T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2023/470KARAR NO : 2024/306
KARAR TR : 07/10/2024ÖZET: Yersiz olarak ödenen "ek ödemenin" geriistenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığınınsaptanması karşısında yersiz ödemenin geri alınması içinidarece açılan alacak davası sonunda, davanın kısmenkabul, kısmen reddine ilişkin Adli Yargı yerince verilenkararın KALDIRILMASINA, hukuk ve usule uygunbulunan İdari Yargı yeri KARARININ KABULÜ ileHÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNEkarar verilmesi hk.
K A R A RHüküm UyuşmazlığınınGiderilmesini İsteyen(İdari Yargıda DavacıAdli Yargıda Davalı) : S.SVekili : Av. A. KKarşı Taraflarİdari Yargıda
: Gaziantep ValiliğiVekili : Av. A. DAdli Yargıda
: Sağlık BakanlığıVekili : Av. A. D
I. İDARİ YARGIDA DAVA SÜRECİ
A. Dava Konusu Olay 1.Davacı S. S , Aile Hekimi olarak görev yapmakta iken, davalı idarenin 15/04/2019 tarih ve 090.99 sayılıişlem ve/veya 18/05/2010 tarih ve 4959 sayılı işleminin iptali istemiyle 30/05/2019 tarihinde idari yargı yerinde davaaçmıştır. B. Yargılama Aşamaları 2. Gaziantep 2. İdare Mahkemesi 14/06/2019 tarih ve E.2019/611, K.2019/688 sayılı kararı ile, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne uygun olmayan dava dilekçesinin, anılan Kanun'un 15.maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi gereğince bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (30) gün içinde 3. maddeyeuygun şekilde düzenlenerek, eksiklikler giderildikten sonra harç alınmaksızın yeniden dava açılmakta serbest olunmaküzere reddine, dilekçenin bir nüshasının davacıya iadesine, yenilenen dilekçede aynı yanlışlıkların yapılması halindedavanın reddedileceğinin davacıya tebliğine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından, dava dilekçesinin dava konusu kısmında,15.04.2019 tarih ve 090.99 sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmekte ise de dava dilekçesininnetice-talep kısmında, 18.05.2010 tarih ve 4959 sayılı işlemin iptalinin istenildiği, zikredilen bu iki işleminhangisinin iptalinin istenildiği anlaşılamadığından dava dilekçesinin 2577 sayılı yasanın 3. maddesineuygun olarak düzenlenmediği sonucuna varılmıştır.Dava dilekçesinin yenilenmesi halinde iptali istenilen işlemin tarih ve sayısının açık ve net bir şekildebelirtilmesi, dava dilekçesinin konu kısmı ile netice-talep kısmındaki istemlerin farklılık arzetmemesi,gözönünde bulundurulmalıdır..." 3. Davacı yenilediği dilekçesiyle, Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde aile hekimi olarak görev yaparken,Gaziantep 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı emrinde görevlendirildiği dönemde kendisine döner sermaye ödenmesine ilişkinmahsuplaşma işlemi yapılmadan fazla ödeme yapıldığından bahisle 22.931,02 TL maaş borcu çıkartılmasına ilişkin15/04/2019 tarih ve 090.99 sayılı Gaziantep Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle 23/07/2019 tarihindeGaziantep 2. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. 4. Gaziantep 2. İdare Mahkemesi 29/01/2020 tarih ve E.2019/821, K.2020/105 sayılı kararı ile,davacıya yapılan ödemelerin, 22/12/1973 tarih ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı Danıştay İçtihatları Birleştirme KuruluKararı uyarınca son ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 2577 sayılı Kanun'da öngörülen dava açma süresi içinde gerialınması mümkün iken, bu süre geçirildikten çok sonra tesis edilen işlemdehukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle,
dava konusu işlemin iptaline karar vermiş, bu karara karşı istinaf isteminde bulunulmuş, Gaziantep Bölge İdareMahkemesi 4. İdari Dava Dairesi 23/09/2021 tarih ve E.2020/4443, K.2021/3035 sayılı kararı ile, İdareMahkemesince verilen karar hukuka uygun bulunduğundan, istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermiş ve bukarar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "... Anılan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararıyla idarenin yokluk, açık hata, memurungerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı ödemenin her zaman geri alınabileceği,belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin ise, ancak hatalı ödemenin yapıldığı tarihten itibarenbaşlamak üzere dava açma süresi içerisinde geri alınabileceği, bu süre geçtiken sonra ise gerialınamayacağı anlaşılmaktadır.Buna göre, yapılan ödemenin her zaman geri alınabilmesi olanağını tanıyan "açık hata" hali;yapılan ödemede, ödemenin muhatabı olan kişinin (idare edilenin) kolayca anlayabileceği kadar açık birhatanın mevcudiyetini ifade ettiği kabul edilmekte, uygulamada ise, bu tür ödemelerin çoğu kez ilgilimevzuata aykırı bir şekilde yorum hatasına dayalı olarak yapılan ödemeler şeklinde ortaya çıkmaktadır.Bu itibarla, davacıya yapılan ödemenin, hatalı olduğunun basit bir inceleme ile fark edilmeyiphesapların denetimi sonucu ortaya çıkarıldığı hususu dikkate alındığında, bu ödemenin açık hatakapsamında değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır..." II. ADLİ YARGIDA DAVA SÜRECİ A. Dava Konusu Olay 5. Davacı Sağlık Bakanlığı vekili, müvekkili idare bünyesinde aile hekimi olarak görev yapan davalınınGaziantep 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı emrinde görevlendirildiği dönemde kendisine döner sermaye ödenmesine ilişkinmahsuplaşma işlemi yapılmadan fazla ödenen 22.931,02 TL maaş ödemesinin yasal faiziyle birlikte tahsiline kararverilmesi istemiyle, adli yargı yerinde S.S 'a 16/09/2020 tarihinde dava açmıştır. B. Yargılama Aşamaları 6. Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 11/01/2023 tarih ve E.2020/245, K.2023/11 sayılı kararıile, davanın kısmen kabulü ile, toplam 12.912,30 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ve faize ilişkinistemin reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Somut olayda; davalının aile hekimi olarak davacı idare bünyesinde çalıştığı dönemde 1 Haziran2017-31 Ekim 2018 Tarihleri arasında Gaziantep 5.Zırhlı Tugay Komutanlığında Türk SilahlıKuvvetleri'ne sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Usul ve Esasların Yürürlüğe Konulmasına DairProtokol Hükümleri uyarınca sivil tabip ünvanıyla görevlendirildiği, davalıya sağlık hizmetleri tazminatıödemesi yapılırken İl sağlık müdürlüğünce yapılan döner sermaye ödemelerinin mahsup edilerek ödemegerçekleştirilmesi gerekirken mahsuplaştırma işlemi yapılmaksızın davalıya fazla ödemenin yapıldığı,davalı yapılan fazla ödemenin iadesine ilişkin uyuşmazlığın mali hakların iadesi talebine ilişkin olup,yukarıda açıklandığı gibi dava konusu alacağın idarenin bir şart tasarrufuna dayanmadığı açıktır.Ortada bir şart tasarrufu bulunmadığından, şart tasarrufun varlığı halinde uygulanacak ilkelerin somutolayda uygulama yeri yoktur.Bu durumda, dava konusu hatalı ödeme Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerinde yer alan sebepsizzenginleşme kuralları çerçevesinde istenebileceğinden, davalının fazla ödenen maaş ve döner sermayegelirini iade etmesi gereklidir.Diğer taraftan önemle belirtmek gerekirse; sebepsiz zenginleşen ister iyiniyetli ister kötüniyetli olsun,kendisinden iade talep edilmeden önce temerrüde düşmüş sayılıp sayılmayacağı irdelenmelidir.Belirtilmelidir ki, dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nda haksız fiilde vesebepsiz zenginleşmede temerrüt için ihtarın gerekmediği yolunda açık bir yasa hükmü yoktur. Ne var ki,müşterek hukukun “Gaspeden daima temerrüt halindedir” şeklindeki genel ilkesi, günümüzde deuygulama alanı bulmaktadır. Bu ilkeye göre, haksız fiilin faili ve sebepsiz zenginleşen daima temerrüthalinde bulunduğu için, zaten gerçekleşmiş olan temerrüdü sağlamak üzere alacaklının bunlara ayrıcabir ihtarda bulunması gerekmez.Öte yandan; yargılama sırasında yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117/2maddesi gereğince sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarih itibarı ile borçlu temerrüde düşmüş olur.Ancak sebepsiz zenginleşmenin iyiniyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır.Benzer bir olay nedeniyle Anayasa Mahkemesi 2014/18979 başvuru numaralı, 22/02/2018 tarihlibireysel başvuru üzerine verdiği kararında; emekli maaşının azaltılmasının (AİHM'nce uygulanan)kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük kriterine göre Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyethakkının ihlali bulunmadığı kanaatine varılmakla birlikte geçmişe yönelik borç çıkarılmasına ilişkinşikayet yönünden kanunilik ve meşru amaç yönünden bir ihlali bulunmamakla birlikte (elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşan) ölçülülük ilkesine göre (kişinin kamumakamlarını yanıltmasının söz konusu olmadığı, idarenin yasal düzenlemeleri hatalı yorumlamasındankaynaklandığı, hatalı ödemede ilgiliye herhangi bir kusur atfedilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek)idarece yersiz ödendiği tespit edilen anapara tutarının iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşkubulunmamakla birlikte alacağın başvurucudan tahsilindeki yöntemin önem arz ettiği, başvurucununanaparanın yanında faiz ödemekle de yükümlü kılınmış olmasının kusurlu davranışlarıyla orantısız bir
külfet yüklenmesi sonucunu doğurduğundan müdahalenin ölçülü olmadığını kabul etmiştir. AnayasaMahkemesinin bahsi geçen kararı ve benzer kararları (T. Bve U. Z kararları) dikkate alındığındadavalıya yapılan hatalı ödemede memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi bulunmadığı, üç yılı aşkın birsüre boyunca yüksek miktarda sayılabilecek fazla ödemeye davacının kendi kusurunun sebebiyet verdiği,idare mahkemesinde açılan davanın da kesinleşme sürecinin uzunluğundan dolayı gerek dava tarihindenve gerek dava tarihinden sonraki dönem itibariyle davalının yüklü bir miktarda faiz ödemesi zorundabırakılmasının Anayasa'nın 90. maddesi gereğince iç hukuk kuralı haline gelen AİHS Ek Protokol 1.maddesi ile Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkına orantısız müdahale niteliğindeolacağının kabulü ile hükmedilen alacağın faizsiz olarak tahsiline karar verilmelidir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: davacının aile hekimi olarak davacı idarebünyesinde çalıştığı dönemde 1 Haziran 2017-31 Ekim 2018 Tarihleri arasında Gaziantep 5.Zırhlı TugayKomutanlığında Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Usul ve EsaslarınYürürlüğe Konulmasına Dair Protokol Hükümleri uyarınca sivil tabip ünvanıyla görevlendirildiği,davalıya sağlık hizmetleri tazminatı ödemesi yapılırken İl sağlık müdürlüğünce yapılan döner sermayeödemelerinin mahsup edilerek ödeme gerçekleştirilmesi gerekirken mahsuplaştırma işlemi yapılmaksızındavalıya fazla ödemenin yapıldığı, davalı yapılan fazla ödemenin iadesine ilişkin uyuşmazlığın malihakların iadesi talebine ilişkin olup, yukarıda açıklandığı gibi dava konusu alacağın idarenin bir şarttasarrufuna dayanmadığı, ortada bir şart tasarrufu bulunmadığından, şart tasarrufun varlığı halindeuygulanacak ilkelerin somut olayda uygulama yeri olmadığı, bu durumda, dava konusu hatalı ödemeBorçlar Kanunu'nun genel hükümlerinde yer alan sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesindeistenebileceğinden, davalının fazla ödenen maaş ve döner sermaye gelirini iade etmesi gerektiğianlaşılmakla toplam 12.912,30 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yukarıda açıklanangerekçelerle fazlaya ve faize ilişkin istemin reddine..." III. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK 7. İdari yargı yerinde davacı ve adli yargı yerinde davalı olan S.S 'ın vekili, idari yargı yerinde "yersiz eködemelerin iadesine ilişkin işlemin" iptaline karar verildiği halde, adli yargı yerinde "yersiz ek ödemelerin sebepsizzenginleşme hükümleri kapsamında" kısmen kabulü ile toplam 12.912,30 TL'nin davalıdan alınarak davacıyaödenmesine karar verildiğini, kararlardan hangisinin uygulanacağı konusunda tereddüt doğduğundan ve hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahisle, ortaya çıkan hüküm uyuşmazlığının idari yargı yerinde verilen iptalkararının benimsenmesi suretiyle giderilmesi talebinde bulunmuştur. 8. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca 2247 sayılı Kanun'un 24. ve 16. maddelerine göre ilgili Başsavcılarınyazılı düşünceleri istenilmiştir. IV. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCESİ A. Danıştay Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi 9. Danıştay Başsavcısı, Gaziantep 2. İdare Mahkemesinin 29/01/2020 tarih ve E.2019/821, K.2020/105 sayılıkararı ile, Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/01/2023 tarih ve E.2020/245, K.2023/11 sayılı kararı arasındahüküm uyuşmazlığı bulunduğuna, Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/01/2023 tarih ve E.2020/245,K.2023/11 sayılı kararının kaldırılmasına, Gaziantep 2. İdare Mahkemesinin 29/01/2020 tarih ve E.2019/821,K.2020/105 sayılı kararının benimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesinin uygun olacağıyönünde yazılı düşünce vermiştir. Yazılı düşüncenin ilgili kısmı şöyledir: "...Hukukî güvenlik ilkesi, kişilerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.Hukukî güvenlik ilkesinin bir unsuru olan İdarî tasarrufların makable şamil olmaması (geçmişe etkiliolmaması) ilkesi, müesses vaziyetlerle müktesep hakları korumak ve hukukî münasebetlerde istikrarsağlamak ihtiyaç ve zaruretinden doğmuş sosyal bir hayat kaidesidir. (DURAN Lütfi, İdare HukukuMeseleleri, 1964, s. 403).Yerleşmiş (müesses) durumların hataen doğmuş olsalar ve hak teşkil etmeseler bile, her zaman geriyeyürür şekilde ortadan kaldırabilmeleri, istikrarı ve toplumun güven hissini sarsar, kamu düzenini zedeler.Hukuka aykırı işlemin ilgili kişi lehine doğurduğu hukukî durumların ilelebet tartışma konusu yapılmasısakıncalıdır. Dolayısıyla belirli bir süre geçtikten sonra bu hukukî durumların korunmasında, meşrûyararları olan ilgililerin korunmasını, yani hukukî durumların dokunulmazlığını kabul etmek gerekir.(TAN Turgut, İdarî İşlemin Geri Alınması, 1970, s. 60).Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27/01/1973 tarihli ve E. 1972/6, K. 1973/2 sayılıkararında; idare hukukuna ilişkin anlaşmazlıklara idare hukuku kurallarının uygulanmasının gerekliolduğu, sebepsiz zenginleşmede sebep ile bunun sonuçlarını ayırmak gerektiği, eğer bu sebep idarehukukunu ilgilendiren bir sebep ise muteber olup olup olmadığının idare hukuku ilkelerine göreçözümlendikten sonra sonuçlarının tayin ve tespitinde Borçlar Kanununun uygulanacağı, ancak sebepsizzenginleşmenin sonuçlarına Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanabilmesi için idare hukukunda buhükümlerin aksine hüküm bulunmaması gerektiği, başka bir ifadeyle Borçlar Kanunu hükümlerinin idarehukukunda hüküm bulunmadığı hallerde tamamlayıcı hüküm olarak uygulanabileceği, idareninmahkemeye başvurmadan re'sen istirdada kalkması hâlinde Danıştayın anlaşmazlığı çözmek için idare
hukuku kurallarını uygulayacağı, idarenin fazla ödemeleri memurun aylığından kesmeyip mahkemeyebaşvurması hâlinde anlaşmazlık aynı olduğu hâlde bu kez idare hukuku kurallarının değil de BorçlarKanunu kurallarının uygulanması ve belki de tamamen aksi sonuca varılmasının adalet ve hukukdüzeninin kabul edemeyeceği bir duruma yol açacağı, hukuk alanında istikrar ve güvenin ise temelilkelerden olduğu, onun için anlaşmazlık sebebi idare hukukunu ilgilendiren bir sebep ise bu çelişkiyiönlemek, ikili sonuca varma ihtimalini ortadan kaldırmak, uygulamada yeknesaklığı sağlamak içinişlemin ait bulunduğu hukuk dalı kurallarının uygulanmasının zorunlu olduğu, bu itibarla, idareninyanlış işlemini geri alması üzerine geri alma tarihine kadar ödediği fazla paraların sebepsiz zenginleşmehükümlerine göre tahsilini istemesi davalarında yanlış işlemin geri alınıp alınamayacağı ve geri alınabilsedahi geçmişteki durumların hukukça tanınması gerekip gerekmediği ve bunun sonucu olarak ödenmişparaların geri istenip istenemeyeceği konusundaki sorunun idare hukuku kurallarından faydalanılarakçözümlenmesi gerektiği, sebepsiz zenginleşme davasının hakkaniyete dayanan bir dava olduğu, kişiyi(özellikle intibaklarda memuru) ilelebet durumun değiştirilebileceği endişesi içinde bırakmak ve yanlışişlemin doğuşunda hiç bir payı bulunmayan (iyi niyetle zenginleşen) kişiyi aldığını geri verdikten sonra,bu yanlış işlem ve ivazsız kazandırma olmasa idi bulunacağı durumdan daha kötü bir duruma düşürmeninhakkaniyet ilkesi karşısında savunulamayacak bir tutum olacağı, müktesep hak (kazanılmış hak) ilemüesses durum (yerleşmiş, kazanılmış durum) kavramları arasında fark bulunduğu, kazanılmış hakkınhukuka uygun bir işlemden doğacağı ve bu işlem geri alınsa bile ilerisi için de devam edeceği, yerleşmiş(kazanılmış) durum kavramının ise hukuka aykırı bir işlemin belirli bir süre geçtikten sonra geri alınmasıüzerine artık ilerisi için işlemin hüküm ifade etmeyeceğini, fakat geçmişte kalan durumun da tanınmasıgerektiğini ifade ettiği, yani işlemin ilerisi için değiştirildiği, düzeltildiği anlamına geleceği, onun içinhukuka aykırı (yanlış) işlem dava süresi geçtikten sonra geri alınırsa sonrası için kişiye hakbahşetmeyeceği, yalnızca geçmişteki durumun parasal da olsa tanınması sonucunu doğuracağı, bu süregeçtikten sonra idare yanlış işlemini geri alsa bile geçmişteki durumlar artık "kazanılmış durumlar"niteliğinde olacağından, yanlış işleme dayanılarak yapılmış ödemelerin sebepsiz olduğunun ilerisürülemeyeceği ve geri istenmesinin mümkün olmayacağı, fakat, bunun ancak iyi niyetli kişiler içingeçerli olduğu, eğer idarenin yanlış işlem yapmasına kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi sebebiyetvermiş ise, bu yanlış işlemi idarenin her zaman bir süre şartına bağlı olmaksızın geriye yürür şekilde gerialabileceği belirtilmiştir.Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 tarihli ve E:1968/8, K: 1973/14 sayılıkararında da; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hâllerinde sürearanmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceğibelirtilmiş olup, anılan kararda "(...) İstikrar, kanunîlik ve kamu yararı kuralları yanında iyi niyet kuralıüzerinde de önemle durulmuştur. İdarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı terfi veya intibak işlemineidare edilenin gerçek dışı beyanı veya hilesi sebep olmuşsa veyahut geri alınan İdarî tasarruf yokdenilebilecek bir illetle malûlse yahut bir terfi veya intibakta idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata mevcutsa ve idareyi haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye imkân yoktur.Binenaleyh bu kararlara dayanılarak yapılan kanunsuz ödemeler için süre düşünülemez ve her zamanistirdat olunabilir. Ancak bunun dışında kalan hatalı ödemeler için memurun iyi niyeti istikrar vekanuniyet kadar önemli bir kural olduğundan yukarıda yazılan istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerdava açma süresi içinde istirdat edilebilir." gerekçesine yer verilmiştir.Hatalı idarî işlemlerin geri alınmasına ilişkin olarak Yargıtay ve Danıştayca alınan içtihadıbirleştirme kararları Devlet memurlarının intibak ve terfi işlemlerine ilişkin olmakla birlikte, bukararlarda belirtilen ilkeler, hatalı idarî işlemlerin geri alınması hususunda kıyasen uygulama alanıbulabilecek genel ilkeler olduğundan, hukuka aykırı idarî işlemlere dayalı olarak elde edilenkazanımların geri alınıp alınamayacağına ilişkin bu ilkelerden somut olayın özellikleri dikkate alınmaksuretiyle yararlanılması mümkündür.Aile hekimi olarak görev yapan S.S 'a 1 Haziran 2017 - 31 Ekim 2018 tarihleri arasında (17 ayda)yapılan fazla ödemelerin toplam tutarı 12.912,30-TL olduğundan, aylık gelirine oranı oldukça az olanuyuşmazlığa konu fazla ödeme tutarı adı geçenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata olaraknitelenemeyeceği için idareyi haberdar etmemesi nedeniyle iyi niyetli olmadığından söz edilemeyeceğigibi, bu ödemenin yapılmasında herhangi bir hilesi veya idareyi yanıltıcı beyanı bulunmadığından veYargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararında belirtildiği üzere idare yanlış işlemini geri alsa bile, iyiniyetli memurlar bakımından geçmişteki durumlar artık müesses (yerleşmiş) durum niteliğinde olacağı içinyanlış işleme dayanılarak yapılmış ödemelerin sebepsiz zenginleşme teşkil ettiği ileri sürülemeyeceğinden,davacı lehine oluşan müesses durumun yok sayılması sonucunu doğuracak şekilde ilk ödeme tarihinden22 ay sonra geri istenilmesinin hukukî güvenlik ilkesiyle bağdaşır bir yönü bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesince verilen karar sonucu itibarıyla hukuka uygunbulunduğundan, bu gerekçeyle İdare Mahkemesi kararı benimsenmek suretiyle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır..." B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi 10. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Gaziantep 2. İdare Mahkemesinin 29/01/2020 tarih ve E.2019/821,K.2020/105 sayılı kararı ile, Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/01/2023 tarih ve E.2020/245, K.2023/11sayılı kararı arasında hüküm uyuşmazlığının bulunduğunun kabulüne, Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin11/01/2023 tarih ve E.2020/245, K.2023/11 sayılı kararının kaldırılmasına, Gaziantep 2. İdare Mahkemesinin29/01/2020 tarih ve E.2019/821, K.2020/105 sayılı kararının benimsenmesine, karar verilmesi suretiyle hüküm
uyuşmazlığının giderilmesinin mümkün olduğu yönünde yazılı düşünce vermiştir. Yazılı düşüncenin ilgili kısmı şöyledir: "...İdari ve adli yargı kararları arasında oluştuğu ileri sürülen hüküm uyuşmazlığının çözümü için;öncelikle hüküm uyuşmazlığının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 24. maddesinin birincifıkrasına göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için; uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idari yargımercileri tarafından verilmesi, konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması, her iki kararında kesinleşmiş olması, kararlarda davanın esasının hükme bağlanması, kararlar arasındaki çelişkinedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması ve bu koşulların birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinde; ortada, adli ve idari yargıyerlerince verilmiş ve kanun yollarına başvurularak şeklen kesinleşmiş; taraflarından en az birinin aynıolduğu kararların bulunduğu ve tüm kararlarda da davanın esasının hükme bağlandığı ve kanunyollarının tüketildiği anlaşılmıştır.Hüküm uyuşmazlığına konu Gaziantep 2. İdare Mahkemesi kararında, döner sermaye ödemesineilişkin mahsuplaşma işlemi yapılmadan gerçekleştirilen fazla ödemenin yasal faiziyle birlikte iadeedilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesine karşın, Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesikararında, söz konusu ödemenin yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği anlaşılmakla, iki karararasında oluşan çelişki nedeni ile hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiği, bu duruma göre,söz konusu adli ve idari yargı kararları arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğu kabul edilmelidir.Dava dosyalarının incelenmesinden; yapılan inceleme sonucunda, doktor olan davacıya dönersermaye ödemesine ilişkin mahsuplaşma işlemi yapılmadan maaş ödemesi yapıldığının tespit edildiği,15.04.2019 tarihli ve 090.99 sayılı işlemde, söz konusu fazla ödeme nedeniyle maaş borcu çıkartılmasınailişkin işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Hüküm uyuşmazlığı oluştuğu anlaşılan adli ve idari yargıkararlarına bakıldığında, S.S 'a Gaziantep 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı emrinde görevlendirildiğidönemde yapılan ödemede yanlışlık olduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargı kararındada, idarenin zarara uğradığı ve haksız ödeme yapıldığı kabul edilmekle birlikte, uyuşmazlığın hem adlihem idari yargıda farklı şekillerde çözümlenmiş olması hüküm uyuşmazlığına neden olmuştur.Bu noktada, kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alımında Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun (İBK) 22.12.1973 tarihli ve 1968/8 E., 1973/14 K. sayılı kararının uygulanmasıgerekmektedir. Anılan kararda, idarenin; yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde süre aranmaksızın kanunsuz ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, belirtilen istisnalardışında kalan hatalı ödemelerin geri alınmasının hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzeredava açma süresi içinde mümkün olduğu, bu süre geçtikten sonra geri alınamayacağı esasa bağlanmıştır.Bu kararla konulan ilkeye göre davacının sebep olduğu bir hata, hile ya da gerçek dışı beyanı sözkonusu olmadığı halde fazla yapıldığı iddia edilen ihtilaf konusu ödemenin, ödendiği tarihten itibarenancak 2577 sayılı Kanun'da dava açma süresi olarak öngörülen 60 gün içinde geri alınabileceği, bu süregeçtikten sonra idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği idarenin bu tutarı geri alamayacağı kabuledilmelidir.Olayda, idare tarafından davacıya yersiz yapıldığı tespit edilen ödemenin geri alınmak istenildiğidikkate alındığında, davacının söz konusu ödemenin yapılması konusunda hilesi veya gerçek dışıbeyanının bulunmadığı, bu sebeple idarenin açık hataya düştüğünden söz edilemeyeceği anlaşılmaktadır.Bu itibarla, Danıştay İBK'nın anılan kararı uyarınca, hatalı olarak davacıya yapılan ödemelerde,davacının hilesi ve gerçek dışı beyanı olmadığından, yersiz yapıldığı tespit edilen ödeme tutarının en sonödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60 günlük sürenin geçirilmesinden sonra talep edildiği gerekçesiyledava konusu işlemin iptali yönünde verilen kararın hukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır..." 11. Adli ve İdari yargı yerlerince ortaya çıkan hüküm uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle davacı vekilinceUyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına hitaben yazılı dilekçeyle;1-Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesine başvuru;a)Mahkemece kendilerine ait dosya ile, Gaziantep 2. İdare Mahkemesi dosyası temin edilerek UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmiştir. V. İLGİLİ HUKUK 12. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71. maddesi şöyledir: “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırıkarar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.Kamu zararının belirlenmesinde;a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,Esas alınır.
Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamuzararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerdentahsil edilir.Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat,onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bufiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerdentahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafındançıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” 13. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 24. maddesi şöyledir: "1 nci maddede gösterilen yargı mercileri tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmişveya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığıkabul edilir." B. Yargı Kararları 14. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararında,özetle; "idarenin, hatalı terfi veya intibak işlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına, bir mahkemekararına lüzum olmadan karar verilebileceği ve bu karara karşı açılacak davaların çözümünün Danıştay’ıngörevi içinde olduğu; idarenin, yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, sürearanmaksızın terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilen istisnalardışında kalan ödemelerin istirdadının, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresiiçinde kabil olduğu ve dava açma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği" kabul edilmiştir. Söz konusuİçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılan haksız ödemelerin idarî dava açma süresi içerisindeistenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindeödemenin geri alınabileceği kabul edilmiş ve yerleşik idarî yargı kararları da bu doğrultuda istikrar bulmuştur. 15. Benzer konudaki Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 27/01/1973 tarihli ve E.1972/6, K.1973/2sayılı kararında, özetle; “yanlış bir şart tasarrufun idare tarafından geri alınmasından dolayı ödenmiş fazlaparaların geri istenmesi davalarında, kamu yararı ile kişisel yararı uzlaştıracak, kamu ve hukuk düzeninisarsmayacak, aksine, bunlara güven ve devamlılık sağlayacak nitelikte en adil ve hukuki bir norm olarak iptaldavası süresini, genel olarak yanlış şart tasarrufu, geriye yürür şekilde geri almak için bir sınır olarak kabuletmek, bu süre geçtikten sonra tasarrufun ancak ilerisi için hüküm ifade edecek şekilde geri alınabileceği, dahadoğrusu ilerisi için değiştirilebileceği tarzında bir sonuca varmak gerektiği; belirtilen süreler geçtikten sonraidare yanlış tasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlar artık kazanılmış durum niteliğinde olacağından,yanlış işleme dayanılarak yapılmış ödemelerin sebepsiz olduğunun da ileri sürülemeyeceği ve geri istenmesininmümkün olmayacağı; sonuç olarak, 1- Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçek dışı beyanı veyahilesi ile de sebebiyet vermemiş olmak kaydıyla idarenin yanlış şart tasarrufunu (özellikle yanlış intibakişlemini), ancak iptal davası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa bu süre içinde yahut iptal davasıaçılmışsa dava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine, 2-Bu süreler geçtikten sonra yanlıştasarrufun geriye yürür şekilde geri alınamayacağına, 3-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun gerialınması halinde geri alma gününe kadar doğmuş durumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere, hukukenkazanılmış durum olarak tanınması gerektiğine, 4-Bu nedenle yanlış işlemin (intibakın) bu süreler geçtiktensonra geri alınması durumunda, geri alma gününe kadar ödenmiş bulunan fazla paraların (aylıkların) hukukengeçerli bir nedenle ödenmiş bulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, artık sebepsiz zenginleşme söz konusuolamayacağından, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceğine ve içtihadların bu yoldabirleştirilmesine…” karar verilmiştir. VI. İNCELEME VE GEREKÇE 16. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN,Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 03/06/2024tarihli toplantısında, dosyanın usul yönünden incelenmesi sonunda; Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin11/01/2023 tarih ve E.2020/245, K.2023/11 sayılı kararı ile Gaziantep 2. İdare Mahkemesinin 29/01/2020 tarih veE.2019/821, K.2020/105 sayılı kararları arasında, 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesinde açıklandığı şekilde; tarafları,konusu ve dava sebebi aynı olan ve kesinleşmiş kararlar arasında hüküm uyuşmazlığı doğduğu ve çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiği değerlendirilerek, anılan maddede öngörülen koşulların gerçekleştiğianlaşıldığından, hüküm uyuşmazlığı bulunduğuna; bu nedenle, 2247 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca İdari YargılamaUsulü Kanunu gözetilerek Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçe ve eklerinin 30 gün içinde cevapverilmek üzere Gaziantep Valiliğine bildirilmesine, verilen cevabın karşı tarafa tebliği suretiyle dosyanın tekemmülününsağlanmasına, usulü işlemler tamamlandıktan ve esas hakkındaki rapor yazıldıktan sonra, Başkanlıkça belirlenecek tarihteişin esasının görüşülmesine oy birliği ilekarar verilmiştir.
17.Bunun üzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçe karşı tarafa tebliğ edilmiş; yasalsüresi içerisinde Gaziantep Valiliği vekilince verilen cevap dilekçesinde, hüküm uyuşmazlığı talebinin reddine kararverilmesitalep edilmiştir. 18. Hüküm uyuşmazlığının giderilmesine yönelik talep kapsamında, usule yönelik işlemler tamamlandığından,işin esasına geçilmiştir. B. Esasın İncelenmesi 19. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, EyüpSARICALAR, Seyfi HAN, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan07/10/2024 tarihli toplantısında; 20. Başvuru dilekçeleri ve ekleri, uyuşmazlığa konu edilen kararlara ilişkin dava dosyaları, ilgili Başsavcılarındüşünce yazıları, dayanılan Kanun kuralları, taraflarca verilen dilekçe ve ekleri ile Raportör-Hakim Gülşen AKARPEHLİVAN'ın hazırladığı rapor okunup incelendikten ve ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet SavcısıHalil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın yazılı düşünceleri doğrultusundaki açıklamaları alındıktansonra, gereği görüşülüp düşünüldü: 21. Hüküm uyuşmazlığına ilişkin olay, Aile Hekimi olarak çalışan başvurucuya 01/06/2017 - 31/10/2018tarihleri arasında yapılan ek ödemenin hukuka aykırı olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Bir taraf, söz konusuödemenin hukuka uygun olarak yapıldığı iddiası ile geri istenemeyeceği iddia ve savunmasında bulunurken diğer taraf,tam aksine yapılan ödemenin hukuka aykırı olduğundan geri istenebileceği iddia ve savunmasında olduğundan, her ikidava sebebi, yani maddi vakıalar aynıdır. 22. Dava dosyalarının incelenmesinden, idari yargıda davacı adli yargıda davalı olan S.S 'a 01/06/2017 -31/10/2018 tarihleri arasında hataya düşülerek ek ödemenin yapıldığı, adıgeçenin söz konusu ödemelerin yapılmasıkonusunda hilesi veya gerçek dışı beyanının bulunmadığı anlaşılmıştır. 23. Bu bakımdan, parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazlaödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesi ile 5018 sayılıKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesi kapsamında sayılıp sayılamayacağı yönündendeğerlendirilmesi gerekmektedir. 24. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesindeki düzenleme ile, devlet memurlarının görevlerisırasında sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı sorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceği açıklanmış olmakla birlikte,mali hakları düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilen zararın tahsilini düzenleyen bu madde ile çözümlenmesi mümkünbulunmamaktadır. 25. Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücret farkıödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususunagelince; 5018 sayılı Kanun'un yukarıda açıklanan 71. maddesinde öncelikle kamu zararının tanımı yapılmış, sonrasındakamu zararının belirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somut uyuşmazlığa bakıldığında ise, bu maddekapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmek mümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan bir ödemeninyapılması değil mevzuatta öngörülen bir ödemenin yapılması sırasında idarece hataya düşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi mümkün değildir. 26. Bu durumda kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alımında 5018 sayılı Kanun öncesindeolduğu gibi Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli, E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararınınuygulanması gerektiği açıktır. 27. Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla beraber getirdiği ilkelerinidari işlemlerin geri alınmasına dair genel ilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk, açık hata, memurungerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı işlemini her zaman geri alabilecek, ancak bunun dışındakalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresi içinde geri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idari istikrar vehukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır. 28. Olayda, davacıya yersiz ödendiği tespit edilen ek ödeme tutarının mevzuat hükümlerinin yanlışyorumlandığından bahisle geri alınmak istenildiği dikkate alındığında, idarenin açık hataya düştüğünden söz edilemeyeceğigibi, söz konusu ek ödemenin ödenmesinde, davacının hilesi veya gerçek dışı beyanının da olmadığı görülmektedir. 29. Bu itibarla, kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiği sonucunaulaşılmakla, mevzuat hükümlerinin davalı idarece yanlış yorumlanması nedeniyle yapılan ödemelerde, davacının hilesi,gerçek dışı beyanı olmadığından, davacıya yersiz ödendiği tespit edilen döner sermaye ek ödemesi tutarının, idari davaaçma süresinin geçirilmesinden sonra talep edildiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptali yönünde verilen kararın
hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. 29. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin11/01/2023 tarih ve E.2020/245, K.2023/11 sayılı kararının kaldırılmasına, Gaziantep 2. İdare Mahkemesinin29/01/2020 tarih ve E.2019/821, K.2020/105 sayılı kararının benimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesigerekmiştir. VII. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle: A. Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/01/2023 tarih ve E.2020/245, K.2023/11 sayılı kararınınKALDIRILMASINA, B. Gaziantep 2. İdare Mahkemesinin 29/01/2020 tarih ve E.2019/821, K.2020/105 sayılı KARARININKABULÜNE, Bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE, 07/10/2024 tarihinde, Üye Doğan AĞIRMAN'ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞUYLA KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Doğan
Eyüp
Seyfi
YAŞAR
AĞIRMAN
SARICALAR
HAN
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN
KARŞI OY Uyuşmazlık, Aile Hekimi olarak görev yapmakta olan başvurucuya, 01/06/2017 - 31/10/2018 tarihleriarasında yapılan ek ödemenin iadesi talebine ilişkindir. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun benzer konuda verdiği kararında "İdarenin, yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıödediği meblağı her zaman gerialabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalı ödemenin yapıldığı tarihtenbaşlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğibelirtilmiş olup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıylahukuka aykırı işlemine, idare edilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idari
işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeyeolanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler için süre düşünülemeyeceği, bu ödemelerinher zaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar vekanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerinancak dava süresi içinde geri alınabileceği" vurgulanmıştır (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 22/12/1973 tarih veE.1968/8, K.1973/14). Daha önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benzer bir davada vermiş olduğu kararında; "Burada çözümebağlanan sorun; intibak ve hatalı terfi işlemi gibi bir şart tasarrufun sonradan idare tarafından geri alınmasıhalinde, daha önce bu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılmış olan fazla ödemelerin sebepsiz zenginleşmehükümleri uyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerine göre mümkün olup olmadığı konusu ile ilgili olup,sonuçta yokluk ile mutlak butlan durumları ayrık olmak ve kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile sebebiyetvermemiş olması kaydıyla, idarenin yanlış şart tasarrufu (özellikle yanlış intibak işlemini) ancak iptal davasısüresi içinde geriye yürür şekilde geri alabileceği, bu süre geçtikten sonra yanlış tasarrufun geri alınması halindegeri alma gününe kadar doğmuş durumların, parasal sonuçları da dâhil olmak üzere, hukuken kazanılmışdurum olarak tanınması gerektiği, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceği içtihatedilmiştir. Bu içtihadı birleştirme kararının, idare tarafından yapılan bütün ödemelere uygulanması halinde,idarenin haksız iktisap kurallarından hiçbir zaman yararlanamaması ve memurların yapmış oldukları bütünhatalı ödemelerin idare tarafından gerek Ödeme yapılan kişilerden gerekse ödemeyi yapan görevlilerden gerialınamaması gibi bir sonuç doğurur ki, idareyi işlemez ve iş göremez bir duruma sokacak olan böyle bir sonucunhukukça savunulması mümkün değildir. Bu nedenle içtihadı birleştirme kararının kapsamı dışında kalan veherhangi bir şart tasarrufa ayartmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafından Borçlar hukukunun haksıziktisap kurallarına dayanılarak geri istenebileceğinin kabulü gerekir" gerekçesiyle direnme hükmünün bozulmasınakarar vermiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 05/12/1984 tarih ve 1982/ 13 - 387 E, 1984/997 Karar sayı ilamı). Yine benzer konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği emsal kararında; "Dava konusu fazla ödemenin,idarenin bir şart tasarrufuna dayanmadığı, salt hatalı ödemeden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.TBK. m. 77/1' e göre; zenginleşen başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebep olmaksızınelde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir.Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya daborçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardanhangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri vermeborcu altındadır.Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren biryanılmadır.HGK' nun 05/12/1984 tarih ve 1982/13 - 387 E. - 1984/997 K.sayılı kararı ile herhangi bir salt tasarrufadayanmayan salt hatalı ödemenin idare tarafından BK' nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geriistenebileceği açıklanmıştır.Çorum İdare Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile idare işlemi ödeme tarihinden itibaren 60 günlükyasal süre geçtikten sonra istenemeyeceği gerekçesiyle iptal edilmiş olup, yukarıda yazılı olduğu üzere şarttasarrufa dayanmayan dava konusu ödeme için sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca araştırma ve incelemeyapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir"gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 18/05/2017 tarih, Esas No:2016/458, Karar No: 2017/7568). Sebepsiz zenginleşme hükümleri Borçlar Kanununda düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 61. maddesine göre; "Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur.Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuşolan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır". Bu maddenin karşılığı olarak düzenlenmiş 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77. maddesine göre; "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, buzenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş birsebebe dayanması durumunda doğmuş olur." Bu maddelere göre, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşmeye"sebepsiz zenginleşme" denir. Sebepsiz zenginleşen kimse, bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiği kimseye gerivermek zorundadır. Dolayısıyla sebepsiz zenginleşme bağımsız bir borç kaynağıdır (Fikret Eren-Borçlar Hukuku GenelHükümler-Ankara 2018-Sayfa 864 vd., Haluk. N. Nomer-Borçlar hukuku Genel Hükümler-İstanbul 2013-Sayfa 201vd.).
Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa baktığımızda, idarece yapılan yersiz ödemenin Borçlar Hukukuçerçevesinde sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddüt bulunmamaktadır.Buna göre 01/06/2017 - 31/10/2018 tarihleri arasında, yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinin aksine, yapılanek ödemenin hataen yapıldığı konusunda tereddüt bulunmadığından, ödenen miktarın geri istenilmesinin koşullarınınmevcut olduğu görülmektedir. Açıklanan tüm bu nedenlerle, Aile Hekimi olarak görev yapan S.S 'a 01/06/2017 - 31/10/2018 tarihleriarasında yapılan ek ödemenin geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olduğunun saptanması karşısında; yersizödemenin geri alınmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın sonunda işlemin iptaline karar veren Gaziantep 2.İdare Mahkemesinin kararının kaldırılmasına; hukuk ve usule uygun bulunan Adli Yargıya ait Gaziantep 1. Asliye HukukMahkemesinin kararının kabulü ve bu surette hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiylesayın çoğunluğun idari yargı kararının benimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi yolundaki kararınakatılmıyorum. Üye Doğan AĞIRMAN