T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/332KARAR NO: 2025/334
KARAR TR: 05/05/2025ÖZET: Davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün sorumlu olduğu taşkın su kanalı üzerindeki önlemlerin alınmaması nedeniyle seyir halindeki aracın su kanalına uçması sonucu meydana gelen ölümlü kaza sonucunda maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE, görülmesi gerektiği hk.K A R A RDavacı
: Ş.ÖVekili
: Av. K. B, Av. Z. SDavalı : Devlet Su İşleri Genel MüdürlüğüVekili
: Av. A.BI. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili ilk olarak, müvekkilinin müteveffa babasının içerisinde olduğu özel aracın 06/05/2022 tarihinde Gevaş-Çatak yolunda meydana gelen ölümlü, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasında; havanın yağışlı olduğu, aracın düştüğü Çatak Deresinin etrafını korumaya yönelik bir bariyerin olmamasından dolayı aracın doğrudan dereye uçtuğu ve bu olayda iki kişinin suda boğularak vefat ettiğinden bahisle şimdilik 1.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tahsili istemiyle Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine adli yargı yerinde dava açmıştır. 2. Gürpınar Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2022/232 sayılı dosyasındaki yargılama sürecinde yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre, "kaza öncesinde ve kaza günü, taşkın su kanalı duvarı üzerinde demir korkuluklar olmuş olsaydı, hızdan dolayı kaza yapan sürücünün sevk ve idaresindeki araç su kanalı duvarına çarpmış olsa da, demir korkuluklar sayesinde araç suya düşmemiş, yolla taşkın su kanalı duvarı arasında olacağı için, doktor raporunda belirtilen suda boğulmaya bağlı sürücü ve yolcuda ölüm gerçekleşmemiş olacaktı" şeklindeki tespit ve değerlendirme sonucu, taşkın su kanalından sorumlu kurumun kazadaki illiyet bağı nedeniyle, davacı tarafça Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü hasım gösterilerek, aynı Mahkemenin E.2023/163 sayılı esasına kayıtlı aynı istemle bir dava daha açılmıştır.3. Gürpınar Asliye Hukuk Mahkemesi 13/09/2023 tarih E.2023/163, K.2023/627 sayılı kararı ile Devlet Su İşleri'ne karşı açılan davanın, E.2022/232 sayılı dosya ile birleştirilmesine; bilahare 09/10/2023 tarih ve E.2022/232, K.2023/697 sayılı kararı ile davalılardan Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermiş; davalılardan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yönünden ise davanın tefrikine karar vererek Mahkemelerinin E.2023/1069 sayılı dosyasına kaydederek davaya devam etmiştir.
Esas No : 2024/332 Karar No: 2025/334
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda4. Gürpınar Asliye Hukuk Mahkemesi 09/10/2023 tarih ve E.2023/1069, K.2023/690 sayılı kararı ile; "davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yönünden açılan davanın yargı yolu yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle reddine" karar vermiş, yapılan istinaf başvurusu Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 09/02/2024 tarih ve E.2024/125, K.2024/309 sayılı kararı ile düzeltilerek esastan reddedilmiş ve ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararı kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Dava idarenin hizmet kusuru (bakım eksikliği nedeni ile) maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davacı, davalının hizmet kusuru nedeni ile desteğinin vefat etmesi nedeni ile maddi ve manevi zararlarının giderilmesini talep etmiştir.Davalı davanın reddini savunmuştur.Mahkememizin 2022/232 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda yolun yapım ve bakımından sorumlu kuruluş olan Karayolları Genel Müdürlüğünün yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayolunda can ve mal güvenliği konusunda gerekli düzenlemeleri, yatay ve düşey işaretlemeleri yaptığından herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığı, taşkın su kanalından sorumlu kuruluş olan davalı Devlet Su İşlerinin sorumlu olduğu taşkın su kanalı duvarı üzerinde, trafik kazası öncesinde ve kaza anında demir korkulukları bulundurmaması, yaralanmayla sonuçlanan trafik kazası sonucu yaralı sürücü ve yolcu üzerinde suda boğulmaya bağlı ölümün gerçekleşmesinde ve gelişiminde etkili olduğunun tespit edilmiştir. Devlet Su İşleri tarafından Mahkememizin 2022/232 Esas sayılı dosyasında verilen cevapta bahse konu Van-Çatak il yolu(65-50) 424-150.kilometresinde bulanan taşkın su kanalı duvarı üzerinde bulunması gereken demir korkulukların idarelerine ait olduğu bildirilmiştir.Danıştay 10. Dairesinin 21.06.2021 tarih 2020/2531 Esas 2021/3462 Karar sayılı ilamında; " İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarenin üstlendiği kamu hizmetlerini gereği gibi yerine getirmekle zorunlu olduğu, hizmetin işleyiş ve ifası sırasında çeşitli sebeplerle gerçek veya tüzel kişilere verilen zararların hukuken geçerli biçimde ispatlanması şartıyla idarece tazmininin gerekeceği idare ve sorumluluk hukukunun bilinen ilkelerindendir. Prensip olarak, idarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için o olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek içinse, bir zararın mevcut olması ve bu zararın idari bir işlem veya eylemden kaynaklanması, diğer bir ifadeyle, oluşan zararla idari işlem ve eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir. İdarenin hukuki sorumluluğunun varlığı ve kapsamı yukarıda aktarılan unsurlar dahilinde oluşmakla birlikte; zararın varlığı ve niceliğinin ortaya konulmasında; maddi olayın tüm unsurlarıyla incelenmesi ve tazmin sorumluluğu açısından bir tespitin yapılması da yargının görevidir. İdare üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmekle yükümlü olup, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi nedeniyle verilen zararların hizmet kusuru ilkesi gereği tazmini gerekmektedir. Olayda; uyuşmazlığın davalı idareler tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu
Esas No : 2024/332 Karar No: 2025/334
iddialarından kaynaklanmakta olduğunun anlaşıldığı, yolun bakım, onarım ve kontrolünün yapılmaması, taşkın suların önlenmemesi iddialarına dayanan hizmet kusurundan doğan sorumluğa ilişkin davaların görüm ve çözüm yerinin ise idari yargı olduğu" belirtilmştir.Davacılar köprünün koruyucu bariyer ve korkuluğunun bulunmaması gibi birçok eksiklikten dolayı kazanın meydana geldiğini ve bu nedenle sorumluluğun davalı Devlet Su İşlerinde olduğunu belirterek davalı kurumdan maddi ve manevi tazminat alacağı hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Kamu tüzel kişilerinin kamu hizmeti ifa ederken ortaya çıkardıkları zararın, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan zarar olduğu, bu zararın tazmininin ise ancak, 2577 sayılı Yasanın 2. maddesine göre tam yargı davasının konusu olabileceği; alınan bilirkişi raporunda
taşkın su kanalından sorumlu kuruluş olan davalı Devlet Su İşlerinin sorumlu olduğu taşkın su kanalı duvarı üzerinde, trafik kazası öncesinde ve kaza anında demir korkulukları bulundurmaması, yaralanmayla sonuçlanan trafik kazası sonucu yaralı sürücü ve yolcu üzerinde suda boğulmaya bağlı ölümün gerçekleşmesinde ve gelişiminde etkili olduğunun tespit edilmiş olması, Devlet Su İşleri tarafından verilen cevapta bahse konu Van-Çatak il yolu(65-50) 424-150.kilometresinde bulanan taşkın su kanalı duvarı üzerinde bulunması gereken demir korkulukların idarelerine ait olduğu bildirilmiş olması, kazanın davalı idarenin üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmemesi, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemleri almaması, hizmetin iyi işlememesi nedeniyle gerçekleştiği bu nedenle verilen zararların hizmet kusuru ilkesi gereği tazmini gerek hususları hep birlikte değerlendirildiğinde açılan davanın idari yargının görev alanıma girdiği ve 6100 sayılı Yasanın 114/1-b maddesinde öngörülen dava şartının yerine gelmediği kanaatine varıldığı gerekçesiyle; davanın yargı yolu yönünden reddine karar verilmiştir."5. Davacı vekili, bunun üzerine aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır. B. İdari Yargıda6. Van 3. İdare Mahkemesi 18/04/2024 tarih ve E.2024/408 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli merciin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:''...Dava dosyasının incelenmesinden; davacının babası Z.Ö'ın Geva?-Çatak yolunda 06/05/2022 tarihinde 01 YM ... plakalı araçta yolcu konumunda seyir halindeyken aracın yoldan çıkarak Çatak deresine düşmesi sonucu tek taraflı ölümlü trafik kazası sonucu vefat ettiği ve olayda gerekli güvenlik önlemlerini almayan idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle, şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminatın tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda, 2918 sayılı Kanunun 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi ve Uyuşmazlık Mahkemesinin yukarıda özetine yer verilen kararları birlikte değerlendirildiğinde; 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, ?artları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalı?ma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. ..."7. Van 3. İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.
Esas No : 2024/332 Karar No: 2025/334
III. İLGİLİ HUKUK8. 15 Temmuz 2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri" başlıklı 121. maddesinin 1. fıkrasının ilgili bentleri şöyledir:"(1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:a) Taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek.b) Sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya aksamını gösterir harita ve planları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak....d) Şehir ve kasabaların içme su ve kanalizasyon projelerini tetkik, tasdik ve murakabe etmek....f) Akar sularda ıslahat yapmak ve icap edenleri seyrüsefere elverişli hale getirmek.g) Bu maddede belirtilen tesislerin çalıştırma, bakım ve onarım dâhil işletmelerini yürütmek....j) Kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılıp kamu yararı bulunan ve Genel Müdürlüğün vazifesi ile ilgili işlere ait proje ve keşif evrakını tetkik ve tasdik etmek, inşaatın yapılmasının proje ve fenni icaplara uygunluğunu murakabe etmek ve bu işlerin etüt ve projelerini uygun gördüğü bir ücret mukabilinde yapmak veya yaptırmak....ş) Mevzuatla verilen diğer görevleri yapmak."9. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Görevli ve yetkili mahkeme" başlıklı 110. maddesi şöyledir: "(Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.)İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir” 10. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesi şöyledir: "1. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarıc) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için
Esas No : 2024/332 Karar No: 2025/334
yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler."11. 2577 sayılı Kanun'un "İptal ve tam yargı davaları" başlıklı 12. maddesi şöyledir:"İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır."12. 2577 sayılı Kanun'un "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesi şöyledir: "1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.2. Görevli olmayan adli (...) yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz."IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme 13. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Muharrem ÜRGÜP, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 05/05/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, İdare Mahkemesince anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasının ekinde adli yargı dosyasıyla birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği, adli ve idari yargı yerlerinde ortak davalı olan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yönünden görev uyuşmazlığı doğduğu ve usule ilişkin bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 14. Raportör-Hâkim Süleyman ARIDURU'nun davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
Esas No : 2024/332 Karar No: 2025/334
15. Dava, 06/05/2022 tarihinde Gevaş-Çatak yolunda, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev, yetki ve sorumluluğu alanındaki Çatak Deresinin etrafını korumaya yönelik bir bariyerin ya da güvenlik önleminin olmaması nedeniyle aracın doğrudan dereye uçması ve bu olayda iki kişinin suda boğularak vefat etmesi sonucu uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açılmıştır.16. İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projenin hukuka aykırı olduğu nedeniyle iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak davalar ile idarenin aynı plan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, suyolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak davaların görüm ve çözümünün, iptal ve tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu, idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu, özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men’i ve meydana gelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.17. Dava konusu olaya ilişkin olarak; adli yargı yerinde Karayolları Genel Müdürlüğü hasım gösterilmek suretiyle açılan ilk davada alınan bilirkişi raporunda, "kaza öncesinde ve kaza günü, taşkın su kanalı duvarı üzerinde demir korkuluklar olmuş olsaydı, hızdan dolayı kaza yapan sürücünün sevk ve idaresindeki araç su kanalı duvarına çarpmış olsa da, demir korkuluklar sayesinde araç suya düşmemiş, yolla taşkın su kanalı duvarı arasında olacağı için, doktor raporunda belirtilen suda boğulmaya bağlı sürücü ve yolcuda ölüm gerçekleşmemiş olacaktı" değerlendirmesinin yapıldığı; Devlet Su İşleri tarafından verilen cevapta bahse konu Van-Çatak il yolu (65-50) 424-150.kilometresinde bulanan taşkın su kanalı duvarı üzerinde bulunması gereken demir korkulukların idarelerine ait olduğunun bildirildiği görülmüştür.18. Somut olaydaki kazada 2918 sayılı Kanun kapsamında bir sorumluluk durumunun bulunmadığı, nitekim bu Kanun'da Devlet Su İşlerine yönelik bir sorumluluk maddesinin ya da düzenlemesinin de yer almadığı, kazanın meydana geldiği derenin etrafının yapımı, ıslahı, düzenlemesi gibi kamu hizmetine ilişkin hususların da 2918 sayılı Kanun değil, yukarıda anılan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında düzenlendiği, adli yargı yerinin yargılama sürecinde de Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı açılan davada husumet yokluğu nedeniyle davanın bu idare yönünden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.19. Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin; kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin, hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde idari dava türleri arasında sayılan idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası kapsamında, idari yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.20. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Van 3. İdare Mahkemesinin 18/04/2024 tarih ve E.2024/408 sayılı başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Esas No : 2024/332 Karar No: 2025/334
V. HÜKÜMAçıklanan nedenlerle;A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Van 3. İdare Mahkemesinin 18/04/2024 tarih ve E.2024/408 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE,05/05/2025 tarihinde, Üyeler Doğan AĞIRMAN ve Mahmut BALLI'nın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Doğan
Eyüp Muharrem
YAŞAR
AĞIRMAN
SARICALAR
ÜRGÜP
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN
Esas No : 2024/332 Karar No: 2025/334
KARŞI OYDavaya konu olayda, 06/05/2022 tarihinde Gevaş-Çatak yolunda ölümlü trafit kazası meydana gelmiş, aracın karayolundan çıkarak kenarda bulunan ve davalının sorumluluğunda olan su kanalına düşmesi sonucunda davacının babasının vefat ettiğinden bahisle iş bu tazminat davası açılmıştır.Kaza karayolunda meydana gelmiş olup, dosya içeriğine göre, yolun kenarında bariyer olmaması nedeniyle araç yoldan çıkmış, yolun yakınında bulunan su kanalı kenarında demir korkuluklar olmaması nedeniyle de kanala uçmuş ve vefat olayı gerçekleşmiştir.2918 sayılı Karayolları Trafk Kanunu'nun 7. maddesi gereğince, karayolunda gerekli önlemleri almak Karayolları Genel Müdürlüğünün görevleri arasında bulunmaktadır. Yine karayollarında alınacak önlemler de KTK'da düzenlenmiştir.KTK'nun 110. maddesi gereğince, işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Netice itibariyle, karayollarının bakımı, onarımı, düzenlenmesi, alınacak önlemler bu kanunda düzenlenmiş olup, bu Kanun'un 110. maddesi gereğince de, bu kanundan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi gerekir. Davaya konu olayın karayolunda meydana gelen trafik kazasından kaynaklandığı, karayolunun yapım, bakım ve güvenliğinin de 2918 sayılı Kanunda düzenlendiği dikkate alındığında, görevli yargı kolunun adli yargı yeri olduğu anlaşılmaktadır.Tüm bu hususlar dikkate alındığında, davaya konu uyuşmazlığın adli yargının görev alanına girdiği düşüncemizle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamaktayız.
Üye Üye Mahmut BALLI
Doğan AĞIRMAN