T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/552KARAR NO: 2025/106
KARAR TR: 03/02/2025 ÖZET: Görev uyuşmazlığına konu edilen adli yargı kararı henüz kesinleşmediğinden 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen adli ve idari yargı yerlerince verilen kararların kesin veya kesinleşmiş olması koşulunu taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca REDDİ gerektiği hk.K A R A R Davacı
: E. T. T. v. S. A. Ş.
Vekili
: Av. S. H. R.
Davalılar
:1- Fatih Belediye Başkanlığı Vekili
: Av. S. E.
2- İstanbul Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. F. Ş.
I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, "İ. C. R. A. C." markası altında araç kiralama işi, müvekkili şirkete ait
plaka sayılı aracın Aksaray Bölgesinde seyir halinde iken, yol üzerinde selde kalması sonucunda araçta hasar meydana geldiğini, aracın kullanılmaz hale gelmesine sebep olan su baskınının davalıların ihmalinden kaynakladığını, bu hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, şirkete ait olan aracın hurda haline gelen aracın, mevcut haliyle değerinin 21.900 TL, hasarsız halde piyasa rayiç değerinin 72.000 TL olduğunu, hasarsız eş değerinin çıkarılmasıyla müvekkili şirketin zararının 50.100 TL olduğunu, hasarın tahsili için davalı belediyelere Üsküdar 16. Noterliğinin 30595 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile başvurulduğunu ancak davalılar tarafından talebin reddedildiğini ileri sürerek, 50.100 TL tazminatın davalılardan tahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda2. İstanbul 10. İdare Mahkemesi 12/06/2019 tarih ve E.2019/148 K.2019/1297 sayılı karar ile, 2918 sayılı Kanun'un 110. Maddesinin 1. Fıkrasının iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunu reddeden Anayasa Mahkemesi kararına da yer vermek suretiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:''...Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, bakılmakta olan davanın, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün yol yapımı, bakımı ve işletilmesi ile görevli ve sorumlu olduğu karayolunda trafik düzeni ile güvenlik önlemlerini almaması (işaretleme, uyarıcı levha, dubalama vs.) ve yağmur suyunun tahliyesi amacıyla drenaj sisteminin yeterli olmaması nedeniyle yağıştan dolayı yoldaki su baskınından kaynaklandığı ve bu nedenle de iş bu uyuşmazlığın 2918 sayılı Kanun'dan doğan bir sorumluluk davası niteliğinde olduğu, dolayısıyla araçta oluşan hasar
Esas No : 2024/552 Karar No: 2025/106
nedeniyle açılacak sorumluluk davasının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu,
plakalı aracın seyir halindeyken İstanbul, Aksaray istikametinde yol üzerinde biriken su nedeniyle araçta meydana gelen hasar nedeniyle oluşan zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır...''3. Davacı vekili bu kez, aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır. B. Adli Yargıda4. İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 10/01/2022 tarih ve E.2019/246, K.2022/12 sayılı kararı ile, işin esasını inceleyerek "olay günü meydana gelen yağışın doğal afet niteliğinde olması sebebiyle oluşan hasar ile davalıların illiyet bağı bulunmadığı'' gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 14/02/2024 tarih ve E.2022/1298, K.2024/621 sayılı kararı ile, dava konusu uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden mahkeme kararının kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:''...Davacı vekili, davalı idarelerin ihmali sebebiyle aracın kullanılamaz hale geldiğini belirterek uğranılan zararın tazmini talebinde bulunmuştur.Davalı belediyeler birer kamu tüzel kişisidirler. Bu tüzel kişiliğin eylem ve işlemleri kamusal nitelikte olup kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. Talebin ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre davanın anılan davalılara yöneltilmesinin sebebi de, davalı idarelerin hizmet kusurudur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesi gereğince bu tür istemlerin tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılacak davada ileri sürülmesi gerekir.
Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu benimsenerek yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği sebebiyle yargı uyuşmazlığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemektedir (Aynı doğrultuda Yargıtay 4.HD'nin 2015/12910 E.- 2015/13450 K., 2016/4385 E - 2016/6409 K.
Sayılı ilamları ve Dairemizin 2022/1815 E.- 2022/2189 K. Sayılı ilamı). Bu sebeplerle davacı vekilinin istinaf talebinin usulen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin istinaf talebinin usulen kabulü ile, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın esası ve diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine...''6. İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 26/02/2024 tarih ve E.2024/140, K.2024/148 sayılı kararı ile, dava konusu uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden, davanın usulden reddine karar vermiş ve bu karar henüz kesinleşmemiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:"...Dava; Sel baskını sebebiyle davacının aracında meydana gelen zararın tazmini talebine ilişkindir.Mahkemece mücbir sebep gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili, davalı idarelerin ihmali sebebiyle aracın kullanılamaz hale geldiğini belirterek uğranılan zararın tazmini talebinde bulunmuştur.Davalı belediyeler birer bir kamu tüzel kişisidirler. Bu tüzel kişiliğin eylem ve işlemleri kamusal nitelikte olup kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. Talebin ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre davanın anılan davalılara yöneltilmesinin sebebi de, davalı idarelerin hizmet kusurudur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesi gereğince bu tür istemlerin tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılacak davada ileri sürülmesi gerekir.
Esas No : 2024/552 Karar No: 2025/106
Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu benimsenerek yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği sebebiyle yargı uyuşmazlığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemektedir (Aynı doğrultuda Yargıtay 4.HD'nin 2015/12910 E.- 2015/13450 K.,2016/4385 E -2016/6409 K. Sayılı ilamları ve Dairemizin 2022/1815 E.- 2022/2189 K. Sayılı ilamı)" gerekçesi ile kaldırılmakla uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu anlaşılmakla davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;1-)Davanın USULDEN REDDİNE,...''7. Davacı vekilinin, 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesine göre doğduğunu öne sürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvuruda bulunması üzerine, İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesince, dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.
III. İLGİLİ HUKUK8. Anayasa'nın "Uyuşmazlık Mahkemesi" başlıklı 158. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Uyuşmazlık Mahkemesi adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir..." 9. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un "Mahkemenin görevi" başlıklı 1. maddesi şöyledir:“Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir.
Özel kanun uyarınca hakeme başvurulmasının zorunlu olduğu hallerde, eğer hakemlik görevi hakim tarafından yerine getirilmiş ise bu merci, davanın konusuna göre, yukarıdaki fıkrada yazılı adli veya idari yargı mercilerinden sayılır."10. 2247 sayılı Kanun’un "Olumsuz görev uyuşmazlığı" başlıklı 14. maddesi şöyledir:“Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir. Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca (…) ileri sürülebilir...”11. 2247 sayılı Kanun'un "İncelemede izlenecek sıra" başlıklı 27. maddesi şöyledir : "Uyuşmazlık Mahkemesinin, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceleyeceği; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddeder."IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme 12. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ’in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 03/02/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesi kapsamında davacı vekili tarafından başvuru yapıldığının görüldüğü, Raportör- Hakim
Esas No : 2024/552 Karar No: 2025/106
Gülay DOĞAN'ın anılan Kanun’da öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın başvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:13. Mevzuat kısmında belirtilen düzenlemelere göre, davanın taraflarınca 14. madde kapsamında Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulabilmesi için, adli ve idari yargı yerlerince, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada yargı yolu bakımından verilmiş görevsizlik kararlarının kesin veya kesinleşmiş olması gerekmektedir.14. Dosyaların incelenmesinden, olumsuz görev uyuşmazlığına konu edilen iki karardan idari yargı kararının kesinleşmiş olduğu, İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararıyla ilgili dosyada kesinleşme şerhi bulunmadığından, Mahkemesinden kararın kesinleşip kesinleşmediğinin sorulduğu, Mahkeme tarafından Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilen 16/12/2024 tarihli cevabi yazıda kararın kesinleşmediğinin belirtildiği, Mahkememizce UYAP üzerinden yapılan kontrolde de görevsizlik kararının kesinleşmediğinin teyit edildiği anlaşılmıştır. 15. Bu durumda adli yargı yerince görevsizlik kararı verildiği halde bu kararın kesinleşmediği dikkate alındığında; idari ve adli yargı yerleri arasında görev uyuşmazlığı oluştuğundan söz etmenin de mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla olayda, 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen adli ve idari yargı yerlerince verilen "kararların kesin veya kesinleşmiş olması" koşulu gerçekleşmemiştir.16. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan başvurunun, aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca reddi gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca REDDİNE, 03/02/2025 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Nilgün
Doğan
Eyüp
GÜLEÇ
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN