T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2024/325KARAR NO : 2024/344
KARAR TR : 07/10/2024ÖZET: Bahçe vasfında olan ve sınıra çekilen güvenlikduvarı nedeniyle tamamı askeri yasak bölge içerisinde kalantaşınmazların fiilen kullanılamaması nedeniyle ağaç,kamulaştırma bedeli ve uğranılan zararın tazmini istemiyleaçılan davanın, 2942 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesininbirinci fıkrasına eklenen "Bu süre içinde belirtilenişlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleritarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkinaçılacak davalar, adli yargıda görülür." hükmü uyarınca,ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı
: M. S. Y.Vekili
: Av. N. A.DavalılarAdli Yargıda : Milli Savunma BakanlığıVekili
: Av. E. A.İdari Yargıda: 1-Milli Savunma Bakanlığı
2-İçişleri Bakanlığı I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... ve ... parselsayılı taşınmazların olduğu bölgeye sınır duvarı yapıldığını, bahçe vasfındaki bu taşınmazın sınır duvarının arkasındabırakılması nedeniyle erişimin kalmadığını ve taşınmazların kullanımının fiilen imkansız hale geldiğini ifade ederek,uğranılan maddi zarara karşılık şimdilik 50 TL kamulaştırma, 50 TL ağaç ve 50 TL uğranılan zarar bedeli olmak üzereşimdilik toplam 150 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. Adli Yargıda 2. Yüksekova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 19/10/2023 tarih ve E.2022/461, K.2023/999 sayılı kararıile, sınır duvarı yapılmasından dolayı davacıya ait taşınmazlara ulaşımın mümkün olmadığı, taşınmazların tamamının sınırduvarının diğer tarafında kaldığı, fiili bir el atmanın bulunmadığı, kamu hizmetinin yerine getirilmesi sırasında meydanagelen zararın hizmet kusurunu oluşturacağı, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince idare aleyhine açılacak tam yargıdavalarında görevli mahkemenin idari yargı olduğu gerekçesiyle, yargı yolu caiz olmadığından, 6100 sayılı Kanun'un114/1-b maddesi uyarınca, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin; kamu yararınauygun şekilde işletilip işletilmediğinin, hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğubulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunumun 2.maddesinde 'idari dava türleri' arasında sayılan 'idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlartarafından açılacak tam yargı davası' kapsamında, idari yargı yerlerince yapılacağı açıktır.Dava konusu sınır duvarının devamı niteliğinde olan Ağrı ilinde bulunan sınır duvarı hakkındaverilen Yargıtay 5. Hukuk Daire'sinin 28/04/2022 tarihli 2022/1239 Esas, 2022/7815 Karar sayılı kararı'Davalı idare tarafından, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede Ağrı İli, Acil Sınır Fiziki GüvenlikSistemi Projesi kapsamında sınıra duvar yapıldığı, davacıya ait ... Köyü, ... ada, .. ve .. parsel sayılıtaşınmazların yapılan duvarın arkasında kaldığı anlaşılmakta olup, davalı idare tarafından dava konusutaşınmazlara doğrudan el atılmamış ve üzerinde çalışma yapılmamıştır.11/02/1959 gün ve 1958/17-1959/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında belirtildiği gibi;kamulaştırma yetkisine sahip idarelerin, verdikleri kararlar üzerine plan ve projelere uygun olmak üzeretesisler yaptırmış olmaları veya tesisleri kullanmaları veya bu tesislere bakmaları sebebiyle kişilerin
uğramış oldukları zararlara ilişkin davalar idari nitelikte olup bu tür davaların idari yargıda görülmesigerektiği gözetilip idari yargının görevli olması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın usuldenreddine verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi' şeklindedir.Uyuşmazlık Mahkemesi'nin benzer mahiyetteki 06.04.2015 tarih, 2015/201 Esas ve 2015/217 Kararsayılı kararında 'Anayasanın 125 inci maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış olup, bununla birlikte idarenin yürütmeklegörevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişinde nesnel nitelikli bozukluk,aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusurunun hizmetin kötü işlemesi veya hiç işlememesihallerinde gerçekleştiği ve bunun idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açtığında kuşkubulunmamaktadır.Öte yandan, kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, kamuyararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin, hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idareninsorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2. maddesinde 'idari dava türleri' arasında sayılan 'idari işlem ve eylemlerden dolayı zararauğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası' kapsamında, idari yargı yerlerince yapılacağı açıktır.'şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, yerleşik içtihatlar, davalı taşınmazın tamamının Türkiye-İran sınırgüvenlik duvarının diğer tarafında olduğuna ilişkin fen bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı bir aradadeğerlendirildiğinde; sınır duvarı yapılmasından dolayı davacıya ait taşınmaza ulaşımın mümkünolmadığı, taşınmazın tamamının sınır duvarının diğer tarafında kaldığı, fiili bir el atmanın bulunmadığı,kamu hizmetinin yerine getirilmesi sırasında meydana gelen zararın hizmet kusurunu oluşturucağı, 2577sayılı Kanun'un 2. maddesi hükmü gereğince idare aleyhine açılacak tam yargı davalarında görevlimahkemenin idari yargı olduğunun da açık olduğu değerlendirilerek HMK m. 114/1-b ve 115/2 hükmüuyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine..." 3. Davacı vekili, aynı istemle bu kez idari yargı yerinde dava açmıştır. B. İdari Yargıda 4. Van 3. İdare Mahkemesi 20/05/2024 tarih ve E.2024/26 sayılı kararı ile, dava konusu taşınmazagüvenlik duvarı çekilmesi suretiyle fiilen el atıldığı, fiili el atmadan doğmasa bile hukuki kamulaştırmasız el atmadankaynaklı zararın tazminine yönelik olarak açılan davanın çözümünün adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılıKanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına vedavanın incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgilikısmı şöyledir: "...İdarelerce kişilerin taşınmazlarının herhangi bir kamulaştırma işlemi olmaksızın fiilen kamusalişlevlerde kullanılması anlamına gelen fiili el atma durumuna ilişkin davaların adli yargımahkemelerinde, imar planında taşınmazın kamu kullanımına ayrılması durumuna karşılık gelen hukukiel atma davalarının ise idari yargı yerinde çözümleneceği açık olmakla birlikte; dava konusu taşınmazagüvenlik duvarı çekilmesi suretiyle fiilen el atıldığı, fiili el atmadan doğan zararın tazminine yönelikdavanın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünün adli yargı yerinin görevine girmekte olduğuanlaşıldığından davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin benzer bir uyuşmazlık hakkında "Adli yargı yerinde" görülmesigerektiği yönündeki 08/01/2024 tarih ve E.2023/528, K.2024/16 sayılı kararı da bu doğrultudadır...." 5. Van 3. İdare Mahkemesi tarafından 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerininbelirlenmesi için idari ve adli yargı dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir. III. İLGİLİ HUKUK A. Mevzuat 6. 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nun "Birinci derece kara askeri yasakbölgeleri" başlıklı 5. maddesi şöyledir: "Birinci derece kara askeri yasak bölgeleri;a) Yurt savunması bakımından hayati önem taşıyan askeri tesis ve bölgelerin, çevre duvarı, tel örgüveya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen dış sınırlarının en az yüz, en fazla dörtyüz metre uzağındanalınan noktaların birleştirilmesi suretiyle meydana gelen alanlarda,b) Kara sınır hattı boyunca ve lüzum görülen kıyılarda otuz ila altıyüz metre derinlikteki sahalarda,Tesis edilir.Ancak, kara sınır hattı boyunca tesis edilenler hariç olmak üzere, birinci derece kara askeri yasakbölgelerinin savunma ihtiyacı dörtyüz metrelik azami haddin dışında bir kısım kara parçalarının dabirinci derece kara askeri yasak bölgesi içine alınmasını gerektiriyorsa bu yerlerinde birinci derece karaaskeri yasak bölgeleri içine alınmasına veya arazi şartlarına uyulması, kamu hizmetleri, halkınfaydalanması ve geçiş imkanlarının gözönünde bulundurulması gibi durumlarda bu bölgelerin yüz metreolan asgari haddinin daha aşağıya indirilmesine belirtilecek ihtiyaca göre Cumhurbaşkanınca karar
verilebilir.(Ek fıkra: 20/10/2005-5412/1 md.) Kara hudutları boyunca tesis edilen askeri yasak bölgelerinsınırları ise, kamu yararı bulunması kaydıyla milli eğitim, kültür, turizm ve spor amaçlı faaliyetler içinCumhurbaşkanınca daraltılabilir veya bazı bölgelerde tamamen kaldırılabilir." 7. 2565 sayılı Kanun'un "Birinci derece kara askeri yasak bölgelerinde uygulanacak esaslar" başlıklı 7.maddesi şöyledir: "1. Birinci derece kara askeri yasak bölgelerinde aşağıdaki esaslar uygulanır.a) Bölge içindeki taşınmaz mallar kamulaştırılır.b) Bölgeye buradaki görevlilerle, yetkili komutanlığın izin verdiği T.C. uyruğundaki diğergörevlilerden başkası giremez ve oturamaz. Ancak;(1) Buradaki görevlilerin aile fertlerinin bölgeye girmelerine ve oturmalarına,(2) Türk vatandaşlarının bölgedeki su kaynaklarından faydalanmalarına,(3) Bölge içinde tespit edilecek yollardan geçiş yapılmasına,Yönetmelikte belirtilecek esaslara göre yetkili komutanlıkça izin verilebilir.c) Yabancıların geçici olarak bölgeye girmeleri ve oturmaları Genelkurmay Başkanlığının izninebağlıdır.d) Bölge içindeki eski eserler ve doğal kaynakların milli kuruluşlarca veya milli kuruluşlarındenetimi altındaki Türk veya yabancı uyruklularca araştırılması veya işletilmesi, GenelkurmayBaşkanlığının olumlu mütalaasının alınması koşuluyla ilgili kanun hükümlerine göre yürütülür.e) (Değişik: 27/1/2004 – 5082/1 md.) Bölgenin fotoğraf ve filminin çekilmesi, harita, resim vekrokisinin yapılması, not alınması veya harita uygulaması gibi faaliyetlerde bulunulması, bölgeninsavunma ve güvenlik tedbirlerini aksatacak, bozacak ve açıklayacak cihazlar kullanılması, bu amaçlagörevlendirilmiş olanlar ile Genelkurmay Başkanlığı tarafından izin verilmiş olanlar dışındakilereyasaktır.2. Kara sınır hattı boyunca ve kıyılarda tesis edilen birinci derece kara askeri yasak bölgelerindekamulaştırma yapılması zorunlu değildir.3. Yukarıdaki 2 nci fıkra hükümlerine göre kamulaştırılmayan taşınmaz mallardan yerli halkınyararlanmasına ilişkin esaslar ile birinci derece kara askeri yasak bölgelerinin, bölge içindeki geçişyollarının güvenliğinin sağlanması ve bölgeye girme yasağı ile ilgili diğer esaslar yönetmelikle tespitedilir." 8. 2565 sayılı Kanun’un "Güvenlik bölgelerinde uygulanacak esaslar" başlıklı 21. maddesi şöyledir: "Güvenlik bölgelerinde aşağıdaki esaslar uygulanır:a) Bölge içindeki gerçek ve tüzelkişilere ait mallar kamulaştırılabilir.b) (Değişik: 15/6/1987 - 3384/1 md.) Güvenlik bölgelerinin dış sınırlarından itibaren en çok ikiyüzmetreye kadar olan saha dahilinde yangın ve patlama tehlikesi gösteren her türlü maddenin imali,depolanması ve satış yerlerinin açılması yasaklanabilir. Bu yasakla ilgili sınır, özel güvenlik bölgelerindemahalli mülki amirler; askeri güvenlik bölgelerinde ise askeri tesisin teknik özellikleri ve hassasiyetidikkate alınarak garnizon komutanı ve mahalli mülki amirler tarafından birlikte tespit edilir.c) (Ek: 9/10/1996 - 4188/1 md.) Kamulaştırma yapılan güvenlik bölgelerine ve güvenlik bölgesi tesisedilen deniz sahasına, buradaki tesislerde görevli olanlarla, askeri güvenlik bölgelerinde yetkilikomutanlığın, kamu ve özel kuruluşlara ait tesislerde ise, bu konuda yetkili makamın izin verdiğikişilerden başkası giremez ve oturamaz.d) Bu bölgelerin güvenliğinin sağlanması, bölgeye giriş ve kamulaştırılmayan taşınmaz mallardanyararlanma esasları yönetmelikte gösterilir. 22/7/1981 tarih ve 2495 sayılı Bazı Kurum ve KuruluşlarınKorunması ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun hükümleri saklıdır.e) (Ek: 26/2/2008-5740/1 md.) Askeri güvenlik bölgesi olarak tespit edilen, Türk Silâhlı Kuvvetlerineait kışla, kıta, karargah, kurum, ordugah gibi tesislerin, fotoğraf ve filminin çekilmesi, harita, resim vekrokisinin yapılması, not alınması veya harita uygulaması gibi faaliyetlerde bulunulması, bölgeninsavunma ve güvenlik tedbirlerini aksatacak, bozacak ve açıklayacak cihazlar kullanılması, bu amaçlagörevlendirilmiş olanlar ile ilgili birlik komutanlığı tarafından izin verilmiş olanlar dışındakilere yasaktır.f) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/46 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/43 md.) Güvenlik bölgelerinin dışsınırlarından itibaren ikiyüz metreye kadar olan bölgelerde hangi tür zirai ürünün yetiştirileceğinemahalli mülki amirler tarafından karar verilebilir. 9. 30/04/1983 tarih ve 18033 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren
Askeri YasakBölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Yönetmeliği'nin ''Birinci derece kara askeri yasak bölgelerinde uygulanacak esaslar''başlıklı 5. maddesi şöyledir: '' 1) Bölge içindeki taşınmaz mallar kamulaştırılır.2) Bölgeye buradaki görevlilerle, yetkili komutanlığın izin verdiği Türkiye Cumhuriyeti uyruğundakidiğer görevlilerden başkası giremez, oturamaz.3) Buradaki görevlilerin aile fertlerinin üçüncü dereceye kadar (üçüncü derece dahil) kan ve sıhrihısımlarının bölgeye girmelerine ve oturmalarına aynı komutanlıkça izin verilebilir.4) Bu yerler ve içindeki tesisler amaç dışında kullanılamaz.
5) Yabancı uyruklu kişilerin geçici olarak bölgeye girmeleri ve oturmaları GenelkurmayBaşkanlığının iznine bağlıdır. Bu konudaki izin talepleri, ilgili makamlarca Genelkurmay Başkanlığınailetilir ve sonucu Kuvvet veya Jandarma Genel Komutanlığı kanalı ile ve bölgedeki yetkili komutanlığabildirilir. Bu hususta yetkili komutanlıkça mahallin Mülki Amirine de bilgi verilir. Bölgede bulunduklarısürece yabancılara bir refakatçı verilmesi zorunludur.6) Birinci derece kara askeri yasak bölgesinde bulunan su kaynaklarından ve geçiş yollarındanyararlanmak isteyenler, bölgenin Mülki İdare Amirine müracaat ederler. Mülki İdare Amirleri(Kaymakam veya Vali) gerekli incelemeyi yaparak, su kaynaklarından ve geçiş yollarındanyararlanmanınzaruri olduğunu tesbit etmeleri halinde, gerekçelerini de belirtmek suretiyle yetkilikomutanlığa bildirirler. Komutanlık, sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bölgedeki sukaynaklarından faydalanmalarına izin verebilir ve geçiş yollarını tespit eder. Bu gibi yerlerdenyararlanacak olanların uyması gereken kuralları ve bölgeye giriş kapıları ile geçiş yollarını yapacağı birtalimat ile tesbit eder. Su kaynaklarından ve geçiş yollarından yararlanacak olanlara yetkilikomutanlıkça, fotoğraf ve parmak izini ihtiva eden izin belgeleri düzenlenir ve yapılması yasak olandavranışlar imza mukabili tebliğ edilir. Bu kişiler bu bölgelerden yararlanmaları sırasında kimlikbelgeleri ile izin belgelerini birlikte yanlarında taşımak zorundadırlar. Yararlanma sırasında zararlı veyaşüpheli durum ve faaliyetleri tespit edilenlerin izin belgeleri yetkili komutanlıklarca geri alınır ve durumMülki Makama da bildirilir.7) Bölge içindeki eski eserler ve doğal kaynakların Milli kuruluşlarca veya Milli Kuruluşlarındenetimi altındaki Türk veya yabancı uyruklularca araştırılması veya işletilmesi GenelkurmayBaşkanlığının olumlu mütalaasının alınması koşuluyla ilgili kanun hükümlerine göre yürütülür. Eskieserleri ve doğal kaynakları araştırmayı, işletmeyi planlayan veya Türkiye Cumhuriyeti ve yabancıuyruklularca düşünülen araştırma ve işletmeyi denetlemekle yükümlü olan ilgili kuruluş,isteğiniGenelkurmay Başkanlığına gönderir. Genelkurmay Başkanlığınca araştırma veya işletmeye izin verilipverilmediği istek sahibi kuruluşa ve yetkili komutanlığa bildirilir.8) Bölgenin fotoğraf ve filminin çekilmesi, harita, resim ve krokisinin yapılması, not alınması veyaharita uygulaması gibi faaliyetlerde bulunulması ve bölgenin savunma ve güvenlik tedbirlerini aksatacak,bozacak, açıklayacak cihazlar kullanılması bu amaçlarla görevlendirilmiş olanlar dışındakilere yasaktır.''
10. Yönetmeliğin "Askeri ve özel güvenlik bölgelerinde kamulaştırılmayan mallardan yararlanmaesasları" başlıklı 24. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "1) Bu bölgeler içinde kalan ve kamulaştırılmayan malların maliklerinin ve diğer TürkVatandaşlarının bölgede oturmaları zirai faaliyetleri, meslek ve sanatlarını icra etmeleri serbesttir. Ancakbölgede oturanlar dışındaki Türk Vatandaşlarının bölgede oturmaları, zirai faaliyetlerini meslek vesanatlarını icra etmeleri;A - Askeri Güvenlik Bölgelerinde; yetkili komutanlığın isteği üzerine Genelkurmay Başkanlığınınuygun görmesi halinde, Milli Savunma Bakanlığının,...Teklifi ile alınacak Bakanlar Kurulu Kararı ile sınırlandırılabilir....(Değişik ikinci paragraf: 30/9/2014-2014/6845 K.) Askeri güvenlik bölgelerindekikamulaştırılmayan mallar yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişilere satılamaz, devredilemez vekiralanamaz. Özel güvenlik bölgelerinde bulunan taşınmazlar yabancı ülkelerde kendi kanunlarına görekurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri dışındaki yabancı tüzel kişilere satılamaz, devredilemez vekiralanamaz. Bu taşınmazların yabancı uyruklu gerçek kişilere satılması, devredilmesi ve kiralanmasıtaşınmazın bulunduğu yerdeki valiliğin iznine tabidir. Valilik iznine tabi hususlar, 2644 sayılı TapuKanununun 36 ncı maddesinin uygulanmasına ilişkin yönetmelik gereğince oluşturulan komisyontarafından taşınmaz edinimi ya da kiralamanın ülke güvenliğine uygunluğu değerlendirilerek kararabağlanır.2) Bu mallar üzerinde inşaat, hafriyat, tadilat, orman yetiştirme veya kesmek gibi hususlar 9 uncumaddenin 8, 9 ve 10 uncu bendleri hükümlerine tabidir. Özel güvenlik bölgelerinde 9 uncu maddenin 8inci bendinde sözü edilen yetkili komutanlık, bu bölgeler içinde yetkili makamdır.3) Bu bölgeler içinde kalan ve kamulaştırılmasına gerek duyulmayan mallar, yetkili komutanlık veyayetkili makam tarafından tespit edilir.'' 11.2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Ek 1. maddesi şöyledir: '' (Ek: 20/8/2016-6745/33 md.)Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyethakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imarplanlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imaruygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya herhâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planıdeğişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181 K.:
2018/111 sayılı Kararı ile)(Ek cümle:16/11/2022-7421/3 md.) Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halindetaşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adliyargıda görülür.'' B. Yargı Kararları 12. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11/02/1959 tarihli ve E.1958/17, K.1959/15 sayılı kararının, III.bölümü şöyledir: “İstimlâksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlâk Kanununa uygun hareket etmeden ferdin malınıelinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan davaMedeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydanagelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.Bundan başka, bir amme teşekkülü tarafından bir tesisin yaptırılması sırasında Devlet malı olmayanyerlerden toprak alınması veya böyle yerlere toprak veya moloz yığılması neticesinde meydana gelenzararların tazmini davası da başkasının malına amme teşekkülünün dilediği gibi el atma hakkıbulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelere başkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesinigerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiilden doğan bir tazminat davası sayılır.Yapılan işlerin plan veya projeye aykırı olarak yapılması hali de idari karara aykırı bir hareketbulunması itibariyle yine idari kararın tatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan bu iddia ile açılmışbir dava haksız fiilden doğan bir davadan ibaret olacaktır.Bu bentte anılan davalar, içtihadı birleştirme kararının dışında kaldıklarından kararın bunlaraşümulü yoktur.” 13. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 23.09.1982 tarihli Sporrong ve Lönnroth Kararında, kamulaştırmayapılacağı gerekçesiyle yapı yasağı getirilen Sporrong’a ait taşınmazın yirmi beş yıl, Lönnroth’a ait taşınmazın ise on iki yılboyunca inşaat yasaklarına konu olduğu, bu izin ve yasaklar sonucunda taşınmazı satma, kiralama, kullanma, yararlıdeğişiklikler yapma gibi mülkiyet hakkının sahibine verdiği yetkileri kullanma konusunda sıkıntı çektikleri ileri sürülerekyapılan başvuruda, “olayda mülkiyet hakkına doğrudan el konulmadığı ama verilen izin ve getirilen yasakların elkonulma sonucunu doğurduğu, bunun da hakkın özüne dokunduğu” sonucuna ulaşmıştır. 14. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/12/2010 tarih ve E.2010/5-662 K.2010/651 sayılı kararıyla hukukiel atma uygulamaları da kamulaştırmasız el atma kavramı kapsamına dâhil edilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: “...uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırmaya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyletaşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle İdarenin eyleminin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onuortadan kaldıran bir niteliğe sahip bulunan kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığı için yeterlibulunduğu, her türlü izahtan varestedir. Bu itibarla, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığınındoğal sonucu, İdarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibidavacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedeleçevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açıktır...” 15. Benzer bir uyuşmazlıkta Anayasa Mahkemesi 29/12/2020 tarih ve 2016/3316 başvuru numaralı kararıyla;göreve ilişkin bir tespit niteliğinde olmasa da askeri güvenlik bölgesi şerhi nedeniyle hukuki el atmaya yöneliknitelendirme yaparak, başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiğine dair, eldeki davada davanınnitelendirilmesineemsal olabilecek birkarar vermiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
''...Uyuşmazlıkta derece mahkemeleri -başvurucular taşınmazları tarım yapmak suretiylekullandıklarından- henüz gerçekleşmeyen ve gerçekleşmesi muhtemel olan zararların idarelercetazminine olanak bulunmadığından yola çıkarak davayı reddetmiştir. Başvurucular ise anılan şerhsonrasında taşınmazların ekonomik değerinde azalma meydana geldiğini öne sürmüştür.Başvurucuların murisi 1995 yılında taşınmazlarına konulan askerî güvenlik bölgesi şerhinden öncetaşınmazları edinmiştir. Dolayısıyla başvurucuların edinme tarihinde bu sınırlamayı öngörebilmelerimümkün değildir. Başvurucuların taşınmazlarının bulunduğu bölgede yer alan ve askerî tesise sınırolmayan diğer taşınmazların imara açıldığı, bu taşınmazlara yapılaşma izni verildiği hâlde askerîgüvenlik bölgesi şerhi nedeniyle başvurucuların taşınmazlarının imara açılamadığı ve özellikle dekonumları nedeniyle İdarece taşınmazlara ilişkin fiilî bir yapılaşma yasağının da uygulandığıgörülmektedir. Bu durumda yaklaşık yirmi beş yıldır devam eden şerh nedeniyle taşınmazların fiilîyapılaşma yasağı da dâhil olmak üzere bazı kısıtlamalara maruz kaldığı, bu kısıtlamaların daha ne kadarsüreceğinin belirsiz ve öngörülemez bir zamana bırakıldığı anlaşılmıştır.Yönetmelik'in 24. ve 9. maddeleri uyarınca bölgenin savunma gücü ve gizliliğini ihlal etmemekşartıyla taşınmaz malların üzerinde inşaat, hafriyat, tadilat, orman yetiştirmek veya ağaç kesmek,bataklık kurmak veya kurutmak gibi hususların izne tabi olduğu, izin verilmeyen veya komutanlıkçakabul edilen şartlara uymayan her türlü inşaat ve eylemlerin durdurulacağı ve yapıların yıkılacağıhükme bağlanmıştır. Dolayısıyla öngörülen mevzuatın yol açtığı kısıtlamaların bir sonucu olaraktaşınmazların tamamen kullanılamaz durumda olduğu söylenemez ise de başvurucuların taşınmazlarını
diledikleri gibi kullanma, taşınmazlarından yararlanma ve üzerinde tasarrufta bulunma hak veyetkilerinin kısıtlandığı açıktır. Başvurucuların şerhin kaldırılmasına veya taşınmazlarınkamulaştırılmasına yönelik talepleri de kamu makamlarınca reddedilmiştir. Kamu makamlarının şerhinkaldırılması veya taşınmazların kamulaştırılması hususunda 2565 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümleriuyarınca takdir yetkisi bulunmaktadır. Fakat kamu makamları bu takdir yetkisi kapsamındabaşvurucuların şikâyetlerini ortadan kaldıracak şekilde bir işlem tesis etmemiştir. Hâlbuki kamumakamları, kamulaştırılmasına gerek görmedikleri bu durumdaki taşınmazlar için makul kabuledilebilecek ölçüde bir tazminat ödemek suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin adil dengeyibozmasının önüne geçebilecektir.Dolayısıyla kullanma ve yararlanma hakkına yönelik olarak bir kısım yasal kısıtlamalara maruzkalan ancak tamamen de kullanılamaz nitelikte bulunmayan taşınmazların kamulaştırılması veyabedelinin tamamına hükmedilmesi gerektiğinden söz edilemez ise de çevresinde bulunan taşınmazlarimara açıldığı hâlde askerî güvenlik bölgesi şerhi nedeniyle imara açılamayan ve fiilî yapılaşma yasağıda uygulanan taşınmazlar nedeniyle başvurucuların bir zararlarının olduğu açıktır.Derece mahkemelerinin henüz gerçekleşmeyen ve gerçekleşmesi muhtemel olan zararların tazminineolanak bulunmadığına yönelik yorumu başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetyüklemiştir. Bu durumda başvurucuların mülkiyet hakkının korunması ile kamunun yararı arasındaolması gereken adil dengenin başvurucular aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığısonucuna varılmıştır...'' IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 16. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, EyüpSARICALAR, Seyfi HAN, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıylayapılan07/10/2024 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdareMahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasının ekinde adliyargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 17. Raportör-Hâkim Murat UÇUR'un davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ'nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: 18. Dava, davacıya ait bahçe vasfındaki Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... ve ... parsel sayılıtaşınmazların tapu kaydında "1. Derece Askeri Yasak Bölge" şerhinin bulunduğu, bu bölgeye güvenlik duvarı çekildiği,taşınmazların askeri yasak bölge içerisinde kalması nedeniyle kullanıma elverişsiz hale geldiği, ancak, kamulaştırılmadığıileri sürülerek, kamulaştırma ve ağaç bedelleri ile uğranılan zararların tazminen ödenmesi istemiyle açılmıştır. 19. Dosyanın incelenmesinden; davacının Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, ... Köyü, ... ada... ve ... parsel sayılıtaşınmazların maliki olduğu, taşınmazların askeri bölge içerisinde kaldığı, çekilen güvenlik duvarı nedeniyle taşınmazınbahçe vasfını yitirdiği ve kullanım imkânının kalmadığı, ancak kamulaştırma işleminin de yapılmadığının ileri sürüldüğü; adliyargı yerince yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmazın yapılan güvenlik duvarının arkasındave askeri yasak bölge içerisinde kalması nedeniyle taşınmazlara ulaşımın mümkün olmadığının tespit edildiği, yineKanun'da ve Yönetmelikte 1. Derece Askeri Yasak Bölgeler için kamulaştırılma zorunluluğu bulunduğu haldetaşınmazlarda kamulaştırma işlemlerinin dava tarihi itibarıyla yerine getirilmediği, taşınmazların bazı kısıtlamalara maruzkaldığı ve bu kısıtlamaların daha ne kadar süreceğinin belli olmadığı anlaşılmıştır. 20. Uygulama ve öğretide, kamu idarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında, kamu gücü kullanarak tekyanlı irade açıklamalarıyla yapmış oldukları işlemleri, idari işlem; herhangi bir işlem ya da karara dayanmaksızıngerçekleştirdikleri maddi faaliyetleri ve görevleriyle ilgili hareketsizlikleri de, idari eylem olarak tanımlanmaktadır. 21. Hukukî kamulaştırmasız el atma davaları, ilgili idarelerin Kanun'dan doğan görevlerini belli bir müddethareketsiz kalmak sureti ile yerine getirmemeleri (hareketsiz kalmaları) temeline dayandığından, eylemden kaynaklı olandavalar arasında yer almaktadır. 22. İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan veprojeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımısırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargıyerine ait olduğu; idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu; özel mülkiyete konu taşınmazakamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men'i ve meydanagelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerinegöre adli yargı yerince çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş ise de, somut uyuşmazlıkta görevli
mahkemeyi belirleyen ve 26/11/2022 tarihli ve 32025 sayılı RG'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 3.maddesi ile 2942 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinin birinci fıkrasına eklenen "Bu süre içinde belirtilen işlemlerinyapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacakdavalar, adli yargıda görülür." hükmü ve uygulamada birliğin sağlanması amacı gözönüne alındığında, fiilen olmasa dahukuken el atılan ancak ulaşımı ve kullanımı sınırlandırıldığı için fiilen el atılma sonucunu doğuran eldeki davanınçözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
23. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Van 3. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulüile, Yüksekova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/10/2023 tarih ve E.2022/461, K.2023/999 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Van 3. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Yüksekova 1. Asliye HukukMahkemesinin 19/10/2023 tarih ve E.2022/461, K.2023/999 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 07/10/2024 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Doğan
Eyüp
Seyfi
YAŞAR
AĞIRMAN
SARICALAR
HAN
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN