T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2024/296KARAR NO : 2024/421
KARAR TR : 07/10/2024ÖZET: Davacının satın aldığı ithal aracın, yurt dışındakullanılmış olduğu halde "sıfır araç" olarak beyanedilmiş olması nedeniyle, aracın mülkiyetinin kamuyageçirilmesinden dolayı mülkiyet hakkının ihlal edildiğiiddiasıyla, maddi zararın tazmini istemiyle açılandavanın,İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesigerektiği hk.
K A R A R Davacı
: T. D.Tic. Lim. ŞtiVekili
: Av. H. Cİdarive AdliYargıda OrtakDavalı
:Ticaret Bakanlığı Yeşilköy Gümrük MüdürlüğüVekili
: Av. S. AAdli YargıdaDavalı
: Maliye HazinesiVekili
: Av. Z. Y I. DAVA KONUSU OLAY 1.Davacı vekili, dava dışı şirket adına tescilli ve 27/08/2009 tarihli ve IM0060033 sayılı serbest dolaşıma girişbeyannamesi ile,yeni ve kullanılmamış olarak beyan ve ithal edilip, bilahare müvekkili şirket tarafından satın alınanWDB2110081B428235 şasi numaralı araçla ilgili olarak, aracın eski olup yurt dışında kullanılmış olduğundan, yurtdışından yasa dışı yollarla ithalatı yapıldığı gerekçesi ile, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/11/2013 tarih veE.2011/234, K.2013/340 sayılı kararı ile "müsaderesine" karar verildiğini ve 10/09/2018 tarihinde davalı tarafındantasfiyesine karar verilerek aracın ihale usulü ile satılmasından dolayı müvekkilinin zarara uğradığını ve bu zarardan aracınithali ve trafik tescili işleri aşamasında idarenin işlemlerini eksik ifa etmesi sebebiyle davalının sorumlu olduğunu ilerisürerek, araç değeri 160.965 TL ve 25.000 TL zararın davalıdan tazmini istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. İdari Yargıda 2. İstanbul 3. İdare Mahkemesi 13/02/2019 tarih ve E.2029/326, K.2019/259 sayılı kararı ile, 25.000 TLbedelin maddi tazminat mı yoksa manevi tazminat olarak mı talep edildiğinin anlaşılmadığı, dava dilekçesinin 2577 sayılıKanun'un 3. maddesine uygun düzenlenmediği gerekçesiyledava dilekçesinin reddine karar vermiştir.
3. Davacı vekili, 22/03/2019 tarihli yenileme dilekçesi ile, aynı hukuki sebeplerle, 160.965 TL maddi, 25.000TL manevi zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir. 4. İstanbul 3. İdare Mahkemesi 31/10/2019 tarih ve E.2019/878, K.2019/2354 sayılı kararı ile,uyuşmazlığın çözümünde 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesindeki düzenleme uyarınca adli yargının görevli olduğugerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu karar istinaf edilmeden kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmışöyledir: ''...Öte yandan, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “…bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür...”,Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdareMahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmek sureti ile 2918 sayılı Kanun’unuygulanmasından kaynaklanan zararların tazmini istemi ile açılacak sorumluluk davalarında adli yargıyerlerinin görevli olacağı ayrıca ve açıkça belirtilmiştir.Olayda, dava dışı A.T.S. Oto. Mot. Ar. İnş. Nak. ve Gıd. San.Tic. Ltd. Şti.'nin ithal ettiği ve davacı
şirketin 2009 yılında satın aldığı ...2110081B428235 şase numaralı, 33 ST ... plakalı, Mercedes-Benzmarka E220 model otomobilin, aslında ikinci olmasına rağmen sıfır araç gibi ithal edilerek ithalatbeyannamesindeki usulsüzlük yapıldığının tespiti üzerine araca el konulması nedeniyle uğranılan zararakarşılık 160.965,00-TL maddi, 25.000,00-TL manevizararın tazmini istemiyle bakılmakta olan davanınaçıldığı görülmekte olup, yukarıda belirtilen yasal düzenleme karşısında, trafiğe tescil işlemleri 2918sayılı Kanun ve bu Kanunun uygulanmasına ilişkin Yönetmelik kapsamında yapıldığından, bakılmaktaolan davada uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonuç ve kanaatinevarılmıştır.Nitekim benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Uyuşmazlık Mahkemesi (Hukuk Bölümünün)13.03.2017 tarih ve E: 2017 / 154, K: 2017 / 191 sayılı kararı da bu yöndedir.Açıklanan nedenlerle;-2577 sayılı Yasanın 15.maddesinin 1/a bendi uyarınca davanın görev yönünden reddine,...'' 5. Davacı vekili bu kez, aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır. B. Adli Yargıda 6. Mersin 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 03/11/2020 tarih ve E.2019/264, K.2020/253 sayılı kararı ile, yetkilimahkemenin davalının yerleşim yeri adresi olanBakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle; mahkemeninyetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin usul yönünden reddine, karar vermiş, bu karara karşı istinaf kanun yolunabaşvurulmuştur. 7. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 15/02/2021 tarih ve E.2021/246, K.2021/294 sayılıkararı ile, ''Davacıya ait araca aracın ithalatında usulsüz belgeler kullanıldığı ve millileştirildiği iddiası ile şüphesiile 10/09/2018 tarihinde el konulduğu, mahkemece, el koyma işleminin 01/06/2005 gününden sonragerçekleştirildiği ve uyuşmazlığın Ağır Ceza Mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Budurumda mahkemenin yetkisi ve Görevi ile uyuşmazlık aynı anda ortaya çıktığından öncelikli olarak Görevsorunun çözümlenmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere davacının talebi hakkında yargılama yapmave karar verme görevi Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla dava dilekçesinin görev yönündenreddine karar verilmesi gerekirken, davalının yerleşim yeri olan Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevliolduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğindenkararın kaldırılması gerekmiştir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2018/4733 E- 2019/582 K;2017/5045 E- 2018/1568 K; 2015/6947 E-2016/6336 K; 2016/282 E- 2016/5147 K; 2014/6780 E -2015/3874 Ksayılı kararı ....)Bu açıklamalar ışığında el koyma işleminin 01/06/2005 gününden sonra gerçekleştirildiği veuyuşmazlığın Ağır Ceza Mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği gözetilerek dava dilekçesininAğır CezaMahkemelerinin görev alanına girdiği gerekçesi ile görev yönünden reddine karar verilmesigerekirken,Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkiliolduğu gerekçesi ile davanın yetki sebebi ileusuldenreddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK353/1-a-3. maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermekgerekmiştir.'' şeklindeki gerekçeylemahkeme kararının kaldırılarak görev yönünden karar verilmek üzere,davanınyeniden görülmesi içinMahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar vermiştir. 8. Mersin 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 22/06/2021 tarih ve E.2021/56, K.2021/154 sayılı kararı ile,uyuşmazlığın Ağır Ceza Mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davadilekçesinin usulden reddine karar vermiştir. Karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.
9. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi 04/11/2021 tarih ve E.2021/308, K.2021/384 sayılı kararı ile,''Davanın CMK 'nın 142/1. Maddesinde belirtilen sürede açılmadığı anlaşıldığından davanın süre yönündenreddine, '' karar vermiştir. Karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 10. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi 27/04/2023 tarih ve E.2021/3016, K.2023/689 sayılıkararı ile, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu ve davanın görev yönünden reddine kararverilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın süre yönünden reddine karar verilmesinin Kanuna aykırı olduğu gerekçesiyletaraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 ve CMK'nın 280/1-e maddeleriuyarınca hükmün bozulmasına kesin olarak karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Davacı şirket tarafından, Altınoluk Turizm Seyahat Otomotiv Motorlu Araçlar İnşaat Nakliye veGıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ithal ettiği 33 ST ... plakalı,Mercedes Benz marka aracın davacışirket tarafından satın alındıktan sonra, ilgili aracın ithalatında usulsüz belgeler kullanıldığı ve aracınusulünce millileştirilmediği gerekçesiyle mahkeme kararıyla müsadere edilerek gümrük idaresi tarafındantasfiye edilmek suretiyle satılmasından dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın 04/02/2012 tarihindenitibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hizmet kusuru bulunan davalı idareden alınarak davacıyaödenmesine karar verilmesi talebi ile Mersin 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmıştır.Mersin 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/264 esas- 2020/253 karar sayılı ilamı ile verilenyetkisizlik kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana BölgeAdliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/246E-2021/294K sayılı ilamı ile "davanın 5271 sayılıCMK'nın 141. vd. maddelerinde düzenlenen koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası niteliğinde
olduğu, ve davaya bakma görevinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu" gerekçesiyle görevsizlik kararıverilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Mersin 8. Asliye HukukMahkemesi'nin 2021/56E-2021/154 karar sayılı ilamı verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın Mersin1.Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildiği, ve yerel mahkemece dava"koruma tedbirleri nedeniyle tazminatdavası" olarak kabul edilerek davanın CMK'nın 142/1. maddesinde düzenlenen yasal süredeaçılmadığından dolayı reddine karar verilmiştir.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141. ve devamı maddelerinde yakalama, gözaltı,tutuklama, arama ve el koyma işleminden kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmininindüzenlendiği, davacının tazminat isteminin dayanağı olan ceza dosyasında ise, dava konusu aracın, 5271sayılı CMK'nın141. ve devamı maddelerinde düzenlenen tazminat davasının konusu oluşturan korumatedbirleri kapsamında değil, Mahkemece 5237 sayılı TCK'nın 54. maddesi uyarınca verilen müsaderekararı neticesinde elkonularak tasfiye edildiği anlaşılmıştır. Kaldı ki bakılan dava, yurt dışından ülkeyekaçak eşya sokulmasını önleme, izleme ve araştırmakla yükümlü idarenin aracın yurt dışından ithaledilerek trafik siciline kaydının yapılması öncesinde üzerine düşen dikkat ve özeni göstermeyerek, hizmetikusurlu işlettiği, davacının aracın kaçak olarak yurda getirilmesinde bir ilgisi ve kusuru bulunmadığı,gümrük idaresince işlemler tamamlanarak ithal edilen aracı satın alıp trafik siciline tescil ettiren iyi niyetliüçüncü kişi durumunda bulunduğu, ithalatı gerçekleştiren firmanın sahte belgelerle bu aracı ithalettiğinden bahisle aracına el konulması nedeniyle uğradığı zararın tazmin edilmesi gerektiği ilerisürülerek tazminat talebinde bulunulmasından kaynaklanmakta olup, tazminat talebinin temelinde, davalıidarenin mevzuatla kendisine verilen denetim görevini gereği gibi yerine getirmemesi sonucunda, idareninkayıtlarına güvenerek tasarrufta bulunan kişilerin zarara uğramasına sebebiyet verildiği iddiasıbulunmakta olup, davacının dava ve talebininCMK'nın 141. vd. maddelerinde düzenlenen tazminat davasıkonusunu oluşturan koruma tedbirlerine dayanmadığı, bu sebeple davanın "koruma tedbirleri nedeniyletazminat davası" niteliğinde olmadığı ve Ağır Ceza Mahkemesi'nin görev kapsamına girmediğianlaşılmıştır.Görevli yargı yerinin tespiti bakımından, Danıştay 10. Dairesi'nin benzer mahiyetteki davayla ilgili27/09/2022 tarihli 2022/4608E-2022/4137K sayılı ilamındaki " Uyuşmazlık konusu olayda, davalı TicaretBakanlığı'nın kanun ile kendisine verilmiş olan görevleri gereği gibi yerine getirmediği ileri sürülmekteolup; görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdarenin hizmetkusurundan doğan zararlardan dolayı, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b)bendi gereğince davalı idareye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekmektedir.Nitekim, benzer bir uyuşmazlıkta, Uyuşmazlık Mahkemesinin 18/04/2022 tarih ve E:2022/16,K:2022/239 sayılı kararı da bu yöndedir.Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru ya da başka bir nedenle hukuki sorumluluğununbulunup bulunmadığının yargısal denetimi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesiuyarınca idari yargı yerlerine ait olduğundan, davanın İdari Yargı yerinde görülmesi gerektiği açıktır.Diğer taraftan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 11/01/2011 tarih ve 6099 sayılı Kanun'un14. maddesi ile değişik “Görevli ve Yetkili Mahkeme” başlıklı 110. maddesinin 1. fıkrasında “İşleteniveya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanlarıdâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır” hükmü yer almaktadır.Anılan Yasa kuralında, bu Kanundan doğan sorumluluk davalarının görüm ve çözümünün adli yargıdüzenine ait olduğu belirtildiğinden, hangi sorumluluk davalarının 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklandığısorusunun cevabı görevli yargı yerinin tesbiti bakımından önem arz etmekte olup; söz konusu Yasahükmünde geçen ve adli yargıda görülmesi gereken sorumluluk davalarının, 2918 sayılı Kanun'un 85.maddesinde düzenlenen motorlu araçların işletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı araç işleteninhukuki sorumluluğuna ilişkin davalar olduğu sonucuna varılmıştır." şeklindeki gerekçesi dikkatealınarak istinaf incelemesine konu davada uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmakla davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekildedavanın süre yönünden reddine karar verilmesi,Kanuna aykırı olup taraf vekillerinin istinaf başvurusu bu itibarla yerinde görüldüğünden, 6100sayılı HMK'nın 353/1-a.6 ve CMK'nın 280/1-e maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,..'' 11. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi 16/06/2023 tarih ve E.2023/166, K.2023/168 sayılı kararı ile,uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olması nedeniyle davanın görev yönünden reddine karar vermiş, bukarar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Mahkememizce bozma ilamı uyarınca yapılan yargılamada tüm dosya kapsamı birliktedeğerlendirildiğinde, davacının tazminat isteminin dayanağının, 5271 sayılı CMK'nın 141. ve devamımaddelerinde düzenlenen tazminat davasının konusu oluşturan koruma tedbirleri olmadığı, 5237 sayılıTCK'nın 54. maddesi uyarınca verilen müsadere kararı neticesinde 33 ST ... plakalı aracın el konularaktasfiye edilmesinden kaynaklandığı, davanın ithalatı gerçekleştiren firmanın sahte belgelerle 33 ST ...plakalı aracı ithal ettiğinden bahisle aracına el konulması nedeniyle uğradığı zararın tazmin edilmesigerektiği ileri sürülerek tazminat talebine dayandığı, tazminat talebinin temelinde, davalı idareninmevzuatla kendisine verilen denetim görevini gereği gibi yerine getirmemesi sonucunda, idareninkayıtlarına güvenerek tasarrufta bulunan kişilerin zarara uğramasına sebebiyet verildiği iddiasıbulunmakta olup, davacının dava ve talebinin CMK'nın 141. vd. maddelerinde düzenlenen tazminat
davası konusunu oluşturan koruma tedbirlerine dayanmadığı, bu sebeple davanın "koruma tedbirlerinedeniyle tazminat davası" niteliğinde olmadığı, bu nedenle yerleşik Danıştay içtihatları da nazaraalındığında davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği anlaşılmakla davanın görev yönündenreddine, davacı tarafından daha önceden İstanbul 3. İdare Mahkemesinde açılan davada 2019/878E-2019/2354K sayılı ilamla adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddinekarar verildiği nazara alınmakla kararın kesinleşmesini takiben talep halinde dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İdari yargı yerinin görevli olması nedeniyle DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE,..." 12. Davacı vekilinin dilekçesi ile 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre doğduğunu öne sürdüğü olumsuzgörev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvurması üzerine, Mersin 1. Ağır CezaMahkemesince dava dosyalarıUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir. III. İLGİLİ HUKUK 13. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "İdari Yaptırımlar" ana başlıklı 3. Bölümünün "Yaptırım türleri"başlıklı 16. maddesi şöyledir: " (1) Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idarî yaptırımlar, idarî para cezası ve idarîtedbirlerden ibarettir.(2) İdarî tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerdir." 14. 5326 sayılı Kanun'un "Mülkiyetin kamuya geçirilmesi" başlıklı 18. maddesi şöyledir: (1) Kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuyageçirilmesine, ancak kanunda açık hüküm bulunan hallerde karar verilebilir.(2) Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar, eşyanın;a) Kullanılmaz hale getirilmesi,b) Niteliğinin değiştirilmesi,c) Ancak belli bir surette kullanılması,Koşullarından birinin yerine getirilmesine bağlı olarak belli bir süre geciktirilebilir. Belirlenen sürezarfında koşulun yerine getirilmemesi halinde eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.(3) Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar kesinleşinceye kadar ilgili kamu kurum vekuruluşu tarafından eşyaya elkonulabileceği gibi; eşya, kişilerin muhafazasına da bırakılabilir.(4) Eşyanın mülkiyeti, kanunda açık hüküm bulunan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşuna, aksitakdirde Devlete geçer.(5) Eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilebilmesi için fail hakkında idarî paracezası veya başka bir idarî yaptırım kararı verilmiş olması şart değildir.(6) Kaim değerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine de karar verilebilir.(7) Mülkiyeti kamuya geçirilen eşya, başka suretle değerlendirilmesi mümkün olmazsa imha edilir.(8) Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar, kesinleşmesi halinde yerine getirilir." 15. Bakanlar Kurulunun 20/12/1995 tarih ve 95/7606 sayılı İthalat Rejimi Kararı'nın "Genel hükümler" anabaşlıklı 7. maddesi şöyledir: "Eski, kullanılmış, yenileştirilmiş, kusurlu (defolu) ve yatık (zamanla dayanıklılığını yitirmiş) mallarınithali izne tabidir." 16. 5607 sayılı Kaçakçılıklı Mücadele Kanunu'nun "Tasfiye" başlıklı 16. maddesi şöyledir: "(1) (Değişik: 28/3/2013-6455/58 md.) Bu Kanunda tanımlanan suçların konusunu oluşturmasıdolayısıyla müsadere yaptırımının uygulanabileceği eşya, sahibine iade edilemez. Kaçak şüphesiyle elkonulan kaçak akaryakıt hariç her türlü eşya hakkında, el koyma tarihinden itibaren altı ay, ancakeşyanın zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı veyamuhafazasının ciddi külfet oluşturması halinde bir ay içinde, gerekli tespitler yaptırılarak soruşturmaaşamasında hâkim, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından tasfiye kararı verilir. Bu süreler içindekarar verilmemesi halinde eşya derhal tasfiye edilir. Bu fıkra kapsamında tasfiye edilecek eşyadan tasfiyeedilmeden önce numune alınması mümkün olan durumlarda numune alınır, numune alınması mümkünolmayan durumlarda eşyanın her türlü ayırt edici özellikleri tespit edilir.(2) (Değişik: 28/3/2013-6455/58 md.) Satılarak tasfiye edilen eşya veya taşıtların satış bedeli emanethesabına alınır. Tasfiye edilen eşya veya taşıtların sahibine iadesine karar verilmesi halinde, satış bedeliGümrük Kanununun 180 inci maddesi hükümleri çerçevesinde el koyma tarihinden iade tarihine kadargeçen süre için kanuni faizi ile birlikte hak sahibine ödenir. Emanet hesabında bulunan tutarın haksahibine yapılacak ödemeyi karşılamaması halinde aradaki fark, eşyanın imha edilmiş olması halinde iseimha edilen eşyanın bedeli, gümrük idaresince genel bütçenin ilgili tertibinden karşılanarak hak sahibineödenir.(3) Elkonulan eşyanın iadesine karar verilmesi halinde, bu kararların uygulanmasında yürürlükte
olan gümrük ve dış ticaret mevzuatı uyarınca işlem yapılır.(4) Bu Kanunun uygulamasında tasfiye, tasfiye idaresi tarafından Gümrük Kanunu hükümlerinegöre yapılır." 17. 5607 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesi şöyledir: "(Ek: 18/1/2017-6770/31 md.)(1) Bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gümrük vergilerinin kısmen eksiködenmesi nedeniyle açılan kamu davalarında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce el konulan vemüsadere kararı verilmemiş kara taşıtları ile ilgili olarak;a) Taşıtın tasfiyesinin tamamlanmamış olması,b) Bu maddenin yürürlüğe girdiği ayı takip eden altıncı ayın sonuna kadar ilgili gümrük idaresinebaşvurulması ve taşıtın ilk iktisabında ödenmesi gereken özel tüketim vergisinin %25’ine tekabül edentutarın başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili tahsil dairesine ödenmesi,şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde el koyma kararı kaldırılır ve el konulan aracın sahibineiade edilmesine karar verilir.(2) Birinci fıkrada belirtilen kamu davalarında, eşyanın müsaderesi yerine eşyanın gümrüklenmişdeğerinin ödenmesine karar verilir.(3) Birinci fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye Adalet Bakanlığı ve Gümrükve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı müştereken yetkilidir." 18. 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun "Vergi kaybına neden olan işlemlere uygulanacak cezalar" anabaşlıklı 2. Bölümünün 235. maddesinin somut olayla ilgili kısımları şöyledir: "Değişik :28/3/2013-6455/12 md.)1. Serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene vedenetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda;...c) (Değişik:24/10/2019-7190/12 md.) Eşyanın ithali, belli kuruluşların vereceği ve gümrük idaresineibrazı veya beyanı zorunlu olan lisans, izin, uygunluk belgesi veya bu belgeler yerine geçen bilgiye bağlıolmasına rağmen, eşya belge veya bilgiye tabi değilmiş ya da belge veya bilgi alınmış gibi beyandabulunulduğunun tespit edilmesi hâlinde, varsa eşyanın fark gümrük vergilerinin alınmasının yanı sıra,gümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezası verilir....4. (Değişik:24/10/2019-7190/12 md.) Cezai hükümler saklı kalmak üzere;a) Birinci fıkranın (a) bendinde belirtilen eşya, yükümlü talebi doğrultusunda otuz gün içindemahrecine iade ya da ilgili kurum ya da kuruluşun uygun görüşü ile doğrudan üçüncü ülkeye transitedilir. Bu süre içerisinde mahrecine iade veya üçüncü ülkeye transit edilmeyen eşya, ihraç kaydıyla satışya da masrafları sahibince karşılanmak koşuluyla imha suretiyle tasfiye edilmek üzere bulunduğu gümrükidaresine terk edilir.b) Birinci fıkranın (c) bendinde belirtilen eşya, yükümlü talebi doğrultusunda mahrecine iade, ilgilikurum ya da kuruluşun uygun görüşü ile doğrudan ya da serbest bölge üzerinden üçüncü ülkeye transitveya ihraç kaydıyla satış ya da masrafları sahibince karşılanmak koşuluyla imha suretiyle tasfiye edilmeküzere bulunduğu gümrük idaresine terk edilir.c) Teslimden sonra kontrol sonucunda uygunsuzluğu tespit edilen ancak bulunamayan eşyanıngümrüklenmiş değerinin kamuya geçirilmesine karar verilir...." 19. 4458 sayılı Kanun’un "İtirazlar" başlıklı 242. maddesi şöyledir: "(Değişik: 18/6/2009-5911/64 md.)1. Yükümlüler kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğtarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri birdilekçe ile itiraz edebilir.2. İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir.3. İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlış makama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmış sayılırve idarece yetkili makama ulaştırılır.4. İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabilir." 20. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı”başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrası şöyledir: "1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile;Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenlertarafından açılan iptal davaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tamyargı davaları,c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerindendoğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar." IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 21. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, EyüpSARICALAR, Seyfi HAN, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan07/10/2024 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, davanın idariyargıda Ticaret BakanlığıYeşilköy Gümrük Müdürlüğünekarşı açıldığı, adli yargıda da Ticaret Bakanlığı YeşilköyGümrük Müdürlüğüne husumet yöneltildiği ancak, Maliye Hazinesinin de davaya dahil edildiği,idari ve adli yargı yerleriarasında davalı Ticaret Bakanlığı Yeşilköy Gümrük Müdürlüğü yönünden anılan Kanun’un 14. maddesinde öngörülenbiçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idari ve adli yargı dosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygunolarak davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiğive usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesineoy birliği ile karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 22. Raportör-Hâkim Gülay DOĞAN'ın davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ'nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: 23. Dava, ticari bir şirket adına tescilli serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile sıfır araç olarak beyan ve ithaledilip, bilahare davacı şirkettarafından satın alınan hususi aracın yurt dışında kullanılmış ve ithali bu nedenle izne tabiolmasına rağmen sıfır araç olarak beyan edilmesi nedeniyleBakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/11/2013 tarih veE.2011/234, K.2013/340 sayılı kararı ile"müsaderesine" karar verildiğive 10/09/2018 tarihinde davalı tarafındantasfiyesine karar verilerek aracın ihale usulü ile satıldığı, davacının söz konusu aracın beyan edildiğinden farklı şekildeithalinde bir kusurunun bulunmadığı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla maddi ve manevi zararının tazminiistemiyle açılmıştır. 24. Davalı idare, kamu tüzel kişiliğini haiz olup, kural olarak, işlem ve eylemleri idari nitelik taşır. 5326 sayılıKanun hükümlerinde düzenlendiği şekliyle, aracın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi kararı, idari tedbir niteliğinde bir idariyaptırımdır. 4458 sayılı Kanun'un yukarıda anılan 242. maddesi gereğince, bu idari yaptırıma karşı itiraz yolunun nihaiolarak idari yargı yerine yapılacağı düzenlenmiş olmakla birlikte, uyuşmazlık konusu olayda, davacı tarafça idariyaptırıma karşı bir itiraz ya da başvuru yapılmamış, bu yaptırımdan dolayı uğranılan maddi zararın tazmini talep edilmiştir. 25. Olayda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında davalı idarenin sorumluluğuna ilişkin bir iddia,olgu ya da düzenleme bulunmadığından, bu Kanun'un uygulanması söz konusu değildir. 26. Bu durumda, aynı zamanda bir idari işlem olan ve idari tedbir niteliğindeki mülkiyetin kamuya geçirilmesikararından dolayı, mülkiyet hakkı ihlal edilen ("kişisel hakkı doğrudan muhtel olan") davacının açtığı tazminat (tamyargı) davasının, 2577 sayılı Kanun’un 2/1-b maddesi uyarınca idari yargı yerinde görülmesi gerektiği sonucunavarılmıştır. 27. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 31/10/2019 tarihve E.2019/878, K.2019/2354 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 31/10/2019 tarih ve E.2019/878, K.2019/2354 sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 07/10/2024 tarihinde, Başkan vekili Kenan YAŞAR veÜyeler Doğan AĞIRMAN ve Seyfi HAN'ın KARŞIOYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Doğan
Eyüp
Seyfi
YAŞAR
AĞIRMAN
SARICALAR
HAN
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN
K A R Ş IO Y Dava, ticari bir şirket adına tescilli serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile sıfır araç olarak beyan ve ithal edilip,bilahare davacı şirkettarafından satın alınan hususi aracın yurt dışında kullanılmış ve ithali bu nedenle izne tabi olmasınarağmen sıfır araç olarak beyan edilmesi nedeniyleBakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/11/2013 tarih veE.2011/234, K.2013/340 sayılı kararı ile"müsaderesine" karar verildiğive 10/09/2018 tarihinde davalı tarafındantasfiyesine karar verilerek aracın ihale usulü ile satıldığı, davacının söz konusu aracın beyan edildiğinden farklı şekildeithalinde bir kusurunun bulunmadığı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla maddi ve manevi zararının tazminiistemiyle açılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “İçişleri Bakanlığının görev ve yetkileri” başlıklı 5. maddesinde;(Başlığı ile Birlikte Değişik:6/12/2019-7196/39 md.)a) Araçları, bu Kanuna göre araçlarda bulundurulması gerekli belge ve gereçleri, sürücüleri ve bunlara aitbelgeleri, sürücülerin ve karayolunu kullanan diğer kişilerin kurallara uyup uymadığını, trafik düzenlemelerinin ve çeşitlitesislerin bu Kanun hükümlerine uygun olup olmadığını denetlemek,b) Duran ve akan trafiği düzenlemek ve yönetmek,c) El koyduğu trafik kazalarında trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek,d) Trafik suçu işleyenler hakkında tutanak düzenlemek, gerekli işlemleri yapmak ve takıp etmek,e) Trafik kazası neticesinde hastalanan veya yaralananların bakımlarını sağlayacak tedbirlerin süratle alınmasınayardımcı olmak ve yakınlarına haber vermek,f) Araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek,g) Sürücülerin belgelerini vermek,h) Ülke çapında taşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak, bunlara ilişkin teknik ve hukuki değişiklikleri işlemek,işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak ve değerlendirmek,i) Trafik kazalarının oluş nedenleri ile ilgili tüm unsurları kapsayan istatistik verileri ve bilgilerini toplamak,değerlendirmek, sonuçlarına göre gereken önlemlerin alınmasını sağlamak ve ilgili kuruluşlara teklifte bulunmak,j) Hasar tazminatı ödemelerini hızlandırmak amacıyla sigorta şirketlerince istenecek gerekli bilgi ve belgelerivermek,k) Ayrıca bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak,Sürücülere ait bilgilerde meydana gelebilecek değişiklikler ve araçlar üzerinde meydana gelebilecek teknik veyahukuki değişiklikler ile haciz, rehin, ihtiyati tedbir ve belge iptali gibi kısıtlayıcı şerhlerin; elektronik ortamda tutulan sicillerüzerine işlenmesi ve kaldırılması işlemleri, bu değişiklik veya şerhlere karar veren yargı ve icra birimleri ile kamu kurumveya kuruluşları tarafından elektronik sistemle yapılabilir. Sürücü belgesi ve tescil işlemlerine esas teşkil edecek bilgiler,İçişleri Bakanlığı tarafından ilgili kamu kurum veya kuruluşlarından elektronik sistemle temin edilebilir veya kanunlardakiistisnalar hariç olmak üzere bu amaçla sınırlı olarak paylaşılabilir. Bu fıkraya ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir.Bu maddedeki görev, yetki ve sorumluluklara ait diğer esaslar ile trafik kuruluşlarının, çalışma şekil ve şartları,görevlendirilecek personelin nitelikleri, seçimi, çalışma usulleri, görev, yetki ve sorumluluklarına ait esaslar İçişleriBakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirtilir." hükmüne,2918 sayılı Kanun'un “Araçların satış, devir ve tescili ile bu işlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk” başlıklı20. maddesinde,"Tescil süreleri, satış ve devirler, noterlerin sorumluluğu ile ilgili esaslar şunlardır:a) Araç sahipleri,1- (Değişik: 13/2/2011-6111/55 md.) Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçların satın alma veyagümrükten çekme tarihinden itibaren üç ay içinde tescili için; bunların hurda durumuna gelmesi hâlinde ise bir ay içindetescilin silinmesi için ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veyakuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine başvurmak,2- (Değişik: 2/4/1998 - 4358/3 md.) Tescilin yapılması veya silinmesi için vergi kimlik numarası ile
yönetmelikte belirtilen bilgi ve belgeleri sağlamak, zorundadırlar,a) Araçların giriş işlemlerini yapan gümrük idareleri bu durumu 15 gün içinde araç sahiplerinin beyan ettikleritescil kuruluşuna bildirmekle yükümlüdürler,b) Tescil belgesi, aracın başkasına satış veya devrine, hurdaya çıkarılmasına veya araçta, yönetmelikte belirtilenniteliklerin değişmesine kadar geçerli sayılır.c) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devriyapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezasıborcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıtbulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterlertarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir.Satış ve devir işlemi, siciline işlenmek üzere üç işgünü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ile vergi dairesinebildirilir. Bu bildirimle birlikte alıcı adına trafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılır. Satış ve devir tarihi itibariyle, 197 sayılıMotorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca eski malikin vergi mükellefiyeti sona erer, yeni malikin vergimükellefiyeti başlar.Yapılan satış ve devir işlemi üzerine noterler tarafından yeni malik adına bir ay süreyle geçerli tescile ilişkingeçici belge düzenlenir.197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alan sorumluluk hükümleri saklı kalmak kaydıyla, anılan maddedeve bu bentte yer alan isteme ve bildirmeleri elektronik ortamda yaptırmaya ve bu konuda yükümlülük getirmeye,elektronik bildirmelere ilişkin usul ve esasları belirlemeye Gelir İdaresi Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü yetkiliolup, bu kurumlar satış, devir ve tescile ilişkin işlemlerin gerçekleştirilmesi için gerekli elektronik veri akışım sağlarlar.Satış ve devir işlemlerini yapanlar, bu işlemler sırasında edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirde Türk Ceza Kanununun239 uncu maddesi uyarınca cezalandırılırlar.Satış ve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süre içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu veya EmniyetGenel Müdürlüğünün uygun gördüğü kamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malik adına tescil belgesi düzenlenerekelden veya posta aracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesinin bir ay içerisinde teslim edilememesi halinde yeni malikesorumluluk yüklenemez.Bu bentte düzenlenen satış ve devir işlemleri her türlü harçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtlar damgavergisi ve değerli kâğıt bedellerinden istisnadır. Trafik tescil kuruluşunda yeni malik adına yapılacak tescil nedeniyledüzenlenmesi gereken değerli kâğıtların bedelleri, satış ve devir esnasında noterler tarafından tahsil edilir ve 1512 sayılıNoterlik Kanununun 119 uncu maddesi uyarınca beyan edilerek ödenir. Bu bentte yer alan işlemler sebebiyle noterlereherhangi bir pay veya aidat ödenmez.1512 sayılı Kanunun 112 nci maddesi uyarınca belirlenen ücret uygulanmaksızın satış ve devre ilişkin her türlüişlem karşılığında toplam 20,00 Türk Lirası maktu ücret alınır. Söz konusu ücret, her takvim yılı başından geçerli olmaküzere önceki yılda uygulanan ücret tutarının o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan olunan yenidendeğerleme oranında artırılması suretiyle hesaplanır.Haciz, müsadere, zapt, buluntu, trafikten men gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesi müdürlükleri, milliemlak müdürlükleri ile diğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafından satışı yapılan araçların satış tutanağının birörneği aracın kayıtlı olduğu trafik tescil kuruluşlarına üç işgünü içerisinde gönderilir. Aracı satın alanlar gerekli bilgi vebelgeleri sağlayarak ilgili trafik tescil kuruluşundan bir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almak zorundadırlar. Alıcılarıntescil belgesi almak için süresinde başvurmamaları halinde bu araçları alıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeyeEmniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir.Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye İçişleri ve Maliye Bakanlıkları yetkilidir.d) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Araç satın alıp, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralıalt bendine uymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafı hükümlerine göre bir ay içerisinde tescil belgesi almayanalıcılara 130,00 Türk Lirası, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlere ise her bir işlem için 1.000,00 Türk Lirası idaripara cezası verilir. Tescil yapılmadan trafiğe çıkarılan araçlar, tescil yapılıncaya kadar trafikten men edilir.” denilmeksureti ile ülkeye gümrük kanalı ile giriş yapan araçların ilk tescil işlemlerinin araç sahiplerinin gümrükten geçişi yapılanaraçların tescili için gümrükten çekme tarihinden itibaren üç ay içinde tescili için; ilgili trafik tescil kuruluşuna veya EmniyetGenel Müdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine başvurmalarıgerektiği, bu sırada araçların giriş işlemlerini yapan gümrük idarelerinin bu durumu 15 gün içinde araç sahiplerinin beyanettikleri tescil kuruluşuna bildirmekle yükümlü oldukları, tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin, satış vedevri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisinin, gecikme faizinin, gecikme zammının, vergi cezası ve trafik idaripara cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veyakayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterlertarafından yapılacağı ve araç satın alıp, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendine uymayanlar ile(d) bendinin sekizinci paragrafı hükümlerine göre bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara 130,00 Türk Lirası, (d)bendi hükümlerine uymayan noterlere ise1 her bir işlem için 1.000,00 Türk Lirası idari para cezası verileceği ve tescilyapılmadan trafiğe çıkarılan araçların tescil yapılıncaya kadar trafikten men edileceği hükme bağlanmıştır.Aynı Kanunun “Belge ve plaka vermeye yetkili kuruluşlar:” başlıklı 22. maddesinde;Yönetmelikte gösterilen esaslara göre:Birinci fıkrada bentler halinde sayılan istisnalar haricinde kalan araçlara ilişkin tescile yönelik işlemlerin EmniyetGenel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescil kuruluşlarınca yapılacağı, Emniyet Genel Müdürlüğünün ilk tescili yapılacakaraçların tesciline esas teşkil edecek işlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluyla yapacağı düzenlenmiştir.Nitekim 2918 sayın Yasamn 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “...bu Kanundan doğan sorumluluk - davaları, adli yargıda görülür”Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmeksureti ile 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan zararların tazmini istemi ile açılacak sorumluluk davalarında
adli yargı yerlerinin görevli olacağı ayrıca ve açıkça belirtilmiştir.2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesive Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemişve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “...AnayasaMahkemesinin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alamna giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konuşu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir...” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi'nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykın bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin 2918 sayılı Kanun’unuygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarını kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ileçalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasından doğan sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararına sebebiyet veren eylemler, dava dışı kişilerin hileli işlemleriile idare, yanıltılarak ülkeye sokulduktan sonra, trafiğe tescilleri için gerekli işlemlerin hukuka aykırı şekildegerçekleştirilmesi sebebiyle, idare çalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idari hizmetin kötü işlemesi kapsamındadeğerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de; davaya konu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanun'un ve bukanunun uygulanmasına yönelik Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin araçların tesciline ilişkin hükümlerine aykırı hareketedilmesinden kaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargı yerinde çözümleneceğinin açıkça belirtildiği; bu düzenlemeningenel idare esaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğer kanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bunedenle idare ajanlarının eylemlerden kaynaklansa dahi davaya konu uyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğikanaatine ulaşılmıştır.Bu nedenle, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargı yerine ait bulunduğu görüşü ile çoğunluk kararınakatılmıyoruz.
Başkan VekiliKenan YAŞARÜyeDoğan AĞIRMANÜyeSeyfi HAN