T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2024/326KARAR NO : 2024/571
KARAR TR : 02/12/2024ÖZET: 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesindeöngörülen "konu ve dava sebebinin aynıolması" koşulunu taşımayan BAŞVURUNUNREDDİ gerektiği hk.
K A R A R Hüküm UyuşmazlığınınGiderilmesini İsteyen(İdari yargıda DavacıAdli Yargıda Davalı) : Orman Genel MüdürlüğüVekili : ****, ****Karşı Taraf : 1- Çankaya Belediye BaşkanlığıVekili : ****
2- Hacettepe Üniversitesi RektörlüğüVekili : ****
I. İDARİ YARGIDA DAVA SÜRECİ
A. Dava Konusu Olay 1.Davacı Orman Genel Müdürlüğü vekili, Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsünün içerisinde bulunduğualana ilişkin Çankaya Belediye Encümeni'nin 25/10/2001 tarih ve 5624 sayılı kararı ile onaylanan 81183 noluparselasyon ile Çankaya Belediye Encümeni'nin 07/07/2005 tarih ve 2454 sayılı kararı ile onaylanan ek parselasyonuniptali için yapılan başvurunun reddine ilişkin 28/12/2018 tarih ve 53849070-310.99 sayılı işlemin ve Çankaya BelediyeEncümeni'nin 25/10/2001 tarih ve 5624 sayılı kararı ile onaylanan 81183 nolu parselasyon ile Çankaya BelediyeEncümeni'nin 07/07/2005 tarih ve 2454 sayılı kararı ile onaylanan ek parselasyonun hukuka aykırı olduğu, uygulamayakonu alanın devlet ormanı ve hükmi şahsiyeti haiz amme ormanı kapsamında olduğunu, dava konusu parselasyonlaryapılırken kurumlarının görüşü alınmadığı gibi herhangi bir bildirimde de bulunulmadığını, bu durumun 3194 sayılıKanunun 4. maddesine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek bu işlemlerin iptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. B. Yargılama Aşamaları 2. Ankara 9. İdare Mahkemesi 18/01/2019 tarih ve E.2019/43, K.2019/67 sayılı kararı ile, "davakonusunun açık ve net olarak ortaya konulamaması ve usuli bazı eksiklikler sebebiyle" 2577 sayılı Kanun'un3.maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin kesin olarak reddine karar vermiş; davacı vekilince belirtileneksiklikler giderilerek aynı taleplerle dava dilekçesi yenilenmiştir. 3. Ankara 9. İdare Mahkemesi 24/02/2021 tarih ve E.2019/350, K.2021/396 sayılı kararı ile; "ormanalanlarında ya da orman vasfını taşıyan parsellerde imar planı hazırlanması ya da parselasyon işlemi yapılmasıhukuken mümkün olmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar vermiş; bu karara karşı yapılan istinafbaşvurusu Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi'nin 20/04/2022 tarih ve E.2021/869, K.2022/767sayılı kararı ile esastan reddedilmiş; bu karşı yapılan temyiz başvurusu da Danıştay 6. Dairesi'nin 12/02/2024 tarih veE.2022/5326, K.2024/743 sayılı kararı ile kesin şekilde reddedilerek karar onanmış ve böylelikle ilk derece mahkemesikararı kesinleşmiştir.İlk derece mahkemesi kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Dosyanın incelenmesinden, Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü'nün içerisinde bulunduğualana ilişkin Çankaya Belediye Encümeni'nin 25.10.2001 tarih ve 5624 sayılı kararı ile onaylanan 81183nolu parselasyon ile Çankaya Belediye Encümeni'nin 07.07.2005 tarih ve 2454 sayılı kararı ileonaylanan ek parselasyonun iptali için yapılan başvurunun reddine ilişkin 28.12.2018 tarih ve
53849070-310.99 sayılı işlemin ve Çankaya Belediye Encümeni'nin 25.10.2001 tarih ve 5624 sayılıkararı ile onaylanan 81183 nolu parselasyon ile Çankaya Belediye Encümeni'nin 07.07.2005 tarih ve2454 sayılı kararı ile onaylanan ek parselasyonun iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığıanlaşılmaktadır.Yukarıdaki hükümler uyarınca, belirtilen istisnalar dışında orman alanlarının, orman alanı dışındabir kullanımla plana konu edilmesi hiçbir suretle mümkün değildir. Bunun yanında devlet ormanlarınınmuhafazası ve işletilmesi için kanunla görevlendirilmiş bulunan Orman Genel Müdürlüğünün, esasenplanlamaya konu olmaması gereken orman alanlarını ülke çapında yapılan tüm planlamaları yalnızcaaskı ilanlarına göre takip ederek korumasına da olanak bulunmamaktadır. Aksi yönde bir kabulyargılama usulünü uygularken Devlet ormanlarının korunmasına yönelik Anayasa hükümlerini gözardıetmek olacaktır.Olayda, özel yasa durumundaki 6831 sayılı Yasanın anılan 6. maddesinde yer alan, DevletOrmanlarına ve Devlet Ormanı sayılan yerlere ait her çeşit işlerin Orman Genel Müdürlüğü’nceyapılacağı yolundaki hüküm uyarınca ormanlık alanlarla ilgili olarak davalı belediyenin 3194 sayılıİmar Kanununun 18. maddesi uygulaması yapması mümkün olamayacağından, uyuşmazlığa konutaşınmazların orman vasfında olup olmadığı ve varsa orman alanına isabet eden kısımlarının parselayonişlemine dahil edilip edilmediğinin tespiti amacıyla Mahkememizin 04.06.2020 tarihli ara kararı ile keşifve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine, bilirkişi heyetince hazırlanarak 22.12.2020tarihinde Mahkememiz kayıtlarına giren bilirkişi raporunda, dava konusu parselasyon planlarınındüzenleme sınırları içerisinde orman alanı bulunduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.Bu durumda, yukarıda yer alan yasal düzenlemeler uyarınca orman alanlarında ya da orman vasfınıtaşıyan parsellerde imar planı hazırlanması ya da parselasyon işlemi yapılması hukuken mümkünolmadığından dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık görülmemiştir.Nitekim Danıştay 6. Dairesinin 09.11.2016 tarih ve E:2012/4180 K:2016/7045 sayılı kararı ile aynıDairenin 02.11.2020 tarih ve E:2019/12867 K:2020/10124 sayılı kararları da bu yöndedir. .." II. ADLİ YARGIDA DAVA SÜRECİ A. Dava Konusu Olay 4. Davacı Hacettepe Üniversitesi vekili, Ankara ili Çankaya ilçesi Beytepe kampüsünde kain tapunun ; 33 -4113 numaralar arası dava dilekçesinde belirtilen parsellerde orman kadastro çalışması yapıldığını ve bu parsellerin 81Nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından orman alanı olarak belirlendiğini, dava konusu parsellerin HacettepeÜniversitesi Beytepe kampüsü içerisinde bulunan Üniversitenin mülkiyetindeki yerler olduğunu ileri sürerek, dava konusuarazinin " orman " olarak tescil edilmesine ilişkin Orman Kadastro Komisyonu işleminin iptaline karar verilmesiistemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. B. Yargılama Aşamaları 5. Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi 19/12/2013 tarih ve E.2006/522, K.2013/617 sayılı kararıile, "davanın kabulü ile; 81 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan çalışmada orman alanı olarakbelirlenen ve Hacettepe Üniversitesine ait olduğu tespit edilen alanlara ilişkin orman sınırlamasının iptali ile;27592 ada 15 nolu parselin direk yeri, 27592 ada 16 nolu parselin direk yeri , 27592 ada 17 nolu parselin arsa,28330 ada 2 parselin arsa, 28330 ada 5 parselin arsa, 28330 ada 6 parselin arsa, 28330 ada 9 ,10, 11, 12, 13,14, 15,16, 17 ,18, 19, 20 ,21,29 parsellerin direk yeri, 28330 ada 30,31 ve 51 parsellerin arsa, 28331 ada 1,2,3,4parsellerin arsa, 28339 ada 1 ve 2 parsellerin arsa, 28340 ada 1 parselin arsa, 28341 ada 1 parselin arsa,29094 ada 4,5,6,7 nolu parsellerin direk yeri, 29094 ada 10 parselin arsa, 29173 ada 6 parselin arsa niteliği ileorman alanından çıkarılarak Hacettepe Üniversitesi adına tapuya tesciline" karar vermiştir. Bu karara karşıyapılan temyiz başvurusu sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 18/01/2018 tarih ve E.2016/14862,K.2018/295 sayılı kararı ile, "hükmün 1.bendinde yazan; 'iptali ile' kelimesinden sonra gelen cümlelerin tamamen1. bentten kaldırılarak yerine; '27592 ada 15, 16, 17 - 28330 ada 2, 5, 6, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19,20, 21, 29, 30, 31, 51 - 28331 ada 1, 2, 3, 4 - 28339 ada 1 ve 2 - 28340 ada 1 - 28341 ada 1, 29094 ada 4, 5, 6,7,29094 ada 10, 29173 ada 6 parsellerin orman sınırı dışına çıkarılmasına' cümlesinin yazılması sureti iledüzeltilerek onanmasına" karar verilmiş, bu karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusu da aynı Dairenin11/02/2019 tarih ve E.2019/151, K.2019/885 sayılı kararı ile kesin olarak reddedilmiş ve böylelikle ilk derecemahkemesi kararı kesinleşmiştir. İlk derece mahkemesi kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Celp olunan bilgi ve belgeler ile mevcut dava dosyası kapsamı doğrultusunda dava konusutaşınmazların niteliklerinin ve yasal unsurlarının belirlenmesine yönelik olarak mahallinde ehilbilirkişilerin de katılımı ile keşif icra olunarak teknik fen bilirkişileri ile Orman Mühendislerindenmüteşekkil heyetten ayrı ayrı raporlar aldırılmış, daha sonra taraf vekillerinin beyan ve itirazlarıdoğrultusunda bilirkişi heyetinden 14/03/2011 , 20/10/2011 , 17/12/2012 havale tarihli ek raporlaraldırılmıştır. Alınan bilirkişi raporları ve ek raporlarında özetle; Dava konusu edilen parsellerin 81 noluOrman Kadastro Komisyonunca 1997 tarihinde yapılan çalışmalar sonucunda Hacettepe Üniversitesi I ,Hacettepe Üniversitesi II, Hacettepe Üniversitesi III, Gölet I ormanı olarak sınırlandırılarak 1998 yılındailan edilerek kesinleştirilen orman alanına dahil edildiği, dava dilekçesinde belirtilen kadastroparsellerinin Hacettepe Üniversitesi adına kayıtlı bulunduğu ve Çankaya Belediye Encümeni tarafındanonaylanan 25.01.2001 tarihli parselasyon planı ile imar sonucu muhtelif imar ada parsellerine
şüyulandırıldığı, daha sonra 2006 yılında yapılan 81183/1 nolu parselasyon planı ile revizyon imar planıgördüğü, davaya konu yerlerin kamu kurumu mülkiyetinde bulunması nedeni ile sınırlandırmaişlemlerinin orman kadastro komisyonunca 6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman KadastrosununUygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin "Devletten Başkasına Ait Ormanların Kadastrosu" başlığınıtaşıyan 28.maddesi doğrultusunda yapılmasının gerektiği, Gölet I Devlet ormanı hariç, davaya konuyerde düzenlenen kadastro tutanaklarında bu yerlerin kamu kurumu ormanı olarak" Hacettepe Ormanı "şeklinde isimlendirildiği, bu yerlerin altında kalan tapuların tapu idaresi nezdinde geçerliliğini korumayadevam ettiği, davaya konu bu yerlerin evveliyatında orman ile bir ilişkisi bulunmadığı, bu sebepledavakonusu parseller yönünden orman kadastrosunun iptalinin gerekeceği bildirilmiştir.Toplanan delillerin taktiri ve değerlendirilmesi neticesinde; dava konusu Ankara ili Çankaya ilçesiBeytepe Kampüsünde kain dava dilekçesinde evsafı yazılı taşınmazların davalı İdareye bağlı 81 noluOrman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan çalışma neticesinde, orman sınırları içerisine alındığı,Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, taşınmazlar başında icra olunan keşif ve sonrasındaalınan teknik fen ve orman yüksek mühendisleri tarafından verilen raporlar ile de sabit olduğu üzere;dava konusu parsellerin davacı Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü içerisinde bulunan ve tapudaHacettepe Üniversitesi adına kayıtlı olan parseller olduğu, kadastral parseller üzerinde yapılan imarşüyulandırma işlemleri sonucu yeni imar ada ve parsellerinin oluştuğu, taşınmazların niteliği itibariylearsa vasfını taşıdığı ve Hacettepe Üniversitesi adına geçerli tapu kayıtları bulunduğu, yapılan ormankadastro çalışması sonucu bu parsellerin orman sınırları içerisine alınmasının yasaya aykırı olduğu,ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No'lu Ek Protokol'ün birinci bendinin ikinci cümlesi anlamındadavacı Üniversitenin mülkiyet haklarına yönelik mülkten yoksun bırakma olarak değerlendirilebilecekbir müdahale niteliği taşıdığı tereddüte ya da duraksamaya mahal bırakmayacak şekilde sübut bulmakla,denetime ve hüküm tesisine elverişli bilirkişi raporlarına itibar ve iştirak edilmek suretiyle davanınkabulüne karar verilmesi yönünde mahkememizde tam ve sağlam bir vicdani kanaat hasıl olmuş budüşünce ve kanaatler ile ... hüküm kurulmuştur. " III. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK 6. İdari yargı yerinde davacı ve adli yargı yerinde davalı olan başvurucu Orman Genel Müdürlüğü, idari yargıyerinde "orman alanlarında ya da orman vasfını taşıyan parsellerde imar planı hazırlanması ya da parselasyonişlemi yapılması hukuken mümkün olmadığından, Çankaya Belediye Encümeni'nce onaylanan dava konusuparselasyonlar ile ek parselasyonların iptaline" karar verildiği halde, adli yargı yerinde "bu parselasyonlara konuparsellerin orman alanından çıkartılarak davacı Üniversite adına tapuya tesciline" karar verildiğini, kararlardanhangisinin uygulanacağı konusunda tereddüt doğduğundan ve hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğindenbahisle, ortaya çıkan hüküm uyuşmazlığının idari yargı yerinde verilen iptal kararının benimsenmesi suretiyle giderilmesitalebinde bulunmuş; Ankara 9. İdare Mahkemesince, hüküm uyuşmazlığı iddiasına konu dava dosyaları UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmiştir. IV. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCELERİ 7. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca 2247 sayılı Kanun'un 24. ve 16. maddelerine göre ilgili Başsavcılarınyazılı düşünceleri istenilmiştir. A. Danıştay Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi 8. Danıştay Başsavcısı, başvuruya konu kararlar arasında hüküm uyuşmazlığı bulunmadığından, başvurununreddi gerektiği yönünde yazılı düşünce vermiştir. Düşüncenin ilgili kısmı şöyledir: "... Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden, ortada adlî ve idarîyargı mercilerince verilmiş ve kesinleşmiş kararların bulunduğu, taraflardan en az birinin aynı olduğu,her iki davanın esasının hükme bağlandığı ve kararların kesinleştiği anlaşılmaktadır.2247 sayılı Kanun uyarınca hüküm uyuşmazlığının var olduğunun kabul edilebilmesi için gerekenşartlardan biri de hükümlerin aynı konuya ilişkin olmasıdır.Aralarında uyuşmazlık (çelişki)bulunan hükümlerin (hukuk mahkemesi ve idare mahkemesikararlarının) aynı dava hakkında verilmiş olması gerekir. Aynı davadan maksat, aynı konuya ve sebebeilişkin, taraflardan en az biri aynı olan davalardır. (KURUBaki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, CiltI, s. 770)Dava konusu (müddeabih) en kısa tanımıyla dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Davanın konusukavramının kanunî olarak hiç bir yerde açık seçik bir tanımı yapılmamıştır. Doktrinde dava konusununniteliği tartışmalıdır ve bu sebeple dava konusu kavramını açıklayabilmek amacıyla birçok teori ilerisürülmüştür. Türk hukuk doktrininde genel olarak dava konusunun "dava konusu yapılmış olan hak, yanidava ile elde edilmek istenen sonuç (netice)" olduğu konusunda görüş birliği olduğu söylenebilir. Yargıtaykararlarında dava konusu "dava ile elde edilmek istenen sonuç" şeklinde betimlenmesi ile yetinilmiştir.Dava konusu talep sonucundan oluşurken dava sebebi ise maddî vakıadan oluşur. Hukukî sebep ise bukavramlar altında değerlendirilemez. Davacının talep sonucu ile mahkemeden istediği dava konusu ikenbunu maddî vakıaya dayandırması ise dava sebebidir. Dava konusunu belirleyen tek ve asıl unsurun talepsonucu (usulî talep) olduğunu belirtebiliriz. Diğer bir deyişle talep sonucu(usulî talep) sağlanmasımahkemeden istenilen hukukî korunma, dava konusunun bizatihi kendisidir. Usulî talebi genel hatlarıyla
bir hukukî sonucun kesin bir şekilde belirlenmesini konu alan ve mahkemeye yöneltilmiş bulunan istekşeklinde tanımlayabiliriz. (Dr. Levent BÖRÜ, Dava Konusu Kavramı ve Teorileri 2012, BATİDER, CiltXXVIII, sayı 21, sayfa 258-287)Mahkemelerce verilen hükümlerin aynı konuya ilişkin olup olmadığının incelenmesi:Adlî yargı merciinde görülen davanın konusu; Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü içerisindebulunan bazı taşınmazların orman olarak tescil edilmesine ilişkin işlemin iptali istemine ilişkindir.İdarî yargı merciinde görülen davanın konusu ise; Hacettepe Üniversitesine ait taşınmazlarındaiçerisinde bulunduğu alanda yapılan parselasyon işleminin iptali istemine ilişkindir.Adlî yargı merciince verilen karar, Hacettepe Üniversitesine ait bazı taşınmazların orman olmadığınailişkin hüküm içermekte iken idarî yargı merciince verilen kararın, söz konusu taşınmazların orman olupolmadığı yönünde bir hüküm içermemesi vedüzenleme sahasında, adlî yargı kararına göre orman olmadığıkesinleşen taşınmazlar dışında orman alanı olan başka taşınmazların da bulunması nedeniyle, ormanalanlarında ve orman vasfını taşıyan parsellerde imar planı ve parselasyon yapılmasının hukuken mümkünolmadığı gerekçesiyle, parselasyon işleminin iptaline ilişkin olması karşısında, usulî taleplerin farklılığınedeniyle konusu aynı olmayan bu davalarda verilenkararlar arasında 2247 sayılı Kanunda belirtilenanlamda hüküm uyuşmazlığı bulunmamaktadır. ..." B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi 9. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, kararların dava konularının aynı olmaması sebebiyle, yasal şartlarıtaşımayan başvurunun reddi gerektiği yönünde yazılı düşünce bildirmiştir. Düşüncenin ilgili kısmı şöyledir: "... Hüküm uyuşmazlığı bulunduğui ileri sürülen kararların incelenmesinde; ortada, taraflardan enaz birinin aynı olduğu, adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve kanun yollarına başvurularak şeklenkesinleşmiş kararların bulunduğu, tüm kararlarda davanın esasının hükme bağlandığı ve kanunyollarının tüketildiği anlaşılmıştır.Ancak, anılan mahkemelerce verilen hükümlerin konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığı vekararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunup bulunmadığıkonusunun ayrıca incelenmesinde fayda bulunmaktadır.Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava; Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü adına kayıtlıtaşınmazlar üzerindeki orman sınırlamasının iptali istemiyle açılmış ve Mahkemece davanın kabulünekarar verilmiştir.Ankara 9. idare Mahkemesindeki dava ise; yukarıda bilgileri verilen taşınmazların da bulunduğualana yönelik Çankaya Belediye Encümenince yapılan parselasyon ve ek parselasyon işlemlerinin ve buişlemlerin iptali talebinin reddine yönelik işlemin iptali istemiyle açılmış ve Mahkemece dava konusuişlemlerin iptaline karar verilmiştir. Bu duruma göre, Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın, ormankadastrosu sürecinede 81 no.lu Orman Kadastro Komisyonunu tarafindan yapılan orman sınırlamasıişleminin iptali talebine; İdare Mahkemesindeki davanın ise parselasyon işlemlerinin iptali talebine ilişkinolması karşısında, mahkeme kararları arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü için gerekliolan koşullardan, dava konusunun aynı olması koşulunun gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır."
V. İLGİLİ HUKUK A. Mevzuat 10. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un “Mahkemenin görevi”başlığını taşıyan 1. maddesi şöyledir: “Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargımercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunlakurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir ” 11. 2247 sayılı Kanun’un "Hüküm Uyuşmazlığı" başlıklı24. maddesi şöyledir: "(Değişik birinci fıkra: 21/1/1982 - 2592/7 md.) 1 nci maddede gösterilen yargı mercileritarafından,görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir.(Mülga ikinci fıkra: 2/7/2018 – KHK-703/183 md.)İlgili kişi veya makam Uyuşmazlık Mahkemesine başvurarak hüküm uyuşmazlığının giderilmesiniistiyebilir. Bu halde olumsuz görev uyuşmazlığının çıkarılması ile ilgili 15 ve 16 ncı maddelerdeki usulkuralları uygulanır." 12. Aynı Kanun’un "Hüküm uyuşmazlıklarında uygulanacak inceleme kuralları" başlıklı 25. maddesişöyledir:
"Hükümuyuşmazlıklarında Uyuşmazlık Mahkemesi, Danıştay Yargılama usulünün bu kanuna aykırıolmayan hükümlerini uygulamak suretiyle anlaşmazlığın esasını da karara bağlar.(Mülga ikinci fıkra: 2/7/2018 – KHK-703/183 md.)
Uyuşmazlık Mahkemesi hüküm uyuşmazlıklarını dosya üzerinde inceleyerek karara bağlar.Gerekli gördüğü hallerde veya istek üzerine tarafları dinleyebilir." VI. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 13. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN,Eyüp SARICALAR, Mahmut BALLI, Bilal ÇALIŞKAN ve Yüksel NAVDAR'ın katılımlarıyla yapılan 02/12/2024tarihli toplantısında; Raportör-Hâkim Murat UÇUR'un hüküm uyuşmazlığı bulunduğu yönündeki raporu vedosyadakibelgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın 2247 sayılı Kanun’da öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: 14. 2247 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen 24. maddesi hükmüne göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idari yargı mercileri tarafından verilmesi,b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,d) Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır.15. Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen idari yargı ve adli yargı kararlarının incelenmesinden; ortada idarive adli yargı yerlerince verilmiş ve kesinleşmiş kararlar bulunduğu, davaların taraflarından en az birinin (davacı ve davalıOrman Genel Müdürlüğü ile davacı ve dahili davalı/ müdahil Hacettepe Üniversitesi) aynı olduğu anlaşılmıştır. 16. Kararlardan işin esasının hükme bağlanmasının incelenmesinden; başvurucu Genel Müdürlük vekilitarafından idari yargıda açılan dava sonunda, dava konusu işlemin iptaline; Üniversite vekili tarafından adli yargıda açılandava sonunda ise davanın kabulüne karar verildiği ve kararların kesinleştiği, böylelikle her iki kararda da işin esasınınhükme bağlandığı anlaşılmaktadır. 17. Konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığının incelenmesinden; adlî yargı merciinde görülen davanınkonusu; Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü içerisinde bulunan bazı taşınmazların orman olarak sınırlanmasınailişkin Kadastro Komisyonu kararının/ işleminin iptali istemine ilişkin olup, idarî yargı merciinde görülen davanın konusuise Hacettepe Üniversitesine ait aynı taşınmazların da içerisinde bulunduğu alanda yapılan parselasyon işleminin iptaliistemine ilişkindir. 18. Adlî yargı merciince verilen karar, Hacettepe Üniversitesine ait bazı taşınmazların orman olmadığına ilişkinhüküm içermekte iken; idarî yargı merciince verilen kararın, söz konusu taşınmazların orman olup olmadığı yönünde birhüküm içermemesi vedüzenleme sahasında, adlî yargı kararına göre orman olmadığı kesinleşen taşınmazlar dışında ormanalanı olan başka taşınmazların da bulunması nedeniyle, orman alanlarında ve orman vasfını taşıyan parsellerde imar planıve parselasyon yapılmasının hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle, parselasyon işleminin iptaline ilişkin olmasıkarşısında, usulî taleplerin farklılığı nedeniyle konusu aynı olmayan bu davalarda hüküm uyuşmazlığı bulunduğundan sözetme imkânı bulunmamaktadır. 19. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesinde öngörülen"konu ve dava sebebinin aynı olması" koşulunu taşımayan başvurunun reddi gerekmiştir. VII. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle, 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesinde öngörülen "konu ve dava sebebinin aynı olması" koşulunu taşımayanBAŞVURUNUN REDDİNE, 02/12/2024 tarihinde, Üye Nilgün TAŞ ile Üye Bilal ÇALIŞKAN'ın KARŞI OYLARI ve OYÇOKLUĞUYLA KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Nilgün
Doğan
Eyüp
YAŞAR
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Mahmut
Bilal
Yüksel
BALLI
ÇALIŞKAN
NAVDAR KARŞI OY 2247 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen 24. maddesi hükmüne göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idari yargı mercileri tarafından verilmesi,b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,d) Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır.Dava dosyalarının konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığının incelenmesinden; uyuşmazlığın, HacettepeÜniversitesi Beytepe Kampüsünün içerisinde bulunduğu ormanlık veya orman vasfındaki alana ilişkin Belediye Encümenikararları ile onaylanan parselasyonların iptali istemiyle Çankaya Belediye Başkanlığına ve müdahil olarak davalı yanındadavaya dahil olan Hacettepe Üniversitesine karşı idari yargıda dava açılırken; Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğüvekilince, söz konusu alanda yapılan orman kadastro çalışmasında bu parsellerin orman alanı olarak belirlenmişbulunduğundan bahisle Üniversitenin mülkiyetinde olan bu yerlerin "orman" olarak tescil edilmesi işleminin iptali veorman alanından çıkarılarak Üniversite adına tescili istemiyle adli yargıda dava açıldığı görülmektedir.Olayda her iki davanın sebebi; Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü içerisindeki ormanlık alanınparselasyonlarının Encümence onaylanarak, Üniversite adına tapuya tesciline ilişkindir. Bir taraf, söz konusu ormanlıkalanda parselasyon yapılamayacağı iddia ve savunmasında bulunurken; diğer taraf, tam aksine, orman kadastrosundaorman alanı olarak belirlenen parselasyona konu parsellerin orman alanından çıkarılarak adına tescili iddia vesavunmasında olduğundan, her iki dava sebebi, yani maddi vakıalar aynıdır.Her iki yargı yerinde açılan davalar konu yönünden incelendiğinde; idari yargı yerinde, dava konusu işlemedayanak taşınmazların orman alanından çıkartılarak parselasyona tabi tutulmasının iptali istemiyle dava açılmasınakarşılık, adli yargı yerinde de aynı taşınmazların orman alanı olarak belirlenmesine ilişkin 81 nolu Orman KadastroKomisyonu kararının iptali istemiyle dava açılmış olmakla, her iki davada da yargısal denetimin orman alanı olarakbelirlenen ve sonradan orman alanından çıkartılarak parselasyona tabi tutulan taşınmazların, orman vasfında olupolmadığı noktasında düğümlenmiş bulunması ve idari yargı yerince, bu parsellerin orman alanı olduğu; adli yargı yerinceise, bu parsellerin arsa vasfını taşıyıp orman vasfında olmadığı gerekçelerine dayanılarak çözüme varılmış bulunmasıkarşısında, her iki davanın konusu taşınmazların/ parsellerin vasfı ve tahsisi yönünden aynı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Hüküm uyuşmazlığının kabul edilebilmesi için öngörülen bir diğer husus ise; kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin imkânsız bulunmasıdır.İdari yargıda yapılan yargılama sonucunda, parselasyona konuBelediye Encümeni idari işleminin hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verilirken, adli yargıda ise idari işleme dedayanılarak davanın kabulü ile parselasyon yapılan taşınmazların orman alanından çıkarılarak davacı Üniversite adınatapuya tesciline karar verilmiştir. İdari yargı yerinde hukuka aykırı bulunan idari işlemin adli yargıda hukuka uyarlıolduğuna karar verilerek, kararlar arasında oluşan çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğiaçıktır.Bu durumda, başvuruya konu kararlar arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğu görüşüyle, başvurunun reddiyönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
ÜyeNilgün TAŞ
Bilal ÇALIŞKAN