T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2024/269KARAR NO : 2024/338
KARAR TR : 07/10/2024ÖZET: Davacının tarımsal arazilerinde, davalı SulamaBirliğinin Ana Statüde belirlenen kriterlere uygun sulamaplanlaması yapmaması nedeniyle arazilerdeki ekilimahsullerin zarara uğradığı iddiasıyla açılan tazmindavasının, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiğihk. K A R A R Davacı
: A.KVekili
: Av. Ö. K
Davalı
: Karataş Sulama BirliğiVekilleri
: Av. Ö. K., Av. Ü. K I. DAVA KONUSU OLAY 1. Davacı vekili, müvekkilinin Burdur ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... mevkiinde, üzerinde yonca ve mısır ekili muhteliftaşınmazların maliki olduğunu, davalı Sulama Birliğinin 6172 Sayılı Sulama Birliği Kanunu çerçevesinde hazırlananKarataş Sulama Birliği Çerçeve Ana Statüsü'nde belirtilen kriterlere uygun sulama planlaması yapmaması nedeniylemüvekkiline ait arazilerde ekili olan mahsüllerde zarar oluştuğunu,Karataş Sulama Birliği Çerçeve Ana Statüsü'ne göresulama planları bitki türü ve bu bitki türünün ekili olduğu arazi miktarı dikkate alınarak yapılması gerektiğini, oluşan buzararın tespiti maksadıyla başvurulan Yeşilova Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/3 D.İş sayılı dosyası kapsamında alınanbilirkişi raporuna göre mahsullerde toplam 22.961,52 TL zarar oluştuğunu ve bu zararın "sulama suyunun zamanındave/veya yeterli miktarda verilememesi sonucunda oluştuğunun" belirtildiğini ifade ederek, 22.961,52 TL maddizararın tazmini istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. Adli Yargıda 2. Yeşilova Asliye Hukuk Mahkemesi 14/06/2022 tarih ve E.2021/173, K.2022/81 sayılı kararı ile, davanınkısmen kabulüne karar vermiş, bu karar davalı tarafça istinaf edilmiştir. 3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 07/02/2023 tarih ve E.2022/2900, K.2023/170sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun değişik gerekçeyle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararında 6100 sayılıKanun'un 355. maddesinde yazılı kamu düzenine aykırılık görüldüğünden ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılıKanun'un 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince kaldırılmasına ve düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmaksuretiyle davanın yargı yolu dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı Kanun'un 114/1-b ve 115/2 maddeleri gereğinceusulden reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2017/841 Esas-2018/7574 Karar, 2016/4936 Esas-2017/7586Karar ve 2015/6483 Esas-2017/1520 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere;Bakanlar Kurulu kararı ile kurulan sulama birlikleri, 6200 sayılı DSİ Umum Müdürlüğü Teşkilat veVazifeleri Kanunu, 1580 sayılı Belediyeler Kanunu, 442 sayılı Köy Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresiKanunu'nda yer alan hükümlerle yönetilmektedir. Sulama birliklerine ait tesislerin yapımı, bakım veonarımları Devlet Su İşleri ekipmanlarınca yapılmakta ve masraflar DSİ Genel Müdürlüğü bütçesindenkarşılanmaktadır. Birlik personelinin atanması ise, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 23 Haziran1987 tarihli ve 19496 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan "İl Özel İdareleri ve Belediyelerin KurduklarıBirlikler ve Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Müessese ve İşletmelerde İlk Defa Memuriyete AtanacaklaraAit Sınav Yönetmeliği''nde belirtilen esaslara göre yapılmaktadır. Bu nedenlerle davalı sulama birliğikamu kurumu niteliğindedir.Öte yandan kamu kurumu tarafından kuruluş yasaları uyarınca tesislerin yapımı, bakımı ve kullanımyükümlülüğü yasalardan kaynaklandığı için, böyle bir kamu tesisinin gerek yapılması, gereksekullanılması veya korunmasındaki kusurdan doğan zararlar, idari karar ve eylemlerden doğan zararlarniteliğinde bulunmaktadır. Bu zararların ödetilmesi istekleri de 11/2/1959 gün ve 17/15 Yargıtay İçtihadiBirleştirme Kararı'nda açıklandığı üzere tam yargı davasının konusunu oluşturduğundan bu tür davalara2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi hükmüne göre idari yargı yerinde bakılması
gerekir. Yargı yolu, taraflarca açıkça veya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden (re’sen) dikkate alınır.Kaldı ki, benzer uyuşmazlıklarda idare mahkemeleri tarafından verilen kararların temyizincelemesini yapan Danıştay 10. Dairesi 2018/4114 esas-2021/2656 karar, 2016/2144 esas-2021/4111karar sayılı ilamlarında uyuşmazlığı esastan incelemiş, görevin adli yargı yerinde olduğuna dair birbelirleme yapmamıştır.Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesi kararının 6100Sayılı HMK'nın 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince kaldırılmasına, kabul edilen istinaf nedenleriyeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesisuretiyle; davacının açtığı tazminat davasının yargı yolu dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1-bve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, alınması gereken harç, masraf ve vekalet ücretinin davacıüzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekmiştir. ..." 4. Davacı vekili, bu kez 10.695 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyleidari yargı yerinde dava açmıştır. B. İdari Yargıda 5. Isparta 2. İdare Mahkemesi 25/04/2024 tarih ve E.2023/389 sayılı kararı ile, adli yargının görevalanına giren davada idari yargının görevsiz olduğu kanaatiyle, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargıyerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına ve dava dosyasının incelenmesinin UyuşmazlıkMahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Davalı Sulama Birliği, yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri doğrultusunda, ülkenin su varlık vekaynaklarının rasyonel kullanımı maksadıyla kamu tüzel kişiliğini haiz, kanunla kurulmuş bir kamukuruluşudur.Böyle olmakla birlikte, bu kuruluşun kişilere sağladığı hizmete ilişkin işlemlerinin yargısal denetiminiyapacak yargı düzenini belirleyebilmek için, işlemin özel hukuk ilişkilerinden mi yoksa kamusal yetkilerinkullanılmasından mı doğup doğmadığının irdelenmesi gerekmektedir.İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan veprojenin hukuka aykırı olduğu nedeniyle iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacakdavalar ile idarenin aynı plan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, suyolları, su şebekesigibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle idarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak davaların görüm veçözümünün, iptal ve tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu,idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu, özel mülkiyete konu taşınmazakamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahaleninmen’i ve meydana gelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksızfiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde çözümleneceği, yerleşik yargısaliçtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.Sulama işi, bir kamu hizmeti niteliğini taşımakta ise de, Sulama Birliği bu hizmeti ilgili yasalarınbelirlediği ilkeler ve özel hukuk kurallarına göre yürütmek durumundadır. Su kullanım bedelininhukuksal dayanağı, kamu gücüne değil iki taraf arasında yapılan sözleşmeye dayanmakta olup taraflararasındaki sözleşmeden doğan alacakların tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil UsulüHakkındaki Kanun'un ilgili hükümleri uygulanmamaktadır.Taraflar arasında düzenlenen "Su Kullanım Sözleşmesi", daha çok tip sözleşme görünümündedir.Hizmetten yararlanan kişinin, sözleşmeyi idareyle birlikte düzenlemesi yerine katılımı söz konusudur.Ancak bu durum, idare ile kişi arasında kurulan özel hukuk ilişkisini kamu hukuku ilişkisinedönüştürmez. Çünkü birçok durumda hizmetin tekel niteliği ve çok kişiye götürülme zorunluluğu, işin,çoğunlukla tip sözleşmeler yoluyla ve kişilerin katılımı ile gerçekleşebilmesini olanaklı kılmaktadır.Uyuşmazlık konusu olayda ise; davacı ile davalı Karataş Sulama Birliği arasında imzalanan16/05/2021 tarihli sulama sözleşmesinin bulunduğu, sözleşmenin 15'inci maddesinde; "Sulama sezonuiçerisinde suyun yeterli olmadığı durumlarda sulamada meydana gelen aksaklıklardan ve doğacakolağan dışı arızalar nedeniyle su verilmemesinden ve oluşacak zararlardan Birliğimiz sorumlu değildir."metnine yer verildiği görülmekle birlikte, tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde,uyuşmazlığın esasının; yapılacak sulama için gerekli ücretin ödenip ödenmediği ve davalı idarece sulamasuyunun yeteri kadar ve zamanında verilip verilemediği hususunda toplandığı görülmektedir.Bu durumda açılan davanın, taraflar arasında su kullanım sözleşmesine dayanan, "sözleşmeborcunun gereği gibi ifa edilmediğinden" bahisle özel hukuk hükümleri çerçevesindeki zarar tazminiuyuşmazlığının adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Nitekim; benzer bir uyuşmazlıkta Uyuşmazlık Mahkemesinin 25/09/2023 tarih ve E:2023/480K:2023/608 sayılı kararı da bu yöndedir. ..." 6. Isparta 2. İdare Mahkemesi tarafından 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerininbelirlenmesi için idari ve adli yargı dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir. III. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat 7. Anayasa’nın "Tabii servetlerin ve kaynakların aranması ve işletilmesi" başlıklı 168. maddesi şöyledir: “Tabiî servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması veişletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir.Hangi tabiî servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veyadoğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek vetüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları vemüeyyideler kanunda gösterilir.” 8. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları" üst başlıklı "1. Genelolarak" başlıklı 112. maddesi şöyledir: "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispatetmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." 9. 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesi şöyledir:“(1) Bu Kanunun amacı; ülkenin su varlık ve kaynaklarının rasyonel kullanımı maksadıyla umumisulardan faydalanmak üzere Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilmiş veya halen inşaedilmekte olan ya da inşa edilmesi planlanan sulama tesislerini gayelerine uygun şekilde kullanmak,işletmek, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün onayını almak suretiyle işlettirmek, bu tesislerin bakım,onarım ve yönetim sorumluluğunu yürütmek, tesisi geliştirmeye yönelik yeni projeler yapmak, yaptırmakveya tesisi yenilemekle görevli sulama birliklerinin kuruluşu, organlar ile görev ve yetkilerinidüzenlemektir.(2) Sulama birlikleri kamu tüzel kişiliğine sahip olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde özelhukuk hükümlerine tabidir.” 10. 6172 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "Çerçeve ana statü: Sulama birliklerindebütçe, borçlanma, borçların ödenmesine ilişkin esaslar, alacakların tahsili, tarifeler, harcama usulü, yatırımprogramı, personel istihdamı, tasfiye ve benzeri hususların düzenlendiği, Devlet Planlama TeşkilatıMüsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlık ile Çevre ve Şehircilik, Maliye ve Tarım ve Köyişleri Bakanlıklarınıngörüşü alınarak Bakanlık tarafından hazırlanan metni, ifade eder." denilmiştir. 11. 6172 sayılı Kanun’un “Birliğin görev alanı ve çalışma konuları” başlıklı 3. maddesi şöyledir: “(1) Birliklere devredilen tesislerin hizmet alanı, birliklerin görev alanı olup sınırları, kapsamı ve ismiDSİ tarafından belirlenir.(2) Bir görev alanı içerisinde aynı amaçla birden fazla birlik kurulamaz.(3) Birlik, devraldığı tesislerin işletme, bakım, onarım ve yönetim sorumluluğunu çerçeve ana statüdeve devir sözleşmesinde yer alan esaslara uygun olarak yürütür.(4) Birliğin çalışma konuları şunlardır:a) Görev alanı içerisinde yer alan tesislerin işletme, bakım, onarım, yönetim ve yenileme hizmetleriniusul ve esaslarına uygun olarak yapmak.b) Katılım payını, su kullanım hizmet bedelini ve uygulanan cezaları tahsil etmek.c) Devraldığı tesislerin yatırım bedellerini geri ödemek.ç) (Değişik:5/3/2022-7381/27 md.) Devraldığı tesisi DSİ’nin onayını almak suretiyle geliştirmek butesis ile ilgili yeni projeler yapmak veya yaptırmak, yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanmaküzere sulama tesisinin mütemmim cüzü olacak şekilde projeler geliştirmek, enerji tesisleri kurmak veişletmek veya diğer kurum ve kuruluşlar tarafından geliştirilen, kurulan yenilenebilir enerji tesislerinidevralarak işletmek, sulama birliğinin feshi hâlinde tesisleri çalışır hâlde DSİ’ye devretmek.d) Görev alanı içerisinde su miktarına bağlı olarak ekilecek bitki desenini Tarım ve KöyişleriBakanlığının ilgili birimleri ile işbirliği yaparak planlamak.e) Görev alanı içerisinde öngörülen üretim hedeflerinin gerçekleşmesine katkıda bulunmak üzeregerekli tedbirleri almak.f) Sulama ve diğer tarımsal konularda faaliyet gösteren kurumlarla işbirliği yaparak araştırma,geliştirme ve eğitim çalışmalarında bulunmak.g) Amaç ve görevleri ile ilgili konularda ulusal ve uluslararası gelişmeleri takip etmek.ğ) Ortak tesisler için DSİ’ce sarf olunan işletme ve bakım masraflarından kendi payına düşen miktarıödemek.h) (Ek:5/3/2022-7381/27 md.) Görev sahası dâhilinde, işlenmeyen ve tarım yapılmayan gerçek vetüzel kişilere ait tarım arazilerini DSİ’ce düzenlenecek usul ve esaslar dâhilinde, kiralayarak tarımsalüretim yapmak veya yaptırmak.” B. Yargı Kararları 12. 27/11/2020 günlü ve 31317 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/07/2020 tarihlive E.2018/104, K.2020/39 sayılı kararında değinilen 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu kapsamındaki sulama
birliklerinin hukuki statüsüne ilişkin gerekçe ve tespitlerin bir kısmı şu şekildedir: "Anayasa, kanunlar ve CBK ile kamu tüzelkişiliklerine birçok alanda, kuruluş amacına özgühukuksal durumlar tanınmaktadır. Ayrıca, kamu tüzelkişileri, nitelikleri ve özellikleriyle bağdaştığıölçüde, özel hukuk tüzelkişilerinin özel hukuk hükümlerine göre sahip olduğu hakları kullanabilmektedir(AYM, E.2006/61, K.2007/91, 30/11/2007). 6172 sayılı Kanun’un 1. maddesinde sulama birliklerinin dekamu tüzelkişiliğine sahip oldukları ve Kanun’da hüküm olmayan hâllerde özel hukuk hükümlerine tabiolacakları belirtilmektedir." ( § 243 )"Kamu tüzelkişileri, devlet tarafından kamu yararının gerçekleştirilmesi amacıyla kurulan, kamugücü ayrıcalıklarıyla donatılan tüzelkişilerdir. Bu tüzel kişilerin özel hukuk tüzel kişilerinden farklıolarak üstün ve ayrıcalıklı yetkilere sahip olmasıyla güdülen amaç ise kamu yararının sağlanması vekamu hizmetinin en iyi şekilde yerine getirilmesidir.Sulama birliklerinin kuruluşu, yapısı, görev ve yetkileri, mali hükümleri, personel istihdamı, denetimi,tüzelkişiliğinin sona ermesi 6172 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir. Bu birliklerin özellikle kuruluşları,görev alanları ve denetimlerinde DSİ’nin onay ve yetkisi bulunmaktadır. Sulama birlikleri Anayasa’daözel olarak düzenlenmemiş olup organlarının seçimle oluşmasında anayasal bir zorunlulukbulunmamaktadır. Sulama birliklerinin temel organı olan başkanlığın oluşumu Anayasa’nın 123.maddesinin birinci fıkrasında geçen idarenin kanunla düzenlenmesi ilkesi ile ilgili olup Anayasa’da özelolarak düzenlenmeyen hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşlarının organlarının belirlenmesindekanun koyucu takdir yetkisine sahiptir. Birlik başkanlarına tanınan idari para cezası verme yetkisi de bukapsamda kanun koyucunun takdir yetkisindedir.Diğer yandan sulama birliklerinin kamu personeli arasından Bakan tarafından seçilen başkantarafından temsil edileceği ve yönetileceğine, başkanlığın ise başkan ve başkanlık hizmetlerini yürütendiğer personelden oluşacağına dair birlik başkanının belirlenme usulü, başkanlığın oluşumu, görev veyetkileri ile ilgili hususlar Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kalmaktadır.Anayasa’nın anılan hükmüne göre memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görevve yetkilerinin kanunla düzenleneceği belirtilmektedir. Dava konusu kurallarda da birlik başkanınınbelirlenme usulü, idari para ceza verme yetkisini de içeren görev ve yetkileri kanunla düzenlendiğindenkanunilik ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır." ( § 252-254 )"Kamu tüzelkişilikleri devam eden birliklerin feshine karar verilmesi ise kamu tüzelkişiliklerinin sonaermesine yol açacaktır. Kanun’un 20. maddesinin (3) numaralı fıkrasında tüzelkişiliği sona erdirilensulama birlikleri tarafından işletilen sulama tesisleri hakkında 6200 sayılı Kanun hükümlerininuygulanacağı belirtilmiştir.Anayasa’nın 123. maddesinin üçüncü fıkrası “Kamu tüzelkişiliği, ancak kanunla veya kanununaçıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur” şeklinde iken 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile “Kamu tüzelkişiliği, kanunla veyaCumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur” şeklinde değiştirilmiştir. Yürürlükteki Anayasa hükmünegöre kamu tüzelkişiliği ancak kanunla ya da CBK’yla kurulabilir. Aynı şekilde bir kamu tüzelkişiliğiancak kanunla ya da CBK ile kaldırılır. 6771 sayılı Kanun’dan önceki dönemde yürürlükte olan “Kamutüzelkişiliği, … kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur” hükmü yürürlükte olmadığındankamu tüzelkişiliğinin artık kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulması veya kaldırılmasımümkün değildir.Anayasa’nın 123. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kamu tüzelkişiliğinin, kanunla veya CBKile kurulacağı şeklindeki düzenleme kamu tüzelkişiliğine sahip sulama birlikleri yönünden de geçerlidir.Kamu tüzelkişiliğinin veya organlarının kanunla veya CBK’ya dayanılarak kurulması zorunluluğu, kamutüzelkişiliğinin veya organlarının ortadan kaldırılması bakımından da geçerli olacaktır. Bu durumda birkamu tüzelkişiliği de ancak kanunla ya da CBK ile kaldırılabilir. Dolayısıyla birliklerin DSİ’nin teklifiüzerine Bakan onayı ile feshedileceğini öngören dava konusu (1) numaralı fıkra Anayasa’nın 123.maddesinin üçüncü fıkrasıyla bağdaşmamaktadır." ( § 260-262 )"Sulama birlikleri, DSİ’nin belirlediği sulama alanlarında sulama işletmeciliği konusunda hizmetvermek için kurulan, sulama tesislerinin işletme, bakım ve yönetim sorumluluklarını üstlenen, kamuyararının ve kamu hizmetinin yerine getirilmesine yönelik faaliyet gösteren kamu tüzelkişiliğine sahiphizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşlarıdır. Dolayısıyla sulama birliklerinin sundukları hizmetinkamu hizmeti niteliğinde olduğu açıktır. Kanun’un ek 1.maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise birliğingörev alanında yer alan her su kullanıcısı gerçek ve tüzelkişinin sulama tesisinden faydalanabilmek içino birliğe üye olmak zorunda olduğu belirtilmektedir. Her su kullanıcısı gerçek ve tüzelkişiden ilk üyelikkaydı sırasında bir defaya mahsus olmak üzere kural uyarınca DSİ’nin belirlediği katılım payı tahsiledilmektedir." ( § 272 )"6172 sayılı Kanun’da 7139 sayılı Kanun’la yapılan değişikliklerle sulama birliklerindeki birlikmeclisi, yönetim kurulu ve denetim kurulu organları kaldırılmış, birliklerin sadece başkanlıktan oluşacağıkabul edilmiş ve birlikler yeniden yapılandırılmıştır. Dolayısıyla kaldırılan organlarla ilgili düzenlemeleriiçeren kural ile yeniden yapılandırma sonucunda en üst yöneticinin görevine son verilebilmesi,alacakların tahsili, gözlemciler ile birlik üyesi olmayan su kullanıcılarının durumuna ilişkin kurallar dayürürlükten kaldırılmıştır. Kanun’un yürürlükten kaldırılan 19. maddesinde birliğe üye olmayan sukullanıcılarının yükümlülüklerini yerine getirmek koşuluyla tesislerden faydalanabilecekleri öngörülmüşiken 6172 sayılı Kanun’a 7139 sayılı Kanun’la eklenen ek 1. madde ile birliğin görev alanında yer alanher su kullanıcısı gerçek ve tüzelkişinin sulama tesisinden faydalanabilmek için o birliğe üye olmasıgerektiği hükme bağlanmıştır.
Sulama birliklerinin kamu tüzelkişiliğine sahip olduğu, Anayasa’da özel olarak düzenlenmediği veAnayasa’nın 123. maddesi uyarınca anılan birliklerin teşkilatlarını ve bu bağlamda organlarını belirlemekonusunda kanun koyucunun takdir yetkisine sahip olduğu gözetildiğinde anılan takdir yetkisikapsamında kanun koyucu tarafından kuralla Anayasa’nın 44. maddesinde ifade edilen toprağın verimliolarak işletilmesini koruma ve geliştirme amacına ulaşma bakımından daha etkili ve elverişli görülenfarklı bir yapılanma öngörülmesinin sonucu olarak önceki yapılanmaya ilişkin hükümlerin maddemetinlerinden çıkarılmasında veya yürürlükten kaldırılmasında Anayasa’ya aykırı bir yönbulunmamaktadır." ( § 315-316 ). 13. Uyuşmazlık Mahkemesinin 04/05/2015 tarih ve E.2015/166, K.2015/272 sayılı kararında, özetle;"sulama işi, bir kamu hizmeti niteliğini taşımakta ise de; ... Sulama Birliği bu hizmeti, ilgili yasaların belirlediğiilkeler ve özel hukuk kurallarına göre yürütmek durumundadır. Su kullanım bedelinin hukuksal dayanağı, kamugücüne değil iki taraf arasında yapılan sözleşmeye dayanmaktadır. Nitekim, ödemelerin yapılmamasıdurumunda davalı alacağını, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerinegöre değil, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil etmektedir.Taraflar arasında düzenlenen“Sulama Beyan Sözleşmesi”, daha çok tip sözleşme görünümündedir. Hizmetten yararlanan kişinin, sözleşmeyiidareyle birlikte düzenlemesi yerine katılımı söz konusudur. Ancak bu durum, idare ile kişi arasında kurulan özelhukuk ilişkisini kamu hukuku ilişkisine dönüştürmez. Çünkü birçok durumda hizmetin tekel niteliği ve çok kişiyegötürülme zorunluluğu, işin, çoğunlukla tip sözleşmeler yoluyla ve kişilerin katılımı ile gerçekleşebilmesiniolanaklı kılmaktadır. Ortada davacı ile davalı birlik arasında yapılmış bir sulama beyan sözleşmesine dayalıolarak ortaya çıkan uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre çözümlenesi gerekeceğinden, davanın adli yargıyerinde çözümlenmesi gerekmektedir." denilmiştir. IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 14. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, EyüpSARICALAR, Seyfi HAN, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan07/10/2024 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdareMahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Mahkemece idari yargı dosyasınınekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 15. Raportör-Hâkim Murat UÇUR'un, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendiktensonra, gereği görüşülüp düşünüldü: 16. Dava dosyasının incelenmesinden; Burdur ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... mevkiinde, üzerinde yonca ve mısır ekili,... mevkiinde kain 28/8, 154/63, 154/67, 155/114, 155/74, 155/79, 156/10 ada/parsel sayılı taşınmazların maliki olandavacı ile davalı idare arasında 26/05/2021 tarihli sulama sözleşmesi imzalandığı, yine davacının sulama beyannamesidüzenleyip imzaladığı, dosya kapsamında davalı idare tarafından düzenlenen 2021 tarihli tahsilat raporunun bulunduğu,davacı tarafça iddia konusu maddi zararın tespitiyle başvurulan Yeşilova Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/3 D.İş sayılıdosyasında 04/10/2021 tarihinde dava konusu parsellerde keşif icrası yapıldığı, bu tespit dosyası kapsamında alınanziraat bilirkişisi raporunda özetle, tespit tarihi itibariyle tespit konusu taşınmazlar üzerinde 2021 üretim yılı için mevcuttakiürünler dışında farklı bir üretim yapılabilmesi üretim yılının sonuna yaklaşılması nedeniyle mümkün olmadığı, tespite konutaşınmazlar üzerinde bulunan ürünlerde yapılan makro incelemelerde tespit edilen hususların, sulama suyunun bitkilerezamanında ve/veya yeterli miktarda verilememesi sonucunda oluştuğu görüş ve kanaatinde olduğunu, tespite konutaşınmazlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde yonca ve mısır ekili alanlar üzerinde sulamanın zamanında ve/veyayeterli miktarda yapılmaması sonucunda maddi zarar meydana geldiğinin tespit edildiği ve tespit edilen zararın tazminiistemiyle davanın açıldığı anlaşılmıştır. 17. Davalı Sulama Birliği, yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri doğrultusunda, ülkenin su varlık vekaynaklarının rasyonel kullanımı maksadıyla kamu tüzel kişiliğini haiz, kanunla kurulmuş bir kamu kuruluşudur. 18. Böyle olmakla birlikte, Anayasa'nın 168. maddesi uyarınca devletin doğal kaynakların aranması veişletilmesi hakkını Kanunla belli esaslar ve süreler için gerçek ve tüzel kişilere devredebileceğinin kabulü uyarınca SulamaBirliğinin kişilere sağladığı hizmete ilişkin işlemlerinin yargısal denetimini yapacak yargı düzenini belirleyebilmek için,işlemin özel hukuk ilişkilerinden mi yoksa kamusal yetkilerin kullanılmasından mı doğup doğmadığının irdelenmesigerekmektedir. 19. İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan veprojenin hukuka aykırı olduğu nedeniyle iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak davalar ile idarenin aynıplan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, suyolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi vebakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar
tarafından açılacak davaların görüm ve çözümünün, iptal ve tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idariyargı yerine ait olduğu, idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu, özel mülkiyete konu taşınmazakamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men’i ve meydanagelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerinegöre adli yargı yerinde çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır. 20. Sulama işi, bir kamu hizmeti niteliğini taşımakta ise de, Sulama Birliği bu hizmeti ilgili yasaların belirlediğiilkeler ve özel hukuk kurallarına göre yürütmek durumundadır. Su kullanım bedelinin hukuksal dayanağı, kamu gücünedeğil iki taraf arasında yapılan sözleşmeye dayanmakta olup taraflar arasındaki sözleşmeden doğan alacakların tahsilinde6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un ilgili hükümleri uygulanmamaktadır. 21. Taraflar arasında düzenlenen "Sulama Sözleşmesi", daha çok tip sözleşme görünümündedir. Hizmettenyararlanan kişinin, sözleşmeyi idareyle birlikte düzenlemesi yerine katılımı söz konusudur. Ancak bu durum, idare ile kişiarasında kurulan özel hukuk ilişkisini kamu hukuku ilişkisine dönüştürmez. Çünkü birçok durumda hizmetin tekel niteliğive çok kişiye götürülme zorunluluğu, işin, çoğunlukla tip sözleşmeler yoluyla ve kişilerin katılımı ile gerçekleşebilmesiniolanaklı kılmaktadır. 22. Bu durumda, dava konusu uyuşmazlığın yukarıda tanımlanan Sulama Birliği Çerçeve Ana Statüsününhazırlanmasına veya içeriğine ilişkin olmadığı, bir başka deyişle, davanın Çerçeve Ana Statüsünün veya hükümlerininiptali davası olmadığı, Çerçeve Ana Statüsünde belirtilen kriterler kapsamında sulama sözleşmesi düzenlendiği, taraflararasındaki sulama sözleşmesine ve sulama beyannamesine dayanan "sözleşme borcunun gereği gibi ifaedilmediğinden" bahisle özel hukuk hükümleri çerçevesindeki zarar tazmini uyuşmazlığının adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. 23. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Isparta 2. İdare Mahkemesinin başvurusununkabulü ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 07/02/2023 tarih ve E.2022/2900, K.2023/170 sayılıgörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜM Açıklanan nedenlerle; A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Isparta 2. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesinin 07/02/2023 tarih ve E.2022/2900, K.2023/170 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 07/10/2024 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Doğan
Eyüp
Seyfi
YAŞAR
AĞIRMAN
SARICALAR
HAN
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN