T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2024/319KARAR NO : 2024/323
KARAR TR : 07/10/2024ÖZET:Davacının bahçe vasfında olan ve sınıra çekilengüvenlik duvarı nedeniyle tamamı askeri yasak bölgeiçerisinde kalan taşınmazlarının fiilen kullanılamamasınedeniyle uğradığı zarara karşılık, kamulaştırma, ağaç,ecrimisil ve yapı bedelinin tazminen ödenmesine kararverilmesi istemiyle açılan davanın, 2942 sayılı Kanun'un Ek1. maddesinin birinci fıkrasına eklenen "Bu süre içindebelirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazlarınmalikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklıbedele ilişkin açılacak davalar, adli yargıda görülür."hükmü uyarınca, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesigerektiği hk.
K A R A R
Davacı
: A.AVekili
: Av. N.ADavalı
: Adli Yargı
Milli Savunma BakanlığıVekili
: Av. G. T - Av. E.ADavalı
: İdari Yargı
1-Milli Savunma BakanlığıVekili
: Av. G. T - Av. E.A
2-İçişleri Bakanlığı I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, müvekkilinin Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarınmaliki olduğunu, yapılan sınır duvarı nedeniyle bahçe vasfındaki bu taşınmazların sınır duvarının arkasında bırakıldığını,2016 yılından itibaren taşınmazlara haksız olarak el atıldığını ve haksız fiilin devam ettiğini, kamulaştırma yapılmadığını,maddi zararının oluştuğunu ileri sürerek, şimdilik 20 TL kamulaştırma, 10 TL ağaç, 20 TL ecrimisil ve 10 TL yapı bedeliolmak üzere toplam 60 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle adliyargı yerinde dava açmıştır. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. Adli Yargıda 2. Yüksekova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 19/10/2023 tarih ve E.2022/476 K.2023/998 sayılı kararıile, sınır duvarı yapılmasından dolayı davacıya ait taşınmazlara ulaşımın mümkün olmadığı, taşınmazların tamamının sınırduvarının diğer tarafında kaldığı, fiili bir el atmanın bulunmadığı, kamu hizmetinin yerine getirilmesi sırasında meydanagelen zararın hizmet kusurunu oluşturacağı, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince idare aleyhine açılacak tam yargıdavalarında görevli mahkemenin idari yargı olduğu gerekçesiyle, 6100 sayılı Kanun'un 114/1-b ve 115/2 maddeleriuyarınca, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmışöyledir: "...Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin; kamu yararınauygun şekilde işletilip işletilmediğinin, hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğubulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2.maddesinde “idari dava türleri” arasında sayılan “idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlartarafından açılacak tam yargı davası” kapsamında, idari yargı yerlerince yapılacağı açıktır.Dava konusu sınır duvarının devamı niteliğinde olan Ağrı ilinde bulunan sınır duvarı hakkındaverilen Yargıtay 5. Hukuk Daire'sinin 28/04/2022 tarihli2022/1239 Esas, 2022/7815 Karar sayılı kararı" Davalı idare tarafından, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede Ağrı İli, Acil Sınır Fiziki GüvenlikSistemi Projesi kapsamında sınıra duvar yapıldığı, davacıya ait Sarıçavuş Köyü, 103 ada, 14 ve 15parsel sayılı taşınmazların yapılan duvarın arkasında kaldığı anlaşılmakta olup, davalı idare tarafındandava konusu taşınmazlara doğrudan el atılmamış veüzerinde çalışma yapılmamıştır. 11/02/1959 gün ve1958/17-1959/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında belirtildiği gibi; kamulaştırma yetkisinesahip idarelerin, verdikleri kararlar üzerine plan ve projelere uygun olmak üzere tesisler yaptırmış
olmaları veya tesisleri kullanmaları veya bu tesislere bakmaları sebebiyle kişilerin uğramış olduklarızararlara ilişkin davalar idari nitelikte olup bu tür davaların idari yargıda görülmesi gerektiği gözetilipidari yargının görevli olması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine verilmesigerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, " şeklindedir.Uyuşmazlık Mahkemesi'nin benzer mahiyetteki 06.04.2015 tarih, 2015/201 Esas ve 2015/217 Kararsayılı kararında ''...Anayasanın 125 inci maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış olup, bununla birlikte idareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişinde nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusurunun hizmetin kötü işlemesi veya hiçişlememesi hallerinde gerçekleştiği ve bunun idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açtığındakuşku bulunmamaktadır.Öte yandan, kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, kamuyararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin, hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idareninsorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun 2. maddesinde “idari dava türleri” arasında sayılan “idari işlem ve eylemlerden dolayızarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası” kapsamında, idari yargı yerlerince yapılacağıaçıktır.'' şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur..." 3. Davacı vekili aynı hukuki sebeplerle, her iki taşınmaz için 50 TL taşınmaz,50 TL ecrimisil ve 50 TL ağaçbedeli olmak üzere toplam 150 TL tazminatın davalılardan tahsili istemiyle, bu kez idari yargı yerinde dava açmıştır. B. İdari Yargıda 4. Van 3. İdare Mahkemesi 20/05/2024 tarih ve E.2024/27 sayılı kararı ile, dava konusu taşınmazagüvenlik duvarı çekilmesi suretiyle fiilen el atıldığı, fiili el atmadan doğan zararın tazminine yönelik olarak açılan davanınçözümünün adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerininbelirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına ve davanın incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesince kararverilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Dava dosyasının incelenmesinden; davacıya ait Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, ... Köyü, ... ada 18parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlara davalı idareler tarafından inşa edilen sınır duvarı nedeniyleerişiminin kalmadığından bahisle taşınmaz bedeli için 50 TL, duvar yapılmasından bu yana taşınmazıntarımsal amaçlı kullanılamaması nedeniyle uğranılan zarar için 50 TL ve taşınmazda bulunan ağaçlarınbedeli için 50 TL olmak üzere şimdilik toplam 150 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiylebakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.İdarelerce kişilerin taşınmazlarının herhangi bir kamulaştırma işlemi olmaksızın fiilen kamusalişlevlerde kullanılması anlamına gelen fiili el atma durumuna ilişkin davaların adli yargı mahkemelerinde,imar planında taşınmazın kamu kullanımına ayrılması durumuna karşılık gelen hukuki el atmadavalarının ise idari yargı yerinde çözümleneceği açık olmakla birlikte; dava konusu taşınmaza güvenlikduvarı çekilmesi suretiyle fiilen el atıldığı, fiili el atmadan doğan zararın tazminine yönelik davanın özelhukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünün adli yargı yerinin görevine girmekte olduğuanlaşıldığından davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır..." 5. Van 3. İdare Mahkemesince 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesiiçin dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir. III. İLGİLİ HUKUK A. Mevzuat 6. 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nun "Birinci derece kara askeri yasakbölgeleri" başlıklı 5. maddesi şöyledir: "Birinci derece kara askeri yasak bölgeleri;a) Yurt savunması bakımından hayati önem taşıyan askeri tesis ve bölgelerin, çevre duvarı, tel örgüveya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen dış sınırlarının en az yüz, en fazla dörtyüz metre uzağındanalınan noktaların birleştirilmesi suretiyle meydana gelen alanlarda,b) Kara sınır hattı boyunca ve lüzum görülen kıyılarda otuz ila altıyüz metre derinlikteki sahalarda,Tesis edilir.Ancak, kara sınır hattı boyunca tesis edilenler hariç olmak üzere, birinci derece kara askeri yasakbölgelerinin savunma ihtiyacı dörtyüz metrelik azami haddin dışında bir kısım kara parçalarının dabirinci derece kara askeri yasak bölgesi içine alınmasını gerektiriyorsa bu yerlerinde birinci derece karaaskeri yasak bölgeleri içine alınmasına veya arazi şartlarına uyulması, kamu hizmetleri, halkınfaydalanması ve geçiş imkanlarının gözönünde bulundurulması gibi durumlarda bu bölgelerin yüz metreolan asgari haddinin daha aşağıya indirilmesine belirtilecek ihtiyaca göre Cumhurbaşkanınca kararverilebilir.(Ek fıkra: 20/10/2005-5412/1 md.) Kara hudutları boyunca tesis edilen askeri yasak bölgelerinsınırları ise, kamu yararı bulunması kaydıyla milli eğitim, kültür, turizm ve spor amaçlı faaliyetler için
Cumhurbaşkanınca daraltılabilir veya bazı bölgelerde tamamen kaldırılabilir." 7. 2565 sayılı Kanun'un "Birinci derece kara askeri yasak bölgelerinde uygulanacak esaslar" başlıklı 7.maddesi şöyledir: "1. Birinci derece kara askeri yasak bölgelerinde aşağıdaki esaslar uygulanır.a) Bölge içindeki taşınmaz mallar kamulaştırılır.b) Bölgeye buradaki görevlilerle, yetkili komutanlığın izin verdiği T.C. uyruğundaki diğergörevlilerden başkası giremez ve oturamaz. Ancak;(1) Buradaki görevlilerin aile fertlerinin bölgeye girmelerine ve oturmalarına,(2) Türk vatandaşlarının bölgedeki su kaynaklarından faydalanmalarına,(3) Bölge içinde tespit edilecek yollardan geçiş yapılmasına,Yönetmelikte belirtilecek esaslara göre yetkili komutanlıkça izin verilebilir.c) Yabancıların geçici olarak bölgeye girmeleri ve oturmaları Genelkurmay Başkanlığının izninebağlıdır.d) Bölge içindeki eski eserler ve doğal kaynakların milli kuruluşlarca veya milli kuruluşlarındenetimi altındaki Türk veya yabancı uyruklularca araştırılması veya işletilmesi, GenelkurmayBaşkanlığının olumlu mütalaasının alınması koşuluyla ilgili kanun hükümlerine göre yürütülür.e) (Değişik: 27/1/2004-5082/1 md.) Bölgenin fotoğraf ve filminin çekilmesi, harita, resim vekrokisinin yapılması, not alınması veya harita uygulaması gibi faaliyetlerde bulunulması, bölgeninsavunma ve güvenlik tedbirlerini aksatacak, bozacak ve açıklayacak cihazlar kullanılması, bu amaçlagörevlendirilmiş olanlar ile Genelkurmay Başkanlığı tarafından izin verilmiş olanlar dışındakilereyasaktır.2. Kara sınır hattı boyunca ve kıyılarda tesis edilen birinci derece kara askeri yasak bölgelerindekamulaştırma yapılması zorunlu değildir.3. Yukarıdaki 2 nci fıkra hükümlerine göre kamulaştırılmayan taşınmaz mallardan yerli halkınyararlanmasına ilişkin esaslar ile birinci derece kara askeri yasak bölgelerinin, bölge içindeki geçişyollarının güvenliğinin sağlanması ve bölgeye girme yasağı ile ilgili diğer esaslar yönetmelikle tespitedilir." 8. 2565 sayılı Kanun’un "Güvenlik bölgelerinde uygulanacak esaslar" başlıklı 21. maddesi şöyledir: "Güvenlik bölgelerinde aşağıdaki esaslar uygulanır:a) Bölge içindeki gerçek ve tüzelkişilere ait mallar kamulaştırılabilir.b) (Değişik: 15/6/1987-3384/1 md.) Güvenlik bölgelerinin dış sınırlarından itibaren en çok ikiyüzmetreye kadar olan saha dahilinde yangın ve patlama tehlikesi gösteren her türlü maddenin imali,depolanması ve satış yerlerinin açılması yasaklanabilir. Bu yasakla ilgili sınır, özel güvenlik bölgelerindemahalli mülki amirler; askeri güvenlik bölgelerinde ise askeri tesisin teknik özellikleri ve hassasiyetidikkate alınarak garnizon komutanı ve mahalli mülki amirler tarafından birlikte tespit edilir.c) (Ek: 9/10/1996-4188/1 md.) Kamulaştırma yapılan güvenlik bölgelerine ve güvenlik bölgesi tesisedilen deniz sahasına, buradaki tesislerde görevli olanlarla, askeri güvenlik bölgelerinde yetkilikomutanlığın, kamu ve özel kuruluşlara ait tesislerde ise, bu konuda yetkili makamın izin verdiğikişilerden başkası giremez ve oturamaz.d) Bu bölgelerin güvenliğinin sağlanması, bölgeye giriş ve kamulaştırılmayan taşınmaz mallardanyararlanma esasları yönetmelikte gösterilir. 22/7/1981 tarih ve 2495 sayılı Bazı Kurum ve KuruluşlarınKorunması ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun hükümleri saklıdır.e) (Ek: 26/2/2008-5740/1 md.) Askeri güvenlik bölgesi olarak tespit edilen, Türk Silâhlı Kuvvetlerineait kışla, kıta, karargah, kurum, ordugah gibi tesislerin, fotoğraf ve filminin çekilmesi, harita, resim vekrokisinin yapılması, not alınması veya harita uygulaması gibi faaliyetlerde bulunulması, bölgeninsavunma ve güvenlik tedbirlerini aksatacak, bozacak ve açıklayacak cihazlar kullanılması, bu amaçlagörevlendirilmiş olanlar ile ilgili birlik komutanlığı tarafından izin verilmiş olanlar dışındakilere yasaktır.f) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/46 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/43 md.) Güvenlik bölgelerinin dışsınırlarından itibaren ikiyüz metreye kadar olan bölgelerde hangi tür zirai ürünün yetiştirileceğinemahalli mülki amirler tarafından karar verilebilir." 9. 30/04/1983 tarih ve 18033 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren
Askeri YasakBölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Yönetmeliği'nin ''Birinci derece kara askeri yasak bölgelerinde uygulanacak esaslar''başlıklı 5. maddesi şöyledir: '' 1) Bölge içindeki taşınmaz mallar kamulaştırılır.2) Bölgeye buradaki görevlilerle, yetkili komutanlığın izin verdiği Türkiye Cumhuriyeti uyruğundakidiğer görevlilerden başkası giremez, oturamaz.3) Buradaki görevlilerin aile fertlerinin üçüncü dereceye kadar (üçüncü derece dahil) kan ve sıhrihısımlarının bölgeye girmelerine ve oturmalarına aynı komutanlıkça izin verilebilir.4) Bu yerler ve içindeki tesisler amaç dışında kullanılamaz.5)Yabancı uyruklu kişilerin geçici olarak bölgeye girmeleri ve oturmaları GenelkurmayBaşkanlığının iznine bağlıdır. Bu konudaki izin talepleri, ilgili makamlarca Genelkurmay Başkanlığınailetilir ve sonucu Kuvvet veya Jandarma Genel Komutanlığı kanalı ile ve bölgedeki yetkili komutanlığa
bildirilir. Bu hususta yetkili komutanlıkça mahallin Mülki Amirine de bilgi verilir. Bölgede bulunduklarısürece yabancılara bir refakatçı verilmesi zorunludur.6) Birinci derece kara askeri yasak bölgesinde bulunan su kaynaklarından ve geçiş yollarındanyararlanmak isteyenler, bölgenin Mülki İdare Amirine müracaat ederler. Mülki İdare Amirleri(Kaymakam veya Vali) gerekli incelemeyi yaparak, su kaynaklarından ve geçiş yollarındanyararlanmanınzaruri olduğunu tesbit etmeleri halinde, gerekçelerini de belirtmek suretiyle yetkilikomutanlığa bildirirler. Komutanlık, sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bölgedeki sukaynaklarından faydalanmalarına izin verebilir ve geçiş yollarını tespit eder. Bu gibi yerlerdenyararlanacak olanların uyması gereken kuralları ve bölgeye giriş kapıları ile geçiş yollarını yapacağı birtalimat ile tesbit eder. Su kaynaklarından ve geçiş yollarından yararlanacak olanlara yetkilikomutanlıkça, fotoğraf ve parmak izini ihtiva eden izin belgeleri düzenlenir ve yapılması yasak olandavranışlar imza mukabili tebliğ edilir. Bu kişiler bu bölgelerden yararlanmaları sırasında kimlikbelgeleri ile izin belgelerini birlikte yanlarında taşımak zorundadırlar.Yararlanma sırasında zararlı veya şüpheli durum ve faaliyetleri tespit edilenlerin izin belgeleri yetkilikomutanlıklarca geri alınır ve durum Mülki Makama da bildirilir.7) Bölge içindeki eski eserler ve doğal kaynakların Milli kuruluşlarca veya Milli Kuruluşlarındenetimi altındaki Türk veya yabancı uyruklularca araştırılması veya işletilmesi GenelkurmayBaşkanlığının olumlu mütalaasının alınması koşuluyla ilgili kanun hükümlerine göre yürütülür. Eskieserleri ve doğal kaynakları araştırmayı,işletmeyi planlayan veya Türkiye Cumhuriyeti ve yabancıuyruklularca düşünülen araştırma ve işletmeyi denetlemekle yükümlü olan ilgili kuruluş,isteğiniGenelkurmay Başkanlığına gönderir. Genelkurmay Başkanlığınca araştırma veya işletmeye izin verilipverilmediği istek sahibi kuruluşa ve yetkili komutanlığa bildirilir.8) Bölgenin fotoğraf ve filminin çekilmesi, harita, resim ve krokisinin yapılması, not alınması veyaharita uygulaması gibi faaliyetlerde bulunulması ve bölgenin savunma ve güvenlik tedbirlerini aksatacak,bozacak, açıklayacak cihazlar kullanılması bu amaçlarla görevlendirilmiş olanlar dışındakilereyasaktır.'' 10. Yönetmeliğin "Askeri ve özel güvenlik bölgelerinde kamulaştırılmayan mallardan yararlanmaesasları" başlıklı 24. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "1) Bu bölgeler içinde kalan ve kamulaştırılmayan malların maliklerinin ve diğer TürkVatandaşlarının bölgede oturmaları zirai faaliyetleri, meslek ve sanatlarını icra etmeleri serbesttir. Ancakbölgede oturanlar dışındaki Türk Vatandaşlarının bölgede oturmaları, zirai faaliyetlerini meslek vesanatlarını icra etmeleri;A - Askeri Güvenlik Bölgelerinde; yetkili komutanlığın isteği üzerine Genelkurmay Başkanlığınınuygun görmesi halinde, Milli Savunma Bakanlığının,...Teklifi ile alınacak Bakanlar Kurulu Kararı ile sınırlandırılabilir....(Değişik ikinci paragraf: 30/9/2014-2014/6845 K.) Askeri güvenlik bölgelerindekikamulaştırılmayan mallar yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişilere satılamaz, devredilemez vekiralanamaz. Özel güvenlik bölgelerinde bulunan taşınmazlar yabancı ülkelerde kendi kanunlarına görekurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri dışındaki yabancı tüzel kişilere satılamaz, devredilemez vekiralanamaz. Bu taşınmazların yabancı uyruklu gerçek kişilere satılması, devredilmesi ve kiralanmasıtaşınmazın bulunduğu yerdeki valiliğin iznine tabidir. Valilik iznine tabi hususlar, 2644 sayılı TapuKanununun 36 ncı maddesinin uygulanmasına ilişkin yönetmelik gereğince oluşturulan komisyontarafından taşınmaz edinimi ya da kiralamanın ülke güvenliğine uygunluğu değerlendirilerek kararabağlanır.2) Bu mallar üzerinde inşaat, hafriyat, tadilat, orman yetiştirme veya kesmek gibi hususlar 9 uncumaddenin 8, 9 ve 10 uncu bendleri hükümlerine tabidir. Özel güvenlik bölgelerinde 9 uncu maddenin 8inci bendinde sözü edilen yetkili komutanlık, bu bölgeler içinde yetkili makamdır.3) Bu bölgeler içinde kalan ve kamulaştırılmasına gerek duyulmayan mallar, yetkili komutanlık veyayetkili makam tarafından tespit edilir.'' 11. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Ek 1. maddesi şöyledir; '' (Ek: 20/8/2016-6745/33 md.)Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyethakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imarplanlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imaruygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya herhâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planıdeğişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181 K.:2018/111 sayılı Kararı ile)(Ek cümle:16/11/2022-7421/3 md.) Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halindetaşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adliyargıda görülür.''
B. Yargı Kararları 12. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11/02/1959 tarihli ve E.1958/17, K.1959/15 sayılı kararının, III.bölümü şöyledir: “İstimlâksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlâk Kanununa uygun hareket etmeden ferdin malınıelinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan davaMedeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydanagelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.Bundan başka, bir amme teşekkülü tarafından bir tesisin yaptırılması sırasında Devlet malı olmayanyerlerden toprak alınması veya böyle yerlere toprak veya moloz yığılması neticesinde meydana gelenzararların tazmini davası da başkasının malına amme teşekkülünün dilediği gibi el atma hakkıbulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelere başkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesinigerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiilden doğan bir tazminat davası sayılır.Yapılan işlerin plan veya projeye aykırı olarak yapılması hali de idari karara aykırı bir hareketbulunması itibariyle yine idari kararın tatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan bu iddia ile açılmışbir dava haksız fiilden doğan bir davadan ibaret olacaktır.Bu bentte anılan davalar, içtihadı birleştirme kararının dışında kaldıklarından kararın bunlaraşümulü yoktur.” 13. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 23/09/1982 tarihli Sporrong ve Lönnroth Kararında, kamulaştırmayapılacağı gerekçesiyle yapı yasağı getirilen Sporrong’a ait taşınmazın yirmi beş yıl, Lönnroth’a ait taşınmazın ise on iki yılboyunca inşaat yasaklarına konu olduğu, bu izin ve yasaklar sonucunda taşınmazı satma, kiralama, kullanma, yararlıdeğişiklikler yapma gibi mülkiyet hakkının sahibine verdiği yetkileri kullanma konusunda sıkıntı çektikleri ileri sürülerekyapılan başvuruda, “olayda mülkiyet hakkına doğrudan el konulmadığı ama verilen izin ve getirilen yasakların elkonulma sonucunu doğurduğu, bunun da hakkın özüne dokunduğu” sonucuna ulaşmıştır. 14. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15/12/2010 tarih ve E.2010/5-662 K.2010/651 sayılı kararında,hukuki el atma uygulamaları da kamulaştırmasız el atma kavramı kapsamına dâhil edilmiştir. Kararın ilgili kısımlarışöyledir: “...uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırmaya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyletaşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle İdarenin eyleminin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onuortadan kaldıran bir niteliğe sahip bulunan kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığı için yeterlibulunduğu, her türlü izahtan varestedir. Bu itibarla, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığınındoğal sonucu, İdarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibidavacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedeleçevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açıktır...” 15. Benzer bir uyuşmazlıkta Anayasa Mahkemesi 29/12/2020 tarih ve 2016/3316 başvuru numaralı kararında;göreve ilişkin bir tespit niteliğinde olmasa da, askeri güvenlik bölgesi şerhi nedeniyle hukuki el atmaya yönelikdeğerlendirme yaparak, başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiğine dair, eldekidavanın nitelendirilmesine ışıktutabilecek birkarar vermiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
''...Uyuşmazlıkta derece mahkemeleri -başvurucular taşınmazları tarım yapmak suretiylekullandıklarından- henüz gerçekleşmeyen ve gerçekleşmesi muhtemel olan zararların idarelercetazminine olanak bulunmadığından yola çıkarak davayı reddetmiştir. Başvurucular ise anılan şerhsonrasında taşınmazların ekonomik değerinde azalma meydana geldiğini öne sürmüştür.Başvurucuların murisi 1995 yılında taşınmazlarına konulan askerî güvenlik bölgesi şerhinden öncetaşınmazları edinmiştir. Dolayısıyla başvurucuların edinme tarihinde bu sınırlamayı öngörebilmelerimümkün değildir. Başvurucuların taşınmazlarının bulunduğu bölgede yer alan ve askerî tesise sınırolmayan diğer taşınmazların imara açıldığı, bu taşınmazlara yapılaşma izni verildiği hâlde askerîgüvenlik bölgesi şerhi nedeniyle başvurucuların taşınmazlarının imara açılamadığı ve özellikle dekonumları nedeniyle İdarece taşınmazlara ilişkin fiilî bir yapılaşma yasağının da uygulandığıgörülmektedir. Bu durumda yaklaşık yirmi beş yıldır devam eden şerh nedeniyle taşınmazların fiilîyapılaşma yasağı da dâhil olmak üzere bazı kısıtlamalara maruz kaldığı, bu kısıtlamaların daha ne kadarsüreceğinin belirsiz ve öngörülemez bir zamana bırakıldığı anlaşılmıştır.Yönetmelik'in 24. ve 9. maddeleri uyarınca bölgenin savunma gücü ve gizliliğini ihlal etmemekşartıyla taşınmaz malların üzerinde inşaat, hafriyat, tadilat, orman yetiştirmek veya ağaç kesmek, bataklıkkurmak veya kurutmak gibi hususların izne tabi olduğu, izin verilmeyen veya komutanlıkça kabul edilenşartlara uymayan her türlü inşaat ve eylemlerin durdurulacağı ve yapıların yıkılacağı hükmebağlanmıştır. Dolayısıyla öngörülen mevzuatın yol açtığı kısıtlamaların bir sonucu olarak taşınmazlarıntamamen kullanılamaz durumda olduğu söylenemez ise de başvurucuların taşınmazlarını diledikleri gibikullanma, taşınmazlarından yararlanma ve üzerinde tasarrufta bulunma hak ve yetkilerinin kısıtlandığıaçıktır. Başvurucuların şerhin kaldırılmasına veya taşınmazların kamulaştırılmasına yönelik talepleri dekamu makamlarınca reddedilmiştir. Kamu makamlarının şerhin kaldırılması veya taşınmazlarınkamulaştırılması hususunda 2565 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümleri uyarınca takdir yetkisi
bulunmaktadır. Fakat kamu makamları bu takdir yetkisi kapsamında başvurucuların şikâyetleriniortadan kaldıracak şekilde bir işlem tesis etmemiştir. Hâlbuki kamu makamları, kamulaştırılmasına gerekgörmedikleri bu durumdaki taşınmazlar için makul kabul edilebilecek ölçüde bir tazminat ödemeksuretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin adil dengeyi bozmasının önüne geçebilecektir. Dolayısıyla kullanma ve yararlanma hakkına yönelik olarak bir kısım yasal kısıtlamalara maruzkalan ancak tamamen de kullanılamaz nitelikte bulunmayan taşınmazların kamulaştırılması veyabedelinin tamamına hükmedilmesi gerektiğinden söz edilemez ise de çevresinde bulunan taşınmazlarimara açıldığı hâlde askerî güvenlik bölgesi şerhi nedeniyle imara açılamayan ve fiilî yapılaşma yasağıda uygulanan taşınmazlar nedeniyle başvurucuların bir zararlarının olduğu açıktır.Derece mahkemelerinin henüz gerçekleşmeyen ve gerçekleşmesi muhtemel olan zararların tazminineolanak bulunmadığına yönelik yorumu başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetyüklemiştir. Bu durumda başvurucuların mülkiyet hakkının korunması ile kamunun yararı arasındaolması gereken adil dengenin başvurucular aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığısonucuna varılmıştır...'' IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 16. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, EyüpSARICALAR, Seyfi HAN, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıylayapılan07/10/2024 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdareMahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasının ekinde, adliyargı dosya aslı ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 17. Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN'ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ'nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: 18. Dava, davacıya ait bahçe niteliğindeki Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, ... Köyü ... ada, ... ve ... parsel sayılıtaşınmazların bulunduğu bölgeye güvenlik duvarı çekilmesi ve taşınmazların askeri yasak bölge içerisinde kalmasınedeniyle kullanıma elverişsiz hale geldiği ancak kamulaştırılmadığı ileri sürülerek, kamulaştırma, ağaç ve ecrimisilbedelinin tazminen ödenmesi istemiyle açılmıştır. 19. Dosyanın incelenmesinden; davacının Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... ve ... parsel sayılıtaşınmazların maliki olduğu, sınıra çekilen güvenlik duvarı nedeniyle taşınmazların askeri bölge içerisinde kaldığı,taşınmazların bahçe vasfını yitirdiği ve kullanım imkânının kalmadığı, ancak kamulaştırma işleminin de yapılmadığının ilerisürüldüğü; adli yargı yerince yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmazların sınır bölgesindeyapılan güvenlik duvarının arkasında ve askeri yasak bölge içerisinde kalması nedeniyle taşınmazlara ulaşımın mümkünolmadığının tespit edildiği, yine Kanun'da ve Yönetmelikte 1. Derece Askeri Yasak Bölgeler için kamulaştırılmazorunluluğu bulunduğu halde taşınmazda kamulaştırma işlemlerinin dava tarihi itibarıyla yerine getirilmediği, taşınmazınbazı kısıtlamalara maruz kaldığı ve bu kısıtlamaların daha ne kadar süreceğinin belli olmadığı anlaşılmıştır. 20. Uygulama ve öğretide, kamu idarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında, kamu gücü kullanarak tekyanlı irade açıklamalarıyla yapmış oldukları işlemleri idari işlem, herhangi bir işlem ya da karara dayanmaksızıngerçekleştirdikleri maddi faaliyetleri ve görevleriyle ilgili hareketsizlikleri de idari eylem olarak tanımlanmaktadır. 21. Hukukî kamulaştırmasız el atma davaları, ilgili idarelerin Kanun'dan doğan görevlerini belli bir müddethareketsiz kalmak sureti ile yerine getirmemeleri (hareketsiz kalmaları) temeline dayandığından, eylemden kaynaklı olandavalar arasında yer almaktadır. 22. İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan veprojeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımısırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargıyerine ait olduğu; idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu; özel mülkiyete konu taşınmazakamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men'i ve meydanagelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerinegöre adli yargı yerince çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş ise de, somut uyuşmazlıkta görevlimahkemeyi belirleyen ve 26/11/2022 tarihli ve 32025 sayılı RG'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 3.maddesi ile 2942 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinin birinci fıkrasına eklenen "Bu süre içinde belirtilen işlemlerinyapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacakdavalar, adli yargıda görülür." hükmü ve uygulamada birliğin sağlanması amacı gözönüne alındığında, fiilen olmasa dahukuken el atılan ancak ulaşımı ve kullanımı sınırlandırıldığı için fiilen el atılma sonucunu doğuran eldeki davanın
çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. 23. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Van 3. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulüile, Yüksekova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/10/2023 tarih ve E.2022/476 K.2023/998 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Van 3. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Yüksekova 1. Asliye HukukMahkemesinin 19/10/2023 tarih ve E.2022/476 K.2023/998 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 07/10/2024 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Doğan
Eyüp
Seyfi
YAŞAR
AĞIRMAN
SARICALAR
HAN
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN