T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/292KARAR NO: 2025/330
KARAR TR: 05/05/2025ÖZET: 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 2008 yılından önce, 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçi sayılan davacının, emekliliğe esas prim ödemelerinin dikkate alınmadığından bahisle, emekli maaşına esas alınan tutarın düzeltilmesi istemiyle davalı kuruma yaptığı başvurunun reddine ilişkin işleme karşı açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.K A R A RDavacı: İ. KVekili: Av. M. G. KDavalı: Sosyal Güvenlik Kurumu BaşkanlığıVekili: Av. A. C. T, Av. Ç. NI. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, 01/10/2016 tarihinde Bağ-Kur üzerinden emekli olan müvekkilinin; 16 yıl Emekli Sandığına, 13 yıl Bağ-Kur'a prim ödediği, emekli maaşının hesabında gösterge ve makam tazminatının dikkate alınmadığı, maaş hesabında daha önce ek gösterge ve makam tazminatları nedeniyle ödenen kesenek ve karşılık tutarlarının ilgili kişinin hangi kurumdan emekli olursa olsun emekli maaşına eklenmesi gerektiğinden bahisle, Emekli Sandığı emekliliğe esas prim ödemelerinin dikkate alınmaması nedeniyle emekli maaşına esas alınan tutarların düzeltilmesi yolunda yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve emekli maaşının düzeltilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Ankara 17. İş Mahkemesi 20/11/2017 tarih ve E.2017/188, K.2017/292 sayılı kararı ile, "dava idari yargının görev alanına girdiğinden mahkemenin görevsizliğine" karar vermiş ve bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumaya devam edeceğinden bunlara ilişkin ihtilaflarda idari yargının görevli olmaya devam edecektir.Öte yandan Uyuşmazlık Mahkemesinin 4.9.2012 tarihli 2012/64-83 Esas ve Karar sayılı kararında 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a
Esas No : 2024/292 Karar No: 2025/330
maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında bulunan, emekli kamu personeli olan davacı tarafından açılan davanın, görüm ve çözümünün idari yargı yerinde görüleceği, 5510 sayılı bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılı Kanunun öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği sonucuna varılmıştır. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 14/04/2016 tarih ve 2015/12044 Esas-2016/5744 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.)
Getirtilen belgeler ve dosya kapsamına göre;, davacının 01/10/2008 tarihinden önce 5434 sayılı Yasa kapsamında geçen 5520 gün emekli sandığı hizmetleri esas alınarak emekli aylığının belirlenmesi talebine yönelik olduğu anlaşılmakla, yargılama ve dosya kapsamına göre; az önce özetlenen yasal düzenleme ve getirtilen kayıt ve belgelere göre, 5510 sayılı yasanın geçici 4.maddesindeki düzenleme dikkate alındığında maddi olaya uygulanacak hükümlerin 5434 Sayılı Kanunda düzenlendiği ve 5510 Sayılı Kanunun geçiş hükümlerine, Anayasa Mahkemesi ve Uyuşmazlık mahkemesinin kararlarına göre uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiğ bu nedenle mahkememizin görevsiz olup davada idari yargının görevli olduğu, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın dava şartları başlıklı 114/1-b maddesinde yargı yolunun caiz olmamasının dava şartı olarak öngörüldüğü, mahkememizce yapılan tespite göre davada idari yargı görevli olup mahkememiz görevsiz olduğundan dava şartının noksan olduğu, HMK 115/1 maddesi gereği dava şartı noksanlığı mahkemece ve her aşamada kendiliğinden araştırılıp 115/2 maddesi gereği dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddi gerekeceğinin belirtilmesi karşısında aşağıdaki hüküm kurulmuştur. ..."3. Davacı vekili bu kez, aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.B. İdari Yargıda4. Ankara 13. İdare Mahkemesi 24/01/2024 tarih ve E.2023/1161, K.2024/168 sayılı kararı ile, davanın görev yönünden reddine karar vermiş ve bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "... Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 04.01.1988 tarihinde Maliye Bakanlığı bünyesinde hesap uzman yardımcısı olarak göreve başladığı, 11.02.1991 tarihinde uzman olarak atandığı, 20.09.1999 tarihinde Turizm Bakanlığı bünyesinde genel müdür yardımcısı olarak, 22.01.2001 tarihinde ise Turizm Bakanlığı bünyesinde genel müdür olarak atandığı, 29.04.2003 tarihinde istifa ederek kamu görevinden ayrıldığı, 04.01.1988 tarihinden istifa tarihi olan 29.04.2003 tarihine kadar 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) kapsamında 15 yıl 4 ay hizmetinin bulunduğu, akabinde 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) kapsamında Bağ-Kur'a tabi 12 yıl 8 ay 23 gün hizmeti 4 ay borçlanma süresi olmak üzere toplam 13 yıl 23 gün hizmetinin bulunduğu, 01.10.2016 tarihinde Bağ-Kur üzerinden emekli olan davacı tarafından, Emekli Sandığı emekliliğe esas prim ödemelerinin dikkate alınmaması nedeniyle emekli maaşına esas alınan tutarların düzeltilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun davalı idare tarafından 76744296-66.472.045 sayılı işlemi ile reddedilmesi üzerine, söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.Bu itibarla, davacının en son 506 sayılı Kanun kapsamındaki çalışma süresi değerlendirilerek birleştirilmiş hizmetleri üzerinden 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında davacıya aylık bağlandığı ve uyuşmazlığın davacının aylığının Emekli Sandığı'na tabi olarak verdiği hizmet, Emekli Sandığı emekliliğe esas prim ödemelerinin, ek gösterge ve makam tazminatlarının göz önünde bulundurularak toplam prim üzerinden hesaplanarak güncellenmesi istemine ilişkin kısmının, aylık bağlanması aşamasında davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesi kapsamında (iştirakçi konumunda) bulunmadığı gibi davanın bu kısmının konusunun daha önce iştirakçi olan davacının
Esas No : 2024/292 Karar No: 2025/330
iştirakçi olduğu döneme yönelik 5434 sayılı Kanun kapsamında tesis edilmiş bir işlemden kaynaklanmadığı, davanın konusunun davacıya 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında bağlanan aylığının Emekli Sandığı'na tabi olarak verdiği hizmet göz önünde bulundurularak toplam prim üzerinden hesaplanarak güncellenmesi ve düzeltilmesi istemine ilişkin olduğu anlaşıldığından, 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında dava konusu uyuşmazlığın çözümünde, 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesi uyarınca iş mahkemeleri görevli bulunmaktadır. ..."5. Davacı vekilinin olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemli dilekçesi üzerine, Ankara 13. İdare Mahkemesince adli ve idari yargı dava dosyalarının asılları Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına gönderilmiştir. III. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat 6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Sigortalı sayılanlar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının ilgili (a) ve (c) bentleri şöyledir: "(Değişik: 17/4/2008-5754/2 md.)Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından,a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar,...c) Kamu idarelerinde;1) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olmayanlardan, kadro ve pozisyonlarda sürekli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar,2) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine tabi olmayanlardan, sözleşmeli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesi uyarınca açıktan vekil atananlar,sigortalı sayılırlar."7. 5510 sayılı Kanun'un “Uyuşmazlıkların Çözüm Yeri” başlıklı 101. maddesi şöyledir:"Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür."8. 5510 sayılı Kanun'un "5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri" başlıklı geçici 4. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir: "(Değişik: 17/4/2008-5754/68.md.)Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanuna göre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32 nci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir.Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliği sona erenlerden tahsis talebinde bulunacaklar ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsis talebinde bulunanlardan işlemleri devam edenler hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre
Esas No : 2024/292 Karar No: 2025/330
işlem yapılır.5434 sayılı Kanuna göre iştirakçi olup bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak çalışmaya başlayanlardan vazife malûllüğü kapsamına girenler hakkında, bu Kanunun 47 nci maddesinin birinci fıkrasına göre işlem yapılır. (Ek cümle: 4/7/2012-6353/85 md.) 5434 sayılı Kanunun mülga hükümlerine göre vazife malullüğü aylığı bağlananlardan malullüklerinin sürekli olduğuna Kurum Sağlık Kurulunca karar verilen iştirakçiler yine aynı Kanunun 40 ıncı maddesinde belirtilen yaş hadleri ile özel kanunlarındaki yaş hadlerini doldurduğu tarihe kadar yeniden muayene edilmelerini Kurumdan isteyebilir.Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. (Ek cümle: 11/10/2011-KHK-666/5 md.) Bu fıkra kapsamına girenlerden 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesi kapsamında bulunanların emekli kesenekleri ile kurum karşılıklarının hesabında, işgal ettikleri kadrolar için ilgili mevzuatında belirlenen unsurlar esas alınır.Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır. (Ek cümle: 16/6/2010-5997/10 md.) (Değişik cümle:9/1/2025-7538/13 md.) Ancak, bu Kanunun 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (d), (e) ve (f) bentlerinde belirtilenlerden öğrenci olanların sigortalı sayılmaları, yetim aylıklarının bağlanmamasını veya bağlanan yetim aylıklarının kesilmesini gerektirmez. (Ek cümleler:9/1/2025-7538/13 md.) Bu madde kapsamında aylık alan ya da hükmün yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylığa hak kazanacak erkek çocuklar için 5434 sayılı Kanunun mülga 74 üncü maddesinin altıncı fıkrası hükümleri uygulanmaz. Bu fıkranın ikinci ve üçüncü cümlesi hükümleri bu Kanunun geçici 18 inci maddesi kapsamındaki yetimler hakkında da ilgisine göre uygulanır...." 9. 5510 sayılı Kanun'a eklenen geçici 95. madde şöyledir :"(Ek:1/3/2023-7438/1 md.)Bu maddenin yürürlük tarihinden sonra aylık bağlanması için talepte bulunanlardan 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi, 1479 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2925 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi ve 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesi hükümlerine göre yaşlılık veya emekli aylığı bağlanacak olanlar, söz konusu hükümlerde yaş dışındaki diğer şartları taşımaları halinde yaşlılık veya emekli aylığından yararlanırlar. Bu fıkra esas alınarak geriye dönük herhangi bir ödeme yapılmaz ve geriye dönük hak talep edilemez."10. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesi şöyledir: "1. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından
Esas No : 2024/292 Karar No: 2025/330
açılan tam yargı davalarıc) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.3. (Mülga: 02/07/2018-KHK-703/185 md.)" B. Yargı Kararı11. Anayasa Mahkemesi, 22/12/2011 tarihli ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla, 5510 sayılı Kanun'un 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemini redle sonuçlandırmıştır. Söz konusu kararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığa ışık tutacak gerekçesi şöyledir: “…5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileri bakımından da aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte, artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlik kurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçisi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir. Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yeni sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceği açıktır…”IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme12. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Muharrem ÜRGÜP, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 05/05/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, idari ve adli yargı yerleri arasında anılan Kanun’un 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu,
Esas No : 2024/292 Karar No: 2025/330
idari yargı dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece, adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi13. Raportör-Hâkim Süleyman ARIDURU'nun davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:14. Dava, 01/10/2016 tarihinde Bağ-Kur üzerinden emekli olan davacının, Emekli Sandığı emekliliğe esas prim ödemelerinin dikkate alınmadığından bahisle, emekli maaşına esas alınan tutarların düzeltilmesi yolunda yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve emekli maaşının düzeltilmesi istemiyle açılmıştır.15. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 04.01.1988 tarihinde Maliye Bakanlığı bünyesinde hesap uzman yardımcısı olarak göreve başladığı, 11.02.1991 tarihinde uzman olarak atandığı, 20.09.1999 tarihinde Turizm Bakanlığı bünyesinde genel müdür yardımcısı olarak, 22.01.2001 tarihinde ise Turizm Bakanlığı bünyesinde genel müdür olarak atandığı, 29.04.2003 tarihinde istifa ederek kamu görevinden ayrıldığı, 04.01.1988 tarihinden istifa tarihi olan 29.04.2003 tarihine kadar 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) kapsamında 15 yıl 4 ay hizmetinin bulunduğu, akabinde 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) kapsamında Bağ-Kur'a tabi 12 yıl 8 ay 23 gün hizmeti 4 ay borçlanma süresi olmak üzere toplam 13 yıl 23 gün hizmetinin bulunduğu, 01.10.2016 tarihinde Bağ-Kur üzerinden emekli olan davacı tarafından, Emekli Sandığı emekliliğe esas prim ödemelerinin dikkate alınmaması nedeniyle emekli maaşına esas alınan tutarların düzeltilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun davalı idare tarafından 76744296-66.472.045 sayılı işlemi ile reddedilmesi üzerine, söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.16. Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden; 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği; ancak, bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesi uyarınca, bu kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanun’un değil, 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği açıktır.17. Bu durumda, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden evvel 1988 yılından itibaren 5434 sayılı Kanun kapsamında devlet memuru (iştirakçi) statüsünde çalışan davacının emekli aylığı tahsis talebine ilişkin davanın çözümlenmesinde, 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi uyarınca idari yargı yerleri görevli bulunmaktadır.18. Yukarıda belirtilen hususlar gözönünde bulundurularak, Ankara 13. İdare Mahkemesinin 24/01/2024 tarih ve E.2023/1161, K.2024/168 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.
Esas No : 2024/292 Karar No: 2025/330
V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde İDARİ YARGI YERİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Ankara 13. İdare Mahkemesinin 24/01/2024 tarih ve E.2023/1161, K.2024/168 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,05/05/2025 tarihinde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Doğan
Eyüp Muharrem
YAŞAR
AĞIRMAN
SARICALAR
ÜRGÜP
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN