T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/545KARAR NO: 2025/180
KARAR TR: 03/03/2025 ÖZET: Kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş olan MESKİ'nin hizmet kusurundan kaynaklı zararın tazmini talebiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.K A R A R
Davacı
: H. S. A. Ş.Vekili
: Av. M. T.Davalılar: 1- Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı Vekili
: Av. D. D.
2- Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Vekili
: Av. B. C. E.I. DAVA KONUSU OLAY
1.Davacı vekili, müvekkili tarafından sigortalanan iş yerinin bodrum katına 22/07/2022 tarihinde, kanalizasyon şebekesinin yetersiz kalması sonucu geri tepen kanalizasyon sularının bina içerisine girişi ile, iş yerindeki eşyalara zarar verdiğini ileri sürerek, meydana gelen zarara karşılık 7.725 TL hasar bedelinin, ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.2. Davalıların vekilleri, süresinde sundukları cevap dilekçelerinde, davanın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğunu ileri sürerek, yargı yolu itirazında bulunmuştur.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda3. Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 19/09/2024 tarih ve E.2023/269 sayılı kararı ile, davada mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle, davalılar yargı yoluna ilişkin itirazının reddine karar vermiştir.4. Davalılardan MESKİ Genel Müdürlüğü vekili tarafından, süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması talebiyle başvurulması üzerine dilekçe, dava dosyası ile birlikte Danıştay Başsavcılığına gönderilmiştir.B. Olumlu Görev Uyuşmazlığı Çıkarılmasına İlişkin Danıştay Başsavcılığı Talebi5. Danıştay Başsavcısı, idari eylemden doğan zararın tazmini talebiyle açılan davanın idari yargı yerince yapılması gerektiği görüşüyle, 2247 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına karar vererek, dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesine göndermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...2560 sayılı Kanun uyarınca kurulmuş olan su ve kanalizasyon idarelerinin kamu tüzel kişisi oldukları ve yapmakla yükümlü bulundukları alt yapı hizmetlerinin kamu hizmeti niteliği taşıdığı açıktır. Bir başka anlatımla, su ve kanalizasyon idareleri kamu hizmeti olan alt yapı hizmetlerini idare hukuku ilke ve kurallarına göre kamusal yetki kullanarak yapmak ve
Esas
No : 2024/545Karar No : 2025/180
sürdürmekle görevlidirler. Bu idareler yürütmekle kanunen yükümlü kılındıkları bu görevler açısından Türk Ticaret Kanununa göre tâcir sayılamayacakları gibi, özel hukuka tâbi bazı iş ve işlemlerinin mevcut olması bu idarelerin kamu hizmeti niteliği taşıyan alt yapı hizmetlerinden doğan sorumlulukları bakımından idare hukuku ilke ve kurallarına tâbi tutulmalarına engel teşkil etmemektedir.Davalı idarenin sorumluluğunda bulunan kanalizasyonun tıkanması nedeniyle davacı şirket sigortalısına ait iş yerinin hasar gördüğünden bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddî zarara ilişkin tazmin sorumluluğu, özel hukuktan kaynaklanan bir sorumluluk olmayıp, davalı idarenin alt yapı hizmetini kusurlu yürütmesinden kaynaklandığı iddiasına dayandığından; idare hukuku kurallarına göre değerlendirilmesi gereken bir sorumluluktur.Bu itibarla; uğranıldığı ileri sürülen zarar, 2560 sayılı Kanun uyarınca kamu tüzel kişisi olan Mersin Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün Kanunla belirlenmiş olan alt yapı tesisini kurma ve işletme görevi kapsamında sunmuş olduğu kamu hizmetinin kötü işlemesi, hiç işlememesi ya da eksik işlemesi biçiminde ortaya çıkan hizmet kusurunun mevcut olup olmadığının veya idarenin kusursuz sorumluluğu bulunup bulunmadığının tespitini gerektirdiğinden ve bu hususların belirlenmesi idare hukuku esaslarına göre yapılabileceğinden, idarî eylemden doğan zararın tazmini talebiyle açılan bu davanın görüm ve çözümünde 2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanununun 2. maddesinin (1-b) işaretli bendi uyarınca idarî yargı mercii görevli bulunmaktadır.Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesinin 08/07/2024 tarihli ve E:2024/51, K:2024/295 sayılı kararı da bu yöndedir..."
6. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca, 2247 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının da yazılı düşüncesi istenilmiştir. III. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCELERİA. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi7. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, davanın görüm ve çözümünün idari yargı yerine ait olduğu yönünde yazılı düşünce vermiştir. Yazılı düşüncenin ilgili kısmı şöyledir:"...Bilindiği gibi, 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere İSKİ Genel Müdürlüğü kurulduğu, İSKİ’nin, İBB'ye bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş olduğu, İSKİ personelinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi bulunduğu belirtilmiş; 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde “b) Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek,”, (d) bendinde “Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak’ İSKİ'nin görev ve yetkileri arasında sayılmış; 4. maddesinde, İBB Meclisinin, İSKİ Genel Kurulu olarak görevli ve yetkili olduğu açıklanmış, Ek 5. maddesinde (05.06.1986 - 3305/3 md. ile gelen Ek 4. madde hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.), bu Kanun'un diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı belirtilmiştir.2560 sayılı Kanun'un 1. maddesinin açık hükmü karşısında davalı MESKİ Genel Müdürlüğünün bir kamu tüzel kişisi olduğu ve bir kamu hizmetin ifası ile görevlendirildiği kuşkusuzdur.İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projenin hukuka aykırı olduğu nedeniyle iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak davalar ile idarenin aynı plan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal,
Esas
No : 2024/545Karar No : 2025/180
baraj, suyolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak davaların görüm ve çözümünün, iptal ve tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.Olayda, davacı tarafından sigortalanan iş yerinde, kanalizasyon şebekesinin yetersiz kalması sonucu geri tepen kanalizasyon sularının bina içerisine girişi ile gerçekleştiği iddia edilen olay sonucu iş yerinde meydana gelen zararın faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış olup, bununla birlikte idarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişinde nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusurunun hizmetin kötü işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleştiği ve bunun idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açtığında kuşku bulunmamaktadır.Öte yandan, kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin, hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde “İdari dava türleri” arasında sayılan “İdari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası” kapsamında, idari yargı yerince çözümlenmesi gerekmektedir.Uyuşmazlık Mahkemesinin 28.11.2022 tarihli ve 2022/366 E., 2022/629 K. sayılı kararında da benzer hususlar vurgulanmıştır.Yukarıdaki açıklamalara göre, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Bu nedenle, Danıştay Başsavcılığının 2247 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince yapmış olduğu başvurunun kabulü ile Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.09.2024 tarihli ve 2023/269 E. sayılı görevlilik kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir..."IV. İLGİLİ HUKUK8. Anayasa'nın "B.Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:"İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür."9. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrası şöyledir : "1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.10. 5216 sayılı Büyük Şehir Belediyesi Kanunu'nun "Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasının (r) bendi şöyledir: "Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:...
Esas
No : 2024/545Karar No : 2025/180
r) Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak."11. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Kuruluş" başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"(Değişik: 7/2/1983-KHK 56/1 md.; Aynen kabul: 23/5/1984 - 3009/1 md.)İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü kurulmuştur. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü bu Kanunda İSKİ olarak anılır. Genel Müdürlüğün hizmeti, İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin görev alanı ile sınırlıdır. Ancak, şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetler, büyük şehir belediye sınırları dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütülür. Ayrıca İçişleri ile Bayındırlık ve İskan bakanlıklarının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu anasistem ile ilgili başka belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini de bu Genel Müdürlüğe verebilir. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir."12. 2560 sayılı Kanun'un "Görev ve yetkiler" başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"İSKİ'nin görev ve yetkileri şunlardır:a) İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek,b) Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek,c) Bölge içindeki su kaynaklarının, deniz, göl, akarsu kıyılarının ve yeraltı sularının kullanılmış sularla ve endüstri artıkları ile kirletilmesini, bu kaynaklarda suların kaybına veya azalmasına yol açacak tesis kurulmasını ve bu tür faaliyetlerde bulunulmasını önlemek, bu konuda her türlü teknik, idari ve hukuki tedbiri almak,d) Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak,e) Her türlü taşınır ve taşınmaz malı satın almak, kiralamak, ekonomik değeri kalmamış araç ve gereçleri satmak, İSKİ'nin hizmetleriyle ilgili tesisleri doğrudan doğruya yahut diğer kamu veya özel kuruluşlarla ortak olarak kurmak ve işletmek, bu maksatla kurulmuş veya kurulmakta olan tesislere iştirak etmek,f) Kuruluş amacına dönük çalışmaların gerekli kılması halinde her türlü taşınmaz malı kamulaştırmak veya üzerinde kullanma hakları tesis etmek."13. 2560 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi şöyledir: "(5/6/1986 - 3305/3 md. ile gelen Ek 4 üncü madde hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.)Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır."
Esas
No : 2024/545Karar No : 2025/180
14. 2560 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesi şöyledir: "(Değişik: 7/2/1983 - KHK 56/7 md.; Aynen kabul: 23/5/1984-3009/8 md.)Diğer büyükşehir belediyelerinde kurulacak su ve kanalizasyon idarelerinin adına, kadrolarına, mevcut personelinin ve mal varlığının devrine ilişkin esaslar Cumhurbaşkanı kararı ile tespit edilir."IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme15. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 03/03/2024 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalılardan Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekilinin, anılan Kanun'un 10/2. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısınca, 10. maddede öngörülen biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.B. Esasın İncelenmesi16. Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN'ın davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: 17. Dava, davacı tarafından sigortalanan iş yerinde, kanalizasyon şebekesinin yetersiz kalması sonucu geri tepen kanalizasyon sularının bina içerisine girişi ile gerçekleştiği iddia edilen olay sonucu iş yerinde meydana gelen zararın faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.18. Kamu hizmetini yürüten davalının bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanması gerekmektedir.19. İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projenin hukuka aykırı olduğu nedeniyle iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak davalar ile idarenin aynı plan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak davaların görüm ve çözümünün, iptal ve tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu; idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu, özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men’i ve meydana gelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.20. Kamu hizmetinin sunulması esnasında, hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi, kötü işlemesi gibi durumlar, idarenin hizmet kusuru olarak adlandırılır. Bu kapsamda bireyler nezdinde
Esas
No : 2024/545Karar No : 2025/180
gerçekleşen zararların da, idarenin kusura dayanan sorumluluğu sebebiyle tazmini gerekmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır.21. Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin 09/09/1993 tarih ve 504 sayılı kanun hükmünde kararname ile kuruluşunun ardından, Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MESKİ) Mersin Belediyesi'nin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere Bakanlar Kurulu'nun 04/05/1995 tarih ve 95/6750 sayılı kararı ile kurulmuştur. Hizmet alanı Mersin Büyükşehir Belediyesinin görev alanı ile sınırlı olan MESKİ, kentin yararlandığı ancak sınırlar dışında kalan su kaynaklarının korunmasına ilişkin çalışmaları da yürütmekte görevlidir. Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi, Mersin Büyükşehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluştur.22. Buna göre yukarıda anılan mevzuat hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca, kamu tüzel kişiliğini haiz Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün, faaliyet alanı içerisine giren kamu hizmetini yerine getirirken oluştuğu iddia edilen zararın tazmini istemiyle açılan davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.23. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak Danıştay Başsavcısınca yapılan başvurunun kabulü ile davalılardan MESKİ Genel Müdürlüğü vekilinin görev itirazının reddine ilişkin Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/09/2024 tarih ve E.2023/269 sayılı kararının kaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Danıştay Başsavcısınca yapılan başvurunun kabulü ile davalılardan MESKİ Genel Müdürlüğü vekilinin görev itirazının reddine ilişkin Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/09/2024 tarih ve E.2023/269 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 03/03/2025 tarihinde Üye Nilgün TAŞ'ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Nilgün
Doğan
Eyüp
YAŞAR
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN
Esas
No : 2024/545Karar No : 2025/180
KARŞI OYDavacı tarafından açılan iş bu davada, davalı Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğunda bulunan davalı idarenin hizmet alanı kapsamındaki davacı tarafından iş yeri sigortası ile sigortalanan iş yerinde yoğun yağış nedeniyle kanalizasyon tıkanması nedeniyle oluşan maddi zararın ödenmesi nedeniyle olayda sorumluluğu olan davalıdan rücuan tazminat istemiyle açılmıştır.Uyuşmazlığın taraflarına baktığımızda bir davacını sigorta şirketi davalının ise özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren kamu hukuku tüzel kişisi olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Uyuşmazlık açısından davalının vasfı daha önemli olup, davalı özel kanunla kurulan bir kamu hukuku tüzel kişisidir.Davalı Meski Genel Müdürlüğü, bir kamu kurumudur ve Mersin Büyükşehir Belediyesine bağlıdır. Davalı kamu kurumu olup kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarım özel hukuk kuralları altında yapmaktadır. TTK’nın 16. maddesinde, kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir.Bu açıklamalar ışığında, davalılardan MESKİnin bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı; ancak, çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatım taşıdığı benimsenmelidir. Haksız eylem niteliğindeki tutumundan kaynaklanan uyuşmazlığın da, adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir. Bu yönde yargısal uygulamalar yerleşiktir. (HGK’ nun 21.9.1983 gün ve 1980/11-2721; 1983/823 ile 29.11.1995 gün ve 1995/11-647; 1995/1043 sayılı kararlan).İdari yargı yerlerinde açılacak davalarda husumetin kimlere yöneltileceğini düzenleyen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2. maddesi gereğince idari yargı yerlerinde sadece ilgili idareye karşı dava açılabilir. Özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler hakkında idare mahkemelerinde dava açılamaz. Davacı, faaliyetini özel hukuk hükümlerine göre yürüten davalının haksız eylemi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürüp istekte bulunduğuna göre davanın görüm ve çözüm yeri idari yargı yeri olmayıp adli yargı, yeridir(Y. 4. HD, 19.02.2014 Tarih ve 2014/2006 E, 2014/2735 K).Tüm bu hususlar dikkate alındığında, davaya konu uyuşmazlığın adli yargının görev alanına girdiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyorum.
Üye
Nilgün
TAŞ