T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ESAS NO
: 2024/487KARAR NO : 2024/546KARAR TR
: 02/12/2024ÖZET: Aile Sağlığı Merkezinde sözleşmeli ailesağlığı çalışanı olarak görev yapan gerçek kişidavalıya karşı, eksik çalışılan güne ilişkin ödenenfazla ücretin faiziyle birlikteiadesi istemiyle açılandavanın, ADLİ YARGI yerinde görülmesigerektiği hk.
K A R A R
Adli Yargıda
Davacı
:İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü
İdari YargıdaDavacı
: Sağlık BakanlığıVekili
: ****Davalı
: **** I. DAVA KONUSU OLAY 1. Davacı Kurum vekili, Sarıyer İsmail Bilgin Aile Sağlığı Merkezi 34.30.027 No’lu Aile Hekimliği Birimi’ndesözleşmeli aile sağlığı çalışanı olarak görev yapan ****'ın 01/07/2022 ve 30/06/2022 tarihlerinde 2 (iki) gün izinsizgöreve gelmemesi nedeniyle hakkında inceleme yapıldığını, 2022 yılı Haziran ve Temmuz aylarına ait yersiz maaşödemesi olarak toplam 684,21 TL borç çıkartıldığından Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar HakkındaYönetmelik ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Makamının 22/05/2023 tarih ve 222959057 sayılı oluru gereğince adı geçenhakkında, belirtilen tutarın faizi ile birlikte tahsili amacıyla İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün 2023/34687 E. sayılı dosyasıile ilamsız icra takibine geçildiğini, ancak bu takibin itiraz üzerine durduğunu belirterek, haksız itirazın iptali ile takibindevamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. AdliYargıda 2. İstanbul 41. Asliye Hukuk Mahkemesi 27/02/2024 tarih ve E.2023/299, K.2024/104 sayılı kararıile, davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle, 6100 sayılı Kanun'un 114/1-b maddesi uyarınca, dava şartıyokluğundan usulden reddine kesin olarak karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı kurum tarafından davalı aleyhineİstanbul 23. İcra Dairesi 2023/34687 Esas sayılı takip dosyasında davalının izinsiz göreve gitmemesinedeniyle yapılan fazla ve yersiz maaş iadesinin tahsili amacıyla takip başlatıldığı, davalı tarafındantakibe itiraz edildiği ve davacı tarafından süresinde itirazın iptaline ilişkin iş bu davanınaçıldığı,Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 gün ve E:1968/8, K:1973/14 sayılıİçtihadı gözetilerek ve benzer mahiyetteki T.C Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 25/06/2018 tarih, 2017/120Esas - 2018/410 Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında taraflar arasındaki somut uyuşmazlığın çözümünoktasında İdare Hukukunun ilkeleri doğrultusunda İdari Yargının görevli olduğu anlaşılmakla (benzerİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18.Hukuk Dairesinin 13/12/2023 tarih 2023/3003 Esas 2023/2299Karar sayılı ilamı) mahkememizce de yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine kararvermek gerekmiş olup..." 3. Davacı kurum vekili bu kez, aynı hukuki sebebe dayalı oluşan 684,21 TL ile fazlaya ilişkin hakları saklıkalmak kaydıyla, kurum zararının ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsili istemiyle idari yargı yerinde
dava açmıştır. B. İdari Yargıda 4. İstanbul 12. İdare Mahkemesi 05/09/2024 tarih, E.2024/1255 sayılı kararı ile, bakılan davanın 2004sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca itirazın iptali davası olduğu, bu durumda uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyerinin görevli olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılıKanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi içindosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince kararverilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Dava dosyasının incelenmesinden; davacı Sağlık Bakanlığı vekili Av. Fatma Nur Gündüztarafından, Sarıyer İsmail Bilgin Aile Sağlığı Merkezi 34.30.027 Nolu Aile Hekimliği Biriminde sözleşmeliaile sağlığı çalışanı olarak görev yapan **** hakkında yapılan 01.07.2022 ve 30.06.2022 tarihlidenetimde mazeretsiz ve izinsiz olarak görevi başında olmadığının tespit edildiği, akabinde mali yöndenmazeretsiz ve izinsiz olarak görevi başına gelmediği tarihler için yapılan 2 günlük fazla ödemenin yasalfaizi ile geri alınmasına ilişkin Makam Oluru alındığı, ödemenin rızaen yapılmasına ilişkin yazının davalı****'a tebliğ edilmiş olmasına rağmen rızaen ödemenin gerçekleşmediği, davalıya ödenen meblağıntahsili için İstanbul 23. İcra Müdürlüğü'nün E:2023/34687 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibibaşlatıldığı, davalının itirazı üzerine itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.Uyuşmazlık konusu olayda, davacı tarafından, davalıya yapılan 2 günlük fazla ödemenin tahsili içinilamsız icra takibine başvurulması üzerine borçlunun itiraz etmesi nedeniyle yapılan takibin devamı içinitirazın iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada İstanbul 41. Asliye Hukuk Mahkemesi27/02/2024 tarih ve E:2023/299, K:2024/104 sayılı kararı ile yargı yolunun caiz olmaması gerekçesiyledavanın usulden reddine (kesin olarak) karar verilmiş ise de bakılan davanın 2004 sayılı İcra ve İflasKanunu hükümleri uyarınca itirazın iptali davası olduğu, bu durumda uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, 2247 sayılı Yasa'nın 19. maddesi uyarınca, İstanbul 41. Asliye HukukMahkemesi 27/02/2024 tarih ve E:2023/299, K:2024/104 sayılı sayılı görevsizlik kararı üzerineMahkememizde açılan davada, görevli yargı yerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurulmasına, Uyuşmazlık Mahkemesince bu konuda karar verilinceye kadar davanın incelenmesininertelenmesine..." 5. İstanbul 12. İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerininbelirlenmesi için dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir. III. İLGİLİ HUKUK 6. 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesi şöyledir: "Bu Kanun'un amacı; Sağlık Bakanlığının (…) belirleyeceği illerde, birinci basamak sağlıkhizmetlerinin geliştirilmesi, birey ihtiyaçları doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi,kişisel sağlık kayıtlarının tutulması ve bu hizmetlere eşit erişimin sağlanması amacıyla aile hekimliğihizmetlerinin yürütülebilmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsüve malî hakları ile hizmetin esaslarını düzenlemektir."
7. 5258 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 2. maddesi şöyledir: "Aile hekimi; kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabiliteedici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarakbelli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göreçalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığının öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veyatabiptir.Aile sağlığı çalışanı; aile hekimi ile birlikte hizmet veren hemşire, ebe, sağlık memuru gibi sağlıkelemanıdır." 8. 5258 sayılı Kanun'un "Personelin statüsü, hak ve yükümlülükleri" başlıklı 3. maddesininilgili kısımlarışöyledir: "Sağlık Bakanlığı; Bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşları personeli olan uzman tabip,tabip ve aile sağlığı çalışanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarınınveya Bakanlığın muvafakatı üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmelipersonel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya bunitelikteki Bakanlık personelini aile hekimliği uygulamaları için görevlendirmeye veya aile hekimliğiuzmanlık eğitimi veren kurumlarla sözleşme yapmaya yetkilidir.Aile sağlığı çalışanları, Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen ve aile hekiminin de görüşüalınarak, kurumlarınca muvafakatı verilen Bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşları personeli
arasından seçilir ve bunlar sözleşmeli olarak çalıştırılır. Bu suretle eleman temin edilememesi halinde,Sağlık Bakanlığı, personelini bu hizmetler için görevlendirebilir. İhtiyaç duyulması halinde, Türkiye'demesleğini icra etmeye yetkili ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48 inci maddesinin (A) bendinin(4), (5) ve (7) numaralı alt bentlerindeki şartları taşıyan kamu görevlisi olmayan uzman tabip, tabip veaile sağlığı çalışanları; Sağlık Bakanlığının önerisi, Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine sözleşmeyapılarak aile hekimliği uygulamalarını yürütmek üzere aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları altmış beşyaşına kadar çalıştırılabilir.Sözleşmeli olarak çalışan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları kurumlarında aylıksız veya ücretsizizinli sayılırlar ve bunların kadroları ile ilişkileri devam eder. (Değişik ikinci cümle:11/10/2011-KHK-663/58 md.) Bu personelin, sözleşmeli statüde geçen süreleri kazanılmış hak derece ve kademelerindeveya kıdemlerinde değerlendirilerek her yıl işlem yapılır ve bunlar talepleri halinde eski görevlerineatanırlar. Sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta iken aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı statüsünegeçenlerden önceki sözleşmeli personel statüsüne dönmek isteyenler, eski kurumlarındaki boşpozisyonlara öncelikle atanırlar ve bu madde kapsamındaki çalışmaları hizmet sürelerinde dikkate alınır.Kadroya bağlı olarak veya sözleşmeli personel pozisyonlarında görev yapan personelden SağlıkBakanlığınca aile hekimi veya aile sağlığı çalışanı olarak görevlendirilenlere, 209 sayılı Sağlık ve SosyalYardım Bakanlığına Bağlı Sağlık Kuruluşları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine VerilecekDöner Sermaye Hakkında Kanun uyarınca ek ödeme yapılmaz. Bunlara, aylıklarına ve ücretlerineilaveten, çalıştıkları günler dikkate alınarak aşağıdaki fıkrada belirlenen miktarların yarısını aşmamaküzere tespit edilecek tutarda ödeme yapılır.Sözleşme yapılan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B)bendine göre belirlenen en yüksek brüt sözleşme ücretinin aile hekimi için (6) katını, aile sağlığı çalışanıiçin (1,5) katını aşmamak üzere tespit edilecek tutar, çalışılan ay sonuçlarının ilgili sağlık idaresinebildiriminden itibaren onbeş gün içerisinde ödenir. (Ek cümle : 4/7/2012-6354/ 12 md., Değişik ikincicümle: 20/8/2016-6745/59 md.) Aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına ihtiyaç hâlinde, 657 sayılıKanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışındanöbet görevi verilir. (Ek cümle: 2/1/2014-6514/52 md.) Bunlara entegre sağlık hizmeti sunulanmerkezlerde artırımlı ücretten yararlananlar hariç olmak üzere, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesiçerçevesinde nöbet ücreti ödenir...." 9. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı2. maddesi şöyledir: “1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile;Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenlertarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tamyargı davaları,c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerindendoğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdarimahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve CumhurbaşkanlığıKararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylemve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.3. (Mülga: 2/7/2018 - KHK-703/185 md.)” 10. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri"üst başlıklı, "A.Koşulları"ve "I. Genel olarak" başlıklı77. maddesi şöyledir: "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, buzenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş birsebebe dayanması durumunda doğmuş olur." 11. 6098 sayılı Kanun'un "B. Geri vermenin kapsamı" üst başlıklı ve "I. Zenginleşenin yükümlülüğü" başlıklı79. maddesi şöyledir: "Sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiğikısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür.Zenginleşen, zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken ileride gerivermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekleyükümlüdür."
12.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun "İcra daireleri" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “(Değişik: 2/7/2012-6352/1 md.)Her asliye mahkemesinin yargı çevresinde yeteri kadar icra dairesi bulunur” 13.
2004 sayılı Kanun’un "İlamsız takip" başlıklı Üçüncü Bap, 42-49. maddelerinde takip yöntemlerigösterilmiş; "Takip talebi ve muhtevası" başlıklı 58. maddesinde, takip talebinin icra dairesine yazı ile veya sözlüolarak veya elektronik ortamda yapılacağına işaret edilmiş, "Ödeme emri ve muhtevası" başlıklı 60. maddesine göre,takip talebi üzerine icra müdürünce ödeme emri düzenleneceği belirtilmiş, Kanun'un 62-65. maddelerinde itiraza ilişkinhükümlere yer verilmiş, 66. maddesinde, süresi içinde yapılan itirazın takibi durduracağı kurala bağlanmıştır. 14. 2004 sayılı Kanun'un "Para borcu ve teminat için takip" başlıklı 42. maddesi şöyledir: "Bir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine dair olan cebri icralar takip talebiyle başlarve haciz yoliyle veya rehnin paraya çevrilmesi yahut iflas suretiyle cereyan eder.(Ek fıkra: 2/7/2012-6352/8 md.) Yabancı devlet aleyhine ilamsız takip yoluna başvurulamaz.(Ek fıkra: 15/8/2017-KHK-694/8 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/8 md.) İdari yargının görevalanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz" 15. 2004 sayılı Kanun'un "a) İtirazın iptali" başlıklı67. maddesi şöyledir: "(Değişik: 18/2/1965-538/37 md.)(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliğitarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağınınvarlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.(Değişik: 9/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu;takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna,davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisindenaşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutunabağlıdır.(Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağınıdava etmek hakkı saklıdır.(Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatıve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 16. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ınBaşkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN,Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 02/12/2024tarihli toplantısında 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdare Mahkemesince, anılanKanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Kanun'un 19. maddesine göre olumsuz görev uyuşmazlığıbulunduğunun ileri sürülebilmesi için davanın “tarafları, konusu ve sebebinin aynı” olması koşulunun öngörüldüğü,buna göre; adli yargı yerinde aynı somut olay nedeniyle borçlunun itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesiistemiyle; buna karşılık idari yargı yerinde kurum zararının tahsili istemiyle dava açılmış ise de; ikinci davanın, ilk davadaverilen karar doğrultusunda oluşturulduğu ve “itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi” istemiyönünden görev uyuşmazlığının doğduğu kanaatine varıldığından ve sonuçta Mahkemece idari yargı dosyasının ekindeadli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. B. Esasın İncelenmesi 17. Raportör-Hakim Şerife ÖZDOĞAN'ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporuile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: 18. Dava, Sarıyer İsmail Bilgin Aile Sağlığı Merkezi 34.30.027 No’lu Aile Hekimliği biriminde sözleşmeli ailesağlığı çalışanı olarak görev yapan davalı gerçek kişiye, eksik çalışılan güne ilişkin yapılan yersizödemenin iadesi amacıylayürütülen icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkartazminatına hükmedilmesi istemiyle açılmıştır. 19. Dosyanın incelenmesinden; Sarıyer İsmail Bilgin Aile Sağlığı Merkezi 34.30.027 No’lu Aile Hekimliğibiriminde sözleşmeli aile sağlığı çalışanı olarak görev yapan davalının, 2022 yılı Haziran ve Temmuz aylarında iki gün
(30/06/2022-01/07/2022 tarihlerinde) göreve gelmemesi nedeniyle hakkında yapılan inceleme neticesinde, görevegelmediği halde tarafına yersiz ödeme yapıldığının tespit edildiği, yapılan bu ödemelerin iadesi amacıyla 684,21 TL kişiborcu çıkarıldığı, borcun davalı tarafından rızaen ödenmemesi üzerine aleyhine asıl alacak ve ferileri toplamı olan 752,90TL'nin tahsili için İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün 2023/34687 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibinegeçildiği, takibindavalının itirazı üzerine durması üzerine, haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkartazminatına hükmedilmesi istemiyle ilk olarak adli yargıda dava açıldığı, adli yargıda verilip kesinleşen görevsizlik kararıüzerine söz konusu kurum zararının tahsili amacıyla idari yargıda dava açıldığı anlaşılmıştır. 20. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, itiraz nedeniyle takibin durması üzerine alacaklıya, itirazıniptali için 2004 sayılı Kanun'da iki yola başvurma olanağı tanınmış olup, bunlardan birincisi 67. maddeye göremahkemeye başvurmak, ikincisi ise 68, ek 68/a ve ek 68/b maddelerine göre tetkik merciinden itirazın kaldırılmasınıistemektir. İncelenen uyuşmazlıkta alacaklı konumundaki davacı idare tarafından, 67. maddeye göre mahkemeyebaşvurmak suretiyle itirazın iptali davası açılmıştır. 21. Yukarıda hükmü yazılı 67. maddeden, sözü edilen mahkeme ile icra dairesinin bulunduğu yargı çevresibakımından bağlı olduğu asliye mahkemesinin anlaşılması ve takip hukukuna özgü bulunan itirazın iptali davasının adliyargı yerinde görülmesi gerektiği açıktır. 22. Diğer taraftan idari yargıda husumet kamu düzenindendir ve kendisine karşı dava açılan taraf, yani davalımutlaka idare olmalıdır. Uyuşmazlık konusu davada husumet yöneltilen davalının gerçek kişi olduğu, idareye husumetyöneltilmesini gerektiren bir konu bulunmadığı ve bu bakımdan da asıl olarak sebepsiz zenginleşme kaynaklı alacağailişkin davanın idari yargı yerinde görülmeyeceği açıktır. 23. Bu duruma göre, idari işlemin iptali veya tam yargı davası niteliğinde olmayan, gerçek şahsa karşı açılan veidareye husumet yöneltilmesini gerektirecek nitelikte olmayan, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır. 24. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, İstanbul 12. İdare Mahkemesinin başvurusununkabulü ile İstanbul 41. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/02/2024 tarih ve E.2023/299, K.2024/104 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. İstanbul 12. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile İstanbul 41. Asliye HukukMahkemesinin 27/02/2024 tarih ve E.2023/299, K.2024/104 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 02/12/2024 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Nilgün
Doğan
Eyüp
YAŞAR
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN