T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/342KARAR NO: 2024/490
KARAR TR: 04/11/2024
ÖZET: Davacılar murisine bağlanan engelli maaşının %70 engel oranı üzerinden ödenmesi gerekirken, eksik ödeme yapıldığı iddiasıyla yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı işleminin iptali ve eksik ödenen kısmın davalıdan tahsili istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.K A R A R Adli YargıdaDavacı
: E. E.
İdari YargıdaDavacı
: E. E.
mirasçıları;1- B. E.
2- Z. E.
3- B. E.
4- Y. E.
(kendi adına asaleten diğer davacılara vekaleten)5- D. E.
6-Y. E.
7- K. K.
8- A. E. C.
9- P. E. D. Vekili
: Av. Y. E.
Davalı
: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (O. S. Y. v. D. V.
)Vekili
: Av. F. K.
I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı Emir Enmek'in vekili, müvekkiline 16/01/2006 tarihinde 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında engelli maaşı bağlandığını, engel oranı %70 üzeri olması gerekirken ödemenin %40- 69 engel oranına göre yapıldığını, 19/01/2019 tarihinde hatalı işlemin düzeltildiğini ancak. eksik ödenen kısmın iadesi istemiyle davalı kuruma yapılan başvuruya cevap verilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL alacağın davalı vakıftan tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda 2. Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi E.2019/137 sayılı ve 16/10/2020 celse tarihli 3 nolu ara kararında; "3 - Davanın sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfına karşı açıldığı, ancak husumetin aile ve sosyal politikalar bakanlığına yöneltilmesi gerektiği
Esas No : 2024/342 Karar No: 2024/490
anlaşıldığından davacı vekiline ilgili bakanlığa karşı husumeti yöneltmek ve buna ilişkin dilekçesini sunmak üzere 1 haftalık süre verilmesine,..." karar vermiş, davacı vekili 17/10/2020 tarihli dilekçesi ile; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına husumet yöneltmiş, Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 30/09/2021 tarihli son celsesinde; "...Davalı O. S. Y. v. D. V.
'nın taraf olmaktan çıkarılmasına, ...." şeklinde kararı ile davalı O. S. Y. v. D. V.
'nı taraf olmaktan çıkarılmasına karar vermiştir. 3. Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 30/09/2021 tarih ve E.2019/137 K.2021/715 sayılı kararı ile, davada idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle, 6100 sayılı Kanun'un 114 ve 115. maddeleri uyarınca, yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile davanın usulden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir :''...Somut olayda davacı vekilinin, müvekkiline davalı vakıf tarafından 2022 sayılı yasa kapsamında 16/01/2006 tarihinde engelli aylığı bağlandığını, müvekkilinin çalışma ve iş gücü kaybı oranının %70 ve üzeri olması sebebi ile 02/02/2005 tarihinde rapor düzenlendiğini, müvekkilinin engellilik oranının %70 olmasına rağmen maaşının %70 ve üzeri engel oranına göre değil %40-69 engel oranına göre ödendiğini iddia ederek 2022 sayılı kanun gereği eksik ödenen engelli aylığının tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; "65 yaşını doldurmamış olmasının yanı sıra; başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olduklarını ilgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını dolduran Türk vatandaşı engellilerden; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hali devam ettiği müddetçe (4.860) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanacağı" hükmüne, aynı Kanunun 8. maddesinin 12.07.2013 tarih ve 6495 Sayılı Kanun'un 73. maddesi ile değişik birinci fıkrasında ise; Bu Kanunun 1. ve 2. maddeleri kapsamına girenlere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nca aylık bağlanacağı ve Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden ödeneceği, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları'nın, gerektiğinde aylık almak için başvuranların kendilerinin ve nafaka yükümlülerinin gelir, yaşam düzeyi ve varlıkları hakkında belirleyeceği yöntemlerle inceleme yapmaya ve yaptırmaya, özel veya resmi idare, müessese ve ortaklarından ve şahıslardan bilgi ve belge istemeye yetkili olduğu, hükmüne yer verilmiştir.Davacı tarafça davada husumet davalı Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfına yöneltilmiş ise de 2202 sayılı Kanunun 8. maddesinin 12.07.2013 tarih ve 6495 Sayılı Kanun'un 73. maddesi ile değişik birinci fıkrasına göre bu Kanunun 1. ve 2. maddeleri kapsamına girenlere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nca aylık bağlanacağı ve Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden ödeneceği hükmü gereğince engelli aylığına ilişkin ödemelerin bakanlık bütçesinden karşılandığı ve aynı kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan hükme göre Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının engelli aylığı talep edenin muhtaçlık durumu tespiti ve muhtaç olup olmadığına dair inceleme ve araştırma yetkisi bulunduğu, ödemelerin vakıf bütçesinden karşılanmadığı dikkate alındığında davacı tarafça kanun hükümlerine aykırı olarak eksik ödeme yapıldığı iddia edilen engelli aylığının tahsiline ilişkin talebinde husumetin Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfına yöneltilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Davacı tarafın husumette yanılması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından HMK'nın 124.maddesi gereğince taraf değişikliği yapılarak davalı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı davaya dahil edilmiş ve yargılamaya devam olunmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 1. maddesine göre,
Esas No : 2024/342 Karar No: 2024/490
"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." HMK'nin 114. maddesi, "(1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması, b) Yargı yolunun caiz olması, c) Mahkemenin görevli olması. ... ",115. maddesi, "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder..." hükümleri yer almaktadır.Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re’sen ele alınması gereken bir husustur.İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 106. maddesi ile mülga 1479 sayılı Kanunun 70. maddesinde ve 506
sayılı Kanunun 134. maddesinde,
bu Kanunların uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceği, 5510 sayılı Kanun’un 101. maddesinde de, aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir.Öte yandan, 01.01.1977 tarihinde yürürlüğe giren 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında 2022 sayılı Kanunun 2. maddesinde, anılan Kanunun 1 ve ek 1. maddelerinde öngörülen koşulların varlığı durumunda hak sahiplerine aylıkların Emekli Sandığı aracılığı ile bağlanacağı ve ödeneceği belirtilmiş; 3. maddesinde, bu aylıkların başlangıç tarihinin, ilgililerin Emekli Sandığına yapacakları yazılı başvurularını izleyen ay başı olduğu açıklanmıştır. 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 1. maddesiyle; Maliye Bakanlığına bağlı olmak ve bu Kanunda yazılı emeklilik işlerini görmek üzere Ankara’da, tüzel kişiliğe sahip Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı kurulmuş ise de, 20.05.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun 43. maddesiyle, 5434 sayılı Kanunun bazı maddeleri yürürlükten kaldırılmış, devredilen kurumlar ve devre ilişkin hükümler içeren geçici 1. maddesiyle de, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, hiç bir işleme gerek kalmaksızın, bu Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla, görevleri ile birlikte, 1. maddeye dayanılarak kurulan kamu tüzel kişiliğine sahip Sosyal Güvenlik Kurumu’na devredilmiştir. (...)Değinilen yasal mevzuat ve yapılan açıklamalar çerçevesinde; davaya konu 2022 sayılı Kanun kapsamındaki aylığın arttırılması ve fark aylıkların tahsiline ilişkin uyuşmazlığın çözümünde, ne 506 sayılı Kanun, ne 1479 sayılı Kanun ne de 5510 sayılı Kanun’unuygulama yeri bulunmamakta olup, yasal dayanağı 2022 sayılı Kanun hükümleri olan davaya konu uyuşmazlığın çözümünde idari yargı görevlidir. Nitekim Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 07.06.2018 tarih 2016/15790 E. 2018/5724 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Esas No:2019/285 Karar No:2019/1435)Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 2202 sayılı Kanunun 8. maddesinin 12.07.2013 tarih ve 6495 Sayılı Kanun'un 73. maddesi ile değişik birinci fıkrası ve aynı kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan hükme göre davada Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına husumet yöneltilemeyeceği anlaşıldığından davalı vakfın taraf olmaktan çıkarılmasına, davalı bakanlık yönünden ise 2022 sayılı Kanun kapsamındaki aylığın arttırılması ve fark aylıkların tahsiline ilişkin uyuşmazlığın çözümünde idari yargı mahkemelerinin görevli olduğu anlaşıldığından HMK'nin 114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1-Davalı O. S. Y. v. D. V.
'nın TARAF OLMAKTAN ÇIKARILMASINA,2-Davalı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı aleyhine açılan davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,...''
Esas No : 2024/342 Karar No: 2024/490
4. Davacılar vekili bu kez, aynı hukuki gerekçelerle, murislerinin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına yaptığı başvurunun zımnen reddine yönelik işlemin iptali ile, murislerine eksik ödenen 12.632,33 TL'nin davalı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından tahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.B. İdari Yargıda5. Osmaniye İdare Mahkemesi 28/03/2024 tarih ve E.2024/370, K.2024/473 sayılı kararı ile, bir kısım davacılar yönünden vekaletname sunulmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. Maddesine uygun olmayan dava dilekçesinin aynı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının d bendi uyarınca kararın bildirim tarihinden itibaren 30 gün içinde belirtilen noksanlıklar tamamlanarak 3. maddeye uygun biçimde yeniden dava açılmak üzere reddine karar vermiştir.6. Davacılar vekili yenileme dilekçesi ile mahkemenin dilekçe ret kararında belirttiği vekaletname eksikliğini tamamlayarak dava dilekçesini mahkemeye sunmuştur.7. Osmaniye İdare Mahkemesi 13/06/2024 tarih ve E.2024/755 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Dava dosyasının incelenmesinden; davacılar vekili tarafından, avacılar murisi E. E.
'e 2022 sayılı Kanun kapsamında 16/01/2006 tarihinde engelli aylığı bağlandığı, engel oranın %70 olmasına rağmen ödemenin %40-69 engel oranına göre yapıldığı, eksik ödenen kısımların hesaplanarak tarafına ödenmesi talebiyle Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına yapmış olduğu başvurunun zımnen reddine yönelik işlem ile eksik ödenen 12.632,33-TL'nin faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşıldığından, bu işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın özel hukuk hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği dikkate alındığında, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerlerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 06/05/2024 tarih ve E:2024/200, K:2024/183 sayılı kararı da bu yöndedir.Bu durumda, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesinde ifadesini bulan hükümler çerçevesinde görevli yargı yolunun belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvuru yapılması gerekmektedir..."8. Osmaniye İdare Mahkemesince 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dava dosyası Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat9. Anayasanın "A. İdarenin esasları", "1. İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzel kişiliği" başlıklı 123. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir: "Kamu tüzelkişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur." 10. 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir:
Esas No : 2024/342 Karar No: 2024/490
“(Değişik: 16/6/1989-3582/1 md.)Bu Kanunun amacı; fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her ne suretle olursa olsun Türkiye'ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmektir.”11. 3294 sayılı Kanun'un "Kapsam" başlıklı 2. maddesi şöyledir:"Fakrü zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan kanunla kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmayan ve bu kuruluşlardan aylık ve gelir almayan (...)vatandaşlar ile geçici olarak küçük bir yardım veya eğitim ve öğretim imkanı sağlanması halinde topluma faydalı hale getirilecek, üretken duruma geçirilebilecek kişiler bu Kanun kapsamı içindedir.(Ek fıkra: 30/5/1997-KHK-572/17 md.; Değişik ikinci fıkra: 17/4/2008-5754/77 md.) Ancak, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde sayılan genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 5510 sayılı Kanun gereği ödedikleri katılım payları bu Kanun kapsamındadır. Ancak yıl içinde ödenen tutarlar, takip eden yılda Hazine tarafından Fona geri ödenir.(Ek fıkra: 4/7/2012-6353/17 md.) Ayrıca, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmakla veya bu kuruluşlarca aylık veya gelir bağlanmış olmakla birlikte, Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre; hane içindeki kişi başına düşen geliri, onaltı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişilerden fakir ve muhtaç durumda bulunanlar da bu Kanun kapsamındadır.(Ek fıkra: 4/7/2012-6353/17 md.) Her türlü acil durum ve afetten zarar görenler ve şehit yakınları ile gaziler ise, Fon Kurulu ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca belirlenecek kriter ve süreler çerçevesinde bu Kanun ile sağlanacak haklardan yararlandırılır." 12. 3294 sayılı Kanun'un "Kuruluş" başlıklı 3. maddesi şöyledir:“Bu Kanunda öngörülen hizmetlerin gerçekleştirilmesi için Cumhurbaşkanınca görevlendirilen Cumhurbaşkanı yardımcısına veya bakana bağlı ve T.C. Merkez Bankası nezdinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu kurulmuştur."13. 3294 sayılı Kanun'un "Vakıflar" başlıklı 7. maddesi şöyledir:"(Değişik birinci fıkra: 1/12/2004-5263/19 md.) Bu Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdî ve aynî yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kurulur.(Değişik ikinci fıkra: 1/12/2004 – 5263/19 md.) Mülkî idare amirleri vakfın tabii başkanı olup, illerde belediye başkanı, defterdar, il millî eğitim müdürü, il sağlık müdürü, il tarım müdürü, il sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu müdürü ve il müftüsü; ilçelerde belediye başkanı, mal müdürü, ilçe millî eğitim müdürü, Sağlık Bakanlığının ilçe üst görevlisi, varsa ilçe tarım müdürü ve ilçe müftüsü vakfın mütevelli heyetini oluşturur. Ayrıca her faaliyet dönemi için, il dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının valinin çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kendi aralarından seçecekleri birer muhtar üye ile ilde kurulan ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri iki temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi; ilçe dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının kaymakamın çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile kendi aralarından seçecekleri birer üye ile ilçede kurulu ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri bir temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel
Esas No : 2024/342 Karar No: 2024/490
meclisinin seçeceği iki kişi mütevelli heyetinde görev alırlar. İl veya ilçede bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu olmaması halinde, hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği üçüncü bir kişi daha mütevelli heyetinde görev yapar.(Ek fıkra: 20/2/2014-6525/18 md.) Büyükşehir belediyesi bulunan illerdeki il ve ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında, ikinci fıkrada hayırsever vatandaşlar arasından seçileceği belirtilen iki üye; il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından belirlenir. Ayrıca, il veya ilçede bu Kanunda belirlenen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu bulunmaması hâlinde il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından üçüncü bir kişi daha belirlenir. İl veya ilçe sınırları içerisinde köy bulunmaması hâlinde, köy muhtarı yerine bir mahalle muhtarı daha mütevelli heyetinde görev yapar. İlde vali, bir vali yardımcısını başkan vekili olarak; büyükşehir belediye başkanı, genel sekreteri veya genel sekreter yardımcısını; il belediye başkanı da bir belediye başkan yardımcısını toplantılarda kendisini temsil etmek üzere görevlendirebilir. Vakıf senetleri mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından Medeni Kanundaki hükümlere göre tescil ettirilir.(Mülga dördüncü fıkra: 1/12/2004-5263/19 md.) (Ek fıkra: 16/5/2018-7144/7 md.) Vakıflar, 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünce imzalanacak işletme düzeyinde toplu iş sözleşmesi kapsamında işyerleridir."14. 3294 sayılı Kanun'un “Vakfın gelirleri” başlıklı 8. maddesi şöyledir:“Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının gelirleri;a) Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan aktarılacak miktardan,b) (Mülga: 7/12/2004-5272/87 md.)c) (Mülga: 2/3/2014-6529/16 md.)d) İşletme ve iştiraklerden elde edilecek gelirlerden,e) Diğer gelirlerden,Teşekkül eder.(Ek ikinci fıkra: 16/6/1989 - 3582/4 md.; Mülga: 7/12/2004-5272/87 md.)” 15. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun “Tüzel kişilik” başlıklı 4. maddesi şöyledir:“Vakıflar, özel hukuk tüzel kişiliğine sahiptir.” 16. 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'un 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Değişik: 14/4/2016-6704/1 md.)Sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar, nafaka bağlanmış veya nafaka bağlanması mümkün olanlar veya 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu hükümlerine göre harçlık ödenenler hariç olmak kaydıyla, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilen 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarına, muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (4.387) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır."17. 2022 sayılı Kanun'un 2. maddesi şöyledir:
Esas No : 2024/342 Karar No: 2024/490
"(Değişik: 12/7/2013-6495/73 md.)65 yaşını doldurmamış olmasının yanı sıra;a) Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olduklarını ilgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını dolduran Türk vatandaşı engellilerden; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (4.860) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda,b) İlgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile engelli olduklarını kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve talebine rağmen Türkiye İş Kurumu tarafından işe yerleştirilememiş olan Türk vatandaşlarından; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (3.240) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda,aylık bağlanır.Nafaka bağlanan veya nafaka bağlanması mümkün olanlar ile sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden her ne nam altında olursa olsun gelir veya aylık hakkından yararlanan durumunda ya da uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışan durumunda kendisine bakmakla yükümlü bir yakını bulunan engelli çocuklar hariç olmak kaydıyla; Türk vatandaşı olan, 18 yaşını tamamlamamış ve ilgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile engelli oldukları kanıtlanmış durumundaki engelli yakınlarının bakımını üstlenen Türk vatandaşlarından, her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden daha az olan ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe ve bakım ilişkisini fiilen gerçekleştirmeleri kaydıyla, (3.240) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır.Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına giren engellilerden veya ikinci fıkra gereğince aylık bağlanacak engelli yakınlarından, her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden fazla olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler muhtaç kabul edilemez ve kendilerine aylık bağlanamaz. (Ek cümle: 20/2/2014-6525/12 md.) Ayrıca, 2828 sayılı Kanun hükümlerine göre harçlık ödenenler de muhtaç olarak kabul edilemez ve kendilerine bu Kanun hükümlerine göre aylık bağlanamaz.65 yaşın doldurulmasından önce bu madde hükümlerine göre bağlanmış olan aylıkların aynı şekilde ödenmesine devam olunur. (Değişik ikinci cümle: 14/4/2016-6704/2 md.) Bu Kanunun 1 inci maddesine göre aylık bağlananlara; başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek kadar engelli olduklarını ilgili mevzuatına göre alınacak sağlık kurulu raporu ile kanıtlamaları ve birinci fıkranın (a) bendi ile üçüncü fıkradaki koşulları taşımaları hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine göre aylık bağlanır. Aylık bağlanmasına esas teşkil eden engellilik oranı değişen kişilerin aylıkları durumlarına göre yeniden tespit olunur. Engellilik oranı, bu Kanuna göre aylık bağlanması gereken oranın altına düşen kişiler ile üçüncü fıkrada belirtilen aylık ortalama gelir tutarından fazla gelir elde etmeye başlayan kişilerin aylıkları kesilir.İkinci fıkra kapsamına giren 18 yaşından küçük engelliler, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (3)
Esas No : 2024/342 Karar No: 2024/490
numaralı alt bendi kapsamına girenlere ilişkin hükümler çerçevesinde genel sağlık sigortasından yararlandırılır. Bu engellilerin bakımı amacıyla ikinci fıkraya göre aylık bağlanacak kişilerden genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında kabul edilir.Birinci fıkra hükümlerine göre aylık almaya hak kazanacak şekilde engelli olduğunu belgeleyen ve herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yetim olarak aylık veya gelir almakta olan çocuklardan bu kurumlardan aldıkları aylık veya gelir toplamı tutarları, bu madde gereğince durumlarına göre ödenebilecek tutardan daha az olanlara; aradaki fark ilgili sosyal güvenlik kurumu tarafından (birden fazla sosyal güvenlik kurumundan aylık veya gelir alanlar için yalnızca tercih edecekleri bir sosyal güvenlik kurumu tarafından) ödenir ve bu şekilde ödenen tutarlar Hazineden tahsil edilir."18. 25/01/2013 tarih ve 28539 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları ile Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin (e) bendinde, "mütevelli heyetinin; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının, karar organını", (ı) bendinde ise, "vakfın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarını" ifade ettiği belirtilmiştir.19. Aynı Yönetmeliğin 19. maddesi şöyledir:"Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile birlikte muhtaçlık kararının alınması ve aylıkların bağlanmasına ilişkin tüm iş ve işlemler Vakıflar tarafından yerine getirilir"B. Yargı Kararları20. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 09/06/2017 tarih ve E.2016/3., K.2017/4 sayılı kararında, "...Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının özel hukuk tüzel kişiliğine sahip, ayrı işyeri olan bağımsız işveren oldukları..." tespit edilmiştir. 21. Uyuşmazlık Mahkemesinin benzer mahiyetteki 08/07/2019 tarih ve E.2019/279, K.2019/422 sayılı; 28/05/2020 tarih ve E.2020/269, K.2020/319 sayılı kararları ile, "3294 sayılı Kanun’a göre faaliyet gösterecek vakıfların mütevelli heyetleri çoğunlukla belli kamu görevlilerinden oluşmasına rağmen, gerek 3294 sayılı Yasada, gerek diğer düzenlemelerde; söz konusu vakıfların kamu tüzel kişiliği şeklinde kurulduğuna işaret eden özel bir düzenlemeye yer verilmeyip, söz konusu vakıfların Medeni Kanun hükümlerine tabi olarak kurulup faaliyette bulunmalarının öngörülmüş olması karşısında davacının muhtaçlık aylığının kesilmesine ilişkin açılan davanın özel hukuk hükümleri uyarınca çözümlenmesi gerekeceği" sonucuna varılarak, uyuşmazlık konusu davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuna karar verilmiştir IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme22. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 04/11/2024 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, İdare Mahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuru yapıldığı, mahkemece önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası temin edilmeden yalnızca idari yargı dosyasının Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği görülmekte ise de, dava konusuna ilişkin bilgi ve belgeler ile adli yargı kararının
Esas No : 2024/342 Karar No: 2024/490
kesinleşme durumunu gösteren bir örneğinin dosyada bulunduğu, bu nedenle adli yargı dosyasının istenilmediği ve sonuçta usule ilişkin başka bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, adli ve idari yargı yerleri arasında doğan görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi23. Raportör-Hâkim Gülay DOĞAN'ın davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:24. Dava, davacılar murisine bağlanan engelli maaşının eksik ödendiği iddiasıyla yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı işleminin iptali ve eksik ödenen kısmın tahsili istemiyle açılmıştır.25. Olayda, davacıların murisine, 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca bağlanan engelli aylığının, murislerinin engel oranı %70 üzeri olduğu halde %40-69 oranı üzerinden ödeme yapıldığından eksik ödenen kısmın tahsili istemiyle başvuru yapıldığı, bu başvurunun zımnen reddi üzerine Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı işleminin iptali ve eksik ödenen kısmın davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle davanın açıldığı anlaşılmıştır.26. Konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile somut olay birlikte değerlendirildiğinde, 3294 sayılı Kanun'da, bu Kanun gereğince oluşturulan vakıfların “kamu tüzel kişisi” olduklarına dair açık bir hüküm bulunmamaktadır. Şu halde kanun koyucunun sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına bilinçli olarak "kamu tüzel kişiliği" vermediği, vakıfların Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulmasını ve yine özel hukuk tüzel kişisi olarak özel hukuk hükümlerine göre faaliyet göstermesini istediği açıktır. Kaldı ki, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının kısmen kamu kaynağı kullanmaları, kamu kurumu olarak nitelendirilmeleri için yeterli bir sebep değildir. Yine oyçokluğu ile karar alan ve uygulayan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının mütevelli heyeti, atanmış ve seçilmiş üyelerden oluşmakta, kamu görevlileri ile birlikte belirli sayıda muhtar, sivil toplum kuruluşu yöneticileri ve hayırsever vatandaşlardan oluşmaktadır ve heyet vakfın hem karar hem de yürütme icra organıdır. Netice olarak, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları, bir tüzel kişi olmanın ötesinde özel hukuk tüzel kişisidir. Zira 3294 sayılı Kanun hükümleri de, özellikle vakfın gelirleri, yapısı, karar alma mekanizması bakımından farklı bir sonuç öngörmemektedir. 27. Bu durumda, davaya konu edilen işlemin, 3294 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında vakıf mütevelli heyeti kararı ile yapıldığı, vakıfların Medeni Kanun hükümlerine tabi olarak kurulup faaliyette bulunmalarının öngörülmüş olması nedeni ile dava konusu işlemin kamu gücü kullanılmak suretiyle tesis edildiğinin kabulünün mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. 28. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Osmaniye İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile, Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin
Esas No : 2024/342 Karar No: 2024/490
30/09/2021 tarih ve E.2019/137 K.2021/715 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Osmaniye İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/09/2021 tarih ve E.2019/137, K.2021/715 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 04/11/2024 tarihinde, Üyeler Nilgün TAŞ, Ahmet ARSLAN ve Bilal ÇALIŞKAN'ın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Nilgün
Doğan
Eyüp
GÜLEÇ
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKANK A R Ş I O Y
Esas No : 2024/342 Karar No: 2024/490
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde; iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı hükme bağlanmıştır. İptal davasına konu edilebilecek işlemler, idari makamların idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve yükümlülükler doğuran tek yanlı irade açıklamalarıdır.3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu'nun 7. maddesinde; "Bu Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmaları yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdi ve ayni yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kurulur. Mülki idare amirleri vakfın tabii başkanı olup, defterdar, il milli eğitim müdürü, il sağlık müdürü, il tarım müdürü, il sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu müdürü ve il müftüsü; ilçelerde belediye başkanı, mal müdürü, ilçe milli eğitim müdürü, Sağlık Bakanlığının ilçe üst görevlisi, varsa ilçe tarım müdürü ve ilçe müftüsü vakfın mütevelli heyetini oluşturur. Ayrıca her faaliyet dönemi için, il dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının valinin çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kendi aralarından seçecekleri birer muhtar üye ile ilde kurulan ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri iki temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi; ilçe dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının kaymakamın çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile kendi aralarından seçecekleri birer üye ile ilçede kurulu ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri bir temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi mütevelli heyetinde görev alırlar. İl veya İlçede bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu olmaması halinde, hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği üçüncü bir kişi daha mütevelli heyetinde görev yapar. Vakıf senetleri mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından Medeni Kanundaki hükümlere göre tescil ettirilir.Yukarıya aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden kuruluşu, karar mercii ile faaliyet alanı Kanunla belirlenmiş, faaliyet alanı Anayasanın başlangıç kısmı ile 2. maddesinde ifade bulan sosyal devletin gereklerinin yerine getirilmesine dair kamu hizmeti olan ve fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her ne suretle olursa olsun Türkiye'ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak gibi kamu yararına uygun amaçları olan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının, özel hukuk tüzel kişiliği yanında kamu tüzel kişiliğine de sahip karma tüzel kişiliklerinin olduğu sonucuna varılmaktadır.Bu durumda, davacılar murisine 2022 sayılı Kanun hükmü uyarınca bağlanan engelli aylığında engel oranının düşük gösterilmesi nedeniyle eksik ödeme yapıldığından bahisle eksik ödenen kısmın taraflarına ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Mütevelli Heyetinin işleminin, kamu gücüne dayanılarak tesis edilmiş bir idari işlem olduğu, bu nedenle uyuşmazlığın görüm ve çözüm görevi idari yargı yerine ait olduğu düşüncesiyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Üye
Ahmet ARSLAN Üye
Bilal ÇALIŞKAN
Esas No : 2024/342 Karar No: 2024/490
K A R Ş I O YDavacılar vekilince; davacılar murisine bağlanan engelli maaşının eksik ödendiği iddiasıyla yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı işleminin iptali ve eksik ödenen kısmın tahsili istemiyle, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına karşı adli yargı yerinde dava açılmış, mahkemece husumetin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekiline verilen süre üzerine, husumet Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yöneltilmiştir. Mahkemece davada Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfına husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davalı vakfın taraf olmaktan çıkarılmasına, Bakanlığa karşı açılan dava yönünden de görevsizlik kararı verilmiştir.Dava konusu edilen Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Mütevelli heyeti kararının iptali işlemine karşı idare mahkemesinde açılan davada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı taraf olarak gösterilmiştir. Oysa Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09/06/2017 tarih ve E.2016/3, K.2017/4 sayılı kararında, "Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının özel hukuk tüzel kişiliğine sahip ayrı işyeri olan bağımsız işverenin oldukları" tespit edilmiştir. Eldeki başvuruya konu Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında, işlemi yapanın O. S. Y. v. D. V.
olduğu halde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davalı olarak kabul edildiği, İdare Mahkemesinde de davalı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına karşı dava açıldığı gözetildiğinde, İdare Mahkemesince davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmeli; davacı tarafından, adli yargıda işlemi yapan ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca tüzel kişiliği bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aleyhine açılan davanın esası incelenmeliyken Vakfın tarafı olmaktan çıkarılmasına karar verilmesi doğru değildir. Sayın çoğunluğun, uyuşmazlığın Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma mütevelli heyet kararının iptali olduğu ve davanın Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı husumetiyle adli yargıda görülmesi gerektiği düşüncesine katılmakla birlikte, somut uyuşmazlıkta davalı konumunda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olduğundan ve vakıf davalı olmadığından, idari yargının bu davalı yönünden görevli olduğu düşüncesindeyim. Üye
Nilgün TAŞ