T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/275 KARAR NO: 2024/464
KARAR TR: 04/11/2024 ÖZET: İdari yargı yerinde açılan davanın öncesinde adli yargı yerince aynı konuda verilmiş kesin veya kesinleşmiş bir görevsizlik kararının bulunmadığı anlaşıldığından, 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesinde belirtilen koşulların oluşmaması nedeniyle, aynı Kanun’un 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİ gerektiği hk.K A R A R Davacı
: H. Ö.
Vekili
: Av. N. K.
Davalı : Çankaya Belediye Başkanlığı Vekili : Av. M. A.
I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, müvekkiline ait
kain
de, 2559 metrekare müstakil tapulu arsaya 16/02/2007 tarihinde hiçbir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın, bedeli ödenmeksizin ve müvekkiline hiçbir bilgi verilmeden "35 metre genişliğinde yol yapılarak" fiilen işgal etmek suretiyle el konulduğunu, yol dışında kalan yerlerin de yine hiçbir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın, bedelini ödemeksizin ve davacıya hiçbir bilgi verilmeksizin, “yeşil alan” yapmak suretiyle fiilen işgal edildiğini, davalı belediyenin 08/01/2009 tarih ve 55 sayılı belediye encümen kararına istinaden yapılan 81025 numaralı parselasyon planı ile müvekkilinin taşınmazına karşılık Ankara Büyükşehir Belediyesinin
den 2559/86965 hisse olarak şuyulandırıldığını, 12/10/2009 tarihinde şuyulandırılmış olarak müvekkili adına resen tapuya tescil edildiğini, fiilen yok edilen
de oluşan zararın tazmini için Ankara 23 Asliye Hukuk Mahkemesinde E.2014/276 (yeni E.2020/293) sayı ile Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Çankaya Belediyesi aleyhine “kamulaştırmasız el koyma nedeniyle tazminat (bedel) davası” açıldığını, açılan davada Büyükşehir Belediyesi yönünden kabul kararı verildiğini, Çankaya Belediyesi yönünden ise davanın atiye terk edilmesi sebebiyle karar verilmediğini, verilen kararın bozma sonrası kesinleştiğini; davalının usulsüz imar uygulaması ile Mayıs 2014 tarihi itibariyle 2.175.150 TL değere sahip olan taşınmazının imar uygulaması sonucu başka parsele şuyulandırdığını ve tespit edilen değerin yarısı olduğunu, bu nedenle 1.087.575 TL zararın mevcut olduğunu ve bu zarardan Çankaya Belediyesi'nin sorumlu olduğunu ifade ederek, şimdilik 10.000 TL bedel farkının haksız el koyma tarihi olan 12/10/2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.
Esas No : 2024/275Karar No: 2024/464
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Uyuşmazlığın anlaşılabilmesi açısından, mevcut dava açılmadan önceki yargılama süreci şöyledir: 3. Davacı vekili, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından fiilen yol yapılmak, Çankaya Belediyesi tarafından da, usulsüz imar uygulaması yapılması suretiyle
kain 399/1 ada parselde oluşan zararın tazmini için Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinde E.2014/276 esas sayılı yargılama dosyası ile Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Çankaya Belediyesi aleyhine “kamulaştırmasız el koyma nedeniyle tazminat (bedel) davası” açmıştır.4. Yapılan yargılama sürecinde alınan 11/03/2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda; 399/1 ada parsele yol yapılması eyleminde ve şuyulandırılan 29018/1 ada parselin (Onaylı imar planı 14 nolu plan notu gereği) sorumluluğunun Ankara Büyükşehir Belediyesinde olduğu değerlendirilmiş; bu değerlendirmeye istinaden “Çankaya Belediyesi yönünden” açılmış olan dava atiye terkedilmiştir. 5. Ankara 23.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 08/10/2015 tarih ve E.2014/276 K. 2015/436 sayılı kararda “…davalı idarenin işlemi sonucu bu şuyulandırmanın yapıldığı, bundan dolayı açılacak tazminata ilişkin davaların idari yargıda tam yargı davasına konu edilmesi gerektiğinden…” bahisle yargı yolu yönünden davanın reddine karar verilmiş, kararının temyizi üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 28/02/2017 tarih ve E.2016/3253, K.2017/7020 sayı ile “Davacının şuyulandırılmak suretiyle paydaş yapıldığı sayılı taşınmazın da “Kentsel Rekreasyon alanı” olarak kamuya özgülendiği gözetildiğinde, bu parseldeki davacı payına el atıldığının kabulü gerekir. Bu nedenle işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı ” gerekçesiyle kararı bozmuştur.6. Ankara 23 Asliye Hukuk Mahkemesinde bozma kararı üzerine yapılan yargılama sürecinde, 05/03/2019 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediyesi aleyhine (Ankara 27 Asliye Hukuk Mahkemesi E.2019/144 sayı ile) 2.125.150 TL ek dava açılmıştır. Bu dava Ankara 23 Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2018/484 sayılı dosyası ile birleştirilerek görülmüştür.7. Ankara 23 Asliye Hukuk Mahkemesi 14/06/2019 tarih, E.2018/484 ve K.2019/295 sayılı kararı ile, asıl dava için 50.000 TL birleşen dava için de 2.125.150 TL olmak üzere toplam 2.175.150 TL kamulaştırmasız el atma bedelinin Ankara Büyükşehir Belediyesinden tahsiline karar vermiştir. Çankaya Belediyesi yönünden, dava atiye terk edildiğinden, hüküm kurulmamıştır.8. Bu kararın temyizi üzerine, Yargıtay 5 Hukuk Dairesinin 18/02/2020 tarih ve E.2019/12099, K.2020/2630 sayı ile “…dava konusu
sayılı taşınmazın imar uygulaması ile gittiği
e el atıldığının kabulü ile bozma yapılmış olup, … in değerlendirme tarihi olan 2014 yılının Mayıs ayında metrekare birim fiyatının 425 TL olarak kabulü ile davacı payı olan 1.087.575 TL ye hükmedilmesi gerekirken dava konusu taşınmazın
olarak kabulü ile fazlaya hükmedilmesi doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle kararı bozmuştur.
Esas No : 2024/275Karar No: 2024/464
9. Bozma ilamı üzerine dosyanın gönderildiği, Ankara 23 Asliye Hukuk Mahkemesi 26/01/2021 tarih ve E.2020/293, K.2021/5 sayılı kararı ile Yargıtay bozma kararına uymuş ve neticeten; a-) Toplamda 1.087.575,00 TL nin Ankara Büyükşehir Belediyesinden tahsiline, b-)
sayılı taşınmazda bulunan 2559/86965 hissenin tapusunun iptali ile Ankara Büyükşehir Belediyesi adına tesciline karar vermiştir.10. Bu kararın temyizi üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 07/12/2021 tarih ve E.2021/4042 ve K.2021/14507 sayı ile Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26/01/2021 tarih, E.2020/293 ve K.2021/5 sayılı kararını onamış; karar düzeltme yoluna gidilmiş, Yargıtay 5 Hukuk Dairesi 30/05/2022 tarih ve E.2022/1768, K.2022/9616 sayı ile karar düzeltme istemini reddetmiş ve 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26/01/2021 tarih E.2020/293, K.2021/5 sayılı kararı kesinleşmiştir.11. Bu süreçte Yargıtay değerlendirmeleri ve mahkeme kararları sonucunda; fiilen el atılan 399/1 ada parsel için Mayıs 2014 tarihi itibariyle tespit edilen 2.175.150 TL zararın, Mayıs 2014 itibariyle 1.087.575 TL kısmından Ankara Büyükşehir Belediyesinin sorumlu tutulduğu; Mayıs 2014 tarihi itibariyle 1.087.575 TL bakiye fark zarardan ise hukuka aykırı imar uygulaması (önceden kısıtlı bir kamu parseline şuyulandırma yapılması) nedeniyle Çankaya Belediyesinin sorumlu olduğu gerekçesiyle; bakiye fark zararın tazmini maksadıyla Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinde Çankaya Belediyesi yönünden atiye terkedilen dava için; Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde E.2022/283 sayı ile mevcut ek dava açılmıştır. 12. Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi 14/04/2023 tarih ve E.2022/283 K.2023/305 sayılı kararı ile, idarenin hizmet kusuruna dayalı olarak açılan bu davada idari yargı görevli olduğundan ve yargı yolu caiz olmadığından, davanın usulden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmemiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Dava, ilçe belediyesinin yapmış olduğu imar uygulaması sonucu uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Davacı vekili, müvekkili adına kayıtlı arsaya yol yapılmak suretiyle el konulduğunu, 2009 yılında yapılan imar uygulaması ile
e şuyulandırıldığını, bu nedenle açılan davada Büyükşehir Belediyesi yönünden kabul kararı verildiğini, Çankaya Belediyesi yönünden ise atiye terk edilmesi sebebiyle karar verilmediğini, verilen kararın bozma sonrası kesinleştiğini ve davalının usulsüz imar uygulaması ile Mayıs 2014 tarihi itibariyle 2.175.150 TL değere sahip olan taşınmazını imar uygulaması sonucu başka parsele şuyulandırdığını ve tespit edilen değerin yarısı olduğunu bu nedenle 1.087.575 TL zararın mevcut olduğunu ve bu zarardan Çankaya Belediyesi'nin sorumlu olduğunu belirterek şimdilik 10.000 TL bedel farkının haksız el koyma tarihi olan 12/10/2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, işbu davada idari yargının görevli olduğunu, ayrıca husumet nedeniyle reddi gerektiğini, daha önce açılan davanın kesinleştiğini belirterek usulden ve ayrıca esas bakımından davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Uyuşmazlık, öncelikle dava konusu uyuşmazlığın adli yargıda mı yoksa idari yargıda mı görüleceği noktasındadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Aynı Kanunun 2. maddesinde asliye hukuk mahkemelerinin görevi düzenlenmiştir.
,
in bulunduğu alana ait 1/1000 ölçekli Mevzi İmar Planının Ankara Valiliğince onaylandığı, onaylı imar planına istinaden hazırlanan parselasyon planının ise il idare kurulunca kabul edildiği, düzenleme ortaklık payının %35 olduğu, bu plana göre Lodumu (Beytepe) Tp.
sayılı parselin tahsisinden oluşan 2559 metrekare yüzölçümlü
in onaylı imar planı ile resmi kurum alanı olarak tanımlandığı, taşınmazın bulunduğu bölgenin Çankaya Belediye Meclisinin 08/12/2004
Esas No : 2024/275Karar No: 2024/464
tarih ve 404 sayılı kararı ve Ankara Büyükşelir Belediye Meclisinin 15/03/2005 tarihi ve 685 sayılı kararı ile onaylanan ve askı süresi içerisine yapılan itirazların Çankaya Belediye Meclisinin 05/07/2005 tarih ve 572 sayılı kararı ile reddedilerek onaylanan Beytepe III. Etap Toplu Konut Alanına ilişkin 1/1000 ölçekli Uygulama İmat Planı değişikliği düzenleme sınırı içerisinde kaldığı, onaylı imar planı değişikliğine istinaden hazırlanan Belediye Encümeninin 21/08/2008 tarih ve 1685/35 sayılı kararı ile kabul edilip Ankara Büyükşehir Belediye Encümeninin 25/09/2008 tarih ve 2472 sayılı kararı ile onaylanarak askı süresi içerisinde yapılan itirazların ise Belediyemiz Encümeninin 08/01/2009 tarih ve 55 sayılı kararı ile reddedilerek kesinleşen 81205 nolu parselasyon planı ile yeniden düzenlemeye alındığı ve parselasyon planının 12/10/2009 tarihinde tapuya tescil edildiği, düzenlemeye alınan 399 ada 1 sayılı parsel mevcutta fiilen var olan Enerji Nakil Hatlarının altında kalması, imar kullanımının "Resmi Kurum” olması sebebi ile Beytepe III Etap Toplu Konut Alanı imar planı değişikliği ile bu alanda 35 metre genişliğinde yol ve yeşil alanların oluşturulması sonucu, parselden kesinti yapılmaksızın yine kamu parseli niteliğinde olan Kentsel Rekreasyon Alanı kullanımında alan imarın 29018 ada 1 sayılı parseline tahsis edildiği anlaşılmıştır.
sayılı taşınmazın tapu kütüğü kapatılarak tahsis edildiği
e şuyulandırılmıştır. Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014 276 Esas sayılı dosyasında kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili isteminde açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda verilen kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesince bozulması sonrası aynı mahkemenin 2018/484 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda 14/06/2019 tarih ve 2019/295 Karar sayılı karar ile davalı Ankara Büyükşehir Beyediye Başkanlığı yönünden açılan davanın kabulüne karar verilmiş ve bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince metrekare birim fiyatı yönünden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş ve bozma sonrası aynı mahkemenin 2020/293 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda 26/01/2021 tarih ve 2021/5 Karar sayılı karar ile davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden açılan davanın kabulüne, davalı Çankaya Belediye Başkanlığı hakkında açılan dava atiye terk edildiğinden karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda anılan davası, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Oysa mahkememizde görülmekte olan bu dava ilçe belediyesinin yapmış olduğu imar uygulaması ile adına kayıtlı olan taşınmazın başka bir parsele şuyulandırılması ve şuyulandırılan parselin değerinin yarı oranında düşük olması sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı adına kayıtlı
sayılı taşınmazın şuyulandırılması sonucu gittiği
sayılı taşınmaz yönünden verilen karar kesinleşmiştir. Davacının 2.559 metrekare hissesi yönünden verilen bu karar kesinleştiğinden ve sorumlu idare Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak kabul edildiğinden aynı taşınmaz ile ilgili aynı hukuki sebebe dayalı bir dava mevcut olmadığı kabul edilmiştir.Davalı Çankaya Belediyesine karşı açılan davada husumetin dayanağını oluşturan hususlar idarenin eylem ve işlemlerinden kaynaklanmaktadır. Davalının sorumluluğunun kaynağı idarenin her türlü işlem ve eyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleri doğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgü sorumluluk türüdür. İdarenin kusura dayanan sorumluluğu, uygulamada hizmet kusuru kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusuru genel olarak doktrinde idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde birtakım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması şeklinde tanımlanmaktadır. Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin, dolayısıyla olayda hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde idari dava türleri arasında sayılan idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası kapsamında idari yargı yerlerince yapılması ve idarenin görevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü sıradaki eyleminden doğan zararın giderilmesine yönelik olarak açılan
Esas No : 2024/275Karar No: 2024/464
davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği açıktır.Davalıya atfedilen ve sorumluluğun dayanağı olarak gösterilen hususlar adli yargının görev alanında olan bir uyuşmazlıktan kaynaklanmamıştır. Davalı kamu kuruluşunun kendi görev alanındaki kamu hizmetinin, idare hukuku ilke ve kurallarına göre yürütüleceğinden anılan kuruluşun idari işlem ve eylemlerinden doğan uyuşmazlıkların da Anayasa’nın 125. maddesi ve 2577 sayılı İYUK’nun 2. maddesine göre idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde dava şartları düzenlenmiş, yargı yolunun caiz olması dava şartı olarak sayılmıştır. Aynı Kanunun dava şartlarının incelenmesini düzenleyen 115. maddesi ile, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler” hükmü getirilmiştir. Dava konusu somut olayda, 2009 yılında ilçe belediyesince yapılan imar uygulaması ile davacı adına kayıtlı taşınmazın şuyulandırıldığı parselin değerinin daha düşük olması sebebiyle bu davanın açıldığı, davalı belediyenin görevi kapsamında yapmış olduğu imar uygulaması ve parselasyon ile daha değersiz bir yerden şuyulandırma yapılmasının ilçe belediyesinin görevi kapsamında bir idari işlem olduğu, kamulaştırmasız el atma olgusuna dayalı bir dava mevcut olmadığı, davacının talebinin dayanağı ve gerekçesinin adli yargının görev alanında bulunmadığı, idarenin hizmet kusuruna dayalı olarak açılan bu davada idari yargının görevli olduğu anlaşılmakla yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle: 1)Yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden REDDİNE ..."13. Davacı vekili bu kez, aynı hukuki sebebe dayalı olarak 12.795,000 TL bedelin davalıdan tahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. B. İdari Yargıda14. Ankara 24. İdare Mahkemesi 25/04/2023 tarih ve E.2023/805 ,K.2023/816 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın adli yargının görevine girdiği gerekçesiyle, görevsizlik kararı vermiş ve bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Dava dilekçesinin incelenmesinden; Ankara İli, Çankaya İlçesi, Lodumu Mevkii'nde kain, davacının maliki olduğu
sayılı taşınmazın bir kısmına fiilen 35 metre genişliğinde yol yapılmak ve yol dışında kalan kısmına da yeşil alan yapılmak suretiyle kamulaştırmasız el konulduğundan bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 12.795.000,00-TL taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda, usul hükümlerinin derhal uygulanması gerektiği ilkesi ve görev kurallarının kamu düzeninden olduğu gözetildiğinde, uygulama imar planında umumi hizmetlere ve resmi kurum alanlarına ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufun hukuken kısıtlandığından bahisle taşınmaz bedeline karşılık olarak tazminat istemiyle açılan davalarda, 2942 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesine; "Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davaların adli yargıda görüleceği" şeklindeki kuralı getiren 7421 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra adli yargı yerlerinin görevli olduğu sonucuna varılmaktadır.Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine..."15. Davacı vekilinin dilekçesi ile 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre
Esas No : 2024/275Karar No: 2024/464
doğduğunu öne sürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvurması üzerine, Ankara 24. İdare Mahkemesince dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUK16. Anayasa'nın "Uyuşmazlık Mahkemesi" başlıklı 158. maddesi şöyledir:"Uyuşmazlık Mahkemesi adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir. Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluşu, üyelerinin nitelikleri ve seçimleri ile işleyişi kanunla düzenlenir. Bu mahkemenin Başkanlığını Anayasa Mahkemesince, kendi üyeleri arasından görevlendirilen üye yapar.Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır." 17. 2247 sayılı Kanun’un "Mahkemenin görevi" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir."18. 2247 sayılı Kanun’un "Olumsuz görev uyuşmazlığı" başlıklı 14. maddesi şöyledir:“Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca (…) ileri sürülebilir.”19. 2247 sayılı Kanun'un "İncelemede izlenecek sıra" başlıklı 27. maddesi şöyledir:"Uyuşmazlık Mahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceler; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddeder."IV. İNCELEME VE GEREKÇE20. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 04/11/2024 tarihli toplantısında; Raportör-Hâkim Şerife ÖZDOĞAN'ın, 2247 sayılı Kanun’da öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada başvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:21. Dosyanın incelenmesinden davacıya ait Ankara ili, Çankaya ilçesi, Lodumlu Mevkiinde kain
de bulunan taşınmaza kamulaştırmasız el konulması (fiilen yol yapılmak ve usulsüz imar uygulaması ile) yok edilmesi sonucu uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemiyle adli yargı yerinde açılan davada, Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verildiği, 06/06/2024 tarihinde kararın kesinleşip
Esas No : 2024/275Karar No: 2024/464
kesinleşmediğinin Mahkemesinden sorulması üzerine, Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilen 12/06/2024 tarihli cevabi yazıda, kararın kesinleşmediğinin belirtildiği görülmüş, Mahkememizce UYAP üzerinden yapılan kontrolde de görevsizlik kararının kesinleşmediği teyit edilmiştir. Davacı vekilinin, adli yargıda verilen görevsizlik kararı üzerine aynı istemle idari yargı yerinde dava açtığı ve ardından idari yargı yerince verilen ve kesinleşen görevsizlik kararı ve davacı vekilinin istemi üzerine 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesi kapsamında ilgi dosyaların Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır.22. Başvurunun incelenebilmesi için 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen koşulların bulunması gerektiği tartışmasızdır.23. Mevzuat kısmında belirtilen düzenlemelere göre, Uyuşmazlık Mahkemesince Kanun'un 14. maddesi kapsamında bir görev uyuşmazlığının incelenebilmesi için, adli ve idari yargı yerleri tarafından konusu, tarafı ve sebebi aynı olan davalarda kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş görevsizlik kararlarının bulunması gerekmektedir.24. Davacı vekilinin 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca Uyuşmazlık Mahkemesine başvurabilmesi için, adli ve idari yargı yerleri tarafından konusu, tarafı ve sebebi aynı olan davalarda kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş görevsizlik kararlarının bulunması gerektiği açıktır. Oysa olayda, adli yargı yerince davacı hakkında aynı konuya ilişkin olarak verilmiş bir görevsizlik kararı bulunduğu halde bu kararın kesinleşmediği, böylece ortada kanunda öngörülen biçimde, idari yargı yerinde açılan davanın öncesinde, adli yargı yerince aynı konuda verilmiş kesin veya kesinleşmiş bir görevsizlik kararının bulunmadığı görülmektedir.25. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurulduğunda, 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesinde belirtilen koşulları taşımayan davacı vekilinin başvurusunun reddi gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;2247 sayılı Kanun’un 14. maddesinde belirtilen koşulların oluşmaması nedeniyle, aynı Kanun’un 27. maddesi uyarınca BAŞVURUNUN REDDİNE,04/11/2024 tarihinde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Nilgün
Doğan
Eyüp
GÜLEÇ
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN