T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2024/477KARAR NO : 2024/519
KARAR TR : 02/12/2024ÖZET: Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimiolarak görev yapan gerçek kişi davalıya karşı,eksik çalışılan güne ilişkin ödenen ücretin veaile sağlığı merkezi gider ödeneğinin iadesiamacıyla açılan itirazın iptali davasının, ADLİYARGI yerinde görülmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı
: İstanbul İl Sağlık MüdürlüğüVekilleri
: **** - ****Davalı
: ****Vekili
: **** I. DAVA KONUSU OLAY 1. Davacı Kurum vekilleri, Sultangazi Ahi Evran Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapan davalı****'ın 03/04/2019 tarihinde bir gün izinsiz göreve gitmemesi nedeniyle hakkında inceleme yapıldığını, kendisine Nisanayı maaş ve gider ödemesi için fazla ve yersiz ödenen 528,03 TL borç çıkarıldığını, tanınan süreler dahilinde davalınınherhangi bir ödeme yapmaması üzerine İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün E.2020/28318 sayılı dosyasıyla takibegeçildiğini, ancak bu takibin itiraz üzerine durduğunu belirterek, haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den azolmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. AdliYargıda 2. İstanbul 30. Asliye Hukuk Mahkemesi 21/09/2022 tarih ve E.2022/7, K.2022/22 sayılı kararı ile,davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle 6100 sayılı Kanun'un 114/1-b maddesi uyarınca, dava şartı yokluğundanusulden reddine karar vermiş, bu karara karşı istinaf isteminde bulunulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. HukukDairesi 11/05/2023 tarih ve E.2023/1325, K.2023/1099 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddine kesin olarak kararvermiş, bu karar kesinleşmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmı şöyledir: "... 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesine göre, yargı yolunun caiz olması dava şartı olarakdüzenlenmiştir. Aynı yasanın 115/2 maddesine göre ise; mahkemece dava şartı noksanlığının tespitedilmesi halinde davanın usulden reddine verilmesi gerekecektir.Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davalının aile hekimi olarak görev yapmakta iken birgünlük izinsiz göreve gitmemesi nedeniyle bu gün için ödenen maaş ve gider ödemesinin tahsili içindavacı kurum tarafından icra takibi başlatıldığı, ilamsız icra takibine davalının itirazı üzere itirazın iptalitalepli adli yargıda dava açtığı, Danıştay İBGK. 22.12.1973, 8/14) mezkur içtihatı kapsamında yersizödemenin sınırlarının belirlendiği, dava konusu ve sebebi değerlendirilmek ileiş bu davanın İdareMahkemelerinde görülmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılarak davanın yargı yolunun caiz olmamasısebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ..." 3. Davacı kurum vekilleribu kez, aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır. B. İdari Yargıda 4. İstanbul 5. İdare Mahkemesi 25/09/2024 tarih, E.2024/1439 sayılı kararı ile, alacak iddiasınınsebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığı, ortada iptal talebine konu idari bir işlemin bulunmadığı ve husumet yöneltilendavalının gerçek kişi olduğu, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle, 2247sayılıKanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesinekarar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Uyuşmazlıkta, dava konusu alacak iddiasının sebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığı, ortadaiptal talebine konu bir idari işlemin bulunmadığı, yine idari eylem veya işlemden kaynaklı bir menfaatihlalinin ve kişisel hakkın doğrudan bozulmasının söz konusu olmadığı, dolayısıyla davanın idari yargıyerinde görülmesini gerektirir bir dava türünün olmadığı görülmektedir.Öte yandan, idari yargıda husumet kamu düzenindendir ve kendisine karşı dava açılan taraf, yani
davalı mutlaka idare olmalıdır. Yani idari davalarda davalı her zaman idaredir. Uyuşmazlık konusudavada husumet yöneltilen davalının gerçek kişi olduğu, idareye husumet yöneltilmesini gerektiren birkonu bulunmadığı ve bu bakımdan da asıl olarak sebepsiz zenginleşme kaynaklı alacağa ilişkin davanınidari yargı yerinde görülmeyeceği açıktır.Bu duruma göre, idari işlemin iptali veya tam yargı davası niteliğinde olmayan, gerçek şahsa karşıaçılan ve idareye husumet yöneltilmesini gerektirecek nitelikte olmayan, İcra ve İflas Kanunu’nun değişik67. maddesine göre açılan itirazın iptali davasının görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğusonucuna varılmıştır.Nitekim, benzer bir uyuşmazlıkta verilen Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 08/07/2024 tarih E:2022/192,K:2024/302 sayılı kararı da bu yöndedir..." 5. İstanbul 5. İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerininbelirlenmesi için dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir. III. İLGİLİ HUKUK 6. 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesi şöyledir: "Bu Kanun'un amacı; Sağlık Bakanlığının (…) belirleyeceği illerde, birinci basamak sağlıkhizmetlerinin geliştirilmesi, birey ihtiyaçları doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi,kişisel sağlık kayıtlarının tutulması ve bu hizmetlere eşit erişimin sağlanması amacıyla aile hekimliğihizmetlerinin yürütülebilmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsüve malî hakları ile hizmetin esaslarını düzenlemektir."
7. 5258 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 2. maddesi şöyledir: "Aile hekimi; kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabiliteedici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarakbelli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göreçalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığının öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veyatabiptir.Aile sağlığı çalışanı; aile hekimi ile birlikte hizmet veren hemşire, ebe, sağlık memuru gibi sağlıkelemanıdır." 8. 5258 sayılı Kanun'un "Personelin statüsü, hak ve yükümlülükleri" başlıklı 3. maddesininilgili kısımlarışöyledir: "Sağlık Bakanlığı; Bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşları personeli olan uzman tabip,tabip ve aile sağlığı çalışanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarınınveya Bakanlığın muvafakatı üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmelipersonel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya bunitelikteki Bakanlık personelini aile hekimliği uygulamaları için görevlendirmeye veya aile hekimliğiuzmanlık eğitimi veren kurumlarla sözleşme yapmaya yetkilidir.Aile sağlığı çalışanları, Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen ve aile hekiminin de görüşüalınarak, kurumlarınca muvafakatı verilen Bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşları personeliarasından seçilir ve bunlar sözleşmeli olarak çalıştırılır. Bu suretle eleman temin edilememesi halinde,Sağlık Bakanlığı, personelini bu hizmetler için görevlendirebilir. İhtiyaç duyulması halinde, Türkiye'demesleğini icra etmeye yetkili ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48 inci maddesinin (A) bendinin(4), (5) ve (7) numaralı alt bentlerindeki şartları taşıyan kamu görevlisi olmayan uzman tabip, tabip veaile sağlığı çalışanları; Sağlık Bakanlığının önerisi, Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine sözleşmeyapılarak aile hekimliği uygulamalarını yürütmek üzere aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları altmış beşyaşına kadar çalıştırılabilir.Sözleşmeli olarak çalışan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları kurumlarında aylıksız veya ücretsizizinli sayılırlar ve bunların kadroları ile ilişkileri devam eder. (Değişik ikinci cümle:11/10/2011-KHK-663/58 md.) Bu personelin, sözleşmeli statüde geçen süreleri kazanılmış hak derece ve kademelerindeveya kıdemlerinde değerlendirilerek her yıl işlem yapılır ve bunlar talepleri halinde eski görevlerineatanırlar. Sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta iken aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı statüsünegeçenlerden önceki sözleşmeli personel statüsüne dönmek isteyenler, eski kurumlarındaki boşpozisyonlara öncelikle atanırlar ve bu madde kapsamındaki çalışmaları hizmet sürelerinde dikkate alınır.Kadroya bağlı olarak veya sözleşmeli personel pozisyonlarında görev yapan personelden SağlıkBakanlığınca aile hekimi veya aile sağlığı çalışanı olarak görevlendirilenlere, 209 sayılı Sağlık ve SosyalYardım Bakanlığına Bağlı Sağlık Kuruluşları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine VerilecekDöner Sermaye Hakkında Kanun uyarınca ek ödeme yapılmaz. Bunlara, aylıklarına ve ücretlerineilaveten, çalıştıkları günler dikkate alınarak aşağıdaki fıkrada belirlenen miktarların yarısını aşmamaküzere tespit edilecek tutarda ödeme yapılır.Sözleşme yapılan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B)bendine göre belirlenen en yüksek brüt sözleşme ücretinin aile hekimi için (6) katını, aile sağlığı çalışanıiçin (1,5) katını aşmamak üzere tespit edilecek tutar, çalışılan ay sonuçlarının ilgili sağlık idaresine
bildiriminden itibaren onbeş gün içerisinde ödenir. (Ek cümle : 4/7/2012-6354/ 12 md., Değişik ikincicümle: 20/8/2016-6745/59 md.) Aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına ihtiyaç hâlinde, 657 sayılıKanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışındanöbet görevi verilir. (Ek cümle: 2/1/2014-6514/52 md.) Bunlara entegre sağlık hizmeti sunulanmerkezlerde artırımlı ücretten yararlananlar hariç olmak üzere, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesiçerçevesinde nöbet ücreti ödenir...." 9. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı2. maddesi şöyledir: “1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile;Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenlertarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tamyargı davaları,c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerindendoğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdarimahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve CumhurbaşkanlığıKararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylemve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.3. (Mülga: 2/7/2018 - KHK-703/185 md.)” 10. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri"üst başlıklı, "A.Koşulları"ve "I. Genel olarak" başlıklı77. maddesi şöyledir: "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, buzenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş birsebebe dayanması durumunda doğmuş olur." 11. 6098 sayılı Kanun'un "B. Geri vermenin kapsamı" üst başlıklı ve "I. Zenginleşenin yükümlülüğü" başlıklı79. maddesi şöyledir: "Sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiğikısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür.Zenginleşen, zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken ileride gerivermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekleyükümlüdür." 12.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun "İcra daireleri" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “(Değişik: 2/7/2012-6352/1 md.)Her asliye mahkemesinin yargı çevresinde yeteri kadar icra dairesi bulunur” 13.
2004 sayılı Kanun’un “İlamsız takip” başlıklı Üçüncü Bap, 42-49. maddelerinde takip yöntemlerigösterilmiş; "Takip talebi ve muhtevası" başlıklı 58. maddesinde, takip talebinin icra dairesine yazı ile veya sözlüolarak veya elektronik ortamda yapılacağına işaret edilmiş, "Ödeme emri ve muhtevası" başlıklı 60. maddesine göre,takip talebi üzerine icra müdürünce ödeme emri düzenleneceği belirtilmiş, Kanun'un 62-65. maddelerinde itiraza ilişkinhükümlere yer verilmiş, 66. maddesinde, süresi içinde yapılan itirazın takibi durduracağı kurala bağlanmıştır. 14. 2004 sayılı Kanun'un "Para borcu ve teminat için takip" başlıklı 42. maddesi şöyledir: "Bir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine dair olan cebri icralar takip talebiyle başlarve haciz yoliyle veya rehnin paraya çevrilmesi yahut iflas suretiyle cereyan eder.(Ek fıkra: 2/7/2012-6352/8 md.) Yabancı devlet aleyhine ilamsız takip yoluna başvurulamaz.(Ek fıkra: 15/8/2017-KHK-694/8 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/8 md.) İdari yargının görevalanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz" 15. 2004 sayılı Kanun'un "a) İtirazın iptali" başlıklı67. maddesi şöyledir: "(Değişik: 18/2/1965-538/37 md.)(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği
tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağınınvarlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.(Değişik: 9/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu;takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna,davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisindenaşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutunabağlıdır.(Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağınıdava etmek hakkı saklıdır.(Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatıve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 16. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN,Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 02/12/2024tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, idare mahkemesince, anılanKanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasının ekinde adli yargı dosyası ile birlikteUyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 17. Raportör-Savcı Dr. Berrak YILMAZ'ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporuile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: 18. Dava, Sultangazi Ahi Evran Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapan davalıya, eksikçalışılan bir güne ilişkin yapılan yersiz maaş ve gider ödemesinin iadesi amacıyla yürütülen icra takibine yapılan itirazıniptali ile icra inkartazminatına hükmedilmesi istemiyle açılmıştır. 19. Dosyanın incelenmesinden, Sultangazi Ahi Devran Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapandavalı ****'ın 03/04/2019 tarihinde bir gün izinsiz göreve gitmemesi nedeniyle hakkında inceleme yapıldığı, kendisineNisan ayı maaş ve gider ödemesi için fazla ve yersiz ödenen 528,03 TL borç çıkarıldığı, tanınan süreler dahilindedavalının herhangi bir ödeme yapmaması üzerine İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün E.2020/28318 sayılı dosyasıyla takibegeçildiği, takibin davalının itirazı üzerine durması üzerine, haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den azolmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle ilk olarak adli yargıda dava açıldığı, adli yargıda verilipkesinleşen görevsizlik kararı üzerine aynı istemle idari yargıda dava açıldığı, Mahkemece dava konusu alacağın sebepsizzenginleşmeden kaynaklandığı, ortada iptal talebine konu bir idari işlemin bulunmadığı, yine idari eylem veya işlemdenkaynaklı bir menfaat ihlalinin ve kişisel hakkın doğrudan bozulmasının söz konusu olmadığı, dolayısıyla davanın idari yargıyerinde görülmesini gerektirir bir dava türünün olmadığı şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. 20. Diğer taraftan, idari yargıda husumet kamu düzenindendir ve kendisine karşı dava açılan taraf, yani davalımutlaka idare olmalıdır. Yani idari davalarda davalı her zaman idaredir. Uyuşmazlık konusu davada husumet yöneltilendavalının gerçek kişi olduğu, idareye husumet yöneltilmesini gerektiren bir konu bulunmadığı ve bu bakımdan da asılolarak sebepsiz zenginleşme kaynaklı alacağa ilişkin davanın idari yargı yerinde görülmeyeceği açıktır. 21. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, itiraz nedeniyle takibin durması üzerine alacaklıya, itirazıniptali için 2004 sayılı Kanun'da iki yola başvurma olanağı tanınmış olup, bunlardan birincisi 67. maddeye göremahkemeye başvurmak, ikincisi ise 68, ek 68/a ve ek 68/b maddelerine göre tetkik merciinden itirazın kaldırılmasınıistemektir. İncelenen uyuşmazlıkta alacaklı konumundaki davacı idare tarafından, 67. maddeye göre mahkemeyebaşvurmak suretiyle itirazın iptali davası açılmıştır. 22. Yukarıda hükmü yazılı 67. maddeden, sözü edilen mahkeme ile icra dairesinin bulunduğu yargı çevresibakımından bağlı olduğu asliye mahkemesinin anlaşılması ve takip hukukuna özgü bulunan itirazın iptali davasının adliyargı yerinde görülmesi gerektiği açıktır. 23. Bu duruma göre, idari işlemin iptali veya tam yargı davası niteliğinde olmayan, gerçek şahsa karşı açılan veidareye husumet yöneltilmesini gerektirecek nitelikte olmayan, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır. 24. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, İstanbul 5. İdare Mahkemesinin başvurusununkabulü ile İstanbul 30. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/09/2022 tarih ve E.2022/7, K.2022/22 sayılı görevsizlik
kararının kaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. İstanbul 5. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ileİstanbul 30. Asliye HukukMahkemesinin 21/09/2022 tarih ve E.2022/7, K.2022/22 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 02/12/2024 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Nilgün
Doğan
Eyüp
YAŞAR
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN