T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/123KARAR NO: 2025/289
KARAR TR: 08/04/2025 ÖZET: İdare Mahkemesince verilen iptal kararının uygulanmadığından bahisle, ilgili personel hakkında suç duyurusunda bulunulması üzerine, ilgililer hakkında soruşturma izninin verilmesinden sonra Cumhuriyet Başsavcılığı ve kolluk görevlilerinin görevlerini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle, oluştuğu ileri sürülen manevi zararın tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.K A R A R
Davacı
: ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited ŞirketiDavalılar : 1- İçişleri Bakanlığı
2- Adalet BakanlığıI. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı, Silivri Belediye Başkanlığının 18/08/2011 tarih ve 1265 No'lu Encümen kararı ile 25/08/2011 tarih ve 1324 No'lu Encümen kararının iptali istemiyle açılan davada İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 31/10/2012 tarih ve E.2011/2181, K.2012/1953 sayılı kararı ile söz konusu kararların iptal edildiğini, kararın Danıştay tarafından onandığını, söz konusu kararın uygulanmadığından bahisle 21/08/2017 tarihli dilekçe ile Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına ilgili belediye personeli hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, 2017/8833 No'lu ön soruşturma dosyasında 20/11/2017 tarihinde soruşturma izin talebinde bulunulduğunu, İçişleri Bakanlığınca şikayetin işleme konulmaması kararı süreci, Danıştay Birinci Dairesinin kararı kaldırması süreci, İçişleri Bakanlığındaki yeni süreç sonucunda 33 kişiye soruşturma izni verildiğini, Danıştay Birinci Dairesinde soruşturma izinlerine itiraz sürecinin tamamlanarak kararın verilmesinin 5 yıl 9 ay sürdüğünü ve kendisine 08/05/2023 tarihinde tebliğ edildiğini, soruşturma izin talebi süreci boyunca yaşananlar nedeniyle İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı aleyhine Danıştay'da devlet aleyhine tazminat davası açıldığını, davanın görev yönünden reddedilerek dosyanın Ankara İdare Mahkemesine gönderildiğini ve E.2024/27 No'lu dava dosyasının açıldığını belirterek, soruşturma izninin sonuçlanarak kendisine tebliği sonrasında görevin gereklerini yerine getirmeyen Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, Silivri İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Silivri İlçe Jandarma Komutanlığı ile soruşturma izni sürecinde görevin gereklerine aykırı davranan İstanbul Valiliği, İstanbul Valiliği İl Mahalli İdareler Müdürlüğü aleyhine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda2. İstanbul 10. İdare Mahkemesi 13/09/2024 tarih ve E.2024/1720, K.2024/1467 sayılı kararı ile, davanın soruşturma izni verilmesi sürecine ilişkin kısmı yönünden derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine, davanın ceza soruşturması sürecine ilişkin
Esas No : 2025/123 Karar No: 2025/289
kısmının ise, 2577 sayılı Kanun'un 14/3-a ve 15/1-a maddeleri uyarınca görev yönünden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... Somut olayda, Cumhuriyet savcısı adına işlem yapan kolluk personelinin adli kolluk faaliyeti sırasında olayla ilgili işlemleri gereği gibi yerine getirmediği, ceza soruşturmasının sürüncemede bırakıldığından bahisle tazminat talep edildiği gözetildiğinde, açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu, meydana gelen zararların tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesinin 03/06/2024 gün ve E:2024/105, K:2024/255 sayılı kararı da bu yöndedir.Açıklanan nedenlerle ;1. Davanın soruşturma izni verilmesi sürecine ilişkin kısmı yönünden derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine,2. Davanın ceza soruşturması sürecine ilişkin kısmının ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14/3-a ve 15/1-a maddeleri uyarınca görev yönünden reddine, ..." 3. Davacı bu kez, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/8833 No'lu dosya kapsamında 20/11/2017 tarihli soruşturma izninin sonuçlanarak 08/05/2023 tarihinde tebliği sonrasında, görevin gereklerini yerine getirmeyen Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, Silivri İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Silivri İlçe Jandarma Komutanlığı aleyhine fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL manevi tazminat ve yasal faizin ödenmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.B. Adli Yargıda4. İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 08/10/2024 tarih ve E.2024/313, K.2024/307 sayılı kararı ile, HMK'nın 2., 114/1-b ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine, uyuşmazlık bakımından idari yargı mercileri görevli olduğundan yargı yolunun caiz olmaması sebebi ile Mahkemelerinin yargı yolu bakımından görevsizliğine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının talebinin idari eylem ve işlemlerden dolayı tazminatın tahsiline yönelik olduğu, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesinin, ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturacağı, bu durumda sorumlunun kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olduğu, davanın o kurum aleyhine açılması gerektiği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 2/1-b maddesi gereğince idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarının idari dava niteliğinde olduğu, işbu dava yönünden idari yargının görevli olduğu, davalılar aleyhine açılan işbu davanın mezkur madde hükmü doğrultusunda tam yargı davası ve idari dava niteliğine haiz olduğu, davanın 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde belirtilen dava türlerinden olması nedeniyle uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği anlaşılmış ve belirtilen tüm hususlar doğrultusunda, davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, eldeki uyuşmazlık bakımından idari yargı mercileri görevli olduğundan yargı yolunun caiz olmaması sebebi ile Mahkememizin yargı yolu bakımından görevsizliğine, 6100 sayılı HMK'nin 114/1-b maddesi uyarınca davada idari yargının görevli olması nedeniyle usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, yargı yolunun caiz olmaması ve dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nin 115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine..."5. Davacı, 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre doğduğunu öne sürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvurması üzerine, İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesince dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.
Esas No : 2025/123 Karar No: 2025/289
III. İLGİLİ HUKUK6. Anayasa'nın "Yargı yetkisi" başlıklı 9. maddesi şöyledir: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."7. Anayasa'nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:“Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”8. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat” üst başlığı altında düzenlenen “Tazminat istemi” başlıklı 141. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“ (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler....(3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.”9. 5271 sayılı Kanun'un“Tazminat isteminin koşulları” başlıklı 142. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:“ (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. (2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.….”10. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi” başlıklı 160. maddesi şöyledir:“(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.”11. 5271 sayılı Kanun'un“Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri” başlıklı 161. maddesi şöyledir:“(1) Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî görevi
Esas No : 2025/123 Karar No: 2025/289
gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından söz konusu işlemi yapmasını ister.(2) Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.(3) Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir. (Ek cümle: 25/5/2005 - 5353/24 md.) Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.(4) Diğer kamu görevlileri de, yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri, talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizin temin etmekle yükümlüdür.(5) Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır. Vali ve kaymakamlar hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri, en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü uygulanır.(6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/9 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/8 md.) Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yapılır.(7) (Ek: 31/3/2011-6217/21 md.) Yetkisizlik kararı ile gelen bir soruşturmada Cumhuriyet savcısı, kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine varırsa yetkisizlik kararı verir ve yetkili savcılığın belirlenmesi için soruşturma dosyasını, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine gönderir. Mahkemece bu konuda verilen karar kesindir.(8) (Ek:21/2/2014–6526/15 md.) Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır.(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/146 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/141 md.) Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir. Soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği vekili bizzat yapar. Başsavcı veya vekili, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur.”12. 5271 sayılı Kanun'un“Adlî kolluk ve görevi” başlıklı 164. maddesi şöyledir:“(1) Adlî kolluk; 4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 8, 9 ve 12 nci maddeleri, 10.3.1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 7 nci maddesi, 2.7.1993 tarihli ve 485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi ve 9.7.1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen soruşturma işlemlerini yapan güvenlik görevlilerini ifade eder.[60](2) Soruşturma işlemleri, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda öncelikle adlî kolluğa yaptırılır. Adlî kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısının adlî görevlere ilişkin emirlerini yerine getirir.
Esas No : 2025/123 Karar No: 2025/289
(3) Adlî kolluk, adlî görevlerin haricindeki hizmetlerde, üstlerinin emrindedir."13. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun “Emniyet Teşkilatı Bölümleri” başlıklı 8. maddesi şöyledir:“(Değişik: 15/6/1938 - 3452/2 md.)Polis: İdari, siyasi ve adli kısımlara ayrılır.Belediye zabıtası işleri; lüzum görülen yerlerde idari polis kadrosundan ayrılan ve tahsisatı belediyelerden alınan bir kısım tarafından ifa edilir. Bu kısım memurlar dahi işbu kanun hükümlerine tabi tutulurlar.Bu suretle belediyelerden verilecek tahsisat nisbetinde olmak üzere Emniyet Umum Müdürlüğü kadrosundaki şube müdürü, emniyet amiri başkomiser, komiser, komiser muavini ve polis adedi Cumhurbaşkanı kararile tezyid edilebilir ve o zamana kadar belediye zabıtası işlerinde çalışanlar aldıkları maaş mikdarına göre ilave edilen bu kadrolara tayin edilirler.Lüzum görülen yerlerde bu madde hükümlerine göre emniyet kadrosuna alınacak belediye zabıtası maaş ve masrafları Cumhurbaşkanı kararile Emniyet Umum Müdürlüğü bütçesinden ödenir."14. 3201 sayılı Kanun'un 9. maddesi şöyledir:“A) İdari polis, içtimai ve umumi intizamı temin etmekle mükellef olan kısımdır.B) Siyasi polis, Devletin umumi emniyetine taallük eden işlerle mükellef olan kısımdır.C) Adli polis; asgari tam teşekküllü bir polis karakolu bulunan yerlerde, adli işlerle uğraşmak üzere Emniyet Umum Müdürlüğünce kadrodan ayrılan bir kısımdır.Tam teşekküllü bir kadrodan daha az kuvvette olan polis teşekküllerinin tamamı veya bir kısmı adli polis olarak tefrik edilebilir."15. 3201 sayılı Kanun'un 10. maddesi şöyledir:“Adli polis toplu olarak veya mıntakalara ihtiyaç nisbetinde tevzi edilmiş bir halde bulundurulur.Adli polis, adli tahkikat vazifeleri haricindeki hizmetlerde, mafevklerinin emrindedir."16. 3201 sayılı Kanun'un 12. maddesi şöyledir:"Adli işlere mütaallik tahkikat; salahiyetli adli otoritelerin direktifleri altında ve kanunlarına tevfikan yalnız adli zabıtaya yaptırılır. Polis teşkilatı yapılmıyan yerlerde teşkilat yapılıncaya kadar adli polis vazifeleri diğer zabıta tarafından yapılır. İdari zabıta adli zabıtaya icabında veya Cumhuriyet Müddeiumumisinin talebi üzerine yardımla mükelleftir.İdari polis adli zabıta vazifesini tahrik eden herhangi bir hal karşısında kaldığı takdirde bir taraftan adli zabıta vazifesini ifa etmekle beraber, diğer taraftan adli zabıtayı haberdar eder ve adli zabıta gelince işi ona devreder. Adli zabıta vazifesini gerek aslen ve gerek yardım suretile gören zabıta memurları hakkında bu vazifeden mütevellit suçlardan dolayı Ceza Mahkemeleri Usulü Kanununa göre takibat yapılır."17. 3201 sayılı Polis Vazife ve Sal?hiyet Kanunu'nun 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(Değişik: 16/7/1965 - 694/2 md.)Polisin genel emniyetle ilgili görevleri iki kısımdır.A) Kanunlara, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine, yönetmeliklere, Hükümet emirlerine ve kamu düzenine uygun olmıyan hareketlerin işlenmesinden önce bu kanun
Esas No : 2025/123 Karar No: 2025/289
hükümleri dairesinde önünü almak,B) İşlenmiş olan bir suç hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlarda yazılı görevleri yapmak,... "IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme18. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 08/04/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Kanun'un 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idari yargı ve adli yargı dosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacının istemi üzerine mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi19. Raportör-Savcı Dr. Berrak YILMAZ'ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:20. Dava, idare Mahkemesince verilen iptal kararının uygulanmadığından bahisle ilgili personel hakkında suç duyurusunda bulunulması üzerine ilgililer hakkında soruşturma izninin verilmesinden sonra Cumhuriyet Başsavcılığı ve kolluk görevlilerinin görevlerini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle oluşan manevi zararın tazmini istemiyle açılmıştır21. Anayasa'nın başlangıç kısmında öngörülen "Kuvvetler ayrımı" ilkesi ile yargı ile ilgili 9. ve 138. maddeleri dikkate alındığında, bağımsız bir erk olan yargının yargılama faaliyeti ile ilgili işlemlerinin, Anayasa'nın 125. maddesinde öngörülen "idari işlemler" kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayıp, bu "yargısal işlemler" nedeniyle idari yargı yoluna başvurulabilmesine imkân yoktur. Esasen bu durum, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tabii bir sonucudur. Yukarıda işaret edildiği üzere, Cumhuriyet Savcılarıyla onlar adına işlem yapan kolluk personelinin yargılamadaki fonksiyonu geniş çerçevede bir kamu hizmeti olarak değerlendirilse de, somut olarak, ifa edilen yargı faaliyetinin bir parçası olduğunda ve yargısal işlem mahiyetini taşıdığında kuşku bulunmamaktadır. Yargılama sürecine katkıda bulunan işlemler ya da faaliyetler nedeniyle Devletin sorumlu tutulmasında da bu sorumluluğun denetiminin aynı yargı düzeni içinde yapılması ve yargısal nitelikli bir işlemin idari yargı denetimi dışında tutulması gerektiği açıktır.22. Dosyanın incelenmesinden, davacının Silivri Belediye Başkanlığının18/08/2011 tarih ve 1265 No'lu Encümen kararı ile 25/08/2011 tarih ve 1324 No'lu Encümen kararlarının iptali talebiyle açtığı davada, İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 31/10/2012 tarih ve E.2011/2181, K.2012/1953 sayılı kararı ile söz konusu kararların iptal edildiği ve kararın Danıştay tarafından onandığı, iptal kararının uygulanmadığından bahisle davacı tarafından Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına ilgili belediye personeli hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, Silivri Cumhuriyet Savcılığının 2017/8833 No'lu ön soruşturma dosyasında 33
Esas No : 2025/123 Karar No: 2025/289
kişi hakkında verilen soruşturma izninin kendisine tebliği sonrasında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, Silivri İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Silivri İlçe Jandarma Komutanlığının görevin gereklerini yerine getirmediklerinden bahisle, oluşan manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle davanın açıldığı anlaşılmıştır.23. Dosyanın ve ilgili mevzuatın bir bütün olarak incelenip değerlendirilmesinden, somut olayda, soruşturmanın Cumhuriyet savcılığı emrinde ve talimatıyla yapıldığı ve devam edildiği, Cumhuriyet savcılığının ve kolluk görevlilerinin devam eden bir soruşturma kapsamında yerine getirdiği görevlerinin yargısal faaliyet kapsamında olduğunda kuşku bulunmadığı, yargılama sürecine katkıda bulunan işlemler ya da faaliyetler nedeniyle Devletin sorumlu tutulmasında da, bu sorumluluğun denetiminin aynı yargı düzeni içinde yapılması ve yargısal nitelikli bir işlemin idari yargı denetimi dışında tutulması gerektiğinden, bu işlemlerin etkin ve adil bir şekilde yapılmadığı nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açıldığı anlaşılan davanın görüm ve çözümünün adli yargı yerine ait olduğu, ancak Uyuşmazlık Mahkemesinin adli yargı içerisinde hangi yargı merciinin bu davalara bakmakla görevli olduğu hususunda karar verme yetkisi bulunmadığı, bu belirlemenin ilgili yargı kolunun kendi içerisinde yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.24. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/10/2024 tarih ve E.2024/313, K.2024/307 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/10/2024 tarih ve E.2024/313, K.2024/307 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,08/04/2025 tarihinde OY BİRLİĞİYLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Nilgün
Doğan
Eyüp
GÜLEÇ
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN