T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2024/321KARAR NO : 2024/403
KARAR TR : 07/10/2024ÖZET: Davacının Rize Ağır Ceza MahkemesininE.2021/62 sayılı dosyasına UYAP üzerinden sehven sanıkolarak yapılan taraf kaydının silinmesi istemiyle yaptığıbaşvurunun zımnen reddine ilişkin işlem nedeniyleuğranıldığı ileri sürülen manevi zararın tazmini istemiyleaçılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesigerektiği hk. K A R A R Davacı
: A.EDavalılarAdli Yargıda
: Trabzon Maliye Hazinesi
İdari Yargıda : Adalet Bakanlığı I. DAVA KONUSU OLAY 1. Davacı, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükmü ile kamu görevinden çıkarıldığını, başka bir şahsınsanık olduğu Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/62 esas sayılı dosyasında UYAP üzerinden sehven sanık olarak tarafkaydı yapıldığını, mahkemeden 16/03/2021 tarihinde dosya ve taraf listesi kısmından isminin silinmesini talep ettiğiniancak mahkemece isminin dosyaya istinaf bozma kararları sonrası sistemsel hata olarak sehven eklenmiş olduğunu,UYAP kayıtlarından silinemediğini ve taraflarınca bir işlem yapılamadığının tarafına bildirildiğini, isminin anılan dosyayailişkin UYAP kayıtlarından silinmesi ile ilgili talep ve şikayetlerini 30/07/2021 tarihinde CİMER üzerinden AdaletBakanlığı'na gönderdiğini, yaptığı başvurunun zımnen reddedildiğini, olay nedeniyle kendisini sürekli psikolojik baskıaltında hissettiğini, olmayan bir dava için kendini anlatmaya çalışmaktan yorulduğunu ileri sürerek, uğradığı 20.000 TLmanevi zararın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyleidari yargı yerinde dava açmıştır. 2. Davalı idare vekili, yasal süresinde sunduğu cevap dilekçesinde, davanın görüm ve çözümünde adli yargınıngörevli olduğunu ileri sürerek yargı yolu itirazında bulunmuştur. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. İdari Yargıda 3. Ankara 4. İdare Mahkemesi 19/07/2022 tarih ve E.2022/379 sayılı kararı ile, davanın idari bir işlemdendoğan parasal haklara ilişkin olan iptal davasından sonra açılan tam yargı davası niteliğinde olduğu, uyuşmazlığın görümve çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle, davalı idarenin görev itirazının reddine karar vermiştir. 4. Davalı vekilinin olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle yaptığı başvuru üzerine dilekçe, dava dosyasıile birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Başsavcılık 25/08/2022 tarih ve UY-2022/114143 sayılıkararı ile "davacının Rize Ağır Ceza Mahkemesinin E.2021/62 sayılı dava dosyasına UYAP hatası sebebiylesehven sanık olarak eklenmesinin yargı faaliyeti olarak nitelendirilemeyeceği, meselenin çözümü için kamuhizmetini yürütmekle yükümlü kılınan davalı idarenin, kamu hizmetini yöntemine ve hukuk kurallarına uygunolarak yürütüp yürütmediğinin, dolayısıyla hukuki sorumluluğunun bulunup bulunmadığının belirlenmesineihtiyaç duyulduğu, adli yargı yerinde devam eden veya adli yargı yerinde çözüme kavuşabilecek bir tazminatistemine ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda, davacının Rize Ağır CezaMahkemesinin dosyasında sehven sanık olarak eklenmesinde davalı idarenin hizmet kusuru ya da başka birnedenle idarenin hukuki sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetimi, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca idari yargı yerlerine ait olduğundan, davanın idari yargı yerindegörülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. 2247 sayılı Kanun'un 10. ve 13. maddeleri gereğince olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına yer olmadığına dosyanın mahkemesine gönderilmesine" karar vermiştir. 5. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi 18/01/2022 tarih ve E.2022/17, K.2022/72 sayılıbağlantı kararı ile, Ankara 13. İdare Mahkemesinin 2021/2436 esas sayılı dosyası ile, "Rize Ağır Ceza Mahkemesinin2021/62 Esas sayılı dosyasına UYAP üzerinden sehven sanık olarak yapılan taraf kaydının silinmesi istemiyleyapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali" istemiyle Ankara 4. İdare Mahkemesinin 2021/2413 Esassayılı dava dosyası arasında 2577 sayılı Kanun'un 38. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen anlamda bağlantı bulunduğugerekçesiyle, davalara bakmak üzere Ankara 4. İdare Mahkemesinin yetkili kılınmasına kesin olarak karar vermiştir.
6. Ankara 4. İdare Mahkemesi 06/09/2022 tarih ve E.2022/379, K.2022/1713 sayılı kararı ile, esasincelemesi yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibarenişleyecek yasal faiziyle birlikte davacı tarafa ödenmesine karar vermiş, karara karşı istinaf isteminde bulunulması üzerineAnkara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi 16/03/2023 tarih ve E.2023/308, K.2023/1647 sayılı kararı ile,yargılama faaliyetleri esnasında uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın tazmini isteminden kaynaklandığı anlaşılan davanın,görüm ve çözümünün adli yargının görevinde olduğu gerekçesiyle, istinaf isteminin kabulüne, mahkeme kararınınkaldırılmasına, yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının mahkemesine iadesine kesin olarak karar vermiştir. 7. Ankara 4. İdare Mahkemesi 12/04/2023 tarih ve E.2023/587, K.2023/731 sayılı kararı ile,yargılama faaliyetleri esnasında uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın tazmini isteminden kaynaklandığı anlaşılan davanıngörüm ve çözümünün adli yargının görevinde olduğu gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-(a) maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ''Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat'' başlıklıyedinci bölümünde yer alan 141. maddesinin 1. fıkrasında, ''Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında; a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunundevamına karar verilen, b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan, c) Kanunî haklarıhatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan, d)Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve busüre içinde hakkında hüküm verilmeyen, e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktansonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, f) Mahkûm olup dagözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç içinkanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezaylacezalandırılan, g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıylaveya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, h) Yakalanmaları veyatutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekildegerçekleştirilen, j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veyakorunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışıkullanılan veya zamanında geri verilmeyen, k) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanundaöngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan, kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını,Devletten isteyebilirler.'' hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise ''Birinci maddede yazanhaller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğersorumluluk halleri de dahil olmak üzere hakimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veyayaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir'' düzenlemesi mevcuttur.Aynı Kanun'un ''Tazminat İsteminin Koşulları'' başlıklı 142. maddesinin 1. fıkrasında ise, karar veyahükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerinkesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceği; istemin, zarara uğrayanınoturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkiliise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde kararabağlanacağı hükümlerine yer verilmiştir.Dava dosyasındaki belge ve bilgilerin incelenmesinden; 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamehükmü ile kamu görevinden çıkarılan davacı hakkında, başka bir şahsın sanık olduğu Rize Ağır CezaMahkemesi'nin 2021/62 esas sayılı dosyasında UYAP üzerinden sehven sanık olarak taraf kaydıyapıldığı, Rize Ağır Ceza Mahkemesi’ne 16.03.2021 tarihinde dosya ve taraf listesi kısmından ismininsilinmesini talep ettiği, isminin dosyaya istinaf bozma kararları sonrası sistemsel hata olarak sehveneklenmiş olduğunun, UYAP kayıtlarından silinemediğinin ve taraflarınca bir işlem yapılamadığınındavacıya bildirildiği, bunun üzerine, davacı tarafından, isminin anılan dosyaya ilişkin UYAPkayıtlarından silinmesi ile ilgili talep ve şikayetlerin 30.07.2021 tarihinde CİMER üzerinden AdaletBakanlığı'na gönderildiği, davalı Adalat Bakanlığı'nca gerekli işlemin yapılması için başvurunun RizeAğır Ceza Mahkemesi'ne gönderildiği hususunun davacıya bildirmesi üzerine, sehven açılan tarafkaydının UYAP kayıtlarından silinmediğinden bahisle talebinin reddine ilişkin işlem nedeniyle, davacınınkendisini sürekli psikolojik baskı altında hissettiğinden ve olmayan bir dava için kendini anlatmayaçalışmaktan yorulması nedeniyle uğradığı ileri sürülen manevi zararına karşılık olarak20.000,00 TLmanevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 16.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziylebirlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri gereğince, davacının, Rize Ağır Ceza Mahkemesinde yapılanbir yargılamada, UYAP üzerinden sehven sanık olarak kaydının yapılarak yargılamaya dahil edilmesiişleminin, yargılama faaliyeti bünyesinde gerçekleştiğinin açık olduğu; bu süreç nedeniyle uğranıldığıileri sürülen zararların tazmininin de 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda öngörülen esas veusullere tabi olduğu görülmektedir.Bu durumda, yargılama faaliyetleri esnasında uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın tazminiisteminden kaynaklandığı anlaşılan davanın görüm ve çözümünün adli yargının görevinde olduğusonucuna varılmıştır..." 8. Davacı vekili bu kez aynı istemleadli yargı yerinde dava açmıştır. B. Adli Yargıda
9. Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi 19/10/2023 tarih ve E.2023/185, K.2023/294 sayılı kararı ile, manevitazminat talebinin yasal şartları oluşmaması nedeniyle reddine karar vermiştir. 10. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 15/02/2024 tarih ve E.2023/1034, K.2024/159 sayılıkararı ile, istinaf başvurularının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4-6 maddesi gereğince kabulüile, CMK'nın 280/1-d ve 289/1-d maddeleri gereğince hükmün bozulmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanınkararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...İlk derece mahkemesi tarafından davacının davasına konu edilen olayla ilgili olarak, Ankara 4.İdare Mahkemesi tarafından 2023/587E, 2023/531 K sayılı dosyasının onaylı örneğinin temin edilerek,bahsi geçen dosya kapsamında İdare Mahkemesi tarafından verilen kararın kesinleşip, kesinleşmediği ileakıbetinin araştırılmaması,2- İdare Mahkemesi tarafından dava konusu olayla ilgili olarak idari yargının görevli olmadığındanbahisle verilen kararın kesinleşmesi halinde, ilk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen Yargıtay kararıda dikkate alınarak, dava konusu söz konusu işlemin idari merciin hatalı işleminden kaynaklandığı, butür hukuka aykırılıkların idari yargı görev alanında kaldığı ve bu mahkemeler önünde tazminat istemindebulunabileceği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi ancak daha önce davacı tarafından bu konudaaçılmış olandavanın Ankara 4. İdare Mahkemesinin kararı ile reddedildiği de gözetilerek görevuyuşmazlığının çözümlenmesi için görevsizlik kararı ile birlikte dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesininişleyişine ilişkin mevzuat çerçevesinde Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilerek, adli ve İdari yargıyerleriarasında meydana gelmiş bir görev uyuşmazlığının çözüldükten sonra sonucuna göre karar verilmesi ileadli yargı mercilerinin görevli olduğunun değerlendirilmesi halinde ise, hangi adli yargı mercinin görevliolduğunun kararda tartışılması gerekirken, belirtilen değerlendirmeler yapılmadan yargılamaya devamedilerek davanın reddine karar verilmesi,Usul ve kanuna aykırı olup, Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davalarının Ceza Davasıyanında Hukuk Davası özelliği gösterip HMK'nun hükümlerinin de uygulandığı gözönüne alınarak 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-a-4-6 maddesi gereğince, ilk derece mahkemesince verilenkararın kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesinegönderilmesine..." 11. Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi 25/04/2024 tarih ve E.2024/119, K.2024/147 sayılı kararı ile,5271 sayılı CMK'nun 141. maddesi uyarınca manevi tazminat talebi yönünden Ankara 4. İdare MahkemesininE.2023/587, K.2023/731 sayılı kararında adli yargının görevli olduğunun belirtildiği, bu haliyle Ankara 4. İdareMahkemesi ile mahkemeleri arasında olumsuz görev uyuşmazlığı mevcut olduğundan, olumsuz görev uyuşmazlığınıngiderilmesi ile görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi amacıyla mahkemelerinin görevsizliğine, kararınkesinleşmesinden sonra adli ve idari yargı mercileri arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü içindosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Davacı her ne kadar manevi tazminat istemiyle mahkememize dava açmış ise de; bozma ilamındada belirtilen Yargıtay kararı da dikkate alınarak, dava konusu söz konusu işlemin idari merciin hatalıişleminden kaynaklandığı, bu tür hukuka aykırılıkların İdari Yargı görev alanında kaldığı ve bumahkemeler önünde tazminat isteminde bulunabileceği davacının aynı istemle Ankara 4. İdareMahkemesi'ne dava açtığı ve bu davada Ankara 4. İdare Mahkemesi tarafından 2023/587Esas,2023/531 sayılı kararı ile davanın idari yargı ile ilgili olmadığından bahisle reddine karar verildiği ve bukararın kesinleştiği anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş,Ankara 4. İdare Mahkemesi ile mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığındanuyuşmazlığın giderilmesi amacıyla dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesine... " 12.Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesince gerekçeli karar taraflara tebliğ edilip karar kesinleştirildikten sonra,Mahkeme 24/05/2024 tarih ve 2024/119 sayılı üst yazı ile, görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle adli yargı davadosyası re'sen Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına gönderilmiş, idari davaya ilişkin dava dosyası ise Başkanlığımızcamahkemesinden temin edilmiştir.
III. İLGİLİ HUKUK 13. T.C. Anayasasının "Yargı yetkisi" başlıklı 9. maddesi şöyledir: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır." 14. Anayasa’nın “Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması” başlıklı 40. maddesi şöyledir: “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmedenbaşvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/16 md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları vemercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre,
Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır." 15. Anayasa'nın "Mahkemelerin bağımsızlığı" başlıklı 138. maddesi şöyledir: "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanıkanaatlerine göre hüküm verirler.Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlereemir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili sorusorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar veidare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." 16.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı2.maddesi şöyledir: “1. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Ana.Mah.nin 21/9/1995 tarih ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; YenidenDüzenleme: 8/6/2000 - 4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenlertarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tamyargı davaları,c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerindendoğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdarimahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslarauygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdiryetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.3. Cumhurbaşkanının doğrudan doğruya yaptığı işlemler idari yargı denetimi dışındadır.” 17. 2577 sayılı Kanun'un “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” başlıklı 13. maddesi şöyledir: "1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılıbildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihindenitibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Buisteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veyaistek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresiiçinde dava açılabilir.2. Görevli olmayan adli (…) yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddihalinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareyebaşvurma şartı aranmaz." 18. 10/7/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı HakkındaCumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Altıncı Kısım/Bakanlıklar/Birinci Bölüm'de,Adalet Bakanlığı üst başlığıaltında bulunan"Görev" başlıklı38. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " (1) Adalet Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:a) Kanunlarda kurulması öngörülen mahkemeleri açmak ve teşkilatlandırmak, ceza infaz kurumları,icra ve iflas daireleri gibi her derece ve türdeki adalet kurumlarını planlamak, kurmak ve idari görevleriyönünden gözetim ve denetimini yapmak ve geliştirmek" 19. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Elektronik işlemler"başlıklı 38/Amaddesi şöyledir: "(Ek: 2/7/2012-6352/95 md.)(1) Her türlü ceza muhakemesi işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılır. Buişlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.(2) Kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, dosyalar güvenli elektronik imzakullanılarak UYAP’tan incelenebilir ve her türlü ceza muhakemesi işlemi yapılabilir.(3) Bu Kanun kapsamında fiziki olarak hazırlanması öngörülen her türlü belge ve karar elektronikortamda düzenlenebilir, işlenebilir, saklanabilir ve güvenli elektronik imza ile imzalanabilir.(4) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlar diğer kişi veya kurumlara elektronikortamda gönderilir. Güvenli elektronik imza ile imzalanarak gönderilen belge veya kararlar,gerekmedikçe fiziki olarak ayrıca düzenlenmez ve ilgili kurum ve kişilere gönderilmez.(5) Elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi halinde UYAP’ta kayıtlı olan
güvenli elektronik imzalı belge geçerli kabul edilir.(6) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlarda, mühürleme işlemi ile kanunlardabirden fazla nüshanın düzenlenmesini öngören hükümler uygulanmaz.(7) Zorunlu nedenlerle fiziki olarak düzenlenmiş belge veya kararlar, yetkili kişilerce taranarakUYAP’a aktarılır ve gerektiğinde ilgili birimlere elektronik ortamda gönderilir.(8) Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hallerde tutanak veya belgenin aslının aynıolduğu belirtilerek hâkim, Cumhuriyet savcısı veya görevlendirilen yetkili kişi tarafından imzalanır vemühürlenir.(9) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.(10) Yargı birimlerinin ihtiyaç duyduğu nüfus, tapu, adlî sicil kaydı gibi dış bilişim sistemlerindenUYAP vasıtasıyla temin edilen bilgi, belge ve kayıtlar, zorunlu olmadıkça ayrıca fiziki olarak istenilmez.UYAP’tan dış bilişim sistemlerine gönderilen bilgi ve belgeler ayrıca zorunlu olmadıkça fiziki ortamdagönderilmez.(11) Ceza muhakemesi işlemlerinin UYAP’ta yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığıtarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." 20. AdaletBakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığının 10/11/2011 tarihli ve 124/1 sayılı Genelge'sinin ilgili kısmışöyledir: ''UYAP Bilişim Sistemi kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemleri ile diğer adlî ve idarîişlemlerin etkin, verimli, hızlı, düzenli, şeffaf ve usul ekonomisine uygun biçimde yürütülmesi amacıyla;1- Her türlü işlem ve faaliyetin, UYAP üzerinden gerçekleştirilmesine imkân bulunmayan istisnaihâller saklı olmak koşuluyla, UYAP ortamında, zamanında, eksiksiz ve doğru bir biçimdegerçekleştirilmesi,...3- Tüm birimlerde her türlü veri girişinin eksiksiz ve doğru biçimde yapılması,...5- Zorunluluk sebebiyle haricen oluşturulan belgeler ile Sistem haricinde gelen belgelerin ekleriylebirlikte taranarak UYAP ortamına aktarılması,...15- Bilgi güvenliği, elektronik imza ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat hükümlerineazamî dikkat gösterilmesi, özellikle elektronik imza cihazı veya erişim kodu ile her türlü kullanıcı adı veparolasının başkalarına verilmemesi ...'' IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 21. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, EyüpSARICALAR, Seyfi HAN, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ınkatılımlarıyla yapılan07/10/2024 tarihli toplantısında; dosya üzerinde 2247 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre,olay kısmında belirtildiği üzere tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada, idari yargı yerince adli yargı yerinin görevliolduğu gerekçesiyle verilmiş ve kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelen davayıinceleyen adli yargı yerinin sahip olduğu seçenekler ile verdiği karar bakımından bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir. 22.2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinintarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerinigörevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca (…) ileri sürülebilir.” hükmüne göre,idare mahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine adli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararınkesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş olacak, hukuk alanında doğmuş bulunan bu uyuşmazlığıngiderilmesi istemi ise ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir. 23. Kanun'un 19. maddesindeki “Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı merciidavada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciinbelirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesininkarar vermesine değin erteler.(Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008-5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin davadosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilir...” hükmüne göre ise, adli yargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlik kararı veren idari yargıyerine ait olduğunu belirten gerekçeli bir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağına sahiptir. Şukadar ki, başvuru kararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilmesine değin işin incelenmesininertelenmesi hususunu da içermesi gerekir. 24. Kanun koyucu, 14. maddeye göre olumsuz görev uyuşmazlığı doğması durumunda her iki yargı merciinceişten el çekilmiş olduğundan başvurma iradesini davanın taraflarına bırakmış iken, bu yönteme oranla daha kısa zamanda
çözüme ulaşılmasını amaçladığı 19. madde ile daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciinden sonra davayı inceleyenyargı merciine, işten el çekmeden doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağını tanımıştır. 25. Olayda, adli yargı yerince, görevsizlik kararı yanında, idari yargı ile adli yargı mahkemeleri arasındaolumsuz görev uyuşmazlığı söz konusu olduğundan bahisle, görevli yargı yolunun belirlenmesi amacıyla dosyanın re'senUyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği görülmüştür. Bu haliyle, AğırCeza Mahkemesince yapılan işlem 2247 sayılıKanun’da öngörülen yönteme uymamaktadır. 26. Ancak, idari ve adli yargı yerleri arasındaolumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, Uyuşmazlık Mahkemesininönüne gelmiş bulunan görev uyuşmazlığının çözüme kavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekse de UyuşmazlıkMahkemesinin kuruluş amacına uygun olacağından, davanın taraflarınca başvuruda bulunulmadığı hususu da gözetilerek,Ağır Ceza Mahkemesince re’sen yapılan başvurunun 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi kapsamında olduğunun kabulüile, usule ilişkin başka bir noksanlık da bulunmadığı anlaşıldığından, idari ve adli yargı yerleri arasında doğan görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 27. Raportör-Hâkim Arzu ÇETİNDERE ŞAŞI'nın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra; gereği görüşülüp düşünüldü: 28. Dava, davacının Rize Ağır Ceza Mahkemesinin E.2021/62 sayılı dosyasına UYAP üzerinden sehven sanıkolarak yapılan taraf kaydının silinmemesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan manevi zararın, idareye başvuru tarihindenitibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır. 29. Anayasa'nın başlangıç kısmında öngörülen "Kuvvetler ayrımı" ilkesi ve yargı ile ilgili 9. ve 138. maddeleridikkate alındığında, bağımsız bir erk olan yargının yargılama faaliyeti ile ilgili işlemlerinin, Anayasa'nın 125. maddesindeöngörülen "idari işlemler" kapsamına girmediği ve bu nedenle yargısal işlemler dolayısıyla idari yargı yolunabaşvurulamayacağı açıktır. Bu durum, ülkemiz yargı sisteminin dayandığı “yargı ayrılığı” ve "adli ve idari yargıorganlarının birbirlerine karşı bağımsızlığı” ilkelerinin de doğal bir sonucudur. 30. Diğer taraftan, ceza mahkemesi yazı işleri personelinin yargılamadaki fonksiyonu geniş çerçevede bir kamuhizmeti olarak değerlendirilse de, somut olarak ifa edilen yargı faaliyetinin bir parçası olduğunda ve yargısal işlemmahiyetini taşıdığında kuşku bulunmamaktadır. Yargılama sürecine katkıda bulunan işlemler ya da faaliyetler nedeniyleDevletin sorumlu tutulmasında da bu sorumluluğun denetiminin aynı yargı düzeni içinde yapılması ve yargısal nitelikli birişlemin idari yargı denetimi dışında tutulması gerektiği açıktır. 31. Dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında, Rize Ağır Ceza Mahkemesi'nin E.2017/210 sayılı dosyasındaceza yargılamasının yapılarak silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hapis cezasına mahkum edildiği, istinaf başvurusuneticesinde Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından verilen bozma kararı üzerine, Rize Ağır CezaMahkemesinin E.2019/161 sayılı dosyasında beraat kararı verildiği, kararın Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. CezaDairesi tarafından onandığı, yapılan temyiz başvurusu neticesinde, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 15/02/2021 tarih veE.2020/5636, K.2021/1418 sayılı kararı ile beraat kararı verilerek hükmün kesinleştiğini ancak başka bir şahsın sanıkolduğu Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/62 Esas sayılı dosyasında UYAP üzerinden sehven davacının sanık olaraktaraf kaydının yapıldığı, isminin silinmesini talep etmesine rağmen mahkemece isminin dosyaya istinaf bozma kararlarısonrası sistemsel hata olarak eklenmiş olduğunun, UYAP kayıtlarından silinemediğinin ve taraflarınca bir işlemyapılamadığının kendisine bildirildiği, davacı bu işlem nedeniyle kendisine pasaport verilmediği gibi yurt dışı yasağının dakaldırılmadığını, isminin UYAP sisteminde yer alması nedeniyle avukatlık mesleğini yapabilmesi için açmış olduğu idaridavada karşı oy kullanıldığını, masumiyet ve lekelenmeme hakkının elinden alındığını, anılan dosyaya ilişkin UYAPkayıtlarından silinmesi ile ilgili talep ve şikayetlerini 30/07/2021 tarihinde CİMER üzerinden Adalet Bakanlığı'nagönderdiğini, yaptığı başvurunun zımnen reddi nedeniyle kendisini sürekli psikolojik baskı altında hissettiğini, olmayan birdava için kendini anlatmaya çalışmaktan yorulduğunu ileri sürerek, uğranılan 20.000 TL manevi zararın idareye başvurutarihi olan 16/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle davaaçıldığı anlaşılmıştır. 32. Diğer taraftan dosya kapsamından, Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/62 Esas sayılı dosyasında tarafolarak kayıtlı bulunan davacı hakkında, Rize Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 07/09/2021 tarihli düzeltme talep formuhazırlandığı, 09/09/2021 tarihinde 779407 numarası ile Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğüne gönderildiği,düzeltme talep formu gereğince, Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü tarafından yapılan incelemede; taraf silme işlemlerinin Bilgiİşlem Genel Müdürlüğü tarafından yapılmadığı, ancak kişi ile ilgili alt kayıtlar varsa (adli kontrol, tutuklama, yakalama vs)bunların tespit edilerek gerekli işlemlerin yapılması, ilgili alt kaydın taşınması gerekiyor ise taşınarak işlem yapılması, suçsilme ve taraf silme işlemlerinin yapılabileceğinin belirtildiği, bu sebeple talep dosyasının ilgili Adliyenin Bilgi İşlemMüdürlüğü/Şefliğine gönderildiği, bunun üzerine; 2021/62 Esas sayılı dosyasında bulunan davacıya ait adli kontrolkaydının, Rize Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 23/12/2021 tarihinde kaldırıldığı ve anılan Mahkemece 24/12/2021tarihli, "Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/62 Esas sayılı dava dosyasında istinaf ilamı sonrası sehven tarafkaydı yapılan sanık A.E'in bahse konu dosyadan taraf kaydının silinmesi" talepli düzeltme talep formununhazırlandığı ve 801514 numaralı talep ile Bilgi İşlem Genel Müdürlüğüne gönderildiği, bu talep gereğince, 27/12/2021
tarihinde Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü tarafından davacının 2021/62 Esas sayılı dosyasındaki kaldırılmış olan adli kontrolkaydının, davacının yargılandığı 2017/210 Esas sayılı dosyasına taşındığı ve aynı tarihte anılan mahkeme kullanıcısıtarafından, 2021/62 Esas sayılı dosyasından davacının taraf kaydının silindiği anlaşılmaktadır. 33. 2577 sayılı Kanun uyarınca, idari yargı yerinde dava açılabilmesi için, işlem veya eylemin idari bir faaliyetkapsamında gerçekleştirilmesi gerektiği, buna karşılık, mahkeme kararlarınınyargısal bir nitelik taşıdığı ve idari bir işlemveya eylem olarak kabul edilemeyeceği açıktır. 34. Belirtilen duruma göre, ceza soruşturması ve kovuşturması kapsamında yapılan faaliyetin yargı faaliyetiolduğunda ve bu kapsamda gerçekleştirilen işlemlerin yargısal işlem mahiyetini taşıdığında kuşku bulunmamaktadır.Yargılama sürecine katkıda bulunan işlemler ya da faaliyetler nedeniyle Devletin sorumlu tutulmasında da, busorumluluğun denetiminin aynı yargı düzeni içinde yapılması ve yargısal nitelikli bir işlemin idari yargı denetimi dışındatutulması gerekmektedir. Bu nedenle, davacı tarafından, başka bir kişinin ceza yargılaması sırasında UYAP üzerindensehven kendisinin sanık olarak taraf kaydının yapılması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın tazmini için açılandavanın, görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır. 35. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesininbaşvurusunun reddi ile mahkemece verilen 25/04/2024 tarih ve E.2024/119, K.2024/147 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN REDDİ ile mahkemece verilen 25/04/2024 tarihve E.2024/119, K.2024/147 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 07/10/2024 tarihinde, Üyeler Ahmet ARSLAN ve Bilal ÇALIŞKAN'ın KARŞI OYLARI ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Doğan
Eyüp
Seyfi
YAŞAR
AĞIRMAN
SARICALAR
HAN
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN