T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS
NO : 2024/529KARAR NO: 2025/112
KARAR TR: 03/02/2025 ÖZET: Karayolunda meydana gelen trafik kazasında uğranılan zararı tazmin eden davacı sigorta şirketinin üçüncü kişilere ödediği bedelin, davalıdan rücuen tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.K A R A R
Davacı
: T. S. A.
Vekili : Av. H. B.
Davalılar
: 1- Karayolları Genel Müdürlüğü (Adli ve İdari Yargıda)Vekili
: Av. N. F. G.
2- Ç. N. İ. T. M. T. v. S. L. Ş.
(Adli Yargıda)I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından sigortalanan
plakalı aracın, sürücüsünün kontrolünde 08/07/2007 tarihinde Aksaray - Adana karayolunda, Aksaray istikametine geçip stabilize bölümde ilerlediği sırada, yolu tamamen kapatan kum yığınına çarpması sonucu ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kazada zarar gören üçüncü kişilere müvekkili şirket tarafından ödeme yapıldığını ifade ederek, ödenen 85.519,83 TL destekten yoksun kalma tazminatından şimdilik 60.000 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi 18/04/2017 tarih ve E.2016/290 sayılı kararı ile, Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın işbu dava dosyasından tefriki ile mahkemenin E.2017/184 sayısına kaydedilmesine karar vermiştir.3. Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi 18/07/2017 tarih ve E.2017/184, K.2017/292 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu, yargı yolunun caiz olmaması gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiş, bu karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:''...Dava, trafik kazasına dayalı maddi tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Esas No : 2024/529 Karar No: 2025/112
HMK'nun 1. maddesi gereğince, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenlenebileceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olmasına göre, görev dava şartlarından olup mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılabileceği gibi, taraflarca ileri sürülmesi mümkündür.İdari Yargılama Usulü Kanun'unun 2/1-b. maddesinde "idari eylem ve işlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarının idari yargının görevi" dahilinde olduğu öngörülmüştür. Somut davaya gelince, davaya konu kazanın Aksaray-Adana karayolunda stabilize yolda yolu tamamen kapatacak şekilde yola dökülmüş kum yığınına aracın çarpması şeklinde olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Görev ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 110.maddesinde, "işleteni veya sahibi devlet veya diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanlar dahil bu Kanundan doğan sorumluluk davaları Adli Yargı'da görülür. Zarar görenin kamu görevi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez, hemzemin geçitte meydana gelen trafik kazalarında da bu kanun hükmü uygulanır" hükmü yer almaktadır.Yukarıdaki Yasa maddesinden, kamuya ait araçların sebebiyet verdiği trafik kazalarından doğan zararlara karşı açılacak davaların Adli Yargı'da görülmesi öngörülmektedir. İdarelerin hizmet kusuruna dayanılarak oluştuğu ileri sürülen zararların tazmini istemi ile açılan davaların 2918 sayılı Yasanın 110.maddesi ile bir ilgisi olmadığından bu davaların İdari Yargı'da açılması ve görülmesi gerektiği kanaati oluşmuştur (Adana Bölge İdare Mahkemesinin 24/10/2011 tarih 2011/4367 E -4570 sayılı kararı, İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 10/02/2012 tarih 2012/1549 E-2934 sayılı kararı) . Yapılan bu tespitlere göre, davaya konu kazanın idari yargının görevinde olduğu kanaatine varıldığından yargı yolu nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Yargı yolu nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE,...''4. Davacı vekili bu kez, aynı istemle idari yargı yerinde Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine dava açmıştır.
B. İdari Yargıda5. Ankara 14. İdare Mahkemesi 16/08/2023 tarih ve E.2023/1457, K.2023/1877 sayılı kararı ile, ''hizmetin görüldüğü ve eylemin yapıldığı yer olan Konya ilinin idari yargı yeri bakımından bağlı bulunduğu Konya İdare Mahkemesinin yetkili olduğu'' gerekçesiyle, 2577 sayılı Kanun'un 15/1-a maddesi uyarınca davanın yetki yönünden reddine, dosyanın yetkili ve görevli Konya İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.6. Konya 3. İdare Mahkemesi 27/09/2023 tarih ve E.2023/932 sayılı kararı ile, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiş, Mahkememizin 18/12/2023 tarih ve E.2023/581, K.2023/727 sayılı kararı ile; ''Konya 3. İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca Uyuşmazlık Mahkemesine başvurabilmesi için, adli yargı yerince aynı konuda verilmiş kesin veya kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunması gerekirken, adli yargı yerince aynı konuya ilişkin olarak verilmiş bir görevsizlik kararı
Esas No : 2024/529 Karar No: 2025/112
bulunduğu halde bu kararın kesinleşmediği'' gerekçesiyle, idari yargı yerince yapılan başvurunun, idari yargı yerinde açılan davanın öncesinde adli yargı yerince aynı konuda verilmiş ve kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmadığı anlaşıldığından, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesinde belirtilen koşulların oluşmaması nedeniyle, aynı Kanun’un 27. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.7. Konya 3. İdare Mahkemesi 12/02/2024 tarih ve E.2023/932, K.2024/171 sayılı kararı ile, adli yargıda açılan davanın henüz kesinleşmediği gerekçesiyle davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar vermiş, bu karara karşı istinaf talebinde bulunulmuştur.8. Konya Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi 18/09/2024 tarih ve E.2024/845, K.2024/1279 sayılı kararı ile, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, farklı yargı alanlarında açılan davalarda derdestlik değerlendirilmesi yapılamayacağı gerekçesiyle istinaf talebinin kabulüne ve mahkeme kararının kaldırılmasına karar vermiştir.9. Konya 3. İdare Mahkemesi 16/10/2024 tarih ve E.2024/1588 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dava dosyalarının Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:"...Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemiyle yapılan itiraz başvurularını inceleyen Anayasa Mahkemesi, 26/12/2013 tarih ve E:013/68, K:2013/165 sayılı kararında "2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır." denilerek anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir. Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin E.2023/376, K.2023/541 no'lu kararı ve E.2023/29, K.2023/294 no'lu kararlarında "Kanun koyucunun idari yargının görev alanına giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. Maddesinin birinci fıkrası ile 2918 sayılı Kanun'dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargının görev alanına girmesi yönünden verilmiş bir karardır" denilerek halefiyet hallerininde yer aldığı sorumluluk davalarına ilişkin uyuşmazlıkların tamamının adli yargının görev alanında olduğunu ifade etmektedir.Bu durumda, Karayolları Trafik Kanunu'nda tanımlanan karayolunda gerçekleşen bir trafik kazasında sigorta şirketinin halefiyet prensibine dayanarak kusurlu üçüncü kişilere karşı açacakları tüm sorumluluk davalarında görevli yargı kolunun adli yargı olduğudan davanın adli yargı yerinde görüleceği sonucuna varılmıştır..."10. Konya 3. İdare Mahkemesi, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dava dosyasını ekinde adli yargı dosya sureti ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine göndermiştir.
Esas No : 2024/529 Karar No: 2025/112
III. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat 11. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir: "Bu Kanunun amacı, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir."12. 2918 sayılı Kanun'un "Kapsam" başlıklı 2. maddesi şöyledir:"Bu Kanun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsar.Bu Kanun, karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;a) Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile,b) Erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da,Bu Kanun hükümleri uygulanır."13. 2918 sayılı Kanun'un, “Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri” başlıklı 7. maddesinin ilgili kasımları şöyledir:“Karayolları Genel Müdürlüğünün bu Kanunla ilgili görev ve yetkileri şunlardır:a)Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak,b)Tüm karayollarındaki işaretleme standartlarını tespit etmek, yayınlamak ve kontrol etmek,c)(Mülga: 17/10/1996-4199/47 md.)d)Trafik ve araç tekniğine ait görüş bildirmek, karayolu güvenliğini ilgilendiren konulardaki projeleri incelemek ve onaylamak,e)Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında, İçişleri Bakanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle, yönetmelikte belirlenen hız sınırlarının üstünde veya altında hız sınırları belirlemek ve işaretlemek,f)Trafik kazalarının oluş nedenlerine göre verileri hazırlamak ve karayollarında, gerekli önleyici teknik tedbirleri almak veya aldırmak,g)Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında trafik güvenliğini ilgilendiren kavşak, durak yeri, aydınlatma, yol dışı park yerleri ve benzeri tesisleri yapmak, yaptırmak veya diğer kuruluşlarca hazırlanan projeleri tetkik ve uygun olanları tasdik etmek,h)Yetkili birimlerce veya trafik zabıtasınca tespit edilen trafik kaza analizi sonucu, altyapı ve yolun fiziki yapısı ile işaretlemeye dayalı kaza sebepleri göz önünde bulundurularak önerilen gerekli önlemleri almak veya aldırmak,i)(Mülga: 3/5/2006 – 5495/4 md.)j)(Değişik: 17/10/1996-4199/5 md.) Trafik zabıtasının görev ve yetkileri saklı kalmak üzere Bu Kanunun 13,14,16,17,18,47/a ve 65 inci maddeleri hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında suç veya ceza tutanağı düzenlemek; 47 nci maddenin (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen kural ihlallerinin tespiti halinde, durumu bir tutanakla belirlemek ve gerekli işlemin yapılması için en yakın trafik kuruluşuna teslim etmek,
Esas No : 2024/529 Karar No: 2025/112
k)(Ek:18/10/2018-7148/14 md.) Bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır...”14. 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesi şöyledir: “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir” 15. 2918 sayılı Kanun'un geçici 21. maddesi şöyledir: “(Ek: 11/1/2011-6099/15 md.) Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” B. Yargı Kararı16. 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, 26/12/2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararında şu gerekçe ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket
Esas No : 2024/529 Karar No: 2025/112
eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…”IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme17. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 03/02/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdare Mahkemesince anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Mahkemece idari yargı dosyasının ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi18. Raportör-Hakim Gülay DOĞAN'ın davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:19. Dava, davacı şirket tarafından sigortalanan aracın yola dökülmüş kum yığınına çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğinden bahisle, kazada zarar gören üçüncü kişilere davacı şirket tarafından ödenen tazminatın bir kısmının faizi ile birlikte rücuen tahsili istemiyle açılmıştır. 20. Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, kanun koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca, başta Uyuşmazlık Mahkemesi olmak üzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. 21. 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin işaret edilen kararı ve tazminat istemine ilişkin davanın maddenin yürürlük tarihinden sonra açıldığı hususu gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın rücuen tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Esas No : 2024/529 Karar No: 2025/112
22. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Konya 3. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/07/2017 tarih ve E.2017/184, K.2017/292 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Konya 3. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/07/2017 tarih ve E.2017/184, K.2017/292 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,03/02/2025 tarihinde, Üye Ahmet ARSLAN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Nilgün
Doğan
Eyüp
GÜLEÇ
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN
Esas No : 2024/529 Karar No: 2025/112
KARŞI OY İdarenin kendi kuruluş Kanunu'nda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması karşısında uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevli kabul eden çoğunluğun kararına katılmıyorum.
Üye
Ahmet ARSLAN