T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2023/478KARAR NO : 2023/750
KARAR TR : 18/12/2023ÖZET: 6306 sayılı Kanun uyarınca işleme tabitutulan yapıların, davalı idarece yıktırılmasınedeniyle, yapıların yıktırıldığı tarihten itibaren kirayardımı yapılmadığından bahisle oluştuğu ilerisürülen alacağın ödenmesiistemiyle açılan davanın,İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı
:S.YVekili
: Av. Ö. ADavalı
: Bingöl Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. M.B I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, müvekkilinin Bingöl Belediyesinin Kültür Mahallesi Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesikapsamında yıkılan...Mahallesinde ...ada, ...nolu parselde bulunan 2 adet bağımsız konutun sahibi olduğunu, müvekkilininbir dairede kendisinin ikamet ettiğini, diğer dairesini ise kiraya vererek kira geliri elde ettiğini, anılan proje kapsamındaBingöl Belediyesinin kesin sözleşmeye davet ve tahliye çağrısına istinaden kendi oturduğu evi tahliye ettiğini, kiracısınında yine tahliye tebliği karşısında evden çıkmak zorunda kaldığını, mülkiyeti ve zilyetliği müvekkiline ait olan evlerin 2017yılında yıkıldığını, fakat davayı açtıkları tarihe kadar Bingöl Belediyesi tarafından 3. kişilerin taleplerineverilen yazılıcevaplarda vaat edilen, tek tapu 2 bağımsız konutu olanların 2. konutuna ait kira yardımını alamadığını, Belediyenin tektapu iki konut sahiplerinin ikinci konutlarına ait kira yardımlarının ödeneceğine ilişkinvaadi karşısında ödemelerinyapılması gerektiğini belirterek, 2017 yılının Eylül ayından başlamak üzere 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ait kirayardımı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla7.500 TL (25/11/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile 32.160 TL)bedelinyasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. Adli Yargıda 2.Bingöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 26/01/2023 tarih ve E.2021/830, K.2023/63 sayılı kararı ile,davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b ve 115. maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usuldenreddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "..Mahkememizin 2021/72 Esas sayılı dosyasında Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6.HukukDairesinin 16/12/2022 tarih 2022/441 esas 2022/2442 karar sayılı dosyasında verilen kaldırmakararında; "Davacı vekili tarafından davacının taşınmazının, kentsel yenileme ve gecekondu dönüşümprojesi alanında kaldığı, idarece taşınmaz üzerinde bulunan meskene ilişkin eksik kira yardımınınödendiği iddia edilerek alacak davası açıldığı; davanın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki AlanlarınDönüştürülmesi Hakkında Kanun hükümleri uyarınca çözümlenmesi gerektiği görülmüştür.6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun "Tahliye ve Yıktırma"başlıklı 5'inci maddesinde riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlarve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesininesas olduğu, anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine, kiracılarına ve yapıda ikamet etmek şartıylasınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı yapılabileceği düzenlenmişolup dava konusu yerin 17/03/2017 tarih ve 30010 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2017/9851 sayılıBakanlar Kurulu Kararıyla riskli alan olarak ilan edildiği ve bu karara karşı davada açılmamasıyladurumun kesinleştiği anlaşılmıştır.Somut olayda, davacının talebi, 6306 sayılı Kanunun 5. maddesinde düzenlenen kira yardımınıneksik yapılması sebebiyle doğan alacaktır. Davacı ile davalı arasında 19/04/2017 ve 09/03/2020tarihlerinde “Bingöl ili, Merkez ilçesi, Kültür Mahallesi Riskli Alanı İçerisinde Yapılan Uygulamalar”kapsamında bir sözleşme imzalandığı, bu sözleşmeye göre, davacının tapunun 381 ada 5 parseldekitaşınmazını davalıya devrettiği ve taşınmazın davalıya teslim edildiği dikkate alındığında; davanın 2577sayılı Kanunun 2/1-b maddesinde yer alan idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanzarar görenler tarafından açılan tam yargı davaları kapsamında idari yargı yerinde çözümlenmesigerekmektedir. Uyuşmazlık Mahkemesinin 25/09/2017 tarihli, 2017/479 E. ve 2017/532 K. sayılı kararıda bu yönde olduğu gibi, benzer uyuşmazlıkta Yargıtay 7. HD'nin 20/10/2022 tarihli ve 2022/4834 E.,
2022/6043 K. sayılı kanun yararına bozma ilamı da aynı doğrultudadır.Bu nedenle Mahkemece, 6100 sayılı HMK m. 114(1)-b hükmü uyarınca, dava şartı olan "yargıyolunun caiz olmaması" nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekildeesasa dair inceleme yapılması doğru görülmemiştir."şeklinde gerekçelere yer verilmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Mahkememizin 2021/72 Esas sayılı dosyasındaDiyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 16/12/2022 tarih 2022/441 Esas, 2022/2442Karar sayılı dosyasında verilen kaldırma kararı uyarınca yapılan işlemlerin idari işlem niteliğinde olduğuanlaşıldığından, davanın idare mahkemelerinde açılması gerektiği kanaatine varılmış ve yargı yolununcaiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekildehüküm tesisi yoluna gidilmiştir." 3. Davacı vekili, somut olay nedeniyle bu kez fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla10.000 TL bedelinadli yargıda dava açılış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalıdan tahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. B. İdari Yargıda 4. Erzurum 3. İdare Mahkemesi 14/07/2023 tarih ve E.2023/958 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın görümve çözümünün adli yargı merciilerinin görev alanına girdiği sonucuna varıldığından, 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun'un19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için ilk görevsizlikkararını veren Bingöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2022/920 sayılı dava dosyası da temin edilerek dosyanınUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince kararverilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir : "...Somut olayda, davacının, uğradığını ileri sürdüğü zararın kaynağının herhangi bir idari işlemveya idari eylem olmadığı açıktır. Zira ortada davacı adına tesis edilmiş bir idari işlem bulunmadığı gibiyukarıda açıklandığı gibi uyuşmazlıkta bir idari eylemin varlığından söz etmeye de olanakbulunmamaktadır.Davacının tazminini talep ettiği zarar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından6306 sayılı Kanun uyarınca ödenen kira yardımı haricinde, davalı idarenin tamamen serbest iradesi ileödemeyi taahhüt ettiği alacağın ödenmemesinden kaynaklanmaktadır. Bingöl Belediye Başkanlığınınödeme yapmayı taahhüt ettiği iddia edilen alacak ise 6306 sayılı Kanun'dan doğmamaktadır. Bu konudaikinci taşınmaz için taahhüt edilen kira yardımına ilişkin ortada idari bir sözleşmenin bulunduğundan dabahsedilemez. Zira ortada ne kamu hizmeti görülmesi amacıyla düzenlenmiş yazılı bir sözleşme, ne dekamu hukukuna özgü özel hukuku aşan bir hüküm vardır.Bu durumda, tazmini istenilen zararın, idarece tesis edilmiş bir işlemden, idari eylemden veya idaribir sözleşmeden kaynaklanmadığı, idarenin tamamen kendi hür iradesi ile özel hukuk hükümlerine göreödemeyi taahhüt ettiği bir meblağın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın, idare hukukuilke ve kuralları ile çözüme kavuşturulmasının mümkün olmadığı, alacağın kaynağının 6306 sayılı Kanunolmadığı değerlendirilmiş ve davanın bir alacak davası sayılarak özel hukuk hükümlerine göre adli yargıyerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır..." III. İLGİLİ HUKUK 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı2. maddesi şöyledir:
"1. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:
a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile;Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenlertarafından açılan iptal davaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tamyargı davalarıc) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerindendoğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdarimahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığıkararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylemve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.3. (Mülga: 2/7/2018 - KHK-703/185 md.)" 6. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un "Tahliye ve yıktırma”başlıklı 5. maddesi şöyledir: " (1) Riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlar ve rezerv yapıalanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi esastır. (Değişikcümle:29/11/2018-7153/22 md.) Anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine, kiracılarına ve yapıda
ikamet etmek şartıyla sınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımıyapılabilir. (2) (Değişik:29/11/2018-7153/22 md.) Uygulamanın gerektirmesi hâlinde, birinci fıkradabelirtilenler dışında olup Kanun kapsamındaki yapıları kullanmakta olan kişilere de geçici konut veyaişyeri tahsisi ya da kira yardımı yapılabilir. Bu kişiler ile yapılacak olan anlaşmanın, bunlara yardımyapılmasının, enkaz bedeli ödenmesinin ve bankalardan kullanacakları kredilere dönüşüm projeleri özelhesabından karşılanmak üzere faiz desteği verilmesinin usul ve esasları Cumhurbaşkanınca belirlenir.(3) Uygulamaya başlanmadan önce, riskli yapıların yıktırılması için, bu yapıların maliklerine altmışgünden az olmamak üzere süre verilir. Bu süre içinde yapı, malik tarafından yıktırılmadığı takdirde,yapının idari makamlarca yıktırılacağı belirtilerek ve tekrar süre verilerek tebligatta bulunulur. Verilenbu süre içinde de maliklerince yıktırma yoluna gidilmediği takdirde, bu yapıların insandan ve eşyadantahliyesi ve yıktırma işlemleri, yıktırma masrafı ile gereken diğer yardım ve krediler öncelikle dönüşümprojeleri özel hesabından karşılanmak üzere, mahallî idarelerin de iştiraki ile mülki amirler tarafındanyapılır veya yaptırılır.(4) Birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarda belirtilen usullere göre süresinde yıktırılmadığı tespit edilenriskli yapıların yıktırılması, Bakanlıkça yazılı olarak İdareye bildirilir. Buna rağmen yıktırılmadığı tespitedilen yapılar, Bakanlıkça yıkılır veya yıktırılır. Uygulamanın gerektirmesi hâlinde Bakanlık, yukarıdakifıkralarda belirtilen tespit, tahliye ve yıktırma iş ve işlemlerini bizzat da yapabilir. (Ek cümle:29/11/2018-7153/22 md.) Bakanlık veya İdare tarafından yapılan veya yaptırılan riskli yapı tespit, tahliye ve yıktırmamasrafları, hisseleri oranında maliklerden 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilir.(5) (İptal birinci ve ikinci cümle: Anayasa Mahkemesinin 27/2/2014 tarihli ve E.: 2012/87,K.:2014/41 sayılı Kararı ile.)" 7. 6306 sayılı Kanun'un "Uygulama işlemleri" başlıklı6. maddesinin9. fıkrası şöyledir: "(9) Bu Kanun uyarınca tesis edilen idari işlemlere karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca dava açılabilir. (İptal ikincicümle: Anayasa Mahkemesinin 1/3/2014 tarihli ve 27/2/2014 tarihli E.: 2012/87 ve K.:2014/41 sayılıKararı ile.) (…)" 8. 15/12/2012 tarih ve 28498 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6306 sayılı Kanun'unUygulama Yönetmeliği'nin "Riskli yapıların tespiti ve itiraz” başlıklı 7. maddesinin 5. fıkrası şöyledir: " (5) İlgili tapu müdürlüğünce, tapu kütüğüne işlenen belirtmeler, riskli yapı tespitine karşı tebligattarihinden itibaren onbeş gün içinde riskli yapının bulunduğu yerdeki Müdürlüğe (Ek ibare:RG-6/1/2023-32065) veya Bakanlıkça yetki devri yapılması durumunda İdareye itiraz edilebileceği, aksitakdirde İdarece verilecek süre içinde riskli yapının yıktırılması gerektiği de belirtilmek suretiyle, aynî veşahsî hak sahiplerine 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre tebliğ edilir ve yapılan butebligat yazılı olarak veya elektronik ortamda Müdürlüğe bildirilir. Arsa paylı tapularda, arsa üzerindekiriskli yapının arsa malikleri dışındaki bir başkasına ait olması durumunda Müdürlükçe tapumüdürlüğüne bildirilecek yapı sahibine; arsa üzerinde birden fazla yapı olması ve riskli yapının arsamaliklerinden sadece bazılarına ait olması durumunda ise sadece riskli yapının sahibi olan arsahissedarlarına ve ilgili aynî ve şahsî hak sahiplerine tebligat yapılır. Tapuda kayıtlı malikin ölmüş olmasıhâlinde, Bakanlık, Müdürlük veya İdare tebligat işlemleri için 4721 sayılı Kanun hükümlerine göremirasçılık belgesi çıkartmaya, kayyım tayin ettirmeye veya tapuda kayıtlı son malike göre işlem yapmayayetkilidir” 9. Aynı Yönetmeliğin "Riskli yapıların yıktırılması” başlıklı 8. maddesinin ilk 3 fıkrasışöyledir: "(1) Riskli yapı tespitine karşı yapılan itirazın reddedilmesi veya riskli yapı tespitine itiraz edilmemesisuretiyle, riskli yapı tespitinin kesinleşmesi halinde Müdürlük, gerekli tebligatların yapılmasını ve riskliyapının yıktırılmasını İdareden ister.(2) İdarece;a) (Değişik:RG-27/10/2016-29870) Altmış günden az olmamak üzere süre verilerek riskli yapılarıntahliyesi ve yıktırılması yapı maliklerinden istenir. Maliklere yapılacak tebligatta, riskli yapıyı kiracı veyasınırlı ayni hak sahibi kullananlara tahliye için malik tarafından bildirim yapılması gerektiği belirtilir.Malik tarafından kiracı veya sınırlı ayni hak sahibine tahliye için bildirim yapılmadığının tespit edilmesihalinde bildirim idarece yapılır.b) (Değişik:RG-21/6/2019-30808) Yıkım ruhsatı; yapı maliklerinden biri veya birkaçının veyabunların vekillerinin müracaatı üzerine, yıkılacak yapının tahliye edildiğine ve elektrik, su ve doğalgazhizmetlerinin kapatıldığına dair ilgili kurum ve kuruluşlardan alınmış belgelerin sunulmasına veyayapının tahliye edildiğinin ve elektrik, su ve doğalgaz hizmetlerinin fiilen kapatıldığının İdarece tespitedilerek tutanağa bağlanmasına ve yıkım sorumlusu olarak statik fenni mesulün belirlenmesine istinaden,maliklerin muvafakati aranmaksızın altı işgünü içerisinde düzenlenir.c) (a) bendinde verilen bu süre içerisinde riskli yapıların yıktırılıp yıktırılmadığı mahallinde kontroledilir ve riskli yapılar, malikleri tarafından yıktırılmamış ise, yapının idarî makamlarca yıktırılacağıbelirtilerek otuz günden az olmak üzere ek süre verilerek tebligatta bulunulur.
ç) (Değişik:RG-21/6/2019-30808) (a) ve (c) bentlerinde belirtilen şekilde verilen süreler içinde riskliyapıların maliklerce yıktırılmaması durumunda, hak sahiplerinin de görüşü alınarak riskli yapılaraelektrik, su ve doğal gaz verilmemesi ve verilen hizmetlerin durdurulması ilgili kurum ve kuruluşlardanistenir. İdarenin talebi üzerine, ilgili kurum ve kuruluşların riskli yapılara verilen elektrik, su ve doğalgaz gibi hizmetlerini durdurması zorunludur.(3) (Değişik:RG-27/10/2016-29870) Maliklere verilen süreler içerisinde maliklerce yıktırılmayanriskli yapılar mülki amire bildirilir ve bu yapıların tahliyesi ve yıktırma işlemleri, mülkî amirler tarafındansağlanacak kolluk kuvveti desteği ile İdarece yapılır veya yaptırılır." IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 10. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN,Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ınkatılımlarıyla yapılan 18/12/2023tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdare Mahkemesince, anılanKanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Mahkemece idari yargı dosyasının ekinde adli yargıdosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 11. Raportör-Hakim Gülay DOĞAN'ın, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendiktensonra, gereği görüşülüp düşünüldü: 12. Dava, davacının Bingöl ili, Merkez ilçesi, Kültür Mahallesi, 389 ada, 9 parsel sayılı taşınmazda bulunan vekentsel dönüşüm kapsamında alınan kararla 2017 yılında yıktırılan konutlarla ilgili olarak tek tapulu iki ve üstü bağımsızkonutu olan hak sahiplerine, birinci konut dışındaki bağımsız bölümler için ödenecek kira yardımlarının davalı idaretarafından ödeneceği taahhüt edilmesine karşın ödenmediğinden bahisle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ileuğranılan maddi tazminatın, adli yargıda dava açılış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili istemiyleaçılmıştır. 13. Uygulama ve öğretide, kamu idarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında, kamu gücü kullanarak tekyanlı irade açıklamalarıyla yapmış oldukları kesin ve yürütülmesi gerekli işlemler, idari işlem; herhangi bir işlem ya dakarara dayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddi faaliyetleriyle, görevleriyle ilgili hareketsizlikleri de idari eylem olaraktanımlanmaktadır. Buna göre, bir işlemin idari işlem olarak kabul edilebilmesi için bu işlemi kamu idaresinin yapması,kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla tesis edilmiş bulunması, kamu idaresinin tek taraflı irade açıklamasının ürünü olmasıve kesin ve icraî nitelikte olması gerekmektedir. 14. Dava dosyasının incelenmesinden, davacının, Bingöl ili,...Mahallesinde ...ada, ...parselde kayıtlı bulunantaşınmazdaki iki dairenin sahibi olduğu, Bingöl Belediyesinin Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi ve 6306 sayılı Kanunkapsamında davacı ile sözleşme imzalandığı, ve tek tapulu iki ve üstü bağımsız konutu olan hak sahiplerine birinci konutiçin kira yardımlarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ödendiği, davacının da bu ödemeden faydalandığı, bununlabirlikte iki ve üstü mülk sahibi olup da kira yardımı alacak olan kişilere ise kira yardımlarının Bingöl Belediyesi tarafındanödeneceği taahhüt edilmesine rağmen bu ödemelerin yapılmaması üzerine uğranılan maddi zararın tazminine kararverilmesi istemiyle görülmekte olan davaların açıldığı anlaşılmaktadır. 15. Mevzuat hükümleri dikkate alınarak somut olay irdelendiğinde, uyuşmazlıkta, 6306 sayılı Kanunhükümlerine göre "Riskli Yapı" kapsamına alınan dava konusu yapılar hakkında, davalı idarenin, proje uygulamalarınabaşlamadan önce riskli yapıların yıktırılması amacıyla, 6306 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kamu gücünü kullanarak,resen ve tek taraflı olarak işlem tesis ettiği, diğer taraftan, davacının talebinin, bu işlem nedeniyle söz konusu taşınmazıkullanamamaktan kaynaklanan zararın tazmini niteliğini taşıdığı anlaşılmaktadır. 16. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünün, idari işlemlerden dolayı davacının haklarının ihlal edilip edilmediğininbelirlenmesine bağlı bulunduğu, bu belirlemenin ise, yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesinde idari yargıyerlerince yapılabilecek nitelikte olduğu değerlendirilerek, davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanınagirdiği sonucuna varılmıştır. 17. Yukarıda belirtilen hususlar gözönünde bulundurularak, Erzurum 3. İdare Mahkemesinin 14/07/2023 tarihve E.2023/958 sayılı başvurusunun reddi gerekmiştir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,
B. Erzurum 3. İdare Mahkemesinin 14/07/2023 tarih ve E.2023/958 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 18/12/2023 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Muammer
Nilgün
Doğan
Eyüp
TOPAL
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN