş olup, anılan kararda "(...) İstikrar, kanunîlik ve kamu yararı kuralları yanında iyi niyet kuralıüzerinde de önemle durulmuştur. İdarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı terfi veya intibak işlemineidare edilenin gerçek dışı beyanı veya hilesi sebep olmuşsa veyahut geri alınan idarî tasarruf yokdenilebilecek bir illetle malûlse yahut bir terfi veya intibakta idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata mevcutsa ve idareyi haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye imkân yoktur.Binenaleyh bu kararlara dayanılarak yapılan kanunsuz ödemeler için süre düşünülemez ve her zamanistirdat olunabilir. Ancak bunun dışında kalan hatalı ödemeler için memurun iyi niyeti istikrar vekanuniyet kadar önemli bir kural olduğundan yukarıda yazılan istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerdava açma süresi içinde istirdat edilebilir." gerekçesine yer verilmiştir.Hatalı idarî işlemlerin geri alınmasına ilişkin olarak Yargıtay ve Danıştayca alınaniçtihadıbirleştirmekararları Devlet memurlarının intibak ve terfi işlemlerine ilişkin olmakla birlikte, bukararlarda belirtilen ilkeler, hatalı idarî işlemlerin geri alınması hususunda kıyasen uygulama alanıbulabilecek genel ilkeler olduğundan, hukuka aykırı idarî işlemlere dayalı olarak elde edilenkazanımların geri alınıp alınamayacağına ilişkin bu ilkelerden somut olayın özellikleri dikkate alınmaksuretiyle yararlanılması mümkündür.Dosyanın incelenmesinden; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında lisemezunu hemşire kadrosunda görevyapmakta iken Açık Öğretim Fakültesi İktisat Fakültesinden mezun olanN.K'ya 17/04/2006 tarihli ve2006/10344 sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu KararınınI sayılı Cetvelinin C Sağlık Hizmetleri Bölümünün 3. maddesinin a) bendinde yer alan "Meslekî SağlıkYüksek Öğrenim Görmüş Olanlar" için öngörülen iş güçlüğü zammı, iş riski zammı, temininde güçlükzammı olmak üzere toplam 1550 puan üzerinden yan ödeme tazminatı; özel hizmet tazminat oranlarınınbelirlendiği II Sayılı Cetvelin F Sağlık Hizmetleri Bölümünün 6. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde yeralan "Meslekî Sağlık Yüksek Öğrenim Görmüş" sağlık personeli için öngörülen97 puan üzerinden deözel hizmet tazminatı ödendiği, ancak; lise mezunu olarak görev yapmakta iken mezun olduğu yükseköğretim programının, bulunduğu hizmet sınıfına atanılabilecek meslekî bir üst öğrenim olmamasınedeniyle, "lise dengi meslekî sağlık öğrenimi görmüş sağlık personeli" için öngörülen, iş güçlüğü zammı,iş riski zammı, temininde güçlük zammı olmak üzeretoplam 1200 puan, özel hizmet tazminatının ise 72puan üzerinden hesaplanarak ödeme yapılmasıgerektiği, bu durumun Bakanlığın İç Denetim Birimitarafından gerçekleştirilen denetim sonucunda düzenlenen 30/11/2016 tarihli denetim raporuyla tespitedilmesi üzerine, adı geçene 15/11/2006-15/06/2016 tarihleri arasında yersiz ödenen toplam 19.362,20TL borcun ödenmesinin 17/03/2017 tarihli yazıylabildirildiği, fazla ödeme yapılması konusunda adıgeçenin hilesi veya gerçek dışı beyanı bulunduğuna ilişkin bir iddianın idarece ileri sürülmediğianlaşılmaktadır.Hemşire kadrosunda görev yapan N.K'ya 9 yıl 7 ayda toplam 19.362,20 TL fazla ödemeyapıldığından, aylık gelirine oranı oldukça az olan uyuşmazlığa konu fazla ödeme tutarı adı geçeninkolayca anlayabileceği kadar açık bir hata olarak nitelenemeyeceği için idareyi haberdar etmemesinedeniyle iyi niyetli olmadığından söz edilemeyeceği gibi, bu ödemenin yapılmasında herhangi bir hilesiveya idareyi yanıltıcı beyanı bulunmadığından ve Yargıtay İçtihadıBirleştirme Kurulukararındabelirtildiğiüzere idare yanlış işlemini geri alsa bile, iyiniyetli memurlar bakımından geçmişteki durumlarartıkmüesses (yerleşmiş) durum niteliğinde olacağı için yanlış işleme dayanılarak yapılmış ödemelerinsebepsiz zenginleşme teşkil ettiği ileri sürülemeyeceğinden, davacı lehine oluşan müessesdurumun yoksayılması sonucunu doğuracak şekilde ilk ödeme tarihinden 10 yıl 4 ay, son ödeme tarihinden ise 9 aysonra geri istenilmesinin hukukî güvenlik ilkesiyle bağdaşır bir yönü bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesince verilen karar sonucu itibarıyla hukuka uygunbulunduğundan, bu gerekçeyle İdare Mahkemesi kararı benimsenmek suretiyle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.SONUÇ :1- Ankara 17. İdare Mahkemesinin 17/05/2018 tarihli ve E:2017/1113, K:2018/1014 sayılı kararı ileAnkara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/11/2021 tarihli ve E:2018/358, K:2021/437 sayılı kararıarasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğuna;2- Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/11/2021 tarihli ve E:2018/358, K:2021/437 sayılıkararınınkaldırılmasına;3- Ankara 17. İdare Mahkemesinin 17/05/2018 tarihli ve E:2017/1113, K:2018/1014 sayılı kararınınbelirtilen gerekçeyle benimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesininuygun olacağı düşünülmektedir." B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi
8. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı; kararlar arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ve idare mahkemesikararının benimsenmesi istemiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi gerektiği yönünde yazılı düşünce bildirmiştir.Başsavcılık yazılı düşüncesinin ilgili kısmı şöyledir: "...Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinde, ortada, adli ve idari yargıyerlerince verilmiş ve kanun yollarına başvurularak şeklen kesinleşmiş; taraflarından en az birinin aynıolduğu kararların bulunduğu ve tüm kararlarda da davanın esasının hükme bağlandığı ve kanunyollarının tüketildiği anlaşılmıştır.Hüküm uyuşmazlığına konu Ankara 17. İdare Mahkemesi kararında, davacıya yapılan özel hizmettazminatı ve iş güçlüğü, iş riski, temininde güçlük zamlarının yasal faiziyle birlikte iade edilmesine ilişkinişlemin iptaline karar verilmesine karşın, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi kararında, söz konusuödemenin yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği anlaşılmakla, iki karar arasında oluşan çelişkinedeni ile hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiği, bu duruma göre, söz konusu adli ve idariyargı kararları arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğu kabul edilmelidir.Dava dosyalarının incelenmesinden; yapılan denetim sonucunda, hemşire olan davacıya özel hizmettazminatı ve iş güçlüğü, iş riski, temininde güçlük zamlarının hatalı olarak ödendiğinin tespit edildiği,17.03.2017 tarihli işlemde, 15.11.2006-15.06.2016 dönemini kapsayan dönemde tarafına yersiz ödemeyapıldığı belirtilerek, söz konusu dönemde yersiz ödemenin yasal faiziyle birlikte iadesinin istenildiğianlaşılmaktadır. Hüküm uyuşmazlığı oluştuğu anlaşılan adli ve idari yargı kararlarına bakıldığında,N.K'na bu dönemde yapılan dava konusu ödemenin yersiz olduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.Her iki yargı kararında da, idarenin zarara uğradığı ve haksız ödeme yapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklı şekillerde çözümlenmiş olması hüküm uyuşmazlığınaneden olmuştur.Bu noktada, kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alımında Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun (İBK) 22.12.1973 tarihli ve 1968/8 E., 1973/14 K. sayılı kararının uygulanmasıgerekmektedir. Anılan kararda, idarenin; yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde süre aranmaksızın kanunsuz ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, belirtilen istisnalardışında kalan hatalı ödemelerin geri alınmasının hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzeredava açma süresi içinde mümkün olduğu, bu süre geçtikten sonra geri alınamayacağı esasa bağlanmıştır.Bu kararla konulan ilkeye göre davacının sebep olduğu bir hata, hile ya da gerçek dışı beyansöz konusuolmadığı halde fazla yapıldığı iddia edilen ihtilaf konusu ödemenin, ödendiği tarihten itibaren ancak2577 sayılı Kanun'da dava açma süresi olarak öngörülen 60 gün içinde geri alınabileceği, bu süregeçtikten sonra idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği idarenin bu tutarı geri alamayacağı kabuledilmelidir.Olayda, davacıya yersiz ödendiği tespit edilen dava konusu ödemelerin mevzuatın yanlışyorumlandığından bahisle geri alınmak istenildiği dikkate alındığında, davacının söz konusu ödemelerinyapılması konusunda hilesi veya gerçek dışı beyanının bulunmadığı, bu sebeple idarenin açık hatayadüştüğünden söz edilemeyeceği anlaşılmaktadır.Bu itibarla, Danıştay İBK'nın anılan kararı uyarınca, mevzuat hükümlerinin davalı idare tarafındanyanlış yorumlanması sebebiyle davacıya yapılan ödemelerde, davacının hilesi ve gerçek dışı beyanolmadığından, yersiz ödendiği tespit edilen dava konusu ödeme tutarının en son ödemenin yapıldığıtarihten itibaren 60 günlük sürenin geçirilmesinden sonra talep edildiği gerekçesiyle dava konusu işleminiptali yönünde verilen kararın hukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır.SONUÇ:Ankara 17. İdare Mahkemesinin 17.05.2018 tarihli ve 2017/1113 E., 2018/1014 K. sayılı kararı ileAnkara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli ve 2018/358 E., 2021/437 K. sayılı kararıarasında hüküm uyuşmazlığının bulunduğunun kabulüne,Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli ve 2018/358 E., 2021/437 K. sayılıkararının kaldırılmasına;Ankara 17. İdare Mahkemesinin 17.05.2018 tarihli ve 2017/1113 E., 2018/1014 K. sayılı kararınınbenimsenmesine,Karar verilmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesinin mümkün olduğu düşünülmektedir..." V. İLGİLİ HUKUK A. Mevzuat 9. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişisel sorumluluk ve zarar” başlıklı 12. maddesi şöyledir: “(Değişik: 12/5/1982 - 2670/5 md.) Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmekve kendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak içingerekli tedbirleri almak zorundadırlar.Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararınilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır. Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiğitarihte en alt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brüt aylığının yarısını geçmeyen zararlar,kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.”
10. Aynı Kanun'un, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesi ile "Zam ve Tazminatlar" başlığıaltında yeniden düzenlenen, 152. maddesinin (II) "Tazminatlar" başlıklı fıkrasında; görevin önem, sorumluluk ve niteliği,görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar göz önüne alınarak buKanunda belirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarının bu maddede belirtilen oranlarıaşmamak üzere Bakanlar Kurulunca(2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 ncimaddesiyle “Bakanlar Kurulunca” ibareleri “Cumhurbaşkanınca” şeklinde, “Bakanlar Kurulu” ibaresi“Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.) belirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde tazminat olarak ödeneceğiöngörülmüş, ödenecek tazminatlar, farklı adlar altında ve farklı kapsamdaki personele ödenebilecek şekilde ayrı ayrıbelirtilmiş; bunlar arasında özel hizmet tazminatıile diğer zam ve tazminatlarada yer verilmiştir. 11. Anılan Kanun maddesi uyarınca 05/05/2006 tarihli ve 26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin 17.4.2006 günlü, 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu Kararının "Bazı özel durumlara ilişkin esaslar"başlıklı 4. maddesinde, Karara ekli I, II ve III sayılıcetvellerde yer alan zam ve tazminatların ödenmesinde uyulacak esasların neler olduğugösterilmiş; "Cetvellerin kontrol,onay ve dağıtım usulü" başlıklı 5. maddesinde ise, belirtilen usule göre hazırlanan zam ve tazminatların, belirtilenmerciler tarafından kontrol edilen cetvellere ve dağılım listelerine göre ödeneceğine ilişkin hususlara yer verilmiştir. 12. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71. maddesi şöyledir: “(Değişik birinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veyaihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağındaartışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.Kamu zararının belirlenmesinde;a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,Esas alınır.(Değişik üçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlamaveya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatınagöre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat,onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bufiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.(Değişik son fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararının, bu zarara neden olan kamugörevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Maliye Bakanlığınınteklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” (2/7/2018 tarihli ve 703sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 213 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “Maliye Bakanlığının teklifiüzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak” ibaresi “Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan” şeklindedeğiştirilmiştir.) B. Yargı Kararları 13. Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8 K.1973/14 sayılı kararında özetle;İdarenin, hatalı terfi veya intibak işlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına, bir mahkeme kararına lüzum olmadankarar verilebileceği ve bu karara karşı açılacak davaların çözümünün Danıştay’ın görevi içinde olduğu; İdarenin, yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın terfi veya intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği; belirtilen istisnalar dışında kalan ödemelerin istirdadının, hatalı ödemenin yapıldığıtarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve dava açma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğikabul edilmiştir. Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılan haksız ödemelerin dava açmasüresi içerisinde istenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veyahilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabul edilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da bu doğrultuda istikrarbulmuştur. 14. Benzer konudaki bir Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararına da değinmekte yarar görülmektedir. 27/01/1973tarih ve E.1972/6, K.1973/2 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının sonuç kısmı şöyledir: “ 1- Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile de sebebiyetvermemiş olmak kaydıyla idarenin yanlış şart tasarrufunu (özellikle yanlış intibak işlemini), ancak iptaldavası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa bu süre içinde yahut iptal davası açılmışsa davasonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine,
2-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriye yürür şekilde geri alınamayacağına,3-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geri alınması halinde geri alma gününe kadar doğmuşdurumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiğine,4-Bu nedenle yanlış işlemin (intibakın) bu süreler geçtikten sonra geri alınması durumunda, gerialma gününe kadar ödenmiş bulunan fazla paraların (aylıkların) hukuken geçerli bir nedenle ödenmişbulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, artık sebepsiz zenginleşme söz konusu olamayacağından,sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceğine ve içtihadların bu yoldabirleştirilmesine…” 15. Anılan kararın gerekçesinde, şu değerlendirmelerde bulunulmaktadır: “…Yukarıdan beri yapılan açıklama ve incelemelerden anlaşılacağı gibi, yanlış bir şart tasarrufunidare tarafından geri alınmasından dolayı ödenmiş fazla paraların geri istenmesi davalarında, kamuyararı ile kişisel yararı uzlaştıracak, kamu ve hukuk düzenini sarsmayacak, aksine, bunlara güven vedevamlılık sağlayacak nitelikte en adil ve hukuki bir norm olarak iptal davası süresini, genel olarakyanlış şart tasarrufu, geriye yürür şekilde geri almak için bir sınır olarak kabul etmek, bu süre geçtiktensonra tasarrufun ancak ilerisi için hüküm ifade edecek şekilde geri alınabileceği, daha doğrusu ilerisiiçin değiştirilebileceği, tarzında bir sonuca varmak gerekir. Belirtilen süreler geçtikten sonra idare yanlıştasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlar artık kazanılmış durum niteliğinde olacağından, yanlışişleme dayanılarak yapılmış ödemelerin sebepsiz olduğu da ileri sürülemeyecek ve geri istenmesi mümkünolmayacaktır…” VI. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 16. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN,Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 08/07/2024tarihli toplantısında, dosyanın usul yönünden incelenmesi sonunda; 17. 2247 sayılı Kanun'un24. maddesi hükmüne göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:uyuşmazlık yaratanhükümlerin, adli ve idari yargı mercileri tarafından verilmesi, konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,her iki kararın da kesinleşmiş olması,kararlarda davanın esasının hükme bağlanması, kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesinin arandığını; 18. Bu madde kapsamında, hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen adli ve idari yargı kararlarınınincelenmesinden; ortada, adli ve idari yargı yerlerince davanın esası hakkında verilmiş ve kesinleşmiş kararlar bulunduğu;N.K'ya 19.362,20 TL özel hizmet tazminatı, iş riski ve iş güçlüğü zamlarının fazla ödendiğinden bahisle, fazla ödemeyeilişkin olarak çıkarılan 19.362,20 TL kişi borcunun tahakkuk ettirilmesine ilişkin 17/03/2017 tarih ve ...12876 sayılıişlem ile bu işlemin dayanağı olan 17/01/2017 tarih ve ...77 sayılı işlemlerin iptali istemiyle adı geçen tarafından idari yargıyerinde dava açılırken; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nca fazla ödeme toplamı 19.362,20 TL'nin tahsili istemiyle adliyargı yerinde dava açıldığı; bu anlamda davaların konu ve sebeplerinin yanında, taraflarının da aynı olduğunu; 19. Ankara 17. İdare Mahkemesi'nce, davacı N.K'ya özel hizmet tazminatı, iş riski ve iş güçlüğü zamlarınınfazla ödendiğinden bahisle 19.362,20 TL borç çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyleişlemin iptaline karar verildiğini; 20. Öte yandan, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararda; davalıya (N.K'ya) fazladanödenen özel hizmet tazminatı, iş riski ve iş güçlüğü zamlarının toplam tutarı olan 19.362,20 TL'nin yasal faizi ile birliktedavalıdan tahsili ile davacıya (Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na) ödenmesine karar verildiğini; 21. Buna göre; özel hizmet tazminatı, iş riski ve iş güçlüğü zamları ile ilgili olarak Ankara 17. İdareMahkemesinde yapılan yargılama sonucu idari işlemin iptaline karar verilirken, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesindeidari işlemin hukuka uygun olduğuna ve idarece istenilen alacağın tahsiline karar verilmiştir. Böylelikle adli ve idari yargıyerlerindeki çelişkili kararlar nedeniyle hakkın yerine getirilmesi olanaksız hale geldiğini; 22. Bu durumda, 2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde açıklandığı üzere; fazla ödendiği ileri sürülen toplam19.362,20 TL özel hizmet tazminatı, iş riski ve iş güçlüğü zamları ile ilgili olarak tarafları, konusu ve dava sebebi aynı olanve kesinleşmiş kararlar arasında hüküm uyuşmazlığı doğduğundan, kararlar arasında çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız hale geldiğini belirterek; "1- Ankara 17. İdare Mahkemesinin 17/05/2018 tarih ve E.2017/1113, K.2018/1014 sayılı kararı ileAnkara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/11/2021 tarih ve E.2018/358, K.2021/437 sayılı kararı arasında,2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiği anlaşıldığından hüküm uyuşmazlığıbulunduğuna,2- 2247 sayılı Kanun'un 25. maddesi hükümleri uyarınca:
a) İdari Yargılama Usulü Kanunu gözetilerek Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçeve eklerinin 30 gün içinde cevap verilmek üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bildirilmesine, verilen cevabınkarşı tarafa tebliği suretiyle dosyanın tekemmülünün sağlanmasına,b) Usulü işlemler tamamlandıktan ve esas hakkındaki rapor yazıldıktan sonra Başkanlıkça belirlenecekgünde işin esasının görüşülmesine" oy birliği ilekarar vermiştir. 23. Bunun üzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçe karşı tarafa tebliğ edilmiş; yasalsüresi içerisinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı vekilince verilen cevap dilekçesinde; davalarını sebepsiz zenginleşmeyedayalı olarak açtıkları, davacıya yapılan hatalı ödemenin idarenin bir şart tasarrufuna dayanmadığı; idari yargıda açılandavanın ise fazla ödemenin iadesi yönündeki idari işlemin iptaline ilişkin olduğu, bu nedenle 2247 sayılı Kanun'un 24.maddesinde öngörülen şekildehüküm uyuşmazlığının doğmadığı savunularak, başvurunun reddine karar verilmesitalepedilmiştir. B. Esasın İncelenmesi 24. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, EyüpSARICALAR, Seyfi HAN, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan07/10/2024 tarihli toplantısında: 25. Başvuru dilekçesi ve ekleri, uyuşmazlığa konu edilen kararlara ilişkin dava dosyaları, ilgili Başsavcılarındüşünce yazıları, dayanılan Kanun kuralları, taraflarca verilen dilekçe ve ekleri ile Raportör-Hakim SüleymanARIDURU'nun hazırladığı rapor okunup incelendikten ve ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet SavcısıHalil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın yazılı düşünceler doğrultusundaki açıklamaları alındıktansonra, gereği görüşülüp düşünüldü: 26. Hüküm uyuşmazlığına ilişkin olay, Sanayi veTeknoloji Bakanlığında hemşire olarak görev yapan N.K'ya,15/11/2006-15/06/2016 tarihleri arasında, özel hizmet tazminatının fazla ödendiğinden bahisle 19.362,20 TL borççıkarılmasından kaynaklanmaktadır. 27. Davacı N.K, 19.362,20 TL kişi borcunun dayanağı 17/01/2017 tarih ve 53496172-020/77 sayılı işleminiptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. Bu işlem 17/03/2017 tarih ve ... E.12876 sayılı yazı ekindegönderilenBorç Bildirimi ve Tebliğ Belgesiyle birlikte 22/03/2017 tarihinde adı geçene tebliğ edilmiş; yukarıda ayrıntılı olarakyazıldığı üzere, Ankara 17. İdare Mahkemesinde yapılan yargılama sonucu idari işlemin iptaline karar verilmiştir. 28. Öte yandan, davacı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından, hataen yapılan fazla ve yersiz ödemeninsebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalı N.K'dan tahsili amacıyla adli yargı yerinde dava açılmış; Ankara 4.Asliye Hukuk Mahkemesi fazla ödenen 19.362,20 TL’nin davalı kişiden tahsili ile davacı idareye ödenmesine kararvermiş, davalı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi 15/03/2023tarih ve E.2023/407, K.2023/488 sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak kararvermiştir. 29. Konuya ilişkin mevzuat kapsamında, Bakanlık İç Denetim Birimi Başkanlığının Destek Hizmetleri DairesiBaşkanlığında yaptığı denetimde, idarede hemşire olarak görev yapan N.K'nın maaşını oluşturan kalemlerde, 2006-2016 yılları arasında özel hizmet tazminatına ilişkin tutarlar hesaplanırken, puan ve oranlarda hata yapıldığı, örneğin 2500yerine 2900 puan; %145 yerine %180 oranı üzerinden hesaplamaya gidilerek ödeme yapıldığıanlaşılmaktadır. Taraflararasında, fazla ödemenin kaynağı olarak gösterilen denetim raporlarında ve yapılan hesaplamalarda hata veya yanlışlıkolduğu konusunda herhangi bir çekişme bulunmamaktadır. 30. Buna karşılık,idari yargıda davacı adli yargıda davalı olan N.K'na15/11/2006-15/06/2016 tarihleriarasında hataya düşülerek, maaşındaki özel hizmet tazminatının ödemesinin fazla yapıldığı; adı geçenin söz konusuödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçek dışı beyanının bulunmadığı anlaşılmıştır. 31. Bu bakımdan, parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazlaödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesi ile 5018 sayılıKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesi kapsamında sayılıp sayılamayacağı yönündendeğerlendirilmesi gerekmektedir. 32. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesindeki düzenleme ile, devlet memurlarının görevlerisırasında sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı sorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceği açıklanmış olmakla birlikte;mali hakları düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilen zararın tahsilini düzenleyen bu madde ile çözümlenmesi mümkünbulunmamaktadır. 33. Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücret farkıödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususunagelince; 5018 sayılı Kanun'un yukarıda açıklanan 71. maddesinde öncelikle kamu zararının tanımı yapılmış, sonrasındakamu zararının belirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somut uyuşmazlığa bakıldığında ise, bu madde
kapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmek mümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan bir ödemeninyapılması değil mevzuatta öngörülen bir ödemenin yapılması sırasında idarece hataya düşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi mümkün değildir. 34. Bu durumda kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alımında 5018 sayılı Kanun öncesindeolduğu gibi Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 tarihli, E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararınınuygulanması gerektiği açıktır. 35. Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla beraber getirdiği ilkelerinidari işlemlerin geri alınmasına dair genel ilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk, açık hata, memurungerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı işlemini her zaman geri alabilecek, ancak bunun dışındakalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresi içinde geri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idari istikrar vehukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır. 36. Olayda; İdarece, hemşire N.K'na yersiz ödenen özel hizmet tazminatı tutarının mevzuat hükümlerinin yanlışyorumlandığından bahisle geri alınmak istenildiği dikkate alındığında, idarenin açık hataya düştüğünden söz edilemeyeceğigibi, söz konusuödemelerde, davacının hilesi veya gerçek dışı beyanının da olmadığı görülmektedir. 37. Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22/12/1973 gün ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiği sonucunaulaşılmakla, dava açma süresi geçtikten sonra, idarenin ancak yok hükmündeki idari işlemleri ile ilgililerin gerçeğe aykırıbeyanı veya hilesi nedeniyle veya açıkça hataya düşerek tesis ettiği idari işlemlerini geri alabileceği, dava konusu işlemdeise sayılan şartların hiçbirisi bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Ankara 17. İdareMahkemesi kararının hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. 38. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak; Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin30/11/2021 tarih ve E.2018/358, K.2021/437 sayılı kararının kaldırılmasına; Ankara 17. İdare Mahkemesinin17/05/2018 tarih ve E.2017/1113, K.2018/1014 sayılı kararının benimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine karar verilmiştir. VII. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/11/2021 tarih ve E.2018/358, K.2021/437 sayılı kararınınKALDIRILMASINA, B. Ankara 17. İdare Mahkemesinin 17/05/2018 tarih ve E.2017/1113, K.2018/1014 sayılı KARARININKABULÜNE, C. Bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE, 07/10/2024 tarihinde, Üye Doğan AĞIRMAN'ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Doğan
Eyüp
Seyfi
YAŞAR
AĞIRMAN
SARICALAR
HAN
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN
KARŞI OY Uyuşmazlık, Sanayi veTeknoloji Bakanlığında hemşire olarak görev yapan N.K'na, 15/11/2006 - 15/06/2016tarihleri arasında, özel hizmet tazminatının fazla ödendiğinden bahisle,19.362,20 TL'nin geri istenilmesine ilişkindir.Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun benzer konuda verdiği kararında "İdarenin, yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıödediği meblağı her zaman gerialabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalı ödemenin yapıldığı tarihtenbaşlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğibelirtilmiş olup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıylahukuka aykırı işlemine, idare edilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idariişlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeyeolanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler için süre düşünülemeyeceği, bu ödemelerinher zaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar vekanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerinancak dava süresi içinde geri alınabileceği" vurgulanmıştır (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 22.12.1973 tarih veE., 1968/8, K. 1973/14).Daha önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benzer bir davada vermiş olduğu kararında; "Burada çözümebağlanan sorun; intibak ve hatalı terfi işlemi gibi bir şart tasarrufun sonradan idare tarafından geri alınmasıhalinde, daha önce bu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılmış olan fazla ödemelerin sebepsiz zenginleşmehükümleri uyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerine göre mümkün olup olmadığı konusu ile ilgili olup,sonuçta yokluk ile mutlak butlan durumları ayrık olmak ve kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile sebebiyetvermemiş olması kaydıyla, idarenin yanlış şart tasarrufu (özellikle yanlış intibak işlemini) ancak iptal davasısüresi içinde geriye yürür şekilde geri alabileceği, bu süre geçtikten sonra yanlış tasarrufun geri alınması halindegeri alma gününe kadar doğmuş durumların, parasal sonuçları da dâhil olmak üzere, hukuken kazanılmışdurum olarak tanınması gerektiği, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceği içtihatedilmiştir. Bu içtihadı birleştirme kararının, idare tarafından yapılan bütün ödemelere uygulanması halinde,idarenin haksız iktisap kurallarından hiçbir zaman yararlanamaması ve memurların yapmış oldukları bütünhatalı ödemelerin idare tarafından gerek Ödeme yapılan kişilerden gerekse ödemeyi yapan görevlilerden gerialınamaması gibi bir sonuç doğurur ki, idareyi işlemez ve iş göremez bir duruma sokacak olan böyle bir sonucunhukukça savunulması mümkün değildir. Bu nedenle içtihadı birleştirme kararının kapsamı dışında kalan veherhangi bir şart tasarrufa ayartmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafından Borçlar hukukunun haksıziktisap kurallarına dayanılarak geri istenebileceğinin kabulü gerekir" gerekçesiyle direnme hükmünün bozulmasınakarar vermiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 5.12.1984 tarih ve 1982/ 13 - 387 E, 1984/997 Karar sayı ilamı).Yine benzer konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği emsal kararında; "Dava konusu fazla ödemenin,idarenin bir şart tasarrufuna dayanmadığı, salt hatalı ödemeden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.TBK. m. 77/1' e göre; zenginleşen başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebep olmaksızınelde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir.Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya daborçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardanhangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri vermeborcu altındadır.Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren biryanılmadır.HGK' nun 05.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E. - 1984/997 K.sayılı kararı ile herhangi bir salt tasarrufa
dayanmayan salt hatalı ödemenin idare tarafından BK' nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geriistenebileceği açıklanmıştır.…………. İdare Mahkemesinin ………….. tarihli ve ………. esas, ………….. sayılı kararı ile idare işlemiödeme tarihinden itibaren 60 günlük yasal süre geçtikten sonra istenemeyeceği gerekçesiyle iptal edilmiş olup,yukarıda yazılı olduğu üzere şart tasarrufa dayanmayan dava konusu ödeme için sebepsiz zenginleşmehükümleri uyarınca araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılıgerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 18.5.2017 tarih, Esas No: 2016/458, Karar No: 2017/7568).Sebepsiz zenginleşme hükümleri Borçlar Kanununda düzenlenmiştir.Uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 61. maddesine göre;"Madde 61 - Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur.Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan birsebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır."Bu maddenin karşılığı olarak düzenlenmiş 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 77. maddesine göre;"Madde 77 - Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, buzenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş birsebebe dayanması durumunda doğmuş olur."Bu maddelere göre, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşmeye"sebepsiz zenginleşme" denir. Sebepsiz zenginleşen kimse, bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiği kimseye geri vermekzorundadır. Dolayısıyla sebepsiz zenginleşme bağımsız bir borç kaynağıdır (Fikret Eren - Borçlar Hukuku GenelHükümler - Ankara 2018 - Sayfa 864 vd., Haluk. N. Nomer - Borçlar hukuku Genel Hükümler - İstanbul 2013 -Sayfa 201 vd.).Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa baktığımızda, idarece yapılan yersiz ödemenin Borçlar Hukukuçerçevesinde sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddüt bulunmamaktadırBuna göre 15/11/2006 - 15/06/2016 tarihleri arasında, yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinin aksine,özelhizmet tazminatının ödemesinin hataen yapıldığı konusunda tereddüt bulunmadığından, ödenen miktarın geri istenilmesininkoşullarının mevcut olduğu görülmektedir.Açıklanan tüm bu nedenlerle, N.K'na, 15/11/2006 - 15/06/2016 tarihleri arasında, yersiz olarak ödenenözelhizmet tazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olduğunun saptanması karşısında; yersiz ödemeningeri alınmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın sonunda işlemin iptaline karar veren Ankara 17. İdareMahkemesinin kararının kaldırılmasına; hukuk ve usule uygun bulunanAdli Yargıya ait Ankara 4. Asliye HukukMahkemesinin kararının kabulü ve bu surette hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle,sayın çoğunluğun idari yargı kararının benimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi yolundaki kararınakatılmıyorum. ÜyeDoğan AĞIRMAN