T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS
NO : 2023/6KARAR NO: 2024/57
KARAR TR: 04/03/2024ÖZET: 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesinde öngörülen "konu ve dava sebebinin aynı olması" ve "kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması" koşullarını taşımayan BAŞVURUNUN REDDİ gerektiği hk. K A R A R Hüküm Uyuşmazlığının Giderilmesi isteminde bulunan Davacı : Y. D.
Vekili
: Av. A. T.
Karşı Taraf (Adli Yargıda)
: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı(İdari Yargıda) : P. P. H. A.
I. İDARİ YARGIDA DAVA SÜRECİA. Dava Konusu Olay1. Davacının P. A.
'nin Kocaeli Yarımca tesisinde kapsam dışı personel olarak Proje Başmühendisi olarak görev yapmakta iken, 31/10/1993 tarihinde hizmet akdine son verildiği, açılan dava sonucunda Sakarya 1. İdare Mahkemesinin 03/07/1998 tarih ve E.1998/50, K.1998/819 sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmesi üzerine 10/08/1998 tarihinde görevine iade edildiği, 12/01/2001 tarihinde ikinci kez sözleşmesinin feshedildiği, açılan davada yürütmenin durdurulması ile 08/06/2001 tarihinde görevine tekrar başladığı, davanın reddine dair verilen Sakarya 1. İdare Mahkemesinin 03/10/2001 tarih ve E.2001/82, K.2001/2343 sayılı kararının Danıştay Onikinci Dairesince onanması, karar düzeltme isteminin de aynı Dairenin 21/11/2003 tarih ve E.2003/4302, K.2003/3735 sayılı kararıyla reddi üzerine kesinleştiği, bu süreçte de 26/03/2002 tarihinde görevine son verildiği, ancak Danıştay Onikinci Dairesinin yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararı sonucu 28/08/2002 tarihinde görevine son kez tekrar başladığı, davanın reddine ilişkin kararın onanması ile de 11/07/2003 tarihinde görevine son verildiği belirtilerek; davacının 1993-1998 yılları arasında mahkeme sürecinde geçen günlerinin kıdemden sayılması gerektiği halde 3.120 TL bedelin eksik ödendiği, 2001-2003 yılları arasında fiilen çalıştığı günlere ilişkin olarak da ödenmesi gereken 2.217,464 TL kıdem tazminatının ödenmediği, eksik ödenen kıdem tazminatı ve kıdeme teşvik primi tutarı ile yargı kararları üzerine geri ödediği tutarların fuzulen davalı idare nezdinde bekletildiği süre bakımından yoksun kaldığı faiz alacağının ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin davalı kurum işleminin iptali ile, toplam 16.415,068 TL alacağının faiziyle birlikte tazmini istemiyle 06/11/2003 tarihinde idari yargı yerinde dava açılmıştır.
Esas No : 2023/6Karar No: 2024/57
B. Yargılama Aşamaları2. İzmir 2. İdare Mahkemesi 20/09/2004 tarih ve E.2003/1465, K.2004/1024 sayılı kararı ile, dava konusu işlemin davacının iş akdinin feshedilerek yargı kararı uyarınca göreve yeniden başlatıldığı 14/10/1993-10/08/1998 tarihleri arasındaki dönem ile iş akdinin emeklilik yaşını doldurduğu nedeniyle ikinci kez feshi tarihi ile bu işleme karşı açılan davanın reddine ilişkin yargı kararı uyarınca işlemin uygulandığı dönemde yürütmeyi durdurma kararları gereği fiilen çalıştığı 08/06/2001-26/03/2002 ve 28/08/2002-11/07/2003 tarihleri arasındaki döneme ait eksik ödemeye ilişkin kısmının iptaline, bu dönemler dışındaki eksik ödemeye ilişkin işlem kısmı ile eksik ödendiği belirtilen miktara banka faizi istemine yönelik ve kıdem teşvik primi verilmemesine ilişkin kısmının reddine, iptale yönelik 8.968,952 TL tazminat isteminin kabulü ile bu miktara fesih işleminin uygulandığı 11.07.2003 tarihinden itibaren yasal faiz hesaplanarak davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat istemlerinin reddine karar vermiş, karar Danıştay Onikinci Dairesinin 01/04/2009 tarih ve E.2007/1395, K.2009/1778 sayılı kararı ile onanmıştır. Onama ilamına karşı karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.3. Danıştay Onikinci Dairesinin 30/12/2009 tarih ve E.2009/6467, K.2009/7798 sayılı kararı ile, dava konusu işlem hakkında kısmen işlemin iptaline, kısmen davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmının ise, tam yargı davalarında istemle bağlı kalınması gerektiğine ilişkin ilke uyarınca davacının 5.337,464 TL kıdem tazminatı istemine rağmen talebinin aşılarak tazminata hükmedildiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 4. İzmir 2. İdare Mahkemesi 11/02/2010 tarih ve E.2010/141, K.2010/138 sayılı kararı ile, dava konusu işlemin iptale yönelik 5.337,464 TL tazminat isteminin kabulü ile, bu miktara fesih işleminin uygulandığı 11/07/2003 tarihinden itibaren yasal faiz hesaplanarak davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat istemlerinin reddine karar vermiş, karar taraflara tebliğ edilmiş, karara karşı temyiz yoluna başvurulmamış ve karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: ''...Dava, kapsam dışı personel olarak görev yapmakta iken hizmet akdi sona erdirilen davacının eksik ödenen kıdem tazminatı ve kıdeme teşvik primi tutarı ile yargı kararları üzerine geri ödediği tutarların fuzulen davalı idare nezdinde bekletildiği süre bakımından yoksun kaldığı faiz alacağının ödenmesi istemiyle yapıldığı, başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile toplam 16.415,00 TL'nin faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır. Mahkememizin 20.09.2004 gün ve E:2003/1465, K:2004/1024 sayılı kararıyla dava konusu işlemin davacının iş akdinin feshedilerek yargı kararı uyarınca göreve yeniden başlatıldığı 14.10.1993-10.08.1998 tarihleri arasındaki dönem ile iş akdinin emeklilik yaşını doldurduğu nedeniyle iş akdinin ikinci kez feshi tarihi ile bu işleme karşı açılan davanın reddine ilişkin yargı kararı uyarınca işlemin uygulandığı dönemde yürütmeyi durdurma kararları gereği fiilen çalıştığı 08.06.2001-26.03.2002 ve 28.08.2002-11.07.2003 tarihleri arasındaki döneme ait eksik ödemeye ilişkin kısmının iptaline, bu dönemler dışındaki eksik ödemeye ilişkin işlem kısmı ile eksik ödendiği belirtilen miktara banka faizi istemine yönelik ve kıdem teşvik primi verilmemesine ilişkin kısmının reddine, iptale yönelik 8.968,952 TL tazminat isteminin kabulü ile bu miktara fesih işleminin uygulandığı 11.07.2003 tarihinden itibaren yasal faiz hesaplanarak davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat istemlerinin reddine karar verildiği, anılan kararın karar düzeltme aşamasında Danıştay Onikinci Dairesi'nin yukarıda anılan kararı ile Mahkememiz kararının dava konusu işlem hakkında kısmen işlemin iptaline, kısmen davanın reddine ilişkin kısmının onandığı, tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmının bozulduğu anlaşılmaktadır.
Esas No : 2023/6Karar No: 2024/57
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının dava dilekçesinde toplam 16.415,068 TL tazminat isteminde bulunduğu, bu miktarın içeriğini belirtirken 5.337,464 TL'sinin kıdem tazminatı, 3.800,00 TL'sinin kıdeme teşvik primi, 7.277,604 TL'sinin yargı kararları üzerine geri ödediği tutarların fuzulen davalı idare nezdinde bekletildiği süre bakımından yoksun kaldığı faiz alacağı olduğunun belirtildiği görülmektedir.Mahkememizin 13.07.2004 günlü ara kararı ile hukuka aykırı bulunan dava konusu işlem kısmı nedeniyle davacıya 11.07.2003 tarihi itibariyle ödenmesi gereken kıdem tazminatının davalı idarece hesaplanmasının istenilmesi üzerine gönderilen bilgi ve belgelerden ilgili dönemle davacıya ödenmesi gereken fark kıdem tazminatının net toplamının 8.968,952 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafından istenilen kıdem tazminatının ise, 5.337,464 TL olduğu görüldüğünden, istemle bağlılık ilkesi gereğince 5.337,464 TL'sının iş akdi feshinin uygulandığı ve parasal haklarının ödenmesi gereken tarih olan 11.07.2003 tarihinden itibaren yasal faiz hesaplanarak davacıya ödenmesi gerekmektedir...''II. ADLİ YARGIDA DAVA SÜRECİA. Dava Konusu Olay5. Davacı vekili; davacının Petkim Anonim Şirketinin Kocaeli Yarımca biriminde kapsam dışı personel statüsünde başmühendis olarak çalışmakta iken 13/10/1993 tarihinde işten çıkartıldığını, Sakarya 1. İdare Mahkemesinin E.1998/50, K.1998/819 sayılı kararı ile, feshin geçersizliğine ve işlemin iptaline karar verildiğini, 10/08/1998 tarihinde görevine iade edildiğini, idari yargı tarafından verilen iptal kararlarının idari tasarrufu yapıldığı tarihten itibaren ortadan kaldırdığını, Petkim Anonim Şirketi'nin davacıya 1993-1998 tarihleri arasındaki kıdem süresine ilişkin kıdem tazminatı farkları hariç özlük haklarını ödediğini, 21/12/1998 tarihinde tüm sigorta kollarına tabi çalışmaya başladığını, Eylül 1993 tarihinden Ağustos 1998 tarihine kadar tüm sigorta kollarına tabi sigortalı olarak tescil edildiğini, İzmir 2. İdare Mahkemesinin E.2010/141, K.2010/138 sayılı kararı ve Danıştay 12. Dairesinin E.2009/6467, K.2009/7798 sayılı kararı sonrasında kıdem tazminatı farklarının davacıya ödendiğini, ancak davalı Kurumun davacının 1993-1998 yılları arasında boşta geçen sürelerini iptal ederek yaşlılık aylığını yaklaşık 500 TL eksiltip 1.302,75 TL'ye düşürdüğünü ve geriye dönük uygulama yaparak 49.210,81 TL fuzuli ödeme bildiriminde bulunduğunu, yapılan işlemin davacının sözleşmesinin sonlandırılmasına ilişkin idari işlemin iptaline yönelik kesin hükme aykırı olduğunu; davacının 1998 yılında işe başlamasının ardından 12/01/2001 tarihinde 55 yaşını doldurduğu gerekçesiyle 2. kez işten çıkartıldığını, Sakarya Bölge İdare Mahkemesinin 2001/246 itiraz sayılı dosyası üzerinden yürütmenin durdurulmasına karar verildiğini, bunun üzerine davacının 08/06/2001 tarihinde görevine iade edildiğini, Sakarya 1. İdare Mahkemesinin 03/10/2001 tarih ve E.2001/82, K.2001/2343 sayılı kararı ile davanın reddedilmesi nedeniyle davacının 26/03/2002 tarihinde tekrar işten çıkartıldığını, Danıştay 12. Dairesinin E.2002/1391 sayılı yürütmeyi durdurma kararı üzerine 28/08/2002 tarihinde tekrar işe başladığını, ancak Sakarya 1. İdare Mahkemesi kararının onanmasının ardından 11/07/2003 tarihinde işine son verildiğini, İdare Mahkemesince verilen kararlar doğrultusunda davacının son 6 aydır Sosyal Güvenlik Kurumundan aldığı yaşlılık aylıklarının arizi gelir sayılarak Petkim'e iadesinin ön şart olarak dayatıldığını ve davacının zorunlu olarak 5.695,80 TL tutarındaki yaşlılık aylıklarının 08/06/2001 tarihinde itirazi kayıtla Petkim Anonim Şirketinin hesabına yatırdığını, bu paranın daha sonra davacının son kez işten çıkarıldığı 11/07/2003 tarihini takiben davacıya iade edildiğini, bu durumun davalı Kurumun 15/07/2003 tarihini başlangıç alarak değişiklik yapmasına gerekçe olamayacağını belirterek, davacının 1993-1998 yılları arasındaki çalışmalarının iptaline ve son yaşlılık aylığının 1.302,75 TL'ye düşürülmesine ve buna bağlı olarak 49.210,81 TL'lik fuzuli ödeme
Esas No : 2023/6Karar No: 2024/57
yapıldığına ilişkin Kocaeli Sigorta İl Müdürlüğünün 2.1.2014-79-154 sayılı 31/12/2013 tarihli aylık değişiklik kararının iptaline, 1993-1998 tarihleri arasındaki dönem olan ve hukuken çalışılmış kabul edilen 4 yıl, 9 ay, 27 günlük sürenin davacının sigortalılık hizmetleriyle birleştirilerek tesciline, hatalı kurum işlemi nedeniyle eksik ödenen yaşlılık aylıklarının kurum işleminin onay tarihi olan 31/01/2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, SGK prim eksiğinin oluşması durumunda eksik primlerin işveren Petkim Anonim Şirketinden tahsilinin gerektiğinin tespitine karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.B. Yargılama Aşamaları6. Kocaeli 1. İş Mahkemesi 19/03/2015 tarih ve E. 2014/128, K.2015/80 sayılı kararı ile, ''... 2-İzmit Sosyal Güvenlik Merkezi'nin, davacının 1993/3. dönem ile 1998/3. dönemleri arasındaki çalışmalarının iptali ile yaşlılık aylığının buna göre yeniden hesaplanması ve 49.273,55 TL fuzuli ödeme yapıldığı gerekçesiyle borç tahakkuk ettirilmesine ilişkin işleminin İPTALİNE,3-Davacının hukuken çalıştığı kabul edilen 14.10.1993-10.08.1998 tarihleri arasındaki dönemin sigortalılık süresinden sayılması gerektiğinin TESPİTİNE, 4-14.10.1993-10.08.1998 tarihleri arasındaki dönem sigortalılık süresinden kabul edilerek davacının 15.07.2003 tarihinden itibaren almakta olduğu yaşlılık aylığı yeniden hesaplanmak suretiyle eksik ödeme yapılmış ise, yaşlılık aylığı farklarının 31.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin TESPİTİNE,5-Eksik primlerin işveren Petkim Petrokimya Holding Anonim Şirketi'nden tahsilinin gerektiğinin tespitine yönelik istem konusunda hüküm kurulmasına yer olmadığına, ..." karar vermiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.7. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 11/04/2016 tarih ve E.2015/10239, K.2016/5279 sayılı kararı ile, "...Hal böyle olunca, çalışılmış gibi kabul edilen 14.10.1993-10.08.1998 tarihleri arasında yukarıda açıklanan hizmet akdinin unsurlarının bulunmadığı ve bu dönemde davacının sigortalılık niteliğine sahip olmadığı belirgindir. Mahkemece, anılan dönem dışlandıktan sonra 10.08.1998-15.07.2003 tarihleri arasında çalışılan sürelerde gözetilerek, 15.07.2003 tarihinden itibaren davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığı miktarı Kurumdan sorularak, ödenen aylık ile ödenmesi gereken aylıkların ay be ay dökümü Kurumdan getirtilerek, davacıya yersiz ödenen aylık miktarının bulunup bulunmadığı belirlenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir... " gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuştur.8. Kocaeli 1. İş Mahkemesi 21/09/2017 tarih ve E.2016/188, K.2017/240 sayılı kararı ile, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar vermiş, hükmün temyiz edilmesi sonucunda bu karar, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 30/06/2022 tarih ve E.2021/10347, K.2022/10105 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: ''...Dava; a)Davacının 1993-1998 yılları arasındaki çalışmalarının iptaline ve son yaşlılık aylığının 1.302,75 TL'ye düşürülmesine ve buna bağlı olarak 49.210,81 TL'lik fuzuli ödeme yapıldığına ilişkin Kocaeli Sigorta İl Müdürlüğü'nün 2.1.2014-79-154 sayılı 31.12.2013 tarihli aylık değişiklik kararının iptaline,
Esas No : 2023/6Karar No: 2024/57
b)1993-1998 tarihleri arasındaki dönem olan ve hukuken çalışılmış kabul edilen 4 yıl 9 ay 27 günlük sürenin davacının sigortalılık hizmetleriyle birleştirilerek tesciline, hatalı Kurum işlemi nedeniyle eksik ödenen yaşlılık aylıklarının Kurum işleminin onay tarihi olan 31.01.2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, SGK prim eksiğinin oluşması durumunda eksik primlerin işveren Petkim Anonim Şirketi'nden tahsilinin gerektiğinin tespitine ilişkindir. Mahkememizce yukarıda belirtildiği üzere a), b) bendindeki talepler yönünden davanın kabulüne ayrıca 14/10/1993-10/08/1998 tarihleri arasındaki dönem sigortalılık süresinden kabul edilerek davacının 15/07/2003 tarihinden itibaren almakta olduğu yaşlılık aylığının yeniden hesaplaması, bu hesaplama sonucunda eksik ödeme olması halinde 31/01/2013 tarihinden itibaren işleyeyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yine yukarıda belirtildiği üzere Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin kararı ile 14/10/1993-10/08/1998 tarihleri arasındaki dönem yönünden davacı ile işveren arasında zaman ve bağımlılık unsuru bulunmaması nedeniyle bu döneme ilişkin sürelerin çalışılmış kabul edilemeyeceği gerekçesi ile bozulmuştur. 506 sayılı yasanın 2. maddesinde bir hizmet akdine dayanarak çalıştırılma olgusundan bahsedilerek çalıştırılanların sigortalı sayılacağının açıklanması karşısında işçinin sigortalı olabilmesi için bizzat çalışması yahut işverenle aralarında hizmet akdinin bulunması ile birlikte zaman ve bağımlılık unsurlarında gerçekleşmesi gerekmektedir. Belirtilen dönem yönünden zaman ve bağımlılık unsuru gerçekleşmediğinden mahkememizce bozma ilamına uyulmuştur. Bozma ilamına uyulması ile davacının 1993-1998 yılları arasındaki çalışmalarının iptaline son yaşlılık aylığının 1.302,75 TL'ye düşürülmesine ve dolayısıyla 49.210,81 TL yersiz ödeme çıkartılmasına ilişkin kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunun kabul edilmiştir. Bu durumda çalışılmış kabul edilen sürelerin sigortalılık hizmetleri ile birleştirilemeyeceği, ancak davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığı miktarından çıkartılan yersiz ödeme miktarı dikkate alınarak bir karar verilmesi gerektiği, bu kapsamda mahkememizce kurumdan ödemelere ilişkin belgelerin getirtildiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda 10/08/1998-15/07/2003 tarihleri arasındaki hizmet süreleri dikkate alındığında 15/07/2003-14/01/2014 tarihleri arasında toplam 164.782,74 TL ödeme yapılması gerektiği, fiilen davacıya 163,493,44 TL ödeme yapıldığı bu durumda davacıya halen 1.288,30 TL ödeme yapılması gerektiği, bu durumda 49.210,81 TL yersiz ödeme borcunun iptali gerekeceği, Yargıtay bozma ilamı kapsamında 14/01/2014 tarihi itibarıyla (fiili ödeme tarihi 18/01/2014) mahsup işlemi yapılmış olması bu nedenle faizin de bu tarih itibarıyla başlaması gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; davalı kurum tarafından davacı adına tahakkuk ettirilen 49.210,81 TL yersiz ödeme borcunun iptali ile, 1.288,30 TL nin davalı sosyal güvenlik kurumu başkanlığnıdan 18.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine,Fazlaya ilişkin istemin reddine, ''III. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK9. İdari ve adli yargı yerinde davacı olan Yılmaz Dalyan vekili, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına gönderilmek üzere Kocaeli 1. İş Mahkemesine verdiği 04/10/2022 tarihli dilekçesinde, ''İzmir 2. İdare Mahkemesinin 11/02/2010 tarih ve 2010/141 E. -2010/138 K sayılı karar sayılı kararında davacının 14/10/1993-10/08/1998 tarihleri arasındaki yargı sürecinde boşta geçen sürelerinin çalışılmış süre kabul edilerek bu süre için kıdem tazminatı ödenmesine dair karar verildiğini, ancak Kocaeli 1. İş Mahkemesinin 21/09/2017 tarih ve E.2016/188, K.2017/240 sayılı kararıyla aynı dönemde boşta geçen
Esas No : 2023/6Karar No: 2024/57
sürelerin çalışılmış süre kabul edilmemesine ve sigortalılık süresinden düşülmesine karar verildiğini'' belirterek İzmir 2. İdare Mahkemesinde açılan davada mahkemenin hukuka uygun olarak karar verdiğini, İzmir 2. İdare Mahkemesinin 11/02/2010 tarih ve 2010/141 E.- 2010/138 K sayılı hukuka uygun kararıyla, Kocaeli 1. İş Mahkemesinin 21/09/2017 tarih ve E.2016/188, K.2017/240 sayılı hukuka aykırı kararı arasında açık bir hüküm uyuşmazlığının bulunduğunu ileri sürerek, anılan kararlar arasındaki hüküm uyuşmazlığının giderilmesini; anlaşmazlığının esasının, usul ve kanuna uygun İzmir 2. İdare Mahkemesinin 11/02/2010 tarih ve E.2010/141, K.2010/138 sayılı kararının kabulüyle, Kocaeli 1. İş Mahkemesinin 21/09/2017 tarih ve E.2016/188, K.2017/240 sayılı kararının kaldırılmasını talep etmiştir.IV. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCELERİ10. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca 2247 sayılı Kanun'un 24. ve 16. maddelerine göre ilgili Başsavcıların yazılı düşünceleri istenilmiştir.A. Danıştay Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi11. Danıştay Başsavcısı; usûlî taleplerin farklı olması nedeniyle konusu aynı olmayan kararlar arasında 2247 sayılı Kanunda belirtilen anlamda hüküm uyuşmazlığı bulunmadığından başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği yönünde düşünce bildirmiştir. Yazılı düşüncenin ilgili kısmı şöyledir:''...2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluşu ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 24. maddesinde; adlî ve idarî yargı mercileri tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığının kabul edileceği, ilgili kişi veya makamın Uyuşmazlık Mahkemesine başvurarak hüküm uyuşmazlığının giderilmesini isteyebileceği kurala bağlanmıştır. Bu kanunî düzenlemeye göre hüküm uyuşmazlığının varlığı için;
a) Uyuşmazlık bulunduğu ileri sürülen hükümlerin, adlî ve idarî yargı mercilerince verilmesi, b) Konusu, sebebi ve taraflarından en az birinin aynı olması, c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması, d) Davaların esasının hükme bağlanmış bulunması, e) Kararlar
arasındaki
çelişki
nedeniyle
hakkın
yerine getirilmesinin olanaksızbulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden, ortada adlî ve idarî yargı mercilerince verilmiş ve kesinleşmiş kararların bulunduğu, taraflardan en az birinin aynı olduğu, her iki davanın esasının hükme bağlandığı ve kararların kesinleştiği anlaşılmaktadır. 2247 sayılı Kanun uyarınca hüküm uyuşmazlığının var olduğunun kabul edilebilmesi için gereken şartlardan biri de hükümlerin aynı konuya ilişkin olmasıdır. Aralarında uyuşmazlık (çelişki) bulunan hükümlerin (hukuk mahkemesi ve idare mahkemesi kararlarının) aynı dava hakkında verilmiş olması gerekir. Aynı davadan maksat, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflardan en az biri aynı olan davalardır. (KURU Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, Cilt I, s. 770) Dava konusu (müddeabih) en kısa tanımıyla dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Davanın konusu kavramının kanunî olarak hiç bir yerde açık seçik bir tanımı yapılmamıştır. Doktrinde dava konusunun niteliği tartışmalıdır ve bu sebeple dava konusu kavramını açıklayabilmek amacıyla birçok teori ileri sürülmüştür. Türk hukuk doktrininde genel olarak dava konusunun "dava konusu yapılmış olan hak, yani dava ile elde edilmek istenen sonuç (netice)" olduğu konusunda görüş birliği olduğu söylenebilir. Yargıtay kararlarında dava
Esas No : 2023/6Karar No: 2024/57
konusu "dava ile elde edilmek istenen sonuç" şeklinde betimlenmesi ile yetinilmiştir. Dava konusu talep sonucundan oluşurken dava sebebi ise maddî vakıadan oluşur. Hukukî sebep ise bu kavramlar altında değerlendirilemez. Davacının talep sonucu ile mahkemeden istediği dava konusu iken bunu maddî vakıaya dayandırması ise dava sebebidir. Dava konusunu belirleyen tek ve asıl unsurun talep sonucu (usulî talep) olduğunu belirtebiliriz. Diğer bir deyişle talep sonucu (usulî talep) sağlanması mahkemeden istenilen hukukî korunma, dava konusunun bizatihi kendisidir. Usulî talebi genel hatlarıyla bir hukukî sonucun kesin bir şekilde belirlenmesini konu alan ve mahkemeye yöneltilmiş bulunan istek şeklinde tanımlayabiliriz. (Dr. Levent BÖRÜ, Dava Konusu Kavramı ve Teorileri 2012, BATİDER, Cilt XXVIII, Sayı 21, Sayfa 258-287) Mahkemelerce verilen hükümlerin aynı konuya ilişkin olup olmadığının incelenmesi: İdarî yargı merciinde görülen davanın konusu; davacının iş akdinin feshedildiği ve yargı kararı uyarınca göreve yeniden başlatıldığı tarihler arasındaki dönem ile iş akdinin emeklilik yaşını doldurması nedeniyle ikinci kez feshi üzerine bu işleme karşı açılan davada verilen yürütmeyi durdurma kararları gereği fiilen çalıştığı tarihler arasındaki dönemlere ilişkin kıdem tazminatı ve kıdeme teşvik primi tutarı ile yargı kararları üzerine geri ödediği tutarların fuzulen davalı idare nezdinde bekletildiği süre bakımından yoksun kaldığı faiz alacağının ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile toplam 16.415,068 TL.'nin faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemidir. Adlî yargı merciinde görülen davanın konusunun ise; iş akdinin fesih tarihi ile yargı kararı gereğince tekrar işe başlatıldığı tarih arasındaki tüm sigorta kollarına tâbi primlerin ödenmesinin Sosyal Güvenlik Kurumunca istenmesi üzerine bu primleri ihtirazî kayıtla ödeyen P. P. H. A.
. tarafından Sosyal Güvenlik Kurumunun söz konusu işleminin iptali ve yatırılan sigorta primlerinin iadesi istemiyle açılan davada İş Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi ve bu kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesince onanması üzerine bu karar gereğinin yerine getirilmesi amacıyla Kocaeli İl Sigorta Müdürlüğünce davacının hukuken çalışılmış sayılan dönemlerdeki çalışmalarının iptali, yaşlılık aylığına esas hizmet süresinin yeniden hesaplanması sonucunda yaşlılık aylığının düşürülmesi ve buna bağlı olarak 49.210,81 TL fuzûlen ödeme yapıldığı yolunda işlem tesis edilmesi nedeniyle, aylık değişikliğine dair bu işlemin iptali ile hukuken çalışılmış kabul edilen sürelerin sigortalılık hizmetleriyle birleştirilerek tesciline ve eksik ödenen yaşlılık aylıklarının işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline yönelik olması karşısında, usulî taleplerin farklı olması nedeniyle konusu aynı olmayan davalarda verilen bu kararlar arasında 2247 sayılı Kanunda belirtilen anlamda hüküm uyuşmazlığı bulunmamaktadır..."B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi12. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı; adli ve idari yargı mercileri tarafından esasa ilişkin olarak verilen ve kesinleşen mahkeme kararlarının dava konusunun aynı olmadığı gerekçesiyle, başvurunun reddi yönünde düşünce bildirmiştir. Yazılı düşüncenin ilgili kısmı şöyledir:''...İdari ve adli yargı kararları arasında oluştuğu ileri sürülen hüküm uyuşmazlığının çözümü için; öncelikle hüküm uyuşmazlığının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 24. maddesinin birinci fıkrasında, “1 inci maddede gösterilen yargı mercileri tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir.’’'’ hükmü yer almaktadır.Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:
Esas No : 2023/6Karar No: 2024/57
a- Uyuşmazlık konusu hükümlerin, adli ve idari yargı mercileri tarafından verilmesi,b- Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,c- Her iki kararın da kesinleşmiş olması,d- Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,e- Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksızbulunması,Koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinde; ortada, taraflardan en az birinin aynı olduğu, adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve kanun yollarına başvurularak şeklen kesinleşmiş kararların bulunduğu, tüm kararlarda davanın esasının hükme bağlandığı ve kanun yollarının tüketildiği anlaşılmıştır.Ancak, anılan mahkemelerce verilen hükümlerin konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığı ve kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunup bulunmadığı konusunun ayrıca incelenmesinde fayda bulunmaktadır.İzmir 2. İdare Mahkemesindeki dava; davacının iş akdinin feshedildiği ve yargı kararı uyarınca göreve yeniden başlatıldığı tarihler arasındaki dönem ile iş akdinin emeklilik yaşını doldurması nedeniyle ikinci kez feshi üzerine bu işleme karşı açılan davada verilen yürütmeyi durdurma kararları gereği fiilen çalıştığı tarihler arasındaki dönemlere ilişkin kıdem tazminatı ve kıdeme teşvik primi tutarı ile yargı kararları üzerine geri ödediği tutarların fuzulen davalı idare nezdinde bekletildiği süre bakımından yoksun kaldığı faiz alacağının ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile toplam 16.415.068 (eski) TL'nin faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmış ve Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kocaeli 1. İş Mahkemesindeki dava ise; davacının 1993-1998 yılları arasındaki çalışmalarının iptaline, son yaşlılık aylığının 1.302,75 TL'ye düşürülmesine ve buna bağlı olarak 49.210,81 TL fuzulen ödeme yapıldığına ilişkin Kocaeli Sigorta İl Müdürlüğünün 31.12.2013 tarihli ve 2.1.2014-79-154 sayılı işleminin iptali ile 1993-1998 yılları arasındaki dönem olan ve hukuken çalışılmış kabul edilen 4 yıl 9 ay 27 günlük sürenin sigortalılık hizmetleriyle birleştirilerek tesciline, hatalı Kurum işlemi nedeniyle eksik ödenen yaşlılık aylıklarının Kurum işleminin onay tarihi olan tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, prim eksikliğinin oluşması durumunda eksik primlerin işveren P. A.
.den tahsili gerektiğinin tespitine karar verilmesi istemiyle açılmış ve Mahkemece neticeten; Kocaeli Sigorta İl Müdürlüğünün 31.12.2013 tarihli işleminin, 49.210,8İL yersiz ödeme borcuna ilişkin kısmının iptaline, 1.288,30 TL'nin davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından 18.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, 31.12.2013 tarihli işlemin diğer kısımlarına yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Bu duruma göre, İdare Mahkemesindeki davanın, davacının iş akdinin feshedilerek yargı kararı uyarınca göreve yeniden başlatıldığı tarihler arasındaki dönem ile iş akdinin emeklilik yaşını doldurması nedeniyle ikinci kez feshi üzerine bu işleme karşı idari yargıda açılan davada verilen yürütmeyi durdurma kararları gereği fiilen çalıştığı dönemlere ait kıdem tazminatının ve kıdeme teşvik primi tutarı ile yargı kararları üzerine geri ödediği tutarların fuzulen davalı idare nezdinde bekletildiği süre bakımından yoksun kaldığı faiz alacağının ödenmesine; İş Mahkemesindeki davanın ise söz konusu döneme ilişkin sürenin sigortalılık hizmetleriyle birleştirilerek tesciline, hatalı Kurum işlemi nedeniyle eksik ödenen yaşlılık aylıklarının Kurum işleminin onay tarihi olan 31.12.2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, prim eksikliğinin oluşması durumunda eksik primlerin işveren P. A.
.den tahsili gerektiğinin tespitine ilişkin olması karşısında, mahkeme kararları arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü için gerekli olan koşullardan, dava konusunun aynı olması koşulunun gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.Öte yandan, davaların konusu aynı olsa ve kararlar arasında çelişki bulunsa bile hüküm uyuşmazlığının varlığı için bu çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması da gerekmektedir. Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararlar incelendiğinde; İdare Mahkemesinde görülen dava sonunda dava konusu süre bakımından kıdem tazminatı ödenmesine karar verildiği, bu karar sonucunda hükmedilen kıdem
Esas No : 2023/6Karar No: 2024/57
tazminatının davacı tarafından ilamlı icra takibi yoluyla tahsil edildiği, İş Mahkemesinde görülen dava sonunda ise fiilen çalışılan süre dışındaki sürenin sigortalılık hizmetleriyle birleştirilerek tesciline ilişkin talebin reddedildiği, yersiz ödeme borcunun ise iptal edildiği, bu itibarla, İdare Mahkemesi ile İş Mahkemesi kararları arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü için gerekli olan koşullardan, "Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması" koşulunun da gerçekleşmediği anlaşılmıştır...''V. İLGİLİ HUKUK13. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un “Mahkemenin görevi” başlığını taşıyan 1. maddesinin ilk fıkrası şöyledir:“Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir.”14. 2247 sayılı Kanun'un 3. Bölümünde, "Hüküm Uyuşmazlığı" üst başlığı altındaki 24. maddesi şöyledir:"(Değişik birinci fıkra: 21/1/1982 - 2592/7 md.) 1 nci maddede gösterilen yargı mercileri tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir. (Mülga ikinci fıkra: 2/7/2018 – KHK-703/183 md.)
İlgili kişi veya makam Uyuşmazlık Mahkemesine başvurarak hüküm uyuşmazlığının giderilmesini istiyebilir. Bu halde olumsuz görev uyuşmazlığının çıkarılması ile ilgili 15 ve 16 ncı maddelerdeki usul kuralları uygulanır."15. 2247 sayılı Kanun'un "Yargı merciince yapılacak işlemler" başlıklı 15. maddesi şöyledir:"Olumsuz görev uyuşmazlıklarında dava dosyaları, son görevsizlik kararını veren yargı merciince, bu kararın kesinleşmesinden sonra taraflardan birinin istemi üzerine, ilk görevsizlik kararını veren yargı merciine ait dava dosyası da temin edilerek Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir ve görevli yargı merciinin belirlenmesi istenir."16. 2247 sayılı Kanun'un "Uyuşmazlık Mahkemesince yapılacak işlemler " başlıklı 16. maddesi şöyledir:"Uyuşmazlık Mahkemesi, olumsuz görev uyuşmazlığı ile ilgili dosyaların ilk incelemesi sırasında ve gerekli gördüğü hallerde ilgili Başsavcıların görüşünü de alarak, görevli yargı merciini belirten kararını verir."17. 2247 sayılı Kanun'un "Hüküm uyuşmazlıklarında uygulanacak inceleme kuralları" başlıklı 25. maddesi şöyledir:" Hüküm uyuşmazlıklarında Uyuşmazlık Mahkemesi, Danıştay Yargılama usulünün bu kanuna aykırı olmayan hükümlerini uygulamak suretiyle anlaşmazlığın esasını da karara bağlar. (Mülga ikinci fıkra: 2/7/2018 – KHK-703/183 md.)
Uyuşmazlık Mahkemesi hüküm uyuşmazlıklarını dosya üzerinde inceleyerek
Esas No : 2023/6Karar No: 2024/57
karara bağlar. Gerekli gördüğü hallerde veya istek üzerine tarafları dinleyebilir."18. 2247 sayılı Kanun'un "İncelemede izlenecek sıra" başlıklı 27. maddesi şöyledir: "Uyuşmazlık Mahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceler; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddeder."VI. İNCELEME VE GEREKÇE19. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Eyüp SARICALAR, Muharrem ÜRGÜP, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 04/03/2024 tarihli toplantısında; Raportör-Hakim Gülay DOĞAN'ın, 2247 sayılı Kanun’da öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın başvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:20. 2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığının ortaya çıkabilmesi için:a) Uyuşmazlık doğuran hükümlerin, adli ve idari yargı mercileri tarafından verilmesi,b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,d) Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.21. Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen adli ve idari yargı kararlarının incelenmesinden, ortada adlî ve idarî yargı yerlerince verilmiş ve kesinleşmiş kararların bulunduğu, taraflarının en az birinin aynı olduğu, her iki davanın esasının hükme bağlandığı ve kararların kesinleştiği anlaşılmaktadır.22. Konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığına gelince, yukarıda ayrıntılı olarak değinilen mahkeme kararları irdelendiğinde; idarî yargı yerinde görülen davanın konusunun, davacının iş akdinin feshedildiği ve yargı kararıyla göreve yeniden başlatıldığı 1993-1998 yılları arasında mahkeme sürecinde geçen günlerinin kıdemden sayılması gerektiği halde 3.120 TL bedelin eksik ödendiği, ikinci kez iş akdinin feshedildiği ve yargı sürecinde işe tekrar başlatıldığı; 2001-2003 yılları arasında fiilen çalıştığı günlere ilişkin olarak da ödenmesi gereken 2.217,464 TL kıdem tazminatının ödenmediği, eksik ödenen kıdem tazminatı ve kıdeme teşvik primi tutarı ile yargı kararları üzerine geri ödediği tutarların fuzulen davalı idare nezdinde bekletildiği süre bakımından yoksun kaldığı faiz alacağının ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin davalı işleminin iptali ile, toplam 16.415,068 TL alacağının faiziyle birlikte tazmini istemine ilişkin olması; adlî yargıda açılan davanın konusunun ise, iş akdinin fesih tarihi ile yargı kararı gereğince tekrar işe başlatıldığı tarih arasındaki tüm sigorta kollarına tâbi primlerin ödenmesinin Sosyal Güvenlik Kurumunca istenmesi üzerine bu primleri ihtirazî kayıtla ödeyen P. P. H. A.
. tarafından Sosyal Güvenlik Kurumunun söz konusu işleminin iptali ve yatırılan sigorta primlerinin iadesi istemiyle açılan davada İş Mahkemesince davanın kabulüne karar
Esas No : 2023/6Karar No: 2024/57
verilmesi ve bu kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesince onanması üzerine bu karar gereğinin yerine getirilmesi amacıyla Kocaeli İl Sigorta Müdürlüğünce davacının hukuken çalışılmış sayılan dönemlerdeki çalışmalarının iptali, yaşlılık aylığına esas hizmet süresinin yeniden hesaplanması sonucunda yaşlılık aylığının düşürülmesi ve buna bağlı olarak 49.210,81 TL fuzûlen ödeme yapıldığı yolunda işlem tesis edilmesi nedeniyle, aylık değişikliğine dair bu işlemin iptali ile hukuken çalışılmış kabul edilen sürelerin sigortalılık hizmetleriyle birleştirilerek tesciline ve eksik ödenen yaşlılık aylıklarının işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline yönelik bulunması nedeniyle, mahkeme kararları arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü için gerekli olan koşullardan, dava konusunun aynı olması koşulunun gerçekleşmediği görülmektedir. 23. Diğer taraftan, hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararlar incelendiğinde ise; İdare Mahkemesinde görülen davanın sonunda, dava konusu süre bakımından kıdem tazminatı ödenmesine karar verildiği, bu karar sonucunda hükmedilen kıdem tazminatının davacı tarafından ilamlı icra takibi yoluyla tahsil edildiği, İş Mahkemesinde görülen dava sonunda ise fiilen çalışılan süre dışındaki sürenin sigortalılık hizmetleriyle birleştirilerek tesciline ilişkin talebin reddedildiği, yersiz ödeme borcunun ise iptal edildiği anlaşıldığından, İdare Mahkemesi ile İş Mahkemesi kararları arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü için gerekli olan koşullardan, "kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması" koşulunun da gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.24. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesinde öngörülen "konu ve dava sebebinin aynı olması" ve "kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması" koşullarını taşımayan başvurunun reddi gerekmiştir. VII. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle, 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesinde öngörülen "konu ve dava sebebinin aynı olması" ve "kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması" koşullarını taşımayan BAŞVURUNUN REDDİNE, 04/03/2024 tarihinde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Nilgün
Eyüp
Muharrem
GÜLEÇ
TAŞ
SARICALAR
ÜRGÜP
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN